~Işıl~
"Ne oldu?" diye sordum. Bana baktı ve "görünüşe göre o piç herif yerinde duramıyor, senin kamyondaki eşyalarını evine geri koymamış." dedi. Kaşlarımı çatıp
"ne? peki benim eşyalarım nerde ozaman?" dedim.
Neler karıştırıyorsun yine Ömer.
"Bilmiyorum, adamlarımın aramasını bekliyorum." diyip telefonuna döndü. Birden telefonum titremeye başladı.
Arayan Ömerdi.
Ateşe döndüm ve "ben bir lavaboya gidip geliyorum." diyip kalktım ve tuvalette gidip telefonu hemen açtım "eşyalarım nerde?" diye sordum sakin kalmaya çalışarak. "Merak etme eşyaların güvende." dedi rahatça. "Sorumun cevabı bu değil."
"Eşyaların benim evde." artık sakin kalmayı bırakıp "bunu yapamazsın! oyunlarından sıkıldım artık anlıyor musun?" dedim sinirle. "Sakin ol, sadece güvende olsunlar diye yaptım bunu."
"Yaptığın çok saçma! Eşyalarımla ne yapıcaksın ki?" diye sordum. "Bırak eşyalarını şimdi, daha önemli konular var. Mesela Ateş senin kovulduğunu nerden biliyor? Kovulduğunu o mu istedi? Eğer bu soruların cevaplarını istiyorsan benimle bu akşam buluşursun." dedi. "Ne saçmalıyorsun sen yine?" diye sordum sinirle. "Bu akşam gel sana herşeyi anlatayım."
"Bana doğruları söylediğini nerden bileceğim?" diye sordum. İç çekti "seni istiyorum Işıl. Seni o kadar istiyorum ki , sana buluştuğumuzda gerçek pulları sadece bir öpücük karşılığında vereceğim." şaşırdım.
"Ciddi misin?" diye sordum. "Evet. Bu arada Ateşe bir teklifim var." dedi birden.
Teklif mi?
"Herhalde telefonu ona vermemi istemiyorsundur çünkü konuştuğumuzu bile bilmiyor." dedim. "Telefonu ona ver Işıl." iç çekip tuvaletten çıktım ve Ateşin karşısına geçip "Ömer seninle konuşmak istiyor." dedim. Sinirle bana bakıp "o itle mi konuşuyordun!" dedi. Göz devirip "ne diceğine bir bak , merak ettim." dedim.
Telefonu elimden alıp "ne istiyorsun piç herif!" diye bağırdı telefona. "Sakin ol Ateş , sana bir teklifim var." dedi Ömer, telefon hoparlörde olduğu için bende duyabiliyordum ne konuştuklarını. "Senin bana nasıl bir teklifin olabilir?" dedi dişlerinin arasında. "Pulların bir yarısı sende ve diğer yarısıda bende , eğer pulları birleştirirsek o kasayı açabiliriz yani ikimizde kazanmış oluruz." dedi Ömer.
Ateş güldü "sence ben seninle iş birliği yapar mıyım? Sence seninle iş birliği yapacak kadar düşmüş müyümdür? Seninle iş birliği yapanın zaten olmayan beynini sikeyim. Sen söylediğin kadarıyla 'sevdiğin' kadını bile oyuna getiren birisin sana kim inanır lan?" dedi.
"Kasa sikimde değil , o pulları öyle yada böyle alacağım ama kendin getirirsen eğer, belki canını bağışlarım." diyede ekledi ve telefonu kapattı.
"Ee ne yapmayı planlıyorsun?" diye sordum. İnanmazca bana baktı ve "umarım onunla iş birliği yapıcağıma inanmıyorsundur." dedi.
"Hayır , ama onu oyuna getirebiliriz."
Şaşırmışa benziyordu "ne gibi oyundan bahsetiyorsun?" dedi. "Şöyle ki eğer bu akşam birlikte ona gidersek bize avantaj olur çünkü biz iki kişiyiz o ise bir kişi." dedim. "Ona gidersek avantaj daha çok onda olur." dedi Ateş ve şarabından bir yudum aldı.
Ağzımı açıp birşey söylüyordum ki yemekler geldi. "Demek benim içinde sipariş verdin." diyip steak-menüye baktım , çok güzel görünüyordu. "Öyle." diyip yemeğe başladı. Bende aynısını yapıp konuşmaya devam ettim "evet biz ona gidersek o daha avantajlı olucak ama eğer biz onu çağırırsak sence gelir mi?" diye sordum.
Düşünüp "bilmiyorum Işıl düşünmem için biraz zamana ihtiyaçım var." diyip camdan dışarı baktı. İç çekip "iyi bu akşama kadar düşün , ama ben sen gelmesen bile gideceğim." diyip yemeğime devam ettim.
Kaşlarını çattı ve "o ite çok güveniyorsun, sana birşey yapma ihtimalini bile unutuyorsun." dedi. "Ateş konuyu kapatalım , düşün taşın ve beni ara." dedim.
?????????
Duştan çıkmıştım ve dolabımın önündeydim. Ömerle buluşmaya gidiyordum ama ne giyinseydim?
Ateş yemekte konuyu bir kaç kes açmaya çalışmıştı ama benim cevap vermediğimi gördüğünde ve kararlı olduğumu anladığında lanet edip geleceğini söylemişti.
Yani herşey yolunda gidiyordu.
Telefonumun çaldığını duyduğumda oturma odasına gidip kimin aradığına baktım.
Gamze arıyordu.
Telefonu hemen açıp "efendim." dedim. "Işıl, şey senden çıktıktan sonra senden bir haber alamadım ve telaşlandım. İyi misin?" diye sordu.
Sanane bağırmamak için kendimi zor tutuyordum.
"İyiyim işte şu taşınma işleriyle uğraştım." diyip dolabıma doğrü yürümeye başladım. "Haa anladım. Aslında senden yardım isteyecektim." dedi.
Olduğum yerde durup kaşlarımı çattım "ne yardımı?" iç çekip "tamam bak kızıcağını biliyorum ama Ömeri unutamıyorum. Yaptıklarından sonra onunla asla birlikte olmam yanlış anlama sadece son kes onunla konuşmak istiyorum ama ona ulaşamıyorum. Lütfen onu bulmama yardım et." dedi.
Ne karıştırıyorsun yine Gamze?
Boğazımı temizleyip "bu akşam onunla görüşeceğim , senin onunla konuşmak istediğini söylerim." dedim.
"Süpersin! Çok teşekkür ederim canım arkadaşım." göz devirip "kapatıyorum, görüşürüz." diyip telefonu kapattım.
Daha fazla olanları düşünmeyip üstümü giyinmeye başladım.
(Işılın kıyafeti)
Saçlarımı yukardan sıkı bir topuz yapıp , doğal makyajımıda yaptım. Glos bir ruj sürüp parfüm sıktım, ve işte hazırdım.
Kapımın çalma sesiyle kapıya gittim ve kapıyı açtım. Ateş gelmişti.
"Erken geldin , bir sorun mu var?" diye sordum. "Konuşmamız için bir kaç dakika erken geldim." dedi. "Umarım beni kararımdan vazgeçirmek için gelmemişsindir." diyip evin içine girdim, o da arkamdan gelip kapıyı kapattı. "Hayır, sadece dikkatli olmamız gerektiğini söyleyecektim." diyip devam konuştu.
"O kendince tehlikeli biri, ve istediğini elde edebilmek için herşeyi yapar. Pullar yanımda ne olur ne olmaz diye ama onunla iş birliği yapmam. Sadece senin hayatını garantiye alabilmek için bu pulları aldım." diyip önümde bitti ve yanağımı tuttu. "Sana birşey olmasına asla izin vermem, eğer hayatının tehlikede olduğunu anlarsam bir saniye düşünmem ve o piçi vururum. Anlaştık mı?" diye sordu.
Beni bukadar düşünmesi beni mutlu ediyordu ama ben? Ben onun hayatının garantisi için birşey yapmış mıydım? Aksine onu gelmeye zorluyordum. Ömerin bana birşey yapmayacağına emindim ama Ateşe yapardı.
Belki Ateşin garantiye ihtiyaçı yoktu çünkü zaten güçlü biriydi ama yinede onun hayatını düşünmem gerekmiyor muydu?
Boğazımı temizleyip "gelmek istemezsen anlarım. Sana kızmamda , bunu tek başıma da yapabilirim." dedim onu ikna ettmek için. "Saçmalamayı kes , seni o itle yalnız bırakır mıyım? Hem nerden çıktı şimdi bu? Birlikte gidip birlikte onu alt edeceğiz konuyu kapat." dedi.
İç çekip "tamam , ozaman ben çantamı alıp geliyorum." diyip çantamı koltuktan aldım ve Ateşe gidip "çıkabiliriz." dedim. Elimi tuttu, birlikte evimden çıktık ve onun arabasına bindik. Onu incelediğimde herşeyi siyah olduğunu fark ettim. Siyah gömlek , siyah takım , siyah saçları...
Saçları jelli değildi. Bunu benim için mi yapmıştı?
Heveslenmeyi kesip yolu izlemeye başladım, ne saçmalıyordum ben?
Saçma düşüncelerimden kurtulup varmamızı bekledim.
10 dakikanın ardında varmıştık. Aslında yol 30 dakikaydı ama Ateş hızlı sürdüğü için 10 dakikada varmıştık.
İkimizde arabadan inip Ömerin villasına doğru yol adık. Ne zamandan beri villası vardı bunun?
"Evin çevresinde benim adamlarım var, her ihtimale karşı." diyip elimi tuttu. Herşeyi düşünmüştü. Anladım der gibi başımı sallamakla yetindim.
Kapının önüne varmıştık ki Ömer bir gülümsemeyle kapıyı açtı ve girmemiz için eliyle evi gösterdi. "Hoşgeldiniz, Işıl herzaman ki muhteşem görünüyorsun." diyip göz kırptı.
Ateşin dişlerini sıktığını görebiliyordum. "Sağol." diyip Ateşi çektim ve içeri girdim.
Ateş benim gibi evin her köşesini gözüyle inceliyordu "merak ettmeyin evimden tehlikeli birşey yok , zaten Işıla söz verdim kimseye birşey yapmayacağım." dedi Ömer arkamızdan gelerek.
Ateş dalga geçer gibi sırıtıp "yapabileceğini düşünüyorsun yani?" diyip ona döndü. Ömeri incelediğimde üzerinde koyu mavi bir takım olduğunu gördüm ve içinde de koyu mavi bir gömlek. Saçları jelliydi ve arkaya doğru taranmıştı, yakışıklı görünüyordu.
Ömer iki elini havaya kaldırıp "sadece konuşmak için burdayız." dedi ve eliyle koltukları gösterip "oturabilirsiniz." diye ekledi. İlk hamleyi ben yapıp oturdum ve Ateşide elinden ağışa çekip oturturdum. Ateş evin her yerini gözüyle inceliyordu.
Gerçekten de Ömere güvenmiyordu.
"Ne istediğini söyle bakalım." dedi Ateş birden ve duygusuz yüzüyle Ömere baktı. "Onu sen söyle sonuçta ikimizde de yararlı şeyler var." dedi Ömer. Araya girip "durun, eğer birlikte birşey yapıcaksak o zaman birbirimize güvenmemiz gerekiyor." dedim.
"Peki bunu nasıl yapmamızı istiyorsun Işıl?" diye sordu Ömer. "İlk öncelikle ikinizde pullarınızı masanın üstünde koyun , ilk güvenme aşamasına geçelim." dedim ve ikisine ciddice baktım.
İkiside bana malmışım gibi bakıyordu.
"Işıl , ben bu it herifle anlaşma yapmayacağımı söyledim." dedi Ateş dişlerinin arasında. "Senin yanında okay ama Ateşin yanında pulları çıkarmam." dedi Ömer.
İç çekip "eğer 10 saniye içinde pulları masanın üstüne koymazsanız giderim ve birdaha ikinizlede konuşmam." dedim ciddiyetle. Yaptığım Ateşe karşı haksızlıktı o pulları güvenliğim için almıştı , ama yapıcak birşeyim yoktu. Mecburdum.
Ateş sinirle yumruğunu sıktı Ömer ise düşünceli duruyordu. Hiç beklemediğim birşey oldu ikisi aynı anda pulları masanın üzerine koydular.
Gülümseyip "teşekkür ederim." dedim. İkiside sinirli duruyordu "Şimdi öncelikle söylemek istediğim biz şuan için düşman değiliz , evet Ömer beni kandırdı biliyorum ve bunuda asla unutmam. Ama hepimizin daha büyük bir sorunu var." dedim. İkiside bana anlamayan bir bakış attılar.
"Bu pulların sahibi yani Thomas , bu pulları hâlâ arıyor ve bildiğim kadarıyla da bir torunu var. Ve o torun bana söylediğin gibi sen değilsin değil mi Ömer?" dedim Ömere bakarak. Ömer "evet değilim sadece bu işe katılman için böyle bir yalan söylemiştim." dedi. "İşte , o sen değilsin ama Thomasın gerçekten bir torunu var ve bu pulları deli gibi aradığına eminim. O torunun bize birşey yapmayacağı ne malum?" dedim.
"Hem benim anlamadığım bu pulların senin odanda ne işi vardı Ateş? Senin olmayan pulların sende ne işi var?" diye sordum ve ona baktım. Bu soru şimdi aklıma gelmişti.
Lütfen mantıklı birşey söyle Ateş, lütfen beni kandırmamış ol.
Ateş iç çekip "bunu sonra konuşsak." dedi. "Sonra yok Ateş , anlat." dedim yutkunarak. Ateş kollarımı tutup "son-" diyemeden "anlat diyorum anlat!" diye bağırıp ondan kurtuldum. Ömer kaşlarını çattmış Ateşin cevabını bekliyordu.
Ateş yine derince bir iç çekti ve "Bir firmam var , bunu biliyorsun. Firmamda çok önemli bir sözleşmeyi imzalamam gerekiyordu , babam bunu istemişti çünkü sözleşmeyi yapacağım insanlar varlıklılardı, benim kadar olmasalarda. Bu sözleşmenin bir parçası da şu pullardı , yani o pulları almam gerekiyordu. Satın alınacak birşey değildi , yoksa 100 kere alırdım." dedi ve masaya bakıp devam anlattı.
~Ateş~
Göğüsümün üstüne nefes alış verişlerini düzene sokmaya çalışıyordu. Benimle yatmayı o istemişti , benim derdim tek o pullardı.
Göğüsümün üstünde yatmasından iğrendiğim için kalktım ve boxerimi giyinmeye başladım. Arkadan bana sarılıp "hemen gidiyor musun?" diye sordu ve omuzumu öpmeye başladı.
2 aydır tanıyordum onu bir barda yanına gittmiş onda ilgim olduğunu düşündürmüştüm. O ise dünden razıydı , kendisini bana teslim ettmiş bana aşık olduğunu söyleyip duruyordu.
"Evet , işim var." diyip ayağa kalktım ve bir sigara yakıp camın önüne geçtim. Yine yanıma gelip bana sarıldı ve "ne zaman ilişkimizi herkese söyleyebileceğim? Hadi ama sadece seni bekliyorum, ondan ayrılmam an meselesi onu istemiyorum. Ben sadece seni istiyorum sevgilim." diyip dudağımı öpmeye kalkıştı , hemen geri çekilip "sabırlı olmalısın." diyip sigaramı ağzıma yerleştirdim.
"Sabırlıyım zaten sevgilim , iki aydır bekliyorum. Ama sanki benden kaçıyormuşsun gibi geliyor bana." diyip göğüsüme kafasını yatırdı. İçimden oflayıp bu işe neden kalkıştığımı sordum.
"Yok öyle birşey , kafanda kurmayı bırak Gamze." diyip sigaramı son kes çektim ve manzaraya baktım. Onunla burda olmak beni iğrendiriyordu çünkü sevdiğim kadının sözde en yakın arkadaşıydı. Onunla yatarken aklıma hep o geliyordu... Işıl.
Kendimi bildim bileli sevdalı olduğum kadına. Teakwando'ya sadece bir görev için girmiştim , o da ozamanki Yıldız adında bir kızla sevgili olup onu oyalamaktı. Güzelde oyalamıştım da , o zamanlar kızlarla hep oynardım ama Işılı tanıdıktan sonra kimsenin kalbini kırmamıştım , hep tek gecelik takılmıştım o da ihtiyaçtandı.
Çünkü bir tek onu istiyordum , birtek ona karşı birşey hissediyordum. Yakında onunda karşısına çıkacaktım.
Gamze yüzüme bakıp "biliyor musun sevgilim, bugün aslında çok önemli bir işim var." dedi. İlgileniyormuş gibi yapıp "neymiş?" dedim. Ne yaparsa yapsın sikimde değildi sadece şu pulları verse yeterdi. "Hani sana anlattığım şu çok önemli pulları yok mu?" dedi Gamze. İşte şimdi ilgimi çekmeyi başarmıştı.
"Nolmuş onlara?" diye sordum. "Aslında bugün o pulları dedeme vermem gerekiyor, adamcağız beni bekliyor. Ama ne öğrendim biliyor musun?" bir kaşımı havaya kaldırıp devam dinledim. "Onları satıcakmış hemde hiç uygun olmayan bir fiyata. Onları dedeme vereceğime gidip kendim satar daha çok para yaparım ne diyorsun? Sence mantıklı mı?" işte sonunda istediğim konuşma gerçekleşiyordu.
Elimi saçına atıp kullağının arkasına sıkıştırdım ve "bence güzel düşünmüşsün, hatta sana bir teklifim var." dedim ve onun gülümseyen yüzüne baktım. "Neymiş o teklifin?" diye sordu ve bana yaklaştı. "Ben sana istediğin ücreti vereyim sende bana pulları ver, belki işime yararlar birgün." dedim ve tepkisini bekledim. Düşünür gibi yapıp "aslında mantıklı en azından uğraşmak zorunda kalmam." diyip yanağımı öptü ve "akıllı sevgilim benim." dedi.
Sakin ol Ateş, bu onu son görüşün.
Yerdeki ceketine doğru gidip cebindeki pulları çıkardı ve bana uzattı "ücretine sonra karar veririm, gelicek buluşmamızda söylerim olur mu yakışıklı sevgilim?" elindeki pulları alıp "eyvallah" dedim. Son kes bana sarılıp "seni seviyorum." dedi.
Bu da onu son görüşümdü, banka hesabına istediğinden çok para yatırıp numarasını engelleyip hayatıma devam ettim.
~Işıl~
"Ama anlaştığım adamlar pullardan vazgeçti , onlarsız sözleşmeye devam ettmek istediklerini söylediler. Pullara ihtiyaçım olmadığı için özel odamın çerçevesine koydum , ve o zamandan beri de orda duruyorlardı. Gamzenin sizin ikinizlede o pulları almak istediğini biliyordum o yüzden de özel odamdaydılar." dedi Ateş ve bu da son cümlesi oldu.
Şok olmuş bir vaziyette ona bakıyordum. O Gamzeyle mi yatmıştı? Benim arkadaşım Gamzeyle? Gamze Thomasın torunuydu? Gamze Ateşe aşıktı? Ömer haklıydı?
Ateş yüzümü ellerinin arasına alıp "Işıl bana bak güzelim, ben ona hiç bir zaman aşık değildim duydun mu? Sana yemin ederim aklımda hep sen vardın. O benim umrumda bile değildi amacım o pullardı. Zaten o pulları aldıktan sonra hemen onunla görüşmeyi kestim. İnan bana güzelim." dedi.
"Söylemiştim sana Işıl, bu herif seni kandırıyor demiştim." dedi Ömer sinirle. Şoktan çıkıp yüzümü ellerinin arasından aldım ve "ne dedin sen?" diyip ayağa kalktım.
"Bunu bana nasıl yaparsın ya? Ben sana güvenmiştim! Yıllardır tanıdığım arkadaşlarımdan bile fazla güvenip sana sığındım ben! İlk defa bir erkeğe karşı böyle şeyler hissettim! Şimdi karşıma gelmiş Gamzeyle yattığını mı söylüyorsun?" elimde olmadan ağlıyordum.
"Hani yalan yoktu?! Hani birlikte herşeyin üstesinden gelebilirdik ne oldu! En baştan beri bana yalan söylüyormuşsun! En-baştan-beri!" diye bağırmaya devam ettim . Ayağa kalktı ve yanıma gelmeye başladı elimi havaya kaldırıp "yaklaşma!" diye bağırdım. "Işıl güzelim beni bir dinle." dedi ama Ömer araya girdi "neyini dinlesin lan senin? Apaçık kandırmışsın onu , ben söylemiştim ama bana inanmak istememiştin." dedi Ömer bana bakarak.
Yaşlarımı silip anlamazca ona baktım "Ateşle Gamzenin buluştuğunu biliyordum, Gamzenin telefonundan görmüştüm. İşte aldatma derken aslında bundan bahsetmiştim." dedi Ömer. "Kes lan sesini! Üste çıkmaya çalışma siktiğimin piçi!" diye bağırdı Ateş sonra bana döndü.
"Bak , bunlar senden önceydi Işıl. Onunla sadece o pulları yüzünden görüştüm o benim umrumda bile değildi! Sana yemin ederim sen olmasaydın bu ikisini yinede hapse attırırdım. Gamzeyi de attırırdım bu piçi de." dedi Ateş ve bana yaklaştı.
"Yaklaşma diyorum anlamıyor musun! Hem nasıl attıracaktın onları söylesene! Hangi suçu işledilerde attıracaktın!" dedim gözümü silerek. "Yalan söylemedim , Gamzeyle buluşmadan önce benden eşya çaldıklarını biliyordum ama o pullar yüzünden bunları bir süreliğine göz ardı ettim." dedi Ateş. "Siktir lan ordan! Pullar yüzündenmiş. Sevişmek hoşuma gitti demiyor da." dedi Ömer sinirle.
Ateş ona saldırmak için hamle yapmıştı ki birden bir gürültü sesi geldi, arkama bakmak için döndüğümde heryerin buhar olduğunu gördüm. Üçümüzde öksürmeye başladık , ben ise bacaklarımın üstüne düştüm.
"Işıl!" diye bağırdı Ateş. "Geliyorum Işıl!" diye de bağırdı Ömer.
Noluyor? Bu nasıl bir beyaz buhar?
Ömere baktığımda koluyla ağzını kapadığını gördüm, Ateş ise koluyla buharı yok ettmeye çalışıp bana bakmaya çalışıyordu.
Üçümüzde yapmadıysak kim yaptı?
Hemen büyük cama doğru koşup camı sonuna kadar açtım , ve bir zaman sonra buhar da gittmiş oldu. Heryeri görebildiğimde ise maskeli bir adet Gamze gördüm.
Üçümüz durmuş öylece Gamzeye bakıyorduk.
Gamze ise sadece Ateşe...