zaaflar +21

1586 Words
Duşta kendimi tatmin ederken gözlerimin önünden hayali hiç gitmedi. Daha bu sabah utangaç bir şekilde benden kaçınan genç kız çocuğu az önce beni delicesine tahrik eden genç bir kadına dönüşmüştü. Vera'daki bu değişimi hiç yakalayamıyordum. Aptal bir adam değilim, ondaki değişimi görüyorum ama isimlendiremiyorum. Yavaş yavaş mı açılıyor acaba diye düşündüm ilk başlarda ama öyle değildi. Sadece cesaret anlamında değildi bu değişim, gözlemlenebilir bir değişimdi. Normalde ayak topuğuna basarak yürür Vera, utangaç anlarda asker gibi adımlar, daha sert basar yere, omzu düşük durur, göz temasından kaçınır ama bazen öyle bir şey oluyor ki, saniyeler içinde o duruş dikleşiyor, eğidiği boynu asice kalkıyor ve gözleri asla... Asla çekingen bir kız çocuğu değil, arzu dolu, her erkeği kolayca etkisi altına alabilecek kadar arzu dolu... Vera çok güzel bir kız, küçücük yüzü, kusursuz yüz hatları, kaşı ,gözü, burnu. özenle çizilmiş gibi ama ne zaman bu değişim olsa masum bir kız ve arzu dolu bir genç kadın değişimi oluyor. Bu yaşlarda normal mi acaba? hiç bilmiyorum ki bu konuları. siktir! kokusu halen burnumda.... Dudağının sıcaklığını halen hissediyorum. Duvara dayadım kendimi, ilk defa tatmin olmam bu kadar uzun sürmüştü, aklımı sikeyim, mutfakta sırf hırsımı almak için onu o an bırakan aklımı sikeyim, şimdi içinde olabilirdim 'hayır , sakinleşmelisin Mete.... akşam zaten senin olacak. istediğin herşeyi yapacaksın. şimdi sadece şu kızın siktiği ayarını düzelt' diye kendime telkinde bulunsam da hiç kolay olmadı. Bu kız beni çok fazla etkiliyor, daha onu ilk gördüğümde anlamıştım. Sırtı bana dönüktü, saçları omzunun üzerinde bitiyordu. İlk o dikkatimi çekmişti, o saç hizası pek görmeye alışık olduğum bir uzunlukta değildi, daha kısa daha uzun tamam ama tam omuzunda biten saç uzunluğu görmemiştim hiçbir kadında etrafımdaki. Sonra incecik bedeni ve o ince bedene rağmen formlu kum saati vücudu... alışveriş merkezinde kıyafet seçerken bu kadar zayıf olmasına rağmen kemik yığını gibi durmayışı, yuvarlak, dik kalçaları, incecik beli, geniş omuzları... Dümdüz bir yapıda asla değildi Vera. Bir çok kadını kıskançlıktan öldürecek bir yapısı vardı... tüm bunlar özellikle iki kadının konuşmasına kulak misafiri olarak daha da fark edip dikkatimi çekmeme sebep olmuştu. Bir yandan Selen'e ulaşmaya çalışırken bir yandan alışveriş yapan Vera'yı izlediğimde kadınlar " maşallah ceylan gibi" demişti. O anda ilk gözlerim kaydı Vera'ya ,ceylan gibi, kadının sözlerinden haklılığa odaklanmıştım ki bizim ceylan pantere dönüşüp 3 orta yaş kadından namusumu korumak için şovalyeliğe soyunana dek! 'kahretsin!!! Beni nasıl tahrik ettin sen, senin tenine değmeden boşalamıyorum' diye sinirle duvara vurdum bir elimle. Sonra hızlandım. Birçok sahneyi gözümde canlandırarak. İlk gecemizi, banyoda önümde diz çöktüğündeki bakışını sonra tekrar içini doldurduğum anı. En sonunda rahatlamıştım. " Ah Mete kıza ders vereceğim diye burada ecel teri döktün, kendime not birdaha işini yarım bırakma!" deyip hızla duş alıp artık çıkmam gerekti. Vera Tüm yakışıklılığı ile indi, boznozla kendime kahve yapmış kanepeye ilerlerken alnımdan öpüp "halletmem gereken işler var, babam uğrayacak sana eve geçmeden. önce, öğlesonu 1 gibi gelir. Akşam 6 da ben seni alırım yavrum" dedi " tamam" tam çıkacakken "Vera!" dedi "efendim?" yanıma yaklaşıp belimden tutup kendine dayadı, tam anlamı ile kendine dayadı... "dedemi ara konuş "deyip kulağıma eğildi "ve akşama da aldıklarımı giy, üstünde görmek istiyorum seni soyarken" boynuma öpücük kondurup gitti. Arkasından kıpkırmızı olmuş ateş basmış şekilde beklerken Serra ellerini göğsünde birleştirmiş "ne ayak?" dedi bir an irkildim "sen nerden çıktın be, uyumuyor muydun?" kapıyı kapattığımda " ne ayak bu?" diye tekrarladı, yüzünde sorgulayıcı bir ifade vardı. "Neyi soruyorsun Serra?" Diye carladım "Sabahki o muhabbet benim hiç hoşuma gitmedi " Sabah geçmişe dair yaptığımız konuşmayı kast ediyordu. Evet bir tuhaflık vardı ama üstünde durmaya değmezdi " bilmem fazla abartıyorsun bence, ne tuhaflık olacak? " Serra gözlerimi kısmış bekliyordu. Ayağını koltukta histerik bir sinir haliyle sallayarak. bir şeyler düşünüyordu belliydi. "dayım gelecek bugün, hadi ben hazırlanıyorum sende artık depresyona mı giriyorsun ne yapıyorsan yap " deyip banyoya geçtim. Mete beni güzel görmek istiyor. Birsürü nemlendirici sürücem... siktir! ya Serra'nın ona yaptığı şeyi isterse benden! Yapamam da diyemem, neden ben demeden yaptın şimdi yapmıyorsun derse. Başımda bigudilerle salona bakıp Serra'ya seslendim "pist pistt pisttttt!" "ne var be?" dedi Serra halimi görüp. "Ya o şeyi isterse?" "neyi" dedi yanıma geldi. Banyoda hep saçlarımı sarıp hem onla konuşuyordum "biliyorsun işte!" "Ağzına almanı mı?" dedi "sussana be!" deyip musluk suyunu yüzüme vurdum yanağım ateşlenmişti. Umrunda mıydı, hayır gülüyordu "e, al sende" dedi pişkin pişkin. "asla öyle bir şey yapmam isterse geleceksin" "Bak işte buna hiç hayır diyemeyeceğim!" dedi. "Terbiyesiz!" Hazırlıklar bitmiş kendi özel losyonumu da sürüp üzerimi giymiştim ki kapı çaldı. Gidip açtım gelen dayımdı. "Veram güzel kızım" sarıldı en içten hali ile. Baba kucağı gibi gelirdi bana hep dayımın kucağı. Onun sarılması bin derde şifa olan özel bir karışım, bir ihtiyaç gibiydi "dayıcım" nasıl sarıldıysam "dur sıpa belim ağrıdı" dedi içeri girdik. Elinde birsürü poşet vardı "dayı bunlar...? " "sana hediye aldım çikolata aldım birkaç da sevdiğin takıdan aldım. İçlerinde özellikle bir tanesi var ki çok seveceksin" oturduk " hangisi?" dedim çikolatayı açıp hem ona ikram edip hem kendim yiyordum "işte bu, aç bakalım bu kutuyu" dediğinde çok güzel bir kolye buldum. Renkli taşlardan bir kolyeyi, melek kanadı ama daha önce hiç görmediğin çok naif bir motif. "Rahmetli annene baban almıştı, sen kaybettiğinde saatlerce ağlamıştım artık annemi hissetmiyorum diye. Tabi onun yerini tutmaz ama aynı yerden aldım. Ustası halen yaşıyordu, 2 günde yaptı el işçiliği. Bu da babanın annene yaptırdığında çektiği ustada olan fotoğraf" dedi elime fotoğrafı uzatarak. baktım, titreyen ellerim, dolmuş gözüme inat. Babam elinde hediye kutusu açmış kolyeyi gösteriyor gülümseyerek fotoğrafta. "Ne kadar genç görünüyor" içini çekerek "geçtiler kızım, genceciktiler" dedi gözleri doldu. " Bu fotoğrafı nasıl buldun?" "Çoğlattırdım" dedi. Adam hatıra olarak her özel tasarımını yapan kişinin adını soy adını alır ve anılığına katarmış. "Görsen Vera kaç yaşına gelmiş titreyen ellerle yaptı senin hikayeni anlatıp bu kolyenin önemini söyleyince. Tabi arada ne yaptığını unutuyordu biz hatırlatıyorduk" deyince şaşkınlıkla bakmıştım yüzüne, güldü " demans başlangıcı, yakın zamanı silmeye başlamıştı. 4 defa aynı hikayeyi anlatmak gerekti bitene dek" dedi. " Dayıcım !" dedim sarıldım. Dayının olması çok özel bir şey, annenden yakın parça. Böyle bambaşka bir his. Duygusal hava bir nebze de olsa dağılmıştı sohbet sohbeti açtı, bir yandan da çikolataları götürüyorduk. "Sen en son ne zaman aradın bakalım dedeni?" deyince " ahhh dedemi arayacaktım" dedim "hadi gel ara ben yanındayken de bende göreyim" dedi. Aradım sohbet ettik, dedemde tatlı sert bir şekilde uyardı beni daha çok aramam için. Herkes çekildiğinde odada Serra ile başbaşaydık. Serra'ya birsürü makyaj tüyosu soruyordum ama hepsi havada kalıyordu. Parmakları ile sürekli birşey hesaplayıp duruyordu. Bende kendi tarzımda çok hafif bir makyaj yaptım. Bana aldığı siyah jartiyer ile siyah elbiseyi giydim... kolyemi taksam mı diye düşündüm ama şimdi hızla takmak istemedim. Çok özel bir an olacaktı. Bir daha asla çıkarmayacağıma göre daha sonra daha hissederek takmalıydım. Anne babamın fotoğraflarının önüne kolyemin kutusunu katıp odadan çıkmıştım ki kapı açıldı. "siktir!" dedi Mete, üzerinde siyah pantolon beyaz gömlek ile muazzam yakışıklı görünüyordu yine. Gülümsedim "olmuş mu?" "yavrum boşver yemeği direkt ben seni yiyeyim sende beni" sarılıp kendine çekti " ya hayır yemeğe dedin o kadar özendim ben" deyince "sikicem kafamı yaaa, tamam hadi gidelim ben biraz daha kalırsak her an niyeti bozabilirim,lavaboya girip çıkayım gidelim" ☆☆☆ Mekana geldiğimizde inanılmaz şıktı ilk dikkatimi çeken buydu ama daha çok dikkat çeken yerin loş ışıklı olmasıydı, yormuyordu... Belimden tutup kulağıma "fazla ışık sevmiyorsun" dedi özellikle burayı seçtiğini anlatmaya çalışır gibiydi. Muhteşem bir yemek yedik, sohbet ettik... hayatımda hiç bu kadar güldüğümü, eğlendiğim hatırlamıyorum. İki kadeh içmeme de müsade etmişti. Eve geldiğimizde arabadan çıkmaya çalışınca koşarak beni tuttu "güzelim sakin aklımı sikeyim neden içirdim ki sana? çarptı işte" dedi bende elini göğsüme kattım " çarptı çarptı" kalp atşımı kast ederek gülüp etrafa bakarak çekti göğsümden elimi "dur yanlış anlaşılacak, birisi görecek" deyip kucağına aldı ve direkt asansöre geçtik garajdan. Başımı boynuna gömüp öpmeye yalamaya başlamıştım ki beni çevirdi ,neden,der gibi bakınca "kamera seni görmesin" dedi. " Az bekle yavrum,az bekle." Koridordan geçip kapımızın önüne sonunda gelmiştik beni yere indirdi ve kapıya dayadı "lan sen beni öldürmeye mi çalışıyorsun" dedi şehvetle "kızım dur zaten zor duruyorum" kapıyı açmaya çalışıyordu, kulağına gelip " bende dünkü gibi sevişmek istiyorum" dedim. Belimden tutup kucağına aldı ve kapıyı açıp içeri girdik. Kapıyı kapatıp sırtımı dayadı kapıya "seni öyle bir sikeceğim ki..."deyip derince nefes alıp verdi " öyle bir sikeceğim ki yavrum, 2 günün acısını çıkartacağım,altımda inleyerek adımı haykıracak, durmam için yalvaracaksın!" dediğinde tüm vücudum iğnelenmiş, irkilmiştim yine. "Mete" dedim bana baktı "Mete sik beni" deyince ağzıma kapandı. Serra koltukta ağzı bir karış açık Mete ve Vera'ya bakarak şaşkınlıkla izliyordu. Şehvetle öpüşen Vera'nın kulağının dibinde bitip kulağına "adama beni sik mi dedin sen?" deyince Mete boynumu öperken başımı yan çevirip Serra'ya baktım "sik beni Mete" diye inledim tekrar, ellerini kalçama götürdü,kucağına alıp yukarı kata çıkartmaya başladı. Odası gri ve siyah tonlardaydı. Tam bir erkek odasıydı. Boydan boya camla dışarısı çok net görünüyordu, beni odaya bıraktı ve cekedini çıkartıp kol düğmelerini açtı gömleğini soymaya başladı tam arkamda hissettim kasığımın üstündeki elini baskılayarak kalçamı erkekliğine dayadı. Sertleşmişti, sonra elbisenin fermuarını çözdü ve kollarımdaki ince askıları indirdi. Elbise ayaklarımdan süzülerek düştüğünde karşısında jartiyer büstiyer takımı ile kalmıştım. Karşıma geçti kemerini çıkartırken bir an bile göz temasından kaçınmadı. Çıkartıp kemerini attı ve beni belimden tuttuğu gibi yatağa götürdü, üstüme kendi ağırlığını vererek yattı ve dudaklarımı delicesine öpmeye başladı. Mete ilk defa bu kadar arzulu öpüyordu beni, daha önce de arzuluydu ama hep bir tık kendini tutuyordu sanki, ya da ben öyle hissediyordum ama şuan hiç bir şekilde kendini kısıtlamadğını anlayabiliyordum. Soluk soluğa kalmıştım doğruldu üstümde ve bacaklarımı okşamaya başladı,sonra bacak arama doğru kayıp bacağımın iç kısmını öptüğünde zevk ile inledim... " dün sen beni zevkten uçurmuştun..." dedi ve iççamaşırımı sıyırdı, "şimdi ben seni uçuracağım" napacağını yeni anlamıştım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD