Yusufun yanından ayrıldıktan sonra kendi odama geçmek üzere yukarı çıktım, kendimi farklı hissediyordum hatta kafam hala çok karışıktı ama bir şeyden adım gibi emindim, eğer sidra hayatımda olsun istiyorsam yalan olmamalıydı, her şey tam olması gerektiği gibi olmalıydı ve bende bunu yapmak için elimden gelini yapacaktım pes etmeyecektim.
Merdivenlerin sonuna geldiğim de kalbim adeta yerinden çıkacakmış gibi atıyordu çünkü, sidra sadece 1 kapı uzağımdaydı ve ben içeri girip ona bakmamak için kendimle çelişiyordum.
Sidranın odasının kapısının önüne geldim, biraz dinledim içeriden ses geliyor mu diye, bu yaptığım yanlış geliyordu ama onu görme isteğimi bastıramıyordum bir türlü, biraz dinledikten sonra uyuduğuna emin oldum zaten yol baya yormuştu onu uyumuştur diye düşündüm ve anlık bir cesaretle odasının kapısının açmak için harekete geçtim.
Yavaş yavaş açtım kapıyı, Allah tan kapılar yeniydi de ses çıkarmıyorlardı, kapıyı biraz açtıktan sonra önce kafamı uzattı içeri çünkü yattığından emin olmam lazımdı eğer uyumuyorsa burada bu şekilde olmam benim için kötü sonuçlanabilirdi.
Ve evet şanşlıydım uyuyordu sidra.
Yavaş yavaş adımlarla içeri ilerledim, sidraya her yaklaştığımda kalbim deli gibi atıyordu.
Ve sonunda onu görmüştüm, çok özlediğim sırma saçlarımı ve bebekler gibi uyuyuşunu görmüştüm.
Çok güzeldi... Her hali her şekli çok güzel di.
Yüzümde Aptal bir tebessümle baktım ona yüzünün her detayını izledim, saçlarının ince telli oluşunu sarı sırma saçlarının odanın içine sinen ay ışığında nasıl parladığını, dudaklarını, kirpiklerini hatta nefes alış verişini bile aşkla izledim.
Ne bakmaya doyamadım ne de bakmaya kıyamadım.
Biraz daha yaklaştım ve güzel kokusunu içime çektim öpmek isterdim elbet ama uyanabilirdi riske atamazdım sadece kokusunu içime çektim ve belki bu fırsat elime geçmez diye onun resmini çekmek istedim gerekli ayarlamaları yaptıktan sonra güzel bir açı ayarlayıp resmini çektim.
Son bir kez daha koklayıp yine aynı şekilde sessizce odadan çıktım.
Elimi kalbime koydum ve biraz öyle durdum çünkü sanki adım atarsam yere yığılacak gibiydim kalbimin sakinleşmesi gerekiyordu.
Biraz öyle durduktan sonra kendi odama geçtim ve direkt üstümü çıkarıp kendimi yatağa attım hala hastane yorgunluğu vardı üzerim de, bir elimi başımın altına koyup diğer elime telefonu aldım ve çektiğim resime doya doya baktım.
Baktım güldüm hayal kurdum ve sonra uykuya daldım...
Belirli bir süre sonra sidranın sesini duyar oldum...
"doruk abi"
Diye sesleniyordu naif sesiyle.
Ulan insan rüyada bile abi dermiydi ya vicdansız.
Tekrar duydum aynı sesi ama bu sefer omuzunda bir dokunuş hissettim.
"doruk abi hadi uyan"
Sidra idi bu ve rüya değil gerçekti sanırım omuzuma dokunan da oydu.
Gözlerimi yavaş yavaş açmaya çalıştım elimde telefon o şeklide uyumuşum, aklıma gelen ani düşünce ile hemen telefonu yorganın altına soktum ve uyku sersemi sidra ya dönüp;
"ne oldu güzelim neden uyanıyorum ya"
Gözlerimi tam açamamış olsam da sidranın güzel gülüşünü görebiliyordum, bana farklı bakıyordu, biraz daha kendime gelmeye çalışarak iyice açtım gözlerimi ve
"hayırdır niye bakıyorsun" dedim çarpık bir gülüşle,
Yine aynı şekilde tebessüm ederek başını eğdi, rüya mı görüyordum acaba çünkü karşımda çok farklı bir sidra vardı,
Hem farklı bakıyor hemde benden gülüşünü saklamıyordu üstelik al al olmuş yanakları yine bir şeyden utandığını belli ediyordu, acaba üstüm mü açıktı ondan mı böyle bakıyordu.
Gözlerimi üstüm de gezdirdiğim de normal bir şekilde yattığımı ve gayette üstümün giyinik olduğunu gördüm.
Yok yok gerçekten karşımda farklı bir sidra vardı.
Tam o sırada yusufun sesi ile sidra dan bakışımı çekip kapıya baktım.
"sidra kaldıramadın mı doruğu" derken içeri girdi ve ikimiz de dönüp ona baktık sonra sidra abisine gülerek ;
"ne yalan söyleyeyim Bira zor oldu abi"
Yusuf adım adım yanımıza gelirken.
"öyledir o zor kalkar biraz" dedi gülerek
Sidra
"ne birazı abi sesini duyurmak için çok çaba harcadım top patlasa uyanmaz valla" dedi gülerek
Yusuf da sidranın yanında yerini alıp tek kolunu sidranın omuzuna attı ve pis pis gülerek;
"alışırsın kardeşim doruk tam bir öküzdür zamanla anlarsın zaten" dedi
Ve ikisi bir gülmeye başladı.
Saatin kaç olduğunu bilmiyordum ama ikisini bu şekilde görmek beni tebessüm ettirmişti.
Yatakta gerinerek ikisine bakıp;
"abili kardeşli beni gömmeniz bitti ise neden hala hava karanlıkken uyandırıldığımı sorabilir miyim" dedim uyku sersemine
Sidra gülerek
"sabah namazı" dedi
Jeton şimdi düşmüştü, dün akşam konuştuklarımız bir bir aklıma gelmişti, yusuf bana bakarak
"Hadi kardeşim yeni hayatının ilk sabah namazına kalk birlikte namaz kılalım sonra biraz sohbet ederiz"
Dedi sakin ve anlayışlı bir ses tonuyla başımı sallayıp ayağa kalmaya çalıştım ama hala biraz zorlamıyordum Yusuf anlamış olacak ki elini uzattı.
Hafif tebessüm ederek elini tuttum ve ayağa kalktım.
Yusuf
"nasıl abdest alındığını hatırlıyor musun"
Kafamı sallayıp aynı zamanda da "evet hatırlıyorum" dedim ve banyoya doğru ilerledim.
Ben banyoya geçerken Yusuf arkamdan seslendi;
"seni aşağıda bekliyoruz oyalanma sakın vakit geçmesin" dedi
"tamam lan tamam" deyip kapıyı kapattım ve aynada kendime baktım.
Ölümden dönmüştüm ve gördüğüm o rüya yaşadıklarım beni kendime getirmişti tabi bunda sidranın da payı büyüktü.
Kendimi o rüyada ki gibi el ele yeşillik huzur dolu yerde görmek istiyordum, öyle olabilmek içinde doğru yolu bulmam gerekiyordu ve buda doğru yola attığım ilk adımımdı.
Artık Yusuf ne söylerse yapacaktım dinleyecektim onu.
Derin bir nefes alarak suyu açtım ve gözlerimi kapatarak derin bir nefes verdim kendimi odaklayarak nasıl abdest alınacağını hatırladım ve besmele çekerek 'niyet ettim Allahım senin rızan için abdest almaya' dedim ve önce ağzıma 3 kere sonra ise burnuma 3 kere su verip sonra ki aşamaya yani 3 kerede yüzümü yıkamaya geçtim, ondan sonra kollarımı yıkadım sonra aynı yusufun gösterdiği gibi başıma mesht edip boyun ve kulağıma da yıkadıktan sonra en son ayaklarıma geçip onları da yıkadım.
Abdest almam bitmişti ama banyoda havlum yoktu sağa sola baktıktan sonra içeri de silerim düşüncesi ile kapıyı açtım sular aksın diye hafif başım eğikti kapıyı kapattıktan sonra kafamı kaldırınca sidra ile göz göze geldim, şaşırmıştım.
Elinde havlu güler yüzle beni bekliyordu, önce rüya gördüğümü sandım gözlerimi kapatıp açtım ama rüya değildi gerçekti ve bana bakıp gülüyordu.
Ve bende şaşkın şaşkın hala ona bakıyordum, sessizliği bozan ilk sidra oldu.
"abim senin banyon da yüz havlun olmadığını söyledi, bende seni bekleyim dedim" dedi gülerek ve hala gözlerimin içine bakıyordu.
Şaşkınlığımı savmak için gözlerimi kapatıp kafamı hafif salladım biraz sağa sola bakıp sonunda konuşmak için ağzımı açtım.
"teşekkür ederim zahmet etmişsin" dedim elinden havluyu alırken
"yok ne zahmeti doruk, sen yeter ki o yeşil huzur dolu bahçede olmayı iste ben hep havlunu tutarım" dedi
Hala gözlerimin içine bakıp gülerken, ama benim takıldığım ise bana doruk abi yerine doruk demesi idi eh tabi diğer cümlelerde aklımın ucundan bir bir geçiyordu ama beni dumura uğratan bana ismim ile seslenmiş olması idi.
"doruk mu" diye şaşırarak sordum daha fazla dayanamayarak
Sidra ise sesli ama aşırı olmayacak şekilde gülerek ;
"seni aşağıda bekliyoruz doruk, zaman geçiyor çabuk olmamız lazım" dedi ve yine aynı tebessümle kapıdan çıktı.
Ben ise elimde havlu ağzım açık hala 'bana doruk dedi' kısmındaydım, güldüm ve kendime gelerek kurulandım hala suratım da saçma bir sırıtışla yürüme başladım ve kendime ara ara 'bana doruk dedi' deyip tekrar sırıttım bu böyle yusufların yanına gidene kadar devam etti.
Aşağı indiğim de Yusuf ve sidra gülerek bir şey konuşuyordu daha doğrusu Yusuf konuşuyor sidra utanarak dinliyordu, ona söylediklerimi sidraya anlatmış olamazdı değil mi, yani eğer öyle bir şey yaparsa ben bir daha sidranın yüzüne bakamazdım.
Beni gördüklerin de konuşmayı bırakıp yerlerine geçtiler benim için de bir tane seccade koymuşlardı.
"ne konuşuyordunuz da ben gelince sustunuz" diye takılarak yusufun yanına geçtim.
Yusuf elini sırtıma hafif vurarak
"önemli bir şey değil kardeşim, hadi vakit geçmeden namaza duralım, hatırlıyorsun değil mi nasıl kılındığını"
Diye sordu bende kafamı sallayarak
"evet hatırlıyorum da her namaz da bu şekilde biri okuyup öyle mi kılınıyor namaz ama sen bu zamana kadar hep tek başına sessiz sessiz kılmıştın"
Yusuf
"cemaat halinde olduğumuz için birde sen daha süreleri bilmediğin için ben sesli okuyorum yoksa sende bilsen ki bu gün uyumak yok bir yerden başlamamız lazım, sende hemen öğrensin, eh attık namaz sürelerini bilince benim sesli okumama gerek yok kendin de kılabilirsin "
Dedi, uykum vardı aslında ama o kadar çokta yoktu idare edebilirdim, tamam anlamında kafamı salladıktan sonra yusufun seccade si dikkatimi çekti sonra sidranın kine baktım ikisinin de seccade sinin üstün de ismi yazıyordu ve biraz eskimiş gibiydi özellikle alınlarını koydukları yer, biraz baktıktan sonra tekrar Yusufa dönüp;
"bende niye benim adım yazmıyor, bide eskimiş gibi sanki yeni alalım bunlardan olmaz mı" diye sordum
Bu sefer cevap veren sidra oldu;
"bunları annem küçükken bize işlemişti, biz de yıllardır kendi seccadelerimizi kullanıyoruz ondan biraz eskimiş olabilir ama bence yeni almaya gerek yok"
'He anladım' dedim tekrar seccademe dönerken sidra tekrar konuşmaya başladı
"istersen anneme diyelim sana da yapsın olmaz mı"
Tebessüm ederek baktım sidraya çünkü o da bana tebessüm ederek bakıyordu ve çok güzeldi, Bi an yine gözlerin de dalıp gidicem sandım ama çabuk toparladım;
"Sen yap sidra olmaz mı" diye sordum hala gözlerinin içine bakıyordum.
"ben mi" diye ufak bir şaşırarak tekrar konuşmaya devam etti.
"ben annem kadar iyi yapamam ki" dedi omuz silkerek.
"olsun önemli olan güzel olması değil ki senin yapmış olman" dedim gülerek utanarak başını hafif eğdi ve gülmemek için dudağını kemirdi, tabi benim de aklım başım dan gitti.
Ben hala sidraya bakarken bu sefer oda başını kaldırıp bana aynı şeklide tebessümle bakmaya devam etti.
Biz bir süre birbirimize bakmaya devam ettik, sessizliği bozan Yusuf oldu;
"birbirimiz ile bakışmanız bitti ise başlıyorum" dedi alayla,
Sidra hemen gözlerini kaçırarak başını eğip yerine geçti bende sıkıntılı bir şekilde nefes vererek önüme döndüm ve Yusufa ters ters bakıp dişlerimi sıkarak;
"bitti kardeşim bitti" dedim kinalı bir şekilde.
Yusuf ise gülerek namaza durmak için hazırlandı ve başladı.
Kendimi vermeye çalışıyordum, yusuf ne diyor ne okuyor nerede ne yapıyor hepsini hafızama kaydetmeye çalışıyordum, eğer bir gün yalnız başıma kalırsam namaz nasıl kılınır öğrenmem gerekiyordu.
Namaz bittikten sonra duamızıda yapdık ve ben yine sidrayı istemiştim dualarımda beni sevsin istedim.
Her şeyi hallettikten sonra sidra ;
"ben uyumaya gidiyorum abi bir şeye ihtiyacınız varsa kalayım ama"
Yusuf
"Sen normalde uyumazdın kardeşim hayırdır noldu"
Sidra
"yol fazla yordu sanırım abi biraz da yerimi yadırgadım gibi ondan uyuyamadım doğru düzgün"
Dedi, gözlerini kaçırarak açıkcası benimde uykum var demeye çekiniyordum üstelik hala tam olarak iyileşmiş sayılmazdım her yerim ağrıyordu, ben böyle bu şekilde düşünürken sidra yine konuşmaya başladı.
"hem abi bence üçümüz de uyusak iyi olur, sen kaç saat araba kullandın, ee doruk zaten yeni hastaneden çıktı yüzünden belli ağrıları var sanırım bende dediğim gibiyim bence bir iki gün müsaade edelim ondan sonra sabah derslerine devam ederiz"
Dedi yine o muhteşem tebessümü ile ve bana yine doruk demişti hemde abisinin yanında ne oluyordu bu kıza anlamıyordum biraz şaşkın şaşkın baktım öyle sidraya sonra Yusuf bana dönerek;
'öylemi doruk ağrın falan var mı, direkt ben böyle söyledim ama eğer tam olarak kendini iyi hissettirmiyorsan bir kaç gün erteleyebiliriz sorun yok "
Dedi düşünceli bir şekilde
" valla Yusuf ne yalan söyleyim sidra söylemese diyemezdim, bak bak kaçıyor sanma diye idare edecektim ama sidra haklı kendimi o kadar iyi hissetmiyorum ve üstelik eğilip kalkarken canım biraz yanıyor "
Yusuf
" yahu kardeşim niye demiyorsun neden öyle bir şey düşüneyim ben, gerçi biz düşünemedik kusura bakma daha yeni çıktın hastaneden, tamam o halde geçelim hep beraber dinlenelim "
Derin bir nefes vererek güldüm, çünkü gerçekten hem ağrım çoktu hemde uykum vardı, hepimiz yüzümüz de tebessümle seccadeleri toplarken karın boşluğuma giren ağrı ile bir anda iki büklüm oldum, ister istemez canımın acısıyla inledim ve nefes alamaz oldum yusuf ve sidra telaşla yanıma geldiler ve ne olduğunu anlamaya çalıştılar onlara tek söylediğim
'nefes alamıyorum' olmuştu.
Hala iki büklüm bir halde acı ve telaşla o şekilde durup nefes almak için çabalıyordum Yusuf ambulansı arıyorum diye yanımızdan ayrıldı sidra ise dizlerinin üstüne çökerek ellerini yüzüme koydu, ellerini yüzümde hisseder hissetmez gözlerimi açtım ve acı ile ona baktım telaşlanmıştı.
"doruk, bana bak ve bana odaklan olur mu sakin ol bir şey olmayacak sakince nefes almaya çalış, hadi beraber deneyelim olur mu"
Diye bir yandan elleriyle yüzümü okşuyor bir yanda da gözlerimin içine bakıyordu,
Tamam der gibi kafamı salladım ve onunla beraber nefes almaya çalıştım, başta yapamasam da bir kaç denemeden sonra başarabilmiştim, bunu sidra da farkına varmış olacak ki;
"heh işte böyle çok güzel şimdi biraz doğrulmaya çalış, ağrın var mı hala"
"evet var doğrulamıyorum" dedim güçlükle
Hemen ayağa kalkıp yanıma geldi ve koluma girdi.
"bari yavaş yavaş yürümeye çalışta koltuğa geçelim ambulans gelene kadar olur mu"
Dedi, üzgün çıkıyordu sesi, kafamı sallayarak bir kaç adım attım ama olmuyordu her adım da canım biraz daha yanıyordu en son dayanamayarak boşta kalan elimle sidranın eline dokundum ve hafif sıktım;
"yapamıyorum güzelim canım acıyor" dedim yine aynı şekilde acı içinde kıvranarak;
Hafif sıktığım elini çekip tekrar benim elimi tuttu ve diğer eliyle hafif hafif okşamaya başladı ;
"tamam doruk biraz daha sabret gelir birazdan ambulansta hastaneye gideriz" dedi telaşlı bir şekilde
Ben ise ne kadar canım yanarsa yansın tuttuğu elime bakıyordum, ikimizin ellerini böyle görmek bana ilaç gibi geliyordu.
Bir süre sonra hem yusufun hemde ambulansın sesi duyulmuştu.
Elini hiç bırakmak istemiyordum ama şuan mecburdum.
Kapı çaldıktan sonra içeri Yusufla beraber sağlıkçılar da girdi konuşmakta zorluk çektiğim için yaşadığım olayları benim yerime Yusuf anlattı küçük bir tedavinin ardından ağrım yavaş yavaş geçiyordu.
Bir süre sonra ağrım tamamen geçmişti yanımda duran hemşirenin de sayesin de yavaş yavaş dikelmeye başladım ve derin bir nefes verdim o şekilde durmak belimi de biraz ağrıtmıştı.
Herkes bir şey dememi bekliyordu sidra ise endişeli gözlerle bana bakıyordu.
"iyim şuan gayet iyiyim ağrım geçti, hastaneye gitmeme gerek yok değil mi"
Diye sordum sağlıkçı arkadaşa
"aslında yarın bir doktora gözükseniz daha iyi olur genelde bu tür trafik kazalarında farklı sorunlar ortaya çıkabiliyor"
Dedi tüm ciddiyetiyle
"elbette gözükürüm ama şuan hastaneye gitmek istemiyorum bana önerebileceğiniz bir şey var mı" diye sordum.
Sidra
"ya doruk saçmala gidelim bi baksınlar bir doktora gözük belki farklı bir şey vardır evde kalmayla olur mu öyle"
Dedi endişeli bir şekilde, çok hoşuma gidiyordu gerçekten şuan sidranın bana bu kadar yakın olması içimde kelebekler uçmasına sebeb oluyordu.
Ben aşk dolu bir ifade ile sidraya bakarken;
"eşiniz doğru söylüyor doruk bey doktora gözükseniz şart" dedi sağlıkçı, sidrayı eşim sanmıştı, güldüm hoşuma gitmişti hemde çok sidraya baktığım da yanakları al al olmuştu, yusuf ise ifadesiz bir şekilde bakıyordu sadece,
Sidra konuşmak için kıpırdanndı bir an kendisinin benim eşim olduğunu inkar edecek sandım ama konu hakkında hiç bir şey söylemedi.
"bak gördün mü doruk inkar etme hadi gidelim" dedi yine aynı tonda
Kafamı hayır anlamında sallayıp
"şuan gerçekten gitmek istemiyorum, sadece yatıp dinlemek istiyorum söz sabah gideriz söz veriyorum ama şuan cidden hiç halim yok" dedim nefes nefese
Gerçekten de öyleydi her yerim ağrıyordu ve çok halsizdim.
Yusuf
"tamam o halde sabah olunca gideriz doruk söz derse sözünde durur o, şimdi yatıp dinlensin"
Dedi beni arka çıkmak için sağlıkçı peki anlamında kafasını sallayıp geçmiş olsun deyip gittiler ben de sidra ve Yusufa bakıp.
"beni odama çıkarsanız iyi olur tek başıma çıkabileceğimi sanmıyorum" dedim
Sidra sıkıntılı bir şekilde nefes verip kaşlarını çatarak
"ya bak ben sana demiştim şimdi şu haline bak doruk illa inat edicen gitsen ne olurdu yani" dedi hafif sinirle
Bende hafif tebessüm ederek ona baktım
"çatma kaşlarını sevgili eşim,söz uyuyayım uyanınca gidicem" dedim alayla
Yusuf bu dediğime güldü ve kafasını salladı anlamıştı dalga geçtiğimi, sağlıkçı çalışanın dediği cümleyi tekrar etmiştim.
Sidra yine kızarıp buzarmıştı ama cevap vermekten de geri kalmadı;
"emin ol eşin olsaydım şuan hastanede olurdun doruk evde durmana izin vermezdim" dedi kızgınlıkla
Bende gülerek
"o da olur inşallah" dedim göz kırparak
Derince yutkundu ve gözlerini kaçırdı biraz ona baktıktan sonra artık ayakta duramadığımı farkına vardım ve Yusufa dönüp
"birader yardım et hadi çıkalım daha fazla duramıyorum" dedim.
Hemen koluma girip merdivenlere doğru yavaş yavaş yürütmeye başladı kısa bir süre sonra boş olan diğer tarafım da sidrayı gördüm, bana bakıp gülümsedi bende aynı şekilde gülümseyip yürümeye devam ettim.
Beş dakikalık yol bana asırlar gibi gelmişti. Odama girer girmez direkt yatağıma yattım sidra ise üstüme ince bir pike örttü, sadece onu izliyordum o ise bana ara ara bakıyordu, en son işi bittiğin de 'iyi uykular bir şey olursa ara beni olur mu yada abimi' dedi tedirgin bir şekilde bende kafamı tamam anlamında salladım ve gözlerimi kapattım ona bakmayı çok isterdim ama gerçekten hiç halim yoktu kendimi uykuya hemen teslim ettim.
Ne kadar süre uyudum bilmiyorum ama gözlerimi açtığım da kendimi yeteri kadar dinlemiş hissediyordum, gözüme gelen ışığa alışmaya çalışırken ellerimle siper ettim, her zaman ki halimdi hep bu şekilde uyanır boş boş tavana bakar ve varlığımı sorgulardım ama bu gün farklıydı.
Yine aynı şekilde tavana bakıyordum ama bu sefer boş boş değil sevdiğim kızı sidra yı düşünüyordum hemde yüzümde Aptal bir sırıtışla, güzel yüzü geliyordu aklıma bana yeşil yeşil baktığı o gözleri geliyordu ya bu sabah bana doruk demesi resmen kalbim onun karşısında arşa yükseliyordu, derin bir iç çekerek diğer tarafıma döndüm ve gördüğüm manzara karşında ağzım açık kaldı, bir anda şaşırarak kaldım.
Sidra yatağımın yanında ki koltukta ellerini yanağının altına koymuş bana dönük bir şekilde mışıl mışıl uyuyordu.
Başta rüya görüyorum sandım ama gözlerimi kaç milyon kez kırptığımı hatırlamıyorum hala aynı görüntü vardı karşım da.
Başta ne yapacağımı bilemedim nasıl hareket edeyim nasıl tepki vereyim bilemedim ama sonra yüzüme alışkanlık olan o Aptal sırıtışı aldım ve ellerimi de ensemde birleştirip doya doya baktım sevdiğim kıza bu fırsat bir daha ayağıma gelmezdi sonuçta.
Ne kadar süre o şekilde kaldım bilmiyorum ama sidranın kıpırdandığını gördüm beni o şekilde görmesin diye hemen diğer tarafa dönüp uyuyor numarası yaptım, çünkü merak ediyordum acaba yanıma gelecekmiydi.
Başta hiç ses gelmedi tekrar uyudu sandım ama hafif hafif yürüme sesleri kulağıma ilişince uyuma numarama devam ettim, bu arada bu numarayı çok iyi yapardım anlamaları imkansızdı, zaten sidra da anlamamıştı.
Yanıma geldi ve yüzüme doğru eğildi sonra şakaklarım dan saçlarıma doğru ellerini gezdirdi bir kaç sefer, sonra bir anda durup yüzüme daha çok eğilip burnunu boyun kısmımdan saç kısmıma doğru gezdirerek derin derin soludu sonra hafif bir öpücük bıraktı yanağıma en sonda sessiz bir şekilde 'bunu anca sen uyurken yapabilirim, Allahım ne olur ne olur kaderimizi birleştir gönüllerimiz birbirine kenetlensin ve biz hiç kopmayalım Allahım lütfen " dedi Bi an kendimi tutamayarak güldüm ve sidraya dönüp" amin " dedim.
? Tam olarak bu şekilde kalıp yüzüme baktı bir kaç saniye ve bende bunu fırsat bilip yanına yaklaştım ve elmacık kemiğinin üzerine minicik bir öpücük kondurdum geri çekilirken gözlerine bakıp
" amin çokça amin dediklerine, ben sana ömür boyu kenetlenmeye razıyım yeter ki sen benimle ol" dedim yüzüne bakarken
Hala bana şaşkın şaşkın bakıyordu.
Yatağımdan doğruldum ve kenarına oturdum sidra ise hemen önümde çömelmiş bir şekilde bana bakıyordu, bu kadar şaşkın kalıp bir şey dememesi beni bi tık üzse de yaptıkları aklıma gelince hemen geçti.
Bende biraz daha ona yaklaşıp hemen onun önünde dizlerimin üstüne çöktüm ve o yemyeşil gözlerine baktım.
"bence artıkk bir tepki vermelisin" dedim hafif sıratarak ve ellerini tuttum
Gözlerini kırpıştırıp kendine gelmeye çalışıtı ama hala ne diyeceğini bilemiyordu sadece "ben... Ben.." diyebildi.
Bende tekrar gülerek tuttuğum ellerini havaya kaldırıp ellerinin üstüme ufak bir öpücük kondurdum, sonra yine ona baktım biraz daha şaşkınlığı üstünden gitmiş gibiydi ama yine de tepkisiz di.
Böyle bir şey beklemediği çok belliydi, içimde ona olan sarılma arzusuyla ellerinden tutup ayağa kalkmasını sağladım benle beraber oda çömeldiği yerden kalktı ve bana anlamayan bakışlarla baktı.
Daha fazla dayanamayarak sidrayı kendime hızlıca çekip sıkıca sarıldım, göğsüme gelen başına bir kaç öpücük kondurdum ben bana sarılmaz düşüncesi ile hemen kokusunu içime çekmek istemiştim ama beklediğimin tam tersi oldu ve sidra da kollarını belimden doğru bana sardı ve sıkıca sarıldı.
Nefesim kesilecek gibi oldu, kalbim yerinden çıkacak gibiydi sığamıyordu yerine öyleki ben bile mutluluktan bu odaya sığamayacak gibiydim,
"kalbin çok hızlı atıyor" dedi hala başı göğsümün üstün de iken hafif gülerek cevap verdim;
"adın geçtiğin de bile titreyen kalbim şuan bana sarıldığını anladı ve ne yapacağını şaşırdı mazur gör" dedim tebessümle ve başımı eğip ona baktım oda aynı şekilde bana baktı sonra gülerek
"ikimizin kalbinin de aynı şeyi hissetmesi ne kadar güzel" dedi gülerek.
Artık ikimiz de birbirimize bakıp gülüyorduk.
Bir süre öyle kaldıktan sonra benden ayrıldı.
Sonra bana bakıp
"iyi misin ağrın var mı" diye sordu
"iyiyim hatta süperim hiç ağrım falan yok" dedim gülerek
Utanarak başını eğdi sonra bir anda kafasını kaldırıp bana baktı ve telaşla ;
"abim" dedi daha henüz lafını bitirmeden söze girdim,
"sorun yok abin seni sevdiğimi biliyor" dedim
Daha çok şaşırarak
"beni mi seviyorsun" diye sordu
Güldüm hatta baya güldüm çünkü şaşırınca çok güzel oluyordu.
Gülerek "sence" dedim iki elimi yana doğru açarak.
Oda aynı şekilde gülerek kafasını iki yana salladı anlamıştı ne dediğini,
Biraz o şekilde kaldıktan sonra ciddi bir ifade ile bana baktı kötü bir şey diyecek diye ödüm kopuyordu, hatta şu yaşadıklarım rüya ise oturur ağlardım,
Biraz sıkıntılı bir nefes aldıktan sonra tekrar bana baktı.
"bence bizim bir şeyler hakkında konuşmamız lazım sence de öyle değil mi" dedi
Tereddüt ederek bana bakıyordu,anlamıştım ne demek istediğini başımı hafif sallayarak;
"Olur tabi olur bu gün çıkarız dışarı" dedim
Olmaz anlamında kafasını sallayıp;
"acelesi yok doruk, önce doktora gidiceksin ondan sonra konuşuruz" dedi ciddi bir şekilde
Kafamı sallayıp;
"tamam olur sen nasıl istersen" dedim tebessüm ederek
Sidra da bana bakıp gülümsedi sonra ellerini birleştirip;
"ben gideyim de kahvaltı hazırlayayım, istediğin bir şey var mı"
Diye sordu, biraz düşünür gibi yaptım;
"patates kızartması olabilir valla ama sen yorulma ya yardımcı abla çoktan hazırlamıştır belkide sen sadece ona söyle o yapsın" dedim
"yok yok hayır ben hazırlayacağım o abla bu gün gelmeyecek"
Dedi ellerini yana açarak
Kaşlarımı çatarak
"Neden gelmiyor ki ne oldu"
Sidra
"Sen uyuduktan sonra telefonun çaldı sen uyuyordun abim açtı senin yerine, çocuğu hasta olmuş hastaneye gitmişler apar topar gelemiyorum diye haber etmek istemiş bende öylelikle biliyorum, o yüzden bu gün hatta bir kaç gün kahvaltılar ve yemekler benden" dedi gülerek
Bende aynı şekilde gülerek;
"iyi öyle olsun, bakalım nasıl yemek yapıyorsun, evlenince aç kalacak mıyım bir bakayım" dedim alayla
Yanakları yine al al olmuştu, bu kızın bu hali beni benden alıyordu yanına yaklaşıp bir anda yanağından öptüm ve hemen geri çekildim.
Doyamamıştım ama olsun dudaklarım ona temas etti ya o bile benim için yeterdi.
? Yine aynı yüz ifadesi ile bana bakıyordu;
"yanakların al al olduğunda çok daha güzel oluyorsun, sana bakmaya doyamıyorum" dedim gözlerinin içine bakarak
Gülümseyerek başını eğdi, sonra tekrar bana bakarak.
"artık yeter doruk hadi sen git banyoya yüzünü falan yıka üstünü değiştir bende gidiyorum" dedi ve yavaş yavaş geri gitmeye başladı.
"tamam tamam, bir şey yapmıyorum, ama önce duş almam lazım sen su geçirmeyen sargımı takar mısın"
"ben mi" diye tedirginlikle sordu
Kafamı sallayıp "evet sen" dedim
"şeyy yani aslında abim taksa daha iyi olmaz mı ne biliyim şimdi ben ne diyeceğimi bilemedim" dedi elleriyle oynarken
Kafamı sallayarak arkasında duran dolabın yanına doğru yürümeye başladım ve çekmecelerden su geçirmeyen sargıyı aldım ve sidranın önüne geldim.
Sargıyı ona doğru uzattım, çekingen bir şekilde elimden aldı bende hafif gülerek üzerim de ki tişörtü çıkardım başta ne yapmaya çalıştığımı anlamasa da sonra hemen gözlerini kaçırdı.
Yaramın olduğu yeri ona doğru döndüm sol göğsümün altında kalıyordu yara.
Sidra titreyen elleriyle önce yaranın üstüne deli sargıyı aldı, açıkcası canım biraz yanmıştı ve ister istemez dudaklarımdan bir inilti çıkmıştı sidra yüzüme bakıp ;
"acıyor mu" diye sordu bende kafamı sallayıp 'biraz' dedim.
Yanıma Biraz daha yaklaşıp bu sefer üfleyerek ve daha temkinli bir şekilde çıkarmaya başladı.
Ara ara yine acısa da sonunda çıkarmıştı, yara izime bakmak için aynaya doğru gittim ve yan dönerek yaramı inceledim.
Bana o yara izi çok farklı hissettiyordu.
Ben öylece aynada kendime bakarken sidra elinde bir kaç malzeme ile yanıma gelip
"emin ol zamanla geçicek hatta sen bile nasıl olduğunu unutacaksın, üzülme yeter ki" dedi yaramın üzerime pansuman yaparken.
Dudaklarımı yukarı doğru kıvırarak;
"üzülmüyorum aslında ama vücudumda bu şekilde bir yara olması ve ölümden dönmüş olmam bana çok farklı hissettiriyor" dedim itina ile pansuman yapmaya çalışan sidraya
Bana bakıp güldü;
"daha yaşayacak günlerin var mış demekki, kiymetini bil" dedi
Bende gülerek
"ben bütün o yılları seninle yaşamak istiyorum" dedim bir an gözlerime dalıp gitti sonra işine kaldığı yerden devam etti.
Sonunda işi bittiğin de doğrulup bana baktı;
"tamamdır, gidip duşunu alabilirsin bende artık mutfağa gideyim yoksa abim birazdan uyandığın da hani kahvaltı yok mu diye söylenir" dedi gülerek bende aynı şekilde gülüşüne karşılık vererek;
"tamamdır güzelim kendini fazla yorma çok bir şey yapmana da gerek yok olan ne varsa koy gitsin" dedim elimi sallayarak
Sidra
"Sen merak etme hallederim ben, mutfakta görüşürüz" deyip gülerek odadan ayrıldı.
Bende yüzümde yine o Aptal sırıtışla arkasından baktım ve az önce yaşadığım şeyleri düşündüm, kalbim yine depera kalkmış gibiydi daha fazla o şekilde durmadan kafamı sallayıp banyoya doğru ilerledim.
"çok seviyorum bu kızı ya valla çok seviyorum" diye kendi kendime konuşarak banyoya girdim. Aşırı mutluydum hayatımda ilk defa bu kadar çok mutluydum,ve sebebi sidra idi.
Sıcak suyun altında durup duş almak gerçekten iyi gelmişti, yorgunluğum gitmiş gibi hissediyordum hatta deliksiz uyumuş olmak bile beni dinlendirmişti.
Belime havluyu sardıktan sonra, saç havlumu da kafama örtüp Banyodan çıktım aynanın karşısında hem saçlarımı kuruttum hemde yarama herhangi bir şey olmuş mu diye kontrol ettim, herşeyi hallettikten sonra giyinme odama geçip rahat edebileceğim şeyler bakındım kendime.
Klasik gri eşofmanımı ve üstüne çok severek aldığım beyaz salaş tişörtümü aldım ve giyinmeye başladım.
Eşofmanı giyerken sıkıntı olmamıştı ama tişörtü giymekte zorlanıyordum, bir türlü kollarımı yukarıya kaldıramıyordum, yaram aşırı acıyordu ve sanırım bandajları etimi çekiyordu.
Bir kaç kere denedikten sonra kendimin yapamayacağına kanaat gelip elime tişörtü alıp ayağıma da ev terliklerini giyip aşağı inmeye koyuldum.
Yusuf çoktan uyanmıştır zaten ondan yardım istemeyi düşünüyordum, yavaş yavaş merdivenleri aşağı indim ve yusufun odasının önüne geldim hafif çalarak kapıyı açtım, kafamı içeriye uzattığım da yusufun hala uyuyor olduğunu gördüm, " akıllı bir de namaz dan sonra uyumayıp benimle uğraşacaktı birde yorgun değilim diyordu şuna bak biz den çok uyudu maşallah" diye sessizce söylenip odadan çıktım.
Geriye tek kişi kalmıştı, sidra.
Bunu düşününce yüzümde çarpık bir gülüş yer etti acaba beni böyle görünce nasıl tepki verecekti.
Güle güle mutfağa doğru adım attım, yavaş yavaş sesler gelmeye başladı kulağıma sidra hem bir şeyler yapıyor hem de sessizce bir şeyler mırıldanıyor gibiydi.
Biraz daha mutfakğa yaklaştığım da ve sidra görüş alanıma girdiğin de durup biraz onu izledim, kaza yapmadan önce dinlediğim şarkıyı dinliyordu oda.
"çünkü ben sevdalı bir kul, aşkına dua eden hep" diyordu şarkıda.
Öyleydik sidra ve ben aşkımıza dua eden iki kulduk.
Hem bir şeyler doğuruyor hemde şarkı sözüne eşlik ediyordu, naif sesi ile şarkı çok güzel uyuyordu, biraz daha izledikten sonra yusufun uyunma ihtimalini ve bizi bu şekilde görme gerçeği ile daldığım düşlerden sıyrılıp mutfağa doğru ilerledim.
Kapıdan içeri girdiğim de "kolay gelsin güzelim" dedim yüzümde gülümse ile
Sidra ise gülerek bana döndü ve beni yarı çıplak görünce bir şey diyemeden hemen elleri ile yüzünü kapattı;
"ya doruk bu ne hal, sen evde böyle mi geziyorsun be adam git üstünü giyin öyle gel" diye hafif cırlamış olabilir.
Gülerek daha çok yanaştım ona ve;
"Neden gözlerini kapatıyorsun" diye sordum hala yüzümde Aptal bir gülüşle
Sidra hala elleri yüzünde o şekilde duruyordu ve hızlı hızlı nefes alıp veriyordu, heyacanlanmıştı bu her halinden belli oluyordu,
"neden acaba doruk, üstün çıplak ve bu hiç hoş değil abim gelirse yanlış anlar, lütfen üstünü giyinip öyle gelir misin"
Dedi, elleri hala yüzünde olduğu için sesi boğuk çıkıyordu,
Biraz daha ona yaklaşıp
"bu hallerini çok seviyorum ama kötü bir haberim var üstümü giyinemem"
Anlık şaşkınlıkla bir anda ellerini indirip, kaşlarını çatarak
"Neden" diye öfke ile baktı bana.
Bende ciddi halimi alıp, biraz yüzümü buruşturararak;
"yaramdan kollarımı kaldıramıyorum canım acıyor, bandajlarda sıkı olmuş biraz canımı acıtıyor,yusuf a baktım ama hala uyuyordu, bende buraya geldim" dedim yüzüne bakarken.
Anladım der gibi kafasını salladı ve kafasını eğdi biraz öyle durduktan sonra tekrar bana dönüp;
"iyi tamam ver hadi giydireyim ben abim gelmeden halledelim yoksa ikimiz de ölürüz" dedi kaşlarını çatarak
"Bir şey olmaz" deyip elimde ki tişörtü sidraya uzattım.
Elimde aldıktan sonra yavaş Hareketlerle önce kollarımı giydirdi sonra ise kafa kısmını biraz genişleterek bana doğru uzattı "sadece boynunu hafif ey doruk tamam mı karnını kasma sakın tişörtün geniş canın acımadan gitmiş oluruz" dedi gözlerime bakarak.
'tamam' anlamın da kafamı sallayıp dediği gibi yaptım ve gerçekten canım acımamıştı, kafamı da geçirdikten sonra tişörtün uçlarından yavaş yavaş aşağı indirmeye başladı, sırtımda ki uç kısmını düzeltmek için bana yaklaştığında, mis gibi kokan kokusunu içime çekip "çok güzel kokuyorsun" diye fısıldadım kulağına.
Yine yanakları al al olurken hafif gülümseyip işine devam etti, bende aynı sırıtış ile onu izlemeye devam ediyordum.
Yaramın üzerine geldiğin de her ne kadar dikkat etse bile parmakları biraz değince canım acımıştı, dudaklarım dan acıdığına dair ufak bir inleme çıktığın da yüzümü buruşturdum.
Sidra hemen ellerini çekip
"çok mu acıdı, özür dilerim, o kadar da dikkat ettim halbuki" dedi üzgün bir şekilde.
Kendimi toplayıp, acımı belli etmeden yüzüne baktım,
"yok yok güzelim geçti sakin ol" dedim yüzüne bakarak.
Oda benim yüzüme bakıyordu, bende.
Ama onu o kadar çok öpmek istiyordum ki içim de ki onu öpme istediğini bir türlü bastıramıyordum, bakışlarım bir onun gözlerine bir de dudaklarına kayıyordu, en son bakışlarım dudaklarında kaldı, istemsizce kendi dudaklarım aralanmıştı, hala bir gözlerine bide dudaklarına baktığımda tedirgin bir şekilde bana bakıyordu, ve yine dudaklarına baktığımda onunda dudaklarının aralandığını gördüm, bu onu öpme isteğimi daha çok körüklüyordu, yavaş yavaş ona çekiliyordum deli gibi öpmek istiyordum ama yapamazdım olmazdı kendime hakim olmam lazımdı.
Güç bela kendimi durdurup gözlerimi kapattım ve derince yutkunup, nefes verdim hala gözlerim kapalıyken;
"sidra kaybol önümden yoksa tutamayacağım kendimi" dedim ve sonra gözümü açıp yine ona baktım
"tamam tamam ben en iyisi kilerden domates alayım" deyip eli ayağına dolaşmış bir şekilde mutfaktan ayrıldı.
Arkasından öylece gülerek baktım.
"deli bu kız ya" deyip tezgahın üstünde olan kahvaltılıkları masaya koydum, patatesler henüz kızarmamıştı, ocağın üstüne baktığımda turşu kavurması vardı ve fırında Milföy pişmek üzereydi en sevdiğim üçlüyü yapmıştı bana.
Gülerek geri kalan bütün hazırlıkları tamamladım ve o sırada sidra geldi elinde dometes ve salatalık ile beni ayakta görünce biraz kızar gibi olduysa da iyi olduğuma ikna edip ona yardım etmek için yanına geçtim.
Şuan gerçekten hayalimden bir parça yaşıyor gibiydim, sidra ve ben evli bir çift gibi beraber kahvaltı hazırlıyorduk.
Gerçek olamayacak kadar güzel bir anıydı benim için ve bu anın bitmesini hiç istemiyordum, sidra benimle konuşuyor ve bir şeyler anlatıyordu ama ben sadece ona odaklanmıştım, ondan başka bir şey düşünemiyordum, sidra anlatmaya devam ederken elimde ki işi bırakıp uzun zamandır ona daldığımı ve gülümsediğimi farkına vardım, tüm vücudumla ona dönüp;
"seni seviyorum" dedim, bu zamana kadar hiç dememiştim belli etmiştim ama söylemek farklı idi,
Bana bakıp donup kaldı ve sadece "ne" diye şaşırarak tepki verdi.
"duydun işte sidra, seni seviyorum, seni çok seviyorum" dedim tekrar bir şey söylemeden gülerek önüne döndü.
Bir şey söylemeyecek miydi?