O gece, konağın içi sessizdi ama duvarlar titriyordu adeta. Herkes sabaha dair bir şeyler sezmiş gibiydi. Halime, mutfakta sessizce çorba kaynatırken duraksadı. Sonra bir anda arkasını döndü, gözleri kısılmıştı. Konağın sessizliğini delen bir ayak sesi duydu. Meryem’in yavaş ve ölçülü adımlarıydı bunlar. Halime doğruldu, ellerini önlüğüne sildi. Meryem’le göz göze geldiklerinde, aralarında birkaç adım mesafe vardı ama yüzlerindeki ifade yılların ağırlığını taşıyordu. “Halime abla,” dedi Meryem, yumuşak ama içi dolu bir sesle. “Biliyor musun, bazen kahveye bir damla cesaret katmak gerekir. Bunu sen de yapardın eskiden.” Halime’nin yüzü kaskatı kesildi. “Ne yaptın sen, Meryem?” Meryem gözlerini kaçırmadı. “Öldürmedim. Ama hatırlattım. O kahve sana değil, konağa bir mesajdı.” Halime adım

