O gün öğleden sonra Ankara’ nın havası serinlemiş, apartmanın içi loş bir sessizliğe bürünmüştü. Nil, salonda oturmuş elindeki dergiyi karıştırıyordu ama aklı sayfalarda değildi. Savaş o sabah ona kısa ve net bir şey söylemişti: “Kardeşim Sedef birkaç günlüğüne gelecek. Sakın evli olduğumuzu söyleme Nil.” Nil’ in içi sıkılmıştı. Kelimeler ağzına gelmişti ama yutmuştu hepsini. Savaş ’ın duvarları yüksekti; onu zorlamanın bir anlamı yoktu, yine de sessizliği içinde kırılmıştı. Kapı çaldığında ilk o atıldı. Savaş kapıyı açmadan önce Nil ’e kısa bir bakış attı. “Unutma.” dedi sadece. Nil başını salladı, dudakları sıkıydı. Sedef içeri adım attığında, enerjisi apartmana taştı. Saçlarını omzuna savurarak ağabeyine sarıldı. “Abi!” dedi neşeyle. “Seni ne kadar özlediğimi anlatamam.” Savaş kısa

