Sekiz ay... Dile kolay koca bir sekiz aydan bahsediyorlardı. Mahallenin semt pazarına adeta sürgün edilmişti. Tıpkı Eylül'ün söylediği gibi iyi evlat olarak ona verilen ceza niyetli her görevi sessizce kabul ettiğinden buna da yan çizmemişti Aysil. Elinde uzun bir liste vardı. Yanında ise pazar arabası... Kalabalık semt pazarında bağırış çağırış arasında insan seline kapılmış geziniyordu. Annesinin mutfakta nasıl takıntılı olduğunu bildiği için ilk bulduğu tezgahtan alamıyor en az üç satıcı dolaşıp en iyisine karar veriyordu. İşi zordu. Şimdiden bir saat geçmişti ama henüz listenin yarısına bile gelememişti. Haftalık yiyecek alışverişi yüzünden alacakları da miktarı da çoktu. Arabayı geç birazdan eli kolu da dolacaktı neredeyse. Kalabalık içinde telefonunun sesini duyması bile mucizeyken

