2. Bölüm

663 Words
Sophia nın, normal de bana beş kuruş harcamayacağı bir sürü alış veriş yapmıştık. Güzellik merkezine de gitmiştik ve parayı seven biri için bugün yeterince kotamızı doldurmuştuk. Ona inat olsun diye giymeyeceğim bir sürü kıyafeti de sepete eklemiştim. Arkamızda ki korumalara poşetleri vermiş mağaza da geziniyorduk. Yüzümden de anlaşılıyordu ki asla hevesli değildim evlenmeye ve bu olanlara. Bu cahil insanların içinden nasıl kurtulacaktım ben? Bu devir de görücü usulü evlilik mi kalmıştı? Koskoca mafya lideriymiş. Hah bulamamış mı kendine göre birini? Ne kadar saçmaydı şöyle bir düşününce. Ne alakaydı nereden nereye. Hiç inanmamıştım, yaz balosu falan hikayeydi eminim. Ben neden dikkat etmedim o zaman biri bana bakıp beğendiyse? Dikkatimi illa ki çekmiş olurdu. "Sophia. Eve gitmek istiyorum. Mia korkmuştur tek başına." "İşimiz bitti zaten. Gidebiliriz." "Bu arada Mia yı dert etme artık. Sonuçta evleneceksin sen artık. Kendi aileni düşün. Ben kızıma elbette bakarım." "Bakar mısın? Sen mi bakarsın?! Ya-" "Konumuz bu değil Diana! Yarın mükemmel olmalısın. Olmalıyız." "Yoksa Mia yı üzmek istemeyiz değil mi canım?" Olduğum yerde kalakaldım. Nasıl bir kadındı bu? Evladını hiç sevmiyor muydu? Nasıl hemen onunla beni tehdit edebiliyordu aklım almıyordu. "Lanet olsun Sophia senin derdin ne?!" Artık kendimi tutamıyordum. Öfkeyle arkama döndüm. Gözlerim yanıyor yaşadığım duygusal arbede beni mahvediyordu. "Mia senin çocuğun! Onu bana karşı nasıl kullanırsınız?" diye patlayıverdim. "İnan bana şuan da, Gavinle uğraşmak istemezsin Diana! Eve gidiyoruz herkesin içinde bizi rezil ettiğin yeter." Bakışları uyarı doluydu. Umrunda değildi. Hadi ben tamam da, Mia yı bile umursamıyordu kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlardı karı koca. Bana karşı empati beslemiyorlardı ve asla bu karmaşanın içinden kurtulamayacaktım. Kaderimi kabullenmem, sorun çıkarmamam lazım. "Siz insan bile değilsiniz. Kime ne anlatıyorum ben ki?!" Gözlerimden yaşlar akmak üzereyken kendimi tuttum. Hayır, şimdi ağlamayacaktım. Daha zor günlerimde olmuştu. Üstesinden gelmek zorundaydım. Dişlerimi sıkmaktan çenem ağrımış hızla çıkışa doğru ilerlemiştim. Mia bensiz o koskoca ruhsuz evde kalamazdı. Korkardı, ilgi ve sevgi bekliyordu. Düşünmekten kafayı yemek üzereydim. Ne olacaktı?! Ben gidersem eğer ne olacaktı? Akşam olmuş eve gelmiş ve yemeği yemiştik. Daha doğrusu fazla bir şey yemedim. Zaten moralim bozuktu ve canım hiç bir şey istemiyordu. Eve geldikten sonra tahmin ettiğim gibi, Mia beni merak etmiş ve korkmuştu. Söz verdiğim saatte evde olamamıştım ve bunun tribini atmıştı bana ama aramızda halletmiştik. Ona en sevdiği çikolatadan almıştım. Şimdi ise odamda oturmuş, saçlarımı tarıyordu. En sevdiği şeylerden biri de saçlarımı taramaktı. Benim aksime rengine de bayılıyordu. Ateş kızılı olduğu için fazla dikkat çekiyordu ve kendisinin saçları kahverengi olduğu için hayıflanıyordu. "Diana. Ben annemle seni konuşurken duydum. Ama inanmak istemiyorum buna. Sen bu evden gidecek misin? Barbie bebeklerim gibi gelinlik mi giyeceksin?" Of aman tanrım! Mia sadece altı yaşındaydı ve bazı şeylerin maalesef ki farkındaydı. Susmak istiyordum. Nasıl açıklama yapacaktım? Annenle baban bu ân için sahip çıktı bana, sonunda da beni pazarladı mi diyecektim? Hüzünle gözlerimi kapadım ve bu hayattan Mia yı ve kendimi kurtarmış olmayı diledim. Ne yazık ki gerçek hayat acıydı. Yutkundum. "Mia bana bak canım." Yataktan hopladı ve önümde bağdaş kurarak oturdu. "Sana söz veriyorum seni burada bırakmayacağım tatlım. Gideceğim evet..ama seni de yanıma alacağım ama biraz sabretmen lazım bebeğim. Olur mu ne dersin? Sonsuza dek ayrılmayacağız." "Ama..ben. Ben seni çok özlerim ki. Annem sürekli kızıyor bana. Bu evde kimseyle konuşmuyorum ki Diana. Beni nasıl bırakırsın sen?" "Canım benim inan elimde değil ki. Yoksa seni hiç bırakır mıyım? Seni çok seviyorum biliyorsun." Mia dünyaya geldiğinde on altı yaşımda idim. Ve ilk kucağıma aldığımda, ilk göz göze geldiğimizde anlamıştım aramızda inanılmaz bir bağ oluşacağını. Sophia o zamandan belli etmişti zaten sevgisizliğini. Asla doğurmak istememişti Mia yı ama dayım ısrar etmişti. Israr etse de kendisi de zaten ilgi göstermemişti. "Biliyorum ama sensiz kalmak istemiyorum ben." "Mia canım benim yapma böyle. Sana söz veriyorum kısa bir süre ayrı kalacağız sadece." İri kahve gözleri yaşla doldu ve küçük kollarını boynuma doladı sıkıca. Boynuma sakladı küçük yüzünü ve içini çekerek ağlamaya başladı. Belki de ilk defa o zaman aktı göz yaşım ben farkında olmadan. İçim yansa da sadece susmakla kalmıştım. Konuşursam eğer bende hıçkırıklarla ağlayacaktım. "Beni bırakma Diana." "Her şey senin için bebeğim."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD