Bölüm 6 🦋

3125 Words
SİDRA 'DAN ? "seni seviyorum, seni çok seviyorum" dedi tam gözlerimin içine bakarak, gülerek önüme döndüm. Çünkü yüzüne biraz daha bakarsam sanki nefes alamayacak ve ölecekmiş gibi hissediyordum, ela gözleri ona kitlenip kalmama sebeb oluyordu, oda sırıtıp önüne döndü ama benden bir şeyler beklediği apaçık ortada idi. Ben ise bu anın büyüsüne kapılmış derin düşüncelere dalmıştım. Doruk ta ki değilim gözle görülür bir şekilde devam ediyordu, kaza yaptıktan sonra gördüğü rüya onu fazlaca etkilemişti, açıkcası sadece onu değil bizi bile etkilemişti, hele rüyasına da benimle ilgili gördüğü kısımlar ister istemez beni mutlu etmişti, sonuçta bu dünya da Allah ın rızası ve cenneti kazanmak için yaşıyorduk, efendimizin olduğu bir rüyada doruk ile cennete olmak hep dualarım olan bir şeydi ve bunu duyar duymaz ister istemez mutluluktan ağlamıştım. Geçen gece ise samsundan İstanbula geldiğimiz gün doruk abim ile konuşmuş ve onu doğru yola iletmesi için yardım istemişti. Gerçi abim başta yanlış anlasa da hem kendi hemde benim için böyle bir şey istemesi ve çabalaması abimin hoşuma gitmişti, hemde öyle bir hoşuna girmişti ki beni sabah namazına erken kaldırıp olan biten her şeyi bana anlatmıştı. Utanmış olsam bile yıllardır sevdiğim bir adamın şuan benim sevgimi kazanmak için değişmek istemesi ağlamama sebeb olmuştu.,hatta ağlamıştım hemde mutluluktan. Bunları abimden duyduktan sonra doruğa olan duygularımı abime demiştim ve artık ona abi demek istemediğimi eğer izin verirse adı ile seslenmek istediğimi dile getirmiştim ve abimde kabul etmişti. Aklımdan geçen her şeyi abime söylemiştim, ona artık soğuk ve uzak değil de Biraz daha sevgimi belli eder şeklinde davranmak istediğimi her sabah namazına onu benim kaldırmak istediğimi ve abdest alırken havlusunu tutmak istediğimi söylemiştim, abim başta tereddüt etse de yine de beni kırmayıp kabul etmişti. Şuan ise sevdiğim adam ile birlikte kahvaltı hazırlıyorduk, resmen hayallerimden bir kareyi yaşıyor gibiydim ve kalbim deli gibi atıyordu. Yarası acıdığı için ara ara elini oraya bastırsa da, yinede dağınık ve buğulu ela gözleriyle bana bakıp yinede yanımda kalıyordu. Seni seviyorum deyişine karşılık vermediğim için, ara ara bana bakıyor bir şey dememi bekliyordu. Sonunda elinde ki dometes doğrama işi bittikten ve tabağa koyduktan sonra tamamen bana dönüp; "ee sen bir şey demiyecek misin" Diye sordu tedirgin gözlerle bakıyordu Bana sanırım aksi bir şey söylememden korkuyordu. Bende gülerek ona döndüm, gözleri ile yüzümü inceliyordu, arada bakışları dudaklarıma kaysa bile hemen bakışları gözüme çeviriyordu. Aklıma sabah yaşadıklarımız gelmişti onu öpüştüm, ve saçlarımı sevmiştim normalde asla böyle bir şeye cesaret edemezdim ama o an onu yapmak istemiştim ve yapmıştım, şuan da da hala gözlerine bakıyor gülüyordum, daha fazla beklemeyerek; "sence de... Cevabı çok belli etmiyor muyum?" Diye sordum, gülümsedi,ışıl saçan aklımı başımdan alan o güzel gülüşüyle güldü sonra, bir elimi tezgaha koyup yaslanarak; "belki sesli bir şekilde duymak istiyorumdur,olamaz mı?" diye sordu. Yüzümde ki gülüşü bir türlü silemiyordum, içimden sürekli gülmek geliyordu. Bir kaç dakika cesaretimi toplamak için farklı yerlere baktım, sonunda cesaretimi topladığım da tekrar gözlerine bakıp biraz yaklaşarak; " bende seni seviyorum doruk, hemde çok" dedim yanaklarım al al olarak sonra başımı eğdim. Kalbim deli gibi çarpıyordu, öyle ki biraz daha yakınımda olsa sesini net bir şekilde duyabilirdi. Bir adım daha atıp bana yaklaştı ve eliyle çenemden tutup başımı kaldırıp ona bakmamı sağladı, "çok güzelsin sidra hemde çok, sana bakmaya doyamıyorum, seni bu zamana kadar beklettiğim için kendime çok kızıyorum" Dedi, ışıl ışıl gözleri ile bana bakarken, aramızda ki mesafe git gide azalıyordu,umarım aklımdan geçeni yapmazdı. Ben ne yapacağımı düşünürken abimin sesi kendimize gelmemizi sağlamıştı, cidden abim hızır gibi yetişmişti, yoksa istemediğim şeyler olabilirdi. "sidra, doruk uyandınız mı" diye bağırıyordu. Doruk ta kendine gelerek derin bir şekilde yutkundu, kendini zor tuttuğu çok belli oluyordu, ama yapacak bir şey yoktu evlenene kadar bu şekilde davranmaya devam etmeliydi. Doruk tezgahta duran tabağı alıp masaya koyarken aynı zaman da da abime bağırmıştı; "böğürme yusuf böğürme, mutfaktayız gel" diye alayla bağırdı. Bende kıkırdayarak işime geri döndüm, zaten çok sürmeden abim de içeri gelmişti. "ooo gençler sizi bu saatte kahvaltı hazırlarken görmek hele sen doruk bu saatte kalkacaksın ve kahvaltı hazırlayacaksın deseler hayatta inanmazdım ama şuan şu manzara beni biraz duygulandırmış olabilir" dedi alayla Doruk önce abime sonra bana bakarak, ve hala gözleri beni gözlerim de ilen; "aşk iste Yusuf aşk,bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum, yenildim" dedi bana sevgi dolu bakarken. Abim olduğu için biraz utanmıştım,o yüzden başımı ağip tezgahta ki işime geri dönmüştüm. Abim gülerek yanımıza gelip doruğun hafif omuzunu sıktı; "Bir şey demiyoruz onayımız var diye cıvıtma doruk efendi" dedi hafif sitemle ben hala onlara gülüyordum. Doruk ta aynı alaycı tavırla "aman aman şu hareketlere bak sanırsın sultan sülayman, kusura bakamıcan kardeşim, sidra izin verdiği kadar istediğim. Gibi davranıncam" dedi göz kırparak. Onlar yine her zaman ki gibi Kendi aralarında atışıyorlardı, ben ise yüzümde hafif bir tebessümle hem işimi yapıyor hemde sabahtan beri yaşadığımız şeyleri düşünüyordum. Hayatımda ilk defa yaşadığım şeylerdi ister istemez kendimi kaptırıyordum, ama yine de mesafemi korumak istiyordum ama birbirimizi bu kadar çok severken de uzak durmak zor oluyormuş onu anlıyordum. Kahvaltı artık hazırdı ama hala doruk ve abim laf dalaşı yapmaya devam ediyordu, en son araya girerek; "ee ama yeter artık, kaç yaşında adamsınız hala çocuk gibisiniz ya, masa hazır geçin oturun" dedim sinirle Abim ellerini teslim olur gibi kaldırıp direkt masaya yöneldi, doruk ise bana bakıyordu yüzün deki Aptal gülüşle, gerçekten seviyordu beni bunu gözlerin den ve bana bakışlarından anlıyordum. "şöyle bakma doruk lütfen, hadi geç sende masaya" dedim kaşlarımı çatarak Doruk bir kolunu tezgaha dayayıp bana baktı biraz bana yaklaşıp; "niye bakamaz mıyım sevgilim değil misin" diye sordu Sevgilim lafını duyunca ister istemez gözlerim fal taşı gibi açıldı, yüzüm yanıyordu vücudum sanki bir anda alev almıştı, bana sevgilim demişti, daha doğrusu sevgili değil miyiz demişti, kalbim yerinden çıkıcak gibi atıyordu nefes almakta zorlanıyor gibiydim aynı, doruk bana yüzün deki gülüşle bakıyordu ben ise hala şaşkın şaşkın ona bakıyordum. "sidra güzelim bir şey söylemeyecek misin" diye sordu aynı zaman da diğer eliyle yanağımı okşarken, ben kilitlenmiş kalmıştım, üstelik abim yanımızdaydı ve doruk yanağımı okşuyordu abimden dayak yemek istiyordu sanırım çünkü bunun başka bir açıklaması olamazdı. Ani bir hareketle doruğun elini yüzümden çektim, gülüşü solsa da daha fazla ileri gitmesine izin veremezdim üstelik abim yanımızdaydı "doruk abim yanımız da lütfen biraz dikkat eder misin" dedim sesiz bir şekilde kafa sallayarak masaya geçti bende çayları doldurup yanına oturdum, biraz bozulmuş gibiydi ama yapacak bir şey yoktu, dediği gibi açıkca konuşmamız gereken çok şey vardı. Kısa bir süre sonra doruk sessizliği bozarak; "Yusuf benim sidra ile özel bir kaç bir şey konuşmam lazım iznin olursa bu gün hastaneye onunla gidip sonrada bir Cafe de oturmak istiyorum" dedi bana bakarak Bende doruğa bakıyordum bana sormadan direkt abime sorması hoşuma gitmişti, abime baktığımda ise bu durumdn oda memnundu, abim önce bana baktı benim de isteyip istemediğimi sorar gibi bakıyordu anlıyordum abimi, başımı evet anlamında salladım, abim de doruğa dönüp; "tamam olur bende bir okula geçeceğim staj formlarını almak için, namaz dan sonra çıkarız olur mu" diye ikimize de baktı "bana uyar" dedim hemen heyacan yapmıştım, abim de anlamış olacak ki güldü tabi doruk eksik kalır mı oda bu durumdan haliyle keyif alıyordu. Doruk ta 'tamam olur' dedikten sonra kahvaltımız devam ettik. Aşırı heyacan yapmıştım, doruk ve abim staj hakkında konuşuyor aynı zaman da da bir şeyler yiyorlardı ama ben tamamen bu gün doruk ile yalnız kalacağımız ana odaklanıyordum, ne yaparız ne konuşuruz onu kafam da tartıyordum. Derin bir nefes aldım kafamın içini boşaltmak için, sonuç olarak ne olursa olsun ona dürüst olacaktım, çünkü ancak o zaman birbirimizi anlayabilirdik. Kahvaltı faslımız bittikten sonra sofrayı hep beraber topladık, ve namaz için hazırlamak üzere odalarımıza geçtik, hemen ne giyeceğimi ayarlayıp elime havlu alıp doruğun odasına gittim, bende hazırlanmadan önce de abdest alsam olurdu, önceliğim yıllardır hayalini kurduğum şeyi yapmaktı. Odasının önüne geldiğim de kapıyı tıklattım, bir süre bekledikten sonra içeri girdim. Oda da kimse yoktu ama banyo kısmından ses geliyordu, sanırım odaya gelir gelmez direkt abdest almak için banyoya girmişti. Bir şeyler için çabalaması ve pes etmeyişi beni mutlu etmişti, demekki gerçekten istiyordu yoksa hemen gelip abdest almak falan böyle şeylere kalkışmazdı. Suyun sesi kesildikten sonra bakışlarım banyo tarafına döndü, bir kaç dolap açma sesi duydum sanırım yine havlu arıyordu "koca banyoda yüz havlusu yok mu yani, cidden ne kadar tuhaf, buraya yüz havlusu koysam iyi olacak" diye söyleniyordu kendine kendine, dolaplara bakarken sonunda pes etmiş olacak ki kapıyı açtı ve dışarı çıktı, haliyle hala ıslaktı daha henüz beni fark etmemişti, kapıyı kapattıktan sonra kafasını çevirdiğin de göz göze geldik biraz irkilir gibi olsa da kendini toplaması kolay oldu; "sidra.. Ne işin var güzelim burada bir şey mi oldu" Diye sordu sorgular bir tavırla, tebessüm ederek kafamı iki yana salladım ve elimde ki havluyu doruğa uzattım; "banyoda yüz havlusu olmadığını biliyordum, sana havlu getirdim" dedim gülerek Doruk bir elimde ki havluya bir bana bakıyordu ama gülmüyordu şaşırmış gibiydi tek kaşı kalkık bana bakıyordu,yüzüm deki gülüş solmuştu acaba yanlış bir şey mi yapmıştım neden bu şekilde olmuştu ki, merakıma yenilip tedirgin bir şekilde doruğa bakarak; "doruk yanlış bir şey mi yaptım ne oldu bir anda böyle" diye sordum Doruk gözlerime bakıp kendine gelmek için kafasını salladı ve zoraki bir gülüşle bana baktı yine ; "yok, yok hayır bir şey olmadı ben şaşırdım sanırım sadece, neyse alayım havluyu" dedi ve elimden aldı elini yüzünü kuruladı, açıkcası biraz bozulmuştum neden bu şekilde yapmıştı anlamamıştım. Daha fazla oda da kalmamak için; "bende gideyim hazırlanayım aşağıda görüşürüz" dedim ve bir şey demesini beklemeden odadan çıktım üzülmüştüm sanırım. Odama geçip başımı çözdüm ve derim bir nefes vererek kendimi yatağa attım, acaba kendi kendime mi kuruntu yapıyordum, belki canı başka bir şeye sıkılmıştır onun üzerine ben gelmişimdir, yada gerçekten dediği gibi şaşırmıştır. Oflayarak kalktım yerimden ve banyoya doğru yol aldım. Abdest aldıktan sonra yine başımı kapatıp üstümü düzelttim, dışarı kıyafetlerimi namaz dan sonra giyecektim biraz bekletmekten bir şey olmazdı, yüzüm asık bir şekilde dışarı çıkıp kapıyı kapattım, merdivenlere doğru yöneldiğim zaman da dorukla karşı karşıya geldim, beklemediğim ve ani bir şey olduğu için ister istemez korkmuştum, o ise yalnızca sırıtıyordu oda daki halinden eser kalmamıştı. "doruk ya korktum ne yapıyorsun burada" diye hafif sitemle konuştum Doruk yaslandığı duvardan kalkıp aramızda ki mesafeyi kapattı, sonra bana bakarak "seni bekliyordum aşağı beraber ineriz diye düşünmüştüm" Bir süre ne diyeceğimi bilemedim sanırım hala kafam karışıktı az önceki tavrı yüzüne. "Olur tamam inelim" dedim zoraki bir gülüşle, oda farkındaydı sanırım bir şeye alındığımı çünkü yüzünde ki gülüş solmuştu. Ağır ilerlerken merdivenin başında durup bana baktı. "sidra, sen dün gece namazdan sonra neden benim odam da uyudun" Diye sordu, bir an neden olduğunu hatırlamaya çalıştım, çünkü kafam hala oda da ki tavrın da idi. Sonra neden kaldığımı Hatırladığım da sırıttım, çünkü kalmak için abimle cebelleşmiştim resmen yalvar yakar zor izin vermişti ama buna değmişti. Uzun uzun uyurken izledim onu saçlarını sevdim yanağına dokundum, kokusunu çektim, kısaca bu sabah doruğa doymak istedim ama olmamıştı. Asıl amacım bir şeye ihtiyacı olur da kalkmaz diye yanında kalmaktı ama onu izlemeyi de göz ardı edemedim, sonra da uykum gelince de uyumuştum. Sabah ki şokla sormayı unutmuştu sanırım şimdi aklıma geldi yada az önce ki tavrını telafi ediyordu. Omuzlarımı silkip; "Sen öyle rahatsızlanınca yanında kalmak istedim. Olur da bir şeye ihtiyacın olur kalkamazsın falan diye ama sonra uykuma yenik düştüm sanırım uyuya kalmışım" dedim hafif tebessümle başımı eğerken Oda güldü benle beraber; "seni odamda öyle uyurken görünce yalan yok baya şaşırdım, ama yusufu nasıl ikna ettin o kısmı çözemedim" Dedi gülerek, neler yaptığım aklıma gelince kendimi göz devirmeden duramadım, sonra yine ona bakıp. "o kısmı hiç sorma, tam bir keçi ikna edene kadar akla karayı seçtim ama işte sonuç ortada daha fazla dayanamayıp izin verdi" dedim gururla gülerek. Doruk sadece bana bakıp gülüyordu aramızda ufak bir sessizlik oldu kısa bir süre, öylece yüzüme bakıyordu sonra bir anda ciddi bir hal alıp konuşmaya başladı; "özür dilerim güzelim" Şaşırak ona baktım, aynı zaman da tedirgin de olmuştum; "ne için" diye sordum Derin bir nefes alıp versi sonra ; "oda da sana biraz tuhaf davrandım, yani ne bilim sidra daha dün yüzüme bakmıyordun sabah bir anda geldin bana doruk dedin havlu tuttun sonra yaşadıklarımız ne bilim ben bir şey anlamadım, yanlış anlama sakın rahatız değilim bu durumdan üstüne aşırı mutluyum hep hayalini kurduğum şeyler ama ne oldu da bir anda sen değiştin anlamadım. " Dedi üzgün bir ifade ile sanırım abim sabah bana dediğini doruğa dememişti, bu şekilde sorguluyor olması gayet normaldi. Yüzüne bakarak tebessüm ettim; " abimle biraz sohbet etmiş olabiliriz " dedim çekingen bir tavırla, Yüzü düştü ve hafif sinirlenir gibi oldu,ellerini yumruk yaptı ve gözlerini kapatıp açtı 'Ah Yusuf Ah' diye ağzının için de söyledi sonra bana bakıp; "bunları doktordan sonra konuşacağız sidra, şimdi inelim ve namaz kılalım sonra da saatim geliyor çıkarız" dedi sinirli olduğu belli olıyordu. Kafamı salladım ve "hemen mi çıkarız yoksa bir yarım saat sonra falan mı" Doruk "hemen çıkarız, zaten trafik falan vardır bu saatte anca gideriz hastaneye" dedi ciddiyetle Anladım der gibi kafamı salladım, sonra; "o zaman sen in aşağı ben dışarı kıyafetlerimi giyip geliyorum Vaktimiz olur diye üstümü değişmemiştim" dedim Kafa sallayıp 'tamam' dedi ve hızlı hızlı inmeye başladı. Bende miskin miskin odama geri döndüm sinirlenmişti, hemde çok acaba yanlış mı etmiştim duygularımı hemen belli etmekle, düşünüp durdum aynı zaman da üstüme diz kapaklarıma kadar gelen kahve tonlarında bir pantolon takım giydim başıma da şalımı yapıp yüzüme de biraz renk kattıktan sonra odadan çıkıp aşağa indim. Abim ve doruk konuşuyordu, daha doğrusu doruk bağırıyor abim dinliyordu, sanırım her şeyi elime yüzüme bulaştırmıştım, ne olurdu kendime hakim olsaydım yapamadım iste o kadar sene bekleyip bir kaç gün daha bekleyememiştim. Aptalsın sidra hemde çok büyük Aptal. Merdivenleri aşağa inip yanlarına doğru ilerledim beni görünce sustu doruk ve seccade sinin önüne geçti, abim de yanına gelip safa dursu sinirli hemde baya sinirli gözüküyordu. Abim namaza başlamadan hemen söze girdim; "doruk sen istersen sandalye de kıl." dedim. Şaşırarak bana baktı "neee. Nasıl yani" diye sordu Az önce birbirlerine bağırıp çağırmalarına rağmen sırf yeni bir şeyler öğrenmek ve öğretmek için her şeyi yok saymışlardı, çünkü abim doruğun çok iyi anlaması için en ince ayrıntısına kadar özenle anlattı, doruk ise abimi can kulağı ile dinlemişti. Normalde olsa doruk şimdiye kadar uzun süreki olmasa bile sırf tartıştık diye çıkıp gitmesi lazımdı, ama şuan bir şey öğrenmek için durup abimi çok dikkatli dinliyordu. Abim ona anlatırken durumu bende bizim seccadelerimiz serdim, doruk için ise abimin yanına sandalye koydum. Her şey hazır olduğun da abimlere dönerek; "hadi bakalım ayarladım her şeyi, abi istersen bir de uygulamalı olarak göster de yanılmasın" diye bir fikir sundum ortaya doruk bana baktıktan sonra abime dönüp; "ne için oturarak kıldığımı anladım ama sidranın dediği doğru yani uygulamalı olarak görsem iyi olur, mesela sandelye üstün de nasıl secdeye gidicem yada ruku da nasıl durucam o kısmı anlayamadım" Diye sordu, bu şekilde hevesli olması beni çok mutlu ediyordu, her şeyi hemen bırakamazdı zaman lazımdı biliyordum, ama bu şekilde çabalaması ve öğrenmek istemesi ona her dakika biraz daha yaklaşmama sebeb oluyordu, tek duam bunun ömürlük sürmesi idi. Abim gülerek yüne sandelye başına geçip tabi işin içine biraz da dalga katarak güzelce anlattı, doruk 'un hem ciddiyetle hemde gülerek izlemesi karnımda kelebeklerin uçmasına sebeb oluyordu. Zaman su misali çabuk geçmişti randevu saatine az kalmıştı, abim ile doruk hala gülüşerek sandelye namaz kılma mevzusunu konuşuyordu, zamanımız kısıtlıydı o yüzden iki elime birbirine çarpıp dikkatlerini üzerime çektim; "sevgili abiciğim ve canım sevgilim vaktimiz daralıyor daha hastaneye gideceğiz artık namaza dursak mı" diye sordum. İkisi de bana şaşırmış bir şekilde bakıyordu ben ise sadece sadece gülüyordum. Evet sevgilim demiştim, belki bizim sevgili olmamız farklı bir şekilde olabilirdi hatta belkide bir anda hatta çok kısa bir zaman da olmuştu ama ne fark ederdi ki hayat kısaydı bir şeyleri ertelemek için vaktimiz olmayabilirdi, o yüzden bende içimden geldiği gibi davranmıştım ve doruk 'un "sevgilim değil misin" sorusunu bu şekil de de cevaplamış olmuştum. Abim ve doruk hala bana şaşkın şaşkın bakıyorlardı, çok komiklerdi gerçekten. İki elimi yana açıp tebessüm ederek "nee bakıyorsunuz öyle, hadisenize" diye bir tepki verdim. İkisi de aynı anda konuşarak; "sevgilim mi" diye bağırdılar Bende kafamı sallayıp gülerek; "evet sevgilim" dedim Doruk yüzünde kocaman bir gülüşle 'Allllaaaaaahhhhh' diyerek koşup beni kucağına aldı ve döndürmeye başladı. Başta neye uğradığımı şaşırmıştım açıkcası böyle bir tepki beklemiyordum ama şuan ki mutluluğu görmeye değerdi, "doruk başım dönüyor üstelik abim var bırak beni hemde yaralısın zaten bir şey olacak, bırak hadi " diye sessiz ama gülerek söyledim. Doruk anında durarak; "doğru söylüyorsun şimdi dayak yemeyeyim, sarılsa işini sonra şey yaparım" diyerek ayrıldı benden Abim ise kaşlarını çatmış sinirle bize bakıyordu; "hele şükür benim burada olduğumu hatırladınız, ve doruk sana söz seni iyileşince dövücem" diye sitem etti ve hızla seccadenin başına geçip; "Hadi oyalanmayın da geçin saflara, bir şey demiyoruz diye başıma çıkacaksınız, yavaş yavaş sinirleniyorum" dedi kızarak Bende doruğa bakıp omuz silktim, doruk ise hiç takmamış gibiydi hala gülüyordu. Kafamı iki yana sallayıp yerime doğru yürüdüm, doruk ise hala gülüyordu, abimin yanında yerini aldıktan sonra abime bakıp; "kıskanma kıskanma, seni seviyorum" diye alayla takıldı. Abim. "tövbe estağfurullah" diyerek yarım ağız güldü, şunu anladım ki abim doruğa hiçbir şekilde kızarmıyordu. Hep beraber namazımızı kılıp duamızı ettik, ortalığı da topladıktan sonra doruk" "ben arabanın anahtarını alıp geliyorum" deyip odaya çıktı. Abim ile ben yalnız kalmıştık abimin bana bir şey diyeceğini emindim, zaten öyle de oldu. "sidra, güzel kardeşim sence de biraz abartmıyormusun, sonuçta sevgili durumunun bizim dinimizde doğru olmadığını biliyorsun neden böyle bir şey yaptım ki" diye sordu. Haklıydı, başımı eğdim ve içimden geçenleri söyledim. "haklısın abi, ama ben inanıyorum doruk her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrendiğinde bu duruma zaten son verecek o zamana kadar da aramız da ki şeyin bir adı olsun istedim, ama sakın endişe etme gününüzde gördüğümüz sevgililer gibi olamayız biz ki zaten bu gün ben ona neyi nasıl yapması yada yapmaması konusunda konuşurum" Diye açıklama yaptım, abim derin bir nefes alarak; "neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmesen ve sana güvenmesem durum çok daha farklı olabilirdi, ama şükür ki seni biliyorum ama lütfen abartma olur mu doruk daha yeni öğreniyor bazı şeyleri, şuan hala eski doruk sana her şekilde yaklaşabilir dikkatli ve özenli davranmanı istiyorum sidra anlaştık mı " diye kaşlarını kaldırarak bana baktı. Bende kafamı sallayarak koşup abime sarıldım; " anlaştık abiciğim anlaştık "dedim sarılıp gülerken. Abim de gülerek bana sarıldı, o sırada koşarak aşağa doruk indi ve yanımıza gülerek geldi. " geldim hadi artık gidebiliriz "dedi kapıyı göstererek. Bende abimden ayrılıp doruğun yanına gittim ve elinde mi anahtarı aldım; " evet artık şuan gidebiliriz "dedim gülerek Doruk şaşırarak; " saçmalama sidra buraları bilmiyorsun, nasıl araba kullanacaksın " Gülerek kapıya doğru yürümeye başladım; " beni hafife ağlıyorsun canım sevgilim, koş ta gel geç kalmayalım randevuya " deyip kapıdan çıktım. Gülerek arabanın içine girdim, araba kullanmayı çok küçük yaşta öğrenmiştim, ve gayet iyiydim üstelik samsunun içerisinde araba kullanmayı becerebilen bir insan İstanbulda her şeklide kullanırdı, yolu bilmiyordum evet ama onuda doruk artık tarif ederdi. Koltuğu kendime göre ayarlayıp arabayı çalıştırdım, ve muhteşem gülüşüyle aşık olduğum adamın bana doğru gelişini izledim. ALLAH'IM sonumuz hayırlı ve güzel olsun senin yolunda ilerleyip ömrümüzün sonuna kadar mutlu olalım ben başka hiçbir şey istemiyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD