Yüzleşme

3027 Words
~Işıl~ Hemen büyük cama doğru koşup camı sonuna kadar açtım , ve bir zaman sonra buhar da gittmiş oldu. Heryeri görebildiğimde ise maskeli bir adet Gamze gördüm. Üçümüz durmuş öylece Gamzeye bakıyorduk. Gamze ise sadece Ateşe... "İşte böyle yine karşılaşırmış insan öyle değil mi Ateş bey?" dedi Gamze ve masaya doğru yürümeye başladı. Hepimiz hâlâ devam öksürüyorduk. Masaya vardığında problemsizce pulları aldı ve "dedeme geri verme vakti." dedi. Birden Ömer öksürerek ayağa kalktı ve onun kolunu sertçe tutup "o pulları geri ver." dedi. Gamze kolunu ondan sertçe çekti ve "emrin olur." diyip Ömeri koltuğa itti. Ömer devam öksürdüğü için konsantre olamıyordu ve Gamzenin sert darbesinede engel olamıyordu. Gamze yüzündeki maskeyi çıkardı ve Ateşe bakarak iç çekti "neden? Bunu bize neden yaptın?" diye sordu. Ateş dizlerinin üzerinde hâlâ öksürüyordu. Gamze ona eğilip onun çenesini tuttu ve gözlerinin içine bakıp "seni okadar sevmişken neden pullardan sonra ortalıktan kayboldun?" dedi. Ona gerçekten aşıkmış gibi bakıyordu, onu seviyordu... Ateş çenesini ondan kurtarıp "çünkü başka bir kadını seviyorum! Sen okadar maldın ki bunu bile göremedin, dünden razıydın altıma girmeye." dedi sinirle. Gamze sinirlenip bana bir bakış attı ve eliyle beni gösterip "onun yüzünden mi? Konuş onu mu seviyorsun? Onu mu bana tercih ediyorsun!" diye bağırdı ama gözünden bir yaşın aktığınıda gördüm. Hepimiz öksürmeyi kesmiştik , sadece Gamzeye bakıyorduk. Gamze sinirle ayağa kalktı ve üstüme gelmeye başladı. Karşıma geldiğinde memnuniyetsiz bir bakış atıp "onun benden ne artığı var ki! Benden daha mı güzel? Daha mı zengin? Daha mı akıllı? Ne söyleyin ne! Neden ikinizde onu seviyorsunuz!" diyip beni kolumdan tuttu ve onların karşısına götürdü. Eğer izin vermesem beni bir adım bile götüremezdi. "Bakın! İkimizede bakın! Onun ne artığı var!" diye delice bağırmaya başladı. "Kes lan şovu! Kızıda bırak onun bir suçu yok, bu meselede en masumu o. Senin aksine onun insanlığı var duydun mu lan? Ve duymayı çok istiyorsan söyleyeyim senden daha yetenekli , daha güzel, daha akıllı, ve en önemlisi olgun bir kadın. Sen ise kimin altına girir de para koparırım diye bakıyorsun." dedi Ömer ona iğrenerek bakarak. Gamze sertçe yutkundu. Sonra Ateşe bakıp "sende mi böyle düşünüyorsun?" dedi. Ateş ona değersizce bakıp "duymayı sen istedin, evet öyle düşünüyorum. Midemi bulandırıyorsun seni sevdiğim kadınla kıyaslamayı bırak sizi yan yana göremeye bile dayanamıyorum." dedi. Gamzeye baktığımda gözlerinin yaşardığını gördüm. "Sana acıyorum, seni arkadaşım bildiğim için ise kendime acıyorum. Nasıl bir insansın sen ya?" dedim sinirle ona. Yaşlı gözlerini bana döndürdü. "Hiç mi değerini bilmiyorsun? Nasıl kendini bir herife kullandıttırırsın? Bu nasıl bir kişiliktir?" diye devam ettim. "Yıllardır tanıdığın arkadaşını neden sattın Gamze? Kimseye güvenmediğimi tek arkadaşımın sen olduğunu bile bile beni kullandın! Yazıklar olsun sana ve sana harcadığım zamana." dedim ve ondan uzaklaştım. Göz yaşlarını sertçe silip "çok masummuş gibi konuşmayı bırak!" diye bağırdı. Kaşlarımı çatıp "ne saçmalıyorsun?" dedim. Nefretle bana baktı ve "hep lider sendin, hep en iyisi sendin , herzaman en akıllısı sendin! Hep hep hep! Annemler , dedemler herkes seni överdi! Seni sadece anlatmamdan tanıyan dedem bile seni öve öve bitiremezdi! Bıktım anlıyor musun? Hep ikinci planda olmaktan çok sıkıldım!" diyip Ateşle Ömeri gösterdi. "Bak bunlar bizim arkadaşlığımız en büyük örneği , sevgilim olan adam sana aşık, hemde ilk gördüğü andan beri! Benim sevdiğim adamda sana aşık , hemde yıllardır! İkiside benden iğrenip nefret ediyorlar! Sen onlara birkere umut verdin mi? Yoo ama ben verdim ve onların yatağını sıcak tuttum! Ama yinede yaranamadım!" diye bağırmaya ve ağlamaya başladım. Dayanamayıp "neden ikisininde yatağını sıcak tutayım? Orospumuyum ben?" dedim sinirle. Nefretle bana bakıp "sen bana orospu mu diyorsun?" dedi. Olduğum yerde durup "değil misin? Biliyor musun Gamze bu zamana kadar belki sana en çok değer veren bendim , hemde kayıtsız şartsız ama sen beni satmayı tercih edip seni istemeyenlere değer verdin. Kendine yaptın aslında gerçekten yazık. Ama biliyor musun artık yalnızsın çünkü artık bende yokum." dedim ve akan yaşı sildim. Gözündeki yaşlarla gülmeye başladı "zaten hiç yoktun ki, en azından bana yük olmazsın." dedi. Ona baştan ağışa açınırca bakıp "yazık" dedim ve arkamı dönüp kapıya doğru yürümeye başladım. "Yazık mı? Bana mı yazık? Asıl sana yazık be! Ben anne baba sevgisi görmüş bir kızım en azından ama sen?" olduğum yerde kalıp dinlemeye devam ettim. "Baban 5 yaşındayken biliyormuş senin nasıl bir sürtük olduğunu! Baban ya baban! Bırakmış seni , sevmemiş. Evlat olsan sevilmiyormuşsun!" diyip gülmeye başladı. Birden ona doğru dönüp saçını elime doladım ve sertçe çektim "birdaha söylesene sürtük!" o da saçımı eline doladı ve çekti "yalan mı!" ikimizde yere düştük ama onun üstüne olduğum için saçını daha sert çektim. Ateşle Ömer hemen bize yetişip bizi ayırmaya çalışılar ama ellerimiz saçlarımızdan ayrılmıyordu. Belimi tutan Ateşin elini ittim, ve Ömerin elimdeki elini itip "bırakın be!" diyip Gamzenin yüzüne güzel bir yumruk geçirdim. Ağzından kan akıyordu ama içim hâlâ soğmamıştı, saçını elime yine dolayıp kafasını yere vurup durdum ve "beni birtek o adam sevmedi ama seni bu hayatta kimse sevmedi pis sürtük!" diye bağırdım ama birden belimden tutulup sertçe çekildim. Ateş sırtımı göğüsüne yaslayıp "sakin ol artık!" dedi. Ona dalmak için bir adım ona yaklaşmaya çalışmıştım ki Ömer önüme gelip "Işıl yeter, onu öldüreceksin." dedi işte o zaman aklım başına geldi. Yerde kanlar içinde oturmuş ağlayarak burnudaki kanı durdurmaya çalışıyordu. Belimi tutan Ateşi itip "bırak!" dedim ve bir adım Gamzeye yaklaşıp "birdaha sakın karşıma çıkma hatta çıkmayın çünkü kimseyi görücek tahammülüm yok! Anladınız mı!" diyip kapıya doğru koştum ve o villadan çıktım. Hemen ordan koşarak uzaklaştım ve aynı zamanda da telefonumu alıp taksiyi aradım, sokağın başındaki adresi verdim. 5 dakika sonra taksi geldi ve beni evime götürdü. Evime vardığımda hemen kapıyı arkamdan kilitleyip kendimi yere attım ve bunca yol tuttuğum göz yaşlarımı artık bıraktım. ???????? Balkonumdaydım , en huzurlu yerde. Kahvem önümde pijamalarım ve hırkam üstümde , saçlarım yine dağınık bir topuz şeklinde... Herşey aynıydı ama farklı olan şey burnumun ve gözümün içininin kırmızı olmasıydı. Nekadar ağladım bilmiyorum ama en sonunda 'ben bukadar güçsüz değilim' diyip ayağa kalkıp banyoya gittiğimi hatırlıyorum. Güneş yavaş yavaş çıkıyordu , ve ben hiç uyumamıştım. Kahvemden son bir yudum alıp ayağa kalktım ve yatağıma doğru yol aldım, yatağıma giriyordum ki birden kapı çaldı. Bu saate? Oflayıp kapıya doğru gittim ve kapıyı açtım. Ömer tam karşımda duruyordu. Utanmadan göz devirdim ve "ne işin var burda hemde bu saate?" dedim. Yüzü endişeli bir hal aldı ve "ağlamışsın." dedi. Alayla gülümseyip "size borçluyum." dedim. Bir adım yaklaşıp kolumu okşadı ve "iyi değilsin gel bir hastaneye gidelim." dedi. Kolumu ondam çekip "ne için geldiysen çabuk söyle sonrada siktir git." dedim sinirle. Başım ağrıyordu uyumak istiyordum onunla hiç uğraşamazdım. "Söyleyeceklerim ayak üstü konuşulacak şeyler değil , girmeme izin ver anlatayım." dedi Ömer. Oflayıp bir adım geri gittim ve "gir" dedim. Gülümseyip içer girdi ve koltuğa oturdu "ne diyeceksen çabuk söyle uyuyacağım." diyip karşısındaki koltuğa oturdum. İç çekti ve "ilk önce hap içsen? İyi görünmüyorsun." dedi. "Ömer ne söyleyeceksen söyle artık!" diye bağırdım. Ofladı ama anlatmaya başladı "hani şu kovulmanla ilgili sana anlatacaklarım vardı ya, onları anlatmaya geldim." diyip tepkimi bekledi. "Dinliyorum." "Şu Sinan şerefsizi seni neden kovdu biliyor musun?" diye sordu. "Götüne tekme yediği İçin ve bunu hazmedemediği için kovuldum." dedim umursamazca. "İşte o öyle değil, senin asıl kovulma sebebin..." diyip iç çekti. Gözlerimi devirip "dramatikleştirmeyi kes ve ne biliyorsan anlat." dedim. "Senin asıl kovulma sebebin Ateş." kaşlarımı çatıp "ne?" dedim. Doğrulup bana yaklaştı "bak Ateş Sinandan seni kovmanı istemiş , Sinan ilk önce karşı çıkmış ama Ateş onu tehdit edince mecbur kabul ettmiş." diyip elimi tuttu ve "o davete gelmen için yaptı bunu Işıl, ona muhtaç kal diye." dedi. Anlamıyordum , tamam Ateş bana davete geleceğimden haberi olduğunu söyledi ama beni bunun için işimden ettiğini söylememişti. Ateş Sinan'la iş birliği mi yapmıştı yani? Birden kapı çaldı "off gerçekten artık çok sıkıldım!" diyip kapıya gittim ve kapıyı açtım. Bu sefer gelen Ateşti. Sinirle "burda ne işin var?!" dedim. Ciddiyetle bana bakıp "sana bütün gerçekleri anlatmaya geldim ve sende susup sadece beni dinleyeceksin." dedi. Sinirden gülmeye başladım. Ciddi miydi bu? "Başka bir emrin varmıydı? Eğer yoksa siktir git çünkü yüzünü bile görmeye tahammülüm yok." diyip kapıyı kapatmaya çalıştım ama o benden önce davranıp kapıyı daha sert bir şekilde açtı ve içeri girdi. Sertçe iç çektim ve kapıyı ardımdan kapattım. Evet oturma odasından da sesler gelmeye başlıyordu. "Bana bak piç herif 5 saniye içinde bu evden defolup gidiyorsun anladın mı lan?!" diye bağırıyordu Ateş. "Gittmesi gereken bence sensin yalancı herif." dedi Ömer. "Sussun!" diye bağırdım en sonunda. "Ne diyecekseniz diyin sonrada defolup gidin." dedim ve eski yerime oturdum. Ateş birden yanıma oturdu , bozuntuya vermeyip boğazımı temizledim. "Evet dinliyorum." Ateş konuşmaya başladı "bu herif burdayken hiç birşey anlatmam." dedi ve sinirle Ömer'e baktı. Bir kaşımı havaya kaldırıp "istediğin zaman gidebilirsin." dedim. Ateş şaşırmışa benziyordu ama bozuntuya vermeyip "emin misin?" diye sordu. Ona konuşması için bir bakış attım o da konuşmaya başladı. "Teakwando da tanışmıştık seninle ve ozamandan beri asla kafamdan çıkmadın. Bana hiç hissettmediğim duyguları hissettirdin. Herzaman bir kızla birlikte olduğumda sorardım kendime 'ben neden onların hisslerinin benzerini yaşamıyorum?' hatta bu baya canımı sıkmıştı ozamanlar, ama bu konuda pes ettmek üzereyken sen çıktın karşıma. Seni ilk gördüğüm andan beri herkesten farklıydın benim için , çünkü sen benim istediğim kadındın." dayanamayıp araya girdim "belli." Gözlerini kapatıp sertçe iç çekti ve "Gamze konusu ayrı bir konu. O pulları almak zorundaydım Işıl, bu babamın emriydi ve eğer bunu yapmasaydım ne olurdu bilmiyorum. Babam emekli olabilir ama yinede tehlikesinden ve güçünden birşey kaybettmemiş bir adam. Gamzenin Thomasın torunu olduğunu öğrendiğimde ilk önce sinirlendim , onu senden dolayı tanıyordum birde hırsızlığından dolayı tanıyordum. Gamzeyle olan senden önceydi , tamam o zamanlar yinede sendin aklımda olan ama yapmak zorundaydım. Aslında onunla yatmak gibi bir niyetim yoktu ama o bişeyden şüphelenmesin diye istediğini yapmak zorunda kaldım , zaten pulları alır almaz onunla bütün bağımı kestim ve birdaha da görmedim." dedi ve tepkimi ölçtü. Aslında haklıydı , bu benden önce olmuş bir olaydı ve ona kızmak gibi bir hakkım yoktu ama yinede sindiremiyordum! Onunla yatmasını , bana yalan söylemesini, kalbimi kırmasını... Ömer birşey söylemek için ağzını açıyordu ki ben konuştum "niye yalan söyledin o halde? Neden o pulların bir yakınına ait olduğunu söyleyipte beni kandırdın!" diye sesimi yükselttim. "Gerçekten anlamıyorsun değil mi?" dedi gözlerimin tam içine bakarak. "Ben senin neyini anlayacakmışım? Kandırılan be-" diyemeden Ateş sesini yükselterek "çünkü ozaman seninle bukadar vakit geçiremezdim!" diye bağırdı. Şok olmuş bir vaziyette ona bakıyordum. "En başından beri bu oyunlara senin için dahil oldum! Seninle daha çok vakit geçirebilmek için! Eğer bu oyuna dahil olmasaydım seninle bukadar vakit geçirip seni daha iyi tanıyabilir miydim? Hayır!" diyip yüzünü sıvazlamaya başladı. "Bir insan gibi karşıma geçipte soramıyor muydun?!" dedim kaşlarımı çatıp. "Kabul edeceğinden emin değildim, birgün bende ilgin olduğunu düşünüyordum ama ondan sonra ki gün hiç ilgin yokmuş gibi davranıyordun seni anlayamıyordum. Belki yaptığın sadece bir oyundu yada belki de ciddiydin bilmiyorum Işıl! Sen çok akıllı bir kadınsın nezaman neyi yapıcağını çok iyi biliyorsun beni kandırmadığını nerden anlayacaktım?" dedi ve eliyle üç günlük sakalından geçi. Yeşilleri yorgun görünüyordu , camdan baktığında bile gözlerinde bir yorgunluk vardı. Ona güvenmeyi okadar istiyorum ki ama nasıl? Bukadar yalandan sonra nasıl? Ömer alkışlamaya başladı ve "bravo Ateş Arslanoğlu çok güzel bir performans açıkcası bukadarını ben bile beklemiyordum. Oyunculuk eğitimi mi aldın sen?" dedi. Ateş yeşillerini sinirle ona döndürdü ve "kapa o siktiğimin çeneni." dedi. Ömer kaşlarını çatıp "o zaman kızı neden işinden ettin? Neden onu sana muhtaç olmasını istedin? Neden Sinanla iş birliği yaptın? söyle hadi." diyip onun cevabını bekledi. Ateş çenesini sıktı ve "bu salak salak düşüncelerinle Işılın aklını mı karıştırıyordun lan sen!" diye bağırdı. Araya girip "haklı, neden beni kovdurturdun!" diye bağırdım. Ateş bana döndü ve "bu salağın dediği gibi birşey olmadı." dedi. "Bu sorumun cevabı değil Ateş." dedim kaşımı havaya kaldırıp. Dağınık saçından birkere geçip konuştu "Sinan şerefsizinin sana sulandığını biliyordum, yaptığım davette gelmen içinde kovulman gerekiyordu bende bir taşta iki kuş vurdum ama bana muhtaç olmanı istemedim! Onu çoktan öldürürdüm , onun sana bir bakışı bile yeterdi onu öldürmem için ama ilk önce Gamzeyle Sinanın iş birliği hakkında bilgilere ulaşmak istedim." Kaşlarımı çatıp "Gamzeyle Sinan mı? Onlar ne tür bir işbirliği yapmış olabilirler ki?" diye sordum. "Pullar , ikiside pulları paylaşacağını söylediler o yüzdende birlikte plan yaptılar ama Gamzenin ona pulları vereceğini sanmıyorum." dedi Ateş düşünceli bir şekilde. Sonra sinirle Ömere dönüp "beni söyleyeceğine ne bok yediğini söylesene Işıla. Sinanla iş birliği yaptığın gibi mesela." dedi. Bu sefer bakışlarım Ömere kaydı. Ömer sinirlendi ve "o öyle birşey değildi! Ondan istediklerimi öğrenip kayboldum ortadan ve birdaha da görüşmedim onunla." dedi. Demek Ömerinde Sinanla bir bağı vardı. "Peki sen! Sinanla iş birliği yapmadın mı! Sinan öylece kimseye bir iyilik yapmaz helle ki Işılı kovmak gibi bir iyilik! Söyle , ne verdin ona da kovdu Işılı." diye ekledi Ömer. "Senin aksine ben onunla nazik konuşamadım , bastım tehditi yaptı istediğimi mal herif." dedi Ateş. Kime güvenmeliydim? Kalbim Ateş diye bağırıyordu ama aklım kimseye diye sinyal veriyordu. Ateş bana döndü ve birden çenemi tutup ona bakmamı sağladı "bak güzelim , istemezsen eğer giderim hayatından ve birdaha asla sana görünmem. Bu benim için belki imkansız gibi birşey çünkü sensiz bir hayat düşünemiyorum bile , ve senden sonra ne hale gelirim bilmiyorum da ama benim için yinede en önemlisi sensin. Dün gece Gamzenin aldığı pulların yarısı sahteydi, sahteleri getirmiştim." dedi ve Ömer hemen araya girdi "işte çok büyük bir yalancı olduğun burdan belli! Ben senin aksine gerçeklerini getirmiştim! Işılı daha çok önemsediğim burdan bile belli oluyor." Ateş sinirle gözlerini kapattı ve elini çenemden çekip Ömere döndü "senin gibi sik beyinli olmadığımdan ve her ihtimale göz ardı ettiğimden getirmedim o pulları evine." dedi. Ömer kaşlarını çatıp "ee nerde ozaman gerçek pullar?" diye sordu. Ateş bana bakıp "bu evde." dedi. Hayretle ona bakıp "ne? neden?" diye sordum. "Çünkü bu dünyada en çok sana güveniyorum Işıl." diyip iç çekti ve yeşillerini mavilerimle buluşturdu. "Bak, o pullar senin komidinin içinde , onlar artık senin. İster Gamzeye verirsin ister Sinana ister bu salağa, kime istersen verebilirsin güzelim. Eğer bunları satmak istersen bunu da anlarım , sonuçta şuan işsizsin. Ama eğer bana bu konuda yada başka bir konuda ihtiyaçın olursa sana kapım herzaman açık." diyip sustu ve yumruğunu sıktı. "Bu kapıdan çıkıp gideceğim ve bütün kararı sana bırakacağım. Eğer benimle olmak istiyorsan bana gel. Bir hafta zamanın var , eğer bir hafta sonra gelmezsen ülkeyi terk edip başka biryere taşınacağım ama eğer gelirsen, bu benimle bir hayat geçirmek istediğin anlamına gelir ve bende burda seninle birlikte bir hayata başlarım." diyip kıpırdayamayan vücuduma yaklaşıp alnımı uzunca öptü ardından yorgun yeşillerini bana döndürüp son sözünü söyledi ve evimi terk etti. "Seçim senin , umudum ."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD