Ne kadar süre ellerim başımda o şekilde kaldım bilmiyorum ama kapının kapanma sesine kendime geldim, kafamı kaldırarak göz yaşlarımı sildim ve biraz da olsa kendime çeki düzen verdim, sıkıntılı bir nefes vererek girdi içeri Yusuf ilk sorduğu ise annesi oldu ;
"annem nerede"
Diye şaşkınca etrafına bakıp dile getirdi bu cümleleri, sonra gözü bana kaydığın da ona bakıp cevap verdim;
"karşı komşunuz çağırdı" dedim soğuk bir sesle
Yusuf un gözleri bende gezindi uzun bir süre sonra bana yaklaşıp kaşlarını çatarak
"doruk neyin var, ne oldu"
Diye sordu
Gözlerine baktım bir süre sonra yüzümde alaycı bir gülüşle ;
"Bir şeyim yok, hiçbir şeyim, sevilmemek dışında hiçbir şeyim yok" dedim sonlara doğru sesim titreyerek, gözlerim dolmuştu, yusufun bir şey demesini beklemeden konuşmaya devam ettim ;
"Yusuf birader beni neden kimse sevmiyor ya, ben o kadar mı iğrenç bir insanım, o kadar mı hak etmiyorum sevmeyi, önce annem sonra babam sonra sidra neden, neden sevilmiyorum"
Dedim gözlerimden yaş akarken, tam o sırada sidra girdi kapıdan içeri kızarmış gözlerle baktı bana sonra hemen çekti gözlerini ama sonra tekrar baktı sanırım doğru gördüğüne emin olmak istemedi, hala gözümden yaş akarken ona bakıyordum oda şaşkın şaşkın bana bakıyordu, en sonda yutkunarak konuşmaya başladı ;
"doruk abi neyin var ne oldu" dedi naif sesiyle, yusuf ona baktı biraz sonra sandelyenin birini çekerek oturdu yanıma
Bende sidraya bakıp yine aynı alaylı gülümsemeyi takındım yüzüme göz yaşlarım akarken ;
"hiçbir şeyim yok elle tutulur hiçbir şeyim yok" dedim ciddi ama sesim titreyerek sonlara doğru ise biraz bağırmıştım.
Yusuf söze girdi;
"doruk kardeşim bir sakin ol, anlaşılan bir şeyler duymuşsun ama eksik duymuşsun, hem nereden çıkardın seni kimsenin sevmediğini, hayatında ki herkes seni seviyor ama herkesin belli etme şekli farklı"
Yine aynı tavrı takındım Yusufa karşı ;
"ya bir siktir git Yusuf ya çocuk muyum lan ben kimi kandırıyorsun, 5 yaşında ki bebe miyim bende elime şeker verip avutuyorsun beni ulan 22 yaşında adamım ya ben neyin ne olduğunu görebiliyorum, kör değilim, hala bana herkesin sevme şekli farklı diyorsun, bok farklı seviyorsa bir insan her şekilde belli eder sevdiğini gizlemek diye bir şey yoktur, ya seversin yada seviyormuş gibi yaparsın işte hayatımda ki herkes seviyormuş gibi yapıyor "diye bağırarak konuştum.
Sonra bir hışımla ayağa kalktım arkadamdan Yusuf ;
" doruk nereye gidiyorsun kardeşim gel buraya sakince konuşalım "
Ben
" sakince falan konuşmak istemiyorum, ben hiçbir şey istemiyorum"
Diye yakamı silkerek hem bağırıp hemde ağlayarak baktım Yusufa, kapının önünde çıkmak için hazır beklerken yusuf yine bana biraz yaklaşıp tekrar konuştu;
"olum saçmalama bak bilmiyorsun buraları kaybolursun gel işte inat etme" dedi yine sakin bir ses tonuyla
Kafamı hayır anlamında iki yana sallayıp kapıyı açtım ve dışarı çıktım, ayakkabımı giyerken Yusuf ve sidra bana bakıyordu, merdivenlerin olduğu yere geldiğim de sadece yan tarafımın dan kafamı döndürerek baktım Yusuf ile sidraya ;
"ben zaten kaybolmuşum Yusuf, şimdi bu şehirde kaybolsam ne olur"
Dedim titreyen sesimle ve birr şey demelerini beklemeden indim merdivenleri hızlı hızlı.
Her yer bulanık gözüküyordu şimdi bana, merdivenin korumalıklarına tutunarak indim aşağa direkt arabamın içine girip bu zamana kadar tuttuğum bütün hıçkırıklarımı bıraktım arabanın bomboş camına, ağladım, sürekli ağladım hayatımda bu kadar çok ağlamamıştım hiç annem ve babam beni sevmediklerini dile getirdiklerin de bile bu kadar canım acımamıştı, o sözler geldi aklıma annemin "seni doğduğundan beri bir türlü sevemedim" diyişi babamın "bir baltaya sap olduğun yok ne işe yarasın sen dua et benim kanımdansın yoksa kapının önünde bulurdun kendini" diyişi ilişiyor kulaklarıma daha fazla ağlamama sebeb oluyor sonra sidra nın dedikleri "sevmiyorum, biz bambaşka insanlarız, sevmemeliyim" deyişi geliyor gözümün önüne daha fazla sıkışıyor kalbim, daha fazla akıyor göz yaşım.
Sonra kendime gelmeye çalışıyorum "kendine gel, kendine gel, sen doruk karayel sin, bunun da üstesinden gelirsin, bunda atlatırsın, toparlan" diyorum kendi kendime, avutuyorum kendimi, sonra göz yaşlarımı silip devam ediyorum kaldığım yerden yaşamaya her zaman olduğu gibi.
Biraz arabanın içinde durduktan sonra, arabayı çalıştırıp ilerleyemeye başladım, nereye gidiyordum, yada nereye gitmek istiyordum bilmiyorum ama tek istediğim gitmekti.
Biraz ilerledikten sonra sahili gördüm, oraya doğru ilerleyip arabayı uygun bir yere park ettim, hava güzeldi, insanlar eşiyle dostuyla sevgilisiyle geziyordu, ellerimle direksiyonu sıkıca tutup çenemi yasladım ve yaşlı gözlerle izlemeye başladım denizi ve onun önünden geçen insanları, sonra elim radyoya gitti açtım bir şarkı ilişti kulağıma daha önce duymadığım ama şimdi beni benden alan bir şarkı şöyle diyordu sözleri ;
"çünkü ben sevdalı bir kul, aşkına dua eden hep, onu sevdiğim gibi sevsin beni Allahım, gülme, gülüşüne ben yanıyorum aman"
Bu şarkı ne kadarda sidra ile beni anlatıyordu, farklı bir şarkı çalınca kapatıp o şarkıyı tekrar açtım tekrar tekrar kaç defa dinleyip kaç defa aynı yerinde sidrayı düşündüm bilmiyorum ama artık ağlamaktan gözlerim yanıyordu.
Hava almak için çıktım arabadan, yürüdüm denizin kenarına doğru konumdan buranın neresi Olduğuna baktığım da "atakum sahil" yazıyordu, çömeldim olduğum yere, sahil gerçekten kalabalıktı ama onlarla ilgilenmiyordum pek öylece bakıyordum denize yaşadıklarımı düşünüyordum sonra bir ses böldü bütün düşüncelerimi, kafamı sesin sahibine döndürdüğüm de kumral orta boylu gayet alımlı bir bayanın bana baktığını gördüm, demin den söylediğine cevap vermediğim için tekrar etti söylediğini ;
"hey sana diyorum, nedir seni bu sıcaktı bu şekilde oturtan, millet denize giriyor sen oturup bakıyorsun" dedi yine aynı gülüşle
İç çekip
"keyfim yok"
Dedim sadece, kız ise omuz silkip
"keyfinin olmaması denize girmemene engel değil, bence beraber girebiliriz, ne diyorsun" diye sordu flörtöz bir şekilde
Hiç havamda değildim ve o yüzden gözlerimi ondan kaçırıp
"normalde seninle flörtleşirdim ama havam da değilim o yüzden sana iyi eğlenceler" dedim bıkkın bir sesle, kıza baktığım da düşünür bir şekilde büzdü dudaklarını, sonra bir anda sırıtarak
"ben senin keyfini yerine ne getirir biliyorum" dedi gülerek ve yanımdan uzaklaştı.
Kafamı iki yana sallayarak ofladım, bir süre sonra aynı kız yine geldi ama elinde bu sefer bira şişeleri vardı, gülümsedim, doğru diyordu her zaman yaptığım gibi yapmalıydım şimdi içmeliydim ve unutmalıydım.
"ben sana keyfin yerine gelir demiştim, bak daha içmeden görmen yetti" dedi kahkaha atarak ve yanıma oturdu,
Üstünde bikinisi vardı geldiği yöne baktığım da sanırım arkadaşlarıyla denize gelmişlerdi çünkü şuan onun tarafında ki herkes bize bakıyordu, ben bunları düşünürken bir tane açıp bana uzattı ;
"al bakalım yakışıklı bebek" dedi gülerek sonra ekledi ;
"hayırdır neden bu kadar efkarlısın"
Ben
"Neden sana anlatayım ki" dedim biramdan bir Yudum alarak.
Yabancı
"çünkü ben senin için Bir yabancıyım ve adımı bilmiyorsun, nereli olduğumu kimlerden olduğumu ve ne halt ettiğimi bilmiyorsun, ben bir yabancıyım belkide hayatında beni birdaha göremeyeceğin bir yabancı, o yüzden anlat ve kurtul çünkü hayat sıkıntı çekmek için çok kısa "
Dedi gülerek, haklıydı bende aklıma gelen bir fikirle ;
" tamam o zaman birbirimize adımızı ve nereli olduğumuzu söylemek yok, anlaştık mı "
Yabancı
" anlaştık, hadi anlat bakalım sorun ne "
Benn
" sevilmemek "
Yabancı
" gerçekten sorun bu mu yani hahaha"
Ben
"bunda bu kadar gülünecek ne var"
Yabancı
"bence çok şey var, kaç yaşındasın sen 15 16, yada hala ergenliğin devam mi ediyor, hangi salak sevilmiyorum diye karalar bağlar ki, büyümelisin çünkü hayatın da ki her insan seni sevmek zorunda değil, bencil olma"
Benn
"ama sevdiğim kız bile sevmiyor beni, yaklaşmıyor bile niye haram diye saçma salak şeyler" dedim biramdan Yudum alırken
Yabancı
" oo sen türbanlı birine tutuldun herhalde haram falan dediğine göre"
Ben
"türbanlı ve dindar, abisi en yakın arkadaşım"
Yabancı
"oo sen iyice boka batmışsınn"
Benn
"boşuna bu halde değilim"
Yabancı
"ama ne olursa olsun yakışıklı çocuksun bence takmaya değmez"
Ben
"olmuyor atamıyorum aklımdan"
Yabancı
"bak şöyle düşün, sen şuan içiyorsun ama o evde kim bilir ne yapıyor namaz mı kılıyor yoksa kitap mı oluyor belli değil, hiçbir zaman senin içmene eşlik edemeyecek, bara gitmek istesen seninle gelmek istemeyecek, s*x yapmak istesen sanki canını istemişsin gibi tavırlar alıp senden uzaklaşacak ve en kötüsü ben haram işleyemem diyip seninle evlenecek, inan bunun için çok gençsin hayatını yaşa siktir et o kızı, farklısınız, farklı olduğunuz için de seni biraz cezbediyor o kadar başka biriyle yattığın zaman aklın başına gelir merak etme "
Ben
" doğru söylüyorsun ama yine de gitmiyor gözlerimin önünden benim için heves olamaz, heves olsa anlardımm"
Yabancı
"bence senin biri ile yatma vaktin gelmiş, o ben olabilirim" dedi göz kırparak baştan anlamıştım zaten amacını ama yine de bir daha görmeyeceğim biriyle konuşmak iyi gelmişti, biz bir süre o şekilde kaldık ve içtikçe içtik o anlattı ben dinledim, ben anlattım o dinledi, iyice sarhoş olmuştuk, bunu saçma sapan her şeye gülmemden anlamıştım ama umurumda değildi. Ben içtikçe geçiyorsu kalp sandım da yürek sızım da.
Artık iyice kendimizden geçmiştik, hele yabancı o komple kaybetmişti kendini sonra ne olduysa bir anda beni öptü, tepkisiz kaldım bir süre sonra içimdeki dürtüye yenik düşüp bende karışıklık verdim, uzunca bir süre öpüştük hiç bilmediğim ve tanımadığım bir insanla şuan da herkesin için de deli gibi öpüşüyorduk, nefes nefese ayrıldığımızda yabancı kulağıma eğilip "seni istiyorum" dedi tutkulu bir şekilde bende çapkınca gülüp "sana istediğini vereyim o zaman" dedim ve elinden tutup kaldırdım ve arabaya doğru ilerledik, adımlarımı zor atıyordum hem kumlardan dolayı hemde sargoşluğun verdiği dengesizlikle, arabama geldiğim de arka tarafa geçtik direkt camlar filmli olduğu için, bizi görmeleri imkansızdı.
Arka tarafa geçer geçmez yabancı kız ciddi anlamda kudurmuş gibi saldırdı üstüme, başta ne olduğunu bile anlamıştım ama sonra yüzünü yüzümden uzaklaştırdığın da gördüğüm yüz sidra idi.
Hatırladığım o güzel sırma saçları inci gibi dişleri yeşil gözleri ve güzel gülüşleriyle bana bakıyor kucağımda oturuyordu, dayanamadım daha çok öptüm onu beyaz gerdanını, köprücük kemiklerini ısırdım kendimden geçtim adete, daha çok istedim onu daha çok kendime yasladım daha çok öptüm, daha çok kokusunu içime çektim, ama, ama bir terlik vardı benim sidram böyle kokmuyordu, işte o an anladım kucağımda kinin sidra olmadığını yüzünü yüzümden uzaklaştırdığında ise acı gerçekle yüzleştim ve kendimi toparlamaya çalıştım.
Kucağımda ki kadın az önce bira içtiğimiz kendini bana yamamaya çalışan o kadın dı.
Kendime gelerek uzaklaştırdım onu kucağımdan indirerek yan tarafa attım ve üstümü düzelttim, kadın bana şaşkın şaşkın bakıyordu en son dayanamayarak sinirli bir sesle ;
"ne oldu da bana bu şekilde de davrandın"
Ben
"seni bir an o sandım ve ileri gittim kusura bakma"
Yabancı
"böyle şeylere takılmıyorum en azına işin bitene kadar o sanmaya devam edebilirdin"
Dedi yine sinirli bir sesle, nasıl bir kadındı bu, bu kadar mı gözü dönmüştü gerçekten, bir fahişeye bile böyle cümle kursan gururlu davranır işini yarım bırakırdı, ama bu öyle değildi arsız kadın hala yanımda tantana yapmaya devam ediyordu, daha fazla dayanamayarak ;
"eee yeter ama hadi in arabamdan git kimin altına yatıyorsan yat, benden uzak dur"
Yabancı
"iyi aman tamam be sana türbanlı fahişenle mutluluklar"
Ben
"onun hakkında doğru konuş" diye bağırdım arkasından o ise sadece orta parmağını bana göstererek salına salına gitti.
Ben ise arka koltukta öylece kaldım, başım çatlıyordu gerçekten alkol başıma vurmuştu ama biraz daha içmek istiyordum, arabadan inmeden ön koltuğuna geçip arabayı çalıştıedım ve alkol alabileceğim bir yere geldim istediklerimi aldıktan sonra arabayı kenara çekip midemin aldığı kadar hatta alamadığı kadar içtim sürekli, artık hava kararmak üzereydi sonra telefonum çaldı,o kadar çok içmiştim ki kim arıyor onu bile görmüyordum çok umursamadan açtım telefonu "alo doruk" diye seslenen kişi Yusuf tan başkası değildi derin bir nefes alarak konuşmaya başladım ;
"buyurun benim" dedim gülerek sarhoştum ve bayık bayık konuşuyordum
Yusuf
"lan sen yine mi içtin, olum yeter lan"
Ben
"ne oldu bıktın mı benden, hiç problem yok yusufum sende bırak beni, sende yalnız bırak beni ben bakarım başımın çaresine hiç problem yok"
Yusuf
"lan öyle bir şey mi dedim, neredesin sen söyle geleyim alayım seni"
Ben
"valla yufusi nerede olduğumu bilmiyorum sanırım gerçekten kayboldum ha, ahahah ahahah"
Yusuf
"konum at bana doruk konum at geleyim yanına"
Ben
"gel tabi yusufum ya seninle deniz manzaralı arabamda oturalım konuşalım hatta sidra da gelsin oda beni nasıl sevmediğini anlatsın beraber dinleyelim"
Yusuf
"tamam lan tamam eve gelince konuşursun sidra ile ama şimdi değil sonra hadi konum at bana"
Ben
"tamam tamam hadi kapat atıyorum sana konum, yolla gelsin sonum ahahah aha" diye kendi yaptığım saçma sapan espireye güldüm
Yusuf ise sabırlı bir şekilde sadece "tamam" dedi.
Gözlerim bulanık görmesine rağmen w******p a girip Yusufa konum atmaya çalıştım ama beceremedim, yoldan geçen bir genç gözüme ilişti başta erkek sandım ama kızmış o kadar seçemiyordum etrafım da olan biten şeyleri.
Kız başta beni görünce korksa da yardım istediğimi anlayınca rahatlayıp nazik olmaya çalışarak ;
"size nasıl yardımcı olabilirim bana söyler misiniz" dedi bende ona telefonu uzatıp
"konum atmam lazım ama göremiyorum yazıları her şey çok bulanık" dedim üzgün bir sesle
Kız gülümseyip elimden telefonu aldı ve
"kime konum atmam lazım"
Ben
"Yusuf kardeşim yazıyor w******p da ona atıcam konum dedim ona deniz kenarındayım diye ille de tutturdu konum at diye ben nasıl atayım ona konum zaten önümü zor görüyorum"
Kız
"ama konum istemesi çok normal değil mi sizin hangi sahilde olduğunuzu nereden bilsin"
Benn
'bilmeli, burası onun memleti o bilmeyecekte ben mi bilecem"
Kız
"samsun da bir çok sahil var emin ol sen konum atmadan bilemezdi, ama iyi tarafından düşün bak en azına arkadaşın seni yarı yolda bırakmamış ve seni almaya geliyor"
Ben
"bırakmaz o benim kan kardeşim biz ikimiz de birbirimizi yarı yolda bırakmayız ama ben çok kötü bir şey yaptım"
Kız
"ne yaptın"
Ben
"onun kardeşine aşık oldum, resmen ona ihanet ettim işin kötü tarafı kız beni sevmiyor"
Kız
"öncelikle arkadaşına konum attım mesafe fazla uzak değil 5, 10 dakikaya gelir, diğer konuya gelirsek, aşık olmak heleki aşık olacağın kişiyi seçmek senin elinde olan bir şey değildir, kalp seçer aşık olacağı kişiyi ve mantık ta şüphesiz kabul eder aşık olduğunu, kalp ile mantık aynı Allahu teala ve kul arasında ki ilişki gibidir, Allah buyurur ve kul şüphesiz kabul eder, kalpte aynı şekildedir, aşık olur ve mantık devre dışı kalır "
Benn
" ne yani şimdi bu arada kalp Allah mantık ta kul mu "
Hafif tebessüm ederek
Kız
" hayır tabiki, Allah doğmamış ve doğurulmamıştır kimse ona eş olamaz, benim ki sadece ufak bir benzetme idi kafan karıştıysa özür dilerim "
Ben
" yani biraz karıştı ama zaten hep karışık ben Allah var mı yok mu bilemem o kim ne yapıyor bilmiyorum ama Yusuf biliyor ve sidra oda aynı hepsi namaz kılarlar kitap okurlar İslamiyete uygun bir aileler yani ama ben öyle değilim gördüğün gibi "
Kız
"aslında sen sanki Biraz ARAF ta kalmışsın"
Ben
"ARAF ne demek"
Kız
"sıkışmak demek yolunu kaybetmek neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilememek arada kalmak demek"
Ben
"o yüzden mi yalnızım"
Kız
"yalnız değilsin aslında sadece yalnızlığı seçtin"
Ben
"Neden böyle bir şey yapayım ki, salak mıyım ben neden bile isteye yalnız olmayı seçeyim"
Kız
"çünkü arada kalmışsın adını bilmediğim yabancı, ve ARAF almış seni sürüklemiş ama sen farkında bile değilsin"
Ben
"peki ne yapmam lazım"
Kız
"Allah a sığınman lazım"
Benn
"yüzüm yok ki kim kabul eder beni böyle"
Kız
ALLAH kabul eder sen yeter ki ona sığın ama içtenlikle kalben
Benn
"bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum ki"
Kız
"bunu yusuf kardeşin den öğrenebilirsin sana yardım edeceğine eminim, üstelik kardeşi de sen doğru yolu bulduğunda seni sevecektir buna eminim"
Ben
"hiç sanmıyorum"
Kız
"Allah nasip etmeyeceği şeyi hayal ettirmez"
Gülümsedim kıza bu sohbet bana çok iyi gelmişti, bir öncekine nazaran biraz kafam dağılmış gibiydi oturduğum yerden elimi uzattım ve ;
"doruk, adım doruk"
Kız elime bakıp tebessüm etti ve bir adım geri giderek ;
"bende Yusuf ve ailesi gibiyim ama yinede tanıştığıma memnun aldım, adım Rabia"
Ben
"kusura bakma kapalı oluşundan anlamalıydım ama sende beni mazur gör önümü zor görüyorum"
Kız
"maalesef her kapalı insan İslamiyete uygun yaşayamıyor, sen o yüzden her kapalı insanın dindar olduğunu düşünme ve alkol demek şeytan demek kendine şeytanı dost edinme olur mu"
Ben
"ben şeytanla iş birliği mi yaptım şimdi"
Dedim gülerek ikimiz de gülmeye başladık kafasını sallayarak
"Bir nevi öyle olmuş oldu, ama kendine söz ver şeytana değil Allah a uy ve bunun için hiçbir zaman utanma, sen yönünü Allah a dönersen yolunda gitmeyen tek bir işin bile olmaz, yeterki iste doruk yeterki buna kalben inan"
Ben
"ya yapamazsam ya bocalarsam ya daha çok batarsam"
Rabia
"atım atmazsan yerinde sayarsın, denemeden bilemezsin doruk, ama Allah yoluna bir kere girdin mi bocalaman imkanız dediğim gibi kalben inanman lazım"
Ben
"o zaman beni sever mi sidra"
Rabia
"sanırım kızımızın adı sidra :) yani eğer kaderiniz Allah tarafından Bir yazılmışsa seni şimdi de bu haliyle sever, merak ettiğim bir şey var ama sen bütün bu şeyleri sidra beni sevsin diye mi istiyorsun yoksa Allah beni sevsin yolumu bulayım diye mi"
Ben
"sidra beni sevsin diye"
Rabia
"o zaman doruk kesin bocalarsın ve batarsın, her işte niyet çok önemlidir, kendini sidrayı yusufu çevrendeki herkesi bu imajı göstererek kandırabilirsin ama Allah ı asla o sana senden bile daha yakın daha sen ne istediğini bile bilmeden senin için her şeyi bilendir o senin yaptığın anca kendini kandırmak olur lütfen düşün taşın kalbinle Allah yolunu ve İslamiyeti iste ondan sonra sidranın kalbini kazanmaya çalış "
Ben
" ya o zaman da olmazsa "
Rabia
" o zaman anlayacaksın ki nasibin değilmiş "
Ben
" işte bende bundan korkuyorum, onunla olsun istiyorum onsuz değil,ben yapamam onsuz "
Rabia
" böyle söyleme doruk, öyle bir şeyle imtihan olursun ki sidra yı göremezsin bile, seni onsuz da yaşatır Allah "
Ben
" kafama takılan çok soru var ama kafam yerinde değil seninle tekrar görüşme imkanım yok mu salim kafa ile "
Rabia
" hım bilemiyorum"
Ben
"lütfen bak lütfen zaten yarın akşam İstanbula döneceğim bir daha beni görmezsin bile sadece kafamı toplamam lazım"
Rabia
"Sen İstanbul da mı yaşıyorsun"
Benn
"evet
Rabia
" bende yarın geçiyorum istanbula orada üniversite tutturdum yarın akşam yolcuyum "
Benn
" süper işte bu,bak bana numaranı ver bende senin yanına Yusufla beraber geleyim hatta sidra ile tanış eminim çok seversin sana arkadaş olur olmaz mı bana yardım edemez misin "
Rabia
" peki öyle olsun ama ufak bir yanlışında külahları bozuşuruz haberin olsun "
Ben
" şeref ve namus sözü "
Rabia
" peki o halde " deyip elimden tekrar telefonu aldı, Rabia ile konuşuyordum ama hala kafam yerinde değildi, numarasını yazıp beni çaldırdıktan sonra bana baktı ;
" kendimi Rabia diye kaydediyorum başka Rabia var mı ona göre soy adımla kayıtedeyim"
Biraz ona bakıp kafamı toplayarak düşünmeye çalıştım yoktu ama yine de soy adıyla kayıt etmesi onu tanımam açısından daha iyi olacaktı ;
Ben
"soy adınla kaydet sen, peki soy adın ne"
Rabia
"Rabia küloğlu, senin soy adın ne"
Ben
"doruk karayel"
Rabia
"memnun oldum tekrar tanıştığıma, ben artık gitsem iyi olur geç oldu kendine iyi bak, Allah a emanet ol" dedi
Bende kafamı sallayarak "sende Allaha emanet ol, haberleşiriz" dedim ve el sallayarak gitti.
Biraz kendi kendime kaldıktan sonra yusufun bana yürüyerek geldiğini gördüm yüzümde kocaman bir sırıtışla ayağa kalkıp kocaman açtım kollarımı bana yaklaştında ise arada ki mesafeyi kapatıp "kardeşim" diyerek sarıldım, yusuf başlarda beni ittirse de daha fazla zorlamayarak o şekilde kaldı, bir süre sonra sarılmayı bırakınca kendimi geri çektim yüzünde sinirli bir hal vardı bana kaşları çatık bir şekilde bakıyordu, biraz öyle durduktan sonra sonra Yusuf bağırarak konuşmaya başladı.
"lan oğlum neden içiyorsun ya he söylesen neden içiyorsun, ben şimdi seni nasıl götüreceğim eve söylesene bana ne oldu da bu kadar çok içtin ne derdin vardı ya Allah aşkına şu zıkkımlan ne anlıyorsun doruk, yahu sen daha bu sabah namaz kılmıştın şimdi içmekte ne demek dalga mı geçiyorsun sen, Allah sana hidayet versin ya ulan sabah ne kadar mutlu olmuştum kardeşim de doğru yolu bulacak diye, ulan hepsi gösteriş miydi hepsini sidranın gözüne girmek için miydi, sana en başta dedim en başta buraya geldiğin ilk gün dedim uzak dur dedim bakma görme dedim lan sen niye böyle yapıyorsun niye, niye "
Diye bağırdı bana sinirlenmiştim, alkolünde etkisiyle daha fazla sinirleniyordum, yerimde sağa sola gitmeye başladım anlamıştı Yusuf sidraya olan duygularımı ama şuan mevzu o değildi, sinirlenerek baktım yusufa bir kisiyi sevmeye nasıl engel olunurdu, daha fazla dayanamayarak bende konuştum;
"lan nasıl engel olayım lan , sen söyle şu kalbim sevmişse nasıl sevme derim nasıl bakma aşık olma derim, sikicem böyle işi gelmiş karşıma bana ahkam kesiyorsun, lan ne yapayım ne yapayım sen söyle engel olamadım yenik düştüm kalbime ne yapayım sen söyle, dedim ki onun yaptıklarını yaparsam sever beni ama yine de sevmedi istemedi, sen söyle nereye gideyim şimdi "
dedim hem bağırıyor hem ağlıyordum Yusuf ise üzgün bir yüzle beni izliyordu, daha fazla taşıyamadı bacaklarım beni olduğu yere çömeldim ve tekrar ağlatarak ama daha sakin bir sesle konuşmaya devam ettim ;
" Ulan annem babam bile beni sevmediklerini dile getirdiklerin de bu kadar canım yanmamıştı ben bu gün sidranın ağzından sevmiyorum kelimesini duydum ya öldüm ben Yusuf öldüm, nereye gideyim ne yapayım bilemedim, ulan geldiğim zamandan beri kendimle cebelleşiyorum sevme diyorum kalbime sevme o sana abi diyor, o senin kan kardeşinin kardeşi yapma bunu kendine diyorum ama yok Yusuf yok, söz dinlemiyor kalbim, ben baktığım her yerde onu görüyorum ben her ses onun sesi sanıyorum, yusuf ben deliriyorum sanırım kendimde değilim ben, ben bu gün bir kadını kucağımdan indirdim ben, ben yaptım ilk defa bir kadına karşı koydum istemedim sidra dan başkasını, ulan ben sidra için kendimden geçtim, ben yok oluyorum yusuf anla "
Derin bir iç çekti Yusuf sağına soluna baktı sonra bana döndü bakışları, ellerini yumruk yaparak konuşmaya başladı ;
" işte bu yüzden siz Olamazsınız doruk, sen kafayı yedin geldin aşağa içtin hatta bir kadın aldın kucağına sidra ne yaptı namazını kıldı okuması gereken yerleri okudu ders çalıştı, film izledi çay içti neden farklı olduğunuzu anladın mı, ne sen sidraya ne de sidra sana iyi gelemez birbirinizi anlayamazsınız ve lütfen doruk kardeşimin aklını karıştırma bak artık bizimle yaşayacak ona bir yanlışın olmasın, daha dün bir bu gün iki belki bu hissettiğin aşk değil belki bu hissettiğin tamamen ona ulaşamamanın verdiği bir duygu zaman tanı kendine belki hala hislerin aynı kalmayacak ama lütfen şuan bunlardan bahsetme sidraya lütfen, şimdi kalk gidiyoruz şurada kahve iç kendine gel sonra da bir arkadaşın yanına götüreceğim seni orada duş alır kendine gelirsin ondan sonra eve geçeriz sakın ama sakın içtiğinden annem ve babamın haberi olmasın sakın kendine gel düzelt üstünü başını "
Dedi hafif sinirle ama sakin bir sesle
Ben
" ben duygularımdan eminim Yusuf, tamam dediğin gibi olsun öyle yapalım benden utandığını bu kadar belli etme "
Dedim kafamı yere eğerek ve kaşlarımı çatarak, yusuf anlamadığım bir şekilde hızla gelip yakalarımdan yakaladı beni ve sinirle sarsmaya başladı ;
" lan sen, senden utandığımı falan mı düşünüyorsun, yazık sana gerçekten yazık, lan ben kardeşime doğru yolu öğretemedim, şu saçma sapan şeylerden bir türlü uzak tutamadım diye vicdanımla savaşıp durdum lan, sen senin yanında sırf siktiğimin kan mevzusu olduğu için mi kaldığımı sanıyorsun, yanılıyorsun, ben seni gerçekten kardeşim olarak gördüğüm için kalıyorum, yazık sana gerçekten yazık, şimdi siktir ne bok yiyorsan ye "
Diye bağırarak bıraktı yakamı ve arkasını dönüp yürümeye başladı,yusuf normalde küfür etmezdi ama şuan ediyorsa belli sinirlenmişti bende bencillik etmiştim,daha fazla yerimde durmadan yürüyebildiğim kadar yürümeye başladım ve arkasından bağırdım.
" Yusuf bekle beni Yusuf"
Ama hala durmadan yürümeye devam ediyordu, karşıdan karşıya çoktan geçmişti bile yola baktığımda hiç araba yoktu bende yine yusufa bağırmaya başladım
"Yusuf dur artık tamam lan özür dilerim, ama dur artık yürüyemiyorum"
Diye tekrar bağırdım, ama Yusuf hala yürüyordu bu kadar sinirlenecek ne vardı, anlamıyorum daha fazla duramayacak yürümeye devam ettim ve karşıya geçmek için hamle yaptım, yürüyordum ama gözlerim çok net görmüyordu sanki zemin ayağımdan kayıyor gibiydi, sonra hiç beklemediğim bir şey oldu Bi anda sol tarafımda bir acı hissettim ve sert bir zemine düştüm kolum ve bacağım çok fena acıyordu, o an da duyduğum tek bir ses vardı, yusufun "doruk" diyerek bana bağırıyordu benim ise gözlerim kapanıyordu, başım bir el tarafından yukarı kaldırıp sarsmaya başladığında bana araba çarptığını anladım, yusuf başımda sürekli bana seslenip bir şeyler diyordu ama hiç anlamıyordum, zar zorda gözlerimi açıp Yusufa baktım ve sadece "özür dilerim kardeşim, sana ihanet ettim, özür dilerim" dedim ve sonrasını hatırlamıyorum, sonrası benim için boşluktu, sanki dünya benim için artık bitmişti.