İş birliği

2234 Words
~Işıl~ "Bu kapıdan çıkıp gideceğim ve bütün kararı sana bırakacağım. Eğer benimle olmak istiyorsan bana gel. Bir hafta zamanın var , eğer bir hafta sonra gelmezsen ülkeyi terk edip başka biryere taşınacağım ama eğer gelirsen, bu benimle bir hayat geçirmek istediğin anlamına gelir ve bende burda seninle birlikte bir hayata başlarım." diyip kıpırdayamayan vücuduma yaklaşıp alnımı uzunca öptü ardından yorgun yeşillerini bana döndürüp son sözünü söyledi ve evimi terk etti. "Seçim senin , umudum ." Söyledikleri kafamda yankı yapıyordu. Taşınacağını söyledi iyi de neden? İç çekip koltuğa geri yaslandım ve gözlerimi kapattım. "Tam bir oyuncu." dedi birden Ömer. Gözlerimi açmayıp devam dinledim "ona bir şans daha veremezsin Işıl, o bir yalancı." "Sana verebilirim ama değil mi?" diyip gözümü açtım ve "pozisyonunu unutuyorsun Ömer, sende beni herkes gibi kandırdın, hatırlattırım." dedim ve ona baktım. İç çekti ve "haklı olabilirsin ama yinede en çok seni düşünen ve önemseyen benim." diyip o da geri yaslandı. "Diyeceklerin bittiyse gidebilirsin artık Ömer." diyip ayağa kalktım ve odama doğru yol aldım. "Bekle, ne yapmayı düşünüyorsun? Planın ne?" diye sordu arkamdan. Durup omuzumun üstünden ona baktım ve "düşünmem gerek , yarın sana haber veririm." diyip odama girdim ve kapıyı kapattım. O da çok geçmeden evimden gittmişti. Komidine gidip içini açtım , evet pullar burdaydı. Gerçek pulları bana vermişti. Ne yapıcağımı düşünmeye çalışıyordum ama baş ağrısından dolayı mantıklı düşünemiyordum. Bunları yarına bırakıp yatağa girdim ve çok geçmeden de uykuya daldım. ???????? Sabah uyanıp rutin işlerimi halletmiş , üstümü giyinmiş , makyajımı yapmış ve evden çıkmıştım. Şimdide planladığım gibi sessiz bir kafeye doğru gidiyordum. Kafeye vardığımda camın kenarındaki bir masaya oturtturuldum. Kendime bir kahve sipariş edip beklemeye başladım. Kahvem 3 dakika içinde gelmişti , kahvemden içip saate baktım. 2 dakika içinde gelmeleri gerekiyordu. Der demez ilki kapıda belirdi. Beni görüp hemen yanıma geldi ve karşıma oturdu. "Burda ne işimiz var Işıl?" diye sordu. "Birazdan anlatacağım sabret Ömer." dedim bende. Çok geçmeden ikinciside geldi, bizi gördüğünde kaşlarını çattı ve buraya doğru gelmeye başladı. "Bu itin ne işi var burda?" diye sordu hemen. Göz devirip "onu sorgulamayı bırak ve otur , konuşacaklarımız var Ateş. Sizi buraya öylesine çağırmadım." dedim. Ateş derince iç çekti ve yanıma oturdu. Doğruldum ve konuşmaya başladım. "Üçümüz birlikte çalışacağız." İkiside şoka girmiş bir vaziyette bana bakıyordu. "Asla." dedi Ömer Ateşe bakarak "ben bu yalancıyla asla çalışmam." diyede ekledi. Ateş yumruğunu sıkıp bana döndü ve "gerçekten bu saçmalığı söylemek için mi beni buraya çağırdın?" dedi. Göz devirip "susun!" dedim. "İkinizlede burda oturmaya meraklı değilim ama söylekilerinizin hakkında düşündüm ve o pulların Gamzenin ellinde olması hiç güvenli olmadığını anladım." diyede ekledim. "Ne demek istiyorsun?" dedi Ömer. "Dün Gamzeyle Sinanın iş birliği yaptığını söylediniz, ve Gamzeyle tartıştığım o akşam da Gamze o pulları dedesine vereceğini söylemişti ama ya yalan söylüyorsa? Neden çaldığı pulları dedesine geri versin ki? Ve diyelim ki o pullar Sinanın eline geçecek , sizce bu daha mı iyi olur? Sinan gibi iğrenç ve tehlikeli birinin eline o pullar geçince hiç iyi şeyler olmaz o yüzden üçümüzde iş birliği yapıp o pulları alıcağız ve sahibine geri vereceğiz." diyip ikisine baktım. Ateş üç günlük sakalından geçiyordu yani bu da düşündüğü anlamına geliyordu. Ömer ise kaşları çattık bir şekilde masaya bakıyordu. İlk tepkiyi Ömer gösterdi "iş birliği yapalım yapmasınada o pulları neden Thomasa geri veriyormuşuz ki? Zaten neticede onu torununa geri verecek. Bence o pulları alıp satmalıyız , sonuçta çok değerliler ve iyi para ederler en azından işimize yarar." İç çekip "sence Thomas aynı hatayı yapacak kadar aptal mı? Onu tanımıyorum ama torununa bu pulları vermeyeceğine eminim." dedim. "İstediğin buysa eğer tamam yapıcağım." dedi Ateş bana bakarak. Onu affetmiş değildim , kinci bir insan değilim aslında ama yinede bana yapılanı unutmazdım. Bir açıklamadan daha fazla şeyler yapması gerekiyordu onu affetmem için. Eğer Gamzeyle karşıma geçtikten sonra birlikte olsaydı onu asla affetmezdim ama bu olan şey karşıma geçmeden önceydi. "Bence ilk adımı Gamzeyi arayıpta yapmalıyız." dedi Ömer bana bakarak. "Mantıklı" diyip telefonu çıkardım ama Ateş elimi tutup "çok hızlı davranıyoruz, o pulları koz olarak kullanabiliriz." dedi. Ömer kaşlarını çatıp "peki Gamzeye ulaşmayı nasıl düşünüyorsun acaba? Onu yine yatağa atarak mı?" dedi. Ateş sinirlendi , ona bir şey söyleyecekti araya girdim ve "kesin artık! Tartışmayı bırakıcaksınız ikinizde! Birlikte çalışıyoruz ve çalışma esnasında aklınızı çalıştırın çenenizi değil." diyip telefonuma geri döndüm ve Gamzeyi aradım. Onunla asla konuşmazdım normalde , onun o iğrenç sesine bile tahammülüm yoktu ama şuan için mecburdum. Telefon ikinci çalışta açıldı ve Gamze "ne var?" diyip telefona çıktı. "Konuyu uzattmayacağım ellindeki pullar sahte, gerçekleri ise bende yani Sinana gidip o pulları vereceksen eğer hiç böyle birşeye kalkışmamanı öneririm , eğer ölmek istemiyorsan ona sahte pulları vermezsin." dedim soğukça. "Akıllı bir kadınsın Işıl, beni kandırdığını biliyorum , beni küçümsememeni öneririm. Ama beni uyarmak istediğin için sağol iyi niyetli eski arkadaşım." diyip telefonu kapattı. Sinirle telefonu masaya vurarak koydum ve "resmen benimle dalga geçiyor!" dedim sinirle. Telefon hoparlörde olduğu için ikiside duymuştu ne dediğini. "Gerçek pulları görürse belki fikrini değiştirir." dedi Ateş. "Nasıl görücek? Bize inandığı mı var?" diye sordum. "Telefonundan konumu öğrenip ona gidebiliriz, o işi ben ayarlarım." dedi Ömer birden. Başımı olumlu anlamda sallayıp "iyi ozaman kalkın gerçek pulları almaya gidelim." dedim ve cebimdeki parayı masaya bırakıp ikisiyle birlikte kafeden çıktım. Ateşin arabası en hızlısı olduğu için onun arabasına bindik ve evime doğru yol aldık. O sırada Ömer Gamzenin yerini bulmaya çalışıyordu. Evime vardığımızda üçümüz evime girdik , ben pulları alırken ikiside oturma odasında beni bekliyorlardı. Pulları pantolonumun cebine attım ve onların yanına gidip "hadi ne bekliyorsunuz?" dedim. Ömer iki elinide kaldırıp "bir konuşabilir miyiz?" dedi. Bir kaşımı havaya kaldırıp "ne oldu?" dedim. Ateş kaşlarını çatmış Ömere bakıyordu. "Eğer üçümüz birlikte çalışıyorsak kurallarım olucak." dedi rahat bir şekilde. "Ne kuralı?" diye sordum. "Sadece bir kuralım var o da Ateşe sağladığın bütün şanslardan bende istiyorum, ona yaptığın herşeyi banada yapıcakın." dedi. Anlamazca ona bakıp "derken?" dedim. "Diyelim ki onu öptün o zaman aynı şekilde beni de öpeceksin. Yada diyelim ki yemeğe çıktınız benimlede çıkacaksın. Ona her yaklaşımını banada uygulayacaksın. İkimizde sana yalan söyledik yani ikimizede aynı şansı vermen gerekmez mi?" diye sordu ve bana baktı. "Bana bak lan! Şu siktiğimin şartını götüne sokmadan unut!" diye bağırdı Ateş. "Ne oldu? Bana aşık olmasından mı korktun yoksa Arslanoğlu." diyip gülmeye başladı Ömer. "Tamam, kabul." dedim birden. İkiside şaşkınca bana baktılar. "Ne demek kabul Işıl!" diye bağırdı Ateş. Bir kaşımı havaya kaldırıp ona baktım ve "haklı, tek bahanem Gamzeydi ama ikinizde Gamzeyle birşeyler yaşadığınız için adil olan şey ikinizede aynı şansı vermem." diyip Ömere baktım ve "ama Ateşe yakınlaşacağımı sanmıyorum, durumumuz ortada yani onunla yemeğe çıkmak gibi şeyler mümkün değil." diye ekledim. Ateş hayal kırıklığına uğramış gibi bakıyordu Ömer ise yüzünde bir gülümsemeyle bana bakıyordu. "Olsun, ne olucağı belli olmaz, ve teşekkür ederim bana bu şansı verdiğin için, bu şansı en iyi şekilde değerlendireceğim." dedi Ömer mutlulukla. Ateşe baktığımda bakışlarının camda olduğunu gördüm, cama canı sıkıldığı zaman bakardı ama bu aralar çok yorgunmuş gibi bakıyordu. Kendimi bir an kötü hissettim acaba üstüne çok mu gidiyordum? Hattim olmayan şey yüzünden mi biz bu haldeydik? Ömerin şartını ona inat olsun diye kabul ettmiştim , yaptığını yüzüne vurmak için ama sanki beni aldatmış gibi davranıyordum. Gamzeyle sadece o pullar yüzünden yattmıştı yani etkilenme bile yoktu , hem biz sevgili felan değiliz ki ben neden aldatılmış bir kadın gibi tepki verdim? Bilmiyorum aklım çok karışık. Sanırım herkesin arkamdan iş çevirdiği için -buna Ateş de dahil- en son Ateşe patlamış ve bütün sinirimi ondan çıkarmıştım. Bana yalan söylediği doğru ama anlattığına görü bu pullarla işi yoktu sadece artık benim için bu meseleyle ilgileniyordu. Düşman gibi nefret ettiği Ömerle bile benim yüzümden iş birliği yapıyordu. Daha ne olsun? Neyse düşünmeyi bırakıp planımıza konsantre olmalıydım. Ateşle aramdakiler zamanla yerine oturdu, yani sanırım. Bir adım kapıya doğru attıyordum ki birden Ateş beni kolumdan tuttu ve ben daha ne olduğunu anlamadan beni yandaki odaya doğru çekip kapıyı arkamızdan kilitledi. "Ne yapıyorsun?" diye sordum kaşlarımı çatarak. Kapıya sertçe vurulmaya başladı "aç şu kapıyı!" diye bağırdı Ömer. Arkamı döndüm ama Ateş yinede kolumdan tuttu ve "o kapıyı açma Işıl." dedi. İç çektim ve ona bakıp sakince "bak eğer üçümüz birlikte çalışırsak bir avantajımız olur, birlikte oturup şu Sinanı nasıl hal ederiz diye bir konuşmamız lazım." dedim. "Biz ikimiz onsuzda bunu yapabiliriz neden illa şu şerefsizle çalışmalıyız?!" dedi sinirle. "Daha avantajlı oluruz ve sen bunu benim kadar iyi biliyorsun." dedim. Kapıya hâlâ vuruluyordu. Ateş iç çekti ve "peki, öyle olsun." dedi. Arkamı dönüp kapıyı açıyordum ki "Işıl." dedi. Ona baktığımda "şu teklifim hâlâ geçerli, eğer bir hafta sonra bana kararını söylemezsen yada cevabın olumsuz olursa gideceğim." Gözlerimi kapattım ve "şuan sırası değil Ateş , ilk önce şu meseleyi bir çözelim ondan sonra aramızdakileri konuşuruz."dedim ve "şu olayı çözene kadar iki problemsiz insan gibi davranalım." diyede ekledi. "Bir hafta Işıl." diyip kapıyı açtı ve odadan çıktı. Bir hafta Işıl. Ciddiydi, gidecekti. Ben daha aramızdakileri sorgularken o benden çok büyük birşey istiyordu. Adımızı koymamı istiyordu, onun yapamadığını yapmamı istiyordu! Odayı terk edip onların yanıma gittim ve "evet ilk yapacağımız şey Gamzeyi bulmak. Ömer bulabildin mi?" diye sordum. "İki dakika sonra elimde olucak konumu." dedi. Birden Ateş "sen halledene kadar ben çoktan halletmiş olurum , bir kaç dakikaya adamlarım onun konumunu bana yollayacaklar." dedi Ömere bakarak. Göz devirip "iyi , kim daha hızlı konumuna ulaşırsa bana gelip haber versin kısa bir duş almam gerekicek." diyip banyoya gittim. Kapıyı kapatıyordum ki ikisininde bana içi düşmüş gibi baktıklarını gördüm ve kapıyı hızlıca arkamdan kapattım. Sadece vücudumu yıkamam gerektiği için küveti doldurdum ve beklemeden köpüklü suyun içine girdim. İşte keyif buydu. Bir kaç dakika sonra banyonun kapısı açıldı ve Ateş kurt bakışlarıyla içeri girip beni süzdü. "Ne oldu?" dedim. Vücudum köpükten görünmüyordu ama o sanki görebiliyormuş gibi vücuduma bakıyordu "Gamzenin yerini buldum." dedi. Birden Ateşin arkasından Ömer belirdi o da vücuduma bakmaya çalışıp "Gamze sinemadaymış." dedi. "Tamam çıkında giyinip geleyim." dedim. Ateş Ömere girdiğinden beri ölümcül bakışlar attıyordu , sanırım biryerim görünse onu öldürecekti. "İlk Ateş girdi." dedi Ömer savunmaya girerek. "Kes lan sesini, bilgiyi alıpta odaya dalayım diye dört gözle bekledin." dedi Ateş. "Sen ne yaptın?" dedi Ömer Ateşe. "Tamam yeter, kavganızı dışarda edin." dedim ve böylelikle ikiside çıkmış oldu. Havluya sarılıp banyodan çıktım. Odama gidiyordum ki ikisininde bakışını üstümde hissettim taki Ateş Ömerin kafasını sertçe tutup çevirene kadar. Göz devirip odama girdim ve üstümü giyindim. Az önceki kıyafetimde rahatsız olduğum için ve çok terlediğim için rahat birşeyler giyinmek istedim, bu da gayet rahattı. İşim bittiğinde oturma odasına geri döndüm ve koltukta oturan ikilinin karşısına geçip "evett , plana başlayabiliriz." dedim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD