Bölüm 14 🦋

4595 Words
YAZARDAN ? Sidra ve doruk artık ilişkilerini bir üst seviyeye taşıdıkları için çok mutlulardı. İlerleyen zamanlar da ne olur onları neler bekliyorlardı bilmiyordhu ikisi de, ama şuan dünyanın en mutlu iki insanı idiler. Birbirlerine sarılmaya bıraktıktan sonra tekrar masalarına oturup havadan sudan sohbet muhabbet etmeye devam ettiler, çok mutlu oldukları bir geceyi daha mutlu olmak için çokça vakit geçirdiler. Yemekten sonra hemen eve gitmek yerine sahilde biraz turladılar, sohbet ettiler gülüştüler hatta bol bol kahkaha atarak bütün insanların dikkatlerini çekmişlerdi. Ama aynı durum rabia ve Yusuf için geçerli değildi. Sidra ve doruk evden çıktıktan bir yarım saat sonra onlarda çıkmışlardı, rabia nın eşyalarını toplayıp eve yerleştirmek için, başta her şey güzeldi sohbet ederek güzel bir yolculuk geçirmişlerdi hatta yusufun yurda girmesine kimse bir şey dememiş, yusuf ta rabia ile odasına çıkmıştı. Hep bir elden eşyaları toplamışlar ve kendilerine baya vakit kalmıştı. Önce eşyaları taksi ile eve bırakıp ondan sonra biraz gezmek için tekrar dışarı çıkmaya karar vermişlerdi. Planlarına sadık kalıp önce eve ondan sonra sahile inmek üzere evden çıkıp yürümeye başladılar, ellerini bir kez olsun bırakmıyorlardı. Arada sessiz kalıp öylece birbirlerine bakıyorlardı, onca senenin bir şekilde hıncını çıkarmaya çalışıyorlardı, Ne ara vardıklarını hatırlamadığı sahile geldiklerin de bir bank bulup biraz oturmaya karar verdiler, yusuf rabia nın yanın da kendini istemsizce aşıyordu. Daha önce bir kadının gözlerinin içine bakarak konuşmamış olan Yusuf,şimdi ise rabia dan bir an bile gözünü kaçırmıyordu. Doruğa evli olmadığın bir kadınla yakınlaşman haram diye üstüne basa basa söylemişti Yusuf, ama şimdi rabia nın elini tutuyor yanağını okşuyor öpüyor ve sıkı sıkı sarılıyordu, ve bunları yaparken dünyayı unutmuş gibiydi, sanki kendinden geçmiş gibi. Rabia bazen rahatsız olsada, yusufun bir sınırı olacağını bilir ve ona göre davranır diye düşünüyordu ve çoğunlukla yusufun bu hallerine tepki vermiyordu. Şimdi ise Yusuf oturdukları bankta tek kolunu rabia nın omuzuna atmış, diğer eliylele de rabia nın elini tutuyordu, rabia ise yusufun omuzuna doğru kafasını koymuş öylece denize bakıyor ve bu durumun ne kadar doğru olup olmadığını sorguluyordu, ama kendini de geri çekerse Yusuf yanlış anlar diye de çekeniyordu. Yoksa yusufun ne düşüneceği , Allah rızanın önüne mi geçiyordu! Rabia içini sızlatan bu düşünce ile aniden doğruldu, yusufun omuzundan ve yüzünde ki şaşkın ifade ile aklından geçeni kalbiyle mukayese etmeye başladı. "ey ALLAH'IM senin sevgin ve rızanı hiçbir şeyin önüne geçmesine izin verme" diye geçirdi için den rabia, ve hala içinde ki vicdan azabı duyguyla denize bakmaya devam etti. "rabia bir şey mi oldu güzelim, birden öyle kalktın" diye endişe ile sorsu Yusuf Oda şaşırmıştı, ama daha çok bir anda ne oldu diye merak etmişti, Hiç aklına gelmemişti bu yaptığının yanlış olduğu, günah olduğu çünkü peygamber efendimizin zamanın da böyle bir şey yaşanmış olsaydı, zina sayılır ve cezası ne ise verilirdi. Şuan da da Allahın emir ve yasalarına uymuyorlardı, rabia bu durumdan rahatsız ama söylemiyordu, yusuf ise rabia ya ya her seferin de biraz daha fazla dokunmak istiyordu, aklına hiç gelmiyordu ama rabia nın ona haram olduğu. "Bir şey yok öyle bir anda, ya Yusuf sana bir şey demek istiyorum" dedi rabia Önce söyleyip söylememek konusunda biraz kararsız kalmıştı ama sonra kendine yönelltiği o soru geldi aklına 'yusufun dünceleri Allahın rızasının önüne mi geçiyor " tekrar kavruldu içi, tekrar yandı ama söylemeye karar verip konuşmaya başladı. " bak Yusuf şimdi sana bir şey diyeceğim ama beni yanlış anlama olur mu, yani ben.... " daha cümlesini tamamlayamadan tizz bir ses böldü konuşmalarını. " yusuffff " diye ismini uzatarak geliyordu yanlarına,, baya açık uzun boylu zayıf ve gayet güzel olan kız. Rabia önce Yusufa baktı, kim bu kız der gibi Yusuf ise sanki tanıyordu ve tepkisiz bir şekilde bakıyordu rabiayaya. Anlamıştı rabia ikisinin de birbirini tanıdığını, kızgınlıkla kıskançlıkla öfkeyle kavruldu içi, kaşlarını çattı ve sessizce olacak olanları izlemeye başladı. "ay Yusuf,seni bu arada göreceğimi düşenemiyordum" deyip yusufun ayağa kalkmasını beklemeden direkt yanına oturup kollarını Yusufa doladı. Yusuf da yaşadığı anın şokuyla, öylece bakıyordu, rabia ise hem üzgün hemde içini kavuran o duygularla başa çıkmaya çalışıyordu. Yusuf sonunda kendine gelmiş olacakki, kadını üstünden itip "haddinizi bilin monika hanım ne bu samimiyet üstelik sevgilimin yanın da" dedi sert ve hiddet dolu sesiyle. Monika kendini geri çekse de yüzünde ki o iğneleyici tavrı gitmemişti, ve yusufun yanında duran rabiayı baştan aşağa süzüp. "gerçekten sevgilin bu mu, yazık Yusuf bende seni zevki biri sanırdım, neyse ki benim yanımda bu kızın esamesi bile okunmaz, bir gün anlayacağını umuyorum" dedi pişkin pişkin Rabia çok sinirlenmişti, yusuf ise hala yanında arsızca oturan kadına bakıyordu. O kadar çok açık giyinmişti ki Yusuf adeta gözleri ile savaş veriyor gibiydi, evet rabia güzel bir kızdı hemde çok ama monika ondan da güzeldi. Yusuf bu düşünce ile kafasını sallayarak önüne döndü, işin kötü tarafı rabia bunu farkına varmıştı ve ister istemez bu duruma çok üzülmüştü, istemsizce aktı gözlerinden yaşlar. Yılarca severek beklediği adam şuan durmuş açık seçik bir kadınla onu mukayese ediyordu, ve kalkıp gitmesi için hiçbir şey demiyordu. Yusuf monika ya bakmıyor ama rabia ya da bakmıyordu dili lal olmuştu sanki bir şey diyemiyordu. Bundan fırsat bularak arsızca konuşmaya devam etti monika "Ah tatlım bana bakmamak için yüzünü çevirmene gerek yok dön bana" dedi monika yusufun çenesin den tutup kendine çevirirken "bak doya doya bak" dedi elleri ile vucudunu dikip okşarken Gözlerimi kaçırması gerekiyordu yusufun ama yapamıyordu, bastırdığı duygular karşında neredeyse üstünde hiçbir şey olamayan kadın tarafından dürtülüyordu. Yusufun bu şekilde sessiz kalması ve üstelik kıza bakıyor olması rabia nın kalbini kırmıştı, öyle kırılmıştı ki sesini duyduğuna emindi, daha fazla dayanamayarak "YETER" diyerek gözü yaşlı bir şekilde ayağa kalktı. Yusuf kafasını sonunda çevirip rabiayaya baktı şaşkın şaşkın "sana inanamıyorum Yusuf bu sen değilsin bu tanıdığım sen olamazsın, ne oldu sana iki günde ya, senin bu şekilde harama mey edeceğine bilseydim sana hiç seni sevdiğimi söylemezdim çıkmazdım karşına, ne oldu Yusuf sana yanına kapalı olmayan bir kadın gelince Allahı mı unuttun He söylesene yada sana biri seni sevdiğini söyleyince nasılsa evlenicem deyip Allahın emir ve yasalarını hiçe mi saymaya başladın, söylesene Yusuf ne oldu da bu yaptığın her şey Allahın rızanın önüne geçti, söylesene " diye ağlayarak bağırdı. Yusuf ise beyninden vurulmuşa döndü, haklıydı rabia kendini kaybetmişti yusuf, sevdiği kızı yanında görünce üstelik ailesinin rızanının olduğunu bilince rahatlamıştı ve bu rahatlıkla ister istemez aşmıştı kendini, bir bir yaptıkları geçti gözünün önünden. Rabia yaya sarılışı öpüşü elini tutuşu ve az önce yanında arsızca oturan kadının vucudunu süzüyoroluşu ve ona baktıkça terbiyesizce aklına gelenler. Bunlar hem haram dı hemde rabia yaya yani sevdiği kadına ihanetti. Asla monika gibi bir kadınla olmazdı, ama erkekti işte ve yanında sevdiği kız varken monikanın yaptığı cilveyle nefsine hakim olamamıştı. Gözleri doldu yusufun sadece baktı öylece rabia ya pişmandı yaptığı hayatı anlamıştı, ama artık çok geçti rabia çoktan ondan gitmişti. "yazıklar olsun sana Yusuf, sana diyecek tek kelimem yok" dedi rabia ve ağlarak geldiği yönde eve doğru gitmeye başladı. Etrafını görmekte öyle zorlanıyordu ki rabia, bu şekilde yürümeye devam ederse başına bir şey geleceği belliydi, adımlarını yavaşlattı başta ondan sonra ise akmaması için direnen göz yaşlarını serbest bıraktı. Kısa bir zaman tanıdı kendine, nefes alıp verdi ve doğruldu, yusufun yanından kalkalı çok olmuştu, ama Yusuf arkasından bile gelmemişti, istemsizce gözleri dolarak baktı arkasına. Hala Yusuf ve o kadın orada otuyoruyordu, biraz daha doldu gözleri, bir kaç dakika sonra sonra ise Yusuf ayağa kalktı bir an kendinin yanına gelecek sandı rabia umutlandı, ama düşündüğü gibi olması Yusuf geldikleri yönden arkasına bile bakmadan yürümeye başladı, ve üstelik o kadın yusufun yanında gidiyordu, daha çok yandı içi daha çok kavruldu ve olduğu yere hıçkırarak düştü. Yıllarca imanına Hayran olduğu Yusuf bu olmazdı, olamazdı. Sadece 2 gün olmuştu birbirlerini bulalı üstelik bu sabah ne kadae güzel konuşmuştu Yusuf nasıl da gözlerinin içine bakıp seni seviyorum demişti ama şimdi ne haldelerdi. Gördüğü manzara ile yıkılmıştı rabia ama üzülmenin bir şeye fayda etmeyeceğini biliyordu. Düştüğü yerden destek alarak kalktı ayağa ellerini silkeyerek eve doğru yürümeye başladı. Artık hava iyice kararmıştı, hatta saat epey geç olmuştu. Evin önüne geldiğin de dorukların gelmiş olduğunu anladı, hem araba park halindeydi hem de evin tüm ışıkları açıktı. Artık bu evde Kalamazdı. Eve gelmeden önce eşyalarımı alır hotelde kalırım diye düşünmüştü rabia, çünkü artık yurda dönemezdi, kaydını sildirmişti. Ama nasip ya iste eve giderken 4 katlı bir binanın 2. Karınca kiralık yazısını gördü, etrafına baktığında hem durağa çok yakın hemde alışveriş yapacağı yerlere oldukça yakın ve güzel bir yerdeydi, durumları iyiydi rabia nın o yüzden çekinmeden kağıtta yazan numarayı arayıp daireye talip olmuştu. İstanbul gibi bir yede bekara yada öğrenciye daire veren çok az kişi vardı ondan çok umudu yoktu rabia nın ama bir kaç dakika sonra yanına gelen güler yüzlü teyze bunu sorun etmemişti. Kısa bir muhabbetin ardından evi gezdikten sonra tamam demişti rabia. Ev bir öğrenci için gayet iyiydi mutfak ve oturma odası birleşikti ve oldukça büyüktü, bir yatak odası ve bir de misafir odası bulunuyordu, anlaşmıştı rabia kadın ne derse tamam dedi ve hemen bu akşam kalmak istediğini söyledi rabia ve teyze de halinden anlamış olacakki belirli bir kapora karşılığında kabul etmişti. Artık yalnız kalacaktı rabia böylesi çok daha iyiydi, artık yusufu görmek istemiyordu eve de eşyalarını almak aynı zamanda da doruk ve sidra ile de vedalaşmak için gelmişti. Ağır bir şekilde çaldı kapıyı, bir kaç dakika sonra 'geldim' diyen sidranın sesini duydu, Sonra ise açıldı kapı. Gülen yüzle kapıyı açan sidra nın anında yüzü düştü "rabia ne oldu sana" diye tedirgin bir şekilde sordu Rabia nın cevap vermesini beklemeden tekrar "rabia söylesen hem abim nerede siz beraber değilmiydiniz" diye sordu Anında gözleri doldu rabia ın ve artık akmasına izin verdiği göz yaşları akarken "gitti" diyebildi sadece sonrası ise sadece koca bir hıçkırıktı. Sidra neye uğradığını şaşırmıştı, rabia neden ağlıyordu abisi nereye girmişti ve ne olmuştu da rabia bu kadar kötü görünüyordu. "tamam ağlama rabia gel içeri bir konuşalım, ne oldu abim nereye gitti Bi baştan anlat" dedi rabia yayı içeri alırken. Rabia ağır adımlarla salona ilerledi, koltukta televizyona bakan doruk ise rabia yayı bu şekilde ağlarken görünce bir anda kalktı ayağa telaşla "ne oldu" diye sordu tedirgin bir şekilde, sidra kafasını 'bilmiyorum' der gibi iki yana salladı. Koltuğu oturan rabia elleriyle yüzünü kapatıp artık tuttuğu ne kadar hıçkırık ses ve göz yaşı varsa hepsini bir anda bıraktı. Doruk ve sidra ellerinden bir şey gelmiyor olmanın verdiği çaresizlikle sadece baktılar rabia yaya, rahatlaması için ona zaman verdiler. Çok uzun sürmeden topladı rabia kendini, gözlerini silerek yanında oturan sidraya baktı ve artık konuşmaya başladı. "yusuf çok değişti sidra, doruğa bas bas haram diye direttiği şeyleri kendi yapmaya başladı, nefsine hakim olamadı" Dedi sesi titreyerek Sidra şaşkın bir şekilde "n-n-nasıl ya abim öyle şey yapmaz, rabia ne diyorsun sen" diye ufak bir çıkıştı. Rabia göz yaşlarını silerek konuşmaya devam etti. "sidra abin beni sevdiğini söyledikten sonra değişti işte, önceden gözümün içine bile bakamayan adam bana sarıldı beni öptü hiç yapmayacağı şeyler yaptı tepkiz kalmama rağmen, karşılık vermeme yapman sınırlarını açtı üstelik bu dün benim yanımda bir kadını baştan aşağa süzüp resmen beni onunla kıyasladı ya bunu o yüzünde ki şekilden mimiklerin den anladım, ben bunu hak edecek ne yaptım ya keşke hiç demeseydim Yusufa onu sevdiğimi, bu kadar canım yanmazdı" dedi ellerini yüzüne kapatıp ağlayarak Sidra şok olmuştu abisi hayatta böyle bir şey yapmazdı, ama bir kaç gündür abisinin rabia yaya olan bakışı ve davranışlarının değiştiğini farkındaydı. " üstelik yanlarından onca laf söyleyip gittim,arkamdan bile gelmedi oda yetmiyormuş gibi o monika denen arsızla gitti, söylesene sidra ben bunları hak edecek ne yaptım, sevdim diye mi oldu tüm bunlar" dedi hala ağlarken "yok ya yok abim yapamaz böyle bir şey abim her zaman doğru olanı yapmıştır, yok yok başka bir şey vardır rabia belki yanlış anlamışsındır abim yapmaz" dedi gözleri dolarken kabullenmek istemiyordu. Doruk ise şaşırmış bir şekilde dinliyordu rabia yayı, sadece monika kısmına takılmıştı, o ne alaka idi. Daha fazla içinde tutmadan "monika ne alaka o nereden çıktı" diye sordu. Rabia doruğa bakarak; "biz biraz yürüyüş yapalım diye sahile indik orada bankta otururken bir anda yanımız da bitti Yusufa falan sarıldı, vucudunu falan gösterdi yusufa zaten üstünde de bir şey yok gibiydi" dedi kafasını sallarken "bak rabia o kadın Yusufa Biraz takıntılı gibi aranızı bozmak için yapmıştır bir şeyler" dedi doruk bir umut rabia sakin olsun diye. Ama asla sakin olamıyordu rabia yaşadığı hayal kırıklığı her şeye bedeldi. Sidra ise şaşkındı abisinin bu durumda olmasına ihtimal bile vermiyordu heleki o kadınla gitmesine. "Neden anlamıyorsunuz ben bir şeyi yanlış görmedim gözümün önünde arkasına bile bakmadan gitti, söylesenize ne oldu Yusufa o böyle değildi" Dedi hala olayları sindirememenin şoku vardı, şaka olsun bu yaşadığı bir rüya olsun istiyordu ama oda farkındaydı yaşadığı rüya değil gerçekti. Doruk ve sidra şaşkın şaşkın bakıyordu birbirlerine konduramıyorlardı Yusufa, zaten baya da geç olmuştu ve hala gelmemişti Yusuf. Doruk ayaklanarak koltuğun üstün deki telefonu aldı ve yusufu aramak için telefonunu açtı. "ben bir yusufu arayım zaten gelmede dide Bi neler oluyor soralım" dedi Ve kızlardan biraz uzaklaşarak yusufu aramaya başladı. Bir kaç kez çaldı telefon ama açan olmadı. Tekrar tekrar aradı belkide ard arda 10 kez aradı ama açan yoktu. Tam ümidi kesmiş kızların yanına dönerken telefonun çaldığını gördü, arayan yusuftu, sinirle açtı telefonu doruk "neredesin lan sen, saat kaç oldu" diye hafif bağırdı Sakin sakin konuştu Yusuf, sanki herşey den umudu kesmiş gibiydi. "geliyorum doruk, 10 dakikaya evdeyim rabia evde mi" diye sordu, oysa sorunun cevabından çok korkuyordu "evet şimdilik evde gelde bir konuşalım" dedi ve sinirle kapattı doruk Belki de dinlemeden Yusufa bu kadar tepki vermemesi gerekiyordu ama yinede için de bir yerlere Yusufa kızgındı. Kızların yanına gelerek sidra ve rabia yaya baktı "biradan geliyormuş Yusuf , bir konuşalım bakalım ne olmuş neden böyle davranıyor" dedi tedirgin bir şekilde. Güçlü olmaya çalışarak kendi toparladı rabia, evet evde artık kalmayacaktı ama son kez Yusuf ile yüzleşmeliydi, belki de bu son vedası olurdu. Çok geçmeden kapı çaldı, rabia ister istemez heyacanlanmıştı. Doruk çok fazla oyalanmadan kapıyı açmayı gitti ve daha fazla oyalanmadan kızların yanına geldiler. Yusuf içeri harap ve üzgün bir şekilde girmişti. Hem yaptığından utanıyor hemde, rabia nın karşına çıkmaya cesareti yoktu. Doruk sorgular gibi baksa da Yusufa, yusuf hiçbir şey demeden öylece bakıyordu rabia yaya rabia ise sadece önüne bakıyordu, daha fazla dayanamadı sidra bu kadar sessizliğe o yüzden ayağa kalkıp abisinin karşına geçti. "abi rabia nın anlattıkları doğru mu? Sen o kadın..." Daha devamını getiremeden sözünü kesti Yusuf. "evet doğru" dedi başını eğerek Sidra şok olmuştu ama aynı zaman dada üzülmüştü ister istemez dolmuştu gözleri, rabia ise yüzünde burukça bir gülümse ile kafasını kaldırıp Yusufa baktı, ve daha fazla oyalanmadan ayağa kalkıp içine de biriken ve ne varsa söylemeye karar verdi. "bide pişkin pişkin doğru diyorsun ya, sana ne desem olmayacak Yusuf gerçekten inanamıyorum sana, bu kadarmış demekki senin sevgin, benden daha güzel kız bulunca kaybettin kendini, bide utanmadan kalktın gittin onunla, yazıklar olsun gerçekten sana, şu zamana kadar beslediğim o saf sevgimi aldın ve paramparça ettin hakkımda haram olsun sana Yusuf hakkımda haram olsun sevgim de " Yusuf gözünden yaş aka aka dinledi rabiayayı, ama bir yerde yanılıyordu Yusuf monika ile gitmemişti, muhtemelen rabia yanlış anlamıştı. Bir şey demek için araladı dudaklarını Yusuf, ama daha konuşamadan rabia eliyle durdu onu. " dur daha bitmedi sana söyleyeceklerim,gerçi ne kadar konuşursam o kadar yanıyor canım ama, beni o kadınla kıyasladığın kadar yanamaz, bende mal gibi sanıyorum ki Yusuf beni gerçekten seviyor ama yok beyimizin aklı hep başka yerlerdeymiş, kalktım bide seninle evlenmeyi kabul ettim adam sandım seni ailemin karşına çıkarmaya karar verdim, ya onu da geçtim ben sana öyle bir inandım öyle bir sevdim ki bana karşı koyan ailemi bile elimşn tersiyle ittim ben ya ben annem ve babamın sözünü dinlemedim, salak gibi senelerce seni sevdim, bu muydu karşılığı, üstünde beş karış bile bez parçası olmayan her yeri belli olan belki de din ile alakası olmayan açık seçik biz kızla beni kıyasla, yanımda kızın her yerini süz diye mi bekledim sevdim onca sene, asıl sana değil kendime yazıklar olsun, koca bir hiçe aşık olmuşum, yazık en çok bana yazık " dedi Artık tutamadığı göz yaşları akarken. Yusuf da ağlıyordu, hayatlıydı hemde çok,nefsine hakim olamamıştı. " ben... Ben özür dilerim o kadar haklısın ki ama dinle beni rabia ben seni onunla kıyaslamadım asla ben o kadını sen olsan da olmasan da hayatta tercih etmem evet baktım evet orada ona bir şey diyemedim ama yemin ederim benim o kadınla işim olmaz, ben seni çok seviyorum rabia ben sen bilmeden yıllarca sakladım sana olan sevgimi, şimdi bir anda gün yüzüne çıkınca afalladım kendimi kaybettim sana bile istemeden çok fazla yaklaştım, hatalıyım evet ne yapacağını bilmiyorum, yıllardır yürüdüğüm o doğru yoldan yanlış yöne sapmışım, bunu sen beni bırakınca anladım, ne olur affet beni, ben o kızla bir yere gitmedim, sen bana o kelimeleri söyleyince kendime geldim ve her zaman gittiğim dergaha gittim, ben o kadının benim arkamdan geldiğini bile bilmiyordum yolun yarısın da saçma sapan konuşunca anladım yanımda olduğunu ağzının payını verip kendime içime baktım, yemin ederim o kadınla bir yere gitmedim" Dedi gözündeki son damla yaşı akıtırken. Rabia ise yusufu hiç affedecek gibi durmuyordu. Kafasını hayır anlamında iki yana salladı. "asla Yusuf asla seni affetmicem, ne olursa olsun sen o kadına benim yanımda baktın kendini benim yerime koy ve öyle düşün ne hissederdin senin yanında bir erkeği öyle baştan aşağı süzsem ne olurdu tepkin, büyük konuşmak istemiyorum ama sana hala öfkeliyim ve seni affetmeyi düşünmüyorum " dedi Aslında blöf yapıyorsu rabia yusufun canını yakmak istiyordu burnu sürtsün kendine gelsin istiyordu yoksa o da farkındaydı yusuf hata yapmıştı ve pişmandı, evet yanında bir kadını baştan aşağa süzmesi canını sıkmıştı ama tek taraflı bir suç değildi bu öyle bir durumda insanın kendine hakim olması biraz zordu, sonuç olarak erkek nefsi o kadar sağlam değildi.. Yusuf rabia nın her sözünde kahroluyordu, ama elinden de bir şey gelmiyordu, anlatsa belki yada çekinmeden her şeyi söylese belki yoluna girerdi ama yine de kendini anlatamamaktan korkuyordu. Bir adım attı Yusuf rabia doğru içinde olan biteni anlatmak için tekrar araladı dudaklarını; "rabiam güzelim bak beni bir dinle, lütfen ondan sonra yine affetmezsen anlarım ama lütfen dinle" dedi yalvarır gibi Rabia kollarını göğsünde birleştirip aynı yusufun yaptığı gibi bir adım attı ona gözlerinin içine bakarak; "hala anlatacak bir şeylerin varsa buyur anlat dinliyorum" dedi sinirle Yusuf rahat bir nefes alarak konuşmaya başladı. "bak güzelim bu kadın daha o şirkete kaydımı yaptırdığım günden bu yana benimle uğraşıyor zaten, bir kere yüz göz olmadım bir kere yüzüne bakmadım, ben kendimi bildim bileli sana aşığım da sırf sen üzülme diye sana bile diyemedim, bu gün olanlar o kızın yanımıza gelmesi inan beklediğim bir durum değildi ne yapacağımı şaşırdım ben çoğunlukla sana ne derim diye düşünmekten kadının dediklerine bile odaklanamadım, sen gelmiş bana beni onunla kıyasladın diyorsun yahu yavrum o senin tırnağının ucu bile olamaz ben sence böyle bir şeye kalkışırmıyım, evet haklısın senin yanında ona bakmamam lazımdı kafamı çevirmem lazımdı ama burnumun dibine kadar girmiş dik dik salak salak haraekler yapıyordu ne yapacağımı neye bakacağımı şaşırdım dilim lal oldu tek kelime edemedim, güzelim ben seni çok seviyorum benim hayatımda senden başka kadın olamaz gün sayıyorum ben annen baban gelsin de bende bizimkilere söyleyip seni isteyelim diye sensizlikle kaybedecek tek bir saniyem bile yok benim, lütfen rabiam beni affet bana inan lüften " Dedi sonlara doğru sesi titrerken. Rabia elbette yumuşamıştı, ama bunu Yusufa belli etmiyordu çünkü içinde ki kırgınlık yine yerinde duruyordu, üstelik öncesin de yusufun ona davranış şekli hala canını sıkıyordu, o Yüzden tavrından hiç ödün vermeden konuşmaya devam etti. "belki yalan söylemiyorsun Yusuf belki dediklerin doğru evet ama sana kırgınım kızgınım ve inan geçmiyor içimdeki bu şey, o yüzden fazla uzatmak istemiyorum buraya eşyalarımı almaya geldim kendime ev buldum ve oraya gideceğim. Biz de seninle biraz ara verip düşünsek iyi olur yani en azına ben, seninle ne kadar evlenmeye hazırım bilmiyorum, ve bu belirsizlik bana iyi gelmiyor " dedi başını eğerken ve bir adım uzaklaştı Yusuf tan " gitme Rabiam lütfen kal burada yanımda ol uzağıma gitme, ne olur beni Sensiz bırakma " dedi Yusuf hala istemsizce ağlıyordu. Sidra ve doruk sadece onları izliyordu, doruk daha fazla dayanamayarak araya girdi; "rabia nereden ev buldun hem bu saatte tek başına yapma gel kal bu akşam yarın gündüz gözüyle bakarız bir hal çaresine" dedi sakin bir şekilde. Rabia doruğa dönerek "gerek yok doruk sahilden eve dönerken gayet makul bir daire dikkatimi çekti ve ayarladım, ve kendi başımın çaresine de bakarım hep baktım" Dedi omuz silkerek ve eşyalarının olduğu tarafa doğru gidip ufak bir ayarlama yapıp kapıya doğru gitmeye başladı. Yusuf hala gözünden yaşlar gelirken "rabia gitme" dese de pek duymuyordu rabia. Kapıdan çıkmadan önce sidraya baktı rabia gözleri dolu dolu olmuştu ama ağlamıyordu ve biraz da şaşkındı. "sidra güzel kardeşim oysa hayalim de akşam eve gelip bu gün dorukla ne yaptınız ne konuştunuz diye seni utandırmak vardı ama nasip işte ben senin mutluluğuna ortak olamadım ama sen benim mutsuzluğuma hep ortaktın, ama yarın okulda telafi edicem söz" dedi ağlayarak ve sıkıca sarıldı sidraya Sidra tepki veremiyordu, oda çok üzülmüştü hem de çok sadece arkadaşına sıkıca sarılmakla yetindi. Yusuf ise yaşlı gözlerle bir umut bakıyordu rabiayaya belki ona da sarılır yada Gitmez diye ama rabia kafasına koymuştu artık ne olursa olsun bu evde kalmayacaktı. Sidra ile rabia sarılırken doruk araya girdi. "Rabia madem kafana koydun gidiceksin bari müsaade et beni bırakıyım seni saat epey geç oldu aklımız sende kalır" dedi üzgün bir şekilde Rabia sidradan ayrılıp doruğa baktı "gerek yok doruk ben hallederim hem kimse evim nerede bilsin istemiyorum" dedi başını eğerken Doruk sıkıntılı bir nefes aldı o da arada kalmıştı yusufun bu şekilde olması ve arsız bir kadın için böyle bir şeyin yaşanıyor oluşu onu illaki üzmüştü. Doruk kapıya doğru Biraz daha yaklaşıp "rabia sana söz kimseye demeyeceğim evini ama izin ver ben bırakıyım seni eve" "doruk, kusura bakma ama inanasım gelmiyor" dedi omuz silkerek rabia Alınmamıştı doruk kız haklıydı kendisi olsa o bile şüphe ederdi ama yinede onu yalnız göndermek istemiyordu. O yüzden bir hamle daha yapmaya karar verdi. "söz dedim rabia söz erkek sözü sidraya olan sevgimin üstüne söz" dedi umutla.. Rabia ve sidra birbirine bakıp gülümsedi, sidra başıyla onaylar gibi salladı sonunda ikna olmuştu rabia ve ikiletmeden "tamam" dedi sadece ve kapıdan çıkmadan son kez baktı Yusufa. "bu sana vedam değil Yusuf ama kendine gelmen lazım benn eski yusufu seviyorum gözlerime bile bakmaya çekinen o yusufu istiyorum, değiştin hemde bir günde kendine gelmen lazım, hoşçakal" Dedi ve kapıdan çıktı. Rabia kapıdan çıktı Yusuf ise olduğu yerde öldü, olan kime mi oldu, aralarında ki güvene. Artık rabia Yusufa eskisi kadar güvenemeyecekti, ve Yusuf bunun acısıyla kavrulacaktı. Doruk ve rabia arabaya bindiklerin de sessizliği bozan tek şey rabia nın akmaya başlayan göz yaşları ve hıçkırıklarıydı, tamam onu affedecekti ama yinede kalbi çok kırılmıştı. Doruk sadece bakıyordu rabiaya ya ne söyleyebilirdi ki şuan ona ne dese boşa gidicekti. Sonunda arabaya sürmeye başladığında nereye gittiğini bimeden sahit tarafına doğru sürdü, rabia anlamış olacakki "neredesin biliyorsun doruk evimin bu tarafta olduğunu" diye merakla sorsu Doruk yola bakarak "sahilden dönüşte denk geldim demiştin bende mantıken o tarafa doğru sürdüm" dedi omuz silkerek Burukça gülümsedi rabia kafasını sallayarak "doğru tahmin ettin bu tarafta, hayvan veterinerin hemen karşında" dedi yola bakarken "bize baya yakınsın bu iyi oldu bir şey olursa en azına hemen geliriz yanına sende bizi habersiz bırakma olur mu" Dedi doruk bir arkadaş edasıyla Rabia başını sallayarak "elbette söylerim saol, ama Yusufa söyleme olur mu sidraya desen de olur zaten yarın okula gidicez beraber illaki öğrenecek ama Yusuf bilsin istemiyorum, ona bu şekilde söyle olur mu" "tamamdır sıkıntı yok söz verdim sonuçta Yusuf en yakınım olsa bile söz konusu sidra ise annemi babamı bile tanımam" Dedi gülerek ortamın kötü havasını atmak istercesine, ikisinde güldü biraz olsun gülmek iyi gelmişti rabiaya ya ama yinede yalnız kalıp dinlenmesi gerekiyordu çünkü hala sindiremediği çok şey vardı Evin önüne geldiklerin de rabia ın işareti ile doruk durdu, inmeden doruğa bakarak "çok teşekkür ederim doruk sen iyi bir arkadaşsın" Dedi minnetle Gülerek cevap verdi "ne demek her zaman sende öyle hem bana olan sözünü unutmadım rabia anlatacak çok şeyin var bizde uzaklaşma" Rabia; "unutmadım doruk ve inan sana her şeyi anlatmayı çok istiyorum hatta yarın okuldan sonra olabilir, bir kaç eşya almam lazım hem onlara bakarız hemde konuşuruz olmaz mı" Doruk; "süper olur mobilya konusunda sana yardımcı olurum bildiğim çok iyi yerler var hep bir elden evi düzenleriz sende rahat rahat oturursun" Rabia "çok saol doruk, hadi hayırlı geceler yarın görüşürüz" Doruk "sanada hayırlı geceler rabia iyi dinlen, güzel düşün, yusufu bilirim asla yalan söylemez bir hata yaptı evet ama farkında ve pişman üstelik o kadın... Resmen kafayı Yusufa takmış durumda çok daha kötüsünü yapmaktan korkuyorum" Rabia "elbette farkındayım doruk pişman ama bende kırgınım hep böyle kalmam düzelirim ama ister istemez canım yanıyor, üstelik o kadına gelince daha fazla ne yapabilir ki zaten yapacağını yaptı" Doruk "bilmiyorum rabia ama o kadından her şey beklenir, neyse ben seni tutmayım sen git dinlen bir şey olursa ara mutlaka tamam mı" Rabia "tamamdır hadi görüşürüz" Dedi rabia kapıyı örterken, başıyla selam verip rabia apartmana girene kadar bekledi doruk, ondan sonra evine geçmek için yol aldı. Şimdi iki ayrı yerde acı çeken iki kalp vardı, peki ya sonları ne olacaktı. Yusuf rabia kapıdan çıkar çıkmaz zaten çökmüştü, rabia desen ne yapacağını bilemiyor durumundaydı annesine anlattı olan biteni sidradan sonra en yakın arkadaşına yani, annesi de Yusufa fazla kızmadı daha çok monika denen kadının daha fazla ileri gitmesinden korktu. Günler öyle öyle geçti, sidra ve rabia artık okullarına gidiyordu, doruk ve Yusuf ise 3 gün stajda 2 gün okulda oluyorlardı. Stajda oldukları zaman monika yusufun yanından neredeyse hiç ayrılmıyordu her fırsatta Yusufa dokunarak yada onu tahrik etmeye çalışarak aklını başından almaya çalıyordu ama Yusuf o hayatı bir kez yapardı, şimdi daha temkinli davranıyordu hatta onu görmemezlikten geliyordu. Su akar yolunu bulur diye boşuna dememişlerdi, öylede olmuştu olaylar olalı 1 haftayı geçmişti, ama yusufun için deki acı bir türlü dinmemişti, kendini affettirmek için elinden geleni yapmıştı ama rabia onu affetmemişti, yine son bir kez şansını denemek için evine gitmeye karar vermişti, bu sefer ne yapıp ne edip kendini affetirecekti aklına koymuştu. Rabia ise zar zor dayansa da artık ona olan özlemin den daha fazla duramayacaktı, gidicekti evine affettim diyecekti, hatta o gelmeden gidip bir süpriz yapmayı bile düşünmüştü, hemen olduğu yerden kalkıp hazırlanmaya başlamıştı, heyacanlanmıştı, sanki ilk defa görecekmiş gibi kalbi hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Rabia nın hazırlığı tamamlandığın da ayna da kendine gülümseyerek baktı, neler söyleyeceğini kafasında kurmaya çalışıyordu, çok fazla zaman geçmeden kapı çaldı, biraz şaşırsa da belki sidra dır diyerek kapıya doğru gitti ve gülerek açtı. Kapıda gördüğü kişi sayesin de gülün yüzü anında soldu. Monika denen kadın rabia ın kapısına kadar gelmişti, geç onun orada ne işi vardı ki, kaşları çatılı bir şekilde bakıyordu rabia monika ya ama arsız kadın gerçekten sinsice gülümsüyordu çok fazla zaman geçmeden. "Evin de aynı sen gibi sönük, gerçekten burayı çok aradın mı" dedi iğrenerek bakıyorsu etrafa "ne istiyorsun hem senin ne işin var benim evim de" diye çıkışta rabia Şuh bir kahkaha arttı monika sonra ciddileşti ve "yusuf tan uzak dur seni paçoz insan, sen ona layık değilsin" dedi öfkeyle Bu sefer gülen rabia olmuştu "Sen çok layıksın sanki tipe bak Allahım '' dedi sinirle Monika çantasından bir zarf çıkararak rabia ya uzattı ve " yusufun kimi tercih ettiği belli, uzak durması gereken sensin bir daha seni uyarmam " dedi tehtid eder gibi. Rabia elinde ki zarfı alıp merakına yenik düşerek açtı. Zarfın içinde bir kaç resim vardı, ne olduklarını anlamak için zarfı iyice açıp resimleri çıkardı ve gördükleri karşısında dünyası başına yıkıldı. Elinde tuttuğu resimlere öylece baka kaldı ne konuşuyor ne tepki veriyordu öylece resimlere bakıyordu. "inan o kadar güzel bir geceydi ki yorgunluktan uyudu, benim de o geceyi ölümsüzleştirmek aklıma geldi, bunu sende gör istedim, ve dediğim gibi Yusuf tan uzak dur paçoz" Kendi kendine bir şeyler diyordu monika ama duymuyordu ki rabia o elinde tuttuğu resimleri dolu gözlerle bakıyordu, hayal kırıklığına uğramıştı, ve üstelik Yusuf bunu nasıl yapabilirdi.? Yüreğin de ki yangınla iki kelime döküldü dudaklarından "bunu bize nasıl yapabildin Yusuf" Sonrası ise hüzün ve bir dünya dolusu hüsran
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD