bc

ARAF ?

book_age18+
59
FOLLOW
1K
READ
reincarnation/transmigration
HE
opposites attract
badboy
independent
heir/heiress
drama
bxg
mystery
highschool
like
intro-logo
Blurb

Yoldan çıkmış haytamın, ucu bucağı gelemeyen ihanetlerin ve en dibe batmışlığım...Benim için artık umut yok, dediğim zamanda gördüm onu,ARAF ta kalışımın bilmem kaçıncı yılıydı, gözleri ışık oldu yoluma, gülüşleri nefes oldu bana, ama tek bir sıkıntı vardı,O 'Sonsuz, başı sonu belli olmayan masmavi duru bir deniz..Ben ise, ARAF ta kalmış başı boş bir ruh.

Peki neydi bizi Sonsuz kılan..

Seni sevmek mi, yoksa seni sevmeme sebeb olan mı?

ARAF ta kalmış ruhuma yön veren o güzel yüreğin mi?

Neydi bizi birbirimize kördüğüm eyleyen...

Ruhuma can veren..

Yaşama umudumu yeşerten..

chap-preview
Free preview
Bölüm 1 🦋
7 sene önce ? Odamda durmuş aynada ellerimi sıkarak kendime bakıyordum, 15 yaşında bir çocuğun anne babasının kavga sesini duyarak uyanması sanırım her çocuğun başına gelen bir olay olmamalı. Daha fazla dayanamadım bu seslere, her gün ama her gün aynı kavga sesleri ile uyanıyordum günlere, dolabın yanında duran çantamı koluma takıp aynı zaman da kulaklığımı takıp yüksek sesle bir şarkı açıp hızlıca indim merdivenlerden, aşağa indiğimde bile benim geçtiğimi farkına varmadılar, kafamı iki yana sallayarak çıktım evden. Okulun ilk günüydü bu gün, liseye geçtiğim ilk gün, şöför bana ben şöföre bakıyordum, kısa bir aradan sonra yardımcımız; "buyurun doruk bey, istediğiniz bir şey mi vardı" Dedi elleri önde bana bakarken. Aslında araba ile okula gitsem çok fena havam olurdu ama morelim aşırı bozuktu, yardımcımıza surat asarak "hayır istediğim bir şey yok ali abi, ben okula yüreyerek gidicem hatta beni okuldan almaya da gelmene gerek yok kendim yürüyerek gelirim" dedim ve yürümeye başladım Ali abi "tabi ki doruk bey, yine de bir şey olursa aramanız yeterli" dedi Bende kafamı sallayarak ağır adımlarla geçtim yanından ve yine yüksek sesli bir şarkı açıp dinlemeye başladım ve okula doğru yürümeye devam ettim. Okul ile ev arası o kadar uzak değildi ama o kadar yakında sayılmazdı, müzik dinleye dinleye okula yürümeye devam ettim, kısa bir süre sonra okulun ismi ve binası gözüktü, okula geçebilmek için karşıdan karşıya geçmemiz gerekiyordu, ben karşıya geçmek için kaldırımda beklerken yanımdan birinin geçtiğini gördüm sanırım arabaları farkına varamamıştı, tam karşıya geçmesine az kalmıştı ki sağ taraftan hızla gelen bir araba çıktı ortaya, karşıya geçmeye çalışan çoçuğa "heyyy dikkat ett" diye bağırdım ama geç kalmıştım, bir iki dakikalık dikkatsizlik kaza ile sonuçlanmıştı. Çocuk gözlerimin önünde resmen araba üstünden takla atıp yere düşmüştü, şok içinde yerde kanlar içinde yatan çocuğa odaklandım, arabadan genç bir adam çıktı önce çocuğa baktı sonra sağa sola ve arabaya binip hızla gitmeye çalıştı, resmen kaçacaktı anlık aklıma gelen şeyle çantamdan çakıyı çıkarıp arabanın tekerine batırdım, adam şaşırsa da anın şokuyla çok bir şey yapamadı, bende boynumda olan atkıyla ellerini bağlayıp hızlı hareket ederek arabanın içine tıkıp anahtarı kaptım ve dışarıdan adamı içeriye kitledim. Hem çocuğa çarp hem kaç, öyle şey olmazdı buna izin vermezdim. Hemen arabanın yanından uzaklaşıp yerde yatan çocuğun yanına gittim hiçbir yerini oynatmadan nabzını yokladım, atıyordu. Hemen telefonuma sarılıp 112 yi aradım ve ardın da polisi aradım ve beklemeye başladım, bu anda yapılabilecek çok az sağlık hareketleri vardı yine de elimden geldiği kadar yapmaya çalıştım. Etrafta çok insan vardı ama herkes öküzün trene baktığı gibi anca bakıyordu, kimsenin bir şey yaptığı yoktu, kısa bir zaman sonra ambulans sesi duyuldu ve sağlık ekipleri hemen inerek bizim yanımıza geldiler, hemşirenin biri bana ne dolduğunu sordu bende olan biteni anlattım, çocuğu ambulansa götürmek için hazırlarken o sırada polis geldi ve bende hemen arabayı gösterip hızlıca olan biteni anlattım, sağlık ekibinden birinin benim yanıma yanaştığını gördüm, elinde ki telefonu bana göstererek ; "arkadaşınızın telefonu çalıyor isterseniz siz de gelin hastane de yakınlarına yardımcı olabilirsiniz '' dedi Bende elinde ki telefonu alıp " tamam "deyip hemşire ile birlikte yürümeye başladım, aynı zaman da çalan telefonu açıp, kulağıma götürdüm " oğlum sonunda açabildin, bulabildin mi okulu "diye sordu karşıda ki ses Bir an ne diyeceğimi bilemedim tekrar " oğlum orada mısın "diye sorduğun da derin bir nefes alıp " efendim benim adım doruk, oğlunuz karşıdan karşıya geçerken trafik kazası geçirdi şuan onunla beraber hastaneye gidiyoruz "dedim tek nefeste Karşı taraftan uzun bir süre ses gelmedi tekrar konuşarak " aloo "dedim, karşı taraftan sadece " neee "diye tepki geldi " efendim şuan İstanbul hastanesine gidiyoruz oraya gelirsiniz "dedim Karşı taraftan ağlamaklı bir ses " oğlum,oğlum iyi mi yaşıyor mu "diye sordu ağlayarak Bende " efendim inanın durumunu bilmiyorum, nabzı atıyordu ama, bilmiyorum "dedim Kadın " oğlum, oğlum "diye ağlamaya başladı Ne diyeceğimi bilemiyordum " efendim biliyorum zor bir durum ama gelseniz iyi olur '" dedim Kadın ağlayarak " nasıl gelelim oğlum biz samsun dayız oğlum oraya okumaya gitmişti, arabamız yok ha diyince gelemeyiz ama ayarlarız bir şeyler sen biz gelene kadar nolur evladımın yanında kal ben bişiler yapıcam gelicez inşallah "dedi Üzülmüştüm, ya onlar gelesiye çocuklarına bir şey olsaydı uçakla gelin desem belki paraları yoktu belki de durumları ne yapacağımı bilemiyordum kadına sadece" tamam "dedim ve kapattım, Nasıl bir gün yaşıyordum Allah ım sabah annem ile babamın kavgası sonra bu kaza gerçekten gün sonlanmadan yorulmaya başlamıştım bile. Sonra aklıma bir şey geldi zengindik biz, uçağımız da vardı hava alanına gelmeleri yeterdi önce kendi telefonumdan babamı aradım hemen açtı -efendim oğlum -baba bana uçağımız lazım samsuna gidip gelmesi lazım, sen ayarlar mısın? -neden oğlum ne yapacaksın samsun da? -ya baba lazım işte sonra anlatırım sen ayarlar mısın onu söyle, samsundan birilerini alıp gelecek. -tamam olur ayarlarım sana numara atarım birazdan. -tamam baba saol Dedim ve kapattım. Sonra çocuğun annesini aramak için telefonu elime aldım umarım ekran şifresi yoktur diye düşünürken şansım yaver gitmişti kilit yoktu hemen annesini arayıp -alo efendim ben doruk -noldu evladım oğluma bir şey mi oldu, arabaya ayarlamaya çalışıyoruz geleceğiz inşallah -efendim araba ayarlamanıza gerek yok siz hava alanına gidebilirseniz iyi olur orada sizi bir uçak bekleyecek ona binip gelin araba ile geç kalırsınız -nasıl olacak o oğlum ne uçağı -siz dediğimi yapın efendim havaalanına gidin ve orada bekleyin -tamam oğlum tamam hemen çıkıyoruz şimdi, Allah razı olsun senden -bir şey değil efendim Diyip kapattım, o sırada zaten hastaneye gelmiştik, çocuğu hemen acile alıp tedavi altına aldılar bende dışarıda oturdum ve bekledim o sırada babam dan msj gelmişti. "hallettim oğlum, uçak kalkışa geçti müsait bir zaman da ne olduğunu anlat bana mutlaka, attığım numara da uçağın içinde ki hostesin numarası" demişti Bende hemen numarayı arayarak teyit ettim, doğruydu hemen çocuğun annesini arayıp onlarıda bilgilendirdim onlarda zaten havaalanına geçmişlerdi,yaklaşık bir buçuk saat sonra burada olurlardı. Hemşireler çocuğun yanına sürekli girip çıkıyorlardı, bende sadece öyle bakıyor ve bekliyordum. Uzun bir süreden sonra telefonum çaldı çocuğun ailesi gelmişti hemen onu almalarını ve buraya getirmelerini söyledim yaklaşık yarım saat 1 saat sonra acil girişin den bir kadın bir adam ve küçük bir kız geldi hepsi ağlıyordu, yardımcımız beni gösterince hemen yanıma koşarak geldiler Kadın telaşla ve ağlayarak "oğlum, oğlum nasıl bir şey söylediler mi" Ben "efendim sakin olun oturun şöyle henüz bir şey demediler bende bekliyorum" dedim Kadın ağlayarak oturdu banka hepsi perişan görünüyordu. Küçük kız ise ağlıyordu. Çok tatlı ve güzel bir kızdı taş çatlasın 10 11 yaşında falandı biraz ona baktıktan sonra dikkatimi kapının açılması bozdu içeriden çıkan hemşire "Yusuf karasu yun ailesi burada mı" diye sordu Kadın ve adam öne atılarak hemşireye baktılar Hemşire "hastamız çok kan kaybetmiş acil A rsh negatif lan lazım" dedi Kadın "ama kızım bizim hiçbirinizin kanı uymuyor ki, buranın da Yabancısıyız nereden bulacağız" dedi ağlayarak Hemşire tam bir şey diyecekken sözünü kestim "ben,ben verebilirim benim kanım uyuyor" dedim Hemşire bana kafa sallayarak "benimle gelin" dedi ve onu takip ettim. Kan almak için ayarlanan odalardan bir tanesine girdim ve işlem yapmaları için bir sedyeye oturup bekledim, kısa bir süre sonra bir hemşire gelip kan alma işlemine başladı, biraz fazla uzun sürmüş gibi gelmişti bana ama sanırım aç olmam da kaynaklanan bir durumdu. Kan alma işlemi bitince hemşire bana bakıp "kendinizi halsiz hissetmeniz çok normal tatlı Bir şeyler yiyebilirsiniz" dedi Bende kafa sallayarak onayladım, tam kalkmaya çalışırken başım döndü ve olduğum yere uzandım, sanırım hemen kalkmamam gerekiyordu, bir süre öyle uzandıktan sonra kulağıma "doruk abi" diye bir ses ilişti, gözlerimi açıp ona baktım Sarı sırma gibi saçları, beyaz teni, yeşil gözleri ve ışıl ışıl gülüşleriyle çok güzel bir kızdı, bu kan verdiğim çocuğun yani yusufun kardeşiy di sanırım, elinde bir meyve suyu çikolata kek falan vardı, ağlamaktan kızarmış gözleri ile bana bakıyordu bende ona uzun bir bakışmanın ardından elindekileri bana uzatarak "ben sidra, yusuf abimin kardeşiyim, doktorlar senin sayende iyi olacağını söylediler, hediye almak için çok param yoktu, bende sana kendine gelmen için bir şeyler aldım, lütfen kabul et doruk abi" dedi ince ve güzel sesiyle Kocaman gülümsedim ve elindekileri alıp doğruldum, aynı gülüşle "merhaba sidra, tanıştığıma memnun oldum ve üstelik bu yiyecekleri de kabul ederim tabi ki, hem senin yaşın kaç bakalım" dedim samimi bir gülüşle o da bana aynı şekilde karşılık vererek "11 yaşında yım ben doruk abi" dedi tebessüm ederek Biz sidra ile biraz konuşup muhabbet ettik o gün, havadan sudan konuşup abisinin durumunu bir an olsun unutturmaya çalıştım taki hemşirenin yanımıza gelip artık gitmemiz gerektiğini söyleyene kadar, biz de hemen toparlanıp Yusuf un ailesinin yanına geldik, bana bol bol teşekkür ettiler, olayın heyacanı yüzünden tanışmaya fırsatımız Bile olmamıştı. Anne sinin adı Hatice idi, Hatice karasu Babasının dı ise ali idi, ali karasu Ve ufak kız kardeşi, sidra Karasu Değişik bir adı vardı, ilk defa bu isimde birini tanıyordum merak ediyordum açıkçası anlamını ve nereden akıllarına geldiklerini, belki ortamda ki hava dağılır diye Hatice teyzeye dönüp boğazımı temizledim; "Hatice teyze, sidranın adını nereden duydunuz da koydunuz, ne anlama geliyor, ilk defa duydum" dedim düz bir sesle Hatice teyze tebessüm ederek "kuran-ı kerim de geçiyor evladım, Anlamın da 7.kat gökte meleklerin bile ulaşamadığı bir mekanın adı, yada cennette çok yapraklı veya çok gölgeli bir ağacın adı olarak geçiyor. Her daim kur'an ışığında kur'an ahlakaylı büyüsün diye koydum bu ismi ona bu zamana kadar beni hiç yanıltmadı bundan sonra da olacağını sanmıyorum "dedi sidraya sarılarak Ben bilmiyordum kur'an ne demek cennet ne demek öyle bir yer var mı, kur'an nasıl bir şey hiçbir fikrim yoktu. Çünkü annemler bana bu konu hakkında bir şey söylememişlerdi, onların işi gücü kavga etmekti ha bide beni sussun diye her dediğimi yapmalarıydı. İşte ilk o zaman farkına vardım bir şeyler den eksik olduğumu, işte o zaman ruhum çekildi araf'a ve ben henüz bunu farkında bile değildim. Hatice teyze tebessüm ederek bakıyordu bana bende bozuntuya vermeden; "gerçekten çok güzel bir anlamı var ve çok güzel ismi" dedim aynı şekilde tebessümle. Ne kadar öyle kaldık, ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama havanın karardığı belliydi, ama Yusuf tan hala ses yoktu. Bir süre sonra artık acilin kapıları açıldı ve doktorlar çıktılar yorgun oldukları her halinden belli oluyordu, biraz bize bakıp durduktan sonra, tebessüm ederek ; "merak etmeyin Yusuf iyi, hatta çok daha iyi olacak" dedi gülerek Hatice anne "oh Allahım sana şükürler olsun, oğluma bana bağışladın" diyerek ali amcaya sarıldı, sidra ise anne ve Babasına bakıp gülüyordu. Ali amca doktora dönerek ellerine eğildi "Allah siz den razı olsun doktor bey, oğlumuzu kurtardınız, Allah ne muradınız var ise versin" dedi gülerek Doktor "ne demek efendim bu bizim görevimiz" dedi sonra bana dönerek ve elini omzuma atıp hafif sıkarak "hem bu delikanlı olmasaydı, belkide farklı kötü şeyler konuşuyor olurduk, yusufu zamanında hastaneye yetiştirdi ve kaza anında yaptığı ilk yardım ve verdiği kan sayesin de eh tabi yusuf 'un da yardımıyla, durumu daha da iyi olacak, normal odaya alınınca tekrardan konuşuruz "dedi Ve tebessüm ederek yanımız dan ayrıldı, doktorlar ayrılır ayrılmaz ali amcanın bana sarılması bir oldu başta afallasam da sonra bende sarılışına karşılık verdim; Ali amca " Doruk evladım Allah senden razı olsun sen olmasan, oğlum belkide şuan yaşamıyordu." dedi ağlayarak Bende ondan ayrılarak yüzüne baktım Ben "lafı bile olmaz Ali amca ben görevimi yaptım" dedim gururla Tam o anda kapı açıldı ve Yusuf sedye üzerin de normal odaya alınmak üzere asansöre bindirdiler. O akşam orada Yusuf uyanana kadar kaldım hatta uyanıncada kaldım ve uyandığın da ona olanları sidra anlatmıştı, o kadar heyacanlı anlatıyordu ki sanırsanız korku filmi anlatıyor arada bana bakıp bakıp gülüyordu da, Yusuf kendine geldikten sonra annesi ve babası biraz yemek yemek için kantine inmişlerdi, sidra ise televizyona bakıyordu. Biz o zaman dilimin de tanıdık Yusufla birbirimizi,olan biten herşeyi anlattım ona nasıl oldu nasıl bu hala geldi, hepsini baştan sona anlattım en son bana öyle bir şey demişti ki yüreğimin tittediğini, gözlerimin dolmasını asla unutmam. Yusuf "bundan sonra sende benim kardeşimsin, hemde kan kardeşim annem annen babam babandır, sana ömürlük borcum var." demişti güçlükle Ben de gülerek "ya birader saçmala ne borcu yok öyle bir şey" Yusuf "öyle bir borç var doruk, ve ben sen istediğin zaman o borcu ödemeye hazırım, bundan sonra da hayatından çıkmam birader sen istesende istemesen de" dedi İsterdim, benim hiç adam akıllı arkadaşım yoktu onun gibi birinin arkadaşım olmasını isterdim bende gülerek Ben "isterim arkadaşım ben seni hayatım da hep isterim, ve tamam dediğin gibi olsun belki bir gün borcunu ödemeni isterim" demiştim. Bunlar bizim 7 sene önce ilk dostluğumuzun başladığı konuşmalardı, biz o gün den sonra birbirimizden hiç kopmadık Yusuf iyileşene kadar anne babası yanında kaldı ve sonra memlekete geri döndüler biz o zamandan sonra başbaşa kaldık Yusufla. Yusufla beraber ev tutup ikimiz daha lise zamanında bir eve çıktık, daha doğrusu ben babamdan Bir ev istedim baya büyük bir ev aldılar bana Yusuf tan hiç para istemedim ama 'için böyle rahat etmez' dediği için bir miktar para veriyordu bana bende onunla eve alışveriş yapıyordum. Bazen para artınca da kenara koyuyordum parayı belki bir gün Yusufa lazım olur diye. Yusuf her sabah erkenden kalkardı, sabah namazı kılardı sonra da kahvaltı hazırlardı, her zaman böyle idi, 5 vakit namazını aksatmadan kılardı kur'an okurdu ders çalışırdı kitap okurdu arada bazen gezmek için onu zar zor ikna ederdim, bazen bana da söylerdi namaz kılalım diye ama ben bilmediğim için kılamazdım çok demişti aslında bana 'gel sana da öğreteyim' diye ama ben hiç oralı olmamıştım ve o zamanlarda biraz daha kayıyordu ruhun araf'a. Tam 7 sene sonra ve ruhum artık tamamen araf 'a ait olduğu o zamanlar da bir şey oldu ve o gün Yusuf gülerek geldi yanıma ve ; "doruk kalk birader hazırlan gidiyoruz" dedi neşeyle Bense onun aksine daha durgun "nereye ya sabah sabah" dedim Yusuf "kardeşim sidra, onu almaya samsuna gidiyoruz" Benn "niye la, ne olmuş sidra 'ya" Yusuf "çok güzel bir şey olmuş birader, kardeşim İstanbuldan üniversite kazanmış onu almaya gidiyoruz" dedi heyecanla Bende gülerek "Hadi ya tebrikler, o kadar büyüdü mü sidra uzun zaman oldu görmeyeli" Yusuf "büyüdü büyüdü, aralarda benle gelip bizimkileri ziyaret etseydin görürdün, ama olsun şimdi gidince hasret giderirsiniz, hem zaten tatildeyiz gitmişken kalırız biraz hem senin için de değişiklik olur, bizimkilerin yanında içmeyeceğin için midene adam akıllı bir şeyler girer "dedi imayla Bende göz devirerek kaldırdım kıçımı yataktan " tamam ya başlama yine haram mevzularına bir duş alayım çıkararız "dedim ve bir şey demeden banyoya geçtim. Benim için samsuna gitmek iyi gelecekti tatil yapmış olacaktım belki bir kaç kaçamak yapar bir kaç kız tavlardım, ama düşündüğüm gibi olmadı ben İstanbul dan samsuna doruk olarak gitmiştim ama geri İstanbula dönerken eski doruk olarak geri dönemedim, ve 7 sene boyunca hiç aklıma gelmeyen o can borcu samsun dönüşünde ilk defa kullanmak aklıma gelmişti ama yeri ve zamanı vardı şimdi değildi. 7 SENE SONRA Sabahın köründe bit ton tantana ile açtım gözlerimi ve Yusufla anlaştıktan sonra attım kendimi hemen banyoya, dün gece benim için yoğun ve yorgun geçen bir geceydi, şimdi ise te samsun a sidrayı almaya gidiyorduk, normalde hayır der kabul etmezdim ama bu zamana kadar yeterince ertelemiştim Yusuflara gitmeyi şimdi ise gitmezsem ayıp olurdu. Hemen hızlıca girdim duşa, kendime gelip biraz rahatladıktan sonra Banyodan çıktım ve klasik eşofman ve tişört uyumu sağlayıp aşağa indim, Yusuf bir elinde kahve diğer elinde telefon bir şeylere bakıyordu, ben de kendine bir kahve doldururken konuşmaya başladım; "gömülmüşsün telefona, neye bakıyorsun öyle" Yusuf "samsun biletlerine bakıyorum ya ondan gömüldüm de istediğim saate bulamıyorum" Ben "ya oğlum saçmalama Allah aşkına bu sıcakta bir de otobüsle mi gidicez, atlar gideriz bizim arabayla rahat rahat hem dönüşte sidra da olacak kızın bir sürü valizi olur neden dert çıkartalım başımıza" Yusuf "haklısın da birader çok yakmaz mı istanbul da samsun boşuna o kadar para harcamayalım" Ben "ya sikmişim parasını, bütün paramı senin için harcamıcaksam ne yapayım ben o kadar parayı, hem böyle şeylerin lafını etme diye belki de milyon defa söylemişimdir vazgeç şu huyundan" Yusuf "tamam oğlum ya sakin ol taramalı tüfeğe bağladın yine, tamam senin arabayla gideriz ama en azına yakıtına ortak olayım içim rahat etmez öyle" Ben "hay senin içine ya... Tamam tamam senin dediğin gibi olsun" dedim gözlerimi devirerek sonra bir sandalye çekip karşına oturdum. İyi güzel biz kardeşini almaya gidiyorduk ama nerede kalacaktı yoksa buradan taşınacaklarmıydı, yok buna asla izin veremezdim yalnız kalamazdım, gitmelerine izin veremezdim gerekirse yalvarırım ama yine de izin vermezdim. İçimi kemiren bu duyguyla Yusufa baktım bir şey diyeceğimi anlamış olacak ki bana bakıp sırıttı bende aynı şekilde gülerek masaya doğru biraz eğildim ve kupamın kupları ile oynamaya başladım sonra boğazımı temizleyip ; "Yusuf... ıı şey sidra da burada kalacak değil mi siz Başka bir yere gitmeyeceksiniz" Yusuf biraz bana baktı sanırım endişemi anlamıştı, yüzündeki gülümseme solarken derin bir nefes aldı ve ; "valla inan bilmiyorum doruk, bana kalsa kalsın burada ama sidra bu kız yani netice de burada rahat edebilir mi bizimle yaşar mı bilemiyorum, biraz da bu durum ona bağlı kalamam derse mecbur bende onunla giderim kız başına bırakamam ki" Dedi, evet korktuğum başıma gelmişti ama pes etmek yoktu bir şekilde ikna etmem lazımdı sidra yı tekrar Yusufa dönerek ; "anladım Yusuf sen burada kalma işini bana Bırak ben İkna ederim benim yan taraftaki büyük oda var ya orayı ayarlarım ona deniz manzaralı kocaman balkonu var oturma yeri yatak banyo tuvalet hepsi içeride rahat eder işte orada, istediği gibi de dayar döşer sesim çıkmaz valla hatta ben şimdi oranın bir videosunu çekeyim de gidince gösteririm belki ikna olur " Yusuf " yani eğer burada kalmayı kabul ederse bende o odayı düşünmüştüm rahatlık açısından ama sidra böyle şeylere önem vermez onu bu süslü numaralarla çok kandıramazsın " Ben " Sen o kısmı bana bırak, hadi vakit kaybetmeden çıkalım bende şu videoyu çekip çantamı alıp geliyorum "dedim Ve bir şey demesini beklemeden yukarı çıktım önce odanın videosunu ayrıntılı bir şekilde çektim, sonra odama geçip bavula bir kaç parça eşya koyduktan sonra ağaşa indim yusuf hazır bir şekilde beni bekliyordu. Biraz daha ayakta sohbet ettikten sonra arabaya geçip samsuna gitmek üzerek yola çıktık, yol boyu baya eğlendik arada dinlenip bir şeyler yedik sonra da yol da gitmeye devam ettik, bazen ben kullandım arabayı bazen ise Yusuf, uzun bir yolculuğun ardından sonunda samsuna gelmiştik, Yusuflar atakumun yukarı mahallelerin de oturuyordu daha sessiz sakin olan tarafta, evlerine gelmeyeli gerçekten uzun zaman olmuştu 4 katlı bir binanın önünde durduğumuz da geldiğimizi anladım ve arabadan indim ufak bir gerinmenin ardından arkadan eşyalarımızı alıp eve doğru konuşarak çıkmaya başladık sonunda oturdukları daireye geldiğimizde Yusuf heyacanla zile bastı kısa bir bekleyişin ardından kapıyı Hatice teyze açtı birbirimize gülümserken Hatice teyze söze girdi; "hiğğğ evlatlarım gelmiş, beyy koş koş oğullarımız gelmiş, sidra kızım abimler geldi" diye tüm ev halkına anos yapmıştı resmen biz de gülerek içeriye girdik ve Hatice teyze ile ali amca yla sarıldık, eşyaları kenara bırakıp salona doğru yürüdük, hatice teyze hala gülüyordu, ali amca ile salona geçip oturduktan sonra kısa bir muhabbet geçti aramız da sonra yusuf anne ve babasına bakarak ; "ee hani sidra yok mu evde o niye gelmedi" Hatice teyze "siz gelmeden hemen önce namaza durmuştu ondan gelememiştir, gelir biraz dan" dedi gülerek ve biz yine kendi aramızda muhabbet etmeye devam ettik. Kısa bir süre sonra odaların birinin kapısının kapanma sesi geldi sanırım bu sidra idi. Ben öyle Hatice teyzeye bakarken bir ses duydum, çok yumuşak ve naif bir ses "abi" dedi, ve dönüp ona baktım. Bu sidra mıydı? Bir anda nefesimi tuttuğumu anladım derin derin yutkunmaya başladım, kalbim aşırı hızlı atmaya başladı ne oluyordu bana kendime gelmem lazımdı, gözlerimi ondan çekmem lazımdı ama yapamıyordum, resmen gülüşüne kitlenip kalmıştım. "abii" deyip Yusufa koşarak sarıldı ama ben hala ona bakıyordum. Yeşil gözlerine, güzel gülüşlerine sidra bu kadar değişmiş olamazdı, üstüne dizlerine kadar gelen uzun kollu kazak gibi birşey vardı kazağın altında ise boş paça bir pantolon başı ise kapalıydı sanırım o sırma saçlarını göremeyecektim, abisi ile sarılması bitince bende ayağa kalktım ve kocaman gülümsedim oda bana bakarak gülümsedi sonra ; "doruk abi, hoşgeldin, ne kadar çok değişmişsin böyle" dedi şaşkınlıkla bende omuz silkip sarılmak için hamle yapacaktım ki geri adım attı, neden böyle bir şey yapmıştı ki, biraz bozulmuştum, ama anlamda verememiştim, daha fazla o şekilde durmak istemedim ve oturdum yerime sidra ve diğerleri de oturmuşru zaten, sidra yine o naif sözüyle lafa girerek ; "ay abi, doruk abi görmeniz lazım annem sizin için bir yemekler yaptı, parmaklarınızı yersiniz" dedi gülerek Evet sidra konuşuyordu ama benim aklım yine yaptığı o hareketteydi neden böyle bir şey yaptığını düşünüyordum ve aynı zamanda da sidrayı izliyordum. Gerçekten çok güzel bir genç kız olmuştu, yüzündeki o masumiyet gözleri kaşları gülüşleri şuan beni resmen yerden yere vuruyordu, ama kendime hakim olmam lazımdı, sidra olamazdı onu sevemezdim aşık olmazdım, o can dostum dediğim adamın kardeşi idi böyle bir şey aklımın ucundan bile geçmemeliydi, anın verdiği halle kafamı iki yana sallayıp önüme döndüm onlar hala konuşmaya devam ediyorlardı, bende konuşuyordum ama beynimin içindekilerle bir türlü susmuyorlardı. Biraz zaman geçtikten sonra Hatice teyze ayakklanıp "Hadi bakayım sofraya herşey hazır yoldan geldiniz acıkmışsınızdır" dedi sevecan bir şekilde Herkes ayakklanıp mutfağa doğru giderken yusufun kolundan yakaladım ve durması için elimde dur hareketi yaptım ve millet gözden kaybolunca konuşmaya başladım. "Yusuf kardeşim, sidra neden öyle bir şey yaptı, ben bilmeden yanlış bir şey mi yaptım" diye sordum aklıma takılmıştı çünkü merak ediyordum. Yusuf gülerek "ya doruk komiksin inam ama bunu bilmemişliğne veriyorum" dedi gülerek, ben hala anlamaz şekilde ona bakıyordum sonra kaşlarımı kaldırarak "yani" der gibi baktım ; Yusuf "hayır kardeşim sen bir şey yapmadın, sidra artık genç kız olduğu için sen ona haramsın senden o yüzden uzak durdu sarılmadı, yoksa gelir gelmez ne yapacaksın" Ben şaşırarak "ne yani küçükken boyuna sarılıp öptüğüm kızı şimdi öpüp sarılamayacak mıyım" dedim şaşkınlıkla Yusuf biraz bozulmuş olacak ki derin bir nefes alarak sabırla bana açıklama yapmak üzere açtı dudaklarını "bak kardeşim, sidra ile aranızda herhangi bir kan bağı olmadığı için yani size nikah düştüğü için sarılmamız yada birbirinizi öpmeni dinen haram kılınmıştır, nikah dışı birbirinize yaklaşmanız doğru olmaz zina işlemiş olursunuz, sidra de ne günaha girmek nede günaha mahal vermemek adına böyle bir hamle yaptı "dedi Ben " ne yani Yusuf ben alt tarafı sidrayı özlediğim için sarılmak istiyorum bunun için evlenmem mi lazım, lan o zaman da karım oluyor ya saçma değil mi sence de " Yusuf " doruk kardeşim dinen uygun değil iste, özlemini kardeşimle mesafeni koruyarak konuşarak giderebilirsin, sidra artık çocuk değil o bir genç kız " Dedi yine sabırla, haklıydı artık çocuk değildi, büyümüştü serpilmişti, ve aşırı güzel bir kız olmuştu. Yine alaycı bir tavırla " birader alt tarafı sarılmak istedim, ne olabilir ki en fazla " Yusuf " sidra artık çocuk değil doruk, sarılırsanız günah işlemiz ve farklı düşüncelere birbirinize itmiş olursunuz, farklı şerler hissedebilirsiniz ki bu olası bir şey ve sen geldiğinden beri sürekli sidra ya bakıyorsun ama bu bakış normal bir bakış değil doruk farkındayım lütfen kendine gel aklına başına topla'' Dedi sert Bir sesle, anlamıştı demekki kendime bile ne olduğunu bilmediğim o duyguyu Yusuf anlamıştı, derin bir şekilde yutkunup Yusufa baktım bir süre sonra sidranın sesini duydum; "o anlamlı bakışmanızı bölüyorum ama Hatice sultan artık gelsinler diyor" dedi yine o güzel gülüşüyle Yine Yusufa yakalanmamak adıma verdiğim çapa takdire şayandı gerçekten, yusuf bana bakıp göz dağı verir gibi baktı hiçbir şey diyemiyorsu "hayır öyle bir şey yok" diyemiyordum dilim tutulmuştu adeta yusuf yerinde kırpırnadıp "Hadi gel yemek yemeğe gidelim sonra konuşuruz" deyip yürümeye başladı bende onu sessiz sessiz takip ettim. Mutfağa geçip masaya oturduk ve olan yemeklerden yemeğe başladık. Masanın en başında ali amca oturuyordu onun hemen sağ yanında Hatice teyze sol tarafına ise yusuf oturmuştu bende yusufun yanına oturmuştum tam karşıma ise sidra oturmuştu. Ben şimdi nasıl yemek yiyecektim, bir yandan yusufu benim üzerimde sürekli bana bakış atıyordu, ben ise resmen kendimle cebelleşiyordum, sidraya bakmamak çok zordu gerçekten benim için çok zor Bir sınavdı. Yemek yiyip sofra kaldırıldıktan sonra balkonda çay keyfi yaptık sonra saat geç olunca herkes yatmaya odasına geçti bana da salonda yer yapmışlardı, bu Bi yandan benim için iyiydi sigara içmek için rahat rahat balkona çıkabiliyordum. Herkes yattıktan sonra elime sigara çakmağı alıp çıktım mutfak tarafından balkona hem derin derin çekiyor hemde kafamı balkon camına dayayıp düşünüyordum kara kara, o kadar çok dalmışım ki kapının açılma sesine irkildim, gelenin kim olduğuna bakmak için kapıya döndüğüm de sidra ile karşılaştım. Benim görünce korkup, elini kalbine koyarak "hiiğğ" diye bir korku emaresi gösterdi,sonra rahatlamaya çalışarak derin bir nefes aldı "doruk abi bu saate ne işin var burada, korkuttun beni" diye sessiz bir şekilde konuştu Bende elimde ki sigarayı gösterip "sigara içmeye çıktım ne bileyim senin buraya geleceğini, hem sen niye gelmiştin" Dedim aynı tonda Sidra "okuma kitabımı burada unutmuşum onu almaya gelmiştim" Dedi sağına soluna bakarak, bende onunla beraber bakmaya başladım hemen arkamda sehpanın üstün de duruyordu "ARAF" adında bir kitap okuyordu, dikkatimi çekmişti aslında , kitabı sidraya göstererek "bu mu" diye sordum Sidra kafa sallayarak "evet o" dedi ve biraz bana yaklaştı. Bende elimde ki sigarayı dışarı atarak biraz ilerledim ve kitabı ona uzattım, eli elime değmesin diye o kadae özen gösterdi ki Bi an kendimden tiskindim, neden böyle yapıyordu bu kız inan hiç anlamıyordum, kitabı elimden aldıktan sonra bana baktı gülümseyerek ve ; "teşekkür ederim doruk abi hadi hayırlı geceler" dedi ve çıkmak için hamle yaptı. Dursun istiyordum sabaha kadar yanımda kalsın yanımdan hiç ayrılmasın istiyordum, hemen aklımda bir şeyler düşünmeye başladım yanım da kalması için ve biraz daha sohbet edebilmek için, anlık aklıma gelen fikirle "sidra" diye seslendim Kapıdan çıkmak üzereyken durdu, ve bir eli kapıda durarak, yarım şeklinde bana döndü ve ; "efendim doruk abi" Ah abi demek zorunda mıydı ne vardı yani sadece doruk dese eminim o naif sesiyle ismimi söylemek beni benden alırdı sanırım. Düşüncelerden kurtulup hafif kafamı sallayıp söze girdim. "şeyy ya, yemekte fazla yiyemedim de karnım acıktı benim bir şeyler hazırlayabilir misin" dedim yalan değildi acıkmıştım ama normalde açta olsam bu saatte kesinlikle bir şey yemezdim ama şuan sidra yanımda kalsın diye bir ton yemek yiyebilirdim, Sidra da dediğime şaşırmış olacak ki hafif tebessümle kaşlarını kaldırarak ; "bu saatte mi" dedi Benn "ya evet farkındayım saat geç oldu ama ne yapayım kızım acıktım işte karnım gurul gurul" Sidra "Hım iyi peki abi hazırlayayım, yemeklerin hepsinden mi yoksa istediğin bir şeyi mi ısıtayım" Ben "ya valla çorba musakka pilav gömerim" Sidra "yuh abi ciddi misin gerçekten mi" Benn "evet kızım ya ne var yani çok acıkmış olamaz mıyım" Omuz silkerek "olabilirsin tabi abi sadece şaşırdım, başka bir şey istiyor musun yanımda ayran falan" Ben "ne yalan söyleyim yanında bir de turşu kavurması olsa mükemmel olur" Sidra "abi miden yanmaz mı ya gece gece emin misin" Ben "çöp kızım benim midem bir şey olmaz" Sidra "iyi peki abi tamam hazırlayım, sen burada mı kalacaksınn, Eğer içeceksen sigara kapıyı kapatalım içeri girmesin, Hatice sultan samsun sokaklarında seni fındık sopasıyla kovalayabilir" Ben "Hadi ya koku giriyor mu içeri" Sidra "eh biraz girmiş" Ben "ee nasıl çıkartıcam şimdi bu kokuyu ben" Sidra "Sen gel içeri abi ben şu iki camı da açarım mutfak kapısını da açarız burası da açık kalınca çıkar zaten" Ben "tamam o zaman geleyim" Dedim ve heyecanla evet yanılmıyorsunuz heyacanla dedim, bu kız beni fena halde heyacanlandırıyordu, üstelik şuan baş başa idik ve kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Fazla oyalanmadan içeri girdik ve dediği gibi mutfağın kapısını sonuna kadar açtım, sidra ise yemekleri ısıtmak için dolabtan çıkartıyordu, bende mutfak masasına oturmuş onu izliyordum benim için dünya da görmüş olduğum en güzel manzara idi.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Sessiz Çığlık

read
11.2K
bc

İNFAZ

read
5.0K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
31.4K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
37.3K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
30.2K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
15.4K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.7K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook