•Maske•

844 Words
Berzan, arabasını otelin önüne usulca yanaştırdı. Farları kapattığında, karanlık tekrar şehrin üzerine örtüldü. Otelin girişi, dışarıdan bakıldığında sade ama şıktı. Mardin taşının sıcak tonu, binaya gecenin içinde bile davetkâr bir renk veriyordu. Adımlarını yavaşça attı. Her basamakta içindeki gerginlik biraz daha şekil değiştiriyor, yerini başka bir hisse bırakıyordu... meraka, tedirginliğe ve az da olsa istek dolu bir ateşe. Rahatça yürüdü, kimseye görünmek istemeyen bir adamın kararlılığıyla. Resepsiyondan geçerken gözleri yüzlere değil, zemine takılıydı. Elini cebine atıp telefondaki mesaja baktı. 206 numara. İkinci kat. Koridoru adımlarken, sessizlik burada da kendini hatırlatıyordu. Halının üzerine basan ayakkabılarının sesi bile boğuk çıkıyordu. Kapının önüne geldiğinde elini tam kapıya uzatacakken zaten aralık olduğunu fark etti. Kapı zaten tam kapatılmamıştı. Bir an durdu. Eli, kapının kenarında asılı kaldı. İçeriden süzülen loş ışık, odaya dair bir şeyler fısıldıyordu ama çok az. Usulca içeri girdi. Kapı ardında sessizce kapandı. Oda genişti. Lüks ama abartısız. Yumuşak kahve tonlarında perdeler, beyazla krem arası örtüler, hafif tütsü gibi bir koku... Belki vanilya, belki başka bir kadın iziydi. Köşedeki abajurdan yayılan sıcak ışık, yatağın kenarına düşüyordu. Yatak üstünde siyah bir saten sabahlık vardı ya da öyle görünüyordu. Kimin giydiği belli değildi. Ne bir ses vardı, ne de görünürde biri. Tam bir adım daha atmıştı ki, sırtında bir kıpırtı hissetti. İki kol, ağır ama kararlı bir şekilde arkasından beline sarıldı. Ellerin teni sıcaktı. Yumuşak, ama içinde bastırılmış bir şeyin titreşimi vardı. Berzan’ın bedeni, bir anda istemsizce kasıldı. Sırtına yaslanan bedenin varlığı, yavaşça nefes alışlarıyla birleşti. Kadının burnu, onun ensesinde dolaşırken, dudakları neredeyse bir fısıltı gibi tenine değiyordu. Eller, önce kemer hizasında dolandı, sonra yavaşça yukarı çıktı. Göğsüne doğru ilerlerken, parmak uçları biraz tereddütlü, biraz da cesurdu. Her dokunuşta sanki yılların biriktirdiği bir hayalin izi vardı. Berzan, gözlerini kapattı. Ne konuştu, ne döndü. Sadece o anı yaşadı. Çünkü bu, ilk kez sadece onun seçtiği bir andı. Yabancı gelse de dokunuşları güzeldi. Kadının elleri şimdi boynunda dolaşıyordu. Parmakları, sakallarına dokunuyor, çenesinin çizgisinde yavaşça geziniyordu. Sessizlik o kadar yoğundu ki, ikisinin nefeslerinden başka bir şey yoktu odada. Bir de kalp atışları... Berzan, kadının ellerine dokunmadı. Dokunmak istemedi. Belki de kim olduğunu bilmeden, sadece bu hissin içinde kaybolmak istiyordu. Belki bir gecelik bir unutuluştu bu. Belki de ömrünün en uzun hatırlayacağı gecesi. Kadının sesi hâlâ çıkmıyordu. Ama teni, her şeyi anlatıyordu. Berzan başını biraz geriye yasladı. Ense çukuruna değen o dudakları hissettiğinde gözlerini açtı. Yavaşça sordu: “Adını bile bilmiyorum..." Ama cevap gelmedi. Sadece bir öpücük, boynunun en savunmasız noktasına konduruldu. Berzan o an bir şeyin başladığını hissetti. Ama neyin... henüz bilmiyordu. Berzan’ın boynuna kondurulan o öpücük, bir kıvılcım gibi içini yakıp geçti. Gözleri hâlâ karanlığa alışmaya çalışıyordu ama kadının sıcaklığı, sessizliği, dokunuşları... bunlar artık odadaki en net gerçekti. Kadının elleri, yavaşça beline doğru kaydı. Ardından gömleğinin altına süzüldü. Teniyle buluşan parmaklar, titrek ama isteklidir. Dokunurken anlatıyordu sanki: “Beni tanıma, sadece hisset.” Berzan, biraz arkasını döndü ama kadın hâlâ gözükmüyordu. Işık yetersizdi. Ve kadın, yüzünü saklıyordu. Elleriyle Berzan’ı kendine döndürdü. Bedenler karşı karşıyaydı artık. Kadının üzerinde incecik siyah bir sabahlık vardı. Saçları serbestçe omuzlarına düşmüş, boynunun kenarına kadar inmişti. Ama yüzünde siyah bir maske vardı. Zarif, kadife gibi. Gözlerini örten, yanaklarını kapatan, sadece dudaklarını açıkta bırakan bir maske... Ve o dudaklar, derin bir suskunluğun gölgesinde kıpırdıyordu. Berzan’ın kaşları çatıldı. Elini kadının yüzüne uzattı. Parmakları maskeye değdiğinde kadın aniden elini tuttu. “Hayır,” dedi fısıltıyla. Sesi, bir tül gibi yumuşaktı ama içinde emir taşıyan bir netlik vardı. “Bu gece kimse kimseyi tanımayacak.” Berzan, bir an durdu. Kadının gözlerine bakmaya çalıştı ama maske izin vermiyordu. Derin bir nefes aldı. İçindeki merakla, içindeki arzuyu birbirine karıştırmaya başladı. “Ben tanımadan..." dedi, sesi boğuk, biraz sitemli. Ama kadın başını iki yana salladı. O sırada ellerini Berzan’ın göğsüne koydu. Teni, onun tenine temas ettiğinde, sanki her şey sustu. Konuşmak da, düşünmek de, sorgulamak da... Kadının elleri gömleğini çözmeye başladı. Parmakları düğmelere dokundukça Berzan’ın nefesi değişti. Ritmi hızlandı. O da artık sadece hissediyordu. Sessizliği, karanlığı, tenin altındaki yakıcı sıcaklığı... Gömleği açıldığında kadın, ellerini onun omzundan aşağı kaydırdı. Gömleği yere bıraktılar. Berzan gözlerini kapattı. Kadın şimdi göğsüne eğilmişti. Dudakları, yavaşça sol anahtarı gibi bir çizgi çiziyordu teni boyunca. Berzan’ın elleri, kadının beline uzandı. Sabahlığın ipeğini hissedebiliyordu. Parmakları beline dolanırken, onu kendine doğru çekti. Dudakları neredeyse kadının alnına değecekti ama maske engel gibi duruyordu aralarında. “Çıkar şu maskeyi,” dedi bir kez daha, alçak bir sesle. Belki yalvarır gibi, belki de arzusuna yenik düşmeden önce son kez kontrolü elinde tutmak istercesine. Ama kadın yine sadece başını salladı. Maske yerinde kaldı. Berzan derin bir nefes verdi. Sonra elleri yavaşça gevşedi. Gözlerini kadının gözlerine dikti. Maskenin ardındaki o bilinmez karanlıkta, tanıdık bir yangın hissetti sanki. Ama adını koyamadı. “Peki,” dedi kısık bir sesle. Ve o an, teslim oldu. Kadının tenine, sessizliğine, bilinmeyene. Kadın onu yatağa doğru çekti. Adımlarını hiç kesmeden, gözünü ayırmadan, maskesini çıkarmadan... Bedenler yatakta buluştuğunda odanın içindeki hava başka bir şeye dönüşmüştü. Artık sadece şehvet değil, kimliği bilinmeyen bir arzunun da sıcaklığı dolanıyordu duvarlara. Berzan, kadının ensesinden tutup onu kendine çekti. Dudaklar birleşti. Yavaş, ıslak, derin bir öpücük... Maske, aralarında hâlâ duruyordu ama artık engel değil, bu oyunun bir parçası gibiydi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD