Bir hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Günler aynı sıkı disiplinin içinde eriyip gidiyordu: sabahın köründe kalkış, koşular, dersler, eğitimler, gece yarısına kadar etütler… Ama tek şey hiç değişmiyordu: Aras. Her sabah içtimada yanımda, her koşuda önümde ya da hemen arkamda, her derste bir şekilde gözüme çarpıyor. Ne kadar uzak durmaya çalışsam o kadar yakınıma geliyordu sanki. Sabahın karanlığı henüz dağılmamıştı. Koğuşta yankılanan sert düdük sesiyle gözlerim bir anda açıldı. Uykunun ağırlığını silkeler silkelemez refleksle doğruldum. Burası askeri okuldu; geç kalkmak diye bir şey yoktu. Yataklar bir anda gıcırdadı, herkes neredeyse aynı anda doğruldu. Zaten alışkanlık olmuştu: Önce yatak düzeltilecek. Yorgan köşeleri tam üçgen olacak şekilde katlanacak, yastık milim şaşmayacak

