**Fırtınanın Ardından Doğan Güneş** Sarayın koridorlarında koşarken ayaklarımın altındaki mermerler titriyordu. Savaşın yorgunluğu hala kemiklerimdeydi, zırhımın üzerindeki kan henüz kurumamıştı. Burnuma keskin bir koku geldi - ter, kan ve... başka bir şey daha. Korku. Kapıyı açtığımda gördüğüm manzara karşısında dizlerimin bağı çözüldü. Naz, yatağın ortasında kıvranıyordu. Yüzündeki ifadeyi asla unutmayacağım - acıyla buruşmuş dudaklar, alnından süzülen ter damlaları, gözlerindeki o korkunç panik. "Demir..." Sesinin titreyişi kalbimi parçaladı. "Bir şeyler yanlış... Çok erken... Çok erken!" Naz'ın annesi hemen yanı başında, elleri kızının alnındaydı. Gözlerini bana çevirdiğinde, o bakışta anladım. Tehlike büyüktü. "Doktorlar nerede?" diye kükredim, sesim odanın duvarlarında yankılandı

