❂ BBB | Bölüm 5 ❂

1019 Words
Uzun bir yolculuğun ardından dev bir evde durmuştuk. Devrim'in söyledikleri yüzünden bedenim ağır enkazlar altında kalmıştı. Gerçekten buraya ne için gelmiştim? Aslında ona kısaca bir ders vermek istemiştim, bana Emir vermemesi gerektiğini ögretecektim güya. Devrim arabanın kapısını açtı. Bende inmiştim. Buğra'lar daha önce gelmişlerdi buraya sanırım. Çünkü arabaları park edili haldeydi. Burada da değişmemişti kural. Saygıyla eğileceklerdi resmen dışarıda bekleyen adamlar. Seri adımlarla yürümeye başlamıştık yan yana. Kapının önüne geldiğimizde kapı biz çalmadan açıldı.. Tekerlekli sandalye üzerinde oturan orta yaşlarda bir kadın ve sandalyenin arkasında duran bir yaşlı bir kadın vardı. Tekerlekli sandalyenin üzerinde oturan kadının saçlarında örtü vardı. Yüzü cansız ve solgundu fakat kocaman bir gülümseme vardı yüzünde. "Annem...." Dedi Devrim şefkatle. Annesiydi. İçime bi acı çöreklendi. Devrim annesine sımsıkı sarılmıştı. Gitmesinden korkar gibi. Keşke dedim içimden, keşke annem ölmeden önce ona sımsıkı sarılmaya fırsatım olsaydı. Halbuki o gün annem o kadar söylemişti gel sarılalım diye. Gitmemiştim. Çünkü o gün en sevdiğim diziyi izliyordum. O kadar kızıyordum ki kendime... Bir dizi yüzünden annemin kokusunu unutmuştum. Gözlerimin dolmasına yine engel olamadım. Böyle olmamalıydı. Ben sulu gözlü bir insan hayatımda olmamıştım. Ama şu an ağlamak istiyordum deli gibi. Devrim geri çekilirken, Devrim'in annesi ile göz göze gelmiştik. Beni yavaşça süzerken bende onu süzmeye devam ettim. Gözlerinin rengi Devrim'in aksine benim gözlerimin renginin tonunda, zümrüt yeşildi. Yüzü solgun olsada çok güzel yüz hatlarına sahipti. Naif bir ses tonu vardı. Gözleri gözlerimde durduğunda içten bir gülümsemeyle baktım gözlerine. O da gülümsedi. "Hoşgeldin kızım." "Hoşbulduk efendim." Sesim benden beklenilmeyecek derecede kibar çıkmıştı. Arkadaki kadında beni beğeniyle süzüyordu en sonunda kendini toparlayıp "Ver kabanını kızım. Asayim." Dedi. Kabanımı çıkarırken Devrim yine elimi tutmaya başladı. Sende ne el tutma meraklısı çıkmıştın be yavrum. "Sana gelinini el öptürmeye getireceğim demiştim Sevgi sultan." Burukça gülümsedi. Bende gülümsedim aynı buruklukta. Ve elini gerçekten, tüm samimiyetimle öptüm. Kendi isteğimle yapmıştım bunu. Mahallede bu halimi görseler arkamdan teneke çalarlardı ama olsundu. Şimdi önümde iki seçenek vardı, ya Devrim'in annesine gerçekleri söyleyip büyük bir ders verecektim Devrim'e ya da kuzu kuzu onun kurduğu bu oyuna itaat edecektim. "İçeri geçelim çocuklar." Kafamı sallarken Sevgi teyze önde biz arkada yürümeye başlamıştık. Yüzümde derin bir ikilemin emaresi vardı. Salon Devrim'in evinin aksine ağır ahşap ve altın vakalarla süslü, görkemli mobilyalarla döşeliydi. Salonda İpek Buğra, bir kadın ve bir erkek vardı. Tanımadığım kadın ayaklandı. "Ay Elçin'ciğim hoşgeldin." Diyip bana sarıldı. İyi de ben bu kızı tanımıyordum ki. "Tanışıyor muyuz?" Kaşları havalanırken yanımdan geçen Sevgi teyzenin de kaşları havalanmıştı. "Ay şakacı yengem. Görümceni nasıl tanımıyorsun? Geçen seninle Devrim'in evinde konuştuk ya." Devrim'in ablasıydı bu kız muhtemelen. Yine bir pot kırmamı engellemek istercesine kaş göz oynatıp susmamı söyledi ardından Sevgi teyzeye dönüp, "Anne bak oğlun seni kandırmıyormuş değil mi? Gelinini de getirdiğine göre inaniyorsun artık benim küçük kardeşime..." Dedi. Sevgi teyzenin yüzünde kocaman bir gülümseme belirmişti. "Ne yalan söyleyeyim ilk başta bu eşek sıpasının bana yalan söylediğini falan zannettim. Ama Elçin'i görünce rahatladım." "Eşek sıpası?...... Ayıp oluyor anam. Sevdiğim kadının yanında. Benimde bir karizmam var." Devrim'in evleneceği kadın çok şanslıydı. Onu fazlasıyla sahiplenecekti. Yalnızlık hissi bir an bile yaşatmayacaktı ona. Beni sahte de olsa sahiplenişi hoşuma gitmişti. Ayh ne oluyordu bana böyle? Devrim'in bu cümlesiyle salondaki herkes gülmeye başlamıştı. Gözlerim yavaşça Sevgi teyzeye kaydı. Onun gözleri zaten benim üzerimdeydi. Samimi olduğunu düşündüğüm bir gülüş attım. O da gülümsedi. Yumruklarımı sıktım. Neden her şey benim aleyhime sonuçlanıyordu? Kendimi çıkmaz bir sokağa hapsetmiştim. Ve çıkamıyordum. Ben bu kadını üzemezdim. Üzmemeliydim. Kafam algılama yetisini kaybetmişti. Artık bu ülkede yaşayamamak gibi saçma neden bile beni korkutmuyordu. O kadına bunu söyleyerek canını yakamazdım. ***** Cidden şu an Devrim'in çocukluk anılarını kahkaha atarak dinliyordum. Devrim mafya olamayacak kadar komik geçmişe sahipti. Ne için gelmiştim? Neye karar vermiştim? Devrim bana öldürücü bakışlarlarını fırlatırken dudaklarımın üzerine ellerimi bastırmıştım. Bedenime usulca sokulup "Sussana kızım." Dedi tıslarcasina. Sırıtıp "Ama komik." Dedim masumca. Kaşlarını havalandırdı. "Gülmeye devam edersen seni sustururum." Al işte içimdeki şeytanı uyandıyorsun böyle yapınca Devrim. "Susmayacağim. Hadi gel sustur." Diyip sahte ve sinir bir kahkaha atmaya devam ettim ona bakarak. Ta ki beklemediğim bir şekilde dudağıma yapışana kadar. Dudaklarıma ateş değmiş gibi geri çekildim. Gözlerim kocaman açılmıştı. Ne yapıyordu bu davar la? Kabul ettim diye beni öpemezdi. Öfkeyle baktım gözlerine. Yüzünde sinsi, adice bir gülümseme belirdi. Kafamı nasıl gömdüğümü hatırlamıyorum bile. Deli tarafımda benim bile hükmüm geçmiyordu bazen. Devrim sandalyeden düşüp yeri boylarken herkes bir bana bir Devrim'e şaşkınca baktı. Bir an niçin burada olduğumu unutmuştum fakat Sevgi teyzenin gözleriyle kesiştikten sonra aklıma geldi. Oturduğum yerden kalkıp "Özür dilerim aşkım valla yanlışlıkla oldu." Bu kelimeyi tükürürcesine söylemiştim. Yüzünde sinirli bir ifade oluşurken, Sevgi teyze hariç herkes bıyık altından sırıtıyordu. "Önemli değil hayatım. Herkesin böyle normal tepkileri olabilir. İnsanlık hali." Dedi iğneleyici bir tonda. Dudaklarımı ısırırken İpek benim aksime kendini tutamayıp kahkaha patlatmıştı. Sonra da diğerleri güldü. Sevgi teyze de oğluna kafa atmama rağmen gülmelere eşlik etmeye başlamıştı. Devrim göz devirip kendiyle düşen saldalyeyi kaldırarak yerine oturdu. Ne yapsaydım acaba? Aferin mi deseydim? Beni öptüğü için içim acıyordu. İlk öpücüğümü susmamı sağlamak için Devrim almıştı. Az bile yapmıştım ona. Buradan çıkınca ona neler neler yapacaktım. Bir bilse.... Kafa atma mevzusu geyiği yapıldıktan sonra Sevgi teyze ikimize döndü. "Nişanı yarın yapmanızı istiyorum Devrim." Dediği şey bomba gibi düşmüştü masaya. Yüzümüzdeki gülüşler silindi. Söze ilk başlayan Devrim oldu. Zira benim dilim damağım kurumuştu. "Ama anne......" Sevgi teyze sözünü kesti hemen. "Oğlum doktor 6 ay ömrün var dedi ama Allah bilir ancak ne zaman öleceğimi. Belki yarın belki bir ay sonra. Ben seni Elçin'le nişanlı görmek istiyorum ölmeden önce. Ben Elçin'i sevdim. Akıllı, terbiyeli, sana uygun. Ne olur oğlum? Bu senden son dileğim." Pınar ablanın (Devrim'in ablasının) gözleri dolarken sımsıkı sarıldı ona. Devrim'in de gözleri dolmuştu. Onu öyle görmek ruhumda acılar içerisine sokuyordu. Onu bugün tanımama rağmen neden böyle hissediyordum? Gözlerindeki buğuyu kimse görmesin diye kafasını kaldırmadan. "Tamam sultanım. Sen nasıl isyiyorsan?" Sesi boğuk çıkmıştı. Yine yaptığım düşüncesizce şey başıma bela olmuştu. Ne için gelmiştim ne olmuştu? Beni bu ülkeden sürmesi bile beni korkutamazken kan bağım olmayan bir kadın için, şu an daha da durumu kötüleşir diye papuç bırakmayacağım bir adama itaat etmek zorunda kalmıştım. Belki bunu yapma sebebim, Sevgi teyzeyle garip bir şekilde kurduğumuz his bağıydı. İnsan nasıl yeni tanıştığı biriyle, güçlü bir his bağı kurabildiğini hissederdi ki?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD