Bölüm 2 🦋

4994 Words
Mutfakta tuhaf bir sessizlik oluşmuştu, bu sessizliği dağıtmak adına konuşmaya karar verdim "sidra neden ilk geldiğim zaman bana sarılmak istemedin farkında olmadan yanlış bir şey mi yaptım" Diye sordum birde cevabını ondan duymak istiyordum, biraz bana şaşırarak ama önünde ki işe bakarak konuşmaya başladı "hayır abi estağfurullah tabiki de bir yanlışsın olmadı, aramızda herhangi bir kan bağı olmadığı için yani birbirimize nikah düştüğü için dinen uygun değil sana sarılmam bende o yüzden geri çekildim, abim sana açıklamıştır diye düşünmüştüm aslında, o sana söylemedi mi " Diye sordu durgun bir sesle bende " sana sarılabilmek için evlenmem mi lazım yani seninle saçma değil mi " Sidra " tövbe abi saçma falan deme öyle şeyler bu Allah ın bir buyruğu nikah olmadan arada ki zina olayını kaldırmak için indirilen bir emirdir bu, hem Allah u teala böyle emrediyorsa vardır muhakkak bir bildiği, hem neden bana sarılmak isteyesin ki " Ben "tamam ya söylemem biliyorsun bu konu hakkında pek bilgim yok merak ettim hem seni özlemiş olamazmıyım ondan istemişimdir" Sidra "ben de sizi özledim abi ama bu şekilde muhabbet ederek te özlemimizi giderebiliriz bence sarılmaya gerek yok" Dedi elinde ki tabakları masaya koyarken, her şeyi bir çırpıda hazırlamıştı başka bir konudan konuşup biraz daha yanımda kalmasını sağlayabilirdim. Kaşığı elime aldım ve sidra ya dönerek "eline sağlık güzelim ya valla uğraştırdım seni gece gece" dedim Şaşırmış gibi yüzüme baktı bian ne olduğunu o zaman anlamamıştım ama sonradan dank etmişti Kıza 'güzelim' demiştim, tabi haliyle oda şok olmuştu Hala şaşkın şaşkın bakarken, konuşmaya başladı "afiyet olsun doruk abi" dedi başını öne eğerken Yüzüne baktığım da yanaklarının al al olduğunu gördüm utanmış olamazdı sanırım alt tarafı güzelim demiştim ne var ki bunda , hal ve hareketlerin den gideceği çok belli idi anlık heyacan ile onun konuşmasına izin vermeden "sidra otursana biraz konuşalım" dedim aklım da ona sormak istediğim bir kaç bir şey vardı "sana sormak istediğim bir kaç bir şey var, hemde yalnız yemek yemem, olur mu" diye ekledim, bana bakıp hafif başını sallayarak yanımda ki sandalyeye oturdu. Sidra "buyur abi ne soracaksın merak ettim" dedi hafif tebessümle Bende çorbamdan bir kaşık alıp yüzüne baktım ve ilk merak ettiğim soruyu sordum Ben "biliyorsun sidra ben abin değilim, yani abin değilim derken abin gibi bir karakterde biri değilim, ağzında gayet sıkıdır ve iyi sır saklarım eh senin yalan söylemeyeceğini bildiğim için ve bana güvendiğini düşünerekten sevgilin mı diye soracaktım" dedim tek nefeste Sidra Biraz yüzüme şaşkın şaşkın bakıp sonra sessiz bir şekilde gülmeye başladı, o gülünce benimde yüzümde güller açtı tabi orası ayrı vicdansız aşırı güzel gülüyordu. Gülmesini susturup kafasını hayır anlamında iki yana salladı ve ; "hayır doruk abi sevdiğim de sevgilim de yok, ve üstelik hiç değişmemişsin hala tek nefes olarak konuşuyorsun, hala önce açıklama yapıp ondan sonra soru soruyorsun bu seni yormuyor mu ya" Dedi gülerek bende aynı şekilde gülüp Ben "ne bilim alışmışım kızım böyle devam ediyor işte bir türlü dizginleyemiyorum bu huyumu yusuf ta aynı şeyden şikayetçi" dedim gülerek ve yemeğimden yemeğe devam ettim gönlüm bayram ede ede. Sevgilisinin de sevdiğinin de olmaması benim için çok güzel bir şeydi, bu ne demek oluyordu ki sidra benim olsa ilklerinin sahibi ben olacaktım, bu benim için paha biçilmez bir hediye idi. Sidra "bu o kadar kolay düzelecek bir şey değil abi sen de böyle bir insansın işte herkes seni olduğu gibi kabul etmeli, hem sen niye sordun ki sevgilin var mı diye biri bir şey mi dedi" Benn "hayır kimse bir şey demedi yoksa seni darlayan yada zora zorlayan birileri falan mı varda böyle söyledin, Sidra " Bir ara vardı doruk abi geçen sene okuldan bir çocuk aşırı takmıştı kafayı bana bende istemiyordum bir ara gerçekten nereydeyse herkesin dilinde bu vardı ama sonra halloldu çok şükür babam olaya el attı da düzeldi her şey,bende ondan sordum." Demek birileri musallat olmuştu benim güzelime, içimde kaynayan kıskançlık duygusu ile ellerimi yumruk yaptım ve belli etmeden zor da olsa yine yemek yemeğe devam ettim ama sidra bir şey dememi geliyordu ondan bende ona bakarak " demin den sana güzelim dediğim de yanakların al al olmuştu ondan sordum ki Ali amca olaya el attıysa bir daha yanına yaklaşamaz zaten babana söylemekle iyi etmişsin" Dedim ama hala birinin sidranın yanında dolaşmış olma ihtimali dizginleyemeyeceğim bir şekilde arşa çıkıyordu, kalbin hızlanıyordu Allahtan sidra bana o kadar yakın değildi yoksa kalp atışımın sesini duysun istemezdim. Kafasını öne eğip elleriyle oynayarak cevap verdi bana yine yanakları al al olmuştu; "ilk defa senden böyle bir şey duydum abi ondan biraz tuhafıma gittiği için be tepki vereceğimi düşünemedim sanırım ondan oldu" Ben "alt tarafı güzelim dedim işte ne var ne olcak sanki hoşuna gittiyse bundan sonra hep derim '' Sidra " He yok abi deme yani tabi hoşuma gitti ama deme yanlış anlaşılır böyle bir şey olsun istemem " dedi tedirginlikle Ama ben herkes yanlış anlasın diye her şeyi yapasım vardı daha ilk defa gördüğüm bir kıza bu denli heyacan duymak ne bilim normal değildi ama o an şunu hatırladım 7 sene önce Yusufa kan verdikten sonra yanıma geldiğinde de ben ona karşı aynı şeyi hissetmiştim şimdi de aynısı oluyordu kafama dank eden bu ayrıntı ile kendime gelmeye çalışarak yemeğime odaklandım ve "tamam tamam söylemem, peki bizde kalma işine ne diyorsum her şey sana bağlı" Sidra "nasıl her şey bana bağlı" Ben "abin eğer sen bizim evde kalmayı istemezsen başka ev bakacak sadece abin ve sen için ki bu hiç işime gelmez koca evde yalnız kalmak istemiyorum" Sidra "ya öyle mi dedi abim ben hiç düşünmemiştim, gerçi annem abimlerde kalırsın demişti ama ben emin değildim pek" Ben "Neden emin değilsin ki" Sidra "ya abi ne bileyim rahat edemem diye düşündüm sizin arkadaşlarınız var sonuçta gelen giden olur yada ne bilim işte abi sonuçta evde tek kız olucam kapalıyım falan ya hani rahat olmaz diye düşündün" Ben "ya kızım saçmalama bizim eve öyle her zaman arkadaşlarımız gelmez gelirse bilki ödev yapmaya falan gelir yani o zaman da bahçeye çıkarız hem ev büyük dediğim gibi Benim odamın yanında bir tane oda var büyük baya içinde tuvalet banyo giyinöe odası çalışma masası oturma yeri balkon her şey mevcut kocaman oda hatta bak sana videosunu göstereyim buraya gelmeden önce çekmiştim "deyip cebim den telefonu çıkardım ve ona video yu gösterdim Videoyu İzlemek için bana biraz yaklaşmasını sağladım ve oda yaklaştı şuan aramız da toplasan 2 metre anca vardı ve aşırı güzel kokuyordu aynı vanilya gibi çok güzel insanın içine huzur veren bir kokuydu ona sarılıp bütün kokusunu içime çekmek için her şeyimi feda edebilirdim. Ama maalesef ki video bitmişti bende kendimi toplayıp sözlerime devam ettim "gördüğün gibi kocaman oda 1+1 gibi düşün, eh zaten evde hizmetli var yemek yapmak temizlik yapmak gibi sorunların da olmayacak ne diyorsun olur mu" Sidra "evet abi dediğin gibi güzelmiş ama işte emin değilim bilmiyorum, biliyorsun ben takılmam böyle şeylere yani benim içn önemli olan rahat edebilmek yani umarım anlatabilmişimdir" Benn "anladım anladım merak etme ama bir de şöyle düşün sidra sen bizmle yaşamazsan ev bulmak zorunda kalacak abin İstanbul gibi bir yerde 1+1 evler bile şuam 8 9 binden hatta fazla bir fiyattan başlıyor seni bu yönden vurmak istemiyorum ama sizinle yaşayamam dersen abinin karşılaşacağı durum bu He abin sana bunu belli eder mi hayır tabiki ama zorlanır net diyorum bak benim yardımımıda kabul etmez, böyle bir şeyin içine düşün istemiyorum, bak biz abinle 7 senedir beraber yaşıyoruz bir gün ya bir gün ibadetini aksatmasını sağlayacak bir şey yapmadım senin akaatmana izin vermem eğer korktuğun ve endişe ettiğin şey buysa, istersen abine sor 7 sene boyunca ders yapmak dışında eve dişi sinek bile girmedi buna emin ol sen olduktan sonra artık erkek sinek bile giremez garanti veriyorum ya "dedim gülerek Oda aynı şekilde gülerek tepki verdi bende sözlerime devam ettim " yani sidra durum bu korkun endişen olmasın yan odanın benim odam olması bile seni rahatsız edecekse abinle odalarımızı değişiriz hiç problem değil gerçekten yeter ki en azına bizimle yaşamayı bir dene olmazsa yapamazsan o zamana ben sana söz veriyorum çıkarım evden başka bir yere geçerim siz abinle yaşarsınız bak doruk sözü ciddiyim " Sidra " yok abi oda değişikliğine falan gerek yok, haklısın İstanbul gibi yerde eve çıkmak gerçekten lükse kaçan bir şey, tamam bakalım öyle olsun sizinle yaşayayım bari ama dediğin gibi eve erkek sinek girerse ilk senin le kavga ederim haberin olsun "dedi gülerek onun için bu ufak bir şeydi ama bana dünyaları verdiğinden haberi yoktu. Bende gülerek " söz kız, doruk sözü " Dedikten sonra biraz gülüştük ben yemeğimi bitirene kadar da yanımdan ayrılmadı hem yemek yedim hem de sohbet ettim ve hayatımda geçirdiğim en güzel dakikalar olabilirdi, en son saate baktığım da gece 02:00 ı gösteriyordu, benim de anca o zaman yemek yemem bitmişti sofrayı kaldırmak için ona yardım ve uyumak üzere salona geçtim, kendime yatağa atıp öylece bir kaç saat tavanı izledim, çünkü tavana her baktığım da onun yüzü orada beliriyordu çok güzel di Allah ım, bu kız benim nasibim olur muydu? Bunları düşüne düşüne sabah etmiştim, sidra tı düşünürken ne ara uyumuştum hatırlamıyorum ama gözlerimi açtığımda hava hala karanlıktı gözlerimi araladığım da ev ahalisinin namaza kalkmış olduğunu anladım, buraya her gelişimde namaz için muhakkak uyandırırladı beni ama her seferin de kalkar kılmadan yatardım, nedendir bilmem bu sabah kılasım gelmişti belki sidra bana karşı birşeyler hissederdi gerçi ne okuyacağım bilmiyorum ama en azına gözüne girmiş olurum diye düşündüm ve yattığım yerden kalktım banyo tarafına doğru yürüdüm kapıyı tıklatınca kapının açılması bir oldu, yusuf kaşları çatık bana bakıyordu ; "hayırdır doruk bir şey mi oldu" diye sordu biraz şaşırmış bir şekilde Bende gülümseyip "yoo bir şey olması sizinle beraber namaz kılmaya kalktım, ama abdest almayı bilmiyorum göstermen lazım" dedim Şimdi daha çok şaşırarak yüzüme bakıyordu, dayanamayarak yusufun yüzüne daha çok gülmeye başladım yusuf "oğlum kafana taş mı düştü sen kılmazdın namaz" Ben "ya öylede ne bilim kılasım geldi şuan neden sorguluyorsun kanka ya kılmayım mı" Yusuf "kılmasına kılda doruk ne bilim sen daha dün içiyordun bu gün noldu da böyle oldu merak ediyorum sadece" Ben "ya oğlum ne tırıvırı yaptın ya, hadi uzatmada nasıl alacağımı göster" Yusuf "iyi geç hadi göstereyim sana" Bende sırıtarak girdim yanına önce ne yapmam gerektiğini bana güzelce anlattı, niyet edip abdest alacağım zaman sidranın sesini duydum, sesini duymamla ona dönmem bir oldu, "abii" dedi bize bakarak Yine üstün de dizlerine kadar uzun bir şey altında ise bol bir esofman tarzı bir şey vardı, sanırım benim burada olacağımı tahmin etmemişti çünkü başında ki baş örtüsü tam kapalı değildi, beni görünce kapatmaya çalıştı sonra " " ne yapıyorsunuz burada, doruk abi yoksa sen de mi " dedi Beni biraz süzerek Çünkü abdest alıcam diye altında ki eşofmanın paçalarını falan kıvırmıştım, yusuf sidraya bakarak, biraz ufak gülerek " doruk abinin namaz kılası gelmiş kardeşim ona abdest almayı öğretiyorum "dedi alayla bende ona bakıp " hahaha çok komik hatırlat bir ara güleyim "dedim İki side gülmeye başladı sonra sidra " dalga geçme abi ya ne güzel iste heves etmiş demekki, doruk abi Allah devamınıda getirir inşallah"dedi Tebessüm ederek O böyle diyordu ama bilmiyordu içimden geçenleri, sırf beni kendine yakın görsün bana farklı bir gözle baksın diye yapıyordum, ama tabiki de bunu ona belli etmemem lazımdı. O yüzden bende aynı şekilde tebessüm ederek ; "inşallah kardeşim bakalım" dedim ve abdest almak için niyet edip başladım yusufun dediklerini yapmaya, ikisinde beni şaşkın şaşkın izliyordu, arada Yusuf neyi nasıl yapmam gerektiğini sırasını falan söylüyordu, sidraya gözüm kaydığını da bana bu sefer farklı baktığını gördüm, yada ben öyle olmasını istediğim içindi ama gözlerinin içi parlıyor gibiydi ve yine Allahım gerçekten çok güzel gülüyordu kafamı karıştırmaya bu yeterdi. İşim bittikten sonra, yüzümden ve kollarımdan sular akıyordu aynı anda hem sidraya hemde Yusufa bakıp ; "eee şimdi ne yapıcam" dedim gülerek Sidra kenarda duran gömbe dolaptan bir tane havlu çıkartıp gülerek bana uzattı ; "önce bir kurulan doruk abi" dedi Bende elinden aldım, ama alırken elim eline değdi yumuşacıktı elleri, bir anda birbirimize bakarken sidranın gülüşü soldu ve bana bakan bakışlarını yere eğdi ellerini de hemen çekip göğsün de birleştirdi, yusuf ne olduğunu anlamamıştı anlasaydı büyük ihtimalle şuan hala bana gülerek bakıyor olamazdı, ki o da daha fazla dayanamayarak ; "Hadi be oğlum çabuk ol vakit geçicek şimdi, daha sidra da abdest alacak" dedi, bende hemen kurulanıp havluyu sidraya uzattım, bu sefer daha dikkat ederek benden aldı ama yüzüme bakmadı biz de Banyodan çıkıp salona geçtik, tabi salonda da ali amca ve Hatice teyze beni görünce ufak bir şok yaşadılar hatta Hatice teyzenin gözlerinin dolduğuna eminim, 'devami gelir inşallah' diyerek sırtımı sıvazladılar, bir an yanlış bir şey yapıyormuşum gibi geliyordu, sidra dahil herkesi kandırıyordum, ama buna da engel olamıyordum. Kısa bir süre sonra sidra da geldi. Ali amca, yusuf en önde, arkalarında benn durmuştum namaz için, sidra yanıma gelir diye düşünürken, arkamda olan Hatice teyzenin yanına durdu, yandan baktığım da çaprazıma denk geliyordu,neden yanıma durmamıştı merak etmiştim o yüzden sordum ; "benim yanıma niye kimse durmuyor"dedim Ben hariç herkes gülüyordu ben de yine şaşkın şaşkın onlara bakıyordum, sonra Ali amca söze girerek ; " namaz için saf olunduğun da evladım da erkekler ve kadınlar arasında mesafe olmalı, ondan erkekler önce kadınlar biraz arkada olur" dedi yumuşak bir ses tonuyla Bende anladım der gibi kafamı salladım sonra Yusuf konuştu "babam senin için bütün süreleri sesli okuyacak, sende babamı taklit et olur mu" dedi bende "tamam tamam hallederim ben" dedim ve "Allahu Ekber" sesi ile ellerimi kaldırdım. Ali amca sesli bir belkide bir şeyler okuyordu ama ne olduğunu hiç bilmiyorum, hayatımda hiç duymadığım daha önce şahit olmadığım bir şiir gibi bir şeydi, ne olduğunu ne okuduğunu bilmiyordum ama kendimi aşırı huzurlu hissetmiştim sanki karanlıkta olan ruhum bir ışık fümesi bulmuş gibiydi, sanki o ışığa doğru çekiliyor gibiydim, namaz kılmak insana bu şekilde mi hissettiyordu? Ali amca ve Yusuf gibi selam verdikten sonra göz ucuyla sidraya baktım, bana bakıyordu, o an kalbim şaha kalktı resmen, benim ona baktığımı gördüğün de kafasını eğdi ama yakalamıştım bir kere, güldüm, kalbim heyacanlandı nefesim kesildi sanki bana baktığını gördüğüm anda bu kadar kolaydı demek sidranın dikkatini çekmek. Namaz sonunda Yusuf amca bir şeyler daha okuyup ellerini havaya kaldırdı ben birşeyler daha okuyacak sanarken bir şey demedi öyle bir ali amcaya bir Yusufa bakarken sidranın sesini duydum, kısık sesle bana "doruk abi burada dua etmen gerekiyor, babam bir şey demeyecek" dedi Bende kaşlarımı çatarak sidraya baktım "nasıl dua edeceğim bilmiyorum ki" Sidra gülerek "içinden nasıl gelirse, ne dilemek istersen" dedi Kafamı evet anlamında sallayıp gülerek önüme döndüm, aynı Yusuf ve Ali amca gibi ellerimi açıp gözlerimi kapattım ve Dilediğim tek şey sidraydı 'ne olur gönlüm de sidra onun gönlünde de ben olayım, bizim kaderimiz bir olsun mutlu olalım' diye geçirdim içimden, kim bilir belki gerçek olurdu. Hepimizin namazları bittikten sonra kalktık, hala uykum vardı açıkcası Yusufa dönerek "yusuf birader ben biraz daha uyusam olur mu ya uykum var hala" dedim Yusuf "Olur kardeşim uyu benim odama geç sen ben uyumam daha annem de babama kahvaltı hazırlar zaten işe gidecek ya ses falan yapar burada uyuyamazsın" Ben "Olur olur tamam beni kaldırırsın kahvaltıya" dedim ve el sallayarak odaya geçtim, ben odaya geçerken sidra ortalıkta yoktu sanırım oda odasına geçmişti, uykunun verdiği ağırlık ile daha fazla oyalanmadan odaya geçip kendime yatağa attım Ve hiç zorluk çekmeden uykuya dalmıştım. Kulağıma ilişen uğultular artık uyanmam gerektiğini anlatıyordu bana, yanıma çöken ağırlıkla gözlerimi araladım, Sonra kendimi rüyada hissettiğim bir şey oldu, bir el saçlarımı seviyordu, saçlarımdan yanağıma doğru geliyordu yumuşacık elleri sonra sesi ilişti kuluğıma ; "abiciğim hadi artık uyan, saat kaç oldu sen hiç bu kadar uyumazdın bir sıkıntın mı var" dedi naif sesiyle Sidra beni Yusuf sanmıştı, bu anın hiç bitmesini istemiyordum biraz daha saçlarımı sevmesine izin verdim, yumuşacık ellerinin ve mis gibi kokusunun 2 3 dakika da keyfini çıkardım, sonra beni biraz sarsmasıyla gülümsedim ; "Hadi Yusuf abi ya kalk artık" diye sitem etti, Bende biraz kıpırdanarak yüzümü ona doğru dönmeye başladım, ama yüzümde hala pis bir sırıtış vardı tam anlamıyla yüzümü sidraya döndüğüm de başı kapalı ama boynunun açık olduğunu gördüm, bembeyaz teni vardı ve köprücük kemikleri belli oluyordu, beni benden alan o köprücük kemiklerine yüzümü gezdirmek için canımı bile verirdim, içimde onu öpme istediği git gide artıyordu, boynunu öpmek koklamak, bu istekler benim için ilk defa olan şeylerdi ve ben ilk defa birini bu denli çok istiyordum, kendime hakim olmam gerekiyordu ama yapamıyordum olmuyordu. Sidra şaşırmış bir şekilde bana bakarken ben gülerek ; "yanlış alarm ben Yusuf değilim" dedim Kendine yeni gelmiş olacak ki yanakları al al olmuştu, kendini toparlamaya çalıştı ama hala o şokla yanımda otuyordu ve ben hala mis gibi kokusunu içime çekip bembeyaz tenine bakıyordum, farkına varacak olacak ki elleriyle yüzünü kapatıp konuşmaya başladı ; "ya doruk abi bakma bana utanıyorum abim sandım seni özür dilerim" dedi ve benim bir şey dememi beklemeden bir hışımla çıktı oda dan bende yatakta doğruldum ve az önce yaşadığım anın duygusuyla gülümsedim "Allahım Aptal aşıklar gibiyim, kendi kendime de gülmeye başladım, hadi bakalım hayırlısı" dedim kendi kendime ve yatakta gerinerek kendime geldim ve yataktan kalkıp banyoya doğru ilerledim, şuan kendimi yaşadığım olaydan dolayı çok enerjik hissediyordum ve hala Aptal gibi sırıtıyordum. Banyoya girdiğimde dağılmış olan saçlarımı düzeltim hala Aptal gibi yüzüm de olan sırıtışla kendime baktım, gördüklerim geldi önüme bir bir, yumuşak elleri, beyaz teni, köprücük kemiği belli olan gerdanı, ve mis kokusu sonra bir anda soldu gülüşüm, çünkü kalbimin bu kadar ileri gitmesine izin vermemeliyim, eğer engel olmazsam duygularıma, kor gibi yanacaktım, yanmakla kalmayacak yakacaktım da kalbime söz geçirmeliydim, ama olmuyordu aklıma geliyordu saf içten olan gülüşüne yine yenik düşüyordum. SİDRA'DAN Kendime kızıyorum hemde çok kızıyorum, engel olamıyorum ona bakmaya ama işin en kötü yanı ona her baktığım da onun bana bakıyor oluşuydu kimin mi, abimin en yakın arkadaşı olan kan kardeşi olduğu kişi, doruk. Onu hastanede ilk gördüğüm anda birşeyler oldu kalbime ama çocuktum ne olduğunu anlayamadım sonra zaman geçtikçe farklı bir boyut aldı hislerim onun hiçbir zaman anlayamayacağı, abim her bizim yanımıza geldiğin de o da gelir belki diye bekledim ama hiç gelmedi ben onu hep sosyal medyada paylaştığı resimlerden takip ettim bu yaptığım uygun değildi günahtı ama kendime engel olamıyordum, her kıldığım namazın ardından dua ediyordum onun için "Ya Rab sen ona doğru yolu göster, seni bilsin senin yoluna yönelsin senin ahlakınla ahlaklansın sonra da nasipse gönüllerimizi birleştir" diyordum hep. Çünkü anneme doruğu seviyorum dediğim de bana kızmamıştı, anlayışla karşılaşmıştı ama sonra öyle bir şey demişti ki kalbim ister istemez kırılmıştı. "sidra'm güzelim, çiçek kızım benim gönlüne sahip çık sevme diyemem ama doruk bize uygun değil ne onum ailesi bizi kabul eder nede doruk sana ayak uydurabilir kızım, sen sakin bir deniz iken o ise fırtınalı bir kasırga kül olursunuz" Demişti, haklıydı annem ben sabah namazına kalkarken o yatacakmıydı, yada ben kuran okurken o da yanımda sesli bir müzikle dans mı edecekti ya içki içmesi, ne kadar haram şey varsa hepsini yapıyordu kesinlikle kınamıyordum onu irade ile tövbe edip yapmaması yeterdi benim için ama bunu doruk Yapamazdı, ya abim bizi kabul edermiydi. Abime söylememiştim hiçbir zaman ama anlamıştı abim oda, "yapma güzel gözlüm yanarsın canın acır doruk seni mutlu etmez aksine çok üzülürsün" demişti Abim de haklıydı ama gel gör ki kalbim ne laftan ne de sözden anlıyordu hakim olamıyordum yüreğime ama elimden de bir şey gelmiyordu. En büyük isteğim abimin yanında üniversite kazanmaktı çok şükür ki nasip oldu, kalma yeri olarak annem abimlerle kalırsın demişti ama ben emin değildim elbette kalmak isterdim doruğa yakın olurdum böylelikle ama bir yandan da vicdanım susmuyordu 'o sana haram böyle şeyler düşünmemelisin' gisibisinden konuşuyordu hep haklıydı kendimi ondan sakınmam lazımdı dikkat etmeliydim taa ki doruk ev mevzusunu benimle konuşana kadar. O gece açım diye söylendiği ama aynı zamanda beraber saatlerce sohbet ettiğimiz o gece, söylemişti bana bizimde kal diye nedenini demişti, haklıydı İstanbul gibi bir yerde ev bulmak kiracı olmak para kazanmak zordu ailemi dara sürükleyemezdim belki benim için zor olacaktı ama başka da çarem yoktu, kabul etmiştim onlarla kalmaya. Bana bakışından bana gülüşünden içim umutlanıyordu kalbim çiçek açıyordu resmen ya o gecenin sabahında bizimle beraber namaz kılması, yüreğim horon tepti istemsiz mutlu oldum karnımda kelebekler uçuştu resmen, bide onu abdest alırken izlemek havluyu uzatmak sanki hayallerimden birini yaşıyor gibiydim. Eli elime değdiği zaman Ateşe değmiş gibi oldum, nefesim kesildi, 'Affet' dedim içimden 'affet Allahım' 'bana dayanma gücü ver harama bulaştırma Ya Rabbim' dedim Ve namaz sonunda hem onun hidayetini bulması için hemde kendime hakim olabilmek için çok dua ettim. Ama sabahında yine yenik düştüm ona abim sandım onu, ben hep abimin saçlarını okşayarak öperek uyandırırdım bu sefer de öyle yapmak istedim ama ne bileyim benim onun doruk olduğunu, Allah tan öpmemiştim yoksa kendimi asla affetmezdim gerçi şuan bile iç sesimle savaş veriyor gibiydim, Çünkü beni boynum açık görmüştü, hiç utanmadan sakınmadan bakmıştı bana farklı bir bakıştı kim biler neler düşünmüştü ben nerelere mahal vermiştim, kızdım kendime çok kızdım ama nerden bilebilirdim ki onun abim olmadığına, ellerim yüzümde doğru koştum odama kapının arkasına geçip ellerimi kalbimin üstüne koydum sonra gözümden yaşlar akarken sessiz bir şekilde ; "ne olur Allahım, ya benim kalbimden bu aşkı bu sevgiyi al yada nasip et ikinizin gönlü senin rızanla bir olsun, ne olur Allahım beni haramdan uzak tut, onu gönlümde de hayatım da da helal kıl, ona hidayet ver doğru yolu buldur Allahım" diye dua ettim, sonra kendimi toplayıp annemin yanına gittim Annem anladı bende bir şeylerin olduğunu, ağlamıştım çünkü vicdan azabı çekiyordum ister istemez huzursuzdum, daha fazla dayanamadı ve sordu ; "güzel kızım hayırdır şey mi oldu" Yüzüne baktım, annemin yüzüne bakınca daha çok doldu gözlerim, yanıma gelip beni göğsüne çekip sıkıca sarıldı ve tekrar konuştu ; "sidram güzelim ne oldu yavrum hele söylesene" Hıçkırarak "Anne ben abimi uyuyor sandım odasına girdim her zaman abimi nasıl uyandırıyorsam öyle uyandırıyordum saçlarını sevdim her zaman ki gibi ama uyuyan abim değilmiş doruk muş üstelik boynum açık girmiştim abimin odasına, gördü anne beni o halde gördü bana çok değişik baktı ben çok kötü bir şey yaptım " Dedim anneme sokulup ağlayarak annem yine sıkıca sarıldı bana ve saçlarımı okşayarak; " senin bir suçun yok ki kızım ne bilebilirsin doruk olduğunu, abin sanmış olman onun odasına o şekilde giriyor olman çok normal abin haram değil ki sana, senin bir suçun yok yavrum üzme kendini, hem yanlış anlamışsınsır doruk seni sürekli kapalı gördü öyle görünce tuhafına gitmiştir ondan öyle bakmıştır yoksa bilirsin aklı beş karış havada olsa da o tür bir insan değil " Ben " biliyorum anne ama engel olamıyorum içimde ki suçluluk duygusuna " Annem " AH benim gönlü güzel yüzü güzel kızım, ilk defa başına böyle bir şey geliyor ondan bu şekilde düşünüyorsun, sıkma artık canını bak şimdi abin de gelir ne oldu diye sorar açıklayamayız, hadi toparlan bebeğim "dedi Haklıydı annem, ilk defa başıma böyle bir şey geliyordu sanırım ondan oluyordu, kendime toplayıp annemden ayrıldım tam o sıra kapı çaldı, anneme anlamaz tavırla bakarken annem de omuz silkti, bende yine derin bir nefes alıp kapıyı açmak için yöneldim koridora çıktığımda dorukla karşı karşıya geldim o hiç çekinmeden gözlerime bakıyordu ama ben yapamıyordum, kafa mı eğdim ve gitmek için Hazırlandım tam o sırada kolumu tuttu ve diğer eliyle çenemden tutup kafamı kaldırıp ona bakmamı sağladı. Bana gerçekten farklı bakıyordu, ela gözleri ışıl ışıldı, acaba o da bana karşı bir şeyler hissediyormuydu, bunu düşünmeden edemiyordum, biraz bana baktıktan sonra konuştu; "Neden ağladın" O kadar belli oluyordu ki ağladığım sormaması saçma olurdu bir şey diyemedim gözlerimi kaçırdım, derin bir nefes alarak tekrar konuştu. "için rahat olsun sidra unuturum ben senin için hafızama engel olurum problem yok ama ağlama, buna dayanamam" Kafamı kaldırıp yüzüne baktım, şaşırmıştım hem de çok ve o an emin oldum bana karşı boş değildi, yanaklarım yanmaya başlamıştı ve biz uzun bir süredir göz göze bakıyorduk az daha öyle kalsak 5 saniye kuralından biz de nasibimizi alacaktık ve tam o onda zil çaldı bende kendimi toparlayarak "kapı çaldı kapıya bakmam lazım" dedim kendimi geri çekerek Doruk gülerek "zil çalmıştır sidra kapı çalsa farklı bir boyut olurdu" dedi gülerek bende kafamı eğerek hafif tebessüm ettim tekrar zil çalınca "baksam iyi olacak doruk abi sen de mutfağa geç kahvaltı hazır" dedim Yüzündeki gülüş yavaş yavaş solsa da, ona bakmadan kapıya doğru yürümeye başladım arkadadan "kaç bakalım sidra hanım kaç" dediğini duydum. Haklıydı kaçıyordum ama kaçmazsam daha kötü şeyler olacaktı buna engel olmam lazımdı, yüreğim yana yana kalbim acıya acıya silmem gerekiyordu doruğu, annem haklıydı biz olamazdık, biz birbirimiz için uyumlu değildik aramızda ki çekim bizi cehenneme götürürdü, buna o engel olamıyorsa benim olmam lazımdı canım yanacaktı belki ama, verir di Rabbim sabrını. DORUK 'TAN Sidrayı ağlarken görmek canımı gerçekten yakmıştı,bu kadar mı zor gerçekten beni sevmek yada benimle olmak gerçekten bu kadar kötü mü. Sırf bana dokundu diye ağlamıştı ben gerçekten nefret edilesi bir adam mıydım bana bakmaması yada bakmak istememesi acaba bir sevdiği falan mı vardı da benden gizlemişti, çünkü eğer böyle bir şey olmasaydı bana karşılık verirdi diye düşünüyordum ama atladığım bir şey vardı biz sidra ile farklı dünyaların insanıydık sanırım aramızda ki problem buydu, sabah başlattığım oyuna devam etmeliydim, sidra ikimizin olacağına inanmalıydı. Ben mutfağa geçtiğim de Hatice teyze çayları dolduruyordu, yüzüme sahte bir gülümseme yayıp ; "günaydın Hatice sultan, döktürmüşsün yine" dedim. Hatice teyze elinde ki çaydanlıkları yerine koyarken aynı anda da gülerek bana cevap vermeyi de aksatmadı ; "hayırlı sabahlar doruk oğlum, maşallah ne uyudun" dedi. O sırada içeri sidra ve Yusuf girdi, sidra hala yüzüme bakamıyordu, bende gözlerimi ondan kaçırıp Hatice teyzeye döndüm ; "valla sorma Hatice teyze gerçekten iyi uyumuşum, yol yormuş sanırım" Yusuf "sorma ya başta bende anlamamıştım ama gece yatağa yatınca hemen uyumuşum, yorulmuşuz cidden" diye lafa atladı sidra ise annesine yardım ediyor ağzını bıçak açmıyordu. Kahvaltı boyunca ben, Hatice teyze ve Yusuf sürekli konuştuk sidra ise sadece tabağındakikerle oynadı, bir eli çenesinde dirseğini masaya yaslayarak o tabağa, tabak ise ona baktı ama hiç konuşmadı, bu durum canımı sıkmıştı gerçekten biz o kadar mı imkansızdık. Bu durum sadece benim değil yusufun da dikkatini çekmişti benim soramadığım soruyu Yusuf sordu ; "sidra güzelim neyin var pek dalgınsın" Dedi, ama sidra duymuyordu sanki tabağında ki peynir ve zeytine odaklanmış gibiydi Yusuf tekrar ederek "sidra iyi misin kardeşim" dedi ama yine tepki vermedi en son Yusuf biraz yüksek sesle ; "sidra" diye hafif bağırdı İlk başta ilkildi sonra kendini toplayıp Yusufa döndü ; "e-e - efendim abi" dedi hafif sesi titreyerek başı hala eğik gözleri ise hala tabağa bakıyordu Yusuf "neyin var kardeşim varla yok gibisin bir şey mi oldu ne bu halin" diye sorsu Sidra omuz silkerek "Bie şeyim yok abi" dedi Sonra hafif kıpırdanıp derin nefes vererek ; "ben doydum odama geçiyorum" dedi ve hızlı adımlarla hiçbirimize bakmadan gitti. Kendimi gerçekten çok kötü hissetrmiştim, onu bu halde görmek canımı cidden yanıyordu, yusuf ise merak için de annesine dönerek ; "Anne neyi var sidranın ağlamışta noldu '' diye sordu Hatice teyze çayından bir yudum alarak ; " seni uyuyor sanmış odana girmiş, işte boynu açık her zaman ki hali ile ee seni de nasıl uyandırdığını biliyorsun, iste yatakta sen yerine doruk ğu görünce ister istemez utanmış bide kendini suçlu hissediyor işte ondan" dedi Demek annesine anlatmıştı, yusuf bir bana bir annesine baktı ve derin bir nefes verdi onun da canı sıkılmış gibiydi, Bu kadar kötü olan neydi anlamıyordum gerçekten, daha fazla dayanamayıp elimde olan çatalı sertçe tabağa bırakıp Yusufa baktım; " bunda bu kadar kötü olan ve abartılacak olan şey ne, benim için önemsiz bir şeydi unuttum bile ama şuan kendimi gerçekten kötü hissediyorum, bana dokunmuş olması cidden bu kadar kötü mü ya '' dedim sitemle. Kaşlarım çatık bir şekilde ikisine de bakıyordum sonra Yusuf boğazını temizleyerek ; "bak doruk bazı şeyleri bilmediğin için bizim verdiğimiz tepkiler sana biraz tuhaf gelebilir elbette sende bir sıkıntı yok ama hani demiştim ya sana sarılma mevzusun da haram diye bu onunla alakalı olan bir şey, sidranın sana dokunması sarılması el ve yüzü dışında herhangi bir uzvu sana mahrem, sidra da kendini bu sebebten kötü hissediyor bu zamana kadar kimse onu boynu açık görmediği için, bu zamana kadar mahrem birine dokunmadığı için kendini bu sebebten suçlu hissediyor, yoksa senlik bir durum elbette yok, ne sen bilebilirdin sidranın senin yanına geleceğini nede sidra bilebilirdi orda yatanın sen olduğunu, tamamen yanlışlıkla olan bir şey ikinizin de birbirini kötü hissetmesine gerek yok, ben onunla konuşurum "dedi Sıkıntılı bir nefes vererek sadece" tamam "dedim. Ne kadar tuhaf bir şeydi bu İslamiyet anlamıyordum gerçekten, sarılmamız da ne gibi bir sakınca olabilirdi ki, aklım ve mantığım bu konuyu algılamıyordu. Yusuf ve Hatice teyze biraz yanım da sohbet ettiler, ondan sonra Yusuf sidra ile konuşmak için odasına gitti, Hatice teyze yi ise karşı komşu yanına çağırmıştı, şuan evde sidra Yusuf ve ben vardım ve ne konuştuklarını merak ediyordum, sessiz adımlarla sidranın odasına doğru ilerledim, yusuf kapıyı biraz açık bırakmıştı ki buda işime gelmişti. Başta bilmediğim ve anlamadığım bir şeyler konuştular sonra mevzu bizimle kalma mevzusuna geldi ve sidra Dün gece ne konuştuysak hepsini abisine dedi, yusuf başta olaya tedirgin gibi davransa da sonunda sidra da isteyince kabul etti, bir süre sessiz kaldıktan sonra Yusuf sidraya benim kalbimi şaha kaldıracak bir şey sordu ve o an sanki benim için durmuştu; Yusuf "sidra kardeşim, şimdi sana bir şey soracağım ama bana yalan söyleme olur mu?" Sidra "buyur abi sor" Yusuf "Sen hala doruğu seviyor musun?" Ne demek sen hala doruğu seviyor musun? Ne yani bu zamana kadar sidra beni mi seviyordu ama hiç belli etmemişri yada ben hiç anlamamıştım, bu sorunun cevabını gerçekten çok merak ediyordum, eğer hala beni seviyorsa sidra ona karşı olan hislerimi açıklardım. Sidra derin bir nefes alarak konuşmaya başladı ; "hayır abi sevmiyorum, sevmemeliyim ona karşı bir şeyler hissetmek beni bambaşka bir insan yapıyor yakıyor abi beni farkında olmadan kül oluyorum, hem siz de demiştiniz bana annem ve sen o sana göre değil diye o bize uymaz demiştiniz seni kaldıramaz demiştiniz, haklısınız doruk İstanbul ben mekke o kadar farklıyız, artık olacak yada olabilir diye kendimi kandırmıyorum, Artık her şeyi Allaha bıraktım "dedi buruk bir sesle Bir insan aynı anda kaç parçaya bölünebilirdi, Duyduklarım kalbime ağır gelmeye başladı, kulaklarım uğuldamaya artık etrafım daki sesleri duymamaya başladı, bu çocuk daha kaç kez sevilmeme uğruna harcanacaktı, yusufun ne dediğini anlamadan ağır adımlarla mutfağa gittim ve geri oturduğum sandalyeye döndüm, başımı iki elimin arasına alıp dirseklerimi masaya dayadım ve gözlerimi kapattım, bir süre sonra dilinden şu cümleler döküldü ; "Ulan doruk kaç defa daha aynı yerden milyon kez vurulacaksın, sevilmiyorsun işte sen sevilecek bir adam değilsin" Gözümden yaşlar istemsizce aktı masaya doğru kalan umudumda sidranın dedikleri ile gitti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD