Sonunda mezuniyet günü gelmişti. Hayatım boyunca beklediğim an, şimdi önümde duruyordu; heyecan ve gurur göğsümü sıkıştırıyordu. En yakın arkadaşım Efsun sayesinde okulun kabus gibi geçen günleri geride bırakmıştım; bugünse bu anın tadını çıkarmak gerekiyordu. Ailem buradaydı ve hiçbir şey bu günü gölgeleyecek değildi. Aras’la aramız da iyiydi; tatiller görüşebildiğimiz nadir anlardandı. Bugun de birlikte kutlamamız için mükemmel bir fırsattı. Mardinli olduğu için rahatça Antebe gelip gidebiliyordu. Ben de onu ziyaret etmiştim. Aras ailemle de tanışmıştı. Kıyafetlerimi giymiş, üniformamı özenle hazırlamıştım. Koyu lacivert ceketim, ütülü beyaz gömleğim, düzgün bağlanmış kravatım ve cilalı siyah ayakkabılarım her zamankinden daha anlamlı görünüyordu. Omuzlarımda apoletler, yılların disi

