Miran’a dönüp, “Çok içme ya, sonra ağzına geleni saçıyorsun,” dedim. Gerçekten de saçıyordu. Ne çıkıyordu ağzından? Tabii ki Efsun. Başka kim olacak? Aras birden bana döndü: “Rahat bırak adamı ya, içsin biraz,” dedi. Miran da dönüp ona yapıştı: “Kardeşim, sen nasıl benden saklarsın lan? Ne demek amına koyayım, neden sakladın benden?” Ben içimden “Lan boşuna mı diyoruz içme diye, amına koyayım, üç kadehte açılıyorsun” diye söyleniyordum. Aras bana döndü, bakışları net “bu ne diyo lan?” der gibiydi. Ben de Miran’a kaş göz yaptım, “Kapat çeneni,” diye. O da sustu. Aras kalkıp lavaboya gidince, ben dayanamayıp Miran’ın yanına gidip ensesine şaplak koydum: “Mal herif! Daha düzgün bir zamanda yalnız konuşursunuz lan! Ne diye şimdi açıyorsun konuyu?” dedim. Miran gözlerini kıstı, “Tamam

