Gözleri bana kayarken ise sinsi bir gülüş peydahlandı yüzünde.
"Borçlarının silinmesi karşılığında ablan?" Why?
Gözlerim pörtledi. Ne diyordu bu adam ya?
Parası karşılığında ben. Yani kardeşimin borcu karşılığında ben.
Sakin olmaya çabaladım ama kendimi tutamıyordum. Dalarım ben buna.
Sertçe baktım gözlerine.
"Ne diyon hacı sen?" İçimdeki, bastıramadığım keko beni alt edip bu cümleyi kurdurmuştu bana.
Devrim benim bu tarafımı bilmediği için şaşkınca baktı gözlerime. Saşkınlığı kısa sürmüştü.
Beni es geçip Edim'e döndü. Bakışları.
"Ne diyorsun Edim?"
Edim bana haince sırıtıp "Kârlı iş."
Dedi. Az önce ben bu çocuğa acımış mıydım?
Vicdanımı sikeyim. "Bu kızı benden alman için üzerine para bile öderim."
Kaşlarımı çattım. "Sen önce ödeyemediğin parayı ver de." Cazgır bir tavırla üzerine yürümüştüm.
"Kızı alın ve Edim'in borcunu silin."
İbre ne ara bana dönmüştü ya? Hiçbir şey anlayamadan Mahmut ile adını bilmediğim kısa boylu adam iki koluma girip beni çekiştirmeye başlamıştı.
Devrim ise önümüzdeydi. Kardeşime ders vereceğim derken ben ders almıştım.
Öğrendiğim ders ise şansın bir fahişe gibi şerefsizlerin etrafında dönüyor oluşuydu.
Kardeşimden bana yaptığı onlarca şeye rağmen ilk defa bugün saf bir kinle nefret etmiştim.
Direnmeye başladığımda başarılı oldum.
Kapıdan bir türlü çıkaramıyorlardı beni.
Devrim köpeklerinin beni zaptedemeyeceğini anladığında bana yaklaşıp omzuna un çuvalı gibi attı.
Kaslı bedenini yumruklayıp beni indirmesini sağlamaya çalışmıştım ama başaramadım.
Bu yumruklama seromonisi arabaya bindirilene kadar sürmüştü.
Arabaya yaklaştığımızda hiç zorlanmadan kapıyı açıp, koltuğuna fırlatırcasına atarak kapımı kilitledi çıkmamam için.
Kendisi bindiğinde ise arabayı çalıştırmıştı.
"Ne yapıyorsun sen ya? Sen kimsin? Ne için beni aldın gerizekalı, pezevenk piç......"
O kadar çok konuşup hakaretlerimi sarfetmiştim ki Devrim arabayı bağırtarak durdurdu.
"Kızım sen hiç susmaz mısın?"
"Neden susayım? Şu an farkında mısın bilmem ama beni satın almış gibi bir şey oldun sen. Belki beni organ mafyalarına vereceksin ya da sadistçe işkenceler yapacaksın."
Kaşlarını alayla havalandırdı.
"Çok fazla mafya kitabı okuyup mafya filmi izliyorsun değil mi? Bunun başka bir açıklaması olamaz"
Alayla sorduğu soruya karşın ben bu adamın müneccin olup olmadığını sorguluyordum içimden.
Bu sessiz halime daha fazla dayanamayarak kahkaha attı.
Gülünce sanki tanrı Cennetin numunesini gösterirmiş gibi etkilenmiştim.
Kendini toparladığında
"Söylesene sen o mafya kitaplarındaki masum kızlara mı benzettin kendini?"
Kendimi masum olarak tanımlamıyordum ama bir an kendimi öyle hissetmiştim. Fakat bunu Devrim'in bilmesine gerek yoktu.
"Evet."
Yüzümü süzüp dudaklarındaki yamuk gülümseyişi saklayamayarak
"Sen masum değil cazgırsın." Dedi.
"Eyvallah." Dedim sağ elimi kalbime koyarken.
Bu hareketime yine şaşırdı. Bazen bir kıza göre erkeksi davrandığım zamanlar olduğu doğrudur.
"Seninde kötü adam olman gerekiyordu. Bağırıp hakaret etmen falan."
Bu arabaya binerken böyle bir sohbete başlayacağımızı bilemezdim. Hatta bu adamın gülebileceğini bile tahmin edemezdim.
O yüzden kitaplardaki o kötü adamlarla bağdaştırmıştım. Ama değil gibiydi sanki ha?
"O karakterle tek bağdaştırılabileceğim konu yakışıklılık."
Uuvvv birde kibirlilik vardı ha? Kaşlarım havalanırken
"Peki beni niye kardeşimin borçlarını silmek karşılığında aldın?"
Yani sonuçta bir amacı olmalıydı insanların.
Bu sefer yüzünde eğlendiğini daha çok belli eden bir gülümseme vardı.
"Nişanlım olacaksın."
Hö? Bu adam bana evlilik teklifi mi etmişti? Haydarım nerede lan benim?
Arabanın torpido gözünü hızla açtım. Kitaplarda hep torpido gözlerinde silah falan olurdu.
Elimle yokladığımda elime küçük bir çakı gelmişti.
O da işe yarardı. Çakıyı hızla boğazına dayadım.
"Sen ne diyorsun be? Ben seni tanımıyorum bile."
Kaşları havalanırken tek bir hamlede bıçağı benden aldı. Hiç zorlanmamıştı bile...
"Salak mısın kızım ammına koyayım?"
"Ben seninle evlenmem." Dedim.
Benden beklenen bir ses tonuyla bağırmıştım.
Kaşları havalandı. "Sen şizofrenik falan mısın?"
"Asıl sensin şizofrenik. Beni nasıl böyle bir şey için alırsın? Daha tanışmıyoruz bile."
Göz devirdi.
"Gerçekten seninle evleneceğimi düşünecek kadar yıkık mısın? Evlenmeyeceğim seninle."
Kaşlarımı çattım. "Ben eğlenecek değil evlenilecek kızım oğlum. Niyetin ciddi değilse oylama beni."
Sen ciddi misin? Der gibi baktıktan sonra kaşları havalandı.
"Edim'in yüklü miktardaki borcunu sildim. Sende bu iyiliğimin karşılığında anneme nişanlım yani kadınım rolü yapacaksın birkaç aylığına."
Az önce yaptığım rezillikle kendimi yerin dibine sokmak istemiştim. Devrim'in cümleleri sonunda zihnim tarafından anlamlandırdığımda bu sefer benim kaşlarım havalandı. Hadi ama bu çok klişeydi.
"Bu hikaye bir yerlerden tanıdık geldi ama...."
Kaşlarını havalandırdı.
"Hayatında olan şeyleri kitaplardaki kurgularla mı bağdaştırırsın hep?"
Aslında bunu yapmazdım ama şu an yaşadıklarım klişe bir kurgunun satırlarını okuyormuşum hissiyatı veriyordu bana. Bu yüzden bağlantı kurmaya başlamıştım kitaplarla hayatım arasında.
"Genelde yapmam ama hayatım bir kitabın basitçe yazılmış kurgusuna meze olmuş gibi hissediyorum. Düşünsene ben basit bir kızdım. Sonra sana o kelimeleri söyledim ve sende işsiz gibi geldin. Borcu sildin, annene nişanlı rölü yapmamızı istiyorsun. Vay be ne kitap kurgusu olurdu ha? Binlerce kişi satın alıp okurdu bile belki."
Sol tarafındaki belli belirsiz gamze oluştu ve yüzünde bilmediğim bir ifade belirirken telefonu çalmaya başlamıştı. İçinde bulunduğumuz durumdan sıyrılmak adına telefonu ikinci çalışta açtı.
"Alo anne."
Dedi. Sesi şefkatle çıkmıştı. Annesini birkaç dakika dinledikten sonra bana döndü.
"Bu sefer oyalamıyorum anne seni. Gelinini bu akşam elini öptürmeye getireceğim."