2.

995 Words
" hadi miray... Sağ ayağınla elime vur... Devam et çok iyi ... Çok iyi ilerliyorsun... Son bir defa vur... Süpersin bebeğim " " yoruldum alaz " yorgunlukla yere oturunca yanına gidip alnından öptüm. " hadi gel. Bugünlük bu kadar yeter. Duş alalım sonra çıkarız. " Gülümseyip ayağa kalktı. Yanağımdan öpünce gülümsedim. Miray kadınlar bölümüne giderken ben kendi odama gelmiştim. Bazen burada kaldığım için özel odam ve banyom vardı. Kıyafetlerimde bulunuyordu. Sadece benim değil mirayımın da kıyafetleri vardı. Bazen - ailesi izin verdiği zaman - birlikte kalıyorduk. Bu sebeple onunda kıyafetleri vardı. Banyoya gidip üzerimi çıkarttım. Duşa kabinin içine girip soğuk suyu açtım ve yıkanmaya başladım. Duştan çıktıktan sonra belime havlu bağlayıp odaya geçtim. Dolabın içinden kıyafet alıp giyinmeye başladım Parfümümü sıkıp odadan çıktım kapıyı kilitleyip cebime koyduğum sırada ileriden gelen sevgilimi görmek beni gülümsetmişti. Her zamanki gibi mükemmeldi. " hazırsan çıkalım güzelim ." Başını salladı. Gözleri hala bende dolaşıyordu. Dudaklarımı dişleyip sırıttım. " ne oldu bebeğim, beğenmedin galiba " " çok yakışıklısın birde böyle cool kıyafetler giyinip kızların gözlerini üzerine çekiyorsun. " Gülümseyip belinden tutarak kendime çektim ve burnunun ucunu öptüm. " sen bana geldin bütün kadınların helvasını dağıttım bebeğim . ya sen ya sen, başka bir seçenek yok " Benim gibi gülümsedi ve yanağımı öptü. " annem aradı, seni yemeğe çağırıyormuş " Başımı salladım. " tamam gideriz bebeğim. Ama önce ... " Bizimkilerin yanına uğramam gerekiyordu. Anlamış gibi buruk bir tebessüm belirdi dudaklarında. " birlikte gidelim mi " Başımı olumsuz anlamda salladım " senin canın sıkılacak sonra, seni eve bırakayım sonra geçerim onların yanına. Bir şey söyleyeceklermiş zaten. Önemsizdir. Gelirim sonra size " " bende geleyim bir şey olmaz , bu sefer senin canın sıkılacak " Yanağından öpüp alnımı alnına yasladım. " uzun sürmez bebeğim, canının sıkılmasını istemiyorum. Simdi ben seni evine bırakacağım sonra onların yanına gidip hemen geleceğim tamam mı " Kararsız kalmıştı. Her halinden belliydi. " ya sana bir şey ... " işaret parmağımı dudaklarına bastırıp susturdum. " bir şey olmayacak merak etme sen beni, hem bu kaslı sevgiline kim ne yapabilir ki " Dudağını büzdüğünde gözlerim kısa bir an dudaklarına kaydı. Kısa bir an etrafı süzüp kimsenin bakmadığından emin olunca hızlıca dudaklarına ufak bir öpücük kondurup elini kavradım ve ilerlemeye başladık . Kısa süren temasımızdan hoşlanmamıştı, daha uzunları seviyordu. Seviyordum. Neredeyse 2 yıldır sevgiliydik, ailesi ailem gibiydi. Çok iyi davranırlardı bana. Buna saygımdan, birde 18 olmadan birlikteliğe girmek istememiştim. Öpmeler haricinde ileri gitmiyorduk ve bundan ikimizde mutluyduk... Bunu düşüncelerimin içinde motora gelmiştik Miray ve motor aşığı olduğumu söylemişmiydim. Hatta 4 tanede motorum olduğunu... Mirayda bende bayılırdık motora... Hatta 1 tanede miraya hediye etmiştim. 2 ay boyunca kabul etmesi için uğraşmıştım orası ayrı mesele orayı geçiyorum. Miraya kaskını verip ön kısıma oturdum, aynı zmanada mirayda kaskını takmış arkama oturmuş ve belime sarılmıştı. Kaskımı takıp motorumu çalıştırdım ve sürmeye başladım. Sahil yolundan ilerlerken bir yandanda içimdeki sıkıntıyı görmezden gelmeye çalışıyordum. Sabahtan beri vardı bu sıkıntı. Yol uzun sürmezken mirayın sesiyle yavaşladım. " kenarda dursana fotoğraf çekinelim " Yavaşlayıp duracağımız uygun yere motoru park ettim. Kaskını çıkartırken saçlarının ağzına gelmesiyle güldüm. " gülme ya off " Saçlarını büyük bir öfke ile toplamaya çalışırken ellerinden tutarak durdurdum ve kendime doğru çektim. Arkasını dönmesini sağlayıp saçlarını yavaşça toplamaya başladım. Hassastı saçları, tıpkı kendisi gibi. " saçlarının canını acıtma bebeğim. Bilki her bir tanesi benim sana olan sevdam " saçlarını topadıktan sonra derin bir öpücük bırakmıştım. Bana döndüğünde gözlerinin dolu olması beklemediğim bir şeydi. Hemen ellerimi yüzüne koyup kendime çektim. " bebeğim ne oldu, neden doldurdun topraklarını " İç çekmesiyle sağ gözünden bir damla yaş düştü. Hemen dudaklarımı yanağına bastırarak göz yaşını dudaklarıma hapis ettim. " beni neden bu kadar seviyorsun ki." demesiyle afalladım. " ben senin hiç bir yaranı iyileştiremiyorum, sen ise değil canımı acıtmak, saçlarımı acıtmama engel oluyorsun. Ben seni hak edecek ne yaptım " demesiyle ağzından bir hıçkırık kaçmıştı. " bebeğim o nasıl söz. Sen benim yaralarımı değil iyileştirmek, kalıcı izlerin geçmesine sebep oluyorsun. Asıl benim sormam lazım sana seni hak edecek ne yaptım diye . ağlama kurban olduğum " Başını boynuma koyarak ağlamaya devam etti. Aklıma gelen şeyle saatimden olduğumuz tarihe baktım. Ayın 16 sıydı Reglinin ilk günü olması gerekiyordu çünkü ilk üç gün çok duygusal ve ağrılı geçiyordu. " hadi gel eve bırakayım seni. Dinlen biraz " İç çekerek yüzüme baktı. " yine mi anladın sen yaa " küskün sesi gülmeme sebep oldu. " sus gülme. Bir dönemimde anlama ya, utanıyorum " başını göğsüme koyunca daha çok güldüm Benden utanıp yine bana sığınıyordu. " neyse hadi gidelim, bu sefer benimkiler kızacak " dediğimde başını sallayıp hemen motora bindi. Sevmiyordu onların bana kızmasını. Sadece o da değil aileside sevmiyordu. Bende meraklı değildim. Ama neyse... Tekrar motora binince durmamızın amacını unutuyordum. " fotoğraf ?" " ben seni çekeceğim bekle. " motordan inip telefonunu çıkarttı. Açı ayarlamaya çalışırken ben her zamanki gibi poz veriyordum. Bir kaç dakika sonra 'bitti' komutunu duyunca tekrar yola çıkmıştık. ❄❄❄ Mirayı evine bırakınca onların evine sürmeye başlamıştım. Her saniye içimdeki o kötü his daha çok artıyordu. Sanki koca bir çukur beni içine çekmek için bekliyordu. Ve ben onu hissediyordum. Daha fazla vakit kaybetmeden hızımı biraz arttırdım ve evlerinin önüne geldim. Yine o sesler vardı kulağımda. Her zamanki acı dolu seslerim. Yardım edin diye yalvarmalarım. Ama yine hep her zaman olduğu gibi hiç bir şey olmamış gibi tekrar onların yanına gelmiştim Motorumdan inip kaskımı çıkarttım ve motorumun üstüne bıraktım ve eve ilerlemeye başladım. Kapıyı çalınca anne karşıladı beni. Anne'm değil anne. Sahip eki kullanamıyordum Dilim , kalbim, bilinç altım izin vermiyordu. " geç içeri konuşacaklarımız var." Bekletmeden içeri girdiğimde baba koltukta rahatça oturmuş maç izliyordu. Onun yüzünden bütün takımlardan iğreniyordum. Baba birlikte maç izleyelimmi. Kes lan sesini, kaçırıyordum az kalsın Ama baba bende izleyeyim, hem bak snin gibi kıyafette giyindim. Lütfen bak ne olur- Bir tokatla çocuğun hayalleri yıkılmıştı. Dudağından süzülen kan formasına damlamıştı Fenerbahçe formasına... Aklıma dolan anıyla toparladım kendimi. " ne diye çağırdınız beni , acele edin ne söyleyecekseniz söyleyin " Baba kişisi bana döndüğünde hayatım boyunca unutamayacağım bir cümle söyledi. " bizim öz çocuğumuz değilsin "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD