Bölüm 18 🦋

4435 Words
Sidra yine aynı haliyle bu sefer odasına gelmişti, doruk ilk şaşkınlığını attıktan sonra kafasını çevirdi ve "sidra kafayı mı yedin ben sana ne dedim sen ne yapıyorsun ya" dedi sinirle Sidra doruğa biraz daha yaklaşıp "evet yedim kafayı yedim oldu mu. Uydu mu sana yüzüme bak ve öyle konuş doruk bana bak ve öyle konuş" diye sessizce bağırdı anne ve babasının duymasını istemiyordu. Kızgınlıkla döndü yüzünü doruk zaten fazla sabrı kalmamıştı, çünkü doya doya bakmak istiyordu sidranın bu haline, çatık kaşları sidrayı görünce düzeldi, ve artık sinirle değil de özlemle bakmaya başladı, baştan aşağı süzdükten sonra en son gözlerine bakarak. "konuşulacak hiçbir şey yok sidra, her şey oldu yaşandı ve bitti, sende daha fazla bu şekilde bu oda da durma abin falan gelirse yanlış anlar" Dedi normal konuşmaya çalışarak, sidra biraz daha yaklaştı doruğa korkmadan utanmadan biraz daha sokuldu yanına. "olsun ne olacaksa olsun umurumda değil, hem biz zaten evlenmeyecek miydik bence sorun yok" dedi cilveli bir şekilde Doruk kahkaha attı hatta baya güldü bu duruma, sonra hala gülerken "farkın da mısın bilmiyorum ama hayır dedin sidra, ne evlenmesinden bahsediyorsun" dedi kırgınlıkla Sidra hala ciddi bir şekilde biraz daha yaklaştı doruğa ve gözlerinin içine bakarak "eğer annen gelmeseydi ve ben salak gibi inanmasaydım sana avazım çıktığı kadar evet diye bağırmak istedim, hala da istiyorum, ben en çok seni istiyorum doruk seninle olmayı istiyorum, ben en çok seninle nefes almayı seviyorum, ben seni çok seviyorum hem de çok ama her defasında hata yapıyorum, kırıyorum seni üzüyorum ama ne yaparsam yapayım sevdiğim den kıskandığım dan kaybetmekten korktuğum dan " dedi gözleri dolarak Doruk şaşırmış bir şekilde bakıyordu sidraya, daha önce hiç bu kadar açık olmamıştı ona karşı hep bir duvarları vardı ama şuan sanki eski sidra yoktu karşısında ve bu durum onu ister istemez şaşırtıyordu. Sidra çok daha fazla yaklaştı doruğa ve doruğun elini alarak kalbinin üstüne koydu, gözünden yaş akarken sadece doruğa bakıyordu. Doruk ise ağzı açık bir şekilde bakıyordu sidraya ne olduğunu anlamaya çalışıyordu, eline ve dokunduğu yere bakıyordu Derince yutkundu doruk ona bu şekilde dokunmak kalbinin ritmini değiştiriyordu. "bu kalbim ancak senin yanında attığını hissettim, heyacanlandı kırıldı üzüldü mutlu oldu ama seninle, seninle yaşamanın ne olduğunu anladım, doruk bırakma beni de kalbimi de bırakma, sensiz atabileceğini düşünmüyorum" dedi Aradaki mesafeyi biraz daha kapatarak, doruğun eli hala sidranın eliyle birlikte sidranın kalbinin üstün de duruyordu. Birbirlerine bakıyorlardı, sidra her defasında dorukla arasında ki mesafeyi kapatıyordu, şimdi ise aralarında neredeyse hiç mesafe yoktu, nefesleri birbirlerine değiyordu. "beni bırakma doruk, bırakırsan düşerim ve kalkamam, şu kalbimi oksijensiz bırakma, sensiz yaşayamaz" dedi Bakışları doruğun gözleri ve dudakları arasında mekik okurken, doruk ise öylece bakıyordu sidraya, kalbi çoktan yumuşamıştı, hatta heyacandan hızlı bile atmaya başlamıştı. "keşke zamanı geri alabilseydim, sadece bir kaç saat öncesine almak isterdim çok değil, sana hayır yerine dolu dolu evet diye bağırmak sımsıkı sarılmak isterdim, hala istiyorum sımsıkı sarılmak, seni öpmek istiyorum" dedi sonlara doğru sesi kısılarak Ve gözlerini kapatarak dudaklarını doruğun dudaklarıyla birleştirdi. Kalbinin üzerin deki dorukla olan elini çekip iki eliyle doruğun ensesine kavrayıp daha da hakim olmaya başladı dudaklarına. Doruk ise şaşkınlıkla duruyordu, ne olduğunu ne yaptığını kavramaya çalışıyordu, kal gelmiş gibiydi, sidra onu öpüyordu ve o öylece duruyordu, yine kalbinin sesini dinledi doruk ve sidra ondan tam ayrılacağı sırada hızlıca belinden kavrayıp kendine yasladı ve bir eli belindeyken diğer eliyle boynundan tutup yana yatırıp kendine daha fazla yer açtı ve yavaş başlayan öpüşkeri şuan hızlıca artıyordu. Doruk belki bir kez daha affedecekti sidrayı,belki de şuan bu bir veda öpücüğüydü kimse bunu bilemiyordu. İki kalp sevmişti birbirini ve kırıp dökerek yaşamaya çalışıyorlardı, belkide kendilerine attıkları bu adımla yeni bir hayata başlayacaklardı. Ne kadar zaman geçmişti ikisi de bilmiyordu ama bildikleri tek şey ikisinin den ayrı yapamadıklarıydı. Bir süre sonra ayrıldıkların da hala birbirlerine sarmaş dolaş duruyorlardı. Nefes nefese kalmış bir şekilde baktılar birbirlerine, sidra doruğun ensesin de olan elini çekerek, kendi yanağın da duran doruğun elini tuttu ve üzgünce doruğun gözlerine bakarak. "ne olur benden vazgeçme doruk, haklısın sana inanmalıydım ama ben annenin bu denli ileri gittiğini hiç düşünemedim, üstelik ben hayatım da ilk defa böyle sözler duydum ister istemez canım yandı bende sana sardım, ne olur affet beni." Dedi ağlamaklı ses tonuyla Doruk hala öpüşmenin etkisi altındaydı, sidranın ona bu denli hükmediyor olması canını sıkıyordu, ama yaşadığı can alıcı bir kaç saati saymazsak bu gün sidrayı öptüğü ve sidranın da onu öptüğü ilk gündü ve öpüşürken kendilerinden geçmeleri aslında ne kadar da uyumlu bir çift olduklarını gösteriyordu. Derin bir nefes aldı doruk, hala eli sidranın yanağında alnı ise sidranın alnına dayalıydı, diğer eliyle ise sidranın belini tutuyor kendine çekiyordu her fırsatta. "aklımı karıştırıyorsun sidra hem de çok fazla" dedi arzu dolu bir sesle "ne konuda kafanı karıştırıyorum" diye aynı tonda sordu sidra Doruk sidranın dudaklarına bakarak "Seninle konuşmadan önce aklıma gelen tek şey söylediklerindi ve kendimce aldığım kararlardı, şimdi ise ne kalbim acıyor nede aklıma dediklerin geliyor, sen beni öptün ve ben kendimi kaybettim galiba" dedi nefes nefese kalmış bir şekilde. "buna sevindim, o zaman bir kez daha öpeyim ve beni hiç bırakma olur mu. Beni affet" dedi ve anında doruğun dudaklarıyla birleştirdi dudaklarını. Doruk bu sefer çok beklemeden karşılık verdi sidraya, her öpüşünde çok daha hızlı bir öpüşme oluyordu. Bu seferki de öyle olmuştu, birbirlerini öpmeye devam ederken doruğun ilerlemesiyle sidra da hareklendi ve yatağa kadar öpüşerek yürüdüler, yatağa geldiklerin de ise doruk fazla zaman kaybetmeden sidrayı yatağa itti. Yatağa düşen sidra nın saçları sağa sola dağılırken, doruk bu görüntü karşında iyice kendini kaybetti ve zaman kaybetmeden sidranın üzerin de yerini aldı, önce dudaklarından başlayıp neredeyse bütün yüzünü öpmüştü doruk, sidra ise halinden pek memnundu kollarını hemen doruğa sarmıştı. Uzun bir süre o şekilde kaldılar, soyunmadan ama birbirlerine teması kesmeden öylece seviştiler. Biraz zaman geçtikten sonda doruk sidradan ayrılıp, nefes nefese baktı sidraya. "durmam lazım, durmak istemiyorum ama bu şekilde olsun istemiyorum lütfen beni uzaklaştır kendinden" Dedi nefes nefese kalarak Sidra Derince yutkunarak baktı doruğa "ya durmanı istemiyorsam, o zaman ne olacak" Dedi arzu dolu bir sesle Doruk sidranın yüzüne öylece baka kaldı, demek sevdiği kız da bunu istiyordu, yani bir şeyleri kendini affettirmek için yapmamıştı, bu doruğun hoşuna gitmişti. Ama dediği gibi durmak zorundaydı, çünkü şuan bile yaşadıkları doğru değildi yeni öğrendiği bilgilere göre bu yaptıkları günahtı ve zinaya gidiyordu. İkisi de bile bile atlamıştı bu günaha, ister istemez vicdanı sızladı doruğun, kendine çeki düzen vererek doğruldu sidranın üzerin den ve yatağın kenarına oturdu, ve ellerini şakaklarına koyarak kalbini dizginlemeye çalıştı. Sidra da kendini toplayarak yatağın ortasına bağdaş kurup, bir elini çenesinin altına koyarak öylece doruğa baktı. "pişman mı oldun beni öptüğüne" diye üzgünce sordu sidra Çünkü doruğun bu hali sidranın yanlış anlamasına sebeb olmuştu. Doruk kafasını kaldırarak baktı sidraya "hayır, hayır tabi kide asla pişman olmam" dedi şaşırarak "o zaman ne bu halin" diye sordu sidra Doruk derin bir nefes alarak "sadece doğru gelmiyor sidra, yanlış yapıyoruz bunu sende biliyorsun, ben bu yüzden seninle evlenmek istedim, çünkü ben sana doyamıyorum ve hep daha fazlasını istiyorum" Dedi doruk sidraya bakarken. Sidra bağdaş kurduğu yatağın odasında öylece üzgünce bakıyordu doruğa, doruğun son söylediği ile üzülmüş ve başını öne eğmişti, aynı zaman da sıkıntılı bir şekilde yatağın örtüsüyle oynuyordu, başı eğilince önüne düşen saçlarını görünce doruk olduğu yerden kalkarak sidranın yanına yaklaştı ve oda bağdaş kurarak karşına oturdu, elleriyle sidranın saçlarını kulağının arkasına aldı, gülümseyerek bakıyordu ona, sidra ise başını kaldırıp mahçup ve üzgün bir şekilde baktı. "üzülme, surat asmak sana hiç yakışmıyor" dedi tebessüm ederek Sidra ne yaparsa yapsan doruk ona asla kızarmıyordu, içi yanıyordu üzülüyordu ama sidra bir ağlasın yada üzülsün hemen kalbi yumuşacık oluyor ona kızarmıyordu, hem bu sefer söz konusu annesiydi ve sidranın gururunu incitecek bir den fazla şey söylemişti, annesini ona anlatmasına rağmen böyle bir şey beklediği için bu şekilde tepki vermedi gayet normaldi ama doruk sadece sidranın ona inanmamasına üzülmüştü, yani en son öyleydi şimdi ise sidranın yaptıklarıyla içi sevgi doluydu. Sidra doruğun söyledikleri karşısın da tebessüm etti. "doruk özür dilerim, elimden özür dilemekten başka bir şey gelmiyor, ben bilemedim annenin böyle biri olduğunu, üstelik tekrar sana inanmamam seni üzüdü biliyorum ağır da konuştum ama inan mantıklı düşünemedim, canım çok yandı üzüldüm ve o şeyle duymadım kimseyi, tekrar özür dilerim, ne olur beni bırakma, affet beni olmaz mı " diye mahçup bir şekilde bakarak konuştu. Doruk dedikleri karşısında gülerek baktı ona ve sonra sidranın ellerini tutup kendine çekip sarıldı. Sidra anın da kollarını sardı doruğa, dorukta başını sidranın boynuna doğru gömdü, aşık olduğu o kokusunu içine çekti bol bol sonra ıslak ama yumuşacık saçlarını sevdi. Çenesini sidranın omuzuna koyup gözlerini kapadı ve konuşmaya başladı. "bu gün bana evet demeni çok isterdim hemde çok, bu günü hep hayal etmiştim, ama hayal ettiğim gibi olmadı." Dedi sidradan ayrılırken, sonra bir eliyle sidranın elini tuttu ve diğer eliyle de sidranın saçlarıyla oynuyordu. "hatta sana çok kızdım, sen gelmeden önce de bir daha eskisi gibi olmayacağım umursamayacağım diye kendime söz verdim, söz de seni asla affetmicektim, ama sana zaafım var güzelim, sana karşı koymak heleki senden ayrı kalmak ne haddime değil 1 saat 1 saniye bile ayrı kalmak istemiyorum senden " Dedi sidranın saçlarını severken, sidranın yüzü anında güldü dudağını dişleyerek baktı doruğa " yani.. Bu seni affettim demek mi " diye nazlı nazlı sordu. " evet " dedi doruk sidranın bu haline gülerken. " yaşasın beeee" diye resmen çocuk gibi sevinip doruğun boynuna atladı, dengesi şaşan doruk sidranın belinden tutarak yatağa doğru yattı. İkisi de gülüyordu, hele sidra neredeyse havalara uçmuştu, doruk ise sidraya bu kadar yakın olmanın anını yaşıyordu, aynı zaman da da gülüyordu. "sidra... Güzelim inan seninle sarılmak çok güzel bir şey ama şu pozisyon da sağlıklı düşünemiyorum, normal mi sarılsak" diye gülerek söylendi. Sidra başını kaldırarak doruğa baktı, yüzlerini arasında çok az milim kalmıştı. "haklısın bende ne diyeceğimi bilemiyorum" dedi gülerek ve doruğun dudaklarına ufak bir öpücük kondurup doğruldu. Doruk ise hala yatıyordu, bu durumdan o kadar memnundu ki hep böyle kalmak istiyordu, ama yapacak bir şey yoktu, evlilik teklifini kabul etmemişti ve üstelik annesi bu sevda için çok büyük bir sorundu. Doruk daha fazla oyalanmadan kaşktı ve şakaklarını ovalayarak. "ayarlarımla oynuyorsun sidra, mantıklı düşünemiyorum" dedi gülerek. Sidra elini ağzına götürüp gülmeye başladı. Doruk ile birbirlerine bakıp öylece gülüyorlardı. Sonra sidra gülüşünü biraz doldurup boğazını temizleyerek; "doruk bu gece beraber uyusak olur mu, kalbinin sesiyle uyumak istiyorum" dedi Doruk şaşkınlıkla baktı sidraya, Derince yutkundu ve sidranın orman gibi yeşil gözlerinin ışıltısına kapıldı. Bir süre sonra gülerek; "yürümüyorsun güzelim adeta uçuyorsun" dedi alayla İki side daha çok gülmeye başladı. Sesleri biraz yükselince doruk parmağını dudağına götürerek "şşşttt az sessiz, şimdi Yusuf basıcak bizi böyle, bu sefer evlenmek zorunda kalıcaz, yediğim dayak ta cabası" dedi gülerek Sidra trip atar gibi "ne varmış halimiz de oturuyoruz sadece, hem bir kaç saat önce evlenme teklifi eden sendin beyefendi ne demek şimdi zorunda kalıcaz" dedi kaşını çatarak Doruk sidranın saçlarını geri atarak yanağını okşadı, ve gülerek; "üstüne giydiğin pijama biraz açık, sonra saçların da açık ve en önemlisi ıslak dışarıdan bakıldığında bu durum yanlış anlaşılmaya çok müsait, diğer dediğine gelirsek evlenme teklifi ettim ama hayır dedin, o yüzden zorunda kalıcaz dedim yoksa benim için seninle evlenmek olağanüstü bir şey " dedi hafif tebessümle Sidra utanarak bakışlarını kaçırdı ve üstün baktı, haklıydı doruk, pijaması biraz açıktı ve saçları sanki yeni banyo yapmış gibi ıpıslak duruyordu. Bu gece kendini fazlaca aşmıştı sidra, ileride belki pişman olurdu ama şuan anın tadını çıkarıyordu, ilk defa kalbinin sesini dinlemiş tüm duvarlarını kaldırmıştı, o da kendine bir söz vermişti ne olursa olsun bundan sonra her olayda ilk doruğa söyleyecekti. "sanırım haklısın, ben düşünemedim bi an" dedi utançla Doruk gülerek baktı sevdiği kadına, utanganç halleri onu daha çok aşık ediyordu kendisine. "tamam hadi git odana sen saçını falan kurut üstüne bir şeyler al gel, sonra konuşalım ciddi ciddi olur mu" dedi doruk sidranın saçlarını severken. Sidra utangaç bir tavırla baktı doruğa ve dudaklarını dişleyerek aklına gelen şeyi söyleyip söylememek konusunda kararsız kaldı. Sidra nın dudaklarına takılan doruğun gözleri, kalbinin yine heyacanlanmasına sebeb oldu, Derince yutkundu doruk ve gözlerini kapatarak kendine hakim olmaya çalıştı. "sidra yapma şu dudaklarını ısırma, zor tutuyorum kendimi" dedi hala gözleri kapalıyken. Sidra ne yaptığını anlayarak hemen kendini topladı ve "tamam tamam hadi aç gözlerini" dedi Doruk gözlerini açarak arzu dolu baktı sidraya bir şey demek istediği için böyle yaptığını biliyordu o yüzden aklına bunu getirerek gülümsedi ve "söyle bakalım ne demek istiyorsun" dedi bilmiş bilmiş "Bir şey demek istediğimi nereden anladın" diye şaşkınlıkla sordu sidra "ne zaman bir şey demek istesen yada karasız kalsan dudaklarını ısırıyorsun, şuan kararsız kaldığın Bir şey olmadığı için muhtemelen bir şey demek istiyorsun, söyle bakalım neymiş o" dedi gülerek Sidra aşk dolu baktı sevdiği adama, ve bir kez daha kendine kızdı, onu bu kadar seven bir adamı üzdüğü için kırdığı için bir kez daha iç sesiyle savaşa girdi. Doruğun bir beklenti için de olduğunu bildiği için de düşüncelerini susturup, utançla baktı doruğa ve; "saçlarımı sen kurutup tarasan olmaz mı" dedi merakla Doruk duyduğu şey karşısında biraz afalladı, aslında çok istiyordu onun saçlarıyla oynayıp koklamak ama daha fazla bu duruma alışmak istemiyordu, çünkü yanlış üstüne yanlış yapıyorlardı, ve sidra bu evde oldukça bu yanlış devam edecekti. Biraz düşündü doruk, kabul etse belki bir kez daha yapmak isteyecekti ama hayır dese hem sidra bozulacaktı hemde çok heves ettiği bir şeyi kendi eliyle itmek zorunda kalacaktı. Kararsız kalmıştı doruk mantığı mı yoksa kalbini mi dinlese bilemiyordu, ve sonunda kalbi galib gelmişti. Güldü doruk ve kafasını olumlu anlamda sallayarak "tamam olur hadi odana geçelim, orada kurutayım sonra üstünü değiştirirsin bende bir kahve yaparım ve balkonda konuşuruz olur mu" Dedi sidraya bakıp tebessüm ederek. Sidra mutlu olmuştu, sevinçle olumlu anlam da kafa sallayıp "tamam olur" dedi ve yataktan ayağa kalktı. Doruk ta hemen yataktan kalkarak sidranın yanına gitti. "doruk önce sen bi çık bak biri var mı yada ses falan sonra ben çıkayım olur mu öyle" diye tedirgin bir şekilde sordu sidra. Doruk gülerek yaklaştı sidraya ve yanağına bir buse kondurarak kapıya doğru ilerledi ve yavaşça kapıyı açıp dışarı kolaçan etti. Görünürde kimse yoktu, ses te yoktu, Merakla bekleyen sidra ya bakıp "gel gel kimse yok serbest" dedi alayla Sidra göz devirerek yanından hızla geçti doruğun ve odasına kendini attı ve Derince bir oh çekti. Doruk ise sidranın bu hallerine sadece gülmekle yetindi. AZ önceki doruktan eser kalmamıştı, sidranın ona bu denli yakın davranması ve duygularını dile getirmesi doruğun yumuşamasına neden olmuştu. Elbette annesine hesap soracaktı o ayrı meseleydi, ama sidra ile de konuşması gereken konular vardı, ve madem böyle bir şey yaşanmıştı bir daha olmaması adına olan bi ten her şeyi konuşmaları gerekiyordu. Doruk ta sidranın odasına girdikten sonra kapıyı sessizce kapatıp odasının ortasında bekleyen sidranın yanına gitti. "ee hadi bakalım oturda işe koyulalalım" dedi doruk gülerek. Sidra da sırıtarak arkasını döndü ve makyaj masasının önüne oturdu, saçlarını geriye doğru atarak doruğun yanına gelmesini bekledi. Heyacanlanmıştı sidra, alt tarafı saçlarını kurulayacaktı ama sidra öyle hissetmiyordu içi kıpırdı kıpırdı, eli kolu titriyor ne yapacağını bilmiyordu. Doruk ise hayranlıkla bakıyordu sidraya, bu zamana kadar hayalini kurduğu bir çok şeyi biraz da olsa yaşıyordu ve bu anların bitmesini asla istemiyordu. Sevdiği kız yanında kalsın hep ona baksın istiyordu hatta bu hayaline bu gün biraz daha yaklaşmıştı ama annesi gelip baltalamıştı bu hayalini, düşünce bir kez daha kızdı annesine ve yarın buna son vermenin en doğru karar olduğuna kanaat geldi ve bu düşüncelerinden sıyrılıp aynanın karşında ışıl ışıl bakan dünyalar güzeli sevgilisine baktı,ve adım adım yanına yaklaşıp bir hayalini daha gerçekleştirdi. Tadını çıkara çıkara kuruttu sidranın saçlarını bu gün son olsun diyerek sidra ne kadar yakın davranırsa o kadar yakın davrandı sidraya. Saçlarıyla oynadı, saç tellerinden kendilerine bıyık yapıp resim çekindiler, sidranın saçlarını kuruturken şekilden şekile girdiler ama çok eğlenmişlerdi. Sonunda kurutma işlemi bittiğin de ikisinin de gülmekten çeneleri ağrıyordu ama bu durumdan asla pişman değildiler. Doruk ışıl ışıl gözleriyle ve muhteşem gülüşüyle ona aynadan bakan sidraya baktı uzun uzun. Yüzünün ve saçlarının her bir milimini beynine kazımak istiyordu, ezberlercesine uzunca baktı. Sonra iyice sidraya yaklaşıp Derince koklayarak sidranın saçlarını öptü ve iki ellerini yanaklarına koyarak okşamaya başladı. Çenesi hala sidranın başının üstündeyken "Sen hazırlan bende kahveleri yapıp geliyorum, bir şey ister misin kahvenin yanına" diye sordu göz kırparak Sidra düşünür gibi yapıp yanağında bulunan doruğun ellerini tutarak "aslında benim karnım aç kahveden önce gelip bende bir şeyler yesem iyi olacak, yoksa midemin sesine uyuyamam" dedi tebessümle Doruk onun bu haline gülerek yine çenesini kaldırarak başına bir öpücük kondurdu. "tamamdır, ben sana sandivinç yaparım, hatta kendime de yapayım, dışarıda bahçede yiyelim hava güzel" dedi doruk başka bir fikir sunarak Sidra başını olumlu anlamda sallayarak güldü ve oturduğu yerden kalktı. "ben üstümü değişmeye gidiyim o zaman" dedi utangaç utangaç "git bakalım, üstünü değişmeye" dedi doruk imalı ve çapkın çapkın ona bakarken. Birbirlerine gülüp, biraz öyle baktılar, ikisi de artık yapması gerekeni biliyordu aslında ama şuan sadece birbirlerine bakmak istiyorlardı. Doruk durumu anlayarak "neyse ben artık gidiyim yoksa sabaha kadar kalırız böyle" deyip gülerek kapıya yöneldi. Sidra arkasından gülerek bakıyordu, aniden aklına gelen şeyle "doruk" diye seslendi. "efendim" diyerek döndü yüzünü doruk, oysa kapıdan çıkmak üzereydi. Sidra koşar adım geldi doruğun yanına ve iki eliyle doruğun yanaklarını kavrayıp dudaklarını öptü. Bi an şok yaşasa da doruk karşılık vermesi uzun Sürmedi, iki eliyle belini kavrayıp kendine çekti ve bu gecenin belkide son öpüşmesini yaşadılar. Biraz öyle kaldıktan sonra ayrılarak baktılar birbirlerine, nefes nefese kalmışlardı ikisi de, ilk konuşan sidra olmuştu. "bu gece sanki seni böyle son öpüşümmüş gibi hissettim, aşağıda da öpemeyeceğime göre, işte anladın doruk" dedi yanakları al al olurken Doruk sidranın bu haline gülerek saçlarını sevdi ve önce yanağına sonra boynuna en son da dudağına ufak bir öpücük bırakarak gülümsedi. "evet bu gece son ama şimdilik en azından belirli bir süre sonra tamamen benim olacaksın sidra, bir daha sen gitsen de ben seni bırakmayacağım" dedi kısık ama etkili bir ses tonuyla Sidra gülerek tebessüm etti ve "Hadi git bende geliyorum 10 dakikaya" dedi ve doruktan ayrıldı. Doruk istemeye istemeye kapıdan çıktı ve derin bir nefes alarak gülerek merdivenleri indi. Hala sidra ile yaşadıklarını düşünüyordu, bu durum onun Aptal gibi sırıtmasına neden oluyordu. Mutfağa geldiğin de hala aklında ki düşüncelerle tazgaha yaslandı ve biraz o şekilde kaldı. Mutfağa ne için geldiğini bile unutmuştu, aklı başından resmen gitmiş gibiydi. Uzun bir süre düşündü doruk sağına soluna bakarak neden mutfakta olduğunu sorguladı, aklına gelen tek şey sidra ile yukarıda yaşadıklarıydı,yine aklına onlar gelince yine tezgaha yaslanarak sırıtmaya başladı. Biraz daha kaldı öyle doruk, boş boş mutfakta ne yaptığını bilmeden belirli bir süre kaldı. Taa ki yanına sidra gelene kadar. Sidra günlük rahatlıkla giyebileceği elbiselerinden birini üzerine geçirip birde ona uygun baş örtüsü takmıştı. Oda aynı şekilde mutfağa gülerek geldin de doruğun bu halini görünce daha çok gülmeye başladı. Şimdi ikisi de bir birine bakarak gülüyorlardı. "ee aşkım hani sandivinçler" Dedi sidra tüm şirinliğiyle. Sidradan aşkım lafını duyan doruk bir an neye uğradığını şaşırdı, ondan böyle kelimeler ilk defa duyuyordu, basit, beş harften oluşan bir kelime doruğun kalbini bu kadar etkilememeliydi, ama söz konusu sidra olunca her şey daha bir bambaşka oluyordu. "aşkım mı" dedi doruk şaşırarak yaslandığı yerden kalkarak sidraya doğru ilerledi ve masanın yanında durup Aptal bir sırıtışla sidraya baktı. "kızım yavaş gel da, kalp var bende kaldıramıyabilirim" dedi gülerek Sidra da aynı şekilde gülerek karşılık verdi ona ve sonra ciddi olarak. "ee ama hani, sözde sandivinç yapacaktın biz de yiyecektik, ortada hiçbir şey yok" dedi hafif kızarak. Doruk o an anladı mutfağa neden geldiğini, sidra öyle aklını kurcalamıştı ki, mutfağa geldiğin de ne yapacağını bir türlü hatırlamamıştı. Ellerini saçlarının arasından geçirip "kızım akıl mı bıraktın bende, deminden beri düşünüyorum neden buraya geldiğimi, sen diyince hatırladım. Valla aklımı başımdan aldın ya" dedi hafif kızgınlıkla. Sidra ise doruğun bu hallerine sadece gülüyordu. Masanın diğer tarafından kalkıp doruğun yanına geldi ve yanağımı severek "oyy benim koca bebeğim, gel beraber hazırlayalım o zaman" dedi şirinlikle Doruk anında gülerek. "aklımı başımdan alıyorsun güzelim ve bu durum hoşuma gitmiyor" dedi arzu dolu bir sesle. Sidra ise sadece gülerek, doruğun elinden tutup tezgaha doğru çekti ve beraber mazemeleri çıkararak kendilerine sandivinç hazırladılar. Yiyeceklerini ve içeceklerin alarak bahçeye doğru çıktılar, üçlü koltuğa yan yana oturarak önlerine masa çekip kendilerince ufak bir sofra kurdular ve güle oynaya yemeklerini yediler. Yemek yedikten sonra ise yine mutfağa geçip beraber ortalığı topladılar ve kendilerine kahve yaparak yine aynı yerlerine yani bahçeye çıktılar. Üçlü koltuğun kenarına yaslanarak bacak bacak üstüne atarak hafif doruğa döndü ve o şekilde konuşmaya başladı. "yarın gerçekten annenin yanına gidecek misin" Diye tedirginlikle sordu, doruğun bu konulara kızmasından korkuyordu. Derin bir nefes çekti içine doruk, sonra sidraya bakarak. "evet gidiceğim, buna artık bir son vermeliyim" Dedi üzgünce "doruk bende seninle gelmek istiyorum" diye sordu sidra "Neden benimle gelmek istiyorsun" dedi doruk kahvesin den bir Yudum alarak. Sidra derin bir nefes çekerek doruğa baktı. "doruk kötü bir şey demek istemiyorum sonuçta annen ama bu gün bu şekilde olmamızın sorumlusu birazda annen tamam suçun hepsi annen de değil ama yine de bir annenin bu şekilde ileri gidip kötü olabileceğini düşünmedim, o yüzden sana inanmadımm, hata ettim, o yüzden yarın senin elini tutarak hesap sormak istiyorum annene, hatta saç baş dalabilirim bile " dedi göz devirerek. Doruk güldü sidranın son söylediğine. " dal tabi sevgilim sana serbest "dedi göz kırparak. Sidra da gülerek. " yaa doruk ciddiyim ama ben " dedi ama hala gülüyordu. " tamam işte bende ciddiyim. Sorun yok sor hesabını dal saç baş elimi bile kaldırmam "dedi gülerek. " peki o zaman anlaştık " dedi sidra kahvesin den bir Yudum alarak. Doruk gülerek baktı sidraya ve sonra kahvesin den bir yudum aldıktan sonra. " Sen rabia ya da kal bence sidra, bizim için böylesi daha iyi gibi " dedi ciddi bir ses tonuyla Üzüntüyle baktı sidra doruğa ve bunu sesine yansıtarak "Neden beni istemiyor musun yada görmek mi istemiyorsun hangisi" diye sordu merakla Doruk gülerek baktı sidraya ve biraz yaklaşarak boşta kalan elini kavrayarak tuttu sonra dudaklarına götürerek öptü. "seni istememek, görmemek mi, saçmalama sidra böyle bir şeyi istemem için salak olmam lazım, seni deli gibi istiyorum her zaman yanımda kolumun altın da ol istiyorum, sarılayım öpeyim istiyorum, doya doya sana bakayım istiyorum, böyle bir şey söz konusu bile olamaz" dedi naif bir ses tonuyla. "peki o zaman sebeb ne neden öyle dedin" diye merakla sordu sidra. Doruk derin bir nefes çekerek "sorun şu güzelim, ikimiz de birbirimize karşı koyamıyoruz ve yanlış şeyler yapıyoruz, yanlış anlama seni öpmek sarılmak heleki saçlarını sevmek benim için bir lütuf ama sen de biliyorsun ki günah biz bu gün seninle bile bile günah işledik, nefsimize hakim olamadık ve haddimizi aştık belki birazdan yine aşacağız ama bu son olmalı sidra, evlenene kadar ayrı yerlerde yaşamalıyız, ben bazı şeylerin zamanında yaşanmasını istiyorum, ve söz konusu sen olunca kendime hakim olmam biraz zor oluyor, yusuf ve rabia evlenene kadar beraber kalsanız bence iyi olur " Dedi normal bir tonda konuşmaya çalışarak. Sidra uzunca bir süre düşündü. Haklıydı doruk bile Bile günaha giriyorlardı, tamam doruğa karşı tüm duvarlarını yıkmıştı ama bu kadar da olmamalıydı İç çekerek bakrı doruğa ve üzgünce bakışlarını kaçırarak "haklısın fazla aştık sınırımızı, peki ya evlilik işi ne olacak, sonuçta ortada cevabı hayır olsada bir teklif var gerçi şimdi sorsan evet derim de, neyse" dedi kahvesinden bir Yudum alarak. "evet ortada bir teklif var, ama sanki biraz daha beklemeli gibi biz biraz daha tanıyalım birbirimizi, biraz daha zaman geçirelim o arada Yusufla da evlenir, biz de evlenmeye karar verdiğimiz de önümüz de bir engel kalmaz, diye düşündüm sen ne diyorsun" Diye sordu doruk. Merakla bekliyordu cevabını Sidra biraz düşünerek doruğa baktı ve gülümse di. 'ben seninle aynı şeyi düşünmüyorum doruk bence hemen evlenelim, yaşaya yaşaya öğreniriz her şeyi ben senden ayrı kalmak uzak kalmak istemiyorum " dedi ciddi bir tonda " güzelim şakanın sırası değil ama ciddi bir şey konuşuyoruz, ona odaklan "dedi doruk Sidranın şaka yaptığını falan düşünüyordu ama yanılıyordu, sidra bu kararından hiç olmadığı kadar emindi. Elinde ki kahve fincanını masanın üzerine bırakarak doruğun eli elini de tutup gözlerinin içine baktı. " şaka yapmıyorum doruk ben gayette ciddiyim, senden uzak kalmak istemiyorum, karı koca olalım beraber vakit geçirelim istiyorum, yarın konuşalım dedenle halledelim bütün ailevi sorunları ve 3 ay içerisin de yapalım nişanı düğünü, ölümlü dünya da yarına çıkacağımız belli değilken neden erteliyoruz ki " Dedi tebessüm ederek. Doruk şok olmuştu sidradan böyle bir şey beklemiyordu, şaşkınca baktı sidranın yüzüne bir şey demeden hatta nefes bile almadan öylece baktı yüzüne. " doruk bir şey demeyecek misin " diye tedirginlikle sordu sidra Doruk biraz kendini toparlayarak 'emin misin sidra bak sonra pişman olma, hem teklif de hayal oldu, sen heves etmiştin " Diye kendince bir şeyler zırvalamıştı. Sidra güldü. " eminim doruk hemde hiç olmadığım kadar, hem teklifi de beğenmemiştim zaten karanlık her yer ne olduğu belli olmuyordu, bir daha edersin bende bu sefer avazım çıktığı kadar evet derim olmaz mı " Diye tebessüm ederek konuştu. Doruk tuttuğu elleri öperek, mutlulukla baktı sidra ya sonunda hayali gerçek olacaktı. " seni çok seviyorum sevgilim hemde çok " dedi ellerini öpüp koklarken. '' bunu olumlu anlamda, evet olarak kabul ediyorum" dedi sidra gülerek Doruk ise evet anlamında başını salladı sadece. Sonra oturdukları koltukta yana yana gelerek doruk sidrayı kolunun altına alarak başından öptü ve öylece manzarayı izlediler. "yarın bizim için değişik bir gün olacak önce annemler sonda sizinkiler bakalım nasıl tepki gösterecekler" dedi sidra derin bir nefes vererek "tepki demişken sahi, yusuf sana ne dedi de sen o kadar üzüldün, oda da da bir kaç bir şey dedin ama anlamadım, canını mı sıktı" Dedi doruk endişeli bir şekilde. Sidra iç çekerek baktı Yusufa. "seni üzdüğüm için, inanmadığım kendi başıma iş yaptığım için kızdı bana, bencilsin dedi değiştin dedi sen sevmenin ne olduğunu biliyor musun dedi, daha bir sürü şey işte, seni üzdüğüm için zaten üzgündüm bide abim böyle söyleyince daha da üzüldüm sonra ise attım kendimi banyoya ondan sonra kendimi yine senin yanında buldum" Dedi ağlamaklı bir ses tonuyla. "şşt sakın ağlayayım deme, sen ağlayınca içim bir tuhaf oluyor elimden bir şey gelmemesi beni üzülüyor, hem yusufta anlayacak saçma sapan şeyler dediğini, sıkma canını olur mu" Dedi teselli ederek "ne bilim doruk kırıldım abim bana ilk defa böyle yapıyor ve ben sanırım ilk defa abime kırıldım ve nasıl düzeleceğimi bilmiyorum" dedi İyice doruğa sarılarak. "zamana bırak o zaman, zamanla düzelirsiniz ben buna eminim" dedi doruk sıkıca sararken sidrayı. Bir şey demedi sidra ve öylece biraz kaldılar, sessizliği dinlediler uzunca bir süre, doruk saatine baktığın da saatin gece yarısı 2 olduğunu gördü. Ve sidrayı hafif dürterek. "bu anı hiç bozmak istemiyorum ama saat epey geç olmuş, hadi gel yatalım, bu gün yapacak çok işlerimiz var dirençli olmamamız lazım" dedi gülerek. Sidra doğrularak baktı doruğa "biz şimdi ayrı ayrı mı yatacağız" diye sordu üzülerek. Doruk sidranın yanağını okşayarak. "sana söz güzelim bu ayrı yattığımız son gece" dedi aşk dolu gözlerle ona bakarken. Sidra da aynı içtenlikle gülümsedi doruğa. Sonra fazla oyalanmadan içeri girdiler ve ayrı yattıkları son gece için odalarına geçtiler. Sabah olduğunda farklı birer sidra ve doruk olacaklardı ama ne olursa olsun asla vazgeçmeyeceklerdi. Çünkü seven iki kalbi bu zamana kadar kim ayrılabilmişti ki.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD