Bölüm 11🦋

4094 Words
YUSUF 'TAN ? "rabia benim sevdiğim kız" Dedim, gözümden akan yaşla başımı eğerken. Bu zamana kadar doruk' a böyle bir şeyden hiç bahsetmemiştim, onun şimdi ki gibi şaşırıyor olması normal di. Ama asıl normal olmayan rabia nın bizim evde ne işi olduğu idi. Çok zaman olmuştu onu görmeyeli, çok değişmişti ama değişmeyen tek şey beni gördüğünde gözlerine sinen o ürkek bakış. 14 yaşında da yanıma geldiğin de böyle bakıyordu, ürkek heyacanlı umut dolu, ama ben o gün o bakışları sözlerimle söndürdüğümü sanıyordum yanılmışım, hala aynı bakışlar hala aynı rabia 'dı. Ya duyguları acaba hala beni seviyormuydu, yoksa sözlerim bakışlarını değilde, acaba duygularını öldürmüşmüydü, bunu bilmiyordum işte. Hala şaşkın şaşkın bakıyordu bana, elini ağzına götürüp sağa sola gitti biraz nefes alıp verdikten sonra tekrar yanıma gelip; "Neden bana hiç bahsetmedin" diye sordu Derin bir nefes alarak gözlerimi kapadım; "kendime bile bahsedemedim ki sana anlatayım" dedim gözlerimi açarak Doruk ellerini cebine koyarak konuşmaya devam etti; "tek imkansız aşk benim ki değil sanırım" dedi hafif tebessümle Bende aynı şekilde gülüp kafamı çevirdim ve sonra ona bakıp kafa salladım. "benim ki senden daha imkansız" dedim gülerek Ciddi bil hal alarak bana baktı; "Neden" diye sordu Gözlerimi kapadım ve tekrar tuttuğum nefesini vererek konuşmaya başladım; "en büyük etken ailesi, beni sevmiyorlar istemiyorlar sonra kardeşimin arkadaşı ve sonra ki sebeb de maddi durum" dedim. Evet ailesi beni istemiyordu sevmiyordu hemde hiç yapmadığım hatta ağzımı açıp tek kelime etmeme rağmen benden nefret ediyorlardı, sidra ise rabia yı sevdiğimi bile bilmiyordu, rabia zengin bir ailede büyümüştü benim gücüm ona yetmezdi. Beni düşüncelerimden ayıran doruğun sesi oldu; "Yusuf şunu adam akıllı baştan anlatsana, beynim çorba oldu" dedi kızgınlıkla Elimle bahçe koltuklarını gösterip Bir başa doruk diğer başa ise ben oturdum. Sonra hafif eğilip dirseklerimi dizlerime koyup ellerimi birleştirdim ve konuşmaya başladım; "hani ben sidranın doğum günü için gitmiştim ya 14 yada 15 olması lazım hatırlamıyorum her sene annem itina ile kutladığı için sidranın doğum gününü arada karışıyor hatlar" dedim gülerek Doruk ta gülerek cevap verdi; "Hatice sultan en iyisini yapıyor o bir güzelliğin doğum günüsü kutlanmalı elbet" dedi alayla Kaşlarımı çatarak "doorruuukkkk" dedim Hemen kendini toplayıp "tamam tamam devam et" dedi bana bakarak Kafamı hafif yana eğerek ağzımda bir şeyler geveleyip konuşamaya devam ettim; "neyse işte, gittiğim o sene oldu ne olduysa sidranın doğum gününü kutladık, dedim hadi sizinle dondurma yemeye gidelim tamam dediler ben sidra rabia iste karşı komşumuzun kızı elif çıktık otutduk bir Cafe ye, öyle sohbet falan ediyoruz ama rabia hiç konuşmuyor lafa girmiyor normalde böyle bir kız değil biliyorum ama soramıyorum da neyin var diye, neyse işte öyle böyle zaman geçti elif le sidra oyun oynamak için başka bir masaya geçtiler janga mı ne onu oynayacaklar mış herhalde gittiler, biz kaldık masada sadece, bir süre konuşmadı sonra bana bakıp 'Yusuf' dedi, zaten ilk orada şaşırdım çünkü bana hep abi diyordu, şaşkın şaşkın baktım yüzüne ne yalan söyleyim hoşuma da gitmişti ama belli etmedim kendime yediremedim abi benden 4 yaş küçük birine karşı bir şeyler hissetmeyi, hep geçiştirdim o günde benim yapamadığımı o yaptı adımı söyledikten bir süre sonra elimi tutup bana beni sevdiğini söyledi, mal gibi kala kaldım hiçbir şey söyleyemedim başta, ama içten içe nasıl seviniyorum doruk görmen lazım, çünkü bende ona karşı boş değilim " Lafım bitmeden doruk araya girerek; " eyvah yoksa siz sevgili oldunuz kız seni mi aldattı " dedi merakla Elimi kaldırıp ensesine vurdum; " ne alaka doruk ne saçmalıyorsun sus da dinle "dedim sinirle Ensesini ovarak kafa salladı bende konuşamaya devam ettim; " ona karşı boş değilim ama olmayacağımızı da biliyorum, elimi çektim için acıya acıya gözlerinin içine bakarak "Sen benim kardeşimle aynı yaştasın, kardeşimsin benim, böyle bir şey söz konusu bile olamaz" dedim yüzüne karşı.. " yine ben daha sözümü bitirmeden doruk araya gidererek " seni Allah bildiği gibi yapsın kardeşim iyi bok yedin " dedi sinirle sonra elini sallayarak" devam et " dedi Arkama yaslanarak konuşmaya devam ettim; " öyle demek zorundaydım doruk, biliyordum çünkü olmazdı, olamazdı, neyse işte ben öyle deyince bir anda ağlamaya başladı ne yapacağımı da bilemedim, sadece ağlama rabia diyebiliyordum, biraz ağladıktan sonra bana bakıp şey demişti 'ben açık olduğum için yada namaz ve ya kuran bilmediğim için mi istemiyorsun yeter ki sen iste yusuf ben hafız bile olurum gerçekten' demişti, bende ona işte aynı sana dediğim gibi benim istemem le olmadığını bunu canı gönülden istemenle alakalı bir şey olduğunu sana anlattığım gibi ona da anlattım, bu arada rabia nın adı rabia değildi onu biz diyorduk sadece ailesi ona tuhaf saçma sapan bir isim takmıştı annem de ilk tanıştığın da isminin anlamı çok kötü sana rabia diyelim mi diye sorunca oda kabul etmişti, öylelikle kızın adı rabia diye kaldı yoksa abidik kubidik bir isimdi. " " neyse işte bu konuşma orada kapandı sanıyordum ben, daha hiç konuşmamıştık, sonra ben buraya geldim falan filan sonra işte sana bu sene gidemem herhalde samsuna dediğim sene var ya işte o sene hani annem arayıpta gel demişti hatırlıyor musun " diye sordum doruğa bakarak Biraz düşünür gibi yapıp kafa salladı" evet hatırlıyorum hatta bilet bulamadım diye ortalığı yıkmıştın "dedi göz devirerek " çünkü anneme bir şey oldu sandım hemen gitmek istedim ama öyle değilmiş, meğer bizim o konuşmamızdan sonra rabia kapanmış yetmemiş üstüne hafızlık yapmak için de kuran kursuna yazılmış, tabi ailesi bunları duyunca çıldırmışlar, beni de biliyorlarmış sanırım benim zorla yaptırdığımı düşünmüşler ve bizim kapıya dayanmışlar ağza alınmayacak bir çok şey söylemiş ailesi ben eve geldiğim de evde sadece rabia vardı, onu öyle kapalı görünce zaten donup kaldım, annemden babamdan sürekli özür diliyordu biliyorsun babamı ortada yanlış bir durum yoksa çok gönül koymaz insanlara rabia yıda öyle yapmıştı özüre gerek yok girdiğin yol çok güzel bir yol Rabbim yolundan ayırmasın diye dua etmişti ama ben hala konu ne bilmiyordum, rabia yı en son o sene gördüm bizim evden çıkmadan yaşla gözlerle benden özür dileyip sevdiğini söylemişti sonra bir daha görmedim sormadım da açılmadan kapandı diye kendi kendime övündüm durdum, taa ki... "Cümlemin sonunu getiremeden doruk araya girip " kapıda onu görene kadar "dedi bilmiş bir şekilde Kafa salladım sadece sonra ; " sanki kapuk bağlamış olan bir yaram tekrar yüzülmüşte kanıyor gibi hissettim, acıyor mu yoksa orada yara olduğunumu hatırlatıyor anlamıyorum, tek bildiğim gözlerine bakınca hala bıraktığım rabia olması, onun dışında bir şey bilmiyorum, belkide unuttu beni belkide artık sevmiyor ve başka biri girdi hayatına yada tam tersi hiçbir bilgim yok " dedim ellerimi açarak Doruk biraz düşündükten sonra elini şıklatarak; " bunu öğrenmeye ne dersin " diye gülerek sordu aynı şekilde gülüp; " sidra hayatta söylemez boşuna uğraşma " dedim bilmiş bir tavırla Doruk " sidra dan öğreneceğimi kim söyledi, sorarak biz anlayacağız" Ben "o nasıl olacak, hem siz nereden tanışıyorsunuz doruk" Doruk "ya ben kaza geçirmeden önce sana konum attım ya daha doğrusu atamadım yani tam seçemiyordum gözlerim net görmüyordu o sıra yoldan rabia geçiyordu ondan rica ettim eh sen gelene kadarda ayak üstü sohbet etmiştik hatta bana İslam hakkında bir şeyler anlatmak için sözleşmiştik bile tereddüt etse de sana yardım edeceğim diye numarasını vermişti oradan biliyorum " dedi umursamaz bir şekilde Kaşlarımı çatıp doruğa baktım, içimde ki kor alev gibi yanan bu duyguda neyim nesiydi, doruktan kıskanıyor olmazdım dimi, kendine gel Yusuf aklına başına al doruk öyle bir şey yapmaz. Kendi kendime cebelleştiğim bu süre zarfında doruğun beni DÜRTMESİYLE ona baktım; "Yusuf sen benim kardeşimsin ben rabia ilk gördüğüm de de ona karşı bir şey olmadı şimdi de sadece tanımadığı bir adama sevdiğine kavuşsun diye yardım etmesi beni ondan yardım istemeye itmişti ki zaten ben kıza seninle buluşmaya Yusufla gelicem ikiniz de çok bilgilisiniz bana yardım edersiniz demiştim, yoksa biliyorsun ben öyle bir adam değilim " dedi gülerek Halimden anlamıştı, bu adam böyleydi işte bir şey dememe gerek kalmıyordu, hemen anlıyordu mimiklerim den ben öylece yüzüne bakarken birden ayağa kalktı; " Hadi gel içeri gidelim de şu detayları bir öğrenelim" dedi göz kırparak bende onunla beraber ayağa kalktım ve bir elimi omuzuna atarak "iyi ki varsın kardeşim" dedim gururlu bir şekilde. Aynı şekilde de o da omuzuma dokunarak; "asıl sen iyi ki varsın, sen olmasan sidra hayatımda olur muydu" dedi dalga geçerek Anında elimi çekerek sinirle baktım yüzüne; "lan ne gevşek insansın ya, la bir kerede ciddi ol, bir daha da kardeşimi işin içine karıştırma, döverim" diye kızdım. Hala gülüyordu eşek, deli doluydu ama bir o kadar da gizliyordu yaşadığı şeyleri ona rağmen gülebiliyor olması bile paha biçilemez bir umuttu yaşamak için. "lan ne ciddi olucam, sanki hayat memat meselesi, hem sidra demişken aklıma bir şey geldi sana bir şey söyleyeceğim daha doğrusu izin alacağım" dedi tedirginlikle Doruğun bu huyunu seviyordum sidrayı bildiği için ilk bana söylüyordu ki sidranın içi rahat olsun sonra duyulunca üzülmesin diye. "neymiş o" dedim merakla Doruk aramız daki mesafeyi kapatıp yanıma yaklaştı; "ya tamam sidra yaptıkları ile kalbimi çok kırdı ama kız benim ne yaşadığımı yada nasıl bir insan olduğumu bilmiyor ki Yusuf, sonuçta bu zamana kadar ona hep farklı izlenimler verdim böyle yapması da bir nevi normal, bende diyorum ki yarın akşam okullar açılmadan önce sidra ile bir yemeğe çıksak ben herşeyi ona anlatsam hem ona benimle bir hediye aldım onuda vermek istiyorum'" dedi mahçup bir şekilde Tek başlarına olması biraz uygun olmasa da meselelerini halletmek için bu seferlik izin verebilirdim, tam ağzımı açıp konuşacağım sırada doruk benden önce davranıp; " yalnız olmamamız senin bana derse anlattıklarına bakarak evet yanlış bunu biliyorum o yüzden sende gelirsin rabia da gelir biz de yalnız olmayız olur mu" dedi merakla bakan gözlerle Gülerek kafamı salladım; "bana veya rabia ya gerek yok kardeşim bu seferlik yalnız kalın ve konuşun her şeyi bir daha ikinizi de üzgün görmek istemiyorum, hem ne hediyesi aldın" Doruk, cebinden bir kutu çıkartıp gizli saklı bana gösterdi, aldığı bir yüzüktü yoksa evlenme teklifi mi edecekti kardeşime Şaşırarak "evlenme teklifi mi edeceksin lan kardeşime" dedim Şaşırarak Doruk ise çok rahat bir şekilde bana bakıyordu sırıtarak, cevap vermeyişi ve karşımda bu şekilde rahat duruşu sinirlenmeme sebeb oluyordu, bir kez daha sinirle karışık şaşkınlıkla; "şaka yapıyorsun" diyen doruğa baktım gözlerimi belerterek tam yönünü bana dönüp; "sence şaka yapıyor gibi mi duruyorum?" dedi ellerini iki yana açarak Evlenmek için fazla erken di ve doruk iyice kafayı yemiş olmalıydı; "doruk evlilik şaka değil bunu biliyorsum dimi, daha siz 1 saat yan yana durup anlaşamıyorsunuz ne evlenmesi" dedim sinirle Doruk hala sırıtıyordu, daha fazla dayanamayarak, 'ulan' deyip ensesin den kavrayıp boynunu aşağa doğru eğdim, 'dur lan, yusuf' dese de tınlamadan biraz sarstım, ayağına vurduğum bir kaç tekmeyle inlemeye başlasa da durmadım ve yarası hariç yer yerine vurmaya başladım ben vurdukça sesi daha fazla yükseliyordu, 'niye bağırıyorsun lan şimdi de sırıtsana' diyip daha çok vurmaya başladım. Kısa bir süre sonra 'abii' diyerek sidra geldi yanımıza ve ikimizi ayırmaya çalıştı, hala doruğun kafasını yerde tutuyordum ve ara ara vuruyordum, beni aşırı sinirlendirmişti. Sidra her ne kadar elimden tutup bırakmam için dil dökse de 'sen karışma' diyip onu da azarladım. "Yusuf doruğun yarası var, bu yaptığın tehlikeli" Duyduğum sesle nefes nefese kaldım, konuşan rabia idi. Hala o naif ses tonu değişmemişti, ve ben ne kadar çok özlemiştim onu şuan bana adımı diyince farkına varmıştım. Yüzümü ona dönmeden doruğun ensesin den çektim elimi, doğrulmaya çalışan doruğa yardım etmek için sidra gitti yanına, 'doruk iyi misin, yarana bir şey oldu mu' diye telaşla sordu. Benim kardeşim ne ara bu konuma gelmişti ya, dostum dediğim adam gelmiş benimle kardeşime olan aşkını konuşuyordu ve ben buna müsaade ediyordum. Bana ne oluyordu da bu ikisine dilim lal oluyordu hala anlamıyordum. Ben öyle onlara bakarken sidra bana kızgın bakarak; "abi ne yapıyorsun ya durup dururken neden böyle bir şey yaptın, ya yarasına bir şey olsaydı" dedi telaşla Üstümü düzeltip, saçlarıma ellerimi daldırdım ve umursamadan konuşmaya devam ettim; "bir şey olmaz, açılır, üstelik hak etti" dedim kalktığım yere oturarak Göz uzuyla doruğa baktığım da kalkmakta biraz zorlansa da gayet iyi görünüyordu zaten yarasına denk gelecek bir şey yapmamıştım. Doruk bana bakıp; "bunu yaram iyileştiğin de bir daha yapalım" dedi gülerek Aynı şekilde ona bakıp güldüm; "Sen adam olmazsın" dedim alayla Doruk yanıma gelip "olum şaka yapmıştım lan kendimi açıklamama bile izin vermedin" dedi kendini düzeltirken Omuzuna vurup; "Bir daha şaka yapmazsın o zaman" Dedim ve ikimiz de birbirimize bakıp güldük. Sidra elleri belinde bize sinirle bakarak ama rabia ya itafen konuşarak; "bunlar böyle işte rabia, bunlar için her şey lay lay lom" dedi sinirle Kahkaha attık dediğine, gözüm rabia ya kaydığın da onun da güldüğünü gördüm, Hayran olmamak elde değildi, bu kız o zaman da güzeldi şimdi çok daha güzel olmuştu üstelik gülüşü güzelliğini taçlandırmıştı. Bian onun gülüşüne daldığımı fark edip kafamı sallayıp önüme döndüm ve dorukla yüz yüze geldim. Doruk bana imala gülüyordu, bunun da eline düştük ya vay halimize gerçekten. Kısa bir süre sessizlik olunca kızlara bakıp; "Hadi siz içeri geçin biz de geliyoruz, bide Ayşe hanım erken çıkmak zorunda kaldı durum böyle olunca sofra kurmakta sana kaldı sidra cım" dedim tebessümle "yaaa abiiii yoruldum ben sen neden kurmadınn" diye sitem etti "ne yorulması ya o dükkan senin bu mağaza benim sağa sola gezmeyle yorulmamı olur muş, bir şey olmaz alt tarafı masa kurcan" dedim hafif sinirle Sidra kaşlarını çatmış bana bakarken rabia araya girdi; "abartma sidra her zaman yaptığımız şey zaten hadi gel birlikte hazırlayalım, hem daha namaz kılmadık ve vakit geçmek üzere" dedi Rabia gerçekten çok değişmişti, sidra her seferinde bana onu anlatmak istemişti ama ben her defasında dinlemek istemediğimi söyleyip geçiştirmiştim, keşke dinleseydim. Sidra kafasını sallayarak rabia nın yanına gitti, ve ufak bir anlaşmadan sonra içeri girerek bizi yalnız bıraktılar, doruk hemen konuşmaya başladı; "özlemişsin dimi" dedi bilmiş bir şekilde bana bakarak Kafamı sallayıp " hemde çok" dedim ellerimle gözlerimi ovarken. "Sen gerçekten evlenme teklifi mi edeceksin sidra ya" diye tekrar sordum Doruk ise sadece aval aval gülüyordu. Daha fazla dayanamayarak kafasına bir tane vurdum; "lan bir şey soruyorum sana adam gibi cevaplasana ne öyle o aval aval gülüyorsun" diye bağırdım Doruk kafasını biraz ovaladıktan sonra, bana bakarak heyacanla; "evet edicem ama şimdi değil" dedi Bir oh çekip arkama yaslandım, doruk kaşlarını çatarak; "ne o biz evlenelim istemiyor musun sen ne bu tavırlar" dedi sinirle Derin bir nefes alıp vererek konuşmaya başladım; "elbette istiyorum doruk, ama daha çok erken sidra daha yeni geçti ünirversiteye hayalleri var kızın, tamam evlilik güzel bir şey ama bir yerden sonra sende anlarsın ki kısıtlar insanı ben sidra daha çok gençken hayatını yaşasın istiyorum, bide daha derslerimiz bitmedi" dedim kaşlarımı kaldırarak Doruk bakışlarını kaçırarak ofladı; "ya Yusuf bu dediklerin de elbette haklısın ama sidra hep yanımda kalsın elimi tutsun bana sarılsın istiyorum, ama bunlar da evlenmeden olmaz dedin yok mu Bi hal çaresi ya, yapalım nikah okulun son senesi de düğün yaparız ya valla söz o zamana kadar dokunmam sidraya, yani bu saydıklarım dışında olmaz mı "dedi çocuk gibi üzülürken Kafamı sallayarak, gözlerimi devirdim; " sorun o değil doruk, sorun sensin, bak beni yanlış anlama kardeşim daha bir şeyler öğrenmek için yolun başındasın ve ileeyen zamanlarda belkide bu durum seni fazla yoracak, hem dersler hem sidra hem iş hem okul bunalacaksın, ben o yüzden erken diyorum, bekle sabret önce Bi elimize mesleğimizi alalım Bi herşey yoluna girsin ondan sonra bakarız " dedim sakin bir sesle Doruk moreli bozularak; " iyi peki tamam, bende zaten evlenme teklifi etmeyecektim sadece kendini ona anlatıp, beni beklee misin diye soracaktım yani bir nevi söz gibi, ondan yüzük aldım evli falan sansınlar diye buluşmasın sidra ya kimse diye yoksa şimdi evlenme teklifi etsem belki o da hayır der, ama yalnızca 1 sene Yusuf, 1 sene beklerim ondan sonra ederim teklifimi alırım kızı söyleyim " dedi gülerek " Sen ne edebsiz bir şey oldun ya şu hallere bak, kuduruk, kalk, kalk dellerdirme beni içeri geçerim adam akıllı yemek yiyelim, yoksa seni boğazlıcam'" dedim sinirle Kalkıp yanından doruğu beklemeden içeri geçtim, zaten oda arkamdan yavaş yavaş geliyordu sırıtarak. Mutfağa doğru yol aldığım da, kızları masa hazırlarken buldum, rabia üstünü değiştirmişti, belli bu gece burada kalacaktı, yüreğimde ki bu heyacan da nereden çıkmıştı, gerçekten ergen çocuklar gibiydim, heyacanlanma desen var elimin ayağımın dolaşması da cabası, kapı önünde durmuş sidra ve rabia ya ya bakıyordum, ne kadar güzel gülüyordu öyle, o kadar çok dalmıştım ki onu izlemeye kendimi ister istemez sırıtırken bulmuştum, ne olur su ailesi beni sevseydi belkide rabia benim eşim olurdu, ama nasip tabi kaderim de ne yazılı bilemem ki. Ben öyle dalmış rabia ya ya bakarken doruk yanıma gelip omuzuma dokundu bir an boşluğuma gelince irkilsem de, yüzümde ki sırıtış devam ediyordu. "çok belli ediyorsun kardeşim, eğer rabia salak değilse ki bence değil, senin ona karşı bir şeyler hissettiğini çok net anlar" dedi alayla. Derin bir iç çekişle doruğa baktım; "saklamak gibi bir niyetim yok ki doruk, ama işte ailesi sonra şartlar zor ya, ne yapalım hayırlısı artık" dedim burukça gülerek Eliyle omuzuma dokunup; "sıkma canını, vardır bunda da bir hayır, sen hep öyle demez misin" dedi gülerek.. Gururla baktım yüzüne, hemen kapıyordu dediklerimi, arkadaşım diye demiyorum zeki bir insandı; "aferin çekirge kapmışsın bende bişiler" dedim gülerek Aynı şekilde tepki vererek; "Hadi gidelim de kızlara yardım edelim" dedi ve yanımdan geçerek mutfağa doğru ilerlemeye başladı. Kapıdan girer girmez "kolay gelsin kızlar" diye enerjik bir şekilde söyledi, kızlar da sanki anlaşmış gibi ikisi aynı anda "teşekkür ederiz" diye gülerek tepki verdi. Çok beklemeden bende içeri girdiğim de doruğun aksine daha durağan bir şekilde "kolay gelsinnn" dedim, sidra bana bakıp önüne tekrar döndü aklınca sana trip atıyordu işte. Rabia onun yerine de cevap vererek; "teşekkür ederiz" dedi normal bir şekilde Acaba bana karşı duyguları bitmişmiydi, hiçbir şey anlayamıyordum, benim duygularımı anlamasın diye yüzüne de bakamıyordum ki, baksam en azına bir şeyler hissederdim ama bakamıyordum. Düşüncelerimden kendimi azar ederek mutfak tezgahın biraz daha yaklaştım, artık rabia ile aramda çok fazla mesafe yoktu. Boğazını temizleyerek; "yardım edilecek bir şey var mı biz de el atalım, hemencecik kuralım masayı" dedim kızlara doğru bakarken Sidra tripli haliyle bana bakıp; "Sen ve bize yardım etmek mi, abi kafana saksımı düştü" diye sordu Ağızımın içinden 'ya sabır' diye geçirip hafif sinirke sidraya baktım, rabia iste hafif tebessüm ediyordu, anlaşılan şuan baya maskara olmuştum. Dişlerimin arasından konuşarak; "canım kardeşim,saksı düşmedi ama ben şimdi o saksıyı senin kafan da kırıcam" dedim Doruk araya girerek; "oha lan saçamalama, ne demek saksı kırmak, ben de senin kafanı parçalarım bak öyle bir şey yaparsan" dedi ciddi bir şekilde Sidra ise hoşuna gitmişe benziyorki sırıtarak doruğa baktı, ah bu kız gel abi beni öldür diyordu yeminle; "misal verdim doruk misal, aşık olunca kafan da gitti" dedim hafif sinirle Rabia araya girerek; "aşk insanı Aptal eder diye boşuna dememişler, gerçi aşk da Aptal bir duygu" dedi gülerek Sidra ona bakarak; "o zaman bu arada 4 kişide Aptal" dedi gülerek Rabia sidraya bakıp gülerek; "aynen öyle" dedi ne yani oda mı aşıktı, bana mı, yoksa başka birine mi Kafamı sallayarak kendime geldim ve bir şey demeden her zamana oturduğum yere oturdum. Bir kaç dakika sonra sofra tamamen hazır olduğunda diğer herkes de masaya gelmişti. Bir süre sadece yemek yedik hiç konuşmadan, ara ara göz ucuyla rabia ya baktığım da bazen yiyor bazen ise yemeği ile oynuyordu. Sessizliği bozan ilk doruk oldu; "rabia sen nerede kalıyorsun" diye sordu Rabia doruğa bakarak konuşacakken sidra araya girip; "yurtta kalıyor ama çok memnun değil" dedi suyundan yudumlarken İstemsizce kaşlarımı çatıp "neden" diye sordum, aslında böyle bir şey demeyecektim ama dilim benden bağımsız hareket etmişri. Rabia şaşırarak bana baktı, sonra konuşmaya başladı, gözlerimin içine bakıyordu ben de ondan gözlerimi çekmedim ve bakmaya devam ettim; "ya hemen okula uzak, hemde rahat değil çok ben çok rahat edemedim" dedi tekrar önüne dönerek Bu sefer doruk lafa atlayarak; "aslında İstanbul daki bir çok yurt baya rahattır, senin ki neden böyle oldu ki" diye sordu Rabia biraz tereddüt ederek sidraya baktı, söylemekten çekiniyor gibiydi, bu daha çok merak etmeme sebeb olmuştu. Ben rabia konuşur diye beklerken konuşan sidra olmuştu. "yurt kız erkek karışık, ondan rahat edemiyor, başka yer arıyor ama daha henüz bulamadı, en olması eve çıkmayı düşünüyor" dedi Kaşlarım yine çatılmıştı, aniden elimde ki çatalı bıçağı bırakıp; "ne demek kız erkek karışık, Allah aşkına rabia çok aradın mı o yurdu" diye çıkıştım Aslında istemsizce olmuştu ama şuan umurumda değildi. Rabia da aynı şekilde çatalını bırakarak bana döndü; "elbette hayır Yusuf, ben yurdun erkek kız karışık olduğunu bile bilmiyordum, buraya gelince öğrendim, zaten başka yer arıyorum, demin sidranın da dediği gibi" dedi aynı benim çıkıştığım gibi "bulabildin mi bari, İstanbul gibi Bir yer de evde yurtta bulmak ne kadar zor biliyor musun, neden araştırmadın en başta" Rabia "ya Yusuf Allah aşkına beni anlamıyor musun bilmiyordum diyorum üstelik gelmeden elbette baktım ama hakkında pek fazla bilgi yoktu, bende gelip göreyim dedim, Bi yandan anne babam Bi yandan sen, ne kadar meraklısınız ya beni suçlamaya" Ben "ya demek annen ve baban bu duruma kızdı hayret, anlayışla karşılarlar diye düşünmüştüm" dedim alayla Rabia daha çok sinirlenerek; "Bir şey bildiğin yok Yusuf, zahmet edip sidrayı dinleseydin hakkımda belki Bir kaç bilgi edinmiş olurdun, ah gerçi pardon seni ne ilgilendiririm dimi" dedi sinirle Önümde ki Sudan bir yusufum alıp dudaklarımı yukarı doğru kıvırdım, sonra konuşmaya devam ederek; "aksine beni çok fazla ilgilendiriyorsun" dedim bir çırpıda. Sonra dönüp ona bakrım şaşırmıştı, bir kaç saniye sonra gülerek: "ya ne demezsin ondan böyle bilmeden ahkam kesiyorsun, hiç değişmemişsin Yusuf, seni 14 yaşımda bıraktığım gibisin" dedi burukça tebessüm ederek Bende aynı şekilde ona bakarak; "evet ben aynıyım ama sen çok değişmişssin" dedim alayla gülerek Oturuşunu dikleştirerek, tam gözlerimin içine baktı; "evet değiştim,artık 14 yaşında değilim" dedi gözleri dolarak Yüzüme tokat atsaydı canım bu kadar acımazdı, hiçbir şey söylemeden yüzüne baktım, ilk bakışlarını kaçıran rabia olmuştu. Bende tekrar önümde ki Sudan yudumladım. Doruk araya girerek "Bir sakin olun ya, ne bu şiddet bu celal" dedi hafif bağırarak Derin bir nefes alarak; "özür dilerim,fazla çıkıştım" dedim normal ses tonumla Rabia anlık bana bakıp tekrar önüne döndü derin bir nefes alarak; "lütfen bir daha bilmeden yargılama Yusuf, benim hakkımda bilmediğin çok şey var, ve buna rağmen hala yorum yapıyorsun'' dedi sinirle " özür dilerim dedim daha neden uzatıyorsun rabia "diye çıkıştım Bana sinirle bakıp, tam bir şey diyeceği sırada telefonu çaldı ekrana baktıktan sonra, " bunu bakmam lazım, izninizle "deyip masadan kalktı. Rabia mutfaktan çıkar çıkmaz, iki tane bana sinirle bakan gözle baş başa kaldım, elime çatal bıçağı alıp yemeğime odaklanacağım sırada, gözlerim ikisine kaydı,lokmamı daha ağzıma götüremeden, tekrara yerime bırakarak " neee " diye hafif bağırdım İkisi aynı anda alkışlamaya başladı, sonra ise doruk lafa girerek; "aferin kardeşim, çok güzel bir karşılama valla tebrik ederim bravo" dedi alayla Sidra; "aynen abi, bu az oldu dövseydin bir de, kaç yıl geçmiş aradan vereceğin tepki bu mu yani valla pes" dedi kızgınlıkla Oflayarak başımı ellerimin arasına aldım ve gelecek olan diğer cümleleri dinlemeye koyuldum; Doruk "ne yapsın yıllar sonra sevdiği kızı görünce nasıl davranacağını şaşırdı" demesiyle başımı kaldırmam bir oldu tabi aynı anda sidranın "neeeee" diye cırlamasıda eksik olmadı. Çünkü sidra bilmiyordu. Ben doruğa öldürücü bakışlar atarken, doruk hala sidraya bakıyordu. "ne, ne demek sevdiği kız, abii" deyip bana döndü "haass... Yoksa sidra bilmiyormuydu" diye ellerini başına koydu şaşırarak Kafamı hayır anlamında iki yana salladım. "ne bileyim abi söyleseydin belli etmezdim" dedi sinirle "demiştim zaten" diye çıkıştım "demedin birader, yüz de Yüz eminim, sen bir şey demeyince bende biliyor sandım" Sandelye de arkama yaslanarak ofladım, doğru diyordu dememiştim, bana şaşkın şaşkın bakan sidraya kaydı gözlerim Bir süre öylece baktık, sidra kendini toparlayarak söze girdi. "bunu ayrıca sorucam abi ama daha önemli olan şey senin ön yargın, o olayda sonra rabia ailesine posta koyup kuran kursuna gitti, başta ailesi zorlandı ama rabia o kadar akıllı bir kız ki 1 sene kuran kursunda kaldı ve hafızlığını bitirdi, ondan sonra tekrar etti ve sınava girip kazandı, tabi bu arada lise okumaya da devam etti, icazet zamanı gelince annesi Gelmez diye düşünüyorduk ama geldi, zaten ne olduysa ondan sonra oldu, annesi rabianın o halinden çok etkilendi sonra merak ermeye başladı sorular sormaya başladı ve sonuç olarak şuan anne ve babası umrede ler o yüzden anne ve babası darlıyor kızı çık o yurttan diye, yani anlayacağın abi zamanında bizimle dalga geçen insanlar şuan bizimle aynı dini paylaşıyorlar, ve üstelik anne ve babam dan da gelip helallik aldılar tabi sen sana her defasında anlatmama rağmen dinlemek istemediğin için bilmiyorsun, kızın da boşuna kalbini kırdın " dedi atarlı bir şekilde. Allahım ben neler duymuştum öyle,ağzım açık öylece sidraya bakıyordum. Gerçekten haklıydı onu hiç dinlememiştim, bir kere olsun dinleseydim belki şimdi çok daha farklı olabilirdik. Dedim titreyerek" beni hala seviyor mu "diye sordum Kardeşimin yüzüne bakamıyordum, utanıyordum ister istemez ama yine de kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Başta tepkisiz olan yüzü git gide gülmeye başladı ve kafasını sallayarak;. " evet seviyor, ya sen " diye sordu Başımı sallayıp gözlerim dolarak "evet" dedim. Demekki ne kadar zaman geçerse geçsin kalp her zaman ilk tattığı aşkı unutamıyormuş, bende unutamamıştım, onu görünce duygularım bir anda harekete geçmişti, Ya bundan sonra ne olacaktı, ben ona a nasıl davranacaktım yada görebilecekmiydim bir daha, ya benim ondan gittiğim gibi oda benden giderse o zaman ne yapacaktım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD