❂ BBB | Bölüm 6 ❂

978 Words
İkimizde sessizdik arabaya bindiğimizde. Ama Devrim daha çok kapatmıştı kendini gerçek dünyaya. "Devrim ben seninle nişanlanamam." İlgisini çekmek adına söylediğim cümle işe yaramış gibi bakışları bana döndü. Yüzü ruhsuzdu. "Elçin gerçekten nişanlanmayacağız." Dedi bezgin bir ifadeyle. Göz devirdim. "Ondan bahsetmiyorum ya..." Sıkılgan bir ifadeyle "Neyden bahsediyorsun?" Diye sordu. "Daha başlık paramı vermedin. Ondan bahsediyorum." Şirince gülümserken yüzünde hafif bir sırıtış belirdi. İşe yaramıştı. "Senin kardeşine başlık paranı verdim Elçin." Edim'in bahsi geçtiği an yüzümdeki ifade silindi. O da farketmişti. "Ne oldu?" Derecesine baktı yüzüme. Sanki bunu bekliyormuş gibi zehrimi akıtmaya başladım. "Ben çıkmadan önce Edim'le konuştum Devrim. Bana ne dedi biliyor musun? O adam seni öldürecek. Ve bunu bilerek beni sana vermiş. Benim ölmemi istiyor." Dudaklarımı kıstırarak baktım yüzüne. Kaşları usulca havalandı. "Elçin zira birini öldürmek isteseydim o şerefsiz kardeşini öldürürdüm. Kardeşini öldürmediysem seni hiç öldürmem. Ve bir daha Edim'le konuşmanı istemiyorum. En azından benimle olduğun sürece." "Yani bu yaşayacağım anlamına mı geliyor?" "Evet Elçin bu yaşayacağın anlamına geliyor. Yamyam falan değilim. Masum insanların kanıyla beslenmiyorum." Bu sefer sırıtan ben olmuştum. "Yani gerçekten nişanlanıp,evlenip çocuk sahibi olma imkanım var mı, bana yaşama hakkı verdin ya." Alayla sorduğum soruya alaylı bir biçimde sırıtarak karşılık verdi. "Bence seni kısırlaştırsın evleneceğin adam. Dünya buna dayanamaz." Kaşlarımı çattım. "Nedenmiş o?" Sesim tripli gibi çıkmıştı. "Refleks olarak kafa atan tek değişik kız sensin. Kızlarında sana benzerse vay hallerine etraflarindaki erkeklerin. " Ay ben nasıl unutmuştum? Bu beni öpmüştü. Aklıma bir sürü işkence fantazisi gelmeye başlarken gözlerimi kısarak. "Ne yapayım beni öpen adama güleyim mi?" Dedim sertçe. "Hayatının en güzel öpücüğünü aldın ve beğenmiyor musun?" Gözlerimi devirdim. Bu sarsılmaz duruşunu yıkmalıydım. "Hayatımın en güzel öpücüğü falan değildi. Ağzın soğan kokuyordu. İğrençti." Soğan falan kokmuyordu ama olsundu. Yüzüme şaşkınca baktı. Gururunu mu kırmıştım? Sadece özgüvenini biraz sarsmak istemiştim. "Soğan falan kokmuyordu çünkü soğan yemedim." Diyip bileğine hohlayarak kokladı. Anlamaya çalışıyordu soğan kokusu olup olmadığını. "Ağzın soğan kokmayabilir ama yine de iğrençti." Diye itiraf ettim. Devrim rahat bir nefes bıraktı. "Seni şu an iki kurşunla öldürebilirim biliyorsun değil mi?" Kahkaha fırlatıp "Beni öldüremezsin çünkü ben masumum." Dedim elimi çenemin altına koyup şirin olduğunu düşündüğüm bir ifadeyle gülümseyerek. Gözlerini devirip arabayı sürmeye devam etti. "Belasın kızım sen." Dilimi çıkarttım ve yolculuğu izlemeye başladım. "Yarınki nişana istediğin kişileri çağırabilirsin. Bu senin ilk nişanın." "Sanki senin ilk nişanın değil." Sessizliğe büründüğünde "Oha!" Diye bağırdım. Kulaklarını ovuşturarak yüzünü ekşitti. "Bu senin ilk nişanın değil mi?" Milyonuncu kez göz devirip, "Bence arkadaşlarını ve aileni şimdiden ara. Sahte de olsa nişanında buruk olmanı istemem. Ama lütfen annene ve babana olanları anlatma. Edim ise gelmeyecek." Telefonunu bana uzatmıştı. Malum benim telefonumun kapalı durmasını istemişti de kendileri. O an kimsesiz olduğumu Devrim hatırlatmıştı bana. Gözlerimden bir damla yaş düştüğünde ağlamaya ne zaman başladığımı düşünmeye başlamıştım. "İyi misin Elçin?" Ajitasyon yapmak en nefret ettiğim şeylerden biriydi. O yüzden burukça tebessüm ettim. Devrim'in bana acımasını istemiyordum. "İyiyim. Ben bizimkileri arayayim." "Elçin..." Tam telefonu elinden alacakken adımı söylemesi yavaşlattı hareketlerimi. "O kadar kendinden emindin ki yapmayacağın konusunda. Kabul ettin ama sonra..." Hüzün çöken suratımla baktım Devrim'e. Neden bende yapıyorum diye, kendime tüm yemek boyunca sormuştum. Nedenini bulamamanın yorgunluğu vardı vücudumda bu yüzden. Soruyu duymamazlıktan gelmeye karar verdim. Telefonu elinden alıp, ekran kilidi açık olan telefona Gül'ün numarasını yazdım. Bir yandanda gözlerimde birikmiş yaşları siliyordum. İkinci çalışta açmıştı bro'm. "Alo, buyurun." "Benim Gül." Sesim cılız çıkmıştı. "Alo kanka o mahalledeki dedikodu ne ya öyle? Az önce geldim mesaiden. Can ne saçmalıyor? Seni arayacaktım başka numaradan aradın." Nefes almadan konuşmaya başlamıştı. "Kanka yarın nişanlanıyorum. Gel bedava baklava gömek." Gül birkaç saniye konuşmadı. "Dilini mi yuttun Gül?" Sesim ciddiydi. "Kanka doğruyu söyle telefon etmeden önce bir şey çekmedin değil mi? Kafan bir milyonda." Göz devirdim. "Kızım yarın harbiden nişanlanıyorum. Nişanıma bekliyorum. Can'a da söyle. İki saat ona da inandırmaya çalışamam. Çünkü kendisi benim senin gibi delirdiğimi zannediyor da. Konumu atarım." Başka bir şey söylemeden kapatmıştım telefonu. Can ve Gül'ün numarasını engellemeyi de ihmal etmedim. Biliyordum bir sürü arayacaklardı. Bu adam mafyaydı. Onlara da bulaştırmak istemiyordum. ****** ****** Devrim'in evine girdiğimizde kendimi koltuğa fırlattım. Çok yorulmuştum. "Çok yoruldum." Devrim bana göz ucuyla baktıktan sonra tekrar elindeki telefona döndü. Ardından kafasını tekrar bana çevirdi ve elindeki telefonu bana uzattı. "Telefon numaranı yaz telefonuma." Dediğini yapıp telefonuna yazdım. "Telefonunu açabilirsin artık. Kapatmana gerek kalmadı. Yarın nişanlanacağını arkadaşların biliyor, kaçmaya gerek kalmadı. Ben biraz uzar diye düşünmüştüm ama..." Telefonu tekrar ona verip, bende Devrim'in numarasını telefonumu açarak, rehberime kaydettim. Onu "Devo" Olarak kaydetmiştim. Acaba o beni ne olarak kaydetmişti? Meraklansamda sormadım. "Sana w******p'tan bir moda sayfasının linkini attım. Oradaki hesaptan beğendiğin bir elbiseyi seç. Bana gönder. Bildireyim İpeğe." Dediğini yapıp Devrim'in gönderdiği bağlantıya bastım. Ve i********: amblemi göründü ekranda. Sonra sayfa açıldı. Çok güzel ve baya pahalı tasarımlar vardı. "Devrim zarara giriyorsun böyle yaparak. Bu elbiseler Edim'e ödetmediğin paradan daha fazla." Sırıtıp koltuğa uzandı. "Anneme yarın çirkin gelin getirmişsin demesinler diye bu çabalarım. Yarın Filli boyayı da çağıracağım." Dedi haince. Pislik. Yanımda duran kırlenti alıp kafasına fırlattım. Zorlanmadan kırlenti tutup bana sertçe attı. Yüzüme gelmişti ve elimdeki telefon elimden kayıp yere düştü. Bir annenin çocuğu yere düşmüş gibi endişeyle kalkıp yerden aldım tefefonu. Resmen telefonumun üzerinde harita oluşmuştu. "Telefonumu kırdın hayvan." Elimdeki telefonu eline aldı ve incelemeye başladı. Ardından yanındaki tuşa bastı. Telefon açılmıştı Ama kırılan ekran yüzünden bazı tuşlar basmiyordu. Yüzümü ekşittim. "Yarın hallederiz telefonu. Şimdilik idare et. Benim telefondan bakabilirsin giyeceğin elbiseye." Somurtarak onayladım. Telefonunu bana verdi. "Ben banyo yapıp üzerimi değiştirene kadar işin bitmiş olsun." Telefonun şifresini söyleyip, geldiğinde şifreyi değiştireceğini söyleyerek merdivenlere doğru yürümeye başlamıştı. Bende onun telefonuna çok meraklıydım ya. Telefonun kilidini açıp w******p'a girerek bana gönderdiği linki açacaktım ki beni sadece rehberine nokta işareti olarak kaydettiğini gördüm. Bozulmadım desem yalan olurdu. Bir anda benim altımdaki isme takıldı gözlerim. "Sevgilim" Ağzımın açılmasını son anda engellerken bir bildirim sesi geldi. Bildirimin içeriğine baktığımda "Sevgilim." Kişisinden geldiğini görmüştüm. Görüldü olmaması için üstten okudum mesajı. "Ne zamana kadar böyle devam edecek?" İçimi bilmediğim bir his kaplarken bana gönderdiği linke tıklamaya karar verdim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD