Ortak salonda yaşadığım o utanç verici reddedilişten sonra içimdeki öfke sanki bir volkan gibi patladı. Gözlerim karardı, kalbim deli gibi atıyordu. Sessizliğiyle tanınan ben, hiç olmadığım kadar sert adımlarla salondan çıktım. Arkamdan gelen Ömer’in sesi yankılandı: “Bekle biraz Ares! Bu halinle nereye gidiyorsun?” Ama onu dinleyecek durumda değildim. Ayaklarım sanki bana ait değildi. Koridoru hızla geçtim, öğrencilerin şaşkın bakışlarını umursamadan okulumuzun arka tarafındaki otoparka yöneldim. Ömer, nefes nefese kalmış halde arkamdan geliyordu. Aracımın başında duran şoförle göz göze geldiğimde gözlerim öfkeyle parlıyordu. “Elime ver anahtarları!” dedim sert ve titreyen bir sesle. Şoför afalladı, dudakları titredi. “Efendim, ben—ben direksiyona geçecektim,” diye kekeledi. “Elini ç

