İki hafta sonra...
Yabancısı olduğu fakat bir o kadar da tanıdık olan ailenin yaşantısına istemsizce çekiliyordu Aylin. Kendini onların içinde mutlu hissediyordu. Anne babasının onu aynı anda korkakça terk etmelerinin ardından Aylin`in hayatı sığlaşmış ve içi boşalmıştı. Bir annenin kızıyla ilişkisi nasıl olur bilmezdi. Ya da bir babanın. Tek bildiği ebeveynleri tarafından sevilmediğiydi. İlhan Bey torununa yüreğindeki bütün sevgiyi ve merhameti vermişti elbet. Ama bütün bu cömertçe bağışlanan duygular bile Aylin`i doyuramamıştı. İnsan kendinde eksik olanın peşinde olur hep. O yüzden Sinan`ın oturduğu mahalleye taşınmıştı. Mahallenin çıkışına yakın bir yerde on altı katlı olan eski bir apartmanın sekizinci katını kiralamıştı kendine. İlhan Beyin `Neden` sorusuna karşılık omuz silkip "Canım öyle istiyor. Bir süreliğine şirkete de uğramayacağım. Eminim yokluğumu belli etmeyecektir çalışanlar." Deyip evden ve Dedesinin sorularından kaçmıştı. Ardına bile bakmadan ayrılmıştı oradan. Kendine bile itiraf etmekten kaçınıyordu. Tek sebebi Sinan`a yakın olmaktı tabii.
Kıskanıldığını öğrenmek gururunu okşamıştı. Koşulsuz bir şeydi bu. Değerli hissettiren bir duyguydu. Daha önce hiçbir erkek onu kıskanmamıştı.
Pekiya kıskanmak ve sevmek aynı şeyler miydi? Sinan belkide Aylin`e laf atılmasını erkeklik gururuna yederemediği için kıskanmıştı. Anlık bir duygu geçişiydi bu belkide. Aylin zihninin kıyısında gezinen sevimsiz düşünceleri kökünden söküp attı. Sebebi ne olursa olsun. Onu kıskanmıştı işte. Ama yine de özel hissettiren bir duyguydu. Dokunuşu bu kadar güzelse kimbilir hisleri nasıldı. Ona karşı kıskançlıktan başka şeylerde hissediyordu belkide.
"Senle o bir değilsiniz Aylin"
Kulağını tırmalayan sesi kesmek ister gibi kaşlarını çattı.
"Hiç öyle çatma kaşlarını" dedi Bade "Uzak dur artık o adamdan. Seni kıskanıp adam dövmesi hoşuna gidiyor ama yarın öbürgün kendini bir şey sanacak. Sevgilin gibi triplere falan da girmeye kalkar bu. Görüşme artık o herifle."
"Bana iyi geliyor. Ve bende bana iyi gelmesini seviyorum Bade. Belki delilik diyeceksin ama onunla birleştiğimizde yeniden doğmuş gibi oluyorum. " dedi Aylin.
"Başka erkeklerde var"
Yaptığı papatya çayından iki yudum alıp "Ama ben başka erkekleri değil onu istiyorum." Dedi Aylin. "Eğer bir erkek isteklerimi fazlasıyla karşılıyorsa başka erkekleri arzulamam söz konusu bile olamaz"
"Aşık mısın?"
Soru içini titretti. Sinan`a aşık mıydı bilmiyordu. Yalnız onu düşünmek bile sol yanını tatlı bir yorgunluğa mahkûm ediyordu.
"Bilmiyorum" diye geçiştirdi soruyu. Ayaklanıp "Hadi gel yeni evimi gezdireyim sana" dedi.
"O zaman ne diye herifin mahallesine taşındın?"
Bıkkınca "Canım öyle istedi öylede yaptım." Dedi Aylin. "Hem sen niye bu kadar dert ettin ki bunu?"
"Senin için endişeleniyorum suç mu? Sinan ya takıntılı bir manyak çıkarsa ne olacak? Sonuçta onu tanımıyorsun Aylin. Sana zarar verebilir"
"Bana Ozan`dan başkası zarar veremez"
"Nasıl yani?"
Cevap vereceği sırada kapı çalındı. Aylin Bade`yi arkasında bırakıp seri adımlarla sofaya geçip kapıyı açtı. Karşısında dipleri boyaları akmış saçları bigudilerle donatılmış eski assolist Nalan duruyordu. Boş fincanı gösterip "Kahven var mı kız?" Diye sordu neşeli sesiyle.
Güler yüzle "Var tabii" deyip eliyle içeri geçmesi için bir hareket yaptı Aylin. Eve taşındığı ilk gün Nalan ona bir tepside yemek getirmişti. Aylin ne kadar ısrar etsede onu dinlemeyip eşyaları yerleştirmesine yardım etmişti Nalan.
"Ooo Badegül hanımda buradaymış"
Bade gözlerini devirip "Bade benim adım. Neden adımın yanına gül ekliyorsunuz Nalan hanım?"
"Ne hanımı kız bende hanımlık mı kaldı?" Dedi Nalan Bade`nin isyanını duymamış gibi yapıp.
Bıkkınca "Ya sabır" deyip mutfağa geçti Bade. Fincanı kuru kahveyle dolduran Aylin`e "Söyle şu kadına bana Badegül demesin" diye kızdı.
Aylin gülüp "Kendi işini kendin gör" dedi keyifle. Mutfaktan çıktı.
Nalan kahveyi alırken "Bana da beklerim şekerim" dedi.
Nalan`ın tavrına uyum sağlayıp "Olur şekerim" dedi Aylin.
Bade kapıyı kapatan Aylin`e bakıp "Deli bu kadın valla deli" dedi. "Zaten nerde bir manyak varsa mıknatıs gibi çekiyorsun kendine."
"Sadece umursamayı bırakmış" dedi Aylin. Bade`nin çantasını koluna taktığını görünce "Ne oldu hemen gidiyor musun? Hani bu gece benimle kalacaktın?"
"Kalacaktım tabii ama babam bugün geldi. Bide beni çok özlemiş. Kırılmadın değil mi? İtiraz edemedim babama. Ama yarın muhakkak geleceğim yanına"
Bade`yi özleyen bir babası vardı... Kendi babasıysa onu çoktan unutmuştu. Bir kez olsun bile aramamıştı. Boğazındaki acı yumruyu yutup "Kızmam gereken bir şey yokki. Annenle babana selamlarımı ilet" deyip Bade`ye sarıldı.
Yine kendiyle başbaşa kalmıştı. Koltukta oturmuş çıplak duvarlara bakarken tüm kalbiyle yalnız öleceğine inandı. Herkesin yaşamı biriyle ilişkindi. Etrafında kendisi gibi olmayan biri bile yoktu. Bade`nin anne babası vardı. Sinan`ın koskocaman bir ailesi vardı. Hatta şerefsiz Ozan`ın bile..
Canı sıkkın bir halde kalkıp ne yapacağını düşündü. Açtı fakat yemek yapmak içinden gelmiyordu. Banyoya gitmeye karar verdi. Zil art arta çalınca biraz gerildi. Yine Ozan olmasından korkuyordu. Gidip kapı gözünden bakınca Meryem`le Feride`yi gördü. Şaşırdı birden. Onlar nereden biliyorduki buraya taşındığını. Rahat bir nefes alıp kapıyı açtı.
Feride yaptığı keki Aylin`e uzatıp "Misafir kabul ediyor musun?" Diye sordu.
Tüm içtenliğiyle Feride`ye sarılıp "Elbette" dedi Aylin. Sonra Meryem`e sarıldı "Hadi durmayın kapıda geçin içeri"
"Evin güzelmiş" dedi Feride eşyalara gözgezdirip.
"Teşekkür ederim"
"Yanlış anlamazsan nerden esti bu evi kiralamak?"
"Bir değişiklik olsun istedim hepsi bu" dedi Aylin. Ayaklanıp "Ben keki tabaklara koyayım" deyip mutfağa gitti.
Meryem kızgınca "Abla ayıp değil mi yaa ne diye soruyorsun. Sanane bundan"
Feride düşünceli gözlerle "Var bir şey ama ne?" Dedi kendi kendine.
"Varsa varsa bizene"
"Bizene dediğin kısım bizim abimizle ilgili olabilir"
Kısık bir sesle "Ay ben anlamadım sanki. Sorgulamayın insanları. İstese kendisi açıklardı zaten" dedi Meryem. Aylin`in elinde kek ve meyve suyu tepsisiyle salona döndüğünü görünce sustu.
Aylin "Lamia teyze neden gelmedi?" Dedi.
Feride "Ali`yi yalnız bırakamaz. Ali tamamen iyileşmeden annem bir yere çıkmayacağını söyledi." Dedi.
"Anladım."
Gece on bire kadar sohbet ettiler. Kızlar gitmek istemiş Aylin biraz daha kalmaları için ısrar edince onlarda kendisini kıramayıp kalmışlardı.
"Biz artık gidelim geç oldu. Herşey için teşekkür ederiz" dedi Feride Meryem`le beraber kalkıp.
Aylin "Ama vakit daha çok erken." Diye itiraz etti.
"Başka zaman yine uğrarız" dedi Meryem.
Dudakları bükülürken "Peki" diye mırıldandı Aylin. Onları kapıya kadar geçirdi. Karşı komşusunun evinden çıkan adamı görünce şaşaladı birden..
"Sen burada ne yapıyorsun?" Feride`nin attığı nida apartmanın merdivenlerinde yankılandı.
Cihat oralı olmayıp "Ayşem sen gir içeri" dedi.Sanki olağan bir durummuş gibi davranıyordu.
Meryem Ayşem`e dönüp saf saf bakıp "Ayşem abla senin dudakların niye böyle kıpkırmızı ve şiş?" Diye sordu.
Ayşem`in yüzü alev alev yandı. Kısa bir anlığına Cihat`la göz göze geldiler. Kapıyı süratle çarptı.
Aylin olup bitenlere anlam veremedi.
~~~~
"Seve seve O yılanın kardeşini mi sevdin. Başka kız bulamadın mı kendine" diye kardeşini azarladı Feride.
Cihat tek nefeste "Ben birini sevmek için aramıyordumki. Ayşem`i gördüm ve sevdim. Onunla evleneceğiz" dedi.
"Bok evlenirsin" diye tısladı Feride. "Ablası da Sinan`la evleniyordu hani ne oldu?"
"Meral`in yaptığı kahpeliği Ayşem`e yüklüyorsunuz. Hem onlar üvey kardeşler."
"Yolda tartışmak ne zamandan beri adetiniz oldu?" Diye sordu Sinan. Bakkaldan sigarasını alıp çıkttığında kardeşlerinin önünde yürüdüklerini gördü.
"Cihat Ayşem`i seviyormuş senin Meral`le evlenmek istediğin gibi o da Ayşem`le evlennek istiyor" diye sitem etti Feride.
"Abla..."
Cihat`ın uyarıcı sesine karşılık "Boşuna hayal kurma. Annem istemez onu gelin diye" dedi Feride.
Sinan "Niye Ayşem`i suçluyorsunuz Feride? O bu hikayenin en masumu. Rahat bırakın kızı"
"Biz bırakmışız zaten ama onlar yapışıp duruyor bize"
Tartışma alevlenmeden "Abi biliyor musun Aylin abla bu mahelleye taşınmış. Ayşem`le kapı komşular tesadüfe bak" dedi Meryem.
Sinan yanlış duyduğunu umarak "Aylin buraya mı taşınmış?" Dedi gözlerini kısarak.
"Evet"
Duyduklarını sindirmesi epey bir zaman alacaktı. Topuğunun üstünden sertçe dönüp homurdanarak yürüdü.
Bir daha adımımı atmam dediği apartmanın merdivenlerini arşınlıyordu Sinan. Kaderin oyununa küfretti birden. Eskiden Meral için uğradığı apartmana artık Aylin için uğrayacaktı. Beyni öfkeden durur gibi olurken bile o kısacık anda şunu ayrımsadı. Aylin için daha çok heyecanlanıyordu. Lanet kadın! O kibir abidesinin adını duymak bile tenini gıdıklandırıyordu. Ve en kötüsü de Meral bir zamanlar evleceği kadın olsa bile hiçbir zaman onda Aylin`in uyandırdığı gibi bir arzu uyandıramamıştı. İşte buna deli oluyordu. Yabancıydı fakat bedenine evvelden aşinaydı. Kapısına vardığında hiç ara vermeden kapıyı çaldı.
Kapıyı açttığında karşısında vahşi bir hayvan gibi nefes alıp veren Sinan`ı gördüğüne hiç şaşırmadı Aylin. Göğsünün gerilip şiştiğini boyun damarlarının belirginleştiğini fark etti. Gözleri ölüm çanı gibiydi.
"Ben sana bir daha bu mahalleye gelme dedim sense buraya mı taşındın küçük şeytan"
Umursamaz bir tavırla omuz silkip "Seni ne diye dinleyecek mişim söylesene? Bana ne yapmam gerektiğini söyleyemezsin."
"Ulan senin bu fare deliği gibi mahallede işin ne? Git kendi evine Aylin. Aklından ne geçiyorsa hemen vazgeç. Bu apartmanda kimler oturuyor kimler nedirler onu bile bilmiyorsun."
Sinan`ın damarına basmaktan zevk alıp "Nasıl tanımam bizim komşunun kızıyla senin kardeşin sevgili. Hatta az önce buradaydı Cihat" diye yüksek sesle konuştu.
Sinan karşı evden Meral babasının çıktığını gördü. Aylin yine bir şey söylemek üzereyken panikle ona sarılıp içeri geçip kapıyı sertçe çarptı.
"Pek bi korktun."
Kuşkuyla bakıp "Sen bir şey mi kullanıyorsun?" Diye tısladı Sinan.
Dudaklarını büzüp "Bahsettiğin uyuşturucuysa kullanmıyorum. Hem ben çaresiz bir aptal değilim tamam mı? Uyuşturucuyu çaresizler kullanır" diye ekledi Aylin. Ayaklarının üstünde gezinen kıpkırmızı dev gibi hamam böceğini görünce çığlığı bastı birden. Tiksintiyle irkildi. Kendisini duvara öyle bir yasladıki sankin duvarın içine girecekti. Yalvaran gözlerle Sinan`a bakıp "Yok et şu laneti" dedi dişleri takırdayıp. Kendini bildiği bileli hamam böceklerinden korkup iğreniyordu. Lanet böcek o kadar hızlıydıki Sinan onu ezmesi neredeyse bir dakika sürmüştü.
"Parmak kadar şeyden mi korktun?" Diye sordu Sinan ezdiği böceği pencereden atıp.
Sinan`ın gülmesine kızıp "Gülme. Gülmesene diyorum. Böcek fobim var ve bu hiç gülünç değil." Kendini kasıp iğrenir gibi "Sanki vücudumda geziniyormuş gibi oldum yaa çok kötü" dedi Aylin yüzü acıdan buruşup.
Aylin`in buradan taşınmasını umarak onu yıldırmayı denedi. "Belki lavobodan gelmiştir ezdiğim böcek. Ve sen gece uyurken başını koyduğun yastığa sürtünmüştür. Ya da kullandığın tabaklara , bardaklara kim bilir belkide defalarca diş fırçanın üstünde yürümüştür ha Aylin?"
Sinan`ın koluna sertçe vurup "Adi pislik konuşmasana böyle. Korkum var diyorum sana." Dedi Aylin öfkeden kızarıp.
"Hadi bırak bu anlamsız inadı. Evine dön burası sana göre bir yer değil."
Dik dik bakıp "Buna sen karar veremezsin."
"Benim için mi?"
Aylin duyduklarına karşılık kısa bir gülüş patlattı. Acımasızca "Kendini bu kadar büyütme. Hastanedeki perperişan halini ne de çabuk unuttun?" Diye fısıldadı soğuk bakan gözlerini Sinan`dan çekmeden. Sinan`ın o gün ona söylediklerini beynine kazımıştı. `Benden alacakların bitmemiş anlaşılan` demiş onu yaralamaya çalışmıştı. Ama şimdi adamın gözlerindeki kasırgayı görünce huzura erdi. Hiç kimse onu incitemezdi eğer kendisi inciniyorsa sebep olan iki kat daha incinirdi. Şimdi kimin güçlü olduğunu ona bir kez daha hatırlatmıştı. Bir kadın asla unutmazdı. Ve günü geldiğinde erkeğin kendisini yaraladığı yerden yara almasını sağlardı.
Havada sessizlik hakim olurken, kollarını göğsünde kavuşturmuş yerle yeksan ettiği adama duygusuzca bakarken `O kalbini eriteceğim." Diye kendi kendine söz verdi.
Bölüm sonu.