Oyunlar

2058 Words
~Işıl~ "Bu ne lan!" dedi birde Ömer sinirle. "Noldu?" dedim ciddiyetle. "Bu pullar..." diyip bana baktı. "Sahte." Ağzımdan sadece bir "ne?" çıktı. "Dalga geçiyor olmalısın! Bukadar emek boşuna mıydı?!" diye kızdı Gamze. Sinirle ayağa kalktım. "Küçük sinsi kurt!" dedim kendi kendime. "Beni kandırdı!" Ömer iç çekip "planladığımız gibi olmadığı için sana parayı veremem Işıl , üzgünüm." dedi. "Sanırım devam ettmek istemeyeceksin." diyede ekledi. "Hayır Ömer hâlâ sizinleyim. Şu sinsi kurttan intikamımı alacağım." dedim. Şimdi geri çekilemezdim buna gururum el vermezdi. İlk önce beni kandıracak ondan sonra dalga geçer gibi sahte pulları bana verecek ve bende susucağım öyle mi? Çok beklerdi. Okadar sinirliydim ki doğru düzgün düşünemiyordum bile. "Şuan en iyisi Gamzeyle birlikte eve gittmek ve doğru düzgün düşünmek. Sonra haberleşiriz." dedi Ömer ve ikiside ayağa kalktı. "Bencede en iyisi bu." dedim. "Merak ettme Işıl biz birşey bulucağız tamam mı?" dedi Gamze ve bana sarıldı. 3 dakika içinde ikiside evimden çıkmış oldu. Kapı kapandığı an telefonum çalmaya başladı. Hemen telefonuma gidip kimin aradığına baktım. Ateş arıyordu. Birdakika onun numarası bende ne işi vardı? Telefonu yinede açtım. "Işıl bebeğim, benim." Yine sinirlenmeye başladım. "Telefon numaramı nerden buldun sen?! Hem sen benim telefonumda nasıl kayıtlısın?" güldü. "Bu da benim sırrım olsun." Bu sefer ben güldüm "Bukadar hızlı uyanıcağını düşünmemiştim. İyi uyudun mu bari?" onaylar gibi sesler çıkardı "evet öyle söylenebilir. Ama şunu itiraf ettmem gerekiyor ki hayatımdaki en güzel ve sexy gecelerden biriydi." Göz devirdim. "Bana bir iyilik yap güzelim, aynanın karşısına geç ve soyun." yüzümü buruşturdum. "Sebep?" İç çekti ama eğlendiği belli oluyordu "sadece dediğimi yap." dediğini yapıp banyoya geçtim ve telefonumu hoparlörlere alıp masaya koydum. Ardından soyunmaya başladım. Soyunduktan sonra gözlerimi pörtletip oraya baktım. Resmen göğüslerimin üstünde 'Sexy Hırsız' yazıyordu. "Seni bir elime geçireyim varya , işte ozaman bittin sen hayvan herif!" güldü. "Okadar şaşırmış gibi davranma , olduğun şeyi yazdım sonuçta , haksız mıyım?" Düşündüm. Söylese miydim? Ne kadar aptalım ben ya? Önümdeki sinsi kurt zaten herşeyi biliyor bunları kolaycada ispatlaya biliceğinden bile emindim. "Haklısın 'sexy hırsız' kelimesi tam bana göre." dedim bu sefer dalga geçercesine. "Helle ki 'sexy' kısmı." diyede ekledim. Bilmeliydim. Fırça gibi birşeyi göğüslerimin üstünde gezdirdiğini biliyordum. Neden göğüslerime bakmamıştım ki! Neyse en azından benimde ona bir süprizim vardı. "Sana bir süprizim var sinsi kurt." "Hmm öyle mi? Neymiş süprizin?" dedi eğlenir bir tonla. Demekki hâlâ mesajımı görmemişti. "ilk öncelikle pantolonunu çıkarmanı öneririm." dedim. Güldü. "Sen yeterki iste güzelim." dedikten sonra sesler gelmeye başladı. Sanırım pantolonunu çıkarıyordu. "Şimdi birtek sen eksiksin sexy bebeğim." göz devirdim. "Boxerinide çıkartman gerekicek." güldü. "Düşündüğüm şeyi yapmış olamazsın değil mi?" diyip yine sesler gelmeye başladı. Sırıttım. " 'Küçük kurt' demek..." dedi düşünceli birşekilde. "Süprizimi beğendin mi?" "Yani bir bakımdan evet bir bakımdan da hayır. Bana dokunman baya hoşuma gitti bunu bilinçli halimlede yapmalısın." yine göz devirdim. cidden bunu mu düşünmüştü? "Ama 'küçük' kelimesinin bana uygun olmadığını kendin görmüşsündür değil mi?" yutkundum. Yani biraz görmüş olabilirim... "Asıl sorumuza dönelim küçüğüm. Hırsız olduğunu kabul ediyor musun?" "Aaa o da nerden çıktı Ateşcim? Ben ve hırsızlık? Böyle birşey olamaz, kesinlikle." dedim dalga geçerek. Sonra ciddi halime gelip "beni çözdüğünü sanıyorsun ama yanılıyorsun Ateş. Oyunlar daha yeni başladı." Bu sefer o ciddiyetle konuşmaya başladı "o pulları geri istiyorum Işıl." Ne? Sahte pullarla ne yapıcaktı ki? Kesin yine oyunlarından biriydi bu da. "Diyelim ki onları sana geri getirdim, benim çıkarım ne olucak?" dedim. "Sabrımı zorlamanı tavsiye ettmem Işıl , elimde sana karşı yüzlerce koz var." yutkundum. "Ne kozuymuş bunlar?" "Senin odadaki pulları nasıl çaldığın gibi mesela." bütün parmak izlerimi silmiştim yani dediği imkansızdı. "Başkasını kandır." dedim. "Ciddiyim , odamda kamera olduğunu nasıl görmezsin? Hemde bir güvenlik uzmanı olarak." sesimi yükseltip "yalan söylüyorsun. Odanın heryerini inceledim kamera felan yoktu." "Buraya gel sana görüntüleri göstereyim." Bunu yapmak zorundaydım , eğer elinde koz varsa bitterdik. "Tamam geleceğim." "Akıllı bir seçim." dedi çok bilmiş "yarın sabah yine o apartmanda buluşucağız. Beni bekletme." cevap veremeden telefonu suratıma kapattı. O kameralarıda sikeyim! Senide sikeyim! O çok bilmişliğinide sikeyim! Herşeyi sikeyim! Ahh! Nekadar yakışıklı olursa olsun o götüne tekmeği yinede atmak istiyordum! Sinirle elimi musluğa vurdum ve böylece dengemi kaybetmiş oldum. Kalçam küvetin sivri yerine değdiği için kalçamı yırtmıştı. Canım yanıyordu ama bunu düşünecek yaktım yoktu. Sen görüceksin! Bi yarın olsun. Duş alıp , üstümü giyinip yatağa girdim. Daha fazla olanları düşünmek istemiyordum. Bugünki yorgunlukla birlikte 5 dakikada uykuya dalabilmiştim. ???????? Sabah telefonumun alarmı yüzünden erken kalkmıştım. Kendime geldiğimde ayağa kalkıp aynanın karşısına geçtim ve şortumu yukarı çekip kalçamdaki büyük kırmızı çizgiyi gördüm. Artık yapacak birşey yoktu. Banyoya girip rutin işlerimi halettikten sonra dolabım karşısına geçtim ve hazırlanmaya başladım. Hava sıcak olduğu için göbek açık giymemde fayda vardı. Giyindikten sonra hafif makyajımı yapıp glos renksiz rujumuda sürdüm. Siyah saçlarımı açık bırakıp düzleştirdim. Evet hazırdım. Beyaz kol çantamı alıp dünki 'gizli silahımı' ne olur ne olmaz diye çantama attım ve masada duran şu sahte pullarıda alıp kotumun cebinde koydum ve evden çıktım. Arabama binip o apartmanın yolunu tuttum. O binaya geldiğimde bir görevli beni görüp beni yönlendireceğini söyledi , ismimide söylediği için beni tanıdığına emin oldum. Beni 2. kata götürüp bir odanın önünde durup "buyrun" dedi. Beklemeden kapıyı açtım ve arkamdan kapattım. Büyük bir salonla karşılaştım ve çokta lükstü. Ateş ortalarda yok gibi görünüyordu. Birden arkamda ses duydum , işte küçük tilkimizde burdaymış. "Işıl..." arkamı dönüp alayla bende "Ateş" dedim. "Demek burdasın." diyede ekledim. "Hadi ama , beni gördüğüne hiç sevinmemiş gibi yapamazsın." diyip sırıttı. Aslında haklıydı ama bunu bilmesine gerek yoktu. Ciddi yüz ifadesine döndü. "Evet eğlendik , oyunlar oynadık ama bunlar geride kaldı. Artık ciddi meseleleri konuşma vakti geldi." diyip koltuğa oturdu ve oturmamı bekledi. Göz devirip karşısındaki koltuğa oturdum. "Dün gece patronumun odasında hangi arkadaşların vardı?" diye sordu duygusuzca. Görünüşe göre bugün oyun oynama havasında değildi. Gerçekleri öğrenmek ve kendisine ait olan şeyi geri istiyordu. "Patronun demek hm? Neden biraz patronun hakkında konuşmuyorsun?" dedim yapmacık bir hevesle ve göz kırptım. "Benimle oyun oynamaman gerektiğini söylemiştim Işıl." göz devirdim. "Kim olduklarını amaçlarını ne olduklarını hepsini öğreneceğim." sinirleniyordum. "Sana neden birşey söyleyecekmişim ki? Dünden beri oyun oynamaktan başka birşey yapmadın! Bana gerçeği söyle Ateş şu Fox denen kişi kim ve senin onunla alakan ne?!" geriye yaslanıp masanın üzerindeki sigarayı alıp yaktı. "Onun asistanıyım bukadar bilmen yeterli." diyip buz bakışlarıyla bana baktı. "Yalan." dedim. "Sencede üste çıkmaya çalışmıyor musun Işıl? Dün bütün yalanları sen söyledin şimdi karşıma geçmiş oyunlardan ve benim yalanlarımdan bahsetiyorsun." diyip sigarasından bir nefes daha çekti. "Bu senin içinde geçerli." dedim onun gibi bakarak. Öne eğildi ve gözlerim tam içine baktı "ozaman ne yapıcağını ben sana söyleyeyim." diyip biraz daha yaklaştı. "O pulları bana şimdi geri vericeksin." Biraz daha yaklaştı burunlarımız değmek üzereydi. "Eğer bana onları geri verirsen arkadaşlarını ve seni rahat bırakırım ama eğer vermezsen arkadaşlarını hapse tıktırırım ve seni..." diyip bir saç telimi kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Uslu bir kız olmadığından dolayı aklın alamıcağı bir şekilde cezalandırırım." Ses tonu bacaklarının arasını sızlatıyordu. "Cezaları severim." dedim sırıtarak. "Elbette seviyorsun. Senin gibi yaramaz bir leopardan beklediğim hareketler bunlar." diyip alıcı gözüyle vücudumu süzdü. Yutkundum. "Seni cezalandırmadan önce şu pulları geri almam lazım." dedi gözleri yine gözlerimi bulurken. "Unuttuğumu sanma." Gerçekten merak ediyordum neden sahte pulları bukadar istiyordu ki? Yani adı üstünde sahte. Yine oyun mu oynuyordu? Gülümseyip bacaklarımı yavaşça ayırmaya başladım. "Onları geri istiyorsan bence bir beyfendi gibi sormalısın." sırıttı. "Ben sormam emir veririm. Yine o güzel göğüslerine mesaj bırakmamı istemiyorsan şu hareketlerini kes." diyip göğüslerime baktı. Bu sefer bende gözlerimi üstüne indirdim. Üstünde kahverengi bir takım vardı ve içinde beyaz bir gömlek. Saat takmıştı ve siyah bir bileklikte vardı. Yakışıklı kurt... "Birtek sen mesaj bırakabiliyor değilsin ya." diye ima yaptım. "Hediyeni beğendin mi?" "Erkekliğime yazılmış olan 'Küçük kurt'... akıllıca ama şu 'küçük' kısmı pek uymuyor bunu telefonda da konuşmuştuk." diyip göz kırptı. "Ne denir bilirsin Ateş, sadece kendi gözlerine güven." diyip bende göz kırptım. "Aynen öyle. O yüzden bana pulları ver bende sana güveneyim." güvenmeyeceğini ikimizde biliyorduk. "O pulları istiyorsan bacaklarımın arasına bakmalısın..." dedim sırıtarak. Yaslandığı koltuktan yine ayaklanıp iç çekti. "O bacaklarının arasına elimi nekadar sokmak istediğimi hayal bile edemezsin ama bebeğim geçenki gibi 'gizlisilahını' çıkarırsan bu çok iyi sonuçlanmaz." aferin , rujumla olan olayı unutmamış. "Seni istiyorum Işıl" bunu okadar ciddi söylediki yüz ifadesi bile ciddiydi. Ciddi baktığı zaman çok daha olgun görünüyordu. Yutkundum. "Seni gerçekten istiyorum ama sana yaklaştığım zaman kontrolümü kaybediyorum ve bundan hiç hoşlanmıyorum." "Hmm..bence abartıyorsun." dedim alaya alarak. Sırıttı "sana güvenmeyi isterdim ama bir hırsıza nekadar güvenilir işte o da bir soru işareti." bu sefer ben sırıttım "pozisyonu belli olmayan tek ben değilim." İç çekti. "Tamam oyun yok sana gerçekten doğruları söyleyeceğim." dedi. "Bu gerçekten güzel bir değişiklik olurdu." dedim şaşırdığımı belli ederek. Ateş ayağa kalkarak dolaba gitti , bir içki şişesi ve iki bardak alıp yine yanıma geldi. İçki şişesini açıp iki bardağıda doldurdu. "O pullar benim için çok önemli onları geri almalıyım çünkü patronum çok tehlikeli bir adam." dedi Ateş şişeyi kapatarak. "Sana neden inanayım? Bunca yaptıklarından sonra sen olmadığını nerden bileceğim?" iç çekti. "Işıl eğer fox o pulları geri alamazsa ciddi anlamda ölü bir adam olacağım." yutkundum. Doğruyu mu söylüyor yoksa onu düşünüp pulları geri vereceğimi mi test ediyor? Ona yaklaşıp elindeki bardağı aldım. "Senin bardağın masada." diyip masadaki bardağı alıp bana uzattı. "Canım senin bardağından içmek istiyor." dedim ve tepkisini ölçtüm. Omuz silkti. "Nasıl istersen, en sonunda o pulları öyle yada böyle bana vereceksin." "Onları istiyorsan bana ilk önce foxun kim oluğunu söyle." gözlerimin içine bakıp "söylediğim gibi çok tehlikeli bir adam." "Hangi türden tehlikeli? genç mi yoksa yaşlı mı? Yakışıklı mı değil mi?" diyip sırıttım ve içkimden bir yudum aldım. "Eğer onun hakkında daha çok bilgiye ulaşırsan senin canın bile tehlikeye girer." diyip masadaki içkiyi alıp içti. Yapmacıkça üzülerek "y-yani sen beni korumak için mi bana birşey söylemiyorsun?" tam cevap veriyordu ki heryer salanmaya başladı ve elimdeki bardak yere düştü. En son gördüğüm şey Ateşin pis sırıtışı ve "iyi uykular güzelim" demesi. "Piç he-" diyemeden bilincimi kaybettim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD