4. BÖLÜM BİR SELA, BİR HAYAT 💔

1265 Words
(Eylül Özden) O kötü olayın üzerinden iki hafta geçmişti. Ben işe gitmiyordum, hâlâ karnımda ve kaburgamda ağrılar devam ediyordu. Annem evde hem benimle hem de Elif’le ilgileniyordu. Annem odama gelip, “Eylül, hadi kızım, sofra hazır. Baban birazdan gelir,” dedi. Yardım etti yavaşça kalktım ve merdivenlerden indik. Elif sedirin üzerinde ders çalışıyordu. Çok geçmeden kapı çaldı, babam geldi. Çok yorgun görünüyordu. “Hoş geldin baba, günün nasıl geçti?” dedim. “Aynı kızım,” dedi. “Sen nasılsın?” “Biraz daha iyiyim. Bir iki güne işe giderim inşallah. Senin de yükün hafifler.” Babam kaşlarını çattı. “Ne yükü kızım? Duymamış olayım,” dedi ve başıma bir öpücük kondurdu. Annem, “Sofra hazır, hadi,” diye seslendi. Yemeğe oturduğumuzda babam, “Bugün Derman Bey’e uğradım. Rasim ve Veysel’den hâlâ haber yok,” dedi. “Kaçmışlardır…” diye fısıldadım. “Jandarmadan da haber yok, değil mi?” Babam, olumsuz anlamda başını sağa sola salladı. Akşam yemeğimiz bittikten sonra, “Ben yorgunum, yatacağım,” deyip ayağa kalktı. Annem, “Elif, hadi kızım, sen de yat. Erken kalkacaksın,” dedi. Elif yanıma gelip, “İyi geceler, abla,” dedi. “İyi geceler, meleğim,” deyip onu öptüm. Ben de anneme edebildiğim kadar yardım ettim, sonra odama çıktım. Elif’in yanına kıvrıldım. Uyku ile uyanıklık arasındaydım ki bir gürültü koptu. “Bismillah…” deyip yataktan fırladım. Merdivenlerin oraya geldiğimde, gördüğüm şeyle gözlerim büyüdü. “Baba…” diye fısıldadım. Annem yanına inmişti. “Cafer, aç gözünü! Cafer, ne oldu?” diye bağırıyordu. Hemen yanına koştum. Elif’e dönüp, “Git, Gülsüm ablanı, Mustafa amcayı çağır, koş!” dedim. Çok geçmeden geldiler. Mustafa amca, “Eylül, kasabaya gitmeliyiz. Ben araba bulup geliyorum,” dedi. Mustafa amca ve muhtar geldiğinde babamı arabaya aldılar. Elif’i Gülsüm’e bırakıp hastaneye doğru yola çıktık. Hastaneye vardığımızda doktorlar hemen müdahale etmeye başladılar. Çok geçmeden kapı açıldığında, doktorun karşısına geçtim. “Babam nasıl, doktor amca?” dedim, sesim titreyerek. Doktorun yüzü bir anda ciddileşti. “Başınız sağ olsun… babanızı kaybettik.” Sözler havada asılı kaldı sanki. Ne yere düştü… ne kalbime ulaştı. Doktora baktım. Gözlerinin içine. Bir yanlışlık varmış gibi… birazdan düzeltecekmiş gibi. “Ne dediniz doktor amca?” dedim, sesim titreyerek. “Ne demek… babanızı kaybettik?” Başımı iki yana salladım, istemsizce. “Babalar ölür mü hiç?” diye fısıldadım. Ben şimdi ne yapacağım dedim kendi kendime. Bir anam bir de hasta kardeşimle ne yapacağım ki diye mırıldandım. Ağır adımlarla annemlerin olduğu banka doğru adımladım… Anne dedim, başımı eğdim, devam edemedim. “He kuzum söyle, nasılmış baban?” diye sordu. Anne dedim, yine hıçkırdım. “Eylül konuşsana kızım, nasılmış baban?” diye tekrar sordu. Anne, babam öldü diye mırıldandım. Annem kendi kendine konuşarak, “Ne dersin kız sen, deli misin? Baban nasıl ölecek ki? Bir düşmeyle kim ölmüş ki baban ölsün, yalan,” dedi. Elime uzandı. “Şaka demi Eylül? Hiç komik değil annem, vallahi bak hiç değil,” dedi. Başımı kaldırmadım, yerden sadece “şaka değil” diye fısıldadım. Annem donmuş gibi kaldı… sonra “Caferrrr!” diye bir çığırtı kopardı. “Cafer nereye gittin, beni iki çocukla bırakıp nasıl gittin Cafer’im…” diye dizlerine vura vura ağlıyordu. Yere eğilip kalk hadi anne dedim. Artık güçlü durmalıydım, bir anam ve hasta kardeşim Elif’ten başka kimsem kalmamıştı. Amcamın sesi yankıladı hastane koridorunda. “Cafer gardaşım…” Bizi fark etmeden doktora doğru koştu. “Doktor, gardaşımı getirmişler, Cafer Özden… nedir durumu gardaşımın?” dedi. Doktor, “Kardeşinizi kaybettik beyefendi,” dedi. Amcam doktorun yakasını kavrayıp, “Nasıl öldü?” diye bağırdı. “Sebebi kimmiş?” diye sordu. Artık dayanamayıp birkaç adım attım. “Amca…” dedim, “babam merdivenlerden düştü.” “Sus kız sen!” dedi. “Düşmeyle kim ölmüş ki benim gardaşım ölsün…” deyip doktora döndü. Doktor, “Beyefendi, kardeşiniz başını çarpmış ve beyin kanaması geçirdiği için öldü,” diye açıklama yaptı. Bana dönüp, “Cenazeyi morga aldılar Eylül kızım, işlemleri başlatabilirsiniz,” dedi. Sessizce başımı sallayıp annemi alıp morga doğru ilerledik. Amcam da arkamızdan geliyordu. Morgun kapısına geldiğimizde görevli kapıyı açtı ve dolap kapaklarından birini açtı. Sürgüyü geriye doğru çekti, babamın üzerindeki örtüyü hafifçe aşağı çektirdi ve babamın kaskatı kesilmiş yüzünü gördüm. Gözleri kapalıydı babamın… Yavaşça adımlayıp yanına vardım. Bir hıçkırık koptu boğazımdan. “Kalk baba…” diye fısıldadım. “Biz sensiz ne yapacağız…” diye mırıldandım. Annemin hıçkırık sesi, “Cafer…” diye mırıldanmaları geliyordu kulağıma. Morg görevlisi gelip, “Bir saate hazır olur, alabilirsiniz cenazenizi,” diye söyledi. Babamdan “cenaze” diye bahsetmeleri çok zoruma gitti. Oysa benim babamın bir adı vardı. “Cafer.” Başımı salladım ve bankta oturan muhtar ile Mustafa amcanın yanına gittim. “Bir saat sonra alabilirmişiz babamı,” dedim. Mustafa amca elini omzuma koyup sıvazladı. “Biz buradayız kızım. Şimdi bir araç ayarlarız, babanı alırız. Haber verilecek kişiler varsa…” dedi. “Yok,” dedim. “Bugün ikindiye gömelim… rahat uyusun babam,” diye fısıldadım. Bir saat sonra, önde muhtar amcanın arabası, arkada babamın içinde olduğu cenaze arabasıyla köye doğru yola çıktık. Annem hâlâ ağlıyordu… ama ben bir damla gözyaşı dökemedim. Evin önüne geldiğimizde kalabalık vardı. Amcam da arabasıyla yanaştı. Biz amcamlarla konuşmazdık; annemi istemedikleri için zamanında babam küsmüş, bizim de görüşmemize izin vermemişti. Elif beni görünce koşarak yanıma geldi. “Abla… abla…” diye ağlayarak sarıldı. Onu sımsıkı kucakladım. “Ağla ablam… rahatla,” dedim. Gülsüm gelip elini omzuma koydu. “Sen de ağla Eylülüm… sen de boşalt içini. Bak taş kesilmişsin. Acını yaşamaya izin ver kendine,” dedi. O an ilk damla düştü gözümden… ardından baba diye kopardığım feryat. Sonrası hızla gelişti… Babamı indirdiler araçtan, dizdikleri sandalyelerin üzerine koydular. “Son kez görmek isterseniz,” dedi imam. Annem bir anda tabutun üstüne kapaklandı. “Cafer’im… beni koyup gittin genç yaşında… ah Cafer, yaktın yüreğimi…” diye ağıtlar yakarak ağlıyordu. Elif korkuyla bana bakınca, “Korkma ablam… babamız o, bizim,” dedim. Gülsüm gelip Elif’i yanımdan aldı. “Gel ablası, kurban,” diyerek götürdü. Yavaş adımlarla tabutun kenarına geldim. Elimi üzerine koyup okşadım. “Rahat uyu babam…” diye fısıldadım. “Anneme de, kardeşime de sahip çıkacağım.” İmama bakıp, “Yüzünü görebilir miyim?” dedim. Yavaşça kapağını açtı. Kefenin baş kısmını da açınca, bembeyaz kesilmiş yüzünü gördüm. Eğilip alnına bir öpücük kondurdum. “Seni çok seviyorum babam…” diye fısıldadım. Babamı omuzlarda taşıyıp camiye götürdüler, köy meydanından geçerken herkes sessizleşmişti… Oysa yürüyerek giderdi babam bu yolu… Annem ağlamaktan kendini kaybetti, baygınlık geçirdi. Hatice teyze, Vildan teyze… herkes seferber olmuştu bizim için. Kim ne yapacağını şaşırmıştı ama herkes bir şekilde yanımızdaydı. Bir süre sonra köyün her yanına o ses yayıldı… babamın selası. “Cenazesi ikindi vakti köyümüz mezarlığına defnedilecektir…” O cümle köyün üstüne çökerken, sanki zaman da bir anlığına durdu. İkindi vakti geldiğinde amcam, “Eylül, bak hele,” diye seslendi. Yanına gidip, “Buyur amca,” dedim. “Biz mezarlığa geçeceğiz şimdi. Elif gelmesin ama sen geleceksen gel,” dedi. Başımı sallayıp Gülsüm’e mezarlığa gideceğimizi söyledim. “Annem kalır Saliha teyzenin yanında, ben seninle geleyim Eylül,” dedi. Yine başımı salladım. Amcam arabada bizi bekliyordu. Gidip sessizce oturduk. Mezarlığa doğru yola çıktığımızda söylenmeye de başladı: “Ah o Saliha… veremedi gardaşıma erkek evlat… kaldınız kadın başınıza…” diye söyleniyordu amcam. “Ben Cafer’e demiştim, alma bu kadını,” dedi dişlerini sıkarak. “Ne oldu bak… genç yaşta toprak oldu gardaşım.” Amcamın bu içli ama sert sitemleri arasında mezarlığa vardık. Cenaze aracı da ağır ağır arkamızdan geldi. Gülsüm kolumdan tutup beni kenara çekti. Ama ben kıpırdamadım. Ben Eylül… 22 yaşındayım. Ben bugün babamı kaybettim. Onun toprağa verilişini izledim. Gözümü bile kırpmadım. Sadece baktım… Babamı, bir daha geri dönmemek üzere toprağa bırakırlarken öylece izledim. Evet ben erkek değildim belki ama kimseye de muhtaç değildik.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD