En son içeriye geçtiğimde kapıyı kapattım, ve içeriye göz gezdirdim.
İkili koltuğa kadın ve adam oturmuştu, diğer ikili koltuğa ise ismi lazım değiller oturmuştu. Doktor masasının önündeki iki adet tekli koltuğun birine benim bir kaç yaş büyük halim oturmuştu.
Mecbur diğerine ben oturacaktım.
Fakat bir sorun vardı!
Onların çocuğu neredeydi ???
Oturduğum zaman karşımdaki çocuk ile göz göze geldim.
Lan harbi aynıydık.
Bu çift ne yaptıysa banada söylemeleri lazım, en azından miraya benzeyen bir kızım olsa fena olmazdı.
Hayatımda iki güzellik.
Birde bana benzeyen bir oğlum.
Fark etmez, kaç tane çocuğum olursa olsun.
Gülümsememi göstermemek için başımı hafif eğip başımı sağa çevirdim ve sol elimle sus çizgimi kaşıdım.
Tekrar başımı kaldırdığımda karşımdaki ile göz göze geldim.
Bana şaşkınlıkla bakıyordu, neden ?
Amaaan nedense neden.
Doktora döndüğümde dosyalarla ilgileniyordu.
Yapmacık olarak boğazımı temizleyip doktorun dikkatini çekmeye çalıştım.
Başarılı'da oldum.
Doktor bize döndüğünde söze girdim.
" testleri bir an önce yapsak ? "
" tabii ki kusura bakmayın, hemen hemşireyi çağırıyorum "
" siz yeni mi atandınız buraya " sesin geldiği yöne baktığımda benim yaşlı halim ile göz göze geldik
" evet, sanırım çok belli oluyor. "
" genelde doktorlar beni görür görmez tanırlar da o yüzden sordum. "
Doktor kaşlarını çattı.
" isminizi öğrenebilirmiyim "
" tekin kılıç, hastanenin sahibiyim "
OHA!
NE!!!
Doktor hemen toparlandı, ne yapacağını şaşırmıştı.
" kusura bakmayın tekin bey, ben bilmiyordum, hemen ilgileniyorum "
Telefon ile hemşire çağırınca telefonuma gelen mesaj ile cebimden çıkarttım.
En güzel emanetim💕
- nasıl geçiyor ?
-daha yeni girdik, doktor birazcık yeni çıktı.
- kan testi daha alınmadı.
- tamam, sen nasılsın
- miray emin ol iyiyim, gelir gelmez biyolojik baba tufana bir girişmiş varya off
- büyük ihtimal abim var, ikiz gibiyiz, çok benziyoruz. Ama ben daha yakışıklıyım.
- senden daha yakışıklı kimse yok zaten ömrüm💓💓
- orada olacaktım, çekirdek ile izleyecektim.
- şimdi biyolojik çocuklarısın değilmi.
- sana nasıl davrandı??
- evet teste gerek yok bence ama ne olur ne olmaz.
- İyi davrandılar sorun yok şuanlık
- olmasın zaten
- sen neredesin?
- spor salonundayım, canım sıkıldı
- uraz ile oturuyorum, selamı var
- eyvallah, sende selam söyle.
- söylerim, ben seni daha meşgul etmeyeyim, sen bana haber ver tamam mı
- tamam bebeğim, merak etme, çıktığım zaman haber veririm.
- seni seviyorum
- bende seni seviyorum. Dikkat et.
- sende.
Telefonu kapatıp cebime koyduğum zaman hemşire gelip tekin beyin kanını almıştı.
Bende sedyeye geçip kolumu açtığımda damarlarımın belirginliği hemşire kadının ciddi manada(!) dikkatini çekmişti.
" sanırım sporla ilgileniyorsunuz, doğrumu "
Cilveli sorusuna sadece başımı salladım.
Cilve değildi bu yaptığı, sesini inceltmişti sadece.
Koluma lastiği gecirip yumruğumu sıkmamı istemişti.
Kolumu sıktığımda ise kaslarım meydana çıkmıştı.
Kadın titrek bir nefes aldığında oyalandığını fark ettim.
" sabrımın son demlerindeyim, acele edermisiniz "
Kadın sert çıkan sesimle biraz tırsmıştı.
Kan aldıktan sonra koluma pamuk vermişti.
İstemeyip direk üzerimdeki kıyafeti çekmiştim.
Yerlerimize oturduğumuzda sordum.
" ne zaman çıkar sonuçlar"
Cevap ise tekin beyden geldi.
" 2,5 saate çıkar. "
Kapıdan bir doktor girdiğinde içerideki doktor ayağa kalkıp önünü ilikledi.
" baş hekimim, buyurun nir şey mi olmuştu "
" sorun yok kemal, sen işine bakabilirsin."
Doktor biraz çekinerek oturduğunda baş hekime döndüm.
Tekin beyle erkekçe tokalaştığında bana baktı.
Tek kaşımı sorgularcasına kaldırıp ona baktım.
Tebessüm edip baş selamı verdi.
Ne mağnaaaa
Gözüm koltukta oturup birbiri ile konuşan üveylere çevirdim.
Onların çocuğu neredeydi!!!
Tekin beye dönüp biraz yaklaştım.
" bebekler karıştı denildi, benimle karışan kişi nerede "
Tekin bey gözlerini eşine çevirip tekrar bana döndü.
" öldü "
Başımdan aşağıya kaynar sular dökülürken kaşlarımı çatmıştım.
Peki onlar neden bu kadar rahatlardı, çocuklarını neden sormuyorlardı.
En azından merak bile etseler ne olurdu.
" başınız sağ olsun. "
" sağol oğlum "
Bu işte bir iş vardı.
Hiç iyi kokular almıyordum.
Başhekim, tekin beye dönüp konuştu.
" benim odama geçip bekleyin abi "
" tamam kardeşim ama önce çocukları arayıp haber vereyim."
" tamam "
Başka çocuklarıdamı vardı?
Lan ben kaç kardeştim!
Derin bir nefes aldım. Verdim.
" yenge, tuğrul. Benim odaya geçelim, orada bekleyin " daha sonra gözlerini üveylere çevirdi, o anda gözleri öfke ile parladı " sizde geliyorsunuz!" diye sinirle konuştu.
Benim bilmediğim meseleler vardı.
Onların arasında benim bilmediğim düşmanlık vardı.
Tufan benimle göz göze geldiğinde hemen bakışlarını kaçırdı.
Benden korkuyordu. Doğru seçimdi, ama ayağıma dolanmaktan başka bir bo- şey bildiği yoktu.
"gidelim mi " tekin beyin bana seslenmesiyle gözlerimi tufandan ayırdım.
" olur gidelim "
Başını sallayıp eliyle yön verdi.
Tebessüm ederek ilerlemeye başladım.
Asansöre bindiğimizde yanımda tuğrul denen kişi vardı.
Elindeki telefon çalmaya başlayınca ekranda gözüken yer cücesi yazan isim hafifçe tebessüm etmeme sebep oldu.
" ne var " diyerek telefonu açtığında telefondaki kişinin sesini duyuyordum.
" neredesiniz abi " diyordu
" sanane "
" abi bir şey sordum ya "
" bende sanane dedim "
" abimler nerede biliyormusun "
" gelmedilermi eve "
" gelseler seni aramam değil mi "
" bana bak abinim ben senin düzgün konuş benimle "
" abi sesimi mi yükselttim, küfür mü ettim allah aşkına, niye kızıyorsun "
" sus, sana kızmam için kardeşim olman yetiyor, beyinsiz "
Telefonu kapatınca karşısındaki kadına döndü
" yusuf aradı, abimler eve dönmemişler "
" nereye dönmemişler, biz çıkarken evdelerdi"
" yioo, bizim hemen arkamızdan çıktılar "
Tufanın sesi aralarındaki diyaloğu bölmüştü.
" şuan bile evlatlarına sahip çıkamıyorsun be tekin, yazık "
Berire, " tufan sus "
Tekin bey ağzını açacağı sırada önce ben davrandım.
Sağ elimle omuzunu kavradım ve hafifçe(!) sıktım. Kendisi sıktığım omuzuna doğru acıyla eğilirken ben gülümseyerek konuşmaya başladım.
" tek bir kelime daha ağzından çıkarsa boynunu kırmaktan hiç çekinmem, o yüzden konuşmaya devam et. "
Tufan, " ö-özür dilerim " diyerek omuzunu elimden kurtarmaya çalıştı.
" sen karına sahip çıkabiliyormusun ki o adamı yargılıyorsun, hayırdır. Bu aralar benim kim olduğumu unutuyor gibisin tufan öncü! Hatırlatmamı istermisin "
" y-yok hatırlıy...orum. A-acıyor "
" özür dilerim, ve hatırladığına sevindim " elimi çektim ve cebime koydum.
Bazen kim olduğumu unutuyordu, ve böyle nazik(!) bir şekilde hatırlatmak zorunda kalıyordum.
Diğerleri yaptığım şeye ve söylediklerime şaşırırken ben gülümseyerek önüme döndüm.
Asansörden inip odaya geldiğimizde rahat ve konforlu bir oda bizi karşılamıştı.
Tufan ve berire camın kenarındaki ikili sandalyeye oturdular.
Ben ve tuğrul masanın yenındaki sandalyelere oturduk, ikili koltuğada tekin vey ve eşi oturdu.
Başhekim ise kendi koltuğuna oturmuştu.
Ellerini birleştirip dirseklerini masaya dayadı ve öne eğildi.
" ben çetin, biyolojik amcanım, testler daha çıkmasada sonucun ne olduğunu az çok biliyorsundur."
" evet, olaya fazla olmasada hakim'im. Ne tepki vereceğimi bilemiyorum ama memnun oldum çetin bey "
Tekin beyin eşi konuştu. " ismin ne ? "
" alaz tugay, sizin ? "
" züleyha, memnun oldum. "
" bende "
Eşine döndüğünde tebessüm ederek ellerini birleştirmişlerdi.
" ben tekin, zaten duymuşsundur "
" evet. "
" bende tuğrul " ona döndüğümde gözlerindeki soğukluk bariz bir şekilde beliydi.
" memnun oldum "
" ben olmadım "
" beni alakadar etmez "
Gözlerini devirip önüne döndüğünde tek omuzumu kaldırıp indirdim.
Telefonumun çalmasıyla cebimden çıkartıp arayan kişiye baktım.
En güzel emanetim💕
Telefonu açıp kulağıma götürdüm.
" alo. "
" alaz,napıyon canım " bir sorun vardı.
" ben iyiyim, sen napıyorsun, sesin güzel gelmiyor "
" endişelenme şimdi, ama bir şey söyleyeceğim "
duruşumu dikleştirip kaşlarımı çattım.
" dinliyorum "
" hastanedeyim, ama bende bir şey yok "
" hangi hastanedesin! "
" özel kılıç hastanesi, acil katındayım "
Telefonu kapatıp ayağa fırladım ve dışarıya çıktım. Arkamdan seslendiklerini duysam bile arkamda kalmışlardı çünkü koşuyordum.
Kalbim deli gibi atıyordu. Miraya bir şey olma ihtimali canımı deli gibi acıtıyordu.
Asansöre binmekle uğraşmadan direkt merdivene yöneldim.
Merdivenleri koşarak inerken hangi katta olduğumu bile bilmiyordum.
Herhangi bir katta hemşireyi durdurup acil yerini sorduğumda, bir kat aşağıda olduğunu söyledi.
Tekrar merdivenlere yönelip 1 kat aşağı indiğimde gözlerim acil yazısını arıyordu.
İçimdeki yangına su dökecek, telaşımı durduracak, nefesimi düzene sokacak bir ses duydum.
" alaz "
Hemen sola döndüğümde mirayı gördüm.
Gözlerimle hemen üzerini taradım.
Bir şeyi yoktu. Çok şükür.
Koşar adım yanına ilerledim, aynı şekilde oda bana. Nerede olduğumuz umurumda değildi.
karşı karşıya gelir gelmez ensesinden kavrayıp kendime çektim ve dudaklarımızı sertçe birleştirdim.