4. Bölüm

721 Words
Hemen yemeğe geri dönmeliydim. Yoksa bunun bedeli benim için değilse bile Mia nın için ağır olurdu. Lavabodan çıkarak salona geri dönüş yaptım. Yemek kaldığı yerden devam ediyordu ve benim geldiğimi fark eden nişanlım olacak adam gözlerini üzerime dikerek ilgisizce süzdü beni. "Ah, Diana canım gel. Biz de düğün tarihini konuşuyorduk." "Adrian fazla uzatmak istemiyor. Önümüzdeki ay için de düğünü yapalım diyoruz?" Sophia kıkırdayarak bana baktı. Sandalyemi çekip oturdum. Omuzlarım düşmüş, gülümsemeye çalışıyorum ama olmuyor beceremiyorum. Benim fikirlerim onlar için önemsiz. Onlar ne derse oydu. Karşımda ki adam da bunun gayet farkındaydı bakışlarından anlıyordum. Her iki taraf da elbette evet diyeceğimi ezelden biliyorlardı. "Nasıl uygun görürseniz öyle olsun." Kendi sesim bana bile yabancıydı. İstemiyordum, neden kimse anlamıyor. Neden bu işte bir iş, olduğunu sadece ben görüyorum, ben hissediyorum?! "Ah canım utanmana gerek yok." Gavin gözleriyle bana uyarı veriyordu. Bu hâlimi toparlamalıydım. Gülümsemeli ve bu iğrenç insanları memnun etmeliydim. "Fazla kalabalığa gerek duymuyorum. Bir an önce nikâhı yaparak, Rusya ya dönmeliyim." Elinde ki çatalı yavaşça masaya bıraktı. O kadar güçlüydü ki, oturduğum yerden bunu hissediyordum. Onun o erkeksi duruşu, sesi, karanlık bakışları beni yerimde rahatsız ediyordu gerçekten. Böylesine inanılmaz bir adamın benimle ne işi vardı? Anlamıyorum. Umarım bunun açıklamasını yapardı bir an önce. "Ah elbette çok yoğun olmalısınız. Anlıyorum ve siz ne diyorsanız öyle olsun. Bizim kızımıza talip olarak zaten bizlere onur verdiniz." BİR AY SONRA Bir ay göz açıp kapayıncaya kadar hızlı ve yoğun geçmişti. Bol bol Mia ile oynayarak, onunla ilgilenerek geçirmiştim. Sophia beğenmem için gelinlik modellerini, çiçeğimi gelip gösterse ve beni darlasa da bir şeyler seçip beğenmem için, umrumda değildi. Bana kızıyordu, çok ilgisiz ve zevkim olmadığını söylüyordu. Gerekeni yaptı. Stil danışmanı olsun, moda ikonu olsun arkadaşlarından yardım alarak her şeyi ayarlayarak bugüne hazırlamışlardı. Bu güne kadar sevgili! nişanlımı birkaç kez görmüştüm ama hiç konuşmamıştık. Ne o ağzını açıp bir şey demişti bana ne de ben ona. Beni randevuya çıkarmadı konuşmak, ve tanımak isteseydi bunu yapardı ama yapmadı. Tahminlerim doğruydu bir şeyler ters gidiyordu. Hem ailesi de tanışmaya ve düğüne gelmemişlerdi. Yol uzun olduğu için beni heyecanla orada bekliyorlarmış söz de. Tamamen sır küpüydü sevgili kocam olacak adam ve bir bilinmezliğe sürükleniyordum, bunu hissediyordum. Kendisi çok ilgisiz ve soğuktu. Bakışları her şeyi anlatıyordu. İşin en tuhaf yanı bunu sadece ben görüyorum sanırım. Sophia ve Gavin çok mutlular çok heyecanlılardı. Kilisenin önünde son model siyah bir range rover bekliyordu. Yeminler edilmiş, peder nikahı dua eşliğinde sonlandırmıştı. Çok fazla kişi yoktu. Yirmi kişi anca vardı. Cemiyetin tanınmış yüzleri ve uzaktan akrabalar vardı. Her şey ışık hızında gelişiyordu gerçekten. Şimdi ise aileme veda vaktiydi. İyi kötü onlar bana sahip çıkmış, o evde büyümüştüm. Annem ve babam trafik kazasında ölmüşlerdi. Eğer bana sahip çıkmasalardı belki de ya ölmüştüm ya da kötü yola düşmüş olacaktım. Yine de nankörlük edemem. Onlara saygı duyuyorum. Ve bu yüzden de fazla sorun çıkarmak istemedim. Onlara vefa borcum vardı. İyi bir aileye gelin gitmek, Gavin ve Sophia için elbette artı puandı. Sade hatta çok sade elbise gibi duran özel dikim gelinliğimin eteklerini elimde toplayıp arabaya doğru ilerledim. Kiliseden sonra dayım, Gavin in büyük otelinde küçük bir kutlama yapılacaktı. Şimdi ki durağımız orasıydı ve sonra uçağa binerek Rusya ya uçacaktık. O yüzden erken ayrılmalıydık otelden bunu daha önce konuşmuşlardı. Saat 19.00 da. "Diana abla!" Bu küçük meleğimin sesiydi. Nasıl ayrılacaktım düşünmemeye çalışıyorum ama kafayı yiyeceğim. Ben Mia dan nasıl ayrılırım? Hemen arkama döndüm. Annesinin elinden tutmuş bana doğru koşuyordu. "Seni çok özleyeceğim." Küçük kollarını bacaklarıma doladı. Eğildim ve güzel yüzünde ki yaşları baş parmağımla sildim. Sürekli ağlıyordu zaten. Gideceğimi duyduğundan beridir. "Canım benim. Tatlı meleğim. Seni. Çok seviyorum ve seni asla bırakmayacağım." "Sen Mia ya bakma Diana. Aklın burada kalmasın sadece kocanı memnun etmeye bak." "Anlaştığımız gibi Sophia. Her gün Mia nın sesini duymak istiyorum ve eğer bir şeyler ters giderse inan bana sizi rezil ederim. İtaat etmem asla." Sesimi alçaltarak ona yaklaştım. "Anlaştık dedim ya tamam." "İşler tam tersine döndü şimdi. Her şey sizin elinizde. Mia ne kadar iyi olursa bende o kadar iyi olurum sevgili eşime! karşı. Ama onun bir göz yaşına bak neler yapıyorum. Ona göre ebeveyn olun!" "Tamam anladık diyorum." Dişlerini sıkmış bana ters ters bakıyordu. Arkadan gelen sesle toparlandım. Adrian bütün karizmasıyla yanımda yerini aldı. "Gidelim. Erken çıkacağız zaten." Kafamı olumlu anlamda sallayarak arabaya bindim. Mia yı da kucağıma almıştım. Bizimle otele kadar eşlik edecekti. Onunla geçirebildiğim kadar zaman geçirmek istiyordum. Eminim çok özleyeceğim küçük meleğimi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD