Boşuna dememişlerdi, büyük lokma ye ama büyük konuşma diye, bir gün olmasa bile elbet o büyük konuştuğun gelir seni bulurdu.
Doruğun da aynısı olmuştu.
Affetmem, eskisi gibi olmam, bundan sonra her şey çok daha farklı olcak diye kendine kendine büyük konuşarak söz vermişti doruk, ama şimdi ne verdiği söz ne de büyük konuşması kaldı ortada, hepsi sidranın duvarlarını yıkması ile son buldu.
Açıkcası bu durumdan memnundu doruk, sidra onunla evlenmeyi hatta uzatmadan hemencecik evlenmeyi kabul etmişti, bu doruğun istediği ve hayalini kurduğu şeylerdi, ve bir bir gerçekleşiyordu.
Gerçi hala içine sinmeyen bir süre şey vardı.
Mesela evliliği kaldıra bilecekler miydi, sidra hem okuyup hem evliliği idare edebilecek miydi, ya anlaşamazlarsa o zaman ne olacaktı, mesela çocukları olsa nasıl olcaktı, evi geçindirebilecek miydi, bunlar doruğun kafasın da ki cevapsız sorulardı, ama cevabını anca yaşayarak öğrenebilirdi.
Barışmanın ve yeni kararlar almanın verdiği heyacanla sidra ve doruk uyumak için odalarına geçtiler.
İkisi de bir kaç saat önce yaşadıkları şeyleri düşünerek uykuya daldılar, yarın onlar için büyük bir gündü, hem sidra ailesine söyleyip bir nevi onay alacaktı hemde artık doruk için ailesi ile yüzleşmenin vakti gelmişti.
Sağa sola dönerek anca uykuya dalan ikili sabah namazlarına Bile zor kalkmışlardı, birlikte cemaatle kılıp dualar etmişlerdi.
Namaz da ikisi de uyku sersemi olduğu için kimse doğru düzgün bir şey anlamamıştı, bir şeylerin cevapları için sabah olup kahvaltı zamanını bekliyorlardı.
Ve nihayet Sabah olmuş kahvaltı vakti gelmişti.
Yusuf önce doruğu uyandırmaya gelmişti, sidra ile araları hala bozuktu, ilk defa kardeşine bu denli ağır laflar etmişti. Aslında söyledikten hemen sonra pişman olmuştu ama yapacak bir şey yoktu olan olmuştu.
Uzun uğraşlar sonuncunda doruğu kahvaltı için kaldırmayı başarmıştı Yusuf, çok keyfi olmadığı için doruğun uyandığından emin olduktan sonra fazla oyalanmadan sidranın kapısına gitti.
Kapıyı açıp içeri girmek yerine şiddetli bir şekilde kapıya vurup
"kahvaltı hazır" demişti.
Sidra elbette duymuştu, uykusu doruk kadar derin değildi, ister istemez abisinin bu tavrına canı sıkılmıştı, ama yapacak bir şey yokru olan çoktan olmuştu.
Sidra çok oyalanmadan üstünü giyindi ve aşağa inmek için odadan çıktı, kapıyı kapattığın da doruğun kapısının açık olduğunu farkına vardı, merak gidip açık olan kapıyı açarak kafasını uzattı.
Doruk yatakta yüz üstü yatmış uykunun tadını çıkarıyordu.
Sidra gülerek girdi içeri ve doruğun yüzünü severek bir kaç öpücük kondurdu,
"Hadi sevgilim uyan" dedi dudakları hala doruğun yüzün de gezinirken.
"ımmm" diye kendince sesler çıkarıyordu doruk hala uyku sersemliği üstündeydi.
Sidra ise onu sürekli öperek rahatsız ediyor ki uyansın diye.
"sevgilim ama hadi uyan artık" diye hafif sesle sitem etti sidra ve bir kez daha kocaman öptü doruğu.
Bu sefer açmıştı gözlerini ve tebessüm ederek bakıyordu sidraya.
"Allahım ne kadar güzel bir gün bu ne kadar güzel bir kaldırış sonsuza kadar bu şeklide uyanmak istiyorum " dedi gözlerini açmaya çalışarak, sidra ise onu bu hallerine gülmekle yetindi sadece.
"Hadi ama herkes bizi bekliyor, kalkta gidelim zaten heyacanlıyım annemler ne tepki verecek bilmiyorum" dedi sidra biraz endişeli bir şeklide
Doruk artık tamamen açmıştı gözlerini biraz daha gerinerek yatağın için de doğruldu ve sidranın ellerini tutarak;
"endişelenme güzelim anne ve baban dünyanın en iyi insanları fazla tepki vereceklerini sanmıyorum, istersen ben konuşayım sadece" dedi uykulu ama sidrayı teselli eder gibi.
Baş parmağıyla doruğun elini okşadı sidra sonra gülümseyerek;
"saol bitanem ama ben konuşsam daha iyi olacak sen girmen gereken yerde girersin olur mu" diye tebessümle konuştu.
Doruk gülümseyerek baktı sidraya, sonra derince bir iç çekerek
"senin Birtanem diyen ağzını öperim" dedi aşkla
"doruukkk" diye utançla söylendi sidra başını eğerken.
"tamam tamaö utanma, utanınca daha çok cezbedici olıyorsun dayanamıyorum" dedi gülerek.
Kaşlarını çatarak kalktı yataktan sidra ve ciddi olmayan bir kızgınlıkla;
"hadi doruk çocukluk yapma gidiyorum ben sende gel yoksa kalkamayacaksın"
Dedi kollarını göğsün de bağlarken.
Doruk çapkın bir gülüşle bakıp;
"evli olsaydık inan kalkmazdım, senin de göndermezdim" dedi göz kırparak
Sidra yaptığı imayı anlayarak daha çok çattı kaşlarını;
"sapıklaşma doruk, uçtun yine, hadi ben gidiyorum sen de oyalanma da gel" dedi kapıya yönelerek.
Doruk hemen hızlıca yataktan kalkıp sidrayı kolundan yakaladı, ve biraz kendine çekerek.
"biraz bekle beraber inelim olur mu" diye sordu doruk bakışları yüzü ve dudakları arasında mekik okurken.
Sidra heyacanla yutkundu, dorukla her yakınlaştığında kalbi çok fazla atıyordu, ama yine de belli etmeyeye çalışarak ve arada ki mesafeyi biraz açarak;
"5 dakikan var ondan sonra beklemem inerim aşağı" dedi emir verir tonda.
Doruk onun bu haline gülerek, asker selamı yapıp;
"emredersin hanımım" dedi gülerek
Sidra nın çok hoşuma gitmişti ki baya gülmüştü, doruğun bu haline, doruk ise uzaktan ona öpücük atarak banyoya ilerledi.
Elini yüzünü yıkayıp bir kaç hareketle saçını da düzelttikten sonra kapıyı açarak dışarı çıktı, sidra odanın çıkış kapısında onu bekliyordu.
Doruğun çıktığını gördüğün de hemen kapıyı açarak gülümseyerek dışarı adımladı.
Doruk ise yine aynı yüz ifadesiyle sidra ile beraber mutfağa gitmek için haraketlendi ve gülerek birşeyler konuşup mutfağın yolunu tuttular.
Mutfağa gülerek girdiklerini de yusufun ve anne babasının dikkatini çoktan çekmişlerdi.
Sofrada ki herkes onlara şaşırmış bir şekilde bakıyordu, sidra ve doruk ise sanki hiçbir şey olmamış gibi doruğun az önce küçükken yaptığı sakarlığa gülüp duruyorlardı.
"Sen masaya geç ben çaylarımızı koyarım" dedi sidra doruğa gülümseyerek, dorukta bu durumdan memnun olarak masaya oturdu ve "günaydın" diye bir şekilde söyledi.
Ali bey ve Hatice hanım şaşkınlıkla sessizce 'günaydın' dese de hala ne olduğunu anlayamamışlardı,sadace doruk ve sidraya bakıp duruyorlardı.
Sidra elinde iki tane çayla gülerek yaklaştı masaya, doruğu bakıp gülümsedi ve önüne koyarak hemen yanında ki boş sandelye ye oturdu.
"hayırlı sabahlar hepinize, hadi afiyet olsun" dedi sidra da en az doruk kadar neşeli bir şekilde.
Ali bey ve Hatice hanım hala şaşkındılar Yusuf ise bu hallerini sorguluyordu, doruk ve sidra ise hiçbir şey olmamış gibi tabaklarına kahvaltılık koymaya devam ediyorlardı.
Bir süre sofrada sadece doruk ve sidranın sesi duyuldu geri kalan herkes sadece onlar bakıyor ve ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Sonunda Yusuf dayanamayarak elinde ki çatalı sertçe tabağa bırakarak dikkatlerin ona dönmesini sağladı ve masada ellerini birleştirerek ciddi bir şekilde;
"ne sizin bu haliniz dün akşam kanlı bıçaklı idiniz şimdi herşey gülüyorsuz ne oldu barıştınız mı" diye tek kaşını kaldırarak sordu.
Anne ve babası heyacanla verecekleri cevabı bekliyorlardı, doruk ise yüzünde ki gülümsemeyi soldurmadan, kafa salladı ve;
" evet barıştık " dedi sidraya bakarken.
Anında anne ve babası oh diyerek rahatladılar mutlu olmuşlardı, sonuçta ikisi de evlatlarıydı ve mutsuz olsun istemiyorlardı, üstelik ali bey ve Hatice hanım çok büyük bir aşkla evlenmişlerdi, aşka ve sevgiye her zaman destek olup inanmışlardı, kızlarının mutluluğu onlar için her şeydi.
Ama Yusuf hala kaşları çatık bir şekilde duruyordu, bir gece ne oldu da barıştınız diye kendince sorguluyordu için de.
Ali amca daha fazla dayanamayarak;
"siz mutlu olun evlatlarım, yüzünüz deki bu gülümsemeyi gördüm barıştık dediniz ya valla bana dünyaları verdiniz, çok üzülmüştüm hep öyle kalacaksınız diye" dedi tebessüm ederek.
Sidra utançla başını eğdi, annesi ise gözleri dolu dolu heyacanla bakıyordu oğlu doruğa ve kızı sidraya.
Bir kaç bir şey de o söyledi dayanamayarak;
"aranızda ki sohbet muhabbet hep baki olsun, birbirinizi dinleyin bundan sonra öyle kararlar alın, şu ölümlü dünya da üzmeyin birbirinizi" dedi anne sevecenliğiyle.
Sidra ve doruk birbirine bakarak güldü, sidranın yanakları çoktan al al olmuştu bile, doruk ise heyacanla gülümsüyordu onlara.
Yusuf ise hala aynı şekilde duruyordu ve daha fazla dayanamayarak;
"dün gece her şey bitmişti doruk, bir daha olmaz affetmem diyordun büyük büyük laflar ediyordun, ne oldu da birden bu şekile geldiniz" dedi hafif sinirle.
Doruğun yüzün del ki ifade solarken anlamaz bir şekilde baktı Yusufa biraz bozulmuştu açıkcası yusufun bu tepkisine
"evet diyordum ama yanılmışım demekki büyük laflar etmemem gerekiyormuş, dün akşam sidra ile konuştuk ve bazı kararlar aldık birbirimizi dinledik anladık ve uzatmamaya karar verdik bu kadar, ne oldu ki Yusuf bu durum neden seni rahatsız etti" diye sordu hafif sinirle.
Yusuf derin bir nefes alarak gözlerimi kapayıp açtı sinirlenmişe benziyordu.
"lan sen dün üzüldün diye ben bu kıza bir ton laf ettim, şimdi gelmiş karşımda gevşek gevşek gülüyorsun, bide gelmiş seni neden rahatsız etti diyorsun, neden acaba doruk bey"
Dedi sinirle ve hafif bağırarak.
Doruk ellerini yumruk yaparak sinirlenmemeye çalışıyordu, yusufun aksine daha sakin bir ses tonuyla.
"zaten üzülmüştüm Yusuf, sidra gelip benimle konuşmasaydı ve içindekileri anlatmasaysı biz yine barışmaz kötü olurduk emin ol, üstelik senin yaptığın da hata ne olursa olsun sidraya öyle laflar etmemeliydin, tamam beni üzdü kırdı tepki göstermen çok normal ama senin ki fazla olmuş, sevilmeyi hak etmiyorsun demek ne demek Yusuf, en cani insan bile bir yerden sonra sevilmeyi hak eder sen kardeşine nasıl böyle söylerde kalbini kırarsın, tamam sen benim dostumsun kardeşimsin yerin bende her zaman ayrı, ama bende önce de sidra vardı o senin canın kanın, biz şuan sidra ile küs bile olsak bunların hesabını sana sorardım, ve şuan ki tavrın inan ikimizin de hoşuna gitmedi, biz mutlu olursun diye düşünmüştük "
Dedi sakin bir ses tonuyla, yusuf ise hala burnundan soluyor gibiydi, hala sinirli gözüküyordu.
" normal şartlar da mutlu olurdum zaten doruk, ama sizin ilişkiniz asla normal değil hemde hiç, oyun mu sanıyorsunuz siz bu ilişki durumlarını da sürekli burun buruna gelip sonra bir şey yokmuş gibi davranıyorsunuz, çocuksunuz hala ve size her şey lay lay lom geliyor, akıllanın biraz " dedi hafif bağırarak
Doruk artık dayanamayarak dişlerini sıkarak;
" yusuf sözlerine dikkat et " dedi gözlerini dikmiş Yusufa bakarken
Sidra anında gerilmişti, ve içini bir korku kaplamıştı.
Ali amca babalık yaparak hafif kızgın bir sesle;
" şşt çocuklar kendinize gelin, yusuf oğlum ne bu sinir, sen de dün diyordun inşallah barışırlar diye şimdi ne oldu da bu kadar tepki gösteriyorsun, kendinize gelin sofra başındayız" dedi kaşlarını çatarak
Yusuf ve doruk birbirlerine hala dik dik bakıyorlardı, ali bey in söylediklerin den sonra bakışlarını bir birilerin den çekerek önlerine döndüler.
Sidra bu duruma çok üzülmüştü çünkü ne olduysa biraz da onun suçu vardı, biraz zaman geçip herkes sessizliğe bürünmüştü sidra ise kendini fazlaca suçlu hissediyordu, kendini toparlamaya çalışarak boğazını temizledi ve konuşmaya başladı;
"izniniz olursa ben bir kaç bir şey demek istiyorum anne ve baba" dedi çekingen bir şekilde
Ali bey tüm babacanlılığıyla
"tabi kızım tabi söyle" dedi sidraya bakarak
Sidra derin bir nefes alarak, kendini sakinleştirmeye çalıştı, sonra ise beklemenin bir şeye yararı olmadığını anladığında konuşmak için ağzını açtı;
"biliyorum ve farkındayımm, çocukça şeyler yaptım, doruğu anlamadım ona inanmadım onu üzdüm, onunla beraber sizi de üzdüm ama siz de beni anlayın bana bu durumu hiç anlatmadınız konu hakkında yada bu kadar ileri gidebileceğini ben hiç düşünmedim, kendinizi benim yerime koyun sevdiğiniz adamın annesi tarafından para göz ve zengin çocuk avcısı olarak görülüyorsunuz, ne tepki verirdiniz ki tamam abartmış olabilirim doruğu dinlememiş olabilirim bu konu da hatalıyım zaten kabul ediyorum, ama dün siz öyle dedikten sonra çok düşündüm, abim bana değiştin dedi farkında değildim ama sanırım doğru demişti değişmişim düşünce farkına vardım, Birden yıllardır sevdiğim adama duvar örmüşüm farkına varmadan, gereksiz saçma sapan hallere girmişim, her ne kadar abim canımı yaka yaka bunu bana anlatsa da haklıydı, bende bu konunun bir sona ulaşması lazım dedim ve gittim konuştum dorukla, çünkü babam her zaman seviyorsan çabala derdi bende seviyordum ve çabaladım, sağ olsun beni anladı doruk konuştuk ve anlaştık, ve bazı kararlar aldık "
Dedi doruğa bakarak, doruk ise onaylar şekilde gözlerini açıp kapadı, sidra aynı şekilde yaparak anne ve babasına döndü
Hatice hanımla merakla ve birazda korku dolu bir ifadeyle;
" ne kararı aldınız kızım " diye sordu
Sidra derin bir nefes alarak;
"aldığımız kararlar belki size fevri verilmiş kararlar olarak gözükebilir ama biz inanıyoruz ki her zaman her şeyin üstesinden gelebiliriz," dedi yutkunarak sonra kendini toparlamaya çalışarak;
"bu gün doruk ile gidip annesiyle konuşmayı hatta yüzleşmeyi planladık, dedesi de sanırım anne ve babasının yanında doruk olan biten her şeyi dedesine demeyi düşünüyor hatta evlerine giderken bir avukattan boşanma dilekçesini alıp dava açmayı bile düşündü, bide miras var elbette, doruk ona kalan mirasın eşit miktarda hem annesine hemde babasına bölünmesine karar verdi ve dedesi ile arasını düzeltmek istediğini söyledi ve bende ona destek olacağımı söyledim, aldığımız kararlardan ilki bu " dedi anne ve babasına bakarak.
Babası gururla gülümseyerek;
" senin her saçma aklı başında bir kız olduğunu biliyordum ama bunu bir kez daha anladım kızım, ben ne karar verirseniz verin her zaman arkanız dayım hem senin hem abinin hemde doruğun, bunu unutmayın olur mu" dedi tebessüm ederek.
3 de gülümsemişti ali beyin bu dedikleri karşısında, yusuf söze girerek;
"diğer aldığınız karar ne" diye sordu ikisine de bakarak
Sidra abisine baktı, gözleri dolmuştu hemde kırgınlıkla;
"abi ben 19 yaşındayım ve hayatım da ilk defa sana kırıldım, ve bunu nasıl düzelteceğim bilmiyorum, doruk sevdiğim adam bir şekilde yolunu bulurum konuşurum beni anlamadın derim kendimi anlatırım ama sen abimsin ve beni en iyi bilensin seni nasıl affedebilirim yada sana kırgınlığım nasıl geçer bilmiyorum, ne yapmam gerekiyor ne demem gerekiyor bilmiyorum ama aklıma ne gelirse geldin sana olan kırgınlığım her şeye engel oluyor, ve ben bu işin içinden çıkamıyorum "
Dedi sidra gözünden yaş akarken, yusufun da gözleri dolmuştu ama sadace baktı sidraya bir şey demeden kafasını önüne eğdi ve derince yutkundu.
" belki gelip birbirimize sarılsak kırgınlığımız geçer " dedi Yusuf sesi titreyerek, oda bu durumdan pek memnun değildi.
Sidra gülen yüzle baktı abisine ve oturduğu yerden kalkarak koşarak abisine "abii" diye ağlayarak sıkıca sarıldı.
Yusuf unda gözünden bir iki damla yaş akmıştı, ama bu duruma aldırmadan sıkıca sarıldı kardeşine "özür dilerim prensesim" dedi sidraya daha sıkı sarılarak, sidra da aynı şekilde abisine karşılık verdi.
Ali bey ve hatice hanım birbirlerine bakıp gururla gülümsediler, onlarda çocuklarının bu olgun davranışları karşısında el ele tutuşup gülümseyerek baktılar.
Doruk ta aynı şekilde bakıyordu Yusuf ve sidraya, belirli bir süre geçtikten sonra Yusuf hafif başını kaldırarak doruğa baktı ve gülerek " gel lan buraya" dedi ellerini sallayarak.
Doruk bu anı bekliyormuş gibi hızla yanlarına gidip sarıldılar, Üçü sanki bir beden olmuşlardı, Bir süre öyle kaldılar.
Sonra birbirlerin den ayrılarak göz yaşlarını sildiler, göz göze geldiklerin de kahkaha atarak güldüler, bir kaç dakika böyle geçmişti.
Yusuf yine aynı soruyu sordu ama bu sefer daha sakin bir ses tonuyla;
"ee ama hala diğer aldığınız kararı söylemediniz" dedi merakla ayakta duran sidra ve doruğa bakarak, anne ve babası da heyacanla bakıyordu onlara
Doruk ve sidra aynı anda birbirlerine baktılar ve gülümsediler.
Doruk heyacanla derin bir nefes alıp yavaşça sidranın elini tuttu ve biraz sidradan uzaklaşarak ellerini görünür hala getirdi.
El ele tutuştuklarını gören Yusuf, ali bey ve Hatice hanım şaşkınlıkla baka kaldı.
Doruk aldırış etmeden konuşmaya başladı;
"ne doğurmayla anne olunur nede para vererek baba, evet bir annem babam var ama söz de var, ben anne ve baba nasıl olunur sizden öğrendim ali baba ve Hatice anne, sizi ailem bildim, sidraya karşı bir şeyler hissettiğim zaman kendime çok kızdım, onlar seni evlatları yerine koyarken senin yaptığın iş mi dedim kızdım uzakkaştım korktum ama sidranın sevgisin den kaçamadım kalbime de söz geçiremedim sevdim sidrayı hemde kendimden çok, ve şimdi ali baba ve Hatice izniniz ve rızanız olursa ben bu tuttuğum eli ölene kadar bırakmak istemiyorum, biz evlenmeye karar verdik, eğer sizin de rızanız olursa "
Dedi doruk sidraya bakarak, ve gelecek tepkileri beklemeye başladı, aslında izin vermezler diye de biraz korkuyordu ama ne olursa olsun dediği gibi sidranın elini bir kere tutmuştu ve bırakmaya kesinlikle niyeti yoktu.
" ney ney ney " diye şaşırarak hafif bağırdı yusuf, ali bey ve Hatice hanım ise hala şaşkındılar.
"duydun ise oğlum ne diye ney diye soruyorsun" diye dişlerinini arasında konuştu.
Yusuf ağzı açık öyle bakıyordu ikisine, yine mutfakta sessizlik hakimdi ve bu durumdan sidra çok rahatsız olmuştu, ister istemez gerilmişti.
"Bir şey demeyecek misiniz" diye tedirginlikle sordu sidra.
Ali bey kendine gelerek;
"kızım ee sen dün hayır demedin mi bu çocuğa, hem ne desem bilemedim şaşkınım hala" dedi boş boş bakarak
Doruk açıklamak için söze atılacakken sidra onu susturup;
"haklısın babacım dedim ama eğer o olay olmasaydı ben zaten doruğa evet diyecektim, dün doruk kendimizi tanıyalım, ani kararlar vermeyelim dese de ben kabul etmedim, fazla uzatmanın bir anlamı yok biz uzak kaldıkça hep bir şey çıkıyor, düşüceksekte beraber düşüp beraber kalkalım, ne olacaksa beraber üstesinden gelelim dedim, oda kabul etti ve biz bu gün doruğu anne ve babası ile yüzleştikten sonra isteme söz ve nişan için gün belirleyeceğiz, tani eğer sizin de izniz olursa " dedi tedirginlikle.
Anne ve babası birbirlerine bakıp şaşkınlıkla baktılar birbirlerine, ne diyeceklerini ne tepki vereceklerini bilmiyorlardı. Yusuf ise öylece bakıyordu ikisine hala olayı kavramış değildidi.
Bir süre sessiz kaldı yine ortalık sidra ve doruk ister istemez gerilmişlerdi ama elleri hala kenetli bir şekilde duruyordu.
Ali bey derin bir nefes alarak sidra ya baktı;
"peki kızım okulun ne olacak" diye sordu tedirgin bir şekilde.
Bu sefer cevap veren doruk oldu.
"tabiki de okuyacak ali baba, biz fazla uzatmak istemiyoruz ara tatilde evlenmek istiyoruz, yusuf ve rabia nın nişanından sonra, sidra nın okulu devam ettiği sürece ben hep destekçisi olacağım evet evli olacağız ama her şey sidraya kalmayacak, her şeyi konuştuk ve hep bir yolunu bulduk ali baba gözün arkada kalmasın" dedi tebessüm ederek.
Ali bey kaşlarını çatarak
"ne demek ara tatilde evlenmek istiyoruz ne bu acele hem senin askerlik te yok önce bir askerliğini yap oğlum yaza olur düğün" dedi hafif kızgınlıkla
Doruk derin bir nefes alarak
"askere zaten gidiyorum ali baba, zaten uzum zamandır düşünüyordum, iki ay sonra stajım bitiyor ve kendi işime başlamadan gidip geleceğim zaten bedelli olarak yazılmıştım, yani düğünden önce askerliğimi yapmış oluyorum, ama sen dersen ki yazın olsun, o da olur yeter ki rızan olsun "
Dedi yine aynı şekilde tebessüm ederek
Hatice hanım doruğun son söylediğine tebessüm etmişti, hoşuna gitmişti gönüllerini yapması
Ali beyin de hoşuma gitmiş olacak ki gülümde di
" AH senin şu tatlı dilliliğin yok mu evladım, her şeyi hemen çözüyor,elbette rızamız var, evlenin ara tatilde de evlenebilirsiniz ama bana kalırsa yazın evlenmeniz daha uygun olur hem dışarıdan bakan yanlış anlamaz hemde sidranın okulu bitmiş olur kafası rahat olur, sende askerliğini yapmış olursun işe başlarsın alışırsın bir şeyleri rayına koyduktan sonra evlenmeniz daha uygun olur, söz ve nişan için dediğiniz her hangi bir tarih olur siz ne zaman derseniz uyar bize " dedi gülerek.
Doruk için 6 ay beklemek çok uzun gelse de yinede rızaları olması onu mutlu etmişti, sidra ve doruk birbirlerine bakıp gülümsediler ve ellerini bırakıp ali bey ve Hatice hanımın ellerini öpmek için hareketlendiler.
Yusuf ise sadece bakıyordu onlara ne tepki vermesi gerektiğini hala kestiremiyordu.
El öpme işi bitince sidra ve doruk Yusufa bakarak bir şey demesini beklediler, yusuf bunu farkına vararak;
"ne demek evleniyorum, bu kız sana hayır demişti" dedi hala şokta olduğu çok belli oluyordu.
Sidra ve doruk hatta anne ve babası bir anda gülmeye başladı, doruk yusufun omuzunu dokunarak;
"kardeşim o konuyu geçeli çok oldu, bak biz düğün tarihini Bile Belirledik" dedi gülerek
Yusuf doruğa sinirle bakarak;
"akıl mı bıraktınız oğlum bende ben ne tepki vereceğimi şaşırdım" dedi sitemle
Doruk gülerek ellerini iki yana açtı;
"sarılarak tebrik edebilirsin mesela kardeşim sonuçta enişten oluyorum sen de benim kayınçom" dedi alayla
Yusuf doruğun bu hallerine gülerek kafasını iki yana salladı;
"gel lan buraya enişte bozuntusu" diyerek kucaklaştılar.
Hepsi birlikte gülüyordu bu duruma, doruk ile sarılma faslı bitince dolu gözlerke baktı sidra ya, ona da kollarını açarak yanaştı, sidra anında abisinin kollarında yerini alarak sıkıca sarıldı, biraz öyle kaldıktan sonra sidrayı kendin den uzaklaştırıp göz yaşlarını sildi.
Derin bir nefes alarak kendini toparlamaya çalıştı ve Bi abi olarak için deki o hüznü sözleri ile sidrayla paylaştı;
"Ben her zaman farkındaydım zaten bizim evde misafir olan sendin, bir gün gelecek telli duvaklı evimizden çıkacağını biliyordum ama bu kadar erken olabileceğini düşünmedim, sidram benim güzel kardeşim, sen benim hep en kıymetlimsin en değerlim en sevdiğimsin, ne olursa olsun ne karar verirsen ver ben hep arkadandayım seni kırsam da üzsem de mutlu da etsem ben abiyim ve ömrüm yettikçe seni hep korurum kollarım, sakın evleniyorum bu evden ayrıldım yalnızım diye düşünme sen evlensen de anne de olsan benim her zaman nazlı ama akıllı güzeller güzeli kardeşim olarak kalacaksın sana her zaman kapım açık, dertleşmek istersen omuzum da müsait, He daraldım abi dinlenmeye ihtiyacım var dersen kollarım ve göğsüm de her zaman senin için müsait olacak kardeşim bunu sakın unutma olur mu "
Diye sesi titreyerek konuştu, göz yaşları istemsizce akmıştı sidranın
" abiiii" diyerek atladı boynuna ve sıkıca sarıldı, "seni çok seviyorum abi, iyi ki benim abimsin" dedi hala yusufa sarılırken.
Doruk ta dahil olmak üzere mutfakta kim varsa sessizce ağlıyordu tabi Hatice hanım hariç, bir anda içli ağlama sesleri duyunca bakışlar istemsizce Hatice hanıma kaymıştı.
Hatice hanım ellerini yüzüne kapatmış iç çeke çeke ağlıyordu, sidra ve yusuf endişelenerek gittiler yanına, sidra annesinin elini tutup çekerek;
"annem ne oldu da bu kadar ağlıyorsun" diye sordu
Yusuf ise merakla bakıyordu annesine
Hatice hanım sakinleşerek;
"ne mi oldu, evlatlarım evleniyor daha ne olsun, hem sizi ne de güzel yetişmişim, maşallah size hep birbirinizi koruyup kollayın böyle, hem çok gururlandım hemde çok mutlu oldum, evlatlarım benim sizi çok seviyorum" diyerek sidra ve Yusufa sarıldı, sonra kafasını çekip doruğa balarak " gelsene oğlum sende" dedi doruk gözleri dolarak gitti yanlarına ve yine sıkıca sarıldılar birnirlerine.
Sadece ufak bir an içi acıdı doruğun, durgunlaştı, kendi anne ve babası ile böyle olmak için neleri vermezdi ama olmamıştı bunun eksikliği bir kez daha vurmuştu yüzüne.
Bir süre öyle kaldıktan sonra ayrıldılar ve konuşmaya devam ettiler, sonra yarım kalan kahvaltılarını gülerek şen şakrak bir şekilde bitirdiler, herkesin gönlü olmuş herkes halinden memnundu
Kahvaltı sonuna geldiklerin de ali bey sidra ve doruğa bakarak;
"kızım oğlum daha fazla zaman kaybetmeden, ilk aldığınız kararı uygulamaya geçin ve önünüz deli bu büyük engeli ortadan kaldırın sizde rahat edin biz de" dedi Naif sesiyle
Doruk kafasını sallayarak;
"haklısın ali baba, biz kalalım duruma göre haberleşiriz" dedi ayağa kalkarken.
Ali bey doruğa balarak;
"oğlum ne olursa olsun ne yapmış olurlarsa olsunlar, onlar senin anne ve baban bunu bil ve öyle hareket olur mu, bazen anne ve babalar evlatlarıyla yer değişir, sen öğrenen taraf değil de öğreten taraf olursun, vardır bunda da bir hayır sen saygını aşma hiçbiz zaman olur mu " diye gülümseyerek öğüt verdi doruğa
Doruk ne dediğini anlamıştı ali beyin ve kafa salalayarak anlayışla baktı ali beye;
" anladım ali baba merak etme çizgimi aşmayacağım" dedi burukça gülerek, sonra sidraya bakıp "Hadi gidelim" dedi kafasıyla işaret ederek, sidra da yerinden kalkıp doruğun yanında yerini aldı ve üstlerini değiştirmek için odalarına gittiler.
Fazla zaman geçmeden iksi de hazırdı, odadan aynı anda çıktıkların da birbirlerine bakıp gülümsediler, ve doruk elini sidraya doğru uzattı.
Anında elini kavradı sidra ve yine gülerek merdivenlerden inip çıkış kapısına geldiler "biz çıkıyoruz" diye seslendikten sonra kapıyı açıp çıktılar, arabanın yanına geldiğin de doruk sidranın kapısını açarak oturması için centilmenlik yaptı, sidra ise anında yerine kurulmuştu.
Yol boyu fazla konuşmadan geçmişti Çünkü ikisi de az da olsa tedirgindi, önce avukata uğrayıp boşanma dilekçesi aldılar sonra ise avukata bir saat verip o saatte gelip miras bölümü için randevu oluşturdular sonra ise yine el ele arabaya binip dorukların evine doğru yol aldılar.
Kısa süren bir yolculuğun ardından kocaman bir villanın bahçe kapısından giriş yaptılar, ikisi de bir şey demeden indi arabadan, arabanın ön kısmında birleşip yine el ele tutuştular.
"az sonra anne ve babamı kendi ellerim le ayıracağım ve canım söyledikleri karşısında çok fazla yanacak bunu biliyorum ama sen ne olursa olsun bu elimi bırakma olur mu" dedi doruk titreyen sesiyle
Sidra doruğun yanağını severek, "söz sevgilim" dedi tebessüm ederek, biraz öyle durduktan sonra sidra yine konuşarak
"ama anneni dövemeye kalkarsam sen de beni tutma olur mu" dedi gülerek biraz kasvetli havayı değıtmak istiyordu, doruk bu dediğine kahkaha atarak
"elbette tutmam ama o zaman kötü gelin olmaz mısın" diye alayla sordu
Sidra omuz silkerek
"olurum ama ne yapayım çok kızgınım annene sanki böyle evire çevire kavga etsek rahatlayacak mışım gibi hissediyorum" dedi gülerek
Doruk hala gülüyordu, sonunda dayanamayarak sarıldı sidraya ve başından öperek;
"ne yaparsan yap hep ne karar verirsen ver arkanda değil yanındayım sevgilim, nasıl istersen öyle olsun" dedi sarılırken.
Sidra hafif başını kaldırıp doruğa baktı
"seni çok seviyorum sevgilim" dedi gülerek
Doruk ta aynı şekilde karşılık verdi.
"bende seni seviyorum yosun gözlüm"
Birbirlerine sevdiklerini dedikten sonra kendilerine çeki düzen verip evin kapısına doğru yürüdüler, bir bir canlanıyordu doruğun gözünde anılar, içi yanıyordu ama belli etmeden yürümeye devam ediyordu, çünkü artık bu son yürek yangını olsun istiyordu.
Evin kapısının önüne geldiklerin de, doruk ister istemez gerilmişti, sidra bunu farkına vararak doruğa baktı ve ardından yanında duran elini tuttu.
Doruğun bakışları anında sidraya döndü, ve minnet dolu bir gülüş sundu sidra ya.
"ben her zaman yanındayım, bunu sakın unutma olur mu" dedi sidra son bir kez doruğu telkin etmek için.
"biliyorum" dedi doruk eğilip sidra nın başında öperken.
Geri çekildiğin de derin bir nefes aldı doruk ve istemeye istemeye gitti eli zile, Sonra uzunca bastı kapının ziline.
Biraz bekledikten sonra evin yardımcıların dan biri olan Aylin hanım açtı kapıyı, gülümseyerek ve birazda şaşkınca baktı doruğa, kapıyı sonuna kadar açıp;
"buyurun doruk bey hoş geldiniz" dedi tüm samimiyetiyle.
"hoş bulduk" dedi doruk içeri adımlarken "annem ve babam evdeler mi" diye de sonuna ekledi.
"evet doruk bey evdeler salonda oturuyorlar, geldiğinizi haber edeyim" dedi Aylin hanım ellerini önün de birleştirerek.
"yok durun Aylin hanım bir şey demeyin ben kendim giderim, dedem de burada mı" diye ekledi yine doruk.
Aylin hanım kafasını olumlu anlamda sallayıp
'evet efendim buraladalar anne ve babanız ile salon da oturuyorlar " dedi yine gülümseyerek.
" güzel " dedi doruk gergin de olsa şimdiye kadar her şey düşündüğü gibi olmuştu, sidraya bakarak" hazır mısın güzelim " diye sordu gülerek.
Sidra gülerek" ben hazırım da sen hazır mısın bambaşka bir sidra görmeye " dedi alayla gergin ortamın havasını dağıtmaya çalışıyordu.
" valla ne ile karşılaşacağımı bilmiyorum ama sanırım hazırım " dedi alayla
Sidra da güldü onula beraber" Hadi gel daha fazla beklemeden gidelim " dedi sidra ve tekrar elini sıkıca tuttu ve içeri doğru adımladılar.
Çok uzun olmayan kısa bir koridor geçtikten sonra salona gelmişlerdi, tekli koltukta doruğun dedesi hasan bey oturuyordu, diğer koltukta ise yan yana olmada aralarında mesafe olacak şekilde oturan Suzan hanım ve Meriç bey vardı.
"kim geldi Aylin" diye bağırdı Suzan hanım elin deki tabletten gözlerini ayırmadan.
"ben geldim... Anne" dedi doruk anne kısmına bilerek vurgu yapmıştı.
Doruğun sesini duyan hasan bey Meriç bey ve Suzan hanım kafalarını kaldırarak hemen sesin geldiği yöne baktılar.
Suzan hanım sidrayı görünce yüzü düşse de bozuntuya vermeden, tekrar yüzüne sahte bir gülüş yerleşip ayağa fırladı hemen, doruğun yanına gelip "oğlum hoşgeldin" dedi kollarını doruğa sarmak için çoktan açmıştı bile.
Eliyle annesini durdurup geri çekildi doruk, eski doruk olsa bu anın tadını çıkarırdı ama artık kendi de biliyordu eski, herşey kanan o doruk yoktu.
Şaşırdı annesi ve yüzün deki gülüş soldu, ne yapacağını bilmeden öylece baktı doruğa, aynı şekilde Meriç bey ve hasan bey de şaşkınca bakıyordu.
"pek hoş gelmedim, Suzan hanım yerine geçte, konuşulacak konuları artık konuşalım" dedi doruk bütün soğuk tavrıyla.
Suzan hanım hiçbir şey anlamayacak yerin geçti doruk ve sidra ise hepsini net bir şekilde görebilmek için biraz daha ilerleyip karşılarında durdu.
Doruk elin deki boşanma kağıdı olan dosyayı önlerin deki zigon sehpaya fırlattı ve sinirle anne babasına bakıp;
"imzalayın şunu, siz de rahat edin bende" dedi doruk hala aynı soğuk tavrını koruyarak.
"ne bu" diye sordu Meriç bey ciddiyetle, sonra uzanıp sehpanın üzerin de olan dosyayı açtı, bir kaç göz gezdirmeden sonra şaşırarak önce Suzan hanıma sonra ise doruğa baktı.
"bu boşanma dilekçesi oğlum, ne alaka şimdi anlamadım biz niye imzalıyoruz bunu" diye sordu babası
Hasan bey kaşlarını çatarak lafa girdi.
"neler oluyor evlat, ne demek bu nereden çıktı böyle bir şey, destursuz girdin içeri bir şey demedim, yanında ki KİM diye sormadım ama hele anlat bakalım ne bu hallerin" dedi tüm ciddiyetiyle.
"anlatayım dede, yanımda ki evleneceğim kadın, bu boşanma dilekçesi ise tam 23 yıldır oynanan oyunun artık bitişi" dedi doruk yine aynı soğuk tavrıyla.
Hasan bey şaşırarak baktı, önce gözleri sidra da gezindi, sonra ise oyun kısmına takılarak "ne oyunu evlat, neyden bahsediyorsun sen" dedi.
Suzan hanım ve Meriç ney anlamış olacaklar ki birbirlerine bakarak Derince yutkundular.
Doruk derin bir nefes alarak konuşmaya başladı;
"sana bana oynanan oyun dede, anlatayım ve artık son bulsun ben bu durumdan artık çok sıkıldım, sevgili annem ve babam sen sanıyorsun ki severek ve isteyerek bu evlilği sürdürüyorlar, yanılıyorsun dede eğer sen boşanırsanız size miras bırakmam dediğin için bu zamana kadar evli kaldılar yoksa şimdiye çoktan boşanmışlardı, sonra dedin ki benim bütün servetim torunuma kalacak yine para için bana katlandılar ve yine boşanamadılar, sen bu eve gelince mutlu aile tablosu oynadık tabi bana da oynadılar sen gittikten sonra ben yine görülmez elaman olarak devam ettim hayatıma, başlarda anlamıyordum neden böyle olduğunu ama sonra dan anladım sevgili anne ve babamın niyetini, şimdi diyeceksin ki dede neden bu zamana kadar bekledin, çünkü hasret kaldığım aile sevgisini yalan da olsa bir iki gün yaşamak hoşuma gidiyordu tamlamıyor gibi hissediyordum ama sonra geriye sadece bir enkaz kalıyordu, eğer sevgili annem dün evleneceğim kızın yanına gelip abuk subuk konuşmasaydı, yine bu konuşma olmayacaktı ama artık bu yaptığı bende ki sabrı taşıran son damlaydı. "
Dedi doruk hafif sinirle.
" ne diyorsun sen, ne demek bu Meriç " diye edat kükreyerek ayağa kalktı hasan bey
Meriç bey ve suzan hanımın etekleri çoktan tutuşmuştu, elleri ayakları birbirine dolaşsa da ayağa kalkarak bir şeyler geveledi Meriç bey;
" dalga geçiyor herhalde doruk baba yoksa öyle şey mi olur seviyoruz bir birbirimizi" dedi sesi titreyerek
Burukça güldü doruk babasının dediği şey karşısında, sonra boşta olan elini cebine atarak telefonunu çıkardı ve yıllardır koz diye elinde sakladığı o ses kaydını açtı ve telefonu sehpanın üzerine bıraktı.
Konuşmalar;
Doruk - anne baba neden bana sürekli bir iyi bir kötü davranıyorsunuz, ben anlamıyorum nasıl davranacağımı da bilmiyorum
Meriç bey - doruk şunu Bi anla sen bizim için dedenin servetinden başka bir şey etmiyorsun, sen varsan para var sen yoksan oda yok, yoksa ne seni nede anneni görmek istemiyorum deden ölene kadar bu oyunu oynamak zorundayız sende buna göre haddini bil ve davran
Suzan hanım - deden eve geldiğin de birbirlerini seven aile bireyleri olarak gözükmemiz lazım ki, boşandıktan sonra elimiz de para kalsın, sen de anla sen sadece benim bir hatamsın ve hata olarak görevin piyon olmak sus ve oyunu kuralına göre oyna
Doruk-ya dedeme bunları söylersem
Meriç bey - o zaman seninle farklı konuşuruz doruk bey bakarsın bir anda hayatın kararmış çöplükte yaşamaya başlamışsın yada o sevdiğin Yusuf ve ailesi bir bakmışsın darma duman olmuş sel sefil sokaklarda kalırlar belki, yada neydi ismi heh sidra belki de ufak bir kaza geçirir yada acaba tacize falan mı uğrasa da, sahi sen ona aşıktın dimi unutmuşum pardon
Suzan hanım - anlayacağın dorukçum sus ve sadece sana deneneni yap fazla kurcalama.
Gülerek kapattı ses kaydını.