Seni azad ediyorum

1988 Words
Sabaha karşı uyandığında yaptığı ilk şey telefonu açmak oldu. Hevesi kırıldı. Hiç kimse mesaj atmamıştı. Sinan mesaj atmamıştı. Gece böcek fobisi olduğunu öğrenmişti. Ve buna rağmen nasıl olduğunu sormamıştı. Sinan gittikten sonra koltuğuna uzanmış acaba başka hamam böceği var mıdır korkusuyla uyuyamamıştı. Birkaç saat direnebilmişti. Bir ara saatine baktığında dört olduğunu görmüş gözlerini dinlendirmek için yummuştu. Uyandığındaysa saat altı olmuştu. O gece gök gürültüsünden, şimşeklerden korkunca Sinan gitmekten vazgeçip yanında kalmıştı. Dün gece kalması imkansızdı. Ama en azından nasıl olduğuna dair mesaj atabilirdi. Kendini kandırılmış hissetti. Tamam dün gece Sinan`ı yaralamıştı. Ezmişti. Bunlara rağmen yine de ona mesaj atmasını isterdi. Kapı çalındı. Hiç kimseyi beklemiyordu. Gidip kapı gözünden baktı. Nalan`dı. Kapıyı açtı. "Kız gece uyumadın mı sen? Göz torbaların şişmiş." "Film izlemeye dalmışım" diye yalan söyledi Aylin. Nalan Aylin`in koluna girip "Hadi gel beraber kahvaltı yapalım." Dedi sıcak bir sesle. "Rahatsız etmiyeyim sizi?" Nalan sevecenlikle "Kafamızın üstünde tepinmeyeceksin yaa?" Deyip gülüştü. Merdivenleri çıkmaya başladılar. Açık kapıdan içeri geçtiler. "Menemen soğumadan oturun" dedi Yavuz elinde çaydanlıkla mutfaktan çıkarken. "Hoş geldin Aylin" "Hoş buldum." Dedi Aylin kahvaltı masasına doğru yürüyüp. "Baba saç tokamı bulamıyorum gördünüzmü." Aylin başını çevirip Kiraz`a baktı. Uzun kumral saçlarını elinde tutmuş tokasını arıyordu. Orta boylu narin yapılı, yüzü sevimli bir kızdı. Bu sene tıp fakültesini kazanmıştı. Koltuk minderlerinin altlarına bakarken "Hoş geldin Aylin abla" dedi Kiraz. Sonra babasına dönüp "Tokamı görmedin mi baba hani şu yeşil renkli olan ha gördün mü?" "Ben yanlışlıkla elektrik süpürgesine kaptırdım tokanı" dedi Nalan çayına küp şeker atıp. "Anne tokalarımla derdin ne senin söylesene. Bu kaçıncı yaa?" "Ne yapayım canım sende köşelere atma tokanı." Kiraz oflayıp orta sehpanın üstüne bıraktığı tokasını alıp babasının yanına gidip tokayı ona uzatıp arkasını döndü. Nalan gülümseyip "Kiraz hep babasına taratır saçlarını" diye açıklamada bulundu Aylin`e. Aylin`in yüreği karardı. Yaşamındaki eksiklikler gün yüzüne çıkıyordu. Ruhsal ızdırabının son bulmasını diledi. Ne oluyordu anlamıyordu. Terk edileli yıllar oluyordu. Alışmıştı. Kabul etmişti. Ama şimdi canı o zamankinden daha çok yanıyordu. Kendini hiç bu kadar savunmasız görmemişti. Dalgın sesiyle "Ne güzel" diye mırıldandı. Önüne dönüp ekmekten ufak bir parça kopardı. Kiraz masaya geçip "Bak Aylin abla şu kozmetik ürünlerin hepsi indirime girmiş. Pahalı bir marka kaçırma bu fırsatı." Dedi telefonundan baktığı alışveriş sitesini gösterip. Aylin kendi ürettikleri kozmetik ürünleri görünce şaşırmış gibi yaptı. "Bugün bakarım sağ ol canım" dedi. "Bende alacaktım ama babamın maaşını bekliyorum o zamana kadar indirimde olur inşallah" dedi Kiraz. "Valla bu kozmetiği kim üretiyorsa cin gibi." Dedi Yavuz ağzına attığı zeytinin çekirdeğini çıkarıp. İlgiyle "Neden?" Dedi Aylin. "Ee kızım baksana kadın olsun erkek olsun hiç fark etmez herkes ilk önce bakımlı olmak için çaba harcıyor. Haberlerde kozmetik ürünler indirimde oldumu izdihamlar yaşanıyor. Ve tüm bunlar bakımlı ve güzel olmak için. Kimbilir bunları üretenler ne milyonlar kazanıyorlardır." "Ben birçok ürünlerini denedim hepsinden de memnun kaldım Yavuz. Kazandıkları paralar kuruşuna kadar helal olsun" dedi Nalan. Aylin Babaannesi olan Pera`ya bir kez daha hayran oldu. Genç yaşında ona dedesinden hatırı sayılır miras kalmıştı. Mirası ve kocasının parasını birleştirmiş kozmetik işine girişmişti. `Güçlü olmanın yolu dış görünüşünden geçer. Dış görünüşe önem vermek kötü değil aksine iyidir. Dışın güzel olmazsa kimse kimsenin yüzüne bakmaz önemsemez bile.` Dermiş. Kiraz`ın ve Nalan`ın konuşmalarına şahit olduktan sonra bir kez daha Babaanesine hak verdi Aylin. Kahvaltıdan sonra Yavuz usta başı olduğu iplik fabrikasına gitti. Kiraz`da arkasından gitti. "Ee hiç söylemedin ben sormasam söylemeyeceksin belli. Annen baban kimi kimsen yok mu yalnız mı yaşıyorsun hep?" "Ben çocukken araba kazasında ölmüşler. Dedem büyüttü beni." "Kayıpların çokmuş" "Öyle işte" "Evlimisin yoksa?" "Bekarım" "Bekarlık iyidir ama doğru adam karşına çıktı mı bekar olmaktan bıkarsın" Aylin yarım ağız gülümsedi. "Ben hiçbir zaman evlenmeyeceğim." Dedi. Nalan`ın ağzından bir gülüş koptu. Omuzları sallana sallana gülerken "Bende hep assolist olarak kalacağım bütün erkekleri kendime hayran bırakacağım derdim. Ama kaderin oyununa bak ben Yavuz`a tutuldum. Onun için assolistliği bıraktım. Haa pişman mısın dersen bana hiç değilim. Yuvam var, ikimizede iyi gelen evladımız var." Açık yüreklilikle "Senin adına sevindim." Dedi Aylin. Telefonu çalınca cebinden çıkarıp ekrana baktı "Kusura bakma bunu kaldırmalıyım." Dedi Nalan`a. "Ne kusuru kız aç tefonunu tabii" "Efendim?" "Aylin abla benim Ali" Aylin`in yüzünde geniş bir gülümseme belirirken "O sen misin küçük adam?" Diye mırıldandı tatlı sesiyle. "Evet benim. Beni dışarı çıkarır mısın diyecektim?" Diye sızlandı Ali. Ne diyeceğini bilemedi. Kalp nakli olalı neredeyse iki ay oluyordu. Hastane kontrolü dışında bir yere çıkmamıştı Ali. Mikrop kapabilirdi. Nasıl davranacağını kestiremedi. "Ben hemen yanına geliyorum o zaman konuşuruz canım" deyip telefonu kapattı. "Gidiyor musun?" Diye sordu Nalan ayağa kalkan Aylin`e. "Acil bir işim çıktı her şey için çok teşekkür ederim" "Yine beklerim" "Sağ ol" Apartmandan çıkıp kapının önüne park ettiği arabasına binerken "Ya bu da geçen seferki gibi bir oyunsa?" Dedi kendi kendine. Sinan`ın evinin önüne geldiğinde derin bir nefes aldı. Belki yine o kapıyı açar diye saçlarını düzeltti. Arabadan inerken Cihat`ı karşıdan ona doğru gelirken gördü. "Merhaba" "Merhaba" deyip eve doğru adım attı Aylin. Cihat birden önüne geçince sorar gibi çattı kaşlarını. Cihat önünden çekilip "Annemin Ayşem`den haberi yok şimdilik. Yani dün.." "İki kişinin arasında geçen ilişkiler beni ilgilendirmez rahat ol sen. Ayşem`le senin ilişkin benim dilime dolanmaz" dedi Aylin. Rahatlamış bir yüz ifadesiyle "Sağ ol" dedi Cihat. "Sağolluk bir şey yok" deyip eve geçmeye başladı Aylin. Merdivenleri çıkıp zile bastı. Onu Sinan değil Ali karşıladı. Gözleri ışıl ışıldı. "Hoş geldin." "Hoş buldum" dedi Aylin. Ali`nin arkasında Lamia hanım belirdi. Onu gördüğüne baya şaşırmıştı. Bu sefer oyun yoktu demek. Tabii Sinan`da yoktu. "Hoş geldin kızım" "Hoş buldum Lamia teyze nasılsın?" "İyiyim geçsene içeri kapıda kalma. Evine hayırlı olsuna gelemedim kusura bakma" Anlayışla "Sorun" değil dedi Aylin. "Ben Aylin ablayla gitmek istiyorum anneanne" diye araya girdi Ali. Lamia hanım itiraz edecek gibi oldu. Torununun mikrop kapmasından korkuyordu. "Ali`ye dikkat ederim için rahat etsin" dedi Aylin. "Yemeğini verdim. Yarım saat sonra meyvesini yemesi lazım" Ali`yi kucağına alırken "O iş bende tasalanmayın. Tertemiz yıkayıp öyle veririm Ali`nin meyvesini." Deyip merdivenleri inmeye başladı Aylin. Arabaya geçtiklerinde Ali`nin yanağından makas alıp "Baya yakışıklı olmuşsun sen ya" deyip göz kırptı.Ali`nin gülüşü ona da bulaştı. "Elsa`da öyle diyor" Aylin`in tek kaşı refleksle kalkarken "Elsa mı o da kim?" Dedi. "Balkan göçmeni bir kız. Bizim komşumuz oluyor. Genellikle o bize geliyor annesiyle beraber. Ben de onlara gitmek istiyorum ama anneannem pek güvenmiyor diye göndermiyor beni." Dedi Ali. "Neden güvenmiyor?" "Elsa`nın babası annesine bağırıyor diye. Bir keresinde sokakta da bağırdı. Hatta elini de kaldırdı. Ama dedem o adamı bağırtana kadar dövdü" "Yaa" Ali`nin yüzü birdenbire aydınlanırken "Elsa bana kalbini verdi biliyor musun?" "Demek kalbini verdi?" "Verdi tabii hastaneye yattığım zaman başucuma gelip, bana kocaman bembeyaz kağıta çizdiği kırmızı kalbi verdi." Aylin`in içi sevgiden kabardı. "Seni seviyormuş" "Bende onu seviyorum. Bütün oyuncaklarımı ona feda ettim biliyor musun? En sevdiğim bereyi bile verdim" "Elsa şanslı bir çocukmuş senin gibi bir arkadaşı var" Birlikte eve girdikleri zaman eğilip Ali`nin spor ayakkabılarını çıkardı Aylin. "Film izleyelim seninle" dedi tatlı sesiyle "Ama önce evimi gezdireyim sana küçük bey" deyip Ali`nin elinden tutup odaları yavaş yavaş gezdirmeye başladı. "Evin çok güzelmiş. Bizim evden bile büyük. Sen tek mi yaşıyorsun burada?" "Tek yaşıyorum canım" "Ama burası tek kişilik için çok büyük değil mi? Bizim ev küçük ama hepimiz orada birlikte yaşıyoruz" Çocuk bile yalnızlığını fark etmişti. Gülsün mü ağlasın mı bilemedi. Küçük sevimli başını okşayıp "Filmden önce kocaman bir meyve tabağı hazırlayalım kendimize" deyip mutfağa seğirtti Aylin. Buzdolabından çeşit çeşit meyveleri çıkarıp tezgahın üstüne indirip özenle yıkamaya başladı. Büyük servis tabağına dizdiği meyveyi alıp "Hadi gidip filmi izleyelim" deyip mutfaktan çıktı. "Buz devrini izleyelim mi?" Servis tabağını orta sehpanın üstüne bırakıp "Elbette" dedi Aylin. Kumandayı alıp televizyonu açtı. Filmi bulup açtı. İnce battaniyeyi üzerlerine örtüp servis tabağını dizlerinin üstüne indirdi. Çatalı Ali`ye uzatıp "Sen hangi meyveyi seviyorsun?" "Çukurova kingini" Alıklaşıp "Ne?" Diye sordu Aylin. Ali`nin çatalını mandalina dilimine batırdığını görünce "Haa sen ondan mı bahsediyorsun? Ee mandalina desene şuna canım" dedi sevecenlikle. Hem meyvelerini yiyip hem filmi seyrettiler. Ali`nin başı Aylin`in koluna yaslandı. Uyumuştu. Onu kendinden yavaşya ayırıp şefkatle üstünü örterken "Hani daha ikinci seriyi izleyecektik seninle küçük bey?" Diye fısıldadı Aylin. Zil çalınca sessizce yürüdü. Kapı gözünden baktığında Sinan`ın kardeşi olan İrfan`ı görünce hevesi kırıldı. Kapıyı yavaşça açtı. "Merhaba abla ben Ali`yi almaya geldim." "Tabii ama Ali uyuyor. Uyandığı zaman alsan olmaz mı?" "İlaç saatini kaçırırız o zaman. Seni de rahatsız ettik" Anlayışla "Rahatsız olmadım. Ali`yi götürebilirsin" deyip kapının önünden çekildi Aylin. İçeri geçtiğinde koltukta uykuya dalmış yeğenini gördü İrfan. Bakışları yumuşadı. Ona doğru seğirtip yavaşça kucakladı. Evden çıkarken "Her şey için sağ ol abla" dedi Aylin`e. "İyi akşamlar" deyip kapıyı kapattı Aylin. Ne yapacağını düşündü. Duvarlar üstüne üstüne geliyordu. Bade söz verdiği halde gelmedi. O şimdi anne babasının sevgi yumağıydı. Derin bir iç geçirdi. Bu gece evinde kalıp sıkıntıdan patlamayacaktı. Yatak odasına gidip gardıropun kapaklarını açtı. Ne giyeceğini düşündü. Siyah kısa elbise gözüne çarptı. Askıdan alıp yatağın üstüne bırakıp üzerini değiştirmeye başladı. Bacaklarının arasındaki ıslaklığın külotunun üstüne taştığını görünce yüzü kızardı. Günlerdir kendine dokunmuyordu. Bedeni tatlı azapla kıvranıyordu. Aceleyle giyinip dizlerinin üstüne kadar olan rugan çizmelerini çekti. Saçlarını at kuyruğu yaptı. Aynanın karşısına geçip kırmızı rujunu sürdü. Kirpiklerine maskara sürdü. Bu kadarı yeterliydi. Fazla makyaj yapmayı sevmiyordu. Diskoya gittiğinde insanların çıldırmış gibi dans ettiklerini gördü. Canı İspanyol şarabı olan Şeri çekiyordu. Barmen tezgahına yaklaşıp "Bana Şeri ver" dedi Barmen kıza. İçtikçe daha çok susadı. Kaç kadeh içtiğini bilemeyecek hale geldi. Sendeleyerek kalkıp dans edenlerin arasına girdi. "Haydi kızlar hep birlikte kopalım" diye coşkunca gülüp dans etmeye başladı. Çıldırmış gibi dans ederken feci halde sıkıştığını hissetti. Dişlerini sıkıp tuvalete gitmeye başladı. Kızlar tuvaletinden inleme küfür ve gülme sesleri geliyordu. Aptal gibi sırıtıp "Sizi sizi ne yapıyorsunuz bakim?" Kapının kulpunu indirdi. Kilitliydi. "Kapıyı açın çişim geldi" diye sızlandı. Müziğin yüksek sesinden dolayı onu duymadıklarını düşündü. Onu duysalar bile kapıyı açmayacaklarını idrak edemedi. Hemen yan tarafındaki erkekler tuvaletine daldı. Gördüğü manzara onu ayıltmıştı resmen. Kehribar gözleri günlerdir arzuladığı görüntüye kavuşmuştu. Hemde hiç beklenmedik anda ve yerde karşısında ete kemige bürünmüş bir halde duruyordu. Gördüğü manzarayla içi yanmaya başladı. Dili damağına yapışmıştı resmen. Kendini etkisinden kurtaramadı. Ve sesini bıraktı "Sktir!" İşini biteremeden fermuarını çekti Sinan. Gözlerini kısıp "Senin burada ne işin var?" Diye tısladı. "Erkekler tuvaletinde işin ne?" Diye azarladı. "Çok çişim geldi. Kızlar tuvaletini kilitleyip çiftleşmeye dalmışlar geri zekalılar." Diye açıkladı Aylin. Hıçkırıp anlamsızca sırıttı. Sinan gözlerini devirdi. Herifin biri içeri girince bedeninde kıskançlık alarmı çalmaya başladı. Diskoda erkekler tuvaletinde yarı sarhoş bir kadın... Aklından geçen görüntülerle yerinden sıçrar gibi olup Aylin`e doğru yürüdü. Kurtarılmayı bekliyordu. Aslında onu ilk gördüğü anda bırakıp gidecekti fakat yabancı herifin Aylin`e yönelttiği aç bakışlar kanını hızlandırdı. Aylin`in beline sarılıp "O sktiğim gözlerini çek yoksa ben onlara çivi çakmak zorunda kalacağım piç kurusu!" Herif korkudan büzülüp "Pardon abi" diye mırıldanıp sıvıştı hemen. Diskodan çıkıp taksiye bindiler. Apartman merdivenlerindeyken Aylin tamamen ayılmıştı. Fakat onu kucağında taşıyan adamın bundan haberi yoktu. Birdenbire omuzlarına tutunup boynuna sokuldu. Tenine ıslak bir öpücük kondurup "Beni arzuluyor musun? Benden nefret ediyor musun?" Diye tahrik edici bir tonda fısıldadı. Ondan uzak kalmaya çalıştıkça bir şekilde yolları kesişiyordu. Arzularını bir tek Aylin uyandırabiliyordu. Saçlarını çözüp tokasını yere attı. Bir elini ona uzatıp tuttu. Sinan`ı salona götürüp karşısına dikilip gözlerini ona dikti. "Beni istiyor musun Sinan? İstediğini gururuna yediremiyor musun yoksa?" Diye fısıldayıp omzuna vurdu. İki eliyle göğsünden itip koltuğa oturmasını sağladı. Kucağına oturup boynuna sokuldu birden. Boğuk bir şekilde yutkunup "Bu kadar istekli olduğunu tahmin edemedim" diye fısıldayıp Aylin'i yanına uzandırdı Sinan. Hızla geri çekilip ayaklandı Aylin. Bedeni ona olan ihtiyacıyla tir tir titreyen Sinan`a bakarken "Seni azad ediyorum. Artık özgürsün" dedi Aylin. Sinan üstüne soğuk su dökülmüş gibi irkildi. Zamanı mıydı şimdi özgür olmanın? Aylin kalkıp elbisesini düzeltti. "Seni azad ettim duymadın mı? Sağır mı oldun?" `Beni azad etme` diye yalvarmak geldi içinden. Aylin kadar insafsız ve zeki bir kadın görmemişti Sinan. Sert bir şekilde nefesini verdi. Bu kadın resmen onunla oynuyordu. "Aylin lütfen. İkimizinde ihtiyaçları var beni ret etme" diye yalvardı Sinan. Aylin umursamaz bir şekilde omuz silkip arkasını döndü. içinden sinsice gülüp "Ama sen o sabah daha ne kadar sürecek bu demiştin bana unuttun mu. Ee bende bu işi sürdürmeyi bıraktım artık" dedi Aylin. Kapısından hayal kırıklığıyla çıkan Sinan`ın arkasından pis pis sırıtıp "Dur hele daha süründüreceğim seni Sinan efendi" dedi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD