Ayça o akşam eve döndüğünde ayakta kalmaktan bitmişti. ama zihnindeki asıl ağırlık faturalardı,her gün biraz daha zorlanıyordu. Oğlunun okul masrafları, kira… Bir de üstüne eski eşi Yalçın’ın ödemediği nafaka. Üç aydır hiçbir şey göndermiyordu.
Telefon çaldı.
Ayça nefesini tuttu; arayan Yalçın’dı.
İstemese de açtı.
“Efendim Yalçın?”
Adamın sesi sertti, umursamaz:
“Bak Ayça, bu ay da para falan yok. İşler kötü. Zaten senden bıktım, her seferinde para diye konuşma.”
Ayça sakin durmaya çalıştı.
“Yalçın, çocuk senin çocuğun. Sadece hakkı olanı istiyorum.”
Yalçın alay eder gibi güldü:
“Hakkı falan yok. Sen beni uğraştırmasan ne güzel olurdu. Bir daha bu konuyu açarsan..kötü olur.”
Bu cümlenin tonunda açık bir tehdit vardı.
Ayça’nın sinirden elleri titredi.
“Ne demek kötü olur?”
“Anladın sen. Fazla zorlama.” dedi ve telefonu kapattı.
Ayça’nın kulakları uğuldadı ve bir kez daha böyle bir pislikle nasıl evlendiğini sorgulamadan edemedi..
Ama fark etmediği bir şey daha vardı:
Aras tüm konuşmayı dinliyordu
Aras’ın evinde, loş çalışma odasında ekranlar parlıyor, veriler akıyordu.
Ayça eve girer girmez onun telefonunun sinyali evin modemine bağlanmış, Aras’a “pasif izleme” imkânı vermişti.
Hukuka uygun olmayan ama Aras’ın gözünde çok “normal” bir yöntemdi bu.
O, sevdiği şeyi korumayı böyle öğrenmişti.
Kulaklıklarından Yalçın’ın sesi soğuk bir metal gibi aktı.
“…bir daha bu konuyu açarsan kötü olur.”
Aras’ın gözleri karardı.
Sakinliği, buz gibi bir odaklanmaya dönüştü.
Kendi kendine mırıldandı:
“Demek üç kuruş para için tehtit ediyor..Çocuğun üzerinden.”
Klavyeye birkaç tuş vurdu; Yalçın’ın numarasından adresine, banka geçmişine kadar her şey ekranda belirdi.
Adamın son altı ayda yaptığı kredi başvuruları…
Borçları…
Hatta gece kimlerle mesajlaştığı bile.
Aras sandalyesinde hafifçe geriye yaslandı, soğukkanlı bir gülümseme ile:
“Seninle ilgilenmek çok kolay olacak.”
Ayça o sırada salonun ortasında oturmuş, gözlerini kapamıştı.
Korku değil..kırgınlık doluydu.
Tam o anda telefonuna bir mesaj geldi.
Aras’tandı.
“İyi misin?”
Numara kayıtlı değildi ama sabah arayan numara olduğunu biliyordu.ama yinede kontrol etti.
“Kardeşim sorunlu musun? Ne hakla yazıyorsun bana,bak bir kez daha ara mesaj at ya da kapımda göreyim seni polise şikayet edeceğim. Bir daha uyarmam!”
Aras birkaç saniye sonra yine yazdı.
“Geçmeyecek şeyleri bana söyle Ayça. Sessiz kalma.”
Ayça numarasını hemen engelledi.
Şuan ihtiyacı olan tek şey yatağa atmakniçin uğraşan bir adamdı.
Ve bu adam hiç normal birine benzemiyordu.
Aras engellendiğini görünce gülmeye başladı.
Sisteme giriş engeli kaldırdı.
O gece Aras bilgisayarı kapatmadı.
Yalçın’ın bütün dijital izlerini takip ederken tek bir düşüncesi vardı:
“Kimse..Ayça’yı korkutamaz.”
Gece yarısını geçmişti.
Ayça uyumuş olmalıydı,
Ama Aras’ın monitörleri hâlâ yanıyordu.
Siyah ekranın üzerinde Yalçın’ın tüm dijital hayatı çözülmüş gibiydi:
Konum geçmişi, banka hareketleri, sosyal medya girişleri, mail adresleri..
Her şey.
Aras soğukkanlı bir profesyonel gibi değil; sessizce sinirlenen bir adam gibi nefes alıyordu.
“Çocuğuyla tehdit..Ne kadar cesurmuşsun.”
Aras parmaklarını klavyede hızlı bir ritme soktu.
Önce Yalçın’ın
– arabasına bağlı GPS hesabına,
– şahsi mailine,
– e-devlet benzeri portallarına
sessizce giriş yaptı.
Tespit edilmeden.
Sonra küçük ama etkisi büyük bir şey yaptı:
Yalçın’ın tüm bankacılık uygulamalarına giriş denemeleri başlattı.
Farklı cihazlardan, farklı IP’lerden..
Onlarca başarısız deneme.
Bankalar güvenlik gereği tüm hesapları otomatik olarak kilitledi.
Yalçın sabah uyandığında tek bir kuruşuna bile erişemeyecekti.
Aras’daki sakinlik ürperticiydi.
“Önce ekonomik nefesini keseceğiz.”
2. Hamle: Gerilim Dolu Bir Mesaj
Bu kez klavyeden değil, cebindeki ikinci telefondan hareket etti.
Sıradan bir hat, izlenemez bir hat…
Telefonun ekranına kısa bir mesaj yazdı:
Yalçın’ın numarasına gönderdi.
“Çocuğunun hakkıyla tehdit etmeye devam etme. Bir dahaki uyarı daha sert olur.”
– Gönderen: Bilinmeyen Numara
Ne isim vardı, ne ipucu…
Sadece sert ve net bir uyarı.
Aras mesajın okunma bildirimini görünce hafifçe gülümsedi.
“Şimdi düşün bakalım… Kimi kızdırdın?”
Yaklaşan Fırtına
Son adım ise psikolojik bir baskıydı.
Aras Yalçın’ın arabasının bulunduğu sokak kamerasına uzandı.
Görüntüleri hızla taradı.
Arabayı buldu.
Sonra kameranın kaydının SON 5 saniyesine, tamamen izlenemez bir yöntemle küçük bir görüntü ekledi:
Bir silüet.
Karanlık bir figür, kameraya doğru bakıp geçiyordu…
Yalçın’ın arabasının önünden.
Aras’ın kendisi değil, anlaşılmayan biri.
Ama mesaj çok açıktı:
“Seni izliyoruz.”
Bu kayıt sabah Yalçın’ın telefonuna anonim bir link olarak düşecekti.
Aras bilgisayarını kapattı.
Odanın ışığını söndürdü.
Karanlığın içinde yalnızca fısıltısı kaldı:
“Kimse Ayça’yı korkutamaz. Kimse.”
Sabah saat 07.15.
Yalçın her zamanki gibi uyanıp telefonunu eline aldı.
Ekranda peş peşe düşen bildirimler vardı:
“Bankanız: Hesabınıza çok sayıda başarısız giriş denemesi tespit edilmiştir. Güvenlik sebebiyle tüm hesaplarınız geçici olarak kilitlenmiştir.”
Bir tane daha:
“Bankanız: Lütfen şubenize geliniz.”
Yalçın’ın yüzü asıldı.
“Kimin işi bu şimdi?”
Küfretmeye başladı, ama daha yeni başlıyordu.
Telefonuna bir mesaj düştü.
Bilinmeyen bir numara.
Yalçın’ın kalbi bir an duracak gibi oldu.
“Çocuğunun hakkıyla tehdit etmeye devam etme.
Bir dahaki uyarı daha sert olur.”
Yalçın mesajı okur okumaz irkildi.
Göz bebekleri büyüdü.
“Bu… Bu da ne?”
Eli terledi.
Telefonu yere düşürdü, eğilip alırken elleri titriyordu.
Kimdi bu?
Neyi biliyorlardı?
Ayça mı şikâyet etmişti?
Birisi onu mı kolluyordu?
Panik beynine yayılmaya başlamıştı.
Sonra ikinci darbe geldi.
Telefonunda ismi olmayan bir link belirdi.
“Görüntü kaydı – önemli”
Normalde açmazdı ama korku merakını bastırdı.
Linke dokundu.
Sokak kamerası görüntüsü…
Kendi arabası…
Ve birkaç saniye sonra…
Karanlık bir silüet kameraya dönüp bakıyor.
Yüzü seçilmiyor ama duruşu tehditkâr.
Ve silüet Yalçın’ın ARABASININ YANINDAN YÜRÜYOR.
Yalçın’ın boğazı kurudu.
Yutkundu.
“Beni mi izliyorlar? Benim arabamın oraya mı gelmişler?”
Ekrana bir kez daha baktı.
Bu kez silüet ona bakıyormuş gibi geldi.
Kalp ritmi hızlandı.
Nefesi kesik kesikti.
Üzerine buz gibi bir gerçek çöktü:
Birisi Yalçın’ı hedef almıştı.
Ve bu, basit bir internet trolü değildi.
Telefonu tekrar çaldı.
Ekstra bir panikle irkildi.
Arayan: Bankacı Yusuf
“Alo Yalçın Bey,” dedi banka görevlisi, “Hesaplarınıza olağan dışı çoklu giriş denemeleri yapıldı. Bazı işlemler şüpheli görünüyor. Şubeye gelmeniz gerekiyor.”
Yalçın sesini zor çıkardı:
“Ben… ben yapmadım.”
Tüm bunların üstüne durduk yere kapı zili çaldı.
Yalçın yerinde sıçradı.
Kalbi güm güm atıyordu.
Evin içi ona bir anda dar gelmişti.
Pencereden baktı—normal posta dağıtıcısı.
Ama kapıya yaklaşamadı bile.
Kendi kendine fısıldadı:
“Biri beni izliyor..biri beni izliyor…”
Ayça’nın dün geceki sözleri aklına geldi:
“Hakkı olanı istiyorum”
Ayça’nın öyle bir tanıdığı yoktu,bütün sülalesi sessiz sakin insanlar olamaz diye düşündü.
Telefonu eline alıp hemen Ayçayı aradı.
Ayça’nın sesi yorgun ama sakindi:
“Efendim Yalçın?”
Yalçın nefes nefese konuştu:
“Ayça… bak, ben… dün biraz sert konuştum. Kusura bakma. Ben şey… ben para işini halledeceğim tamam mı? Bir daha tartışmayalım.”
Ayça şaşırdı.
Dün tehdit eder gibi konuşan adam bugün neredeyse titriyordu.
“Yalçın, ne oldu sana?”
Yalçın sesi daha da kısıp fısıldadı:
“Bir şey oldu..birileri beni izliyor galiba. Bana mesajlar geliyor. Arabamın yanından geçen biri var görüntülerde… Sen..sen birine mi söyledin?”
Ayça kaşlarını çattı.
“Ben kimseye bir şey söylemedim.”
Yalçın paniği katlandı:
“O zaman kim yaptı bunu?! Benim hesaplar kilitlendi, telefonuma mesaj geldi, biri beni tehdit etti. Bana ‘çocuğunun hakkıyla tehdit etme’ yazmışlar. Senin bir alakan yok diyorsun öyle mi?!”
Ayça’nın hiç bir zaman yalan söylemediğini bildiğinden ikinci kez sorma gereği bile duymadı.
“Yalçın, ben böyle bir şey yapmam. Çocuğum için sadece hakkımız olanı istedim. Hepsi bu.”
Yalçın bir anda sesini yükseltti ama korkudan titriyordu:
“Ayça bak! Çocuk için gerekeni gönderirim tamam mı? Ne olur… ne olur bu olayı kapatalım.”
Ayça şaşkındı.
Dün tehdit eden adam bugün yalvarıyordu.
“Tamam Yalçın, sakin ol. Ben bir şey yapmadım.”
Yalçın son bir cümle söyleyip kapattı:
“Ayça… Eğer beni biri izliyorsa… bil ki bunun bedeli ağır olur. Ama seninle alakalıysa… lütfen söyle. Beni bitirmesinler.”
Ayça bu sözleri duyunca irkildi.
Yalçından nefret ediyordu ama yinede başının belada olduğu sesinin titremesinden belli oluyordu.
Telefon kapanınca Ayça uzun süre sessiz kaldı.
Gözünü duvara dikti..
Bir şeyler ters gidiyordu ama ne?
Aras
Aras çalışma masasının başında, kulaklıksız, tamamen sessiz bir odada oturuyordu.
Önündeki ekranda sadece tek bir satır yazıyordu:
“Çağrı kaydı: Yalçın ↔ Ayça (Canlı)”
Aras, yüzünde tek bir mimik bile olmadan konuşmanın tamamını dinledi.
Yalçın’ın korku dolu soluk alışları…
Sesindeki panik…
Ayça’nın şaşkınlığı…
Hepsini.
Kulaklık çıkarmadan mırıldandı:
“Demek anladın… Ama bu daha başlangıç.”
Sonra ekrana başka bir pencere açtı:
Yalçın’ın banka borç listesi, faizleri, ödenmemiş taksitleri..
Aras’ın gözleri buz gibi kararlıydı.
“Sen Ayça’yı tehdit etmeye cüret ettin.
Bu yaptıkların yanına kar kalmayacak.”
Bilgisayar ekranında bir dosya açıldı.
Aras’ın kendi oluşturduğu bir klasör:
“yalcin_risk_1.0”
Aras dosyanın içindeki bir metni okumaya başladı:
“Aşamalı işlem planı
1. Ekonomik baskı
2. Dijital gözetim
3. Sosyal çökertme
4. Fiziksel gözdağı (gerekirse)”
Aras’ın yüzü bir gölge gibi karardı.
“Daha çok korkacak.”
Ekranı kapattı.
Ayağa kalktı.
Sessizce mutfağa geçti, su içti.
Kimse bilmezdi ama Aras’ın sakinliği… en tehlikeli hâliydi.
Ayça
Ayça oğlunu okula hazırlıyordu..
Ama aklı hâlâ Yalçın’ın panik dolu sesindeydi.
“Seni izliyorlar..biri beni bitirecek..”
“İnşallah bitirirlerde bir daha kimsenin başına bela olmazsın”diye sesli bir şekilde düşününce oğlu sarılıp, “Ne demek istedin anne anlamadım”diye masumca sordu.
Yaptığı hatanın farkına varıp “özür dilerim oğlum biraz gerginim kendi kendime konuştum”
Arda annesinin boynuna sarılıp, “seni çok seviyorum”diyerek kocaman öptü.
Ayça içinden “bende seni öyle bir seviyorum ki sen olmasan bunların hiç birine katlanmazdım,katlanamazdım” diye geçirdi içinden.
Kreşe oğlunu bırakıp otobüse bindiğinde telefonuna gelen bildirim sesiyle telefonu eline aldı.
“Hesabınıza para geldi” hiç beklemediği bir şey olunca heyecanla banka hesabını açtı.
250 bini görünce nedeyse çığlık atacaktı.
Açıklamaya bakınca “kaza parası”yazısını görünce elleri buz gibi oldu.
O manyak adam ibanını evini işini herşeyini biliyordu.
Arayıp parayı hemen göndermeyi teklif edecekti.
Ama geç ödemede olan kredi taksitleri anında 50 bine yakın parasını çekmişti.
Maaşı bile 35 bin olan Ayça sinirden neredeyse ağlayacaktı.
O değişik adama borçlu olamazdı.