Bölüm 17 🦋

4379 Words
İçi yandı sidranın dolu dolu evet demek varken yüreği yana yana hayır dedi sevdiği adama. Doruk ise duyduğu 'hayır' kelimesiyle beynin den vurulmuşa döndü kalbi sıkışır gibi oldu sanki nefes alamıyor muş gibi, ayağa kalktı bir anda şaşkın şaşkın elinde yüzükle sidraya baktı. "NE.. Neden, yani anlamıyorum neden hayır dedin, korkuyor musun daha erken ondan mı hayır dedin, bak eğer ondansa korka tamam mı ben her şeyi düşündüm hemde her şeyi, abinin nişanından sonra biz de söz yaparız, düğünden önce de nişanımız olur seneye de düğün yaparız, ben okumana engel olmam ki daha çok yardım ederim, çocuk ta senin okulun bittikten sonra yaparız, hiç ama hiç sıkma canını olur mu, her şey istediğin gibi olur ama bana hayır deme lütfen, ben benimle evlenmek istiyorsun diye biliyordum, sidra yapma bunu bana lütfen " dedi sesi titreyerek Hızlı hızlı bir şeyler demişti ama sidra sanki duymuyor gibiydi göz yaşları arasında kafasını salladı ve derin bir nefes alarak; " ne evlenmesinden bahsediyorsun doruk, annen babam ailen bizi istemiyorken sen ne evlenmesinden bahsediyorsun,tek başına mı yapacaksın her şeyi anneni babanı yok sayıp sen mi istemeye geleceksin beni. Ya yapma Allah aşkına doruk biz bir rüyadaydık ve bu gün annen gelip bizi o rüyadan uyandırdı, sende artık kendine gel " dedi ağlayarak Doruk şok olmuş bir şekilde baktı sidraya dediklerini idrak etmeye çalıştı, ne demek annen gelmişti, ne demişti de sidra bu hale gelmişti daha sabah bana kendini bırakan kız annemin hangi sözüne inanmıştı da bizden vazgeçmişti, uzunca baktı doruk sidraya diyecek bir şey bulamadı bir süre, sonra kendine gelerek "ne dedi annem sana, neden onuz sözlerini dinliyorsun neden ona inanıyorsun sana anlatmıştım sidra ben onlar için sadece paradan ibaretim, benim için onun ne söylediği umurumda değil" Diye üzgünce ama bağırarak konuştu. Sidra dolmuşluğunun verdiği sinirle sağa sola gidip ellerini kaldırıp doruğa doğru salladı. "benim umurumda ama" dedi ve elinde ki telefonun dan annesinin attığı ses kaydını açtı. Doruk duydukları karşısında gözlerini kocaman açtı, bunlar evet doruğun sözleriydi ama sidra için söylenmemişti, kendi öz annesi oğlu için resmen oyun oynamıştı, kaldırımadı yüreği en çokta sevdiği kadının annesine inanmasını kaldıramadı, gözünden bir damla yaş aktı. Sidra ise zaten ağlıyordu. "duyuyor musun doruk, bak heves mişim ya senin için annen bunu bana çok büyük bir zevkle söyledi, bide yetmiyormuş gibi beni ve abimi para avcısı olarak ilan etti. Seni ayartmışım güya" dedi sinirle kahkaha attı ama aynı zaman da gözünden yaş geliyordu. "bide bana bunu atmış dalga geçer gibi, dinledikçe bir hiç olduğunu hatırla demiş bana, ya Allah aşkına şu yaşadığıma bak sevdiğim adamın ailesinin gözünde olduğum konuma bak, ya sevdiğiim adam için heves olmam peki cidden kafayı yemek üzereyim, bide gelmiş bana beni sevdiğini söylüyorsun evlenme teklifi ediyorsun, cidden doruk aklından ne geçiyor " diye üst üste bağırıyordu. Doruk ise şaşkın şaşkın bakıyordu, sidranın söyledikleri karşısın da dili tutuldu, gözünden yaş aktı, aşık olduğu kadın bir kez daha ona inanmamıştı. Sessizce sildi gözünden akan yaşları, derin bir nefes vererek sidraya baktı. "Sen bana değil de anneme mi inanıyorsun sidra, cidden sana anlattığım onca şeye rağmen gerçekten geldin yine anneme mi inandın, ya anlamıyorsun kadın, benimle evlenince miras benimle birlikte sana da kalacağı için senin yerinde kim olsa aynısını yapacaktı, bana dinlettiğin o saçma sapan ses kaydı da kim bilir ne zamana ait bilmiyorum bile ben en son annemle telefonda ne zaman konuştum onu bile hatırlamıyorum, sidra gerçekten bana değil de anneme mi inandın " Dedi bağırarak aynı zaman da da ağlıyordu, sinirliydi. Sidra da aynı şekilde sinirli ve öfkeliydi. " ne yapmamı bekliyorsun doruk He söylesene ne yapmamı bekliyorsun, değişçem dedin bir şey yaptın ama bu gün sabah gördüm ne kadar değiştiğini, hala aynısın, tamam benim de suçum var ama sen aynısın değişmiyorsun ve değişmeyeceksin, ailen de hiçbir zaman bizi beni istemeyecek, biz seninle bu konu için çok kavga edicez ben böyle bir gelecek istemiyorum doruk ben annenin dediği gibi para avcısı biri değilim, seni kullanmak gibi de bir niyetim yok olmadı olmayacak, ilk aşık olduğum adam için heves olmak kaldırabileceğim bir şey değil,duyduklarımı sindiremiyorum anlasana " Diye bağırdı Doruk kafayı yemek üzereydi duydukları sidranın dedikleri hem canını yakıyor hemde sinirlenmesine sebeb oluyordu. " ya sidra sen ne diyorsun Allah aşkına görmüyor musun ne kadar değiştiğimi, ya hiç mi dikkat etmedin ben kaldırıyorum seni namaza ben, bundan bir kaç ay önce her gün eve içerek geliyordum ben, kendime söz verdikten sonra bir kez bile içmedim istemedim, senin için değildi bu yaptıklarım olmadı hiçbir zaman da olmayacak, sabah ki halim de seni çok istediğim den özlediğim den kendime hakim olamadığımdan bana izin vermeseydin onu bile yapmazdım uzaktan bakar yoluma devam ederdim, yapma sidra yapma anneme inanma duyma onu ben öyle bir adam değilim ben seni heveslerim için kullanmadım yapma sana yalvarıyorum bak seni çok seven şu kalbime bu acıyı yaşatma, dayanamam " Dedi doruk göz yaşlarına hakim olamayarak, ikisi de ağlıyordu, ikisi de acı çekiyordu ama yine de birbirlerine kan kusmaya devam ediyorlardı. Uzunca bir süre sadece ağladılar, doruk bir yerde sidra bir yer de ellerini kalplerine koyarak sadece ağladılar, ikisi de içlerin de yanan yürek yangınına bir şey yapamıyorlardı. Doruk bir kez daha kaybetmekten korkuyordu, daha kaç kez aynı yerin den yaralanacağını düşünüyordu, çok seviyordu sidrayı o kadar çok seviyordu ki şimdi yanına gelse 'özür dilerim annene inandım seni seviyorum' dese ikiletmeden sarılır hemen affederdi. Ama hayal ettiği gibi olmamıştı. Sidra duydukları karşısında için de bitirmeye doruktan vazgeçmeyi kafasını koymuştu. Çünkü aile her şeydi, tamam doruğun annesi para göz bir insandı sevmiyordu belki evladını ama biliyordu sidra eğer doruk ile evlenirse kendi ailesi de çok üzülecekti, küçük yaşta bir çok şeyle mücadele etmek zorunda kalacaktı, ve bunu şimdi istemiyordu hemde hiç hayelleri vardı hedefleri vardı, bunları yok saymak istemiyordu, evet çok seviyordu doruğu ama sevmek bazen her şeye yetmiyordu, şuan olduğu gibi. Oturduğu yerden kalktı sidra ve doruğun yanına doğru ilerledi, onu gören doruk bir umutla kalktı ayağa bir süre bir birilerinin gözlerinin içine baktılar, doruk gözleriyle yalvardı sidra ya. Sidra ise gözleriyle özür diledi doruktan ve kafasını eğerek derin bir nefes alıp konuşmaya başladı. "olmuyor doruk, bir türlü olmuyor, ben seni senden habersiz severken daha az canım yanıyordu. Şimdi ise 3 gün gülsem 5 gün ağlıyorum, hep bir engel çıkıyor karşımıza hep bir sorun, senin kadar rahat olamıyorum kusura bakma anneni babanı sevmiyor olabilirsin senin için bir şey ifade etmiyor olabilirler ama şunu anla doruk biz seninle bir yola girdiğimiz de karşımız da ilk annen ve baban duracak ve kendi mutsuzluklarını bize de yansıtacaklar, hadi diyelim olmadı öyle bir şey ama ya bana ithamda bulunduğu şey para avcısı ne demek doruk ne demek bunu bile bile nasıl hala seninle devam edebilirim bilmiyorum bir çıkış yolu bulamıyorum, tamam seni çok seviyorum hem de çok ama bazen yetmiyor sevmek yetmiyor ve düzeltmiyor bir şeyleri buda onlardan biri " dedi Elleri iki yana düşerken Doruk hüzünle bakrı sidraya, hala içinde deki umuda sarılıyordu. " izin ver ben sevgimle düzelteyim her şeyi sidra, izin ver ben halledeyim her şeyi ama yapma gitme beni bırakma seni bulmuşken kaybetmek istemiyorum kalbime bu acıyı çektirme ne olur" dedi adeta yalvarır gibi Sidra başını eğdi akan göz yaşlarını saklamaya çalışırken, kafasını olumsuz anlamında sallayıp elinde ki yüzüğü çıkardı ve yavaş hareketlerle doruğun elini tutarak avucuna koydu. Gözleri çok daha fazla doldu doruğun sidranın elleri elini bulduğun da avucuna bıraktığı yüzüğü gördüğün de 'yapma " diyebildi sadece acı dolu bir ifade ile daha fazlası gelmedi elin den avucun da yüzükle öylece baktı sidraya. Sidra ise hıçkırarak ağlamamak için zor tutuyordu kendini, yüzüğü bıraktıktan sonra yaşlı gözlerle baktı doruğa " ben seni küçük yaşımda sevdim doruk hala seviyorum ve seveceğim kalbim seni sevmekten hiç bir zaman vazgeçmeyecek ama şuan da da yan yana olmamız imkamsız, kendine iyi bak ve mutlu ol hak ediyorsun, hoşçakal kokunda Huzur bulduğum adam, hoşçakal ve kendine iyi bak göz bebeğim " Dedi sidra canından can giderken. Doruğun bir şey demesini beklemeden öylece bırakıp gitti sidra, bedeni gitti ama kalbi hala doruğun olduğu yerdeydi. Zor olacaktı ama olmak zorundaydı, unutamazdı doruğu ama unutmak zorundaydı. Sidra etek uçları ayaklarına takılmasın diye yanlardan hafif kaldırarak geldiği yolu yürümeye başladı, saat epey geç olmuştu bu saatte buradan geçen taksi bulması biraz zor olacaktı ama yine de şansını denemek için ana yola doğru yürümeye başladı. Doruk ise sidra nın sözleri üzerine olduğu yere çivilenmiş gibiydi bir kez daha kayıp gitmişti ellerinden sevdiği kız, kendince sorguluyordu kendini ' bunları hak edecek ne yaptım' diyordu, ama bir cevap bulamıyordu. Kalbinin acısıyla öylece durdu olduğu yerde, sonra ellerini kaldırıp yaşla gözlerle baktı avuçlarında duran yüzüklere, oysa ne hayallerle almıştı bu yüzleri, sevdiği kızın narin parmaklarında duracağın da, kendi avuçlarının için de duruyordu yüzükler. "sizi hiçbir zaman affetmeyeceğim, benim hayatımı maf ettiniz bunu size ödeticem" diye öfkeyle söylendi doruk. Ellerini öyle çok sıkıyordu ki yüzükler nereydeyse avuçlarının içine geçecekti. Canın acısıyla gevşetti avuçlarını ve göz pınarlarında kalan göz yaşını silerek derin derin nefesler almaya başladı. "madem böyle istiyorsun sidra hanım böyle olsun, ama bilki senden asla vazgeçmeyeceğim, bu günün, buarada yaşadığım acısının bedelini sende ödeyeceksin, yok sayılmak nasılmış canım yana yana sana göstericem" dedi kararlılıkla Sonra yakasında olan kravatını çözüp yere fırlattı yüzükleri de cebine koyup öfkeyle yürümeye başladı. Az önce yavaş yavaş ve heyacanla geldiği yolu kızgınlıkla öfkeyle bir kaç dakika için de bitirmişti. Arabaya geldiğin de ceketini hızla çıkartıp arka koltuğa fırlattı, ve hışımla arabaya kuruldu. Kızgınlıkla aklına gelen ne kadar küfür varsa bağıra bağıra söyleyip direksiyona sertçe vurdu, bir nevi biraz rahatlamaya ihtiyacı vardı. Sonra aklına gelen şeyle biraz duruldu. "gecenin bu vakti burada taksi falan bulamaz, nereye gittin başına bir şey gelecek" dedi ve hızla arabayı çalıştırıp geldikleri yolu geri döndü. "kalbimi benliğimi yerle bir etsen de seni düşünmeden edemiyorum peri kızı" diye geçirdi içinden ve sağa sola baka baka sürmeye devam etti. Biraz ilerdikten sonra yolun kenarında kollarını kendine sararak yürüyen sidrayı gördü, biraz hızlanıp hemen yanında durdu ve kornaya bastı camı açarak. " sidra bin şu arabaya da eve kadar götüreyim seni" dedi hafif öfkeli bir sesle Sidra yan dönüp doruğa baktı, kafasını sallayarak aynı zaman da yürütmeye başladı ve doruğun söylediğini cevapsız bıraktı. Bu duruma sinirlenen doruk "sidra sana diyorum gecenin bu saatin de burada taksi falan bulamazsın, ne yapacaksın eve kadar yürüyecek misin" diye hem önüne bakıp hemde sidra ya bakıp yavaşça sürmeye başladı. Sidra hışımla doruğa dönüp "gerekirse yürürüm doruk seni ilgilendirmez" dedi sitemle ve hızla eteklerini tutarak yürümeye devam etti. Daha fazla sinirlendi doruk ve dişlerini sıkarak direksiyonu daha çok kavradı, ve biraz hızla sürerek sidranın önüne kırdı ve sinirle el frenini çekip arabadan inip sidranın karşına geçti. "inat etmeyi bırak ve sağına soluna bak sence işlek bir yere mi benziyor burası, geç şu arabaya eve kadar bırakıyım yol boyu konuşmak zorunda değilsin sadece geç ve otur" Diye sinirle söylendi. Sidra biraz bu duruma şaşırmıştı, karşında demin ki doruk yoktu bu kadar hızlı değişeceğini hesaba atmamıştı, biraz alınmıştı bu duruma ama belli etmedi. Sidra bir şey demeden öylece bakıyordu doruğun yüzüne, daha fazla dayanamayan doruk, sinirle sidranın kolunu kavrayıp arabanın yanına çekiştirdi. "ne yapıyorsun doruk ya bırak kolumu" diye söylenmeye başladı sidra ama doruk ona bakmıyordu arabaya kadar çekiştirmeye devam etti, arabanın yanına geldiğin de ise durup arabanın arka kapısını açıp; "hiç bir şey yapmıyorum sidra, hemde bundan sonra hiç bir şey yapmayacağım, bin şu arabaya yolda zorla kucağıma alır öyle bindiririm. Dedi öfkeyle, sidra yutkundu açıkcası doruğun bu hali onu Biraz korkutmuştu, fazla ikiletmeden kolunu çekip sinirle oturdu koltuğa "He şöyle, laf dinle biraz, gerçi sen ipe sapa gelmeyen insanların laflarını dinlemeyi daha çok seviyorsun, benim laflarımın pek bir önemi yok" dedi ve hızla kapıyı kapattı ve büyük adımlarla arabaya bindi. Sidra ise doruğun bu hallerine biraz üzülmüştü, ama az önce dediklerini düşündüğün de şu an doruğun bu tavrının normal olabileceğine kanaat gerdi. Umarım doruk her zaman böyle olmazdı, yoksa kalbi bu duruma çok kırılırdı. Doruk hışımla bindiği arabayı çalıştırıp olabildiğince hızlı bir şekilde sürmeye başladı, o kadar çok bunalmıştı ki Gömleğinin bir iki düğmesini açtı ve direksiyonu çok daha fazla sıkmaya başladı. Sidra doruğun bu hallerini gördükçe ona bir şeyler demek istiyordu ama sanki ne söylerse söylesin doruk ona patlayacak gibi duruyordu, o yüzden hiç sesini çıkarmadan sessizce oturdu. Doruk ise kaşları çatık kalbi kırık öfkeli bir şekilde sadece yola bakıyordu, başka zaman sidra ile çok daha fazla zaman geçirmek için yavaş kullanıyordu arabayı hatta ara ara durup sidrayı izliyordu ama şimdi eski doruk yoktu, az önce kendine söz verdiği gibi olacaktı, Umursamaz ve rahat artık ne olacaksa olacaktı kendini ispatlamaktan anlatmaktan yorulmuştu. Doruk aynadan sidraya bakmamak için adeta kendiyle savaşıyordu ama pes etmek yoktu, bu tavrından ödün vermeyecekti. Hızlı bir şekilde ilerlediği yolda evin yolunu hemen bulmuştu,hızlı bir girişten sonra arabayı hemen park edip sertçe durdu ve sidranın inmesini beklemeden kapıyı çarpıp eve doğru yürüdü, ışıklar hala açıktı, çünkü ev halkı kendilerince mutlu haberi bekliyorlardı, ama işler bekledikleri gibi gitmemişti. Doruk evin kapısına gelip sinirle bastı zile ard arda sidra da hemen arkasında yer almıştı çoktan. Kapıyı gülerek Yusuf açtı ama beklediği yüz ifadelerini göremeyince gülüşü solarak "ne oldu size" diye sordu. Doruk yine hiçbir şey demeden hızla girdi içeri, sidra da doruk kadar hızlı olmasa da normal adımlarla abisine dolu gözlerle bakarak adım attı içeri ve salona doğru doruğun peşinden ilerledi. Hatice hanım ve Ali beyin de gülüşleri solmuştu, sidra ve doruğu görünce kendilerince ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Doruk kendine gelebilmek adına hemde saygısızlık etmemek adına sakinleşmeye çalışıyordu, oturduğu koltukta adeta kendi ile savaşıp kafasından geçen şeylere hakim olmaya çalışıyordu. Ali bey daha fazla dayanamayarak önce koltukta sinirle ayağını sallayan doruğa sonra da gözleri dolarak tekli koltuklardan birine oturan sidraya bakarak "ne oldu size evlatlarım sizden hayırlı haberler beklerken,şimdi ne bu haliniz" diye tedirginlikle sordu. Sidra gözünden yaş akarken başını öne eğdi ve elleriyle oynamaya başladı, tek söylediği. "doruğun evlenme teklifini kabul etmedim" oldu Yusuf annesi ve babası şaşırmıştı, çünkü sidra nın bu anı yıllardır beklediği hepsi biliyordu şimdi ne oldu da hayır demişti ister istemez merak etmişlerdi. "Neden kızım neden hayır dedin sen hep bu anı beklemedin mi" diye sordu annesi Sidra derin bir iç çekerek yine konuşmaya başladı. "bu gün siz gittikten sonra eve doruğun annesi Suzan hanım geldi, bana oğlumdan uzak dur dedi, benim onu ayarttığımı ve abimle benim birer para avcısı olduğumu iddia etti, üstüne bir de doruğun bir ses kaydını dinletti, onun için heves mişim öyle diyordu ses kaydın da " dedi başı hala eğikti. Son söylediyle kafasını iki yana sallayarak güldü doruk, ama içten bir gülme değildi sinirle olan bir gülüştü. Yusuf kaşlarını çatarak lafa atladı. " nasıl bir ses kaydığıymış o " diye sordu Bunu üzerine sidra elinde olan telefonundan zaten açık olan ekrana basarak başlattı ses kaydını. Annesi babası ve Yusuf tepkisizce hatta yüzlerin de mimik oynamadan dinledi ses kaydını, şaşırmıştı sidra bu kadar ağır cümleler karşısında ailesinin doruğa hiçbir şey denemesine şaşırmıştı. Ses kaydı bittikten sonra Yusuf kaşlarını çatarak; "sende bu ses kaydına ve o hadsiz kadına inandın öyle mi sidra" diye öfkeyle bağırdı. Sidra şaşırarak başını kaldırıp abisine baktı, ne oluyordu kızması gereken kişi ben değildim ki neden bana bağırıyordu. "Sen o kadının her dediğine inandın ve gittin doruğun teklifini reddettin öyle mi, eminim ki kalbini kıracak bir ton da laf etmişsindir, aferim sidra aferim sana sen hep böyle olmaya devam et aferim". Dedi sağa sola giderken sinirlenmişti hemde çok. Neye uğradığını şaşırmıştı sidra, bu kadar tepki beklemiyordu, doruk a söylenirler diye düşünmüştü, çünkü sidraya göre hatalı olan doruktu. Sidra şaşkın şaşkın bakıyordu etrafa, doruk ise sadece bir yere odaklanmış öylece olan biteni dinliyordu. "AH be yavrum Ah, neden abine yada bize söylemedin de gittin doruğa söyledin, bize söyleseydin biz sana ne doğru ne yanlış söylerdik, Ah evladım ya, ne diyim bilemedim" Dedi Hatice hanım, üzgün üzgün baktı doruk ve sidra ya. Sidra hala şaşkındı hatta git gide şaşkınlığı artıyordu, annesi bile şuan kendisini suçluyordu, aklı olanlara bir türlü almıyordu. Ali bey girdi bu sefer söze, derin nefes alarak baktı ikisine de "olan olmuş, söylenen söylenmiş zamanı geriye alamayız, bundan sonra nasıl olacak siz ona karar verin,ama sidra kızım aklında bulunsun kulağına da küpe olsun, bir daha böyle bir şey olduğun da ne olursa olsun biz den saklama, bize olmasa bile abine söyle, bak kendi kendine dertlendin hem kendin üzüldün hemde üzdün, değdi mi yavrum " Dedi sakin ve anlayışlı bir şekilde. Sidra gözün den yaş gelerek eğdi başını, neyi yanlış yapmıştı hala anlamıyordu, dayanamadı, herkesin onu suçlamasına dayanamadı ve başını kaldırarak ailesine baktı, içli bir şekilde konuşmaya başladı. " ben anlamıyorum, neyi yanlış yaptım, kadının söyledikleri zoruma gitti ve üstelik o ses kaydı, ne yapmamı bekliyordunuz anlamıyorum ki" dedi hıçkırarak ağlarken. Dayanamıyordu doruk ağlamasına üzülmesine dayanamıyordu, sidra orada öyle ağlarken sadece bakmakla yetiniyordu, içi gidiyordu ama elinden bir şey gelmiyordu. Sidra ise ağlarken hala sorgular şekilde bakıyordu ailesine nedenini oda merak ediyordu. Yusuf girdi söze abi olarak, doruğu en çok tanıyan kişi olarak içli bir nefes çekti sonra doruğun yanına oturarak öne doğru eğildi ve sakin olmaya çalışarak söze başladı. "yanlış yaptığın çok şey var sidra, ve halada yapmaya devam ediyorsun. Bu çocuk sana ailesini yaşadıklarını anlattı buna rağmen nasıl olurda inanırsın ki ona, hadi diyelim inandın üzüldün kafana taktın, neden gelip bana demiyorsun, kızım bu kadın ben doruğu bildim bileli her sene muhakkak aynı tehtidlerle ya arıyor beni yada karşıma çıkıyor, olur olmadık şeyler söylüyor, bu durumu annemler de biliyor zaten, babam o kadınla çok yüz göz olmak zorunda kaldı, hele annem, bilirsin annem öyle kolay kolay kimseye sesini yükseltmez, annemi bile çileden çıkardı, şimdi doruğun hayatın da sen varsın ve doruk seninle evlilik düşünüyor, bu durum Suzan hanım için vahim bir durum çünkü miras elinden gidicek ve parasız kalacaklar, o yüzden gelmiş bu gün sana sarmış, o dinlediğin ses kaydı var ya ben onu Suzan hanımdan çok dinledim, başka başka konuşmalardan alınıp ucu bucağı her yere dokunan sözler, tamam üzülmüşsün, ona da inanmışsın belli peki neden bize söylemedin sormadın yada neden doruğu dinlemedin, bu dediklerimi yapmış olsaydın şuan evlilik kararınızı kutluyor olurduk, ama oturmuş yine suzan hanımın oyunlarını ve yine senin doruğa inanmamanı konuşuyoruz" Dedi, sakindi ama sözleri bıçak gibi kesiyordu, sidra şimdi Bin pişmandı doruğu dinlemediği için, abisine söylemediği için ve en çokta o kadına inandığı için, öfkeye bürünen kalbi şimdi pişmanlıkla atıyordu. Bakışlarını doruğa çevirdi, kalbini yerle bir ettiği adamla göz göze geldi, tuttuğu yaşları akıtmaktan başka bir şey yapamadı, ağzından bir kaç cümle bile dökülmedi, sadece baktı, pişmanlıkla, üzüntüyle özür diler gibi baktı, ama doruk artık ona eskisi gibi bakmıyordu, her zaman ona aşkla bakan adam şimdi donuk ve ifadesiz bir şekilde bakıyordu, işte o zaman anladı sidra bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Doruk ise içinde kopan fırtınalara rağmen tepkisiz kalmaya çalışıyordu, yusufun ve ailesinin ona destek çıkması hoşuna gitmişti hemde çok sevinmişti ona inanan insanların olduğunu bilmek mutlu hissettirmişti. Ama sidraya hala baktığın da söylediği sözler geliyordu aklına bir kez daha sıkışıyordu kalbi, bir kez daha kırılıyordu, paramparça olduğu yerden... Yusuf ise sözlerine devam etmek için boğazını temizledi, dorukta bakışlarını sidradan çekip önüne döndü, umursamadan yusufu dinlemeye başladı. "babam ve annem ne düşünür bilmiyorum ama benim düşüncem ikinizin de biraz kafa dinlemeniz evlilik çocuk oyuncağı değil sidra, değiştin ve bunu farkında değilsin aklın başında değil benim tanıdığım sidra sevdiği insana inanırdı biz den bir şey saklamazdı, doruktan değişmeyi istedin ama en büyük değişikliği sen gösterdin, birde bu dün gidip rabiaya ya evlenene kadar beraber kalalım demişsin " Demesiyle doruk şok olarak başını kaldırıp bakışlarını sidraya yöneltti, kırgınlıkla baktı sidraya içi acıyarak. Bunu hak etmemişti. " öyle şey mi olur sidra Allah aşkına, olan biteni bize anlatmadan evden bir anda çekip gitmeyi mi düşünüyordun, akıl erdiremiyorum bu hallerine, burada gözümün önünde olacaksın sidra kimse de kalma falan yok'' Dedi hafif sinirle " rabia ya da kalmak istiyorsa kalsın Yusuf, kimse yi bu evde zorla tutamazsın, tutamam da" Dedi doruk kırgın ama bilhassa da kızgın bir şeklide. Sidra ise doruğun söylediği şey karşısında şoka uğramıştı, iste o zaman anladı doruğun kalbini ne kadar çok kırdığını, iş işten geçtikten sonra elbette. Yusuf kaşlarını çatarak doruğa baktı. "ne demek bu" dedi Doruk derin bir nefes alarak yaslandığı yerden doğruldu, ellerini önde birleştirerek derin bir nefes aldı. "eve girdiğimizden beri konuşuyoruz ve hepiniz sidra kızınız olmasına rağmen hatalı olduğu için benimde yanımda oldunuz ve beni savundunuz bunun için ayrıca mutlu oldum teşekkür ederim,ama şöyle bir şey var ki bir şeyleri zorla yaptıramam yada zorla olduramam, İslamiyeti 23 yaşımdan sonra yeni yeni öğreniyorum doğru bildiğim şeyler zamanla kafam da yanlış olarak kalıyor ve ben doğrusunu öğrenmek için çaba sarf ediyorum ve bunlar dan biride nasip işi, varsa nasibimiz yazılmışsa sidra ömrüme eyvallah ama yolda elden de bir şey gelmez, şuan ben sidraya ne kal derim ne de git ben bana inanmayan birini nasıl hayatımda tutabilirim ki nereye kadar zorla ilerleyebiliriz, Bi yerden sonra kopmaz mı o bağ, ya o zaman her şey için geç kalmış sayılırsak, o yüzden ben her şeyi Allah a bıraktım, evet seviyorum sidrayı hemde çok ama bazen olmuyorsa olmuyordur. Bu gün sidra bana ne kadar inandığını güvendiğini gösterdi. Benim elimden sevmekten başka bir şey gelmiyor, uzun lafın kısası sidra ister burda kalsın ister gitsin yada ister pişman olsun yada olmasın çok önemli değil, zamana bıraktım çünkü biz ikimiz halledemiyoruz, ben bu gün sidra bana hayır dediğin de sadece üzülmedim, umudum hayallerim ve inancım da o hayırla birlikte yok oldun, hele duyduklarım ve bana yakıştırdıkları gururumu yerle bir etti, size saygım da sevgim de sonsuz ama sidra bu saatten sonra benim için imkansız bir sevda, gerisi de hayırlısı artık sonumuz ne olur bilemiyorum " Dedi ellerini saçlarının arasından geçirerek, ali bey ve Hatice hanım üzülmüşlerdi, yusuf ise düşünceli bir şekilde duruyordu sidra ise pişmanlığı sonuna kadar yaşıyordu, ama şuan ne yapsa hiçbir şey düzelmeyecekti, yıllarca uzaktan sevdiği adam ona da aşıktı ama sidra kendi elleriyle onu imkansızlaştırmıştı, bu durumu nasıl düzeltecekti bilmiyordu. Oturduğu yerden doğruldu doruk, şakaklarını ovalayarak gözlerini açıp kapadı, sonra tuttuğu nefesini vererek "annemin yaptığı benim için sabrımı taşıran son damlaydı, bu zamana kadar bekledim düzelir dedim ama yetti, şimdi çok yorgunum uyumak istiyorum sadece ama yarın hiçbir şey eskisi gibi olmayacak artık bir şeyleri sonuca bağlamalıyım, bu şekilde hayatımı sürdüremem , size de iyi geceler " Dedi ve kimsenin bir şey demesini beklemeden arkasını dönüp gitti. Ruhuda bedeni de sidranın hayır dediği yerde kaldı, artık hiçbir şey hissetmiyordu sadece uyumak ve bir daha uyanmamak istiyordu. Ağır adımlarla çıktı odasına, bir nevi ölü gibiydi, yaşıyor nefes alıyor ama sadece bedenen vardı. Odasına girdiğin de derin bir nefes alıp yatağının kenarına oturdu, dirseklerini dizlerine koyarak başını ellerinin arasına aldı. Bir süre öyle kaldı ve içinde tuttuğu göz yaşlarını serbest bıraktı, erkek ağlamaz lafı tamamen yalandı, aslında en çok erkekler ağlardı, içine içine sessiz sessiz, kimse duymadan kimse teselli etmeden kimse sarmadan sessizce ama çığlık çığlığa. Dorukta için de tuttuğu çığlıkları bağıra bağıra çıkarıyordu içinden, bir insanın canı bu kadar fazla yanmamalıydı. Hem ailesi hem sevdiği kız, bir insan için önemli olan iki varlık, ikis de yaralamıştı doruğu. Uzunca bir süre ağladı ve o şekilde kendini ve yaşadıklarını sorguladı, konuşmalar her aklına geldiğin de hem öfkelendi hemde üzüldü, bu şekilde olmanın bir faydasının olmadığını anladı ve başını kaldırarak kendine gelmeye çalıştı. Sonra ayağa kalkarak aynada kendine baktı, eski doruktan eser yoktu, her şeye gülen dik duran ve neşeli doruk artık aynada gözükmüyordu. Kaşlarını çatarak baktı kendine, derin bir nefes alarak gözlerini kapatıp açtı. "bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, sen de" Dedi kendine bakarken. Sonra fazla oyalanmadan üstündekileri çıkardı ve banyoya ilerledi. Saatlerce kaldı suyun altında, elleri buruş buruş olunca çıkma vaktinin geldiğini anladı ve Banyodan çıktı, üzerine bijamalarını giyince yine yatağın kenarına çöktü, eski doruk olsa şimdiye kendini içkiye vurmuştu ama şuan bunu yapmak gelmiyordu içinden, ama yüreği de sıkılıyordu, sanki bu oda onu boğuyor gibiydi. Derin derin nefesler almaya başladı, bir an Nefessiz kaldığını hissetti ve kendini hemen balkona attı, temiz havayı ciğerlerine solumaya başladı, nefesleri düzene girdiğin de etrafı izlemeye koyuldu sessizce, sanki kafasını dinliyormuş gibi. Sessizliği bir hıçkırık sesi böldü, biri ağlıyordu hemde derinden içli içli, kaşlarını çattı doruk ellerini balkon demirlerine koyarak aşağa baktı ama kimsecikler yoktu, tekrar sağa sola baktı çünkü ağlama sesleri hala devam ediyordu. Sidra nın balkonuna doğru yaklaştı biraz, o yaklaştıkça sesler artmaya başladı, doruk hızla yürüyüp balkon kenarına gelip kafasını biraz eğerek, sidranın odasına doğru baktı. Sidra yatağın üstüne değilde yere kenarına oturmuş, dizlerini kendine doğru çekmiş kafasını gömmüş öyle ağlıyordu. Ağlıyordu çünkü doruk yukarı çıktıktan sonra abisi ona çok ağır konuşmuştu kırılmıştı ister istemez, annesi babası onu telkin edip yanında olmaya çalışsa da Yusuf bu konuda sidraya acımamıştı. "Sen sevilmeyi hak etmiyorsun sidra,şımarık ve bencilsin" demişti abisi. Zaten doruğa yaptıkları için canı yanıyordu,abisi ise bu sözleriyle daha fazla korlamıştı için deki yangını. Oda daha fazla dayanamayıp odasına gelip hışımla üstünü başını çıkarmıştı, rahatlamak istemiş duşa girmiş ama daha çok ağlamıştı, duştan sonra ise yine ağlaya ağlaya giydiği bijamalarıyla daha fazla dayanamamış ve olduğu yere çökerek hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. Sidra yı daha önce açık görmüştü doruk ama o zaman küçüktü bir de bir kez uyurken izlemişti, ama şimdi çok başkaydı. Uzunca baktı doruk, yüreği yana yana baktı sevdiği kıza, sorguladı ona dokunamamanın verdiği acıyla daha kabardı yüreği, daha da yandı kalbi. Bakışlarını sidradan çekerek kenera biraz daha yaklaşıp,ellerini cebine koyarak karşıya baktı, kendini toparlayarak sidranın duyabileceği bir şekilde; "ağlama artık sidra" diye hafif bağırdı. Bir anda kesildi ağlama sesleri, o zaman anladı doruk sidranın onu duyduğunu, bir şey demeden bir süre bekledi ve etrafı izlemeye devam etti. Sidra ise duyduğu sesle kafasını kaldırıp balkon kısmına baktı, başta duyduğunu sandı ama balkonda olan gölgeye baktığın da gerçek olduğunu anladı. Başının açık olmasını umursamadan ayağa kalktı ve göz yaşlarını silerek balkona doğru adımladı. Doruk öylece karşıya bakarken burnuna gelen o kokuyla Derince içine çekti, o zaman anladı sidra dışarı çıkmıştı. "ağlamam ve üzülmem hoşuna gider diye düşünmüştüm" Dedi sidra titreyen sesiyle, yin kendini ağlamamak için zor tutuyordu. Kokusunu Derince çekti içine doruk ve gözlerini açıp sidraya bakmadan konuşmaya devam etti. "Neden senin ağlaman veya üzülmen benim hoşuma gitsin ki" diye soğukça sordu. Sidra gözünden yaşlar akerken çatallaşan sesiyle konuşmaya çalıştı. "çünkü.. Seni... Üzdümm, ve bunu ikinci defa yaptım, aptalın tekiyim, belkide abimin dediği gibi sevilmeyi bile hak etmiyorum" Dedi artık tutmaya çalıştığı göz yaşlarını seslice bırakarak. Ellerini yüzüne kapatarak sesli bir şekilde ağlamaya başladı. Doruğun ise bu duydukları karşısında içi daha fazla yanıyordu ne olursa olsun sidra ne yapmış olursa olsun sevdiği kızın ağlamasına dayanamıyordu, sidranın onu üzdüğün den çok daha fazla acıtıyordu canını ağlaması, gözlerini kapattı bakmak duymak istemedi bir kez daha ona yenilmek istemedi, yumuşamak yada onu sarıp sarmalamak hiç istemedi. Ama yapamadı gözlerini açıp bıkkın bir şekilde nefes verdi, sidra ya bu şekilde yenilmek fazla canını sıktı ama kalbi gururundan ağır bastı ve yüzünü sidraya döndü.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD