Duyduklarımın etkisiyle içim burkuldu. Sessizce yatağın kenarına oturdum, zihnimde yankılanan Melike ismi, tuhaf bir şekilde dudaklarımda yankılandı. “Melike,” dedim, neredeyse fısıltıyla. “Göründüğünden çok daha fazlası var sende... Ve şu isim... Tanrım, nasıl da oturdu ağzıma. Melike... Melike... Sanki senelerdir bu ismi aramışım da ilk defa bulmuşum gibi. Tam bana göre.” İçten bir gülümseme yayılırken yüzüme, kendimi hayallerin kıyısında bulmuştum. Hayır, bu sadece sıradan bir cazibe değildi. İçimde bir şeyler Melike’ye doğru çekiliyordu. İşte tam o anda, Ömer bir dirseğiyle kaburgama dürttü. Gülerek yüzüme baktı. “Kirli düşüncelerini kendine sakla dostum,” dedi kahkahasını bastıramayarak. “Zihin duvarını biraz indiriyorsun ve bütün saray radyosu yayına başlıyor.” Yüzüm bir anda

