Bazı geceler insanı eve götürmez. Kendi karanlığına götürür. Karan Yalçın için o gece öyleydi. Yalçınların evinden çıktığında saat 23.18’di. Malikânenin ağır demir kapısı arkasında kapanırken çıkan tok ses, sanki bir kararın mühürlenmesi gibiydi. İçeride kristal avizelerin altındaki masa hâlâ düzenliydi. Çatal bıçaklar paralel, bardaklar kusursuz, cümleler ölçülü. Ama söylenenler ölçülü değildi. “Bu ilişki seni zayıf gösteriyor.” “Soyadı sorumluluktur.” “Eda senin seviyende.” Cümleler hâlâ kulak zarına çarpıyordu. Arabasına doğru yürürken yüzü ifadesizdi. Güvenlik görevlileri başını eğdi. Bahçedeki ışıklar düzgün bir hayatın simetrisinde yanıyordu. Her şey düzenliydi. Kontrollü. Planlı. Ama Karan’ın içinde bir şey düzensizdi. Kapıyı kapattı. İçerideki Karan geride kaldı. Şirketi

