Odanın kapısına vurulan yumruk seslerini kafasına bastırdığı yastıkla duymamaya çalışıyordu. Kısa bir süre kafasını yastıktan kaldırarak ''Gidin başımdan!'' diye bağırdı.
''Açar mısın kapıyı Sıla.'' Tutku'nun sesiydi bu. ''Seni de mi çağırdılar?'' dedi kafasını kaldırarak.
''Senin için endişelendim. Telefonlarımı da açmayınca kendim geldim.'' dedi. ''Kızım, kapıyı aç artık.Hepimiz endişeleniyoruz senin için.''
Susmayacaklardı. O kapıyı açana kadar hiç biri susmayacaktı. Elinde ki yastığı yere fırlatarak yavaş adımlarla kapıya ilerledi. Anahtarı çevirdiğin de tekrar yatağına geri döndü.
''Sonunda.'' dedi annesi. ''Seni merak ettik.''
''Herkes fotoğraflarımı paylaşmış. O da yetmezmiş gibi Semih benden nefret ediyor.''
Gerçekten sorunlarının arasına katacak kadar mı değer veriyordu bu adama. Şuan kim bilir Semih hangi kızla gün geçiriyordu.
''Keşke başka bir şey bulsaydım. Kendimi bu hale getirmek hiç mantıklı bir seçenek değilmiş.''
''Sıla.'' dedi Tutku yorgun sesiyle. ''Artık savaşmayı bırakıp, konuşmayı denesen.''
O an aklına bir plan düşmüştü bile. ''Evet haklısın.'' dedi. ''Onunla barışmak istediğimi söyleyerek buluşmaya çağıracağım ve alkol alarak yani aslında almayacağım. İçmiş gibi yapıp sarhoş taklidi yapacağım.''
''Of'' dedi Tutku. ''Ben onu kastetmemiştim.
Ellerini başının üzerine koyarak ''Bu kız beni kalpten götürecek.'' diyerek odayı terk etti annesi.
Gayet mantıklı bir plandı Sıla için. 2 kere rezil olmuştu Mert'e bu sefer başaracaktı. Eline aldığı telefonda k harfini bularak kro yazan isme tıklamıştı.
''Alo.'' dedi tiz sesiyle. ''Ne var sıla?''
''Akşama bir şeyler içelim mi? Bu sefer gerçekten sadece birbirimizi yakından tanıyıp sohbet etmek için söylüyorum. Atışmayı bıraksak bir geceliğine?''
Ondan beklenmeyen bir tavırla sadece ''Tamam'' demişti. Mert bu evliliği çoktan kabullenmişti zaten onunla savaşmaya çalışmıyordu.
...
Gidecekleri mekana Sıla Mertten önce gitmişti. Etrafta çok insan yoktu. Garsonu yanına çağırdı.
''Birazdan arkadaşım gelecek, alkol istediğimiz de bana meyve suyu getireceksin anlaştık mı?''
''Anlamadım efendim.'' dedi genç adam.
''Anlaşılmayacak ne var bunda. Alkol isteyeceğiz ama bana verdiğin bardakta meyve suyu olacak.''
Tuhaf gözlerle bakan garson bir daha sormayacaktı. ''Peki efendim.'' dedi sadece.
Bu gece için özenle hazırlanmıştı. Kırmızı elbisesi, ten rengi topuklu ayakkabıları, düz saçlar ve hafif bir makyaj. Her zamanki Sılaydı işte. Saat tam 9da Mert kapıda belirmişti. Bu akşam onunla inatlaşmamalıydı.
Yüzüne kondurduğu sahte gülücükle ''Merhaba.'' dedi.
''Saçlar yıkanmış.'' dedi gülerek.
''Mert.'' dedi kafasını eğerek. Yüzü istemsizce kızarmıştı çünkü o halini hatırladıkça çok utanıyordu. ''Özür dilerim.'' dedi.
''Özür diliyorsun. Hemde sen.'' dedi şaşkın tavrıyla. ''Pekala, bende kabul ediyorum o halde.''
Bunu bir lütufmuş gibi göstermesi kadını sinirlendirmişti ama yüzünde hala gülücükler vardı. Yanların da beliren garson ''Ne alırsınız efendim?'' dedi.
''Şarap.'' diye atıldı genç kadın.
''Emin misin? Yani sarhoş falan olmazsın değil mi?'' ''Tabiki de olmam.'' dedi Sıla kendinden emin bir şekilde. ''O halde şarap.'' diye onayladı Mert.
''Biliyorsun.'' dedi Mert. ''Evlenmemiz gerekiyormuş. Bize sorulmadı ama ikimiz de bu hayattan vazgeçmek istemediğimize göre kısa bir süreliğine bu oyunu oynayacağız.''
''Evet'' dedi gülümseyerek. Bu adamın konuşmasına bile tahammül edemiyordu. Özellikle şuan ona iyimser konuşmak işkence gibi geliyordu. Bu yüzden kısa cevaplarla geçiştirmeye çalışıyordu.
Bir kaç dakika sonra şiparişleri gelmişti. Eline aldığı şarabı yudumlarken
''Makyaj, partiler ve sosyal medyadan kalan zamanlarını nasıl geçiriyorsun?'' diye sordu Mert. Onu tanımak istiyordu.
O da elinde ki şarabı yudumlamak için aldığında ''Spora gidiyorum.'' demişti ki aldığı tad gerçekten şaraptı ve bu şaşkınlık istemsizce yüzüne yansımıştı.
''Bir sorun mu var?'' diye sordu genç adam.''
Ne diyecekti ki. ''Hayır yok.'' deyip bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.
''Sıla yoksa yine bir oyun peşinde misin?'' dediğin de çoktan yerinden kalkıp gitmek için hazırlanıyordu ki kadın elinden tuttu.
''Hayır. Lütfen oturur musun?'' dedi.
Bir kaç saniye bekledikten sonra emin olmamakla birlikte kalktığı koltuğa tekrar geri oturdu. ''Neden içmiyorsun?'' diye sordu Mert.
Ne söyleyeceğini bilmiyordu. İçmese bunun bir oyun olduğunu anlayıp yine rezil olacaktı. İçerse etrafa rezil olma şansı daha da yüksekti. Neler yapabileceğini kendi bile tahmin edemiyordu çünkü.
''İçiyorum.'' dedi genç kadın ve bir yudum aldığı şarabı yavaşça masaya bıraktı elleri terlemişti.
''Evli kaldığımız süre içinde birbirimize zorluk çıkartmazsak bu durumu daha kolay atlatırız.'' ''Katılıyorum.'' dedi
Aklında hala önünde ki içki duruyordu. Nasıl bir salaklık yapıp meyve suyu yerine bunu getirmişti ki. Belki de bir kadehten bir şey olmaz düşüncesiyle bir yudum daha aldı.
Yudumları arttıkça dengisini kaybetmeye başlamıştı ki bu durumu Mertte farketti. ''Sıla.'' dedi kızgın sesiyle. ''Hani sarhoş olmuyordun.''
''Hayır, hayır'' dedi genç kadın bilinçsizce kafasını sallayarak. ''Ben sarhoş olmam.''
Mert gerçekten sinirlenmişti. Etrafta ki insanların sayısı her dakika artıyordu. ''Eve gidiyoruz.'' dedi.
''Tamam aşkım.'' dedi gülümseyerek. ''Aşkım mı?'' diye sordu genç adam.
''Evet, biz evlenmiyor muyuz? Sen benim kocam olacağına göre aşkımsındır dimi yani aşkımmısın?''
Sarhoş bir kadına laf anlatmaya çalışmayacaktı. Bir çırpıda kucağına aldığı kadını arabaya götürüyordu.
''Ne büyük kollların var.'' dedi genç kadın. ''Sarhoşken de çok konuşuyorsun.'' ''Gözlerin maviymiş.''
Adam cevap vermemekte ısrarcıydı. ''Beni seviyor musun?''
''Hayır.''
''Bende seni.'' dedi Sıla ve kafasını adamın omzuna yasladı.
Arka kapısını açtığı arabaya uzattı genç kadını ve şoför koltuğuna geçti.
''Bir numara yaptığını anlamam gerekiyordu.'' diye söylenmeyi ihmal etmiyordu.
''Numara mı? Hangi numara? Cep numaram mı? Ayakkabı numaram mı?'' derken kahkahalar atıyordu kadın.
''Hayatında onlardan başka sayı yok çünkü senin dimi?''
''Hiçte bile.'' dedi genç kadın sinirlenerek, yattığı yerden kafasını kaldırmaya çalışırken tekrar geri düştü. ''Takipçi sayım var.''
Adam daha da sinirleniyordu. Sinirlendikçe gaza basıyor ve arabanın sarsılmasına sebep oluyordu.
''Kusacağım.'' dedi genç kadın.
''Hayır, hayır arabama olmaz.'' dedi ve ani bir frenle durdu.
Hızla indiği kapıdan, arka kapıyı açması da aynı hızdaydı. ''İn.'' dedi.
Kadın yavaşça indiği arabadan dengesizce yürüyerek karşıda bulunan çimenlere kusmuştu. Kafasını kaldırdığın da karşısın da denizi gördü.
''Oraya gideceğim.'' ''Hayır!'' diye bağırdı adam.
''Ama lütfen.'' sesini inceltmişti. ''Sadece biraz oturacağız.'' ''Tamam.'' dedi gülerek genç kadın.
...
''Biliyor musun ben Semih'i çok seviyorum.'' ''Ama o seni sevmiyor.'' dedi Mert.
''Biliyorum.'' dedi kafasını Mert'in omzuna yaslayarak.
Bilinçli mi söylüyordu bilmiyordu ama ilk defa böyle bir şeyi itiraf ediyordu. ''Biliyorsan neden ayrılmadın.''
''Çünkü seviyorum.''
''Sence sevilmediğin halde sırf seviyorsun diye onun yanında kalman doğru mu?''
''Bilmiyorum.'' dedi kadın. Gözlerinden yaşlar dökülürken ''Beni biraz sever misin?'' diye sordu.
Anlamamış gibi bakıyordu.
''Saçlarımı sever misin biraz. Bu benim çok hoşuma gidiyor ama Semih benim saçlarıma hiç dokunmadı.''
Semihten görmek istediklerini Mert'e yaptırmaya çalışıyordu. Onu onun yerine koyuyordu.
Omzunda olan kafasını elleriyle okşarken burnuna gelen lavanta kokusu adamı etkilemişti. Hafif esen rüzgar kokuyu daha da hissetmesine sebep oluyordu.
Kafasını kaldırıp yaşlı gözlerini mavi gözlerle buluşturan kadın ''Beni öper misin?'' diye sordu.
Adam cevap verecekti ki parmağını dudaklarına dayayarak ''Lütfen'' diye mırıldandı.
Yavaşça çektiği parmağının yerine dudaklarını koymuştu. Sıla bunları isteyerek mi yapıyordu yoksa sarhoşluğun etkisindemiydi bilmiyordu ama Mert onun dudaklarına karşılık vermişti.