DORUK 'TAN ??
Gözlerimi kocaman açmış sidranın arkasından bakıyordum.
Bir gecede olan değişimi beni benden etmişti, başta anlamamıştım hatta bana havlu getirdiğin de hala anlamadığım için sidra ya çok farki bir tepki vermiştim, onu üzdüğüm solan gülüşünden ve yüzünden her şekilde belli olıyordu.
Anlık bir gafletle yaptığım davranış sidrayı üzmeme sebeb olmuştu, ama kendime de hak veriyordum çünkü hiçbir anlamamıştım.
Samsunda sırf bana dokundu boynunu gördüm diye ağlayan kız şimdi gelmiş beni öpüyor ve bana sarılıyordu üstelik tam gözlerimin içine bakıyordu, ister istemez farklı düşünmüştüm.
Ama merdivenlerde onunla konuştuğumda aklım başıma gelmişti, tabiki canım kardeşim Yusuf yememiş içmemiş dün gece konuştuğumuz ne varsa hepsini sidraya demişti,
Kızmıştım Yusuf' a hemde çok çünkü ben sidranın bu şekilde abisinden öğrensin istemiyordum farklı bir ortam da dile getirmek istiyordum hissettiklerimi ama şimdi çok ta bir önemi yoktu, artık her şeyi biliyordu.
Üstelik bana sevgilim demişti, o yemyeşil huzuru andıran ışıl ışıl gözleriyle bana bakıp beni benden alan gülümsemesi ile bana sevgilim demişti.
İçim gitti, vücudum bir anda alev aldı, kalbim hiç olmadığı kadar hızlı atmaya başladı.
Zaten kendimi tutamayıp ona koşarak sarılmıştım,yusuf var diye kısa sürse de yinede onda ona sarılmak benim için bir ihtiyaç gibiydi.
Hele son yaptığı anahtarı elimden alıp gitmesi, Ah Allahım kafayı yemek üzereyim sidra bana neler yapıyordu böyle, hiç öyle bir insan değildim ben şu bir kaç günde ben bile kendimin değiştini farkına varıyordum, ama durmak yoktu pes etmeyecektim, her şeyi tam anlamıyla öğrene kadar durmayacaktım, gerekirse gece uyumam ama yinede öğrenmekten vazgeçmeyecektim.
Ben öylece kapının ardından bakarken Yusuf söze girdi;
"asla ikna edemezsin arabayı ben kullanıcam derse sana hayatta bırakmaz" dedi alayla
"ya iyi hoşta tam bilmiyor ki İstanbulu sıkıntı olur diye korkuyorum" dedim Yusufa bakarak
Yusuf
"korkama bir şey olmaz idmanlıdır benim kardeşim, her işin altından kalkar, hem oda senin için yapıyor, kendini fazla yorma diye"
Ben
"ben yorulmuyorum ki ya iyiyim hatta gitmeyi bile düşünmedim ama işte söz verdim diye gidiyorum yoksa sidra hayır dediğim zaman beni öldürecek gibi bakıyor" dedim alayla
Yusuf gülerek;
"valla öyle şey yapmaz diyemem, seviyorum seviyorum diyordun al sana sidra bu zamana kadar ben uğraştım şimdi sen uğraş" dedi gülerek
Bende aynı şekilde gülerek;
"valla kardeşim, başım gözüm üstüne ben sidraya bir ömür uğraşırım"
Yusuf biraz durup öylece bana baktı;
"ne oldu neden öyle baktın" diye sordum tedirginlikle
Yusuf derin bir nefes alarak;
"her şey iyi güzel hoş ama bir şey eksik gibi sanki doruk sen samsuna gittiğin de gördün sidrayı ve sonra da seviyorum dedin ya şuan hissettiğin ulaşamamanın verdiği bir şeyse, sidrayı anlarım çünkü o duygularından emin ama senin bu denli hızlı gidiyor olman biraz beni tedirgin ediyor " dedi sıkıntılı bir şekilde.
Ama yusufun bilmediği bir şey vardı, ben sidraya samsuna gittiğim de aşık olmamıştım. Ben sidrayı 19 yaşımdan beri seviyordum, sadece bunu kendime söylemem yada kabullenmem baya zaman almıştı, sırf Yusufa ihanet edemem düşüncesi ile uzak durmuştum kendimi sevmiyorum diye kandırmıştım, ama durum öyle değildi, samsuna gitmiş olmam sadece artık kendime hakim olamamanın verdiği bir tepkiydi, ama onu da anlıyordum sidra üzülsün istemiyordu. Bende istemiyordum o yüzden değişmek istiyordum.
Buruk bir tebessüm yerleştirdim yüzüme ve konuşmaya başladım;
"seni anlıyorum Yusuf ama ben sana yalan söyledim bir konu da, ben sidra yı 19 yaşımdan beri seviyorum, sadece sana ihanet ediyor gibi hissettiğim için kendime itiraf etmem uzun sürdü, ki zaten ondan gitmedim sizinkilerin yanına ama kalbimin bir yerlerinde hep sidra oldu, en sonda samsuna gidince bende kayışlar koptu, görünce dayanamadım ve artık ertelemek istemedim ne olursa olsun diyerek badoslama daldım iste, sonuçta bu " dedi ellerimi iki yana açarak
Yusuf şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
" hiç anlamadım doruk gerçekten güzel gizledin"
Dudaklarımı yukarı kıvırarak omuz silktim ;
"öyle olması gerekiyordu bende öyle yaptım, umursamadım günümü gün ettim başka kızlarla konuştum görüştüm ama yinede olmadı işte görüyorsun anca kendimi kandırıyormuşum, sidra ile olunca anlamdım bunu" dedim gülerek
Yusuf yine ciddi bir şekilde;
"bak doruk sidra için değişmen ve bunu gerçekten istiyor olman çok güzel ama sana bir kardeş tavsiyesi vermek istiyorum, sidra sana sevgilim dedi bu zamana kadar hiç kimse ile bir münasebeti olmadı ve ilk defa sana kendini açtı ve asla izin vermem dediği şeyleri yaptı, senin de kendine çeki düzen vermen gerekiyor geçmişinle veda etmen gerekiyor yeni hayatına geçmişin den birini almaman gerekiyor, umarım ne demek istediğimi anlamışsındır. "
Dedi kaşlarını kaldırarak, anlamıştım hemde çok iyi anlamıştım ve haklıydı.
Bir çok kadınla beraber olmuştum bundan sonra onların esamesi bike okunmayacaktı sidranın yanında.
Kafamı sallayarak;
" elbette anladım kardeşim, emin ol elimden geleni yapacağım"
Dedim burukça gülerek
Yusuf ta aynı şekilde karşılık vererek;
"Sen her zaman verdiğin sözleri tuttun bunuda söz olarak sayıyorum ve artık gitmelisin çünkü birazdan tam anlamıyla hastanelik olabilirsin" dedi gülerek
Bende aynı şekilde gülerek;
"tamam tamam haberleşiriz yine ben kaçtım"
Diyerek el sallayıp çıktım ve arabanın için de beni bekleyen sevgilime kocaman gülerek ilerledim ve arabaya bindim.
"ne kadar çok geç geldin ya, ne o abim nutuk mu çekti yoksa sana"
Dedi gülerek bende emniyet kemeri mi taktıktan sonra gülerek sidraya baktım;
"Hee, kardeşimi üzersen kendini ölmüş bil dedi"
Dedim ve güldüm.
Sidra da aynı şekilde gülerek;
"doğru söylemiş abim, beni üzersen kendini ölmüş bil"
Dedi yalancı bir sinirle;
Bende biraz ona yaklaşarak yüzüm de çapkın bir ifade ile;
"seni üzmek yerine seni hep mutlu edicem san söz veriyorum" dedim
Bakışlarını kaçırarak;
"inşallah doruk bey inşallah" dedi
Bende uzaklaşıp kendi yerime geçerek;
"Hadi sür bakalım, görelim sevgilimin maheretlerini" dedim
Gülerek ve yanakları al al önüne bakıp arabayı sürmeye başladı.
"yalnız yolu bilmiyorum sen tarif ediceksin bana" dedi tüm ciddiyeti ile yola bakarken
"sorun yok o iş bende sen dikkatli ol yeter" dedim ona bakarak
Alaycı bir tavırla;
" ne o yoksa arabanı çarpmamdan mı korkuyorsun" diye sordu
Sidraya bakarak;
"ya sikmişim arabasını senden kıymetli mi sana bir şey olmasın yeter bana, yoksa istersen arabayı perte çıkar"
Sidra tüm ciddiyeti ile bana bakıp sonra yola baktı ve boğazını temizleyip;
"yanımda küfür etmezsen sevinirim" dedi soğuk bir sesle
Genelde ani tavırlarda hafif kızmış isem Bile küfür ağzımdan çıkıyordu buna engel olamıyordum, şuan sidranın bu durumdan rahatsız olması çok normaldi onu hak veriyordum.
Mahçup bir şekilde önüme dönerek;
"özür dilerim ben genelde ani tavırlarda kendime hakim olamıyorum ediyorum işte, kusura bakma olur mu"
Hafif bir tebessümle bana bakıp tekrar yola bakarak konuştu.
"ben sana tamamen küfür etme demiyorum, yani abimde bazen çok sinirlendiğini zaman ediyor ama hiç benim yanımda etmedi, hemen olacak diye bir şey yok zamanla olur her şey ama şimdilik benim yanımda etmemeye özen gösterirsen sevinirim"
Dedi yine aynı şekilde gülerek,
Bende aynı şekilde ona bakıp
"elbette dikkat ederim, tekrar kusura bakma olur mu"
Kırmız ışıkta durup, yüzünü bana döndü ve;
"önemli değil canım"
Dedi gülerek, bende yüzümde ki Aptal sırıtışla;
"hay senin canım diyen ağzını..." diyemeden Sidra;
"doruk yaaa" diyerek araya girdi.
Yine yanakları al al olmuştu.
'tamam tamam bir şey demedim' deyip önüme döndüm.
Kısa bir sessizliğin ardından ise sidra ya adresi tarif ederek yola koyulduk.
Hastaneye geldiğimiz de arabayı uygun bir yere park edip, hastaneye doğru yürümeye başladık, sidra ara sıra etrafına bakıyor arada da randevum ve iyi olup olmadığımı soruyordu, benim ise istediğim onunla el ele yürümekti, pat diye tutsam ne tepki verir kestiremiyordum izin istesem ya hayır derse üzülürdüm onunda zor durumda bırakmak istemiyordum ama istediğime de engel olamıyordum.
Sonunda dayanamayarak hastane kapısından girmeden durdum ve sidranın da durmasını bekledim, biraz ilerleyip benim durduğumu fark edince gülerek yanıma geldi;
"ne oldu doruk ağrın mı var yoksa" diye gülüşünü doldurup ciddi bir şekilde sordu.
Kafamı hayır anlamın da iki yana sallayıp;
"elini tutmak istiyorum" dedim gözlerinin içine bakarak.
Ne yapacağını bilemeden biraz öyle yüzüme baktı, arada bakışlarını kaçırıp tekrar gözlerim de buluşsa da kendi için de savaş verdiği çok belli oluyordu.
Onu daha fazla zorlamamak adına gülümseyip;
"tamam, tamam problem yok hadi gidelim" diyerek yanından geçip yavaş yavaş yürümeye başladım.
Çok istiyordum elini tutmak, ne kadar üzülsem de onu da anlıyordum, ben alışıktım her şekilde bir kadına yaklaşmaya ama o değildi üstelik benim doğru bildiğim çok yanlış vardı ve belkide elimi tutmak benim için ufak ve küçük bir şeyken belkide yanlış birşeydi, o yüzden bu şekilde davranıyordu, kafamı iki yana sallayıp hastanenin içine girdim sağ tarafıma baktığım da sidra yoktu, yoksa hala bıraktığım yerdemiydi.
Arkama dönmek için hamle yaptığım da sol elimin tutulduğunu hissettim ve hışımla sol tarafıma döndüm;
"buradayım" dedi gülerek ama aynı zaman da da elimi tutuyordu.
Başta inanamadım rüya sandım hatta bir kaç kez gözlerimi açıp kapattım, ellerimizi görüş hızıma getirip uzun uzun inceledim, inanamıyordum çünkü tuttuğuna ve hala elime tutuyor oluşuna inanamıyordum.
Gerçi sabah ta beni öpmüştü, sarılmıştı şimdi elimi tutuyordu kesin ben rüyadaydım, bu kadarı fazlaydı çünkü.
Hala şaşkın şaşkın elimize bakarken sidra sesli bir şekilde gülerek;
"doruk kendine gel hadi gidelim artık geç kalıyoruz" dedi
Kafamı sallayıp kendime gelerek;
"kızım Valla sen bu gün beni kalpten göndereceksin öbür tarafa, sabah öpmeler sarılmalar şimdi elimi tutmalar, kalbim bu kadar hızlı atmaya alışık değil haberin olsun" dedim gülerek
Oda aynı şekilde bana gülerek;
"abartma doruk lütfen hem unuttun mu her şeyi konuşacağız, belkide bir daha sana böyle davranmayabilirim belli değil ki bu"
Dedi, burukça gözlerime bakarak.
Bende derin bir nefes alarak;
"o zaman bu anın tadını çıkarmayalım" deyip gülerek elini sıktım ve yürümeye devam ettik.
Hala ara ara durup elimize bakıyordum, arada kaldırıp öpüyordum, doya doya tadını çıkarmaya çalışıyordum.
Doktorun kapısının önüne geldiğimiz de randevu saatine daha olduğu için ve içeride hasta olduğu için kapının hemen yanında olan koltuklara otutduk.
Hala elini tutuyordum, ve arada bırakmaması için de sıkı sıkı sıkıyordum.
Sonra aklıma aniden gelen bir fikirke cebimden telefonu çıkarak kamera kısmını açtım, sidra ise meraklı gözlerle bana bakıyordu.
"ne yapıyorsun doruk" diye sordu merakla
Ona dönüp gülümseyerek;
"bu anı ölümsüzleştiriyorum" dedim gülerek.
O da bana gülümseyerek daha rahat çekebilmek için yardım etti ve ellerimizin bir sürü resmini çektim sonra tekrar sidraya dönüp.
"biz de çekinelim mi" diye sordum
Kafasını evet anlamında sallayıp;
"Olur bitanem" dedi
Ah kalbim yine olduğundan daha hızlı atmaya başlamıştı.
Birtanem demişti, o naif sesine ne de güzel yakışıyordu.
Derin bir iç çekerek ona baktım, anlamış olacak ki kafasını eğdi,
Bende gülerek kafamı sallayıp telefonun öz çekim kamerasını açtım ve güzel açı bulmak için sağa sola çevirdim hala elini tutuyorsum sidranın ama yine de bana biraz uzaktı.
Güzel bir açı bulduktan sonra "heh bu şekilde iyi" deyip sırıttım.
Sidra ise bana Biraz daha yaklaşıp boşta kalan diğer elini de koluma dayayıp yüzünü boyun girintime kadar getirdi.
Çok fazla yakındı bana kokusunu çok net çekebiliryordum içime, ondan yana dönüp biraz baktıktan sonra kameraya dönüp poz verip çektim.
Bir den fazla çekmiş olabilirim, ama hiçbirinde bir şey demedi ve hepsinde çok güzel çıkmıştı.
Randevu saatim geldiğin de doktorun odasına girerek selam verdik kısa bir muhabbetin ardın dan ne sebeb ile geldiğimi söyleyip muayene olmak için beni sedyenin üzerine oturttu ama ben hala sidranın elini tutuyordum bırakmak içimden gelmiyordu.
Doktor bunu anlamış olacak ki gülerek ;
"eşinizin elini bırakamazsanız sizi nasıl muayene edeceğim doruk bey" dedi
Eşim sanmıştı, demekki dışarıdan karı koca gibi duruyorduk bu hoşuma gitmişti.
Sidraya baktığım da onun da hoşuna gittiğini farkındaydım, gülüyordu, doktora dönüp.
"elini bırakmasan muayene edemez misiniz" diye sordum.
Doktor tekrar gülerek.
"siz uzanın eşiniz sağ elinizi tutsun o zaman, çünkü bu şekilde bana biraz engel oluyor" dedi
Bende gülerek sidraya baktım, olumlu anlamda kafasını sallayınca bir iki saniyeliğine elini bırakıp uzandım ve tutması için sağ elimi uzattım o da anında tutarak yine gülememe sebeb oldu.
Doktor yine bize bakıp gülüyordu.
"şimdi tişörtüde yukarı doğru kaldıralım doruk bey sargınızı açıp Bi yaraya bakmam lazım bide ultroson ile yaranın iyileşme durumuma bakalım ona göre size durumunuzu söylerim" dedi
'tamam' anlamında kafamı sallayarak boşta olan diğer elimle tişörtümü yukarı çıkarmaya çalıştım ama hem canım acıdı hemde zaten beceremedim.
Sidra anlamış olacak ki;
"doruk tamam ben yaparım sen uzan sadece" deyip elimi bıraktı ve doktorun istediği kadar tişörtümü yukarı kaldırdı.
İster istemez elleri karnıma değiyordu ve istemsizce kendimi kasıyordum, onun hakkında kötü şeyler aklıma gelmemeliydi, düşünmemeliydim, o yüzden kendimi sıkarak ve düşüncelerime hakim olarak derin derin nefesler alıp verdim.
Sonunda işi bittiğin de geri çekildi ama elimi tutmamıştı.
Sağ elimi kaldırıp yalandan üzülür gibi yapıp dudaklarımı büzmüştüm, sidra da gülerek yanıma Biraz yaklaşıp tekrar elimi tuttu.
Elini tutar tutmaz kocaman gülümseyip, kendime yaklaştırıp öptüm.
Doktor bir yandan sargımı çözüp bir yandan bana ise bize bakıp;
"bu devirde bu kadar seven insan kaldı mı ya, maşallah sevginiz daim olsun" dedi gülerek.
İkimiz de birbirimize bakıp "amin" dedik.
Bir süre sonra doktor bandajı söküp yarama baktı, suratı şekilden şekile giriyordu o elini sürdükçe canım gerçekten yanıyordu, benim canım yandıkça sidranın elini sıkıyordum.
Onun da canı yanıyor gibiydi gözleri dolu dolu bakıyordu bana.
Dışarıdan muayenesi bitince ultrason ile içeriden herhangi bir sıkıntı var mı diye bakmaya başladı bu eliyle ellemekten bile daha çok yakmıştı canımı, ister istemez sidranın elini daha çok sıkıyordum, ve ister istemez yüksek sesli inlemeler çıkıyordu ağzımdan, sidraya baktığımda bana değişik bir şekilde bakıyordu, sanırım elini sıkarak onunda canını yakmıştım.
Aklıma gelen şeyle ellerini bıraktım ve yumruk yaptım, daha neden bıraktığımı açıklayadan doktorun darbesi ile acı içinde kıvrandım, sidra ise yumruk olan elimi açıp bu sefer iki eliyle tuttu ve bir elini çekip saçlarıma götürdü.
Şimdi bir eli elim de diğer eli ise saçlarım da idi,
"benim canım, senin canın acıyor diye acıyor, elimi sıkmanla alakalı bir şey değil, bırakma elimi olur mu" dedi alnımdan saçlarıma doğru severek.
Gözlerim den bir damla yaş akarken, tamam anlamında kafamı salladım.
İstemsiz gözümden yaş düşmüştü çünkü canım aşırı yanmıştı.
Doktorun ultrosunla bakma işi bitmişti ama benimde canımdan can gitmişti resmen.
Donuk bir ifade ile bana bakıp;
"tamamdır doruk bey toparlanabilirsiniz" dedi
Yaramı sargı ile kapattıktan sonra sidra tekrar açtığı gibi tişörtümü indirdi ve kalkmam için yardımcı oldu, kalkarken zar zor kalkmıştım canım hala yanıyordu.
Doktorun karşına geçtiğim de hala acım olduğu biraz zor duruyordum ayakta, sidra yine elimden ve kolumdan tutup yardımcı oluyordu.
Zar zor koltuğa oturduktan sonra doktara bakarak;
"herhangi bir sıkıntı var mı" diye sordum
Sidra ise endişeli bir şekilde doktara bakıyordu, doktor derin bir nefes aldıktan sonra;
"kaza geçireli ne kadar zaman oldu doruk bey"
Biraz düşümek için kendime zaman tanıdım çünkü ne kadar süre olduğunu bilmiyordum, ben kendi kendime düşünürken sidra benim yerime cevap verdi;
"hastane de kaldığı süre ile beraber 1 hafta kadar oldu ''
Dedi, kafamı çevirip başımda ayakta duran sidraya gülümseyerek baktım, benle ilgili detayları bilmesi aşırı hoşuma gidiyordu sanki gerçekten eşim gibi.
Doktor biraz düşündükten sonra;
" hastane de ne kadar süre kaldı" diye sordu
Sidra yine düşünmeden;
"3 gün" dedi
Doktor kafa sallayıp önünde ki kağıtlara baktı, sidra yine sessizliği bozarak;
"herhangi bir sorun mu var" diye sordu
Doktor bize bakıp ciddi bir tavırla;
"çok ciddi bir durum yok, kaza dan sonra çok iyi dinlenememişsiniz sanırım ondan bu şekilde ağrılarınızın olması normal, size bir kaç ilaç yazacağım ve bir de krem düzenli olarak kullanın ve mümkünse 2 hafta dinlenin yatın ani hareketler yapmamaya özen gösterin"
Dedi ciddiyetle yüzümüze bakarak bizde tamam anlamında başımızı sallayıp tekrar doktara baktık, doktor da konuşmaya devam etti;
"dinlenmek dışında fazla bir şey yapmanıza gerek yok, verdiğim kremi pansumandan sonra sürün hatta çıkmadan önce hemşire hanım ile gidin hem eşiniz de nasıl yapıldığına bakar o şekilde 2 hafta boyunca yapın sonra da kontrole gelin" dedi bize bakıp gülerek biz de tamam diyerek odadan ayrıldık ve pansuman yapacak hemşirenin peşinden müşadeye doğru ilerledik.
Kısa bir süre sonra pansumanı yapacak olan hemşire gelip hem pansumanı yapıp hemde sidraya nasıl yapıldığını gösterdi.
Sidra büyük bir dikkatle dinliyordu hemşire hanımı, galiba 2 hafta boyunca pansuman sidraya aitti ben şimdiden heyacanlanmaya başlamıştım.
Hastanede işimiz bittiten sonra yine el ele arabaya doğru yürüdük, yine ara ara zorlanıyordum canım hala acıyordu.
Arabaya bindiğimiz de sidra kesin bir dille direkt eve geçiyoruz herhangi bir yere gitmek yok deyip arabayı çalışırtırdı, her ne kadar iyi olduğumu söylesem de vazgeçiremedim, eve gidip yatmamı emir vererek söylemişti.
Daha fazla ısrar etmeden kabul ettim ve eve doğru yol aldık.
Bir yandan iyi olmuştu, hala canım acıyordu, eve gidip yatıp dinlenebilirdim, ama işte Yusuf sıkıntıydı benim için akşama kadar gelmese iyi olurdu, bende anlayışla karşılayacağını düşünerek ona msj attım.
Biraz konuştuktan sonra dediğim gibi olmuştu, anlayışla karşılamıştı zaten işi de uzun sürmüştü belki gelmem akşamı da geçer demişti eh tabi buda benim işime gelmişti.
Bir süre sonra etrafa baktığımda da eve geldiğimizi anladım, kapının önüne arabayı park ettiğimiz de yavaş yavaş arandan inip yürümeye başladım, doktorun muayenesinden sonra canım daha çok acır olmuştu adım atarken bile canım yanıyordu.
Belirli bir süre gittikten sonra sidra da koluma girip eve geçtik,
Ben salona gidip direkt uzanırım diye düşünürken sidra;
"hemen salona geçme odama çıkalım sen üstünü değiş rahat birşeyler giy bende aynı şekilde sonra aşağa ineriz" dedi
Tamam deyip onayladım ve yavaş yavaş merdivenleri çıktım, odaya geldiğimiz de sidra beni bırakıp çıkacakken ona dönüp;
"tişörtümü çıkarmama yardım etmen lazım, ben kendim yapamam güzelim" dedim.
Bana tereddüt eder gibi baksa da, yanıma ağır ağır gelip yavaşça tişörtümün uçlarından tutup kaldırmaya başladı, aklıma ve kendime mukayyet olmaya çalışsam da yinede bazı şeylere engel olamıyordum, hep farklı şekilde düşünmeye yöneliyorsu beynim ben ise o tarafa gitmemesi için adete kendimle savaşıyordum.
Kendimi kasmaktan ve derin derin nefes almaktan yaram yine acımaya başlamıştı, Allah tan sidra tişörtü çok fazla yanmadan kolayca çıkarmıştı da rahat nefes almıştım.
Tişörtümü kenara koyduktan sonra sidra yanıma gelip önce bana baktı yüzü ifadesiz gibiydi ama neden bu şekilde durgun olduğunu anlayamıyordum.
Yüzüme bir kaç dakika baktıktan sonra bir elini kaldırıp yaramın üstün de hafif bir şekilde gezdirdi.
Yüzüne baktığım da başının eğik ve yarama bakıyor oluşunu gördüm, yüzünü görmek için biraz daha dikkatli baktığımda yanağına doğru süzülen yaşı gördüm.
Kaşlarımı çatarak bir elimde çenesinden tutup bana bakmasını sağladım ve elimle yanağında ki gözyaşını silip;
"ne oldu güzelim neden ağlıyorsun" diye sordum.
Derin bir nefes, gözlerini kapattı hala baş parmağımla yüzünü okşuyordum, biraz öyle kaldıktan sonra gözlerini açıp bana baktı ve bir kez daha yaş döküldü yanağına doğru;
"ya sana bir şey olsaydı, ya seni bir daha göremeseydim, bunları düşündükçe kafayı yiyecek gibi oluyorum" dedi göz yaşları arasında derince nefes vererek
İki elimle yüzünü kavrayıp sevmeye başladım ve burukça güldüm;
"ama bak bir şey olmadı yanındayım, iyiyim ve en iyisi de kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum, lütfen böyle kötü şeyler düşünüp kendini üzme, ağlamana kıyamam'' deyip gülümsedim.
" elimde değil kendime hakim olamıyorum, kaza geçirdiğin günden beri kimse bir şey anlamasın diye içime attım ama sanırım daha fazla tutamıyorum buna engel olamıyorum, çok korktum doruk çok fazla korktum sana bir şey olacak diye ödüm koptu" dedi hıçkırarak ağlıyordu.
Bir elimi yanağından çekip beline doladım ve kendime çektim sidrayı diğer elim ise hala yüzün deydi kafasını göğsüme yasladıktan sonra sıkıca sarıldı belime bende aynı şekilde kendime daha çok çekerek yanağımı başını yatırdım ve sakinleşmesi için konuşmaya başladım;
"şşştt güzelim, sidram, sakin ol bebeğim, bak bana bir şey olmadı yanındayım, yanımdasın bak kalp atışımı duyuyorsun, yapma böyle canımın içi kendini üzme ağlama bak dayanamıyorum sen böyle olunca, lütfen kendine gel, üzülme"
Dedim daha çok sarılarak.
Sidra sakinleşene kadar o şekilde kaldık, belirli bir süre sonra sidra benden ayrıldıktan sonra gözlerimin içine baktı;
"doruk iyisin demi bak bana yalan söyleme iyi değilsen ilaç falan getireyim sana" dedi telaşla
Gülümseyerek baktım;
"iyiyim yavrum iyiyim, merak etme üstümü değişeyim de aşağıda uzanırım biraz" dedim.
Sidra;
"tamam o zaman bende çıkayım sen rahat rahat giyin üstünü" dedi çıkmak için hazırlanırken,
Arkasını döndüğü sırada elinden tutup durdum;
"ne oldu" diyerek merakla baktı yüzüme bende gülümseyerek
"üstümü giyinemem ki yardımına ihtiyacım var." dedim
Ve elini bırakıp giyinme odamdan rahat ve bol olan bir tişört alıp geldim,sonra sidraya bakarak ona uzattım.
Gülerek elimden aldı ve yine aynı özenle tişörtü üstüme giydirdi.
İşi bittikten sonra sonra bana bakıp;
" tamamdır koca bebek ben gidiyorum odama sende diğer işlerini hallet aşağıda uzanırsın o arada konuşuruz" dedi
"tamam güzelim" deyip güldüm oda bana aynı şekilde karşılık vererek odadan çıktı.
Arkasından Aptal Aptal bakarken, ayak üstü yine hayallere daldığımı farkına vardım.
Kendime gelmek için başımı sallayıp giyinme odasına gittim, biraz sağa sola bakındıktan sonra benim için en rahat olan eşofmanımı zar zor giyerek odaya geçtim, elimi ve yüzümü de yıkadıktan sonra telefonumuda alıp kapının önünde sidrayı beklemeye koyuldum.
Biraz bekledikten sonra sidra elinde bir yastık ve bir pike ile çıktı beni görünce yanıma gülerek gelip;
"beni mi bekliyordunn" diye gülerek sordu
Kafamı olumlu anlamda sallayıp;
"evet güzelim seni bekliyordum, elindekiler ne"
Sidra önce elinde tuttuğu yastık ve pikeye bakıp sonra bana dönerek;
"Hee.. Bunları senin için aldım odadan aşağıda çekyatta uzanırsın diye düşündüm"
Dedi gülerek bende aynı şeklide gülerek;
"iyi düşünmüşsün güzelim, hadi gidelim aşağı" dedim ve yavaş yavaş merdivenlerden indik.
Aşağı indiğimiz de sidra önden gidip koltuğun birini benim için ayarladı, ben ise ona aşkla bakıyordum evlendiğimizi düşünüyor hayalini kuruyordum.
İşi bittikten sonra benden tarafa dönüp" gel uzan buraya "diye eliyle işaret etti, bende yavaş yavaş gidip uzandım hala canım acıyor olsa da uzanınca biraz olsun acısı geçiyordu.
Uzanıp kendimi de toparladıktan sonra sidra üstüme ince pikeyi örttü.
Yüzüne bakıp;
" aslında pikeye gerek yoktu ya zaten hava sıcak" dedim gülümseyerek
Sidra örtme işini hallettikten sonra bana bakıp;
"çok kalın bir pike değil zaten, şimdi hareketsiz kalacaksın ya illaki üşürsün zaten üstün de ince, ben önlemimi şimdiden aldım" dedi gülerek
Ben ise sadece ona bakıp güldüm.
Biraz öyle durduktan sonra tekrar konuştu;
"kahve içer misin"
"Olur içerim" diye cevap verip yanımdan gitmesini izledim.
Aslında biraz heyacanlıydım çünkü ne konuşacağımı bilmiyordum yada konuya nasıl gireceğimi, tek bildiğim ne sorarsa sorsun yalan söylememekti.
Biraz kendi kendime düşündükten sonra sidra mutfaktan elinde iki tane kupa ile gülerek yanıma geldi.
Tam karşıma geçip kupanın birini bana uzattı.
Bende kendimi hafif toplayıp ayla ucumda onunda oturması için yer açtım, ve elimi uzatıp kupayı aldım.
Ondan sonra sidra da onun için açtığım yere ayaklarını yukarı toplayarak oturdu.
Biraz onu izledikten sonra kahvemden bir yudum alıp;
"eline sağlık yavrum, çok güzel olmuş" dedim hala kahveden yudum alarak
Aynı şekilde oda kahvesini yudumlarken;
"afiyet olsun canım" dedi bana bakıp gülerek.
Biraz bir birbirimize baktıktan sonra uzandığım yerden ayaklarımı bağdaş kurup yüzümü tamamen ona döndüm ve;
"artık konuşalım bakalım, ilk sen başla aklına takılan ve varsa sor yada kuralların varsa onları söyle yada ne istersen işte, yeter ki söyle" dedim gülerek
Sidra yüzünde ki gülümseyip söndürüp derin bir iç çekti, kupanın ağız kısmını baş parmağı ile sürterek gözlerini kapadı.
Sanırım oda ben gibi düşünüyordu.
Bir süre öyle durduktan sonra gözlerini açıp bana baktı, tekrar derin bir nefes alarak.
"aslında bende konuya nasıl gireceğimi bilmiyorum aslında bakarsan sevgili olmak konusunda da bir fikrim yok daha önce sevgilim olmadı, yani sevgilimsin dediğin zaman o kişi sevgilin mi oluyor yani herhangi bir teklif edilmesi gerekiyor mu yada farklı herhangi bir şey bilmiyorum işte konuya dair bir fikrim yok, seninle sevgili olma fikri çok güzel hatta beni seviyor olman bile benim için muhteşem bir şey ama doruk bir şeyi merak ediyorum yıllardır gelmedin samsuna en son geldiğin de ben 15 yaşındaydım o zaman dan sonra gelmedin bir daha hiç, hatta o son geldiğin de bile bana soğuk davrandın, uzak durdun bir tuhaftın işte, ondan sonra seni her sene bekledim ama gelemedin, gelmediğin gibi üstelik seni sosyal medyadan takip ettiğim de gününü gün ediyordun hemde her gün her seferinde yanında başka bir kadınla," dedi
Gözlerini kaçırıp derin bir iç çekti, sıkıca yumdu gözlerini derince yutkundu, sanırım o zamanları hatırlamıştı, ve kendini ağlamamak için zor tutuyordu.
Biraz öyle durduktan sonra tekrar iç çekerek konuşmaya başladı;
" sonra, sonra 5 sene sonra çıkıp geldin ve bana aşık olduğunu söyledin hemde çok kısa zaman içerisin de, yanlış anlama seninle bu şekilde olmak benim istediğim ve hayalini kurduğum bir şeydi hep bu anı bekledim, ama şimdi ne olduysa değişmek istediğini söylüyorsun beni sevdiğini söylüyorsun, ya bunlar senin için sadece bir heves ise ya eski hayatını özlersen, ya benden sıkılırsan yada hissettiğin bu şey ya aşk değilse o zaman ne olacak ne yapacağız, kafamda bunun gibi bir çok soru var anlamlandıramadığım mantıklı gelmeyen daha bir çok şey, ama ilk bunu merak ediyorum doruk ne oldu da şimdi seninle bu durumdayız"
Diye kafasını kaldırıp bana baktı.
Elimde ki kahveden bir yudum alıp sidraya döndüm, kendime söz verdiğim gibi yalan yoktu doğru olan neyse onu söyleyecektim,daha fazla uzatmadan direkt konuya girdim.
"bu şekilde düşünmekte haklısın elbette, senin yerin de ben olsan bende aynı şekilde düşünürdüm.
Annem ve babam kendilerini bile sevmeyen iki insan ve ben o insanlardan dünyaya gelmişim sevgi ne demek onu bile bilmiyorken sıradan bir günde hayatını kurtardığım bir insan ve ailesi bana öğretti sevmeyi, sonra onların hayatına dahil oldum oğulları gibi sevdiler beni ve ben beni sevgi ve saygı duyarak kendi ailerine kabul eden insanların kızana 18 yaşında aşık olmuştum, yani seni son gördüğüm o 15 nci yaş günün de sana sırılsıklam aşık oldum sidra ama kendime yediremedim saçmalama dedim onlar seni oğulları yerine koydular dedim saçmalama dedim Yusufa bunu yapma dedim daha bir çok şey işte sonra bir salaklık ettim senden uzak durdum sonra seni unutmak için o gördüğün şeyleri yaptım ama hiçbiri fayda etmedi bunu da seni yıllar sonra gördükten sonra anladım ben sadece o duygularımın üstüne bir örtü örtmüştüm o kadar, gerçi ilk gördüğüm zamanda bile hala inkar ettim ama bir işe yaramadı, kaza geçirmeden önce seni abinle konuşurken duydum sevmiyorum abi dedin ben zaten orada ölmüştüm, daha ölemem diye düşünüyordum ama işler öyle olmuyormuş bunu kaza geçirdikten sonra öğrendim."
Dedim burukça gülerek.
Sidra ise şaşkın şaşkın şaşkım yüzüme bakıyordu,
Bir süre sonra kafasını sallayıp;
" ne yani seni sevdiğim zaman dilimin de sen de beni mi seviyordun,"
" evet seni seviyordum, hala seviyorum gerçi " dedim gülerek
Sidra;
" Neden söylemedin, baksana 5 senemiz boşuna gitti"
Dedi burukça gülerek;
"söyleyemedim, daha küçüktün hele ben tam bir ergendim ve sorunlu Bir insandım, korktum sanırım yada cesaret edemedim, hee tabi bir de sizi kaybetme korkusu vardı yalnız kalmak sevildiğimi hissettiğim bir ortamı maf etmekten korktum sanırım ondan söylemedim'' dedim hafif tebessümle
Sidra şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu, bir süre bekledikten sonra;
"seni sevdiğimi annem ve babam da biliyor doruk" dedi pat diye
"nasıl yani" diye bir tepki verdim
Biraz toparlanarak;
"ya ben seni aslında hastanede karşılaştığımız o ilk günden beri seviyorum başta hissettiğim duygu tamamen hayranlıktı aslında hatta babama şey diyordum" bende doruk abi gibi olucam korkusuz ve güçlü sonra herkesi kurtarıcam " diyordum" dedi sonda gülerek
Bende gülüşüne eşlik ederek;
"ciddi olamazsın sidra, resmen beni süperman ilan etmişsin"
Dedim kahkaha atarak
Sidra ellerini yüzüne kapatarak;
"ya doruk utandırma çocuk aklı işte ne bilim" dedi
Ellerimle ellerini yüzünden çekip gülerek gözlerinin içine baktım;
"utanınca çok daha güzel oluyorsun ama" dedim
Yanakları al al olurken başını hafif eğdi ve ellerimi tuttu sonra tekrar bana bakıp konuşmaya devam etti;
"neyse işte öyle diyordum, zamanla aklım aşk meşk durumlarına erince bende ki duygunun aslında hayranlık olmadığını farkına vardım, sonrası işte bildiğin gibi gizli saklı sevdim, taa ki sen geçen sene bize gelmeyinceye kadar, o kadar ısrar etmeme rağmen gelememiştin sonra seni bir kızla gezerken görmüştüm o an dünya başıma yıkıldı dedim. Ağladım hemde baya çok ağladım annem babam abim ne olduğunu anlamadılar, en son babam anlat deyince bir cesaretle anlatmıştım abim başta çok kızmıştı ama sonra bir şey demedi annem ise çocukluk bu geçer dedi babam ise sabret kızım demişti sadece anlamıştı galiba bir şeylerin olacağını bende sabrettim annem ve abim ne kadar olmaz dese de ben hep bir umutla bekledim, o gün bizi duyduğun o gün abime yalan söyledim çünkü artık sevmiyorum demek bana yalan gelmiyordu sadece o an ki kurtuluşum gibiydi ama babam hep bildi seni sevdiğimi ama hiçbir zaman da olmaz demedi sadece bekle sabret ve dua et demişti bende yıllarca öyle yaptım. "
Dedi kafasını sallayarak, sonra başını eğdi.
" peki sen niye bana söylemedin beni sevdiğini " diye merakla sordum.
Kafasını kaldırıp hafifçe güldü, ama hala ellerimi tutuyor arada parmaklarımla oynuyordu;
" korktum, ama senin aksine bizi seni kaybetmekten değil benimle dalga geçmenden korktum" dedi gülerek
Şaşırarak;
"nasıl yani anlamdım, neden seninle dalga geçeyim ki"
Derin bir nefes alıp buruk bir tebessüm etti ;
"çünkü hayatında ki kadınlardan farklıydım doruk, gerçi hala farklıyım, üstelik kapalıyım açık olan bir yerim bile yok, saçımı görmek istesen yada okşamak istesen evli olmamız gerekir hatta benimle bir çok şey yapabilmek için bile evli olmamız gerekir, ellerini tutuyorum şimdi ama aslında tutmamam lazım çünkü günah çünkü sen bana haramsın, seninle bir evde yalnız ikimiz varız bu doğru değil, bana sarılman beni öpmen bunlar doğru şeyler değil bunların hepsi günah ve bizim beraber olabilmemiz için evlilik şart yoksa günah işlemekten başka bir şey yapamayız doruk, benim doğrularım bunlar ama senin doğruların bambaşka sen bir çok kadına dokundun birlikte oldun öptün sarıldın her şeyi yaptın belkide bir kadına ait ne varsa biliyorsun çünkü hepsini gördün ama ben öyle değilim, benim ilk elini tuttuğum adam sensin, ilk sarıldığım erkek, hatta ilk öptüğüm erkek bile sensin benim ilklerim hep sana çıkıyor, ya senin doruk senin ilklerin kime çıkıyor hatırlıyor musun? "
Diye sordu, mahçup bir şekilde kafamı eğip gözlerimi kaçırdım
O ise konuşmaya devam etti;
" Sen seni sevmekten kaçtım, sakladım, korktuğum kimseye söylemedim dedin ve unutmak için başka kadınlarla başka tenlerle günü gün ettin, ben seviyorum dedim ama sadece bekledim, belki de benim için zor olan kısım budur, mesela ellerini tutuyorum ama benim elimden başka eller de değdi bu ellere, sarıldığım o bedene başka bedenler de sarıldı ama benim bedenime sarılan ilk erkek sensin zaten kalbime de dokunan ilk erkek sendin, işte ben bunu aşamıyorum seni seviyorum ama sadece bana ait olmadığını bilmek canımı yakıyor, seni gördüm doruk seni o kazanın olduğu gün gördüm,aynı şeyi yaptın kaçtın ve tanımadığın başka bir kadının bedenin de teselli buldun yada bulmaya çalıştın, peki ben ne yaptım seni izledim göz yaşlarımı sildim ve evime gidip senin için sadece dua edebildim elimden başka bir şey gelmedi, sonra kaza haberini aldım daha sana kavuşamadan bitti dedim yine yıkıldım, ama sen hep bir şekilde ayaktaydın, başka birinin yanında da olsan hep dimdiktin, bu bazen canımı yakıyordu"
Dedi gözünden akan bir damla gözyaşını silerken.
İçim gidiyordu onu bu şekilde görmek, hiç bu yönden düşünmemiştim olayları ama şuan sidra anlattığında farkında varıyordum, meğer ben hem kendimi hem de sidrayı yaralanmıştım, bu saatten sonra nasıl gönlünü alabilirdim ki sidranın ne yapsam beni affederdi.
Bir kez daha çıkmaza girmiştim, hemde bu sefer iki kolumda bağlı ne yapacağımı bilmeden.