~Işıl~
"Seni seviyorum Ateş." diyip gözümü tamamen kapattım ve birşey demesini bekledim. Tebessüm ettiğini duydum "bende seni seviyorum küçüğüm, hayal edemeyeceğin kadar çok." diyip yanağımı öptü ve "uyu artık çok yoruldun." bunu duymayı bekliyormuş gibi kendimi o yorgunlukla uykunun kollarına teslim ettim.
???????
Gözlerim kendiliğinden açılmaya başlıyordu, tabi bunu bölen şey güneş ışığı oldu. Ellerimle gözlerimi ovaladım ve gözlerimi açtım. Dünkü olanlar aklıma gelince gülümsedim ve Ateşin yattığı tarafa döndüm ama o...
Ateş yoktu.
Hemen doğrulup odama baktım ama yoktu. Yerdeki eşyaları da yoktu, banyo kapısı açıktı ve orda da yoktu. Nerdeydi peki?
Birden odamın kapısı açıldı ve Ateş girdi. Kalbimi tutup 'şükür' dedim ve gülümseyerek ona baktım. "Neden kalktın?" diye sordum. "Ödümü patlatın" diyede ekledim. Sonra yapmacıkça kızıp kollarımı birleştirdim ve "bunu telafi ettmen gerekicek" dedim. Ona baktığımda ciddice sadece bana baktığını gördüm.
Şakayı bir kenara atıp "bir sorun mu var?" diye sordum. Onun bana hiç bukadar soğuk baktığını görmemiştim. Ne oluyordu?
Yavaş yavaş üstüme gelmeye başladı ve "oyun bitti" dedi. Kaşlarımı havaya kaldırıp "ne?" dedim. Üstü giyinikti , siyah pantolon ve beyaz gömleğini giyinmişti ama gömleğinin bir kaç düğmesi açıktı. Ben ise çıplaktım sadece yorgan vardı üstümde.
İki elinide havaya kaldırıp "bukadardı" dedi. Kaşlarımı çatıp "ne saçmalıyorsun Ateş?" dedim. Yavaş yavaş sinirleniyordum. Gülmeye başladı "bukadar naif olduğuna inanamıyorum" dedi gülerek.
Hiç birşey anlamıyordum.
Gülmeyi kesip iç çekti ve "sen sadece bir görevdin, seni oyalamam gerekiyordu okadar. Oyalamanın yanında çekici bir kadın olduğunu anlayıp seni yatağa atmak istedim, bu sadece benim isteğimdi yani işle alakası yoktu. Hakkım sonuçta bukadar seninle uğraşmışım zevki hissetmek benimde hakkımdı" diyip göz kırptı ve iğrençe sırıttı. Yorganı sertçe sıktım ve yutkunup "Ateş ne diyorsun sen?" dedim.
"Hâlâ mı anlamadın? İyi ozaman şöyle izah edeyim, herşey oyundu. Sen sadece görevlerimden biriydin ve işim şuandan itibaren seninle bitti. Şimdi anladın mı?" diye sordu rahatça. Üstümdeki yorganla ayağa kalktım ve onun karşısına geçip "ne saçmalıyorsun ya sen! Ne diyorsun Ateş?" dedim sinirle. "Daha dün biz birlikte olduk! Seni affetmem için nerdeyse bana yalvardın ve beni sevdiğini söyledin! Bunların hepsi oyunmuydu ha? Söylesene!" diye bağırdım ve ağlamaya başladım.
Birden kapıdan Gamze belirdi. Bunun burda ne işi vardı? Sinirle ona bakıp "ne işin var senin burda?" dedim. Gülümseyip Ateşin yanına gelip omuzunu tuttu ve "sevgilimin yanına gelmiş olamaz mıyım?" dedi ve Ateşi yanağından öptü. Ateşte gülümseyip onu belinden tuttu ve "işte gerçekler asıl bu, gerçek sevgilim bu karşındaki kadın." dedi Ateş bana bakarak. "Anla sana anlattığım ve sana gösterdiğim sevgi hepsi yalandı"
Gamze 32 diş gülümseyerek "yağğ aşkımm" dedi ve ikiside öpüşmeye başladı. Ben ise inanmazca ikisine bakıyordum.
Öpüşmeleri bittiğinde Ateş bana bakıp "gerçekten seni sevdiğimim mi sandın?" dedi alayla. "Elbette sandı , şuna baksana dünyayı sorgulamakla meşgul." dedi Gamze. Gözlerimi kapatıp kendime gelmeye çalıştım.
Nolur bu bir rüya olsundu , lütfen.
Gözlerimi açtığımda ikisinede ciddiyetle baktım ve "bu bir şakaysa bile hiç komik değil" dedim. Gamze bir kahkaha patlattı Ateş ise sadece sırıttı. "Hâlâ şakadan bahsetiyor" dedi Gamze gülerek. "Gerçekten aptalsın. Ben seni nasıl sevebilirim ki? Seni Gamzeye nasıl tercih edebilirim? Şu haline bir bak , altıma girdiğin kızlardan bir farkın kalmadı" diyip sırıttı.
Gamze gocunmuşsasına ona baktı , Ateşte bunu fark ettmiş olacak ki sırıtıp yanağını tuttu ve "sen farklısın birtanem, sen benim sevdiğim kadınsın kendini bunlarla bir görme" dedi.
İnsanın kalbi acırmıydı? Benimkisi çok acıyordu...
Daha dün bana en sevdiği varlık bendim demişti ama şimdi ise bunu eski arkadaşıma söylüyordu. Ben bunu hak edecek ne yapmıştım?
Ben sadece sevmiştim, ilk defa hayatımda sevmiştim ve bunu doruklarına kadar hissetmiştim. Bunun cezasımıydı bu?
"Hadi ama bukadar ağlama Işılcım sonuçta hayatına daha çok erkek girip gidecek merak etme sen." dedi Gamze sırıtarak. Elimi gözüme getirdiğimde hâlâ ağladığımı fark ettim. "Hadi sevgilim gidelim" dedi Gamze Ateşe. Ateşe baktığımda sadece bana baktığını fark ettim.
İfadesiz ve soğuk.
Ateş Gamzenin elini alıp parmaklarındam geçirdi , gittmeye başlıyorduki ben konuştum. "Eğer bunları kendi isteğinle yapıyorsan ve eğer bu kapıdan çıkıp gidersen sana yemin ederim Ateş birdaha asla geri dönüşün olmaz!"
Durdu ve bana baktı. Sanki bir an tereddüt içindeymiş gibiydi gözlerinden okuduğum buydu, ama bunu yanlışta görmüş olabilirdim. Öylece durmuş bana bakıyordu ama Gamze ona bakıp "hadi sevgilim" dedi. Ateş iç çekti ve "bana aşık olman senin suçun, olmasaydın. Benden sana hayat tavsiyesi herkese güvenme, helle ki erkeklere asla" diyip gittmeye başladı.
"Şunu bil Ateş , seni asla affetmeyeceğim! Kalbi kırabilmek için tek söz yetermiş ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür nede bir ömür yetermiş , işte seninde ömrün yetmeyecek! Hayatımda herzaman sadece bir adamdan nefret ederdim ama artık iki adamdan ediyorum! Şimdi hayatımdan defol git!" diye bağırdım. Yüzünü göremiyordum arkasını dönük olduğu için sırtını görebiliyordum. Ve çok geçmeden gittmişti.
O gitti...
Beni burda yalnız bırakıp onunla gitti!
Yatağıma gidip oturdum ve nefes almaya çalıştım , alamıyordum...
Duşa girip hemen suyun altına girdim ve sıcak suyu açıp suyun bedenimde süzülmesine izin verdim. Ağlamaya başladım, nekadar bilmiyorum ama sadece ağladım.
Kendime söz veriyorum onu asla affetmeyeceğim.
?????????
Telefonumun çalmasıyla düşüncelerimden koparılıp telefona çıktım. "Işıl, çok önemli bir bilgiye ulaştım, şuan yoldayım sana geliyorum" dedi Ömer. "Tamam gel" diyip telefonu kapatım. Balkonumdaydım, üstümde yine siyah şortlu pijama takımım vardı , ve eksik olmayan kahvem.
Balkonumda oturmak bana terapi gibi geliyordu, manzarası ve havası çok güzeldi. Saat öğleni geçmişti hatta akşam olmak üzereydi ve ben sadece güçsüz biri gibi ağlamıştım. Gözlerim şişti , berbat görünüyordum ama umrumda değildi.
Annemi aramayı çok istiyordum ama sesim ağladığımı belli ediyordu , bu da annemi sadece meraklandırır ve üzerdi. Onu görmeyi, ondan teselli almayı çok istiyordum ama olmuyordu işte. Göz yaşlarım hazırda bekliyormuş gibi yine akmaya başladı.
Bunların hiç birini hak ettmemiştim...
Kapının çalmasıyla yaşlarımı sildim ve kapıya gidip kapıyı açtım. Ömer birşey söylemek için ağzını açmıştı ki beni görür görmez sustu ve yumruğunu sıktı "o bu yaptı lan sana bunu?" dedi. Gözüm şiş olduğu için ağladığım belli oluyordu o da bunu kastediyordu.
Geri çekilip "gel hadi" dedim. İç çekip içeri girdi bende kapıyı kapatıp onun arkasından gittim. "Balkona git orda oturmak istiyorum" dedim. O havaya ihtiyaçım vardı.
Beni dinleyip balkona gitti ve karşımdaki sandalyeye oturdu ve hemen konuşmaya başladı "söyleyeceğim şeyi biliyorsun sanırım"
Başımı salamakla yetindim. "Senin evinde çıkarken onları gördüm ve ozaman herşeyi anladım. Resmen ikisi aileleriyle bir olup bize oyun oynadılar!" dedi Ömer sinirle.
"Aileleriyle mi?" diye sordum kaşlarımı çatıp.
Bana bakıp "evet, Gamzenin dedesi çok varlıklı biri Ateşin ailesin zaten ne olduğu belli yani ailecek iş biliği yapmışlar"dedi. "Ateş sana verdiği pulları geri almış Gamzeyle. Çıkarken ellerinde görmüştüm" dedi Ömer. "Biliyorum, gördüm" dedim.
Merak edip komidinin içine bakmıştım ama pullar yoktu , alıp gittmişti ve böylelikle de işi benimlede bittmişti. "Ne yapıcağız Işıl? Pulların hepsi onların elinde, tamam biliyorum o pulların sahibi Thomas ama o adamın iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. Yarısı Ateşlerde yarısıda Sinanda. Onların Sinanla bulacağını biliyoruz" dedi Ömer.
Haklıydı , amaçları pulları almaktı.
İç çekip "ne yapabiliriz ki Ömer? Hem pulları alıpta ne yapacağız? Bize ne , onlar ne yapıcaklarsa yapsınlar hepsi birbirinden iğrenç insanlar" dedim nefretle. Onların hepsinden tek tek nefret ediyordum. "Ne demek ne yapabiliriz? Sende bizi amma güçsüz görüyorsun ha. İkimiz herkese yeteriz" dedi ciddice. "Ne saçmalıyorsun Ömer?" dedim anlamayarak.
"Biz alalım o pulları, en azından iyi bir elin eline geçer o pullar. Baksana ne işin var ne paran, gidip hakkımızı alalım" dedi. "O pulları alıp bir müzeye satalım en azından o değerli pullar yerini bulur ve satılıp durulmaz" diyede ekledi. "Eğer böyle devam ederse kaç ölü çıkar bilmiyorum, bence artık şu pullar kavgası son bulmalı" dedi.
Ondan intikam almayı çok istiyordum, beni o pullar için kullandıysa bende o pulları elinden alırdım.
Ömere dönüp "ne yapmayı planlıyorsun?" diye sordum. Sırıtıp "ben herşeyi ayarladım" diyip cebinden birden pulları çıkardı. Gözlerimi pörtletip "nasıl?" dedim. Sırıtarak bana baktı ve "İkisini takip ettmiştim, pullar Gamzedeydi ve o da arabasına binip gittiğinde onu takip ettim. Bir benzinlikte durdu ve arabadan indi, bende o fırsatı değerlendirip arabasına gidip pulları aldım." diye anlattı.
Şok olmuş bir vaziyette ona bakıyordum.
Memnunca iç çekti ve manzaraya bakıp "şimdi ise sıra Sinanın elindeki pullarda" dedi. Sonra bana bakıp "benimle misin?" diye sordu.
Ondan intikamımı alıcaktım, görecekti kimi kullandığını.
Düşünmeyip "seninleyim" dedim. 32 diş gülümsedi ve "süper" dedi. Ardından telefonunu çıkarıp "Sinanla bir buluşma ayarlamamız lazım, onu da sen yapmalısın. Şerefsiz telefonlara çıkmıyor seninkine kesin çıkar" dedi. Telefonumu masanın üstünden alıp Sinanı aradım ve çıkmasını bekledim.
Üçüncü çalışta çıkmıştı.
"Ohh bu ne güzel sürpriz?" dedi yaşlı bunak. "Çok uzatmayacağım pulların yarısı bende eğer onları istiyorsan benimle buluşursun" dedim. Gülüp "ah akıllı sexy çalışanım peki senin burda ki çıkarın ne olucak?" diye sordu. "Para" dedim. "Parayı yarına ayarla bende sana pulları vereyim" diyede ekledim.
İç çekip ciddice "tamam yarın saat akşam 9 da depomda olun" dedi ama hemen araya girerek "öyle birşey olmayacak sen konum attığım yere geleceksin" dedim. Güldü "unut bunu , senin gibi bir kadının eline gittmek intihar olur" dedi. "Sen bilirsin bu pulları başkasına da satabilirim sonuçta" dedim.
Dişlerinin arasında "iyi, öyle olsun" dedi. "Bir dakika bile gecikme" diyip telefonu kapattım. Ömere baktığımda "tamamdır" dedim gülümseyerek . Herşeyi duyduğu için o da gülümsedi ve "benim bildiğim bir depo var oraya gideriz yarın" dedi Ömer.
Doğrulup ona yaklaştım ve "şimdi beni iyi dinle, yarınki planımızı anlatacağım" diyip planı anlatmaya başladım.
????????
Güneş doğmuştu ben ise bütün gece uyuyamamıştım. Uyumaya çalışmamıştım da çünkü uyuyamacağımı biliyordum. Öylece yatağımda tavanı izliyordum. Bütün gece yaptığım buydu.
Artık kalkmam gerektiğini anlayıp ayağa kalktım. Dünden beri kasıklarım ağrıyordu ama bunu düşünecek halim bile yoktu. Duşa girdim ve kendimi yıkadım ardından rutin işlerimi hallettim ve ev giysilerimi giyinip kendime kahve hazırladım. Buz dolabına geçip ağrı kesiciyi alıp içtim, ağırılar artıyordu çünkü.
Kahvemle birlikte oturma odasına gittim ve koltuğa oturup sessizce kahvemi içmeye başladım. Dün Ömere planı anlatıp göndermiştim, ardındanda yatmaya gittmiştim. Şimdi ise kahvemi içip zamanın geçmesini bekliyordum.
Zaman yavaş yavaş dolmaya başlıyordu, dolabıma gidip üstümü giyinmeye başladım.
(Işılın kıyafeti)
Bu buluşmaya hazırlıklı gittmem gerektiği için böyle bir kıyafet idealdi. Siyah saçlarımı yukardan sıkı bir at kuyruğu yapıp bıraktım. Gözüme kalem çekip , rimel sürüp, en sonunda da kırmızı rujumu sürdüm. Hazırdım.
Tenim zaten açıktı ama uykusuzlukta daha da açık duruyordu ama buna yapıcak birşeyim yoktu. Gözlerim uykusuzluktan kötü durduğu için gözüme güneş gözlüğü taktım.
Kapım çaldı, gelen Ömerdi.
Ömeri gördüğümde gelmesi için geri çekildim, o da girdi. Oturma odasına geldiğinde bana bir silah uzattı. Silahı alıp uzun botumun arkasına sıkıştırdım bunu görem Ömer sırıttı ve "baya hazırlıklısın" dedi. "Bu bir oyun değil , bir yanlış hareketimiz hayatımıza mal olabilir" dedim ciddiyetle. "Orası öyle tabi" diyip iki iğneyide bana uzatıp "dün konuştuğumuz gibi" dedi. İğneleri alıp inceledim , biri mavi diğeri ise kırmızıydı.
"Hangisinin ne olduğunu biliyor musun?" diye sordu. Ona bakıp "bilmiyor gibi mi duruyorum?" diyip iğneleri cebime attım. "İyi çıkalım ozaman" diyip kapıyı gösterdi. "Odaya girip geliyorum" diyip odama girdim ve gerekli şeyleri alıp cebime attıktan sonra Ömerle birlikte evden çıktım.
Depoya varmıştık, eski büyük bir tempoydu.
Telefonumu çıkarıp Sinan şerefsizini konum attım, son yarım saati vardı. Ömer bana bakıp "planımısı unutmuyoruz ve herşeyi harfi harfine uyguluyoruz" dedi. "Planı unutmada" dedim heryeri inceleyerek.
Birden topuklu ayakkabı sesi duyuldu deponun içinde. Ömerle ikimiz sese doğru baktığımızda gelenin Beyza olduğunu gördüm.
Sırıtarak bize doğru geliyordu "Işıl , canım iş arkadaşım seni görmek ne güzel" dedi. Ömer bana sorgu dolu bir bakış attı "tanıştırayım Ömer , bu Beyza Sinanın cinsellik ihtiyaçlarını karşılayan sürtük" dedim Beyzaya bakarak.
Birden Beyzanın arkasında Sinan ve adamları belirdi. İğrenç herif gri bir takım giyinmişti ve koca göbeği takımla daha büyük duruyordu. İğrenççe sırıtıp "Sexy Işılım seni görmeyeli ne kadar oldu?" dedi. Göz devirip "para nerde?" dedim. "İlk önce pulları göster" dedi.
Ona bakıp Ömere bir hareket yaptım o da çebindeki pulları çıkarıp hepsini gösterdi. Sinan gülmeye başladı ve "şu 3 lü grubunuza ne oldu? Kazanan Ömer mi oldu yoksa?" diyip kahkaha attı. "Peki ya sen Işıl? Pulları almak için Ömeri mı kullanasın geldi?" diyede ekledi.
Ömere baktığımda söylediklerinden hiç etkilenmediğini gördüm ama yinede "ikimizi birbirimize düşürmeye çalışıyor kanma sakın" dedim sessizce. "Uzatmaya gerek yok pulları verin ve parayı alıp gidin" dedi Sinan. Ama sonra Ömere bakıp "ama tabi daha çok kazanmak istiyorsan orası ayrı" dedi.
"Ne demek istiyorsun?" dedi Ömer. "Şöyleki eğer benim tarafa geçersen sana kasadaki yüzde 50 kazancı veririm" dedi Sinan. Ömer göz devirdi.
"Güzel bir teklif ama ben 100 de 100'ünü almayı tercih ederim" dedi birden bir ses. Hepimiz oraya baktığımızda gelenin Ateş ve Gamze olduğunu gördük.
Bunu beklemiyordum işte.
Ömer hemen bana baktı , gözümü açıp kapatıp herşeyin yolunda olduğunu belirttim. Sinan gülüp "tarafını neden değiştirdiğini anlamaya başladım" dedi. İkisi hepimizin önünde durdu ve Gamze konuşmaya başladı "şöyleki iki tarafında bize ait olan birşeye el atmış , biz onaları kavgasız gürültüsüz geri alalım siz eve gidin biz eve gidelim ne dersiniz?" dedi Gamze sırıtarak. Sinan ve Beyza gülmeye başladı, ben ve Ömer sadece öylece onlara bakıyorduk.
Sinan bana bakıp "gurup olmaya ne dersin?" dedi. "Şerefsizlerle iş birliği yapmıyorum" dedim tepkisizce. "Ozaman gebermede iyi eğlenceler" dedi ve geri çekilmeleri için adamlarına hareket yoladı. "Dur" dedim birden bire. Sinan bana döndü ve sorgu dolu bir bakış attı "biliyor musun Sinan aslında seni ilk gördüğüm zaman senden etkilenmiştim" diyip ona doğru yürümeye başladım. O ise yutkunup sadece bana bakıyordu.
Ceketimin kemerini çözdüm ve ona doğru devam gittmeye başladım. Sinanın adamları silahını çıkarıyordu ki Sinan onları durdurdu ve sadece bana bakmaya başladı. "Ama şöyle birşey var , akıl sağlım yerinde olduğu için ve senin o iğrenç karekterini bildiğim için bunun yalan olduğunu benden başka herkes biliyor" diyip birden kırmızı iğneyi alıp boğazına sapladım ve iğneyi sıktım.
Sinan bağırarak yere düştü, Ömer silahını çıkarıp adamlara ateş etmeye başladı, aynı benim gibi. Adamları hızlı hızlı vurduğumuzdan hiç biri bir hamlede bulunamamıştı, en son Beyza kalmıştı ona baktığımda korkudan altına edeceğini anladım.
Hemen diz çöküp "nolur canımı bağışla lütfen!" diyip ağlamaya başladı. "Eğer 5 saniye içinde kaybolmazsan ölürsün" dedim ona bakarak. Hemen ayağa kalkıp koşmaya başladı ama 5. saniye tam olarak çıkamadığı için bacağını benden güzel bir kurşun yemişti.
En azından ölmedi ona da şükür ettsindi.
Sinana döndüğümde yerde can çekiştiğini gördüm , hemen yanına gidip "aaa iyi misiniz Sinan bey?" dedim alayla. "O-orospu" dedi boğazını tutarak. Diğer iğneyi çıkarıp yanına çöktüm ve "eğer yaşamak istiyorsan bana pulların yerini söylersin" dedim. Hemen konuşmaya başlayıp "a-araba" diyebildi sadece. Ömere işaret verdim bakması için.
Ömer arabaya gidip çok geçmeden geri geldi ve "bende" dedi. Sinana baktığımda hâlâ can çekiştiğini gördüm. "Geber" diyip doya doya ölmesini bekledim ama bir ses buna müsade ettmedi.
"Gerçekten bravo güzel bir tiyatroydu" dedi Gamze alkışlayarak. "Ama o pulları alalım artık biz" dedi Gamze. "Tabi efendim başka emrin?" dedi Ömer. Gamze elini uzatıp "uzatma ver şunları artık" dedi.
Ömer gözlerini devirdi ve "güzel ikili tebrik ederim, iğrenç mahluklar" diyip bana döndü ve elini uzattı. Elini tutup kendimi yukarı çektim ve ikisine baktım. "Siktirme o ağzını, ver pulları" dedi Ateş sinirle. Ömere dönüp "hadi" dedim ve deponun çıkışına doğru gittmeye başladım.
"Bunlar bizi duymuyor haa" dedi Gamze. Ardından silah sesi duyuldu, kurşun tam önümüzde bittmişti. "Huhu şimdi duyuyor musunuz?" dedi Gamze.
Kaşınıyordu.
Sakince ona dönüp "vermiyoruz, oldu mu?" dedim. Güldü ve "olmadı" dedi. Sonra Ateşe dönüp "bunlar zor yolu seçiyor aşkım" dedi.
Ateş bize bakıp "bencede" dedi. Bu sefer gülen ben oldum "ne yaparsın? Yine oyun mu oynarsın?" dedim. Ömer kolumdan tuttu ve "boşver gidelim" dedi. "Dünden razıymışsın sende güzelim, girmeseydin altıma" dedi Ateş birden. "Ee yetti be" diyip Ömer Ateşin suratına bir yumruk attı.
İkisi dövüşmeye başladı , Ömere gidip onu durduruyordum ki Gamze saçımdan tuttu ve "sen nereye acaba" dedi.
İşte şimdi elimden çekeceği vardı.