Evlilik kararını alalı çok zaman olmamıştı. Bir kaç günün içine davetiyeler, gelinlik, davetli listesi, organizasyon halledilmesi gereken o kadar çok şey vardı ki. Mert'in yaşadığı eve yerleşecekti Sıla. Farklı bir ev bakmayacaklardı. Sıla içinde bu durum çokta önemli değildi. Normal bir evlilik olsa Sıla için büyük bir sorun olabilirdi fakat oyun oynayacakları için herhangi bir ev (lüks herhangi bir ev) Sıla için yeterliydi.
''Gelinlik provasına geç kalacaksın bebeğim.''
Sıla'nın annesi odada ki perdeleri açtıktan sonra yatağın başına giderek saçlarına minik bir buse bıraktı.
Şuan heyecandan çoktan kalkmış olması gerekiyordu. Zoraki yapacağı evlilik onu 45 kilodan 42 kiloya düşürmüştü bile. Heyecan ve mutluluktan zayıflayan bir gelin yoktu bu düğünde.
Hüzünden vermişti kilolarını. ''Herhangi bir gelinlik olabilir.''
''Sıla biliyorum biraz zoraki oldu ama sende kabul ettin bunu. Demekki Mert'e karşı bir şeyler hissediyordun.''
Annesine doğru olan kafasını yastığa gömerek.
''İtiraf edemiyordum. Yoksa ben Mert'e aşıktım.'' dedi alaycı tavrıyla. ''Senin üzülmeni asla istemiyorum meleğim.''
Üstünden yorganı attıktan sonra ayağa kalkarak merdivenlere yöneldi. ''Hadi kahvaltı yapalım. Müstakbel kocam ve kayınvalideciğimi bekletmek istemiyorum.''
...
''Oğlum o kızla evlenmek istediğine emin misin?'' ''Leylaa..'' diye yükseltti sesini Melih.
''Anne bize karar verecek çokta bir şey bırakmamış babam. Bizde Sıla ile konuştuk. Bence sen de kabullen artık. Ben öyle yaptım.''
''Bak gördün mü? Çocuk istemiyor. Oğlumuzun geleceğiyle oynuyorsun.'' ''Geleceğini ve geleceğimizi kurtarıyorumdur belki Leyla...''
Bir yandan haklıydı. Leyla'da lüks hayatından vazgeçecek bir kadın değildi. Oğlu için endişelense de bu konu üzerinde pek durmayacaktı. Fakat Sıla ile uğraşmayı hiç bırakmayacaktı.
...
Gelinlik bakmak için Sıla ve annesini almaya gittiklerin de kapıda hala Sıla'nın inmesini bekliyorlardı.
''Kızınız gelinliği de bu hızla giyerse seneye anca evlendiririz çocukları Semacığım.'' Gözlerini devirdi Sema. Haklıydı bir yandan Sıla tam yarım saattir kapıda bekletiyordu onları. ''Kendine özen gösteren, bakımlı bir geline sahip olacağın için gurur duymalısın Leylacığım.'' Leyla cevap verecekti ki Sıla kapıda belirdi. ''Çok bekletmedim değil mi?''
''A olur mu? Birazdan hava kararacaktı hiç zahmet etmeseydin.''
Mert kadınları beklemeyi sevmezdi. Hatta randevulara 2 dakika geç kalınsa orayı terkederdi fakat bu kadın ona tüm kuralları yıktıracak gibiydi.
''Daha çok bekleyeceksin. Alış bence canım.''
Leyla beklemekten sıkılmıştı.''Bence biraz daha konuşursak gerçekten akşam olacak.''
Herkes bu lafın üzerine arabaya yönelmişti ki Leyla ve Sıla ön kapının kolunu aynı anda tuttu.
''Kızım sen arkaya geç. Yerini bil.''
''Müstakbel eşimin yanına ben oturacağım tabiki.''
Aralarında ki atışma Mert'i gülümsetmişti. Sıla Mert'i eşi olarak gördüğünden değil ama Leyla'yı sinirlendirmek için bu durumu sonuna kadar kullanacaktı.
''Tabi ki oğlumun yanında ben oturacağım.''
İkisi de ön koltuk konusunda inadını sürdürecek gibiydi. ''Anne'' dedi Mert. ''Sen arkaya geç.''
Mert'in sözleriyle Leyla arkaya yönelmişti. Sıla ön koltuğa kurulurken savaşı kazanmış komutanlar gibi gururluydu. Şimdilik 1-0 öne geçmişti.
...
''Sıla hanım bu gelinlik size çok yakıştı.''
Memnuniyetsiz surat ifadesiyle ''Hayır '' dedi. ''Bunda bir eksiklik var ama ne olduğunu anlayamadım.''
Sahte bir düğün de olsa. Gelinlik gerçekti ve tabiki onca insanın içine sıradan bir gelinlikçe çıkmayacaktı.
''Ama sizin istediğiniz gibi tasarladık. Siz seçtiniz.'' ''Olmamış diyorum anlamıyormusunuz?''
Epey sinirlenmişti. Bakışlarını annesine çevirdiğin de kraker yediğini görünce iyice delirdi.
''Ben burada onca insanın bana bakışları çevriliyken ne giyeceğimin stresindeyim. Sen kraker mi yiyorsun anne?''
''4 saattir buradayız haliyle acıktım.'' dedi kadın.
Leyla'dan tarafa bakmıyordu bile. Çünkü leyla elinde ki dergilerden geldiğinden beri kafasını kaldırmamıştı.
''Sıla'' diye bağırarak açtı perdeyi genç adam. Karşısında ki kadını görünce nutku tutulmuştu. Bir kaç saniye kilitlediği bakışları Sıla'nın kendini perdenin arkasına saklamasıyla kendine gelmesini sağlamıştı.
''Gelini düğünden önce görmek uğursuzluk derler.'' dedi Sıla.
''Gelinlik giymesini beklerken damat öldü diye manşetlerde yer alacağım sayende.'' dedi ve devam etti. ''Saatlerdir seni bekliyorum artık yeter. Üstünü değiş gidiyoruz.''
''Keşke'' diye mırıldandı kadın. ''Sen çık. Giyinip geliyorum ben.''
Leyla, Sema ve Mert dışarı çıktıklarında beklenilenin aksine Sıla hızlıca giyinip gelmişti yanlarına.
''Şaşırttın beni.'' dedi genç adam.
''Mert siz Sıla'yı bu akşam mı istemeye geliyorsunuz?'' Sema'nın sorusu karşısın da şaşkınlığını gizleyememişti Mert.
''İstemek mi? Biz istemeden verdiniz siz zaten kızınızı.''
Haklıydı ama kızını istemeye geldiklerini görmekte Sema'nın hakkıydı.
''Biz size zorla kız vermedik. Seçenek sunduk ve sizde bunu kabul ettiniz.'' dedi Sema kendinden emin bir tavırla.
''Anne ben istemiyorum.'' dedi Sıla.
Sıla'nın istememesi Mert'in kabul etmesine sebep olmuştu. Her zamanki gibi onunla inatlaşıp, sinirlendirecekti.
''Akşama sizdeyiz Sema teyzeciğim.''
...
''Duyduklarım doğru mu?'' diye sordu genç adam. ''Kötü haber tez duyulur derler doğruymuş.''
Elini kavradığı adamı kendine doğru çekerek sarıldı. Gelen en yakın arkadaşı Şahindi. Şahin kim miydi?
Şahin ve Tutku GÜRBÜZ
Şahin 25 yaşında. Mert'in okuldan en yakın arkadaşıydı. Boşa kalan vakitlerini onunla geçirirdi. Şahin evliydi ve karısı Tutku Sıla'nın en yakın arkadaşıydı.
''Sıla ile evleniyorsun ve biz bunu düğüne bir kaç gün kala mı öğreniyoruz?'' dedi adam şaşkın tavrıyla.
''Düğüne bir hafta kala damat öğreniyorsa, arkadaşının bir kaç gün kala öğrenmesi kadar normal bir durum olamaz.'' derken bir eliyle arkadaşının omzuna dokunarak onu koltuğa yönlendirdi.
Biraz ileride duran telefona uzanarak ''2 kahve.'' dedi. ''Nasıl bir anda oldu?'' diye sordu Şahin.
''İş ve Aşk birbirine karıştı diyelim. Gerçi bizim ilişkimiz de aşktan çok nefret var ama.'' dedi. ''Sen istemiyor gibisin? Başından anlatacak mısın?''
Konuşmaya başlayacaktı ki kapının tıklatılmasıyla bakışları kapıya yöneldi. İnce topuklu ayakkabılarının sesi kulağını tırmalamıştı. Elinde ki kahveleri masaya bıraktıktan sonra
kapıya yöneldi.
Eline aldığı fincanı dudaklarına götürürken ''İşlerin kötü gitmesinden dolayı ailelerimiz böyle bir karar almış.''
''Peki Hülya, Sıla'nın hayatında da Semih var diye biliyorum?''
''Hülya ile konuştuk. Bunun bir oyun olacağını söyledim. Oda kabul etmek zorunda kaldı istemese de. ''
''Semih?''
'' O konuda bir bilgim yok. Konuşup bitirmiştir muhakkak.'' ''Sen Hülya ile bitirdin mi ki Sıla bitirsin?''
''Kağıt üstünde de olsa benim karım bir başkasıyla görüşemez.'' Şahin'i gülümsetmişti. ''Pek kağıt üzerinde kalacak gibi durmuyor.'' ''O şımarıkla kızla benim aramda olabilecek tek şey nefret.''
...
''Son dakika da haber verdiğin için teşekkür ederim arkadaşım.'' dedi Tutku.
Haklıydı hangi kız en yakın arkadaşının evleneceğini isteme gecesinde öğrense sinirlenebilirdi. Hemde eşleri de en yakın arkadaşken.
''Sana daha kaç kere anlatacağım Tutku. Biliyorsun...'' Lafını keserek ''Biliyorum bu bir oyun.''
Elleriyle hızlıca Tutku'nun ağzını kapattı.''Sessiz ol. Kimse bilmiyor demiştim.'' Ellerini ağzından çekerek ''Peki.'' dedi Tutku.
''Bu akşam kahvesine tuz atacak mısın?''
Bu hiç aklına gelmemişti Sıla'nın. Kahveyi çalışanlara yaptırıp götürecekti zaten. Kendisinin mutfakla arası yok denebilecek kadar azdı.
''Bilmem'' dedi Sıla ''Hiç aklıma gelmemişti.''
''Bence yapmalısın. Sonuçta kaç kere başına gelebilecek bir olay ki?''
''Semih ile evleneceğim ben!'' dedi ses tonunu yükselterek.
''Sen yinede ilk olacağı için bence yapmalısın. Mert'in yüz ifadesini düşünemiyorum.'' Çokta fena gelmemişti bu fikir. Mert'in sinirlenmesini izlemek ona mutluluk verecekti.
''Hem...'' dedi Tutku. ''Eskiden aslında kız tuzlu kahve yaptığı zaman bu istemiyorum manasındaymış, şimdilerde ise naz niyaz için yapılıyor. Damat eğer kahveyi sonuna kadar içerse senden gelen herşeye katlanacağım demekmiş. Bence tuzlu kahve yapmak en çok sana yakışacak. Hem istemiyorsun hem de Mert tüm bu olanlara katlanmak zorunda...''
Gayet mantıklıydı sözleri Sıla'nın kabul etmesi çokta zor olmadı. ''Hazırlanmam gerek.'' dedi genç kadın.
Üst katta bulunan elbise odasına gittiğinde ona bakan rengarenk elbiseler arasında siyah saten elbisesini seçti. Bugün için siyah ne kadar doğru bir karar tartışılırdı fakat onun için bu gece kesinlikle simsiyahtı. Elinde ki elbiseyi giyinmek üzereyken telefonunun titremesiyle bakışları tekli koltuğa yöneldi. Arayan Semihti.
''Sevgilim.'' dedi Sıla.
''Sana ihtiyacım var. Buluşalım mı?''
''Şey bu akşam mı?'' diye sordu Sıla. Dudaklarını kemirirken endişeli gözüküyordu. ''Evet. Bir işin mi var yoksa?''
Nasıl onu istemeye geldiklerini söylecekti ki. Sonuçta Semih'e aşıktı ve evleneceğini daha yeni söylemişken üstüne bunu söylemek istemiyordu. Oyun olacağını söylemişti. Tüm her şey detaylarıyla yaşanırken nasıl oyun olabilirdi ki?
''Ben hastayım da biraz.'' dedi istemsizce.
''Neyin var? Gelip seni hastaneye götürmemi ister misin?''
Panikle ''Hayır, hayır. Basit bir grip'' diye geçiştirdi. ''İlaç aldım. Biraz uyursam geçecek.'' ''Peki.'' dedi ve ekledi ''Seni seviyorum.''
''Bende.'' dedi genç kadın. Semih'in hislerinin gerçekliği tartışılırken Sıla ona karşı gerçek duygular besliyordu.
Mert'in adımları onu geri geri götürmek istese de parmağının ucunda ki zile dokunmak zorunda kaldı. Kapıyı Sıla'nın açması kaçınılmazdı.
Yerde olan bakışlarını kaldırdığın da karşısında ki kadın çok güzel gözüküyordu. Siyah saten elbisesine kırmızı ayakkabıları eşlik etmişti. Sarı saçları dağınık topuz şeklindeydi.
''Geçecek misin artık içeri?'' dedi Sıla.
''Bunlar senin'' diyerek elinde ki kırmızı gülleri kadına doğru uzattı. Eline aldığı gülleri yüzünü buruşturarak yardımcılardan birine uzattı.
Herkes sırasıyla yerlerine oturduktan sonra kısa bir hal hatır muhabbeti geçti aralarında.
Mert'in bakışları ara ara Sıla'ya kayarken Sıla Tutkuyla sohbet ederek sanki bir başkasının akşamındaymış gibi davranıyordu.
''Kahveler'' dedi Tutku Sıla'yı dürterek.
Sıla Tutkuyla mutfağa geçtiğin de kahveleri yapmaya başlayan yardımcılara ''Hayır'' dedi Sıla. ''Ben yapacağım.''
Tuhaf bakışlar Sıla'nın üzerinde geziniyordu. Hiç mutfağa girmemişti ve kahve mi yapacaktı? Ne kadar zor olabilir ki diye düşündü.
''Koymam gerekenleri söyleyin yeter.''
''5 kaşık kahve, 5 fincan su ve şeker Sıla hanım.'' Gülümseyerek ''Teşekkür ederim.'' dedi.
''Tuz koyacak mısın?'' diye sordu Tutku.
''Tabiki.'' dedi ve yan tarafta bulunan tuzu kahvenin içine boşalttı. ''Ama hepsine boşalttın.'' diye tepki gösterdi Tutku.
''Biliyorum. Fincanları karıştırma gibi bir sorunum olmayacak böylelikle.'' dedi ve gülerek salona doğru yöneldi.
Fincanları dağıtırken çok mutlu bir gelin vardı karşılarında. Bu durum babaların hoşuna giderken. Leyla'yı rahatsız etmişti. Özellikle ona verirken ''Buyrun anneciğim'' demesi şaşırtmıştı.
Mert dahil herkes kahvesinden bir yudum aldıktan sonra püskürtmüşlerdi. Mert hariç. Sanki böyle bir şeyi bekliyor gibiydi.
''Kızım ne yaptın?'' diye sordu Ömer.
''Fincanları karıştırmamak, riske atmamak için hepinizinkine koydum.'' dedi. ''Böyle terbiyesizlik görmedim''diye çıkıştı Leyla.
Sema kızına kızgın bakışlar atıyordu. İnsanlar ne söylese haklılardı ve Sema'nın kızını savunmak için hiç bir nedeni yoktu.
Pişkin bir tavırla ''Kahveyi içerseniz benim her yaptığıma katlanacaksınız anlamına geliyormuş. Buda demek oluyor ki size bana katlanmanız gereken bir sürü şey yapacağım.''dedi.
Amacı Mert'i sinir etmekti ama Mert dışında ki herkes sinirlenmişti. Mert ise dişleriyle dudaklarını ısırdıktan sonra fincanda ki bakışlarını Sıla'ya yöneltip dudaklarında ki tebessümle fincanı dudaklarına götürdü. Tek sefer de tüm kahveyi bitirmesi ve bunu tepki vermeden yapması Sıla'yı sinirlendirmişti. Oysa ki bu gece sinirlenmesi gereken Mert değil miydi? Neden tam tersi olmuştu? Bu oyun da kim galip gelecekti?