YUSUF ' TAN ?
Merdivenlerin başında durdum, duyduğum sesler sidra ve doruğa aitti, bir kaç merdiven daha inip hem daha rahat görebilmek hemde iyi duyabilmek için uygun bir basamakta durdum.
Onları uzaktan gören herhangi bir insan birbirlerine ne kadar aşık olduğunu görebilir hatta anlayabilirdi de, bizde yıllarca anladık ama belli etmedik, ama şuan gördüğüm manzara hiç istediğim yada hayalini kurduğum bir manzara değildi.
Biri kardeşim, diğeri kan kardeşim, neresin den bakarsan bak çıkmaz son gibi görünüyordu.
Ne uzun ne de kısa doruk her zaman ki gibi çok uzatmadan kesip attı konuyu ve son konuşmasını da yapıp vedasını da etti.
Bu durum çok tasvip etmediğim bir durum olsa da, ne hissettiklerini anlayamadığım için elimden çok da bir şey gelmiyordu.
Tepkisiz gözlerle izledim doruğu, yıkılmış görünüyordu, bitik, sanki karşımda 23 yaşında genç delikanlı değil de, 80 yaşında bir ihtiyar vardı, acısı olduğu her halinden belliydi, üstelik konuşma başından beri yumuruk yaptığı elleriyle kendini tuttuğunu da çok belli ediyordu.
Zoraki bir gülüşle baktı bana, teselli ister gibi yada çok yardım
Sonra ;
"başlamadan bitti, canı sağ olsun" dedi, gözleri dolu dolu bakıyordu, sanki karşımda o 15 16 yaşımda ki kırgın doruk vardı.
O zamanlarda da hep böyle olurdu, ailesi onu kandırdığın da ve gerçek ortaya çıktığında hep soluğu benim yanımda alırdı.
Bağıra bağıra ağlar sonrada uyur kalırdı, muhtemelen yine aynısını yapacaktı, kapının önüne çöküp kafasını ellerinin arasına alıp canı çıkana kadar bağırıp sonra sakince yatağa geçip uykuya dalacaktı, bu doruğun kendince üzülme şekliydi, yaralı ama ayakta durmaya çalışan bir gençti sadece, elinden başka ne gelebilirdi ki.
Tepkisizce baktım yüzüne, ne o ne ben bir şey söylemeden, yavaşça gitti odasına, izin verdim yine aynı şekilde üzülmesine izin verdim 7 senedir izin verdiğim gibi yine ağlamasına izin verdim.
Hızlı adımlarla aşağa inip sidranın başına dikildim, ilk defa kardeşim hatalıydı, yaptığı kabul edilir bir şey değildi, açıkcası böyle bir şeye kalkışmasına çok şaşırmıştım, ama şuan ona destek olmalıydım.
Omuzlarından tutup ayağa kaldırdım, beni görünce
"abiii" diyerek sakınca sarıldı ve daha şiddetli ağlamaya başladı.
Ona da izin verdim rahatlaması için kendine gelmesi için izin verdim.
Uzun bir süre öyle kaldık, ağlaması durunca kendimden uzaklaştırıp yüzüne baktım, sessizce akan göz yaşlarını silip;
"gel otur şöyle de konuşalım" dedim.
Kafasını sallatığ kalktığı yere oturdu bende karşına geçip tekrar konuşamaya başladım;
"anlat bakalım, ne oldu bu gün ne konuştunuz da siz bu durumdasınız, sabah nasıldınız şimdi nasıl, hepsini atlamadan anlat"
Dedim hafif sinirle, sidra göz yaşlarını silip, kendine gelerek dorukla olan bütün konuşmasını anlattı, her bir olayı anlayışında ya ağzım açık kalıyor yada sidranın bunu nasıl yapabildiğine şaşırıyordum.
En son konuşması Bittiğin de hala ağlıyor ve elleriyle oynuyordu ben ise şaşkın bir şekilde sidraya bakıyordum, bir süre sonra kendime gelerek sakince konuşmaya başladım.
"inanamıyorum sidra sana gerçekten inanamıyorum, beni pişman ettin ya valla şaşkınım şuan, sabah doruktan ayar yiyeceğimi bile bile geldim sana doruğun hislerinden bahsettim sen artık üzülme diye ama senin şu yaptığına bak ya sen bunu nasıl düşünürsün sidra, çocuğa umut verip bırakmak ne demek biz sana bunu mu öğrettik, ki bu konuda en çok darbe yiyen birine yaptın bunu, hala aklım almıyor hala gerçekten inanasım gelmiyor"
Dedim hafif kızgınlıkla, sidra daha çok ağlayarak konuşmaya başladı;
"abi yemin ederim bilmiyordum ya doruğun böyle bir şeyden yaralı olduğunu gerçekten bilmiyordum,bilsem yapmazdım, inan bana" dedi ağlayarak.
Hışımla ayağa kalktım ve sidraya dönüp;
"sidra ne fark ediyor kardeşim, doruğun böyle bir acısı olmasa bile sen ona yine de umut vermiş olmuyor musun, bu konuda acısı olsa ne olmasa ne, üstelik beni anlasın diye öyle yaptım diyorsun bir de valla çıldırıcam ya, doruk sana umut verip yarı yolda mı bıraktı da sidra böyle bir şeye kalkışıyorsun"
Dedim bağırarak, çok sinirlenmiştim, hayatım da ilk defa sidraya bu kadar çok yüksek sesle konuşuyordum, ama hatasını anlaması lazımdı,çünkü bu bir insanı düpe düz kandırmaktı başka bir şey değil.
Sidra daha çok ağlayarak elleriyle yüzünü kapattı ve hıçkırarak ağlamaya devam etti, ben ise sinirden ellerimle ensemi ovalıyor volta atıyordum, sessizliği bozarak konuşamaya devam ettim;
"bu yaptığını nasıl telafi etmeyi düşünüyorsun sidra çok merak ediyorum, ya seni seven bir insanı hadi sevmesini de geçtim senin için değişmeye bile razı olan bir insanı nasıl bu hale getirirsin nasıl böyle şeyler düşünebilirsin, sana inanamıyorum ya, evet tamam doruk her zaman uçlarda yaşayan bir insandı, ama hiç bir zaman birini kandırmak adına hiçbir şey yapmadı, onun tek yaptığı kendini ovutmaktı, mutluyum ben kimseyi kafama takmıyorum havası oluşturmaktı, ama senin yaptığın düpedüz adam kandırmak "
Diye bağırdım, gerçekten sinirlerime hakim olmaya çalışıyordum ama bu konuda çok zorlanıyordum.
Sidra derin bir nefes alarak;
" oda kandırmış abi, kendi de dedi, ben seni unutmak için başka bedenlere sığındım diye, bu kandırmak olmuyor mu, ne farkı var" dedi zar zor
Sinirle karşına oturup tekrar konuşmaya başladım;
"ne farkı var kardeşim söyleyim mi, sen hiç tek gecelik kadınlar terimini duymadın mı, üstelik bu zamana kadar doruğun yanında gördüğün kadınların hepsi doruk ile münasebeti olan kadınlar değildi."
Dedim daha sözümü bitirmeden sidra araya girdi;
"nasıl yani abi, münasebeti yok derken, gayette var gibi duruyordu, yok öpmeler sarılmalar falan, ya abi kendi gözlerimle gördüm, bu nasıl münasebeti olmamış oluyor açıklasana Bi bana" diye yüksek sesle bağırarak ayağa kalktı
Bende aynı şeklide karşında dursuğum da konuşmaya devam ettim.
"bazen her şey gördüğün gibi değildir kardeşim,evet görmüşsündür, evet öpmüştür sarılmıştır ama o kadar doruk daha ileri gitmez, bu zamana kadar gitmedi gidemez, ben bi tek şeyi anlayamıyordum şu zamana kadar onu da zaten şu iki gündür anladım, keşke sende anlamış olsaydın"
Dorukla her şeyi konuşurduk, bana her şeyi anlatırdı,her ne kadar anlatma beni günahına alet etme desem de onu öyle üzgün gördüğüm de anlat derdim, evet yaptıkları yanlıştı günahtı ama onu hiçbir zaman doğru yola çekemedim, bende hep dua ettim.
Bana her zaman bir kızla tanıştığını ama sadece bir yere kadar ileleyip daha ilerisine gidemediğini söylerdi, neden diye sorduğum da 'onun yüzü aklıma geliyor' deyip uyurdu 7 senedir kim olduğunu sorsam da öğrenememiştim, ama şimdi anlıyordum kim olduğunu onu daha ileri gitmemesi için durduran benim kardeşim di. Kulağa ne kadar kötü geldiğini farkındaydım, ama doruğu da biliyordum.
Sidra şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu, derin bir nefes alarak tekrar konuşamaya başladım;
"bak, senin bu zamana kadar hiç bir erkek arkadaşın olmamasına rağmen doruğun yanında kız görmek ve başka şeyler yaptığını düşünmek seni üzmüş olabilir, ama sadece gördüğün kadarı var ortada sidra daha fazlası olsaydı ne sana ne de doruğa bu aşk için hayatta müsaade etmezdim, ama senin yaptığın bambaşka bir şey, senin yaptığın düpedüz umut vermek"
Dedim sakince yüzüne bakarak, sidra eliyle göz yaşlarını silerek;
"ya abi bilmiyordum diyorum sana bilmiyordum, benim amacım umutta vermek değildi ki zaten, sadece severken yalnız kalmak, yada sevilmediğini hissetmek nasıl bir şeymiş hissetsin istedim, benimle oyun oynamasın istedim." dedi sesi titreyerek
Sinirlenmiştim yine, ellerimi yine enseme götürüp sıkıntılı bir şekilde ofladım ve bir kaç valta attıktan sonra sinirle sidraya dönüp bağırarak;
" ya hala bilmiyordum diyorsun sidra, sen beni delirtmek mi istiyorsun ya kimsenin seninle oyun oynadığı falan yok böyle bir şey olsa ben buna müsaade eder miyim sanıyorsun, ya ben farkında değilmiyim her şeyi kızım, oradan bakınca aptala mı benziyorum, madem ders vermek biraz seni anlasın istiyordun, yüz vermezdin, abi derdin görmezden gelirdin o zaten seni anlardı, umut verip olabileceğine inandırıp veda etmek ne demek sidra hemde sevilmemenin ne demek olduğunu iyi bilen birine bunu nasıl yapabiliyorsun, sen yaşamadığın bir şeyi başkasına nasıl yaşatıyorsun ben bunu anlamıyorum, bende yanında değilim sidra anlıyor musun, bu işi buradan nasıl döndürürsün kendimi nasıl affettirirsin bilmiyorum ama sana yardım etmeyeceğim, doruğun inadıyla baş başa kalda göreyim seni, haklı tek bir yanın.. " devamını getiremeden duyduğum bir sesle durdum,
" yeter Yusuf, bağırma kıza " doruk merdivenin ortasında durmuş, üstü çıplak elinde tişört bize bakıyordu, üstünü giyinmekte zorlandığı için belli aşağa inmek zorunda kalmış, bağırmaktan boğazım acıyordu artık, doruğa dönüp, boğazımı temizleyerek;
"ben her zaman hak edene bağırmışımdır doruk, bunu sende biliyorsun" dedim düz bir sesle
Doruk yavaş yavaş merdivenlerden aşağa inip yanımıza doğru geldi, sidra ise sadece doruğa bakıyordu bir şey söylesin diye ama doruk bakmıyordu bile, aslında bu şeklide üstsüz olması ve sidranın ona bakmasıda doğru değildi ama anın huzursuzluğu ve doruğun bilerek bu şekilde aşağa inmeyeceğni bildiğimden bir şey demedim.
Doruk sidranın yanından geçip direk ben karşımda durup elinde ki tişörtü bana uzattı;
"bilmez miyim ama gerek yok geçti bitti, tişörtü giyemedim kolumu yukarı kaldıramıyorum, mecbur eline kaldım" dedi burukça gülerek
Yine aynı şeyi yapıyordu, acısını içine atıp hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu, ama gözleri öyle olmadığını açıkça belli ediyordu üstelik sesi de kısılmıştı ağlamaktan, sidranın böyle bir şeye mahal vermesine inanamıyordum, hala biraz sinirim vardı elbette ama doruğa belli etmeden bende aynı şekilde gülümsedim;
"yandın o zaman kardeşim, çekeceğin var" dedim alayla ve elinde ki tişörtü alıp nasıl canını acıtmadan nasıl giydirebileceğimi düşündüm, ben düşünceler içindeyken, sidra doruğun arkasından söze atladı;
"yaralı tarafta olan kolunu geçir önce abi, sonra iyice yukarı çekerek kafasını geçir, diğer kolunu rahatlıkla kaldırıyor zaten" dedi göz yaşlarını silerek
Doruk omuzunun üstünden sidraya baktı, kısa bir bakışın ardından gözünü kapatıp önüne döndü ve bana baktı, dudaklarını yukarı kıvırarak kafa salladı, sidranın giyinme konusun da doruğa yardım ettiğini biliyordum.
Daha fazla oyalanmadan dediğini yapıp üstünü giydirdim, doruk yanında açık olan yatağa oturup yavaşça uzandı.
Bende tekli koltuklardan birine geçip oturdum sidra ise ne yapacağını bilmeyerek diğer koltuğa oturdu, saatte baktığım da saat 11 e gelmek üzereydi ne ara bu kadar zaman geçmişti anlamıyordum.
Sessiliği ilk bozan sidra oldu, doruğa dönerek;
"doruk bak ben gerçekten bile isteye yapmadım çok farklı düşünmüştüm yeminle amacım seni bu kadar üzmek değildi lütfen beni affet özür dilerim" dedi üzgün bir sesle
Karşımda ki kardeşim olmasa şurada kahkaha atardım, çünkü doruk tek kelime ile affedecek bir insan değildi, ve bu konuda sidranın çok çaba harcaması lazımdı.
Doruk derin bir nefes alarak eline aldığı kumanda ile ilk önce televizyonu açtı, sidra ise hala doruğa bakıyor ve bir şey demesini bekliyordu, doruk ise sadece televizyona bakıyordu bir süre geçtikten sonra sidra sesi titreyerek;
"Bir şey demeyecek misin" diye sordu
Üzüldüğü apaçık bir şekilde ortadaydı zaten ama yinede yaptığı affedelir bir şey değildi
Doruk yine sidraya bakmadan derin bir nefes aldı sonra ise konuşmaya başladı;
"tek bir özürle her şeyi affetseydim, dedemi affederdim sidra, ama bir önemi yok ben konuyu 3 saat önce kapanmamak üzere kapattım, sende öyle yap hayatına okuluna bak, 2 gün sonra açılıyor zaten, dersler projeler derken aklına bile gelmez takılma" dedi umursamaz bir sesle
Sidra ayağa kalkarak doruğun karşıma geçti ama doruk hala bakmıyordu ona, açıkcası bende film izler gibi izliyordum bir şey yapmak yada müdahale etmek içimden gelmiyordu
Sidra sinirli bir ses tonuyla ;
"buradayım ben doruk, yüzüme bakarak konuş" dedi
Doruk bakışlarını sidraya çevirdi, kısa bir sessizliğin ardından konuşarak;
"yüzüne baktığım da da söyleyeceğim şeyler değişmiyor sidra az önce ne söylediysem şimdi de aynısını geçerli, sende konuyu kapat ve hayatın bak" dedi ciddi bir ses tonuyla
Sidra gözündeki yaşları silerek merdivenlere doğru yürümeye başladı
"ben odama geçiyorum, abicim ve doruk abi size hayırlı geceler" dedi
Doruk abi dediğinde, doruğun gözlerini kapatıp yutkunduğunu gördüm, gözümden yaş akıyordu, ve şunu söylemem gerekirki benim kardeşim tam bir salaktı ve yangına körükle gidiyordu.
Başımla onayladım sadece bir şey demedim, sidra da hızlı adımlar yukarı çıkıp odasının kapısını sert bir şekilde kapattı.
Doruk gözlerimi açtığında kendini sıktığını çok net anlayabiliyordum, derin bir nefes alarak;
"hatasını anlayacak doruk, sadece biraz zamana ihtiyacınız var o kadar" dedim durdun bir sesle
Doruk yattığı yerden doğrularak;
"bazen diyorum ki Yusuf acaba kimse beni sevmeyecek mi ben hep yalnız mı kalacağım diye düşünüyorum, sidrayı affetmek istiyorum elbette ama kalbimin acısı hep affetmenin önüne geçiyor yapamıyorum" dedi üzgünce
"doruk, sevgi herkese verilen bir şey değildir kimisi çok sevgiyle imtihan olur kimisi ise sevgisizlile, tek yapman gereken sabretmek hem ben seni seviyorum bu yetmiyor mu ya" dedim gülerek
Doruk ta bu dediğime gülerek kafasını eğdi sonra aynı şekilde tepki vererek;
"elbette yetiyor kardeşim, sen olmasan ben ne yaparım" dedi alayla
Biraz öyle gülüştük ten sonra ciddiyetle doruğa bakıp;
"ee şimdi ne yapmayı düşünüyorsun" diye sordum
Tuttuğu bütün nefesi vererek kafasını salladı;
"inan bilmiyorum Yusuf, baksana kıza giderken doruk abi dedi hem suçlu hem güçlü ne yapacağımı bilmiyorum, ama şuan sidradan daha çok seninle yapacağımız derslere odaklanmak istiyorum, zaten zamanlada sidrayı affederim büyük ihtimalle, yani bundan sonrasını zaman gösterecek Yusuf, bende sadece bekleyeceğim." dedi düşünceli bir şekilde.
Arkama yaslanarak doruğa baktım;
" Sen bakma ona, bir iki gün gıcıklığına abi der sonra eski haline döner zaten, dönmese de sıkıntı yok hata yaptığını farkında ama işte kabullenemiyor yada senden böyle bir tepki beklemiyordu, ama eninde sonunda eskisi gibi olacağını farkındayım, senden ona karşı çok kırıcı olma tamam mesafeni koru ama kırma kardeşimi, daha fazla üzülmesine kıyamıyorum hiç bu kadar ağladığını görmememiştim"
Dedim düşünceli bir şekilde
Doruk bana bakıp;
"sanki benim hoşuma gidiyor sidrayı ağlatmak, elbette bende üzmek istemiyorum ama çok kötü yerden vurdu abi valla beklemiyordum, kalbimin acısı yaramın acısını geçti, çok koydu be"
Yusuf
"kendimi senin yerine koyuyorum da doruk, haklısın tabiki de insan neye uğradığını şaşırır, ne yalan söyleyim bende sidradan böyle bir şey beklemiyordum, aklına nasıl geldiyse"
Dedim düşünceli bir şekilde doruk 'bilmiyorum' deyip televizyona baktı bir şey düşünüyor gibiydi, o an aklıma gelen şeyi sormak için koltukta öne doğru gelip biraz eğildim ve
"doruk" diye seslendim
Anında bana dönüp "hıı' diye tepki verdi, hala yüzüme bakıyordu, kafamda ki cümleyi tamamlayıp konuşmaya başladım;
" hani sen ne zaman içip gelsen ve bir kadından bahsetsen sürekli şey diyordun ya "onun yüzü aklıma geldi ileri gidemedim" diye o kişi sidra mıydı " diye sordum.
Biraz yüzüme baktıktan sonra derin bir iç çekerek kafasını salladı;
" evet oydu, her seferinde bu sefer unutuncam diye yola çıkıp daha yolu yarılamadan gözümün önüne geliyordu, yada bir anda karşımda ki insan o oluyordu bende duruyordum yada kaçıyordum işte, ama pekte bir işe yaramadı gördüğüm gibi daha çok boka sardı" dedi sıkıntılı bir şekilde
Bende kafamı sallayıp konuşmaya başladım;
" ders 1, doruk bey, nikahında olmayan bir kadınla el ele tutuşmak, sarılmak, öpmek, yatmak, konuşmak ve hatta hatta msjlaşmak haram, tabi bazı koşullar dışında, mesela kadın bir doktorla konuşup hastalığını dile getirmekte sıkıntı yok yada garson plan bir bayana sadece istediğin şeyi edebinle söyledikten sonra sıkıntı yok, aynı şey msj da da geçerli mesela ben Ayşe hocayla ders hakkında msjlaşıyorum bunda bir sıkıntı yok elbette ama bu farklı bir evreye geçerse zina olur günah olur, aynı şey sen ve sidra içinde geçerli "
Dedim bir hoca edasıyla doruk şaşırarak;
" lan Bi anda pat diye başladın derse insan Bi hazır mısın derdi mal gibi kaldım "
Yusuf
" konusu açılmışken demek istedim doruk, yani o zamanlar yaptığın şey zinaydı yani günah ama ilk bunlardan başlamayacağız ilk kuranı ve sureli öğrenmen lazım ondan sonra bu terimlere geçeriz "
Doruk
" Olur bana uyar, yemek söyleyelim yerken de biraz muhabbet ederiz bu konu hakkında hemen yada yarın başlarız benim için problem yok " dedi gülerek
Bende ayağa kalkarak;
" yemek işini iyi akıl ettin hemen gidip sipariş ediyorum sende az uzan dinlen ondan sonra konuşuruz " dedim ve telefonumu almak için odama geçtim.
Başlamak bitirmenin yarısıydı ve biz dorukla bu gece hep hayalini kurduğum şeyi yapmaya başlıyorduk, artık kardeşim de benim dinimi öğrenecekti, Bir insan bundan başka daha ne isteyebilirdiki.
DORUK 'TAN ??
Evet belki canım acıyordu, kalbim ağrıyordu ama yine de değişik bir şekilde içim rahattı.
Yusufla anlaştıktan sonra dediği gibi yapıp koltuğa uzandım, biraz kendimce düşünme fırsatım olmuştu, sidranın odasına giderken bana abi demesi elbette canımı yakmıştı ama Yusuf haklıydı sidra neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayacaktı bu arada bende eskisi gibi olacaktım ona eski doruk uzak ve mesafeli olan, ama her zerresine kadar da onu çok seven.
Netliğe ulaşmanın verdiği rahatlıkla elime kumandayı alıp televizyonda bir kaç kanal gezindim ama aklım hala sidra daydı acaba ne yapıyordu şuan ağlıyor muydu yoksa uyuyormuydu açmıydı bilmiyordum, msj atmak istedim telefonu elime alıp msj bölümüne girdim ama daha yazamadan gözüm profil resmine kaydı, ne kadar güzel çıkmıştı ve ne kadar güzel gülüyordu.
Bir kaç msj yazıp yazıp sildim en son atamayacağımı anlayınca vaz geçip telefonu attım kenara ve yine televizyona bakmaya devam ettim.
Kısa bir süre sonra Yusuf üstünü değişmiş ve elinde bir kaç kitapla bana doğru geldiğini gördüm ama yerimden kalkmadım biraz daha yatsam bir şey olmazdı ağrım yoktu sabahki kadar acımıyordu da ama yinede yatmak iyi gelmişti.
Yusuf elinde ki kitaplarla koltuğa oturduğunda ona bakarak;
"onlar ne ders mi çalışacaksın '' diye merakla sordum
Yusuf sinsi bir gülüşle;
" evet ama ben değil sen, bunları senin için getirdim yemekten sonra başlıyoruz bakalım " dedi ellerini çarparak
Aşırı mutluydu bu haline gülmeden edemedim;
" başlarız elbette ama ne yemek söyledin valla aşırı açım ya sabahtan beri bir şey yemiyorum"
Dedim karnımı tutarak yusuf
"valla sana iki tane big boy hamburger söyledim seviyorsun diye kendime de biliyorsun vazgeçilmezim olan soslu tantuni söyledim" dedi ballandıra ballandıra
Güldüm onun bu haline ama sidra için bir şey söylememişmiydi o da açtır çünkü o da bende en son kahvaltı yapmıştık, telefonla uğraşan Yusufa bakarak ;
"sidra da açtır Yusuf o da bir şey yemedi sabahtan beri, ona sorsaydın belki oda bir şey yerdi" dedim düz bir sesle
Yusuf yaslandığı yerden kalkıp iyice doğruldu ve bana bakarak;
"sordum sordum merak etme yemek gelince çaldır gelirim aşağa dedi, hanım efendi alıp odasında yiyecekmiş" dedi alayla
Bende onunn bu haline gülüp;
"kızla uğraşma Yusuf Allah aşkına bırak nerede yemek istiyorsa yesin" dedim gülerek
Yusuf tam bir şey diyeceği sırada kapı çaldı sanırım yemekler gelmişti, yusuf yerinden kalkıp kapıya doğru giderken aynı zaman da bana bakıp;
"sidraya msj atta aşağı gelsin" dedi kafamla olumlu anlamda onaylayıp elime aldım telefonu ve msj attım;
"sidra yemekler geldi" yazdım sacece bir iki saniye içerinde hemen görüp karşılık olarak sadece "tamam" yazdı bende görüldü atıp telefonu kapatıp yatağa koydum ve yattığım yerden doğruldum
Yusuf elinde poşetlerle salona gelirken sidra da aynı zaman da merdivenlerden iniyordu, keyfi pek fazla yok gibiydi daha çok halsiz gibi duruyordu.
İkisde salona gelince ortada olan sehbasının üstüne koydu poşetleri yusuf ve olduğu yere çöktü, ben yere oturamayacağım için biraz bana doğru yaklaştırdı sehpayı, sidra da yanımıza geldiğin de bize bakarak;
"hangisi beni alıp gidicem" dedi soğuk bir sesle
Yusuf sidraya bakıp
"otur şuraya sidra beraber yeriz sonra gidersin" dedi hafif sinirle
Sidra derin bir nefes vererek;
"abi odam da yemek istiyorum kelimesinin neresini anlamıyorsun, neden zorluyorsun ya" dedi hafif kızgınlıkla bağırdı..
İkisini de bakmıyordum aslında ne konuşuyorlar dinliyordum ama sanki duymuyormuş gibi yapıyordum.
Yusuf kaşlarını çatarak sert bir şekilde sidraya bakarak
"ya gelir burada oturup yersin yada benle konuşmayı kes sidra böyle şeyleri sevmediğimi biliyorsun ve yapıyorsun, ikiletme beni hadi otur" dedi otoriter bir sesle
Sidra oflayarak diğer yanıma oturdu ben göz ucuyla ona bakıp sonra tekrar Yusufa döndüm;
"Yusuf hani big boydu, küçük ya bu yanlış gelmiş galiba" diye sordum
Yusuf elinde olan poşete bakıp;
"yanlış değil doruk, o sidranın ikinizin ki karışmış değişin" dedi
Sidrayala göz göze geldik hafif gülümseyerek;
"sende mi hamburger seviyorsun" diye sordum
Ona bakıp gülmem ve konuşuyor olmama biraz şaşırmış gibiydi, önünde ki poşeti bana uzatırken;
"evet seviyorum ama öyle big boy falan yiyemem" dedi sesini düz tutmaya çalışarak
Elidem poşeti alıp önümde duran hamburgeri ona uzattım;
"belli oluyor zaten, fazla zayıfsın" dedim alayla
Sidra bana bakıp kaşlarını çatarak;
"siz de fazla şişkosunuz" dedi sinirle
Yusufla ikimiz birbirimize bakıp güldük, bizi öyle gören sidra da hafif gülmeye başlasa da kendine hakim olup gülülüşünü soldurdu ve yemeğini yemeğe başladı.
Sonra ki saatlerde biz Yusufla sürekli şakalaştık ve güldük sidra ise durgun halini korumaya devam etti, bende sidra gibi olabilirdim, tavır yapabilirdim ama olmuyordu sadece ona karşı biraz mesafe koyabiliyordum.
Yemek yeme faslı bittikten sonra sidra bize bakarak;
"okul için bir kaç bir şey almam gerekiyor, beni yarın avm ye götürür müsün abi, hem de arkadaşım da burada okuyor beraber aynı bölümü tutturduk onunla buluşup biraz gezmek istiyorum" dedi
Yusuf ciddiyetle sidraya bakıp;
"hangi arkadaşın bu"
"liseden abi sen tanımazsın ki, sen sadece elifi biliyorsun o da zaten yan komşumuz onun dışında benim okulda ki arkadaşlarımı bildiğin mi var" dedi atarlı bir şekilde
Yusuf sinirle sidraya bakıp;
"sidra atar gider yapma bana, hem benim yarın işim var götüremem müsaitse doruk götürsün" dedi..
Ben şaşkınlıkla Yusufa döndüm, aynı şekilde sidra da bana bakıyordu ama Yusuf baya rahattı ve pis pis bıyık altı gülüyordu ne yapmak istediğini anlamıştım ama bu canımı yakmaktan başka bir şeye yaramayacaktı.
Boğazımı temizleyip sidraya döndüm;
"Bir işim yok götürüm elbette" dedim içeceğim den bir yudum alarak.
Sidra hala bana bakıyordu, yüzümü ona döndüğüm de;
"benimle olmaktan rahatsız olursan anlarım, seni zorlayamam sonuçta, çocuk değilim kendim de bulabilirim" dedi başını eğerek mahçup bir şekilde..
Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım;
"senden rahatsız olmuyorum sidra sadece sana kırgınım o kadar ama bu seni yok sayacağım anlamına gelmez" dedim soğuk bir sesle
Sidra oturduğu yerden kalkıp önce bana sonra Yusufa bakarak;
"ben gideyim artık uykum geldi sabah görüşürüz" deyip gitti
Derin bir iç çekerek elimde tuttuğum kağıdı masaya fırlattım, ellerimi önümde birleştirip başımı eğdim;
"bazen şu kalp sancıma öleceğim diye düşünüyorum" dedim burukça gülerek
Yusuf bana biraz daha yaklaşıp;
"Geçicek kardeşim sen merak etme her şey yoluna girecek bak görürsün" dedi hafif tebessümle
Bende aynı şekilde ona gülüp ayağa kalkıp elimden geldiği kadar yardım ettim.
Saate baktığım da saat gece 1 e gelmek üzereydi ve benim gram uykum yoktu.
İşlerimiz bittikten sonra ilk konuşan ben oldum;
'' uykun var mı Yusuf "
Yusuf
" ne için sordun "
Ben
" benim uykum yok yani eğer senin de yoksa 1 saatte olsa birşeylere başlamak istiyorum " dedim tereddütle
Yusuf gülerek;
" Sen yeterki iste kardeşim gerekirse ben sabaha kadar uyumam problem yok, hadi geçelim masaya da başlayalım" dedi tebessümle
Bende aynı şekilde karşılık vererek yemek yediğimiz sehpanın olduğu yere geldik ve Yusuf elinde ki kitapları tek tek özenle dizdi.
Sonra bana bakarak, kitapların hepsini bana tanıttı.
'cüz' olarak adlandırdığı kitabı bana göstererek;
"önce bundan başlıyoruz, kur'an harflerini ve kurallarını öğrenirsen, namaz surelerini öğrenmen kısa sürer böylelikle biz yanında olmadığımız zaman kendi başına namaz kılabilirsin" dedi bende ise onu dikkatle dinliyordum.
Yusuf ta her seferin de bana başka bir kitap tanıtıyordu.
Cüz,tecvid, tefsir, ahlah bilgisi, ilmihal gibi bir çok kitap tanımıştı en son diğerlerine bakarak biraz daha fazla kalın olan kitabı bana uzatarak gülümsedi;
"işte bu, bu senin okuyacağın bir kitap bunu sana veriyorum doruk lütfen aksatmadan oku her zaman oku demiyorum bak sana sürede vermiyorum ama mutlaka olur mu" dedi gülümseyerek
Kafamı sallayıp kitabı elime aldım 'H. Z Muhammedin hayatı " adlı bir kitaptı,adını okuyunca aklıma yine rüyam geldi ister istemez kendimi dalmış şekilde bulmuştum, beni kendime getiren ise yusufun dürtmesi oldu;
" heyyy daldın, ne o zor bu geldi okumak "dedi alayla
Gülerek kafamı salladım;
" yok be rüyam geldi aklıma dalmışım öyle " dedim gözlerimi kaçırarak
Yusuf bir şey demeden derin bir iç çekti ve konuşmaya başladı;
" ne dersin doruk başlayalım mı kur'an harflerini öğrenmeye " dedi gülerek
Kafamı sallayarak;
"elbette kardeşim başlayalım bana bunlarla gel" dedim ve birlikte gülüştük.
O gece 1 saat çalışsak yeter diye başladığımız derse 2 4 saat çalışarak vakit geçirmiştik, zamanın nasıl geçtiğini dahi anlamamıştım.
Ama yusufun dediğine bakılırsa her şeyi çabuk kapıp öğreniyor muşum bir gecede neredeyse ürün kur 'an harflerini öğrenmiş günah sevap haram helal ve zina üzerine bolca konuşmuştuk.
Yusuf haram olan şeyleri anlattığın da bu zamana kadar hepsini yaptığımı farkına varmıştım, ama bilmiyordum ki bilmediğim bir şeyden mesül olur muydum?
Bunu da cevaplamıştı Yusuf "orası Allah ın bileceği iş sen namazını kıl tövbeni et ve bundan sonra da aynı hatalı yapma" demişti.
Üstelik hafızamın gayette kuvvetli olduğunu istersem hafız bile olabileceğimi söylemişti.
Bir gece de hayatım da duymadığım bir çok şey duymuş ve öğrenmiştim aklımı her Yusufa verdiğim ve dinlediğim de sanki içim huzur buluyor gibiydi, kendimi rahatlamış hissediyordum.
Gerçi harflerin okumuş kısımlarını pek berecemesem de üstesinden gelemeyeceğim bir şey değildi.
Yusufla bu konuları konuşurken gerçekten zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık öyle ki 1 saat diye çıktığımız yolda ezan sesiyle birbirinize bakıp güldük, yusuf ;
"ne ara ezan vakti oldu, hiç anlamadım valla" dedi hem gülüp hem şaşırarak
Bende aynı şekilde ona karşılık vererek;
"ben halimden memnunum valla benim için gayet verimli bir gece oldu" dedim gülerek
Yusuf ta yüzünde memnun olmuş bir ifade ile;
"bence de bu gece doruk karayel olarak bir çok ilke imza atmış olabilirsin" dedi alayla
Yine beraber gülüştük, sonra Yusuf ayağa kalkarak benim de kalkmam için elini uzattı, elini tutup oturduğum yerden zar zor kalktım pansuman yapmam lazımdı Yusufa dönerek;
"Yusuf pansuman yapman lazım, hastadan çıkalı baya oldu hemşire 4 5 saat demişti herhalde tam hatırlamıyorum ama" dedim düşünür bir şekilde
Yusuf ta o ara tişörtümü kaldırıp yarama herhangi bir kanama var mı diye bakıyordu, ben ise hala acaba 4 saat sonra mı yoksa 5 saat sonra mı pansuman yapılacaktı diye hatırlamaya çalışıyordum, daha fazla düşünmeye dayanamayarak Yusufa baktım;
"Yusuf hemşire 4 saat sonra mı dedi yoksa 5 saat sonra mı, saçma sapan bir şekilde kafama takıldı şuan" diye merakla yüzüne baktım.
Yusuf biraz durduktan sonra tam konuşucakken, sidranın sesi ile ikimiz de merdiven tarafına döndük;
"4 saat... Hemşire 4 saat sonra tekrar pansuman yaparsınız demişti ve 4 saat geçeli çok oldu" dedi durgun bir sesle
Elinde bir kutu ile yanımıza yaklaştı sonra, kutuyu bana uzatıp;
"al, pansuman malzemelerin" dedi hala yüzüme bakarken
Kutuya göz attığım da dediği gibi hastane sonrası eczane den aldığımız ilaçlar vardı, eline değmemeye dikkat ederek aldım, sonuçta bunu yeni öğrenmiştim, sidra bana her şekilde haramdı ve ona dokunamazdım, hatta Göz teması Bile fazla kurmamam gerekiyordu, bu kısım benim için biraz zor olsa da yine de elimden geleni yapacaktım.
Kutuyu alıp kısa bir bakış attım sidraya ve sonrasında hemen kaçırıp konuşmaya başladım;
"saol teşekkür ederim" dedim sakin bir ses tonuyla,
Sidraya baktığım da yüzünde şaşırmış bir ifade vardı benden bu kadar özenli davranacağımı beklemiyordu sanırım ama bilmediği bir şey vardı bu dersi daha yeni öğrenmiştim.
Ve uygulamaktan da geri kalmayacaktım.
Elimde ki kutuyu Yusufa uzatırken tebessüm ettim;
"kardeşim ellerin den öper artık" dedim gülerek
Yusuf elimden kutuyu alıp
"o iş bende sen rahat ol" dedi göz kırparak
Sidranın yerinde kıpırdanışını gördüm, yine göz ucuyla baktığım da şaşkınlığını korkuyordu, daha fazla dayanamayarak söze girdi;
"ama abim nasıl yapılacağını bilmiyor, istersen ben yapayım" dedi tedirgin bir şekilde
Yusuf konuşacakken araya girip;
"gerek yok bende oradaydım Yusufa nasıl yapacağını anlatırım, sen yukarı çıkta Yusuf da bir an önce yapsın namaz kılıp yatalım" dedim yine ara ara ona bakıp sonra ise bakışlarımı kaçırarak
Sidra şok üstüne şok yaşıyor gibiydi, ne olduğunu anlamaya çalışıyor abisine bakıp gözleriyle işaret veriyordu Yusuf daha fazla dayanamayarak, çocuklar gibi sevinçli bir sesle konuşmaya başladı;
"sidra inanamayacaksın ama doruğun mükemmel bir hafızası var, dün gece çalıştık biraz ve nerden baksan bütün kur'an harflerini öğrendi, ve üstelik anlattığım tüm konuları ise havada kaptı resmen çok verimli bir gece geçirdik" dedi
Heyacan la yerinde duramıyorken, anlattıklarına gülerek tepki verip elimde ki kutu ile birlikte çekyata oturdum, ve konuşmaya başladım;
"abartma Yusuf, biliyorsun bir şeyi öğrenmek isteesem çok dikkat ediyorum, bu ondan kaynaklı oluyor" dedim Yusufa bakarak
Sidra hala şaşkın şaşkın bize bakıyordu kafasını iki yana sallayarak;
"Bi dk bi dk, sen her şeyi öğrenicem, değişicem derken ciddimiydin?"
Diye sordu, yüzüne bakıp ciddi bir şekilde ;
"evet ciddiydim sidra sen ne sandın" dedim sert bir sesle
Sidra mahçup bir şekilde elleriyle oynarken başımı eğdi ve konuşmaya başladı;
"ben.. Şeyy.. Yani sen, benim gözümü boyamak için yapıyorsun sanıyordum" dedi sonlara doğru sesi kısılarak
Çok zoruma gitmişti sevdiğim kız beni ne duruma düşürmüştü, ona yalan söylediğimi ve onu kandırdığımı düşünmüştü, yine üzülmüştüm ama belli etmedim.
Sinirle gülerek, ellerimi ensem de gezdirdim bir kaç kez, sonra derim bir nefes alarak elimde ki kutu ile kalkıp karşına geçtim, ve ona bakarak;
"sana yalan söylediğimi düşündün dimi, yazık gerçekten yazık, seni sevdim diye şu düştüğüm duruma bak, gerçekten yazık, ben bunları senin için öğrenmiyorum sidra ben kendim öğrenmek istediğim için, kendimi bulmak, mutlu olmak için öğreniyorum, ilk Yusufa söylediğim cümle şuydu ; 'sidrayı sevmeme sebeb olanı bilmek sevmek istiyorum' demiştim, konunun şu saaten sonra senle hiç alakası yok, olmadı olmayacakta, artık daha fazla kalbimi kırma, seni affetmem git gide zorlaşıyor "dedim sinirle bağırarak ve hızlı hareketlerle odama çıktım.
2 3 saat mutlu olmuştum ya, hüzün illaki kapımı çalacaktı, bu hep böyle olmuştu, şimdi de böyle oluyordu, kalbim yine paramparça ve onarılmamamak üzere, üstü örtülerle kaplanıyordu.