Lansman toplantısının yankıları holdingin 40. katında hala esip gürlerken Peri makam odasının kapısının önünde dikilmişti. Elindeki dosyaları göğsüne bastırmış vaziyette derin derin nefes alıyordu. Artık kaçış yoktu. Zihnindeki sis perdesi tamamen kalkmışken Güney’in her mesajında Gölge’ye içini döküp "Beni hiçe saydı." diye kırılan o halini bilerek daha fazla bu "buz kralı" tiyatrosunu sürdüremezdi. Tamam, gururu vardı, utancı da tavandı ama Güney’in hırslı, kırgın bakışları altında ezilmekten de bıkmıştı. Hem Gölge'ye onun adım atmasını bekleyeceğim demişti ve Peri bunu yapacaktı. Bunca yıllık hayatında adım atmanın, atmayıp pişman olmaktan daha değerli olduğunu biliyordu. Sonucu ne olursa olsun Güney'le her şeyi konuşacaktı. Güney'in odasının önüne geldiğinde kapıyı çalmadan karar

