Bölüm 8 🦋

4810 Words
Kafanın içinden tonlarca kelime geçerken bir tanesini bile dile getirememek nasıl bir şey diye sorsalar, direkt bu anı anlatırdım. Sidra karşımda sessiz sessiz ağlıyordu, elleri hala ellerim de ama başı eğik bir bir akıyordu göz yaşları benim ise elim kolum bağlı öylece bakıyordum ona sonunda derin bir nefes alıp konuşmak için hamle yaptım; 'sidra... " daha gerisini getiremeden bir elini kaldırıp susturdu beni ve iç çeke çeke; " daha söyleceklerim bitmedi, bana biraz müsaade ver " dedi Hıçkırarak ağlarken" tamam "diyebildim sadece başka da bir şey yapmak gelmedi elimden. Bir süre sonra nefesine düzene sokarak tekrar bana baktı; " çok zor geliyor doruk, senin yaşantını bilerek senin yanında olmak bana çok zor geliyor, tamam ne güzel öğrenicem dedin pes etmeyeceğim sizin gibi olacağım dedin ama ya yapamazsan ya eski hayatını özlersen o zaman ne olacak yada ilerleyen zamanlarda aniden karşıma bir kız çıkarsa ben doruğun eski sevgilisiyim diye o zaman ne yaparım bilmiyorum, bizi yan yana gördükleri zaman ki bakışlarını saymıyorum bile, annem baban, tamam aranız çok iyi olmayabilir ama sonuçta annen ve baban beni sevmezler, sevemezler ki, ben senin yanına yakışmam doruk biz seninle siyah ve sarı gibiyiz o kadar zıttız, o kadar uyumsuzus, bir kaç gün sonra okula gideceğim ama düşündüğüm şeylere bak kafam sürekli seninle meşgul ve ben açıkcası seninle aynı evde kalmak istemiyordum, böyle olacağını biliyordum çünkü, of bilmiyorum doruk benim senin hakkında kafamda oturmayan çok şey var ve ben onlar yerini bulmadan nasıl sana normal davranabilirim bilmiyorum " dedi sıkıntılı bir şekilde nefes vererek. Gözlerim dolmuştu, bakamıyordum sidraya sadece ellerimi tuttuğu ellerime kitlenmiştim. Ona bakmadan ve hafif sesim titreyerek konuşamaya başladım. " özür dilerim, elimden başka bir şey gelmiyor çünkü, yürek yangınını nasıl geçiririm hiçbir fikrim yok, ben onca şeyi aslında kendime isyan ettiğim için yaptım, asi oldum hep Bi kere kaybetmiştim zaten yolumu bir daha da bulmak için çabalamadım, o gün sizin evden kaçtığım gün yapmamam gerekiyordu ama yine yaptım kendime isyan ettim ve yaptım, ama bu sefer farklıydı sidra, bu sefer sonuna getirmek hatta orada o şekilde olmak ilk defa canımı yakmıştı, tabi kide bu yanlışıma bir kılıf olamaz, gerçi yaptığım hiçbir şeyin bir kılıfı bile yok ben düşünemedim ve seni üzdüm, özür dilerim beni affetmen için elimden gelen her şeyi yaparım, her şeyi yeterki sen beni affet, beni bütün hatalarımla kabul et ben senden başka bir şey istemem ki " Dedim, dolu dolu olmuş gözlerim ve titreyen sesimle ona bakarak, Biraz öyle kaldıktan sonra sidra bakışlarını kaçırıp tekrar bana baktı. " Neden Bi anda bu kadar değişmeye karar verdin doruk, ne oldu da Bi anda değişmek istedin " Diye sordu, affettim, her şeyinle kabulum dememişti, olsun belki ilerleyen zamanlarda derdi, hayal kırıklığı ile derin bir nefes alarak konuşmaya başladım; "bu konuşmaya başlamadan önce kendime bir söz verdim dedim ki 'doruk ne olursa olsun yalan söyleme' şimdi de öyle yapacağım yalan yok, ilk sizde namaz kıldığım da yalan yok sırf sadece senin gözüne girmek için yapmıştım ama sonra işler değişti, o gördüğüm rüya sanki beni kendime getirdi, her şey o kadar gerçekçiydi ki çok etkilenmiştim, sonra dedim ki kendi kendime 'demekki İslamiyet bu kadar güçlü bir duygu, öyleki hangi konuda olursan ol seni kendine getiriyor' dedim ve samsun dönüşü Yusuf tan ilk bunu istedim, beni sevsin diye değil seni sevmeme sebeb olanı bilmek istiyorum dedim Yusufa zaten oda öyle kabul etti, sidra ile olacaksan geride bırakmalısın her şeyi dedi bana, ben buna da tamam dedim sidra çünkü benim için senden değerlisi yok ki bu dünyaa da, şimdi sende olmazsan hepten kaybolurmuşum gibi hissediyorum, ne olur şu ellerimi hiç bırakma lütfen " Dedim gözümden bir damla yaş akarken, aynı şekilde sidra da ağlıyordu, bir süre sonra aklıma takılan bir şeyi sordum; " peki sen sidra, dün ve bu gün bana neden bu kadar yakın davrandın ne oldu sende değişen neydi '' Diye sordum meraklı gözlerle ona bakıyordum. Derince yutkunarak bana baktı sonra ; " sana veda etmek için di " Dedi, gözlerim kocaman oldu anında, kalbim ise sıkılıyor gibiydi sanki ölüyor muşum gibi, ne olduğunu anlamadan şaşkınlıkla kekeleyerek; "n-n-ne," dedim kısık sesle Sidra ise iki elimi de bir anda bırakıp göz yaşlarını sildi ve bir daha ellerimi tutmadı, kucağında iki elini birleştirip konuşmaya başladı; 'duydun işte doruk sana veda ettim, abim bu gün sabah gelip bana senin artık bizim gibi olmak istediğini ve beni sevdiğini söyledi,yalan yok çok mutlu oldum, senin yanında olduğum her dakika her saniye çok ama çok mutluydum seni seviyorum seni hala çok seviyorum ama yapamıyorum doruk, aklıma geliyor arabada o kadınla yaptıkların sonra daha öncekiler, sahilde içki içmen, yapamıyorum kendime engel olamıyorum, Sana bu gün normal bir sevgiliymiş gibi davrandım hayatım da ilk defa göz göre göre günah işledim, ama bu benim için sondu doruk biz seninle hiçbir şey olamayız ben yapamam, ben sana senin istediğin gibi davranamam, seninle öpüşmem kucağına çıkamam, sana sarılamam öpemem koklayamam seninle yatamam ben doruk ben diğer kızlar gibi değilim , ben sana o kadar yakın olamam, ben sadece seni çok sevebilirim doruk daha da ötesine gidemem " Dedi tekrar gözlerinden akan yaşları silerek. Kalbim acıyordu. Gözlerimden istemsiz yaşlar akıyordu hala şaşkındım her şey ne kadar güzel derken meğer her şey bir veda için miş, nefes alamıyor gibi hissediyordum sevdiğim kız ellerimden kayıp gidiyordu. "yapma sidra, lütfen yapma, ben zaten sadece beni çok sevmeni istiyorum başka bir şey istemiyorum ki benim hayatım da ol beni sev yeter bana ben başka hiçbir şey istemiyorum lütfen beni sensiz bırakma, bana bu kadar yakınken uzaklaşma benden, dayanamam" Dedim hıçkırarak ağlarken, sidra da ağlıyordu kafasını iki yana sallayıp; "asıl ben yapamam doruk, hiçbir şey olmamış gibi yapamam kusura bakma, belki yani ne kadar ciddisin bilmiyorum ama her şeyi öğrendikten sonra anlarsın belki beni, ama şimdi sanmıyorum doruk. Bana senden başka bir şey istemem diyorsun ama telefonunda hala uyumadan önce yanıma geldiğin de çektiğin resim duruyor, bu bile benim gözümde yanlış bir şey doruk, sen benden sadece seni sevmemi isteseydin odama o şekilde girmezdin, resmimi çekmezdin, beklerdin doruk sadece beklerdin ama yapamadın sana biraz yüz verdim sen yürümedin koştun, biz seninle şuan olamayız doruk, olamayız, " Şaşkın şaşkın yüzüne bakıyordum demek anlamıştı onun resmini çektiğimi yada beni uyandırmaya geldiğin de görmüştü, yutkundum sadece gözümden yaşlar akarken sadece yutkundum, sonra söze girerek; " özür dilerim ben kendime hakim olamadım yaptım bir eşeklik gerçekten özür dilerim, silerim resmi gerçekten valla bak ama yeterli yapma sidra dönme baba sırtını, bak hatta şimdi Hemen siliyorum" dedim ve masanın üstünde duran telefonumu almak için hareketlendim, canım yandığım için ufak bir inilti kaçsada ağzımdan aldırış etmeden alıp yerime oturdum. "bak, bak giriyorum şimdi galeriye tek bir tane resim var gördüğün gibi, hemn siliyorum ve sildim, bak oldu işte bir daha yapmam sidra gerçekten özür dilerim ama bırakma beni lütfen" Sidra kafasını iki yana sallayıp; "doruk daha fazla yorma lütfen, bundan sonra eskisi gibiyiz tabiki de sana doruk abi demicem ama bu günkü gibide olmayacağım, yanlış anlama bu senden vazgeçiyorum demek değil ben seni hala çok seviyorum ve hepte seveceğim ama olması gereken bu, ben yanındayım aslında ama değilim öyle düşün , seni sevdiğimi bil ama benden daha fazlasını bekleme " dedi yerinden kalkarak Bende onunla beraber kalktım şaşkındım ne düşünüyordum ne hale gelmiştik, hala gözlerimden yaşlar akıyordu bir adım ona uzanarak " sidra lütfen... Lütfen.. " diyebildim sadece Sidra ise bir adım geriye giderek" üzgünüm doruk olması gereken bu " dedi ve arkasına dönüp hızla yürüyüp odasına çıktı. Ben ise kalbimde ki ağrı ve gözümde ki yaşlarla öyle kaldım. Ellerime baktım sonra, az önce elleri ellerimdeydi ama şimdi yine tek başıma kalmıştım, öylece olduğum yere oturdum Dirseklerimi dizime koyup ellerimle başımı tuttum, ağladım avazım çıkana kadar ağladım, yürek acım geçene kadar hüngür hüngür ağladım,yetmedi geçmedi kalp ağrım ayağa kalktım ne var ne yoksa kırıp döktüm canımın acısını umursamadan ne var ne yok hepsini dağıttım. Sonra bir hışımla merdivenleri çıkıp odamın kapısına geldim , hala nefes nefeseylen kapının önünde durdum, sidranın da sesleri geliyordu ağlıyordu belli, biraz durduktan sonra yine ani hışımla odama girerek kapıyı çarptım ve direkt balkona çıktım. Temiz havayı içeme çektim bol bol, denize baktım kafamı toplamak istedim, eğer kendime hakim olamazsam ya sigara içicektim yada alkol, ikinizde istemiyordum, ben sadece sidrayı istiyordum. Balkonun korkuluklarına gelip kenarına oturup bacaklarımı aşağa doğru sarkıttım, gözümden yaşlar akarken derin derin nefes almaya çalıştım "Ulan doruk yaptığın doğru düzgün bir iş yok, yine kaybettin ve yine kayboldun, mutlu ol yine tek başınasın" dedim kendime hıçkırıklarım yükseldi , bağırarak daha çok ağladım, Sonra öylece uzaklara dalıp gittim, ne kadar zaman orada kaldım bilmiyorum ama güneş batmak üzereydi. Sonra birinin sesini duydum adımı sesleniyordu ama bakmak istemedim, sonra o ses yaklaştı ve daha çok yaklaştı, sonunda yanıma geldiğinde ; "laannnn bu ne hal, doruk tişörtün kan içinde ne yaptın lan kendine bana bak doruk" dedi telaşla Kafamı eğip karnıma doğru baktım, yaram kanıyordu ve uzun süredir acıyorsu zaten her yerim kan olmuştu, kafamı çevirip yan tarafıma baktım, yusuf telaşla bakıyordu yüzüme, gözümden bir damla yaş akarken titreyen sesimle; "kalbim acıyor Yusuf, kalbim çok acıyor" dedim ağlayarak Sonra sidranın sesini duydum. "abiii, ne oldu neden bağırıyorsun 'diyerek girdi içeri önce Yusufa sonra bana baktı, gözlerini kocaman açarak: " doruk ne yaptın sen, nasıl oldu bu, hadi kalk gidiyoruz hastaneye, her yerin kan içinde kalmış " dedi telaşla Ağır ağır hareket edip oturduğum yerden kalktım, canım artık daha çok acıyordu ama aldırış etmeden, sidranın karşına geçtim gözlerinin içine bakarak; " bu bana ders olsun, üzülme ben bu kadar acıyı çekmeye hak ettim, hastaneye de gerek yok kanaması geçer" Deyip yavaşla odaya gitmek için hareket ettim, sidra anında kolumdan tuttu ve kendisine döndürüp; "içeri geçip beni bekle doruk ambulansı arıyorum ve hastaneye gidiyoruz, ben senden vazgeçmedim doruk sadece kabullenemedim, yoksa sana karşı duygularım hala aynı, canın yansın istemiyorum, dediğimi yap" dedi ve gitti bende derin bir nefes vererek içeri geçtim ve yatağıma oturdum. Yusuf karşıma gelip koltuğa oturdu ve derin bir nefes çekip : "anlaşılan konuşma güzel geçmemiş" dedi sıkıntılı bir şekilde Kafamı sallayıp; "bana seninle yapamam dedi Yusuf, seni seviyorum ama SENİNLE de yapamam dedi, biz den olmaz dedi yusuf, bu sözlerinin yerine beni öldürseydi daha iyiydi" dedim Yine gözümden yaşlar akarken; Yusuf yanıma gelip elini dizme koydu, sonra; "sabret doruk sabret, ama sakın vazgeçme olur mu yoksa o zaman kaybedersin" "ben zaten kaybetmedim mi Yusuf, şu halime bak" Yusuf kafasını iki yana sallayıp; "Kaybetseydin şuan sidra ve ben yanında olmazdık, büyük ihtimalle sidra evi terk etmiş bende peşinden gidiyor olurdum ama görüyorum ki ortada kaybeden yok sadece zamana ihtiyacı olan iki insan var, o yüz den sabret ve dua et doruk ve vazgeçme " dedi Yüzüne bakıp burukça gülümsedim. " nasıl olacak Yusuf nasıl yapacağım, aklımı yitirmiş gibiyim toparlanıyorum kafamı " Dedim dalgın bir şekilde, yusuf derin bir iç çekip ; " ne oldu doruk ne konuştunuz da bu hale geldiniz" diye sordu tedirgin bir şekilde, dönüp yüzüne baktım; "anlatırım ama şimdi değil gelir birazdan sidra yanımıza, ama tek kelime ile özetlemem gerekirse ağzıma sıçtı" Dedim burukça gülerek, yusuf ta aynı şekilde sırıttı, sonra elini omzuma koyup; "kardeşim diye demiyorum, yapıyor bu sporu" dedi alayla Gülüp kafamı eğdim, sonra aynı yüz ifasi ile tek kaşımı kaldırıp Yusufa baktım; "ben ne haldeyim, sen gelmiş dalga geçiyorsun, nasıl dostsun lan sen" dedim Yusuf tam bir şey söylecekken sidra içeri girdi; "ambulansı aradım birazdan gelir, ben sana temiz bir tişört alayım siz de aşağa inin, geliyorum peşinizden" deyip hızla giyinme odama geçti. Ben ise arkasından sadece bakabildim, üzüntülü bir şekilde. Yusuf ayağa kalkarak, giyinme odasının kapısından içeri girmekte olan sidraya bakarak; "emredersiniz komutanım" dedi alayla Sidra yusufa dönüp sinirle kaşlarını çattı; "abiiğğğ" diye uzatarak kızdı. Onun da gözleri kırmızı kırmızı olmuştu, oda seviyordu beni peki biz niye bu şekilde acı çekiyorduk neden bize bunu yapıyordu neden benden uzak duruyordu,anlamıyordum hiç gerçekten nereden bakarsan bakayım anlayamıyordum. Yusufun koluma dokunması ile düşüncelerimden ayrıldım ve ayağa kalktım canımın acısını şimdi daha iyi anlıyordum, benim için yürümek şuan işkence gibiydi, kapıdan çıkmadan durdum çünkü çok yanıyordu canım bir adım dahi atamazdım, bir elimi kapının pervazına koyup diğer elimi yarama götürdüm, kafamı eğip derin derin nefesler alıp vermeye başladım. "doruk, doruk, kardeşim cevap ver bana iyi misin... Doruk" Yusuf sesleniyordu ama cevap verecek halde değildim, başım dönüyordu, kulağım da anlamlandıramadığım bir uğultu vardı. Sidra geldi yanıma o seslenmeye başladı; "doruk.. Doruk bana bak... Doruk bir şey söyle iyi misin... Of her şey benim yüzümden oldu.. Doruk hadi, hadi kaldır başını da bir şey söyle" dedi telaşla Duyuyordum onu ama cevap veremiyordum, beynim sızlıyor gibiydi, hareket dahi edemiyorsum üstelik yaram daha fazla acıyor ve biraz öncekine bakarak daha fazla kanıyordu, nefesim daralıyordu artık, daha fazla dayanamıyordum. Sidra ve Yusuf bir şeyler diyordular sürekli ama ne dediklerini bile anlamıyordum, kafamı hafif kaldırıp sidraya baktım. Gözlerimden yaşlar akıyordu korkuyordu benim için, derin bir nefes alıp zar zor ; "özür dilerim" dedim. Sonrasını hatırlamıyorum, yığılmış kalmışım, bir boşlukta sürekleniyor gibiydim, yada sanki deliksiz uyuyor gibi. Gözlerimi açtığım da hastanede olduğumu farkına vardım, kendime gelmeye çalıştığım da, yaramın acısını hissettim ve ister istemez yüzümü buruşturdum, inleyerek "doruk, şükür ya sonunda, iyi misin kardeşim kendini nasıl hissediyorsun" diye telaşla sordu Yusuf Boğazım kurumuştu zoraki yutkunup Yusufa doğru döndüm. Telaşla bana bakıyordu sidra ise gözlerin deki yaşları siliyordu, ne çok ağlamıştı öyle kıpkırmızı olmuştu gözleri, biraz onlara baktıktan sonra; "iyiyim" dedim zar zor kurumuş boğazım çok acıyordu. Derin bir oh çekti Yusuf, rahatlamış görünüyordu. "Yusuf" dedim yine boğazım acıyarak "efendim kardeşim" diyerek hemen yanıma geldi Yine yüzünü buruşturup yutkunyamaya çalıştım; "susadım, bana su verir misin" dedim kısık çıkan sesimle "tabi hemen ben gidip alayım kantinden" dedi ve koşarak çıktı acilden. Sidra ağlayarak yanıma yaklaştı ve gelip elimi tuttu. "doruk, iyi misin" diye sordu. Öylece bakıyordum yüzüne, bize bu acıyı neden çektirdiğini anlamaya çalışır gibi bakıyordum, elimi tutuyordu normal de buna sevinmem lazımdı ama şuan elimi tutsun istemiyordum, canımı yaka yaka veda etmişti bana şimdi bu şekilde üzülmenin bir anlamı yoktu. Gözlerine baktım bir süre, sonra elimi elinden çekip kafama diğee tarafa döndürdüm "iyiyim" dedim sadece soğuk bir sesle diğer tarafa dönerken Sidranın hıçkırıklarını duydum sonra, ilk defa yanımda sesli ağlamasına şahit oldum ama dönmedim ondan yana içim acısada bakmadım, bende ağlıyordum dayanamıyordum ağlamasına ama böyle olsun o istemişti. Madem sorun bendim, ben kendimi bulana kadar sidradan uzak duracaktım. Buda kendime sözüm olsun. Bir süre sonra Yusuf geldi elinde su şişesi ile, direkt yanıma geldiği için sidrayı görmemişti, hafif doğrulmama yardımcı oldu ve sonunda boğaz kuruluğundan kurtulmuştum,yusufa dönüp; "ne zaman çıkıyoruz hastaneden, daha fazla burada kalmak istemiyorum" dedim bıkkınlıkla Yusuf tam bir şey diyecekken sidra takıldı, gözüne, hemen yanına gidip elini yanağına koydu; "kardeşim hayırdır ne oldu, neden ağlıyorsun" diye sordu Sidra daha çok ağlamaya başladı, ellerini yüzüne kapatıp içine içine ağlıyordu onu öyle görmek elbette canımı yakıyordu, hatta dayanamıyordum teselli edip sarılmak istiyordum, ama olmazdı bu sefer yenik düşemezdim, üstelik kalbim ona karşı kırıktı, elbette dediklerin de haklıydı ama bir insana umut vererek veda etmek nerde gürülmüş, paramparça olmuştum. Sidra ya bakmayı bırakıp önüme döndüm, zaten bir süre sonra sidra da kendine gelmişti. Sabah bana pansuman yapan hemşire ve yanında başka bir doktorla yanıma geldiler, kısa bir muaynenin ve soru cevabın ardından dikkat edip ve pansumana özen göstermemi söyleyerek çıkabileceğimi söylediler, bana pansuman yapan hemşire gitmeden bize bakıp; "sabah eşinize ..." diye devamını getirmeden lafını bölüp hemşireye baktım "eşim değil, arkadaşım" dedim soğuk bir sesle Belki bunu söylediğime pişman olacaktım ama bende böyle bir insandım işte kırıldığım zaman sağım solum belli olmuyordu ve kimseyi umursamıyordum. Hemşire hanım da dahil olmak üzere sidra ve Yusuf bana şaşkın şaşkın bakıyordu, hele sidra gözleri dolu dolu bir kapatsa gözlerini teker teker akacak gibi duruyordu göz yaşları, hemşire hanım tekrar konuşmak için kıpırdandığında söze girdi ; "aaa pardon ben sabah sizi öyle görünce, neyse ee kusura bakmayın, dediğim gibi arkadaşınıza gösterdiğim gibi aynı şekilde pansuman yapmaya devam edin, geçmiş olsun,hayırlı akşamlar" "yok önemli değil, teşekkür ederim dediğiniz gibi yaparım size de iyi akşamlar" dedim yine aynı soğuk sesimle. Yusuf yanıma gelip kaşlarını çatarak bana baktı; "doruk ne oluyor ne bu tavırlar" dedi hafif sinirle Ayağa kalkmaya çalışırken sidraya baktım, göz göze geldiğimiz de hala ağlıyordu,sonra tekrar Yusufa dönüp; "kardeşin anlatsın Yusuf ben tek kelime etmek istemiyorum konu hakkında" dedim Bunu dememle sidra hıçkırarak yanımız dan koşarak ayrıldı, yusuf arkasından bağırsa da durmadı ve çıkışa doğru ilerledi, ben ise derin bir nefes alıp ne zamandır tutmaya çalıştığım göz yaşlarımı saldım, ne kadar zormuş meğer severken uzak durmak,sanki kalbime bıçak saplıyor gibiydiler. Bir süre sonra sinirle yusuf geldi yanıma; "Bir şey anlamış değilim doruk, ama sidranın üzülmesine kıyamam biliyorsun o yüz den bir sefer sorucam ne oldu" dedi kızgın bir şekilde Derin bir nefes alıp Yusufa baktım; "Yusuf, ben ona neden bana bu kadar yakın davrandın sende değişen ne oldu diye sordum,çünkü sana evden çıkmadan da demiştim bizden olmaz demişti ama bana da yakın davranmıştı ne bileyim ben oluruz diye düşündüm ama öyle bir şey söyledi ki şuan anlıyorum aslında ne yapmak istediğini, bana sana veda etmek için dedi, bana umut verdi ve sonra bu sana benim vedam dedi, yıkıldım ben Yusuf, dediklerin de haklıydı hemde çok ama böle bir sonu hak etmedim, canım hiç bu kadar çok yanmamıştı. " dedim gözümden yaşlar akarken. Şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu, elini ensesine koyup sağa sola gitti duydukları karşısın da o da ne diyeceğini bilmiyordu, en son yine bana dönüp; " emin misin doruk,bak sidra öyle bir insan değil seni kandırmaz, yapmaz yanlış anlamışsındır, belki" dedi üzgün bir ifade ile Kafamı iki yana sallayıp göz yaşlarımı sildim; "inanmamakta haklı olabilirsin sonuçta senin kardeşin, ama olan bu Yusuf istersen eve gittiğin de sidra ile konuşursun ama lütfen artık eve gidelim hastane de kalmak istemiyorum" dedim gözlerimi silerken. "tamam, hadi yavaş yavaş kalk, çok kendine yüklenme benden destek al" deyip koluma girdi. Ve yavaş yavaş hastaneden çıktık, saat 20:00 di ve ben sabah kahvaltı dışında bir şey yememiştim, iştahım da fazla yoktu ama midem açlıktan ve susuzluktan aşırı bulanıyordu ve üstelik ilaç içmem lazımdı. Hastane dışına Çıktığımızda adımlarım hala yavaş ve temkinliydi çünkü yaram hiç olmadığı kadar çok acıyordu, arabaya doğru giderken sidranın bir bankta oturup dizlerini karnının doğru çekmiş ve ellerini bacaklarına sarmış, kafasını ise dizlerinin üstüne koymuş düşünüyor bir şekilde gördüm, ve durdum biraz ona baktım, bir süre sonra Yusufa dönüp; "şuram 'elimi kalbimin üstüne götürerek' şuram... Çok acıyor Yusuf, sanki yerinden söküyorlar mış gibi çok acıyor ve ben dayanamıyorum, ne yapacağımı bilmiyorum" Dedim gözümden bir damla yaş akarken. Yusuf sıkıntılı bir nefes verip konuştu; "ben konuşacağım doruk merak etme, düzelicek her şey yine eskisi gibi olursunuz ben eminim" "HAYIR" diye birden çıkıştımmm, "hayır... Hayır Yusuf sen kardeşinle konuş ama beni değil benimle olan ilişkini değil, ben.. Ben artık yokum onda" dedim Yusuf kaşlarını çatarak; "ne yani doruk vazmı geçiyorsun" diye sordu Kafamı hayır anlamında iki yana sallayıp; "elbette vazgeçmiyorum, zaten geçemem de ben çok seviyorum onu, ama şimdi de onunla olamam," Dedim yine göz yaşlarımı silerken, ne çok ağlamıştım, istemsiz her seferinde akıyordu göz yaşlarım Yusuf "hiçbir anlamadım, gerçekten kafam durdu şuan" Dedi sinirle ellerini sıkarken, Yusufa dönüp "eve geçelim ben yatayım biraz her şeyi ayrıntılı konuşuruz o zaman anlarsın" dedim Kafasını sallayıp koluma girdi ve arabaya doğru ilerledik, sidra bizi görümce oturduğu yerden kalkıp arabayı açtı arka koltuğa geçtiğim de sidranın da arka tarafa oturmak için hamle yaptığını gördüm, sidraya bakıp; "ben uzansam iyi olur sidra, sen abinin yanına öne otur" dedim soğuk sesimle yüzüne bile bakmadan Sidra derin bir nefes alarak konuşmaya başladı; "tamam işte ben kenera oturayım sende başını dizime koyarsınn, öyle daha rahat edersin hem" dedi sesi titriyordu, Muhtemelen gözleri de dolmuştu, sanki bana bir şey dememiş bir fikir de bulunmamış gibi ona bakmadan, yavaşça kendim uzandım koltuğa, başım sidra dan taraftaydı,sidra ise sadece bana bakıyordu. Tamamen koltuğa yerleştikten sonra gözleri mi kapatıp; "böyle rahatım, gerek yok" dedim aynı soğuk ifademle. Sidra nın burnunu çekmesini duydum, büyük ihtimalle oda ağlıyordu, bir kaç saniye sonra Derince nefes alarak "peki" diyebildi sadece sesinin titrememesine özen göstererek. Sonra kapıyı kapatıp ön tarafa geçti. Karnımda ki yaradan daha çok, kalbim acıyordu dayanılmaz bir acı vücudum da dolanıp duruyordu. Arabanın içinde ölüm sessizliği hakimdi sanki, gözlerimi kapatıp yolun bitmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Kısa bir aradan sonra nihayet evimize geldiğimiz de etrafın toplandındığını gördüm ve üstelik sidranın yatmam için açtığı koltuk ise bir öncekine bakarak daha düzenli ve özenli bir şekilde açılmıştı sanırım Yusuf ben hastane de iken yardımcı ablayı arayıp yardım istemişti. Yavaş yavaş adım atarak ilerliyordum ama yine ister istemez canım yanıyordu, üstelik bir şey yemediğim için de başım falaket dönüyordu, ama yine de yürümeye devam ediyordum. Yusuf durumu anlayacak olacak ki hızlı adımlarla yanıma gelip koluma girdi, birinin bana şuan destek çıkması biraz daha dik ve rahat yürümemi sağlıyordu, diğer tarafım boşken bir iki saniye sonra da sidra gelip nazik hareketlerle kolumu kavradı. Başımı döndürüp ona baktığımda onunda bana baktığını gördüm, gözleri... O yemyeşil gözleri kendimi kaybettiğim o gözleri kıpkırmızı olmuştu ağlamaktan, yorgun görünüyordu ve üzgün. Hala bana neden böyle yaptığını anlayamıyordum, söylediklerin de haklıydı evet korktum kaçtım hep başla bedenlerde aradım çareyi ama ben hiçbir şey bilmiyordum ki neden beni bu şekilde cezanlandırmıştı neden bana umut vermişti, neden beni en yaralı olduğum kısımdan vurmuştu. Yaralıyım... Evet hemde çok yaralıyım yıllarca annem ve babam beni sevsin diye bekledim hep bir umut ama sevmediler, bana her yakın davrandıklarında umutlandım beni sevmeye başlıyorlar sandım ama yanıldım, bana her yakın davrandıklarında altından hep başka bir şey çıkıyordu, şu hayatta çıkar ilişkisi yaşamayacağım tek kişi ailemken, en çok ta kendi annemle babamla çıkar ilişkisi yaşadım ve artık umut etmekten bile nefret ettim, taa ki sidrayı sevene kadar, ama oda bana umut verip veda etmişti tıpkı annem ve babam gibi.. Kolumda duran ve bana üzgün bakan sidraya bir süre bakıp önüne döndüm ve kolumu ondan çektim. Boşta olan elimi tekrar tutmaması için yusufun tuttuğu koluma doğru götürüp destek aldım ve hiç bir şey demeden yürümeye devam ettim. Yüzüne bakmadığım için nasıl tepki verdiğini göremedim ama az çok tahmin edebiliyordum, ah be sidra böyle yapmak zorundamıydın, başka türlü olsaydı bu durum gerçekten takmazdım ve beni affetsin diye elimden geleni yapardım ama şimdi öyle yapamıyordum elimde değil ona yakın davranamıyordum, beni bu yaptığıyla çok fazla yaralamıştı. Sonunda koltuğa geldiğimiz de Yusuf yatmam için yardım edip bana baktı; "iyi misin" diye sordu tereddütle Kafamı sallayıp; "iyiyim, iyiyim sadece biraz başım dönüyor biraz da ağrım var ama genel olarak iyiyim ya toparlarım" dedim Yusuf; "oh şükür ya valla iyi olmana sevindim, ben sana temiz kıyafet getireyim doruk her yerin kan, değiştirelim böyle yatma, sonra da yemek yeriz" dedi Bende kafamı sallayıp; "aynen kardeşim ya valla çok iyi olur, aslında bide banyo yapsam olmaz mı" Yusuf; "hemşire hanım bu günlük Sudan uzak dursun dedi yarın yaparsın" deyip hızla yukarı çıktı Ben yattığım yerden kalkmak için çabalarken sidra karşıma gelip koluma doğru yaklaşıp ; "ben.. Yardım edeyim sana gel" Dedi titreyen sesiyle, yüzüme bakıp kafamı çevirdim "ben kendim hallederim" dedim Ve canım biraz acısa da koltukta oturmayı başardım ve derin bir nefes verdim, kendimi toplamaya çalışırken, sidranın titreyen sesini duydum; "doruk" dedi kafamı çevirip ona baktığım da sol gözünden bir damla yaş aktı eliyle silip tekrar konuşamaya devam etti; "Neden.. Neden bana soğuk davranıyorsun neden beni istemiyorsun" diye sordu hala gözünden yaş akarken İstemsizce güldüm, ama bu öyle normal bir gülüş değildi, burukça bir gülüştü, "gerçekten sidra hala neden diye sorabiliyor musun" dedim hafif kızgın bir sesle Öylece baktı yüzüme devam etmem için, derin bir nefes alıp gözlerimi kapattım ve konuşmaya başladım; "annem ve babam" gözlerimi açıp sidraya baktım "annem ve babam da bana senin yaptığını yapıyorlardı sidra bana umut verip beni olabileceğine inandırıp sonra gidiyorlardı ve bende aynı senin gibi neden diye soruyordum, ama hiçbir zaman cevabını alamadım. Hoş gerçi şimdide alamadım, beni seninle olabileceğine inandırdın ve bende inandım hep olduğu gibi salak gibi Aptal gibi yine inandım, ufacık bir sevgi kırıtıntısına kul köle oldum ama sonra ne oldu yerle bir oldum, yine aynı yerimden 1 milyoncu kez vurulup öldüm, Sebebini anladın mı şimdi, annem ve babam gibi yaptın, beni inandırdın sonra öldürdün" dedim gözümden yaş akarken. Sidra bana üzgün ve birazda şaşırmış gibi bakıyordu, akan göz yaşlarını siliyor ama her defasında çok daha fazlasını akıyordu, sonunda nefes alarak konuşmaya başladı; "benn.. Doruk, ben bilmiyordum bilsem böyle bir şey yapar mıyım, ben sadece benim ne hissettiğimi anla istedim ondan böyle yaptım" dedi hıçkırarak üzgündü bu belliydi ama yeterli değildi. Zar zor ayağa kalkarak sidraya doğru döndüm ve tam gözlerinin içine bakarak; "ben sana seni seviyorken hiç umut vermedim sidra hemde hiç, tamam haklısın kaçtım gittim başka kadınlarla birlikte oldum seni unutmak istedim evet haklısın bu yaptığım yanlış ama ben hiçbir zaman sana umut verip olabileceğine inandırıp sonra seni ortada bırakmadım, ben sadece seni senden habersiz sevdim ve olmayacağını düşünerek unutmak istedim,senin benim duygularımı bu şekilde hiçe saymana gerek varmıydı, sidra... Ben hayatım da sadece seni sevdim sana aşık oldum, 23 yaşındayım kendimi bildim bileli sana vurgunum ya, hayatım da olan kadınları sen seviyorum falan mı sandın yada bir ton sevgilim olduğunu falan, eğer böyle düşündüysen yanılıyorsun, ben yolunu kaybetmiş bir insandım sidra hangisi doğru duraktı bilmeden yürüdüm gittim, Bi tek senin durağına uğramadım ben, kendimle beraber senide yakmayım diye, kendimle beraber seni de boşluğa süreklemeyim diye, sende benimle beraber ölme diye senin durağına hiç uğramadım... " dedim gözümden yaşlar akarken Ara ara bağırıyor ara ara sesim titriyordu ama ona rağmen yine konuşmaya devam ettim. " sidra ben seni gördüğüm de kendime hakim olamayacağımı biliyordum, ben seni gördüğüm de duygularımın üstüne örttüğüm o örtüleri kaldıracağımı biliyordum, gelmek istemedim seni görmek istemedim,hayatın maf olsun, benim için üzül istemedim ben senin için kendimden benliğimden vazgeçtim sidra peki sen ne yaptın,, seni seven seni düşünen şu cana, sırf elimi tuttu diye horon tepecek şu kalbime, 'sevgilim' gibi basit bir sevgi sözcüğün çocuklar gibi sevinen bu cana sen ne yaptın, umut verdin olabileceğine inandırdın sonra dedin ki bu sana vedam olsun, değdi mi gerçekten beni hale getirdiğine bir kez daha güvenmemem gerektiğini düşünmeme sebeb olduğuna,beni bir kez daha öldürdüğüne değdi mi " Dedim bağırarak, sidra ise karşımda ellerini yüzüne kapatmış hıçkırarak ağlıyordu, bende ağlıyordum dayanamıyordum onu o şekilde ağlarken görmeye ama kalbimin acısına da çözüm bulamıyordum, neresinden tutsam elimde kalıyordu. Derin bir nefes alarak konuşmaya devam ettim; "ben artık yokum sidra, ben artık senin hayatında sadece doruk 'um, abinin dostu ve ev arkadaşın" dedim sakince Kafasını kaldırarak bana baktı, şaşkındı ne diyeceğini bilemiyor gibi bakıyordu, kısa bir sessizliğin ardından; "ne.. Nasıl yani ben.. Anlamadım nasıl ben yokum... Ne demek bu..." diye sesi titreyerek sordu. Bir adım yaklaştım ona ve gözlerinin içine bakarak; "ne anladıysan o işte, yeni hayatım da kendim olana kadar rüyamda gördüğüm o doğru yolu bulana ve bir şeyleri yoluna koyana kadar ben sadece doruğum, daha fazlası değilim" Dedim omuz silkerek, sidra gözünde ki yaşları silerek bana bir adım daha yaklaştı ve gözlerimin içine bakarak; "ne yani sen şimdi ben sen biz den vaz mı geçtin" diye sordu tedirginlikle Derince yutkundum, bana bu kadar yakınken ona bu denli uzak olmak canımı yaksa da belli etmedim ve yine umursamaz tavrımı takınıp; "ben senden vaz geçmedim sidra ama sen biz den vazgeçtin, ben de senin gibi yapıyorum bizden vazgeçiyorum, ama kalbim hala sende, ben senin aksine beni ne kadar üzsen de öldürsen de seni unutamam ama hemen de affedemem, sen 23 yaşında ki doruğu değil, 15 yaşında ki küçük çocuk olan doruğu öldürdün çünkü, hemde hep eksikliğini duyduğu sevilme duygusu ile, bunu bu kadar kolay sindiremem, istediğin gibi olsun ben senden uzak dururum, bu konuşama,bu konuları konuştuğumuz son konuşma olsun çünkü biz diye bir şey yok artık sen onu 2 3 saat önce kendi ellerinle gömdün, beni de enkazın altınta bıraktın ve gittin şimdi müsaade ette kendi imkanlarımla çıkayım" Dedim düz ve duygusuz bir sesle, ağır konuştuğumu farkındayımdım ama ne kalbime ne de dilime hakim olamıyordum, yüreğim acıyordu ilacı ise karşımda idi ama uzanıp sarılmıyordum. Bir kez daha yaklaştım yanına gözlerin den akıttığı yaşları ellerimi kaldırıp sildim, sonra ellerimle yüzünü kavrayıp alnından öptüm, ve kendime çekip sıkıca sarıldım, istemsiz gözümden yaş akıyordu, ama bu ona son sarılşım, son öpüşümdü. Sıkıca sarıldım ona, oda bana sarıldı sıkıca, kafasını koyduğum göğsümde hıçkırarak ağladı, o ağladı ben öldüm. Kokusunu Derince çektim içime, ne kadar süre o şekilde kaldık bilmiyorum ama bir süre sonra geri çekildim ve yüzüne bakarak; "veda dediğin bu şekilde olur sidra, bu da benim sana vedam olsun... Hoşçakal" dedim ondan iyice uzaklaşarak "özür dilerim" dedi sadece hıçkırarak, kafamı iki yana sallayıp yanından yavaşça geçip merdivenlere doğru yürüdüm, akmaması için tuttuğum göz yaşlarımı serbest bıraktım, omzumun üstünden sidraya baktığımda koltuğa oturmuş kafasını elleri arasına almış hıçkırarak ağlıyordu, daha fazla görmeye dayanamadım onu ve merdivenleri çıkmaya başladım. Merdivenlere baktığım da yusufu gördüm, gözleri dolmuş tepkisiz bize bakıyordu, muhtemelen biz konuşuyoruz diye aşağa inmemişti ama orda da durup bizi dinlemişti, yavaş yavaş çıktım yanına, onun olduğu merdivene geldiğim de durdum ve elinde ki kıyafetlerimi aldım, zoraki bir gülüşle; "başlamadan bitti, canı sağ olsun" dedim Sadece yüzüme bakıyordu yusuf, kafamı iki yana sallayıp yoluma tekrar devam ettim, odamın kapısını açıp içeri geçtim kapıyı kapattıktan sonra derin bir nefes vererek tuttuğum bütün göz yaşlarımı akıttım. Aynı 15 yaşında yaptığım gibi, odanın kapına dayadım kendimi ve yavaşça aşağı inerek oturdum, bacaklarımı yukarı kaldırıp başımı ellerimin arasına alarak bağıra bağıra ağladım. Küçükken de canım yandığı zaman böyle ağlıyordum, 23 yaşındaydım ve hala canım yanıyor aynı şekilde ağlıyordum sebeb neydi, benden esirgedikleri bir tutam sevgi..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD