YAZARDAN ?
Yusuf karmakarışık duygular içerisindeydi, sidra ise hem mutlu hemde biraz sinirli idi,, mutluydu çünkü rabia kız kardeşi gibiydi ondan ömür boyu ayrılmamak elbette işine geliyordu, diğer yandan siniri ise abisine idi, bu kadar zaman duygularını saklamış olmasına ister istemez sinirleniyordu.
Doruk ise masada yusufu anlayan tek kişiydi, çünkü oda aynı şekilde saçma sebebler den sevdiğinden uzak kalmıştı, şimdi ise duygularının karşılıklı olması karşında nasıl tepki vereceğini kestiremiyordu.
Ve rabia onca sene mücadele etti her şeyle, hem ailesi hem çevresi hem okulu idare etmesi ve alttan alması gereken çok şey olmuştu ama hepsini başarmıştı, şimdi ki kızgınlığı ise kendineydi her şeyin bir şekilde üstesinden gelip Yusuf 'a yenik düşüyor oluşuydu, hala seviyordu ilk günkü gibi, taze ve heyecan doluydu kalbi, ama bir yanda da tereddüt etmeden duramıyordu ya hala Yusuf onu sevmiyorsa o zaman ne yapacaktı.
Doruk ile ilk karşılaştıklarında anlamamıştı sidra, aslında Yusuf adı geçince bir an o sanmıştı ama resim falan yoktu ki msj uygulamasında, hem o kadar kurcalayamazdı da o yüzden çok sorgulamamıştı, ama şuan bazı taşlar yerine oturuyordu.
Zaten okulun yurt diye sunduğu yerin meyhaneden farkı yoktu, bu tür yerler ona göre değildi, ama oda bilememişti, anne ve babası umrede olmasaydı eğer belki böyle bir şey olmazdı, ama vardır bunda da bir hayır diyerek kaç gündür başka yurt ve ya ev arıyordu.
Annesi ile konuşmak için mutfağa geçmişti rabia, olan biteni annesine anlatıp ve anlatmamak konusunda git geller yaşıyordu ama biliyordu kendini asla yalan söyleyemezdi.
"Anne ben Yusufla karşılaştım" dedi pat diye annesi ufak bir şok yaşasa da "nasıl nerede" diye sormadan edemedi.
Rabia olan biteni anlattığın da "her nasip vaktine özeldir diye boşuna demiyorlar, ne güzel yıllar sonra bir daha karşılaştınız, oturun konuşun kızım helallik isteyin birbirinizden, ölüm var kırgın olmayın birbirinize" dedi uysal ve anlayışlı bir anne olarak.
Melek hanım aslında gerçek adı mariya, annesi yabancı babası Türk olunca annesi bu isimi vermiş ona, o da doruk gibiymiş aslında boş boş yaşamış hayatı, kızı olduğunda ise din dışında çok şey katmıştı ama dinden hem kendisi hem eşi çok uzaktı.
Rabia yusufu sevince değişmeye başlamıştı annesini babasını sürekli sorguluyordu rahatsız ediyordu bu durum mariya hanımı başta ses çıkarmadı ama bir gün ben kapanıp hafız olmak istiyorum dediğin de gözü dönmüştü, çok kavga etmişlerdi rabia ile ama rabia pes etmemişti, ne yapmış ne etmiş gitmişti, kızı vazgeçsin diye yusufların kapısına bile dayanmıştı ağza alınmayacak bir çok laf söylemişti.
Ama rabianın değişimi anne ve babasına da yansıyordu, bazen evde kuran okuyordu annesini ister istemez duyuyordu onu her ne kadar kabul etmese de kur'an sesi ona ve eşine huzur veriyordu adeta kararan kalplerine ışık oluyordu.
Bir süre kabul etmedi bu durumu ama rabia ya da karşı gelmedi, icazet aldım anne törenime gelmek istersen gel demişti rabia umutsuz bir şekilde, ama mariya hanım kendine bile şaşırarak gitmişti kızının icazetine, hafız kutlamalarına ilk defa katılmıştı, başına aldığı yarım yamalak türbanı ile annelere ayrılmış özel yerde oturdu bir süre, kızını izledi sürekli gülen yüzünü, ağzından çıkan kur'an tilavetini, onun o güzel yüzünü saatlerce izledi, en son bütün hafızlara temsili taç taktılar başta anlamadı ne sebeble takıldığını ama sonra oradaki sunucu açıklama yapınca anlamıştı neden olduğunu.
"hafızlar cennete parlayacak ve onlara özel taç takacaklar, bizim ki temsili bir taç Rabbim gerçeği ile yüzleşmeyi nasip etsin" demişti orta yaşlı kadın, o zaman bir iki damla yaş düşmüştü mariya hanımın gözlerinden, sonra ise yine aynı kadının "bu evlatları doğuran büyüten ve bu zamana kadar gelmelerin de her türlü rölü olan, kur'anı öğrenmek Allahı bilmek için evlatların dan ayrı kalan anneler de hak ediyor aslında bu tacı, çünkü cennet annelerin ayakları altındadır" demişti şaşırmıştı mariya hanım anne olmak bu kadar mükafatlı bir şeymiydi, kendi kendine düşünürken bir anda kendini kızının karşında bulmuştu, o gülen gözleriyle annesine taç takmıştı rabia, işte o an dönüm noktası olmuştu mariya hanımın, ondan sonra eşi ile konuşmuş olan biteni anlatmış bir anda Kendini sorgularken bulmuştu, babası o kadar bilgisiz değildi bu konularda sadece fazla dünyaya adapte olmuştu ama rabianın hafız olması onlarında kalplerin de bir şeylerin değişmesine vesile olmuştu, mesela artık mariya hanım mariya değilde melek ti, rabia ise kalıcı olarak adını rabia yapmıştı.
Ettiği tüm dualar kabul olmuştu rabianın yusuf dışında, uzaktan bakıp sevmekle yetiniyordu sadece, bu gün eve davet edildiğin de kalbi heyacandan yerinden çıkacakmış gibi olmuştu henüz hazır değildi Yusufla karşılaşmak için ama enin de sonunda olacaktı.
Yusufun hal ve hareketlerine bakıyordu rabia acaba seviyor mu diye ama hala aynı yusuftu sert ve bir şeyleri belli etmeyen gözleri bile o günkü gibi bakıyordu hala ona duygusuz ve ifadesiz, oysa bilmiyordu rabia Yusuf 'un içinde ne yangınlar yanıyordu.
Dalıp gitmişti annesinin dediğine nasıl konuşacaklardı ki nasıl bir araya geleceklerdi yarın o sevmediği yurda gitmek zorundaydı, her ne kadar burada Yusufla kalmak istese de bunu sidra ya dahil söyleyemezdi.
Annesinin sesi ile kendine geldi rabia "efendim anne" dedi sesini düzgün çıkartmaya çalışarak melek hanım derin bir nefes alarak konuşmaya başladı;
"AH kızım biliyorum Yusufla böyle olmanız da benim de payım var özür dilerim ama diyorum ki rabia biz gelene kadar en azına orada kalsan biz seni oradan alsak hem Yusuf tan da özür dilemiş helallik almış oluruz olmaz mı kızım, ben sen yarın o yurda git istemiyorum, bak sen kaç gündür içeri erkek falan girer diye uyuyamadın bile hem biraz dinlemiş olursun olmaz mı " diye üzgün bir şekilde söyledi
Söyledi ama bunu nasıl diyecekti ki
" annem ben nasıl derim buarada kalayım diye,biliyorsun beni diyemem hem idare ederim ben ya 2 hafta sadece ne olacak ki "dedi iç geçirerek oysa ne fırtınalar kopuyordu içinde.
Onlar anne kız mutfakta çözüm bulmak için baya konuştular, sidra doruk ve Yusuf üçlüsü ise hala rabia nın değişimi hakkında konuşuyordu Yusuf merak ettiği her şeyi sormuştu sidraya geç kalınmış bir sorgu idi ama olsun hala yanında idi rabia belki yarın yurda gitmeden konuşurdu, gerçi o yurda gitmesini de istemiyordu Yusuf hafız kızın ne işi vardı öyle yurtta, sıkıntılı bir şekilde baktı sidraya sonra;
"çok mu aramış gerçekten o yurdu ya" dedi sıkıntılı bir şekilde, sidra ise daha çok kızarak abisine sert sert baktı.
"ya abi anlamıyor musun sen kız bulmadı orayı çıkan yurt orasıydı ne yapsın, annesi babası yanında olmayınca mecbur gelmek zorunda kaldı yoksa oda memnun değil bu durumdan, kaç gündür uyku uyuyamıyor odaya biri girer diye kız kendi ihtiyaçlarını giderirken bile diken üstünde, buraya da gelsin Bi banyo yapsın rahat bir uyku çeksin diye ikna ettim gerçi teklifi doruk yaptı ama olsun onun yapması iyi oldu ev doruğun ya kendini kötü hissetmez " dedi abisine bakarak
Yusuf bu duruma içerleniyordu en azına Annesi babası gelene kadar kalsaydı biz de en azına aklı kalmazdı içi rahat olurdu.
" ya saçmalamayın Allah aşkına ne demek benim evim 3 de evi ben demeden de çağırabilirdin elbette rabia ya yı, üstelik hafız bir kız, kapalı ve erkekli bir ortam onu fazla yormuş ve yıpratmışta olabilir, zaten yorgun olduğu her halinden belli oluyor" dedi doruk araya karışarak
Yusuf ta sidra da düşünüyordu sadece, doruk ise önünde ki yemekten yiyor ama aklına gelen şeyi söylemekten çekiniyordu yanlış anlarlar diye eh yani bide Yusuf vardı, kendisi duygularını belli edemeyen bir su aygırı olduğu için, nasıl tepki verirler diye düşünüyordu.
Çok fazla vakti yoktu rabia gelmek üzereydi ve bir seçim yapmalıydı ve doruk söylemeyi tercih etmişti.
"ya size bir şey dicem" dedi önce dikkatleri üzerine çekerek, ikisi de dinliyorum der gibi bakıyordu doruğa
Boğazını temizleyerek konuşmaya başladı;
"bizim ev baya büyük biliyorsunuz, acaba söylesek hiç uğraşmasada burada mı kalsa hem sidraya da daha yakın olur hemde ikisi de yalnız kalmaz" dedi biraz tereddüt ederek
Aslında bu fikre sidra dünden razıydı ama işte abisinden çekiniyordu, oysa Yusuf ta bu teklife olumlu bakmıştı her zaman yanında olacaktı sevdiği kız peki bunu kabul eder miydi acaba rabia.
Yusuf dirseklerini masaya koyarak "kabul ederim rabia burada kalmayı" dedi gülerek
Sidra o kadar mutlu olmuştu ki buna hemen kalkarak abisine sıkıca sarıldı, Biraz öyle durduktan sonra yanağına öpücük kondurup "canım abim" dedi adeta gözlerinden kalpler çıkarcasına
"fikri ortaya sunan benim, hemde isterim" dedi doruk gülerek, sidra utanarak baksa da doruğa Yusuf sert bir şekilde bakıp uyardı doruğu.
Doruk bu duruma üzülse de beklemekten başka çaresi yoktu.
Onlar rabia gelene kadar kendi aralarında atışsalarda gerçek ortada idi.
Sidra da dorukta birbirlerini çok seviyordu ve Yusuf buna asla engel değildi sadece abi olarak bazı şeyleri yanında yaşansın istemiyordu.
Rabia mutfaktan gelerek masaya geçti ve "özür dilerim annem biraz fazla konuştu" dedi mahçup şekilde.
Kendi aralarında 'önemli değil' faslı geçtikten sonra, demin aldıkları kararı söylemek için Yusufa baktılar.
Eğer Yusuf söylerse kalır gibi düşündüler, yusuf ta başıyla onayladıktan sonra rabia ya ya baktı, belli etmemeye çalışıyordu ama nasıl heyacanlıydı bunu bi tek kendisi biliyordu, kendini toplayıp söze başladı;
"rabia, sana bir şey söylemek istiyorum" diye girdi konuya,
Rabia şaşkın şaşkın baksa da etrafa kendini toplayarak "dinliyorum" dedi çekingen bir şekilde
"İstanbul gibi bir yerde istediğin yurdu bulmak biraz zor rabia, hele ev bulmak ondan daha zor bekara, öğrenciye ev vermem diyen insanlarla dolu her yer, üstelik tek başına bu tür bir yerde yalnız kalmak çokta doğru değil,, sen gel bizimle kal annene babana söyle kal burada, hem sidraya da yoldaş olmuş olursun hemde aklım sende kalmaz yani aklımız sende kalmaz " dedi rabianın gözlerine bakarak
Rabia şaşırarak bakıyordu hepsine, sonunda konuşması gerektiğini düşünerek
" teklifiniz için teşekkür ederim ama gerçekten size yük olmak istemem, hem sonuçta ben sidranın arkadaşıyım, rahat edemezsiniz belki "dedi mahçup bir şekilde.
Doruk kaşlarını çatarak baktı rabia ya ya
" saçmalama rabia senden neden rahatsız olalım, hem kocaman ev boş bir sürü oda var her oda da sidranın odası gibi geniş ve büyük, 1+1 eve çıkmış gibi düşün ve üstelik senin burada kalman beni memnun eder, sonuçta bana yardım ettim bunu kendime borç bilirim "dedi gülerek
Sidra ise yavru köpek gibi bakıyordu rabia ya ya kabul etsin diye, rabia ise ona bakmıyordu çünkü sidraya bakarsa kabul edeceğini biliyordu annesi babası da bu duruma bir şey Demezdi, ama yinede kendini fazlalalık gibi hissediyordu.
Sidra daha fazla dayanamayarak;
"Rabia lütfen bana bakar mısın" dedi üzgün bir şekilde
Rabia elleriyle oynayarak konuşmaya başladı.
"sana bakarsam hayır demem mümkün değil biliyorsun" dedi Biraz tebessüm ederek
Yusuf kendini tutamayarak;
"bak o zaman sidraya" dedi rabia hemen kaldırıp Yusufa baktı,
Yusufun bakışları ilk defa farklıydı, farklı bir duygu vardı gözlerinde, umutlanmıştı rabia acaba demişti, acaba seviyor mu beni düşünmeden konuşmaya başladı rabia
"gerçekten kalmamı istiyor musun Yusuf" dedi umutla
Yusuf bir an bile gözlerini kaçırmadan baktı rabia ya ya, özlemle aşkla baktı, Hayran olduğu güzelliğini süzdü, o bir kaç saniyede yine hayallere daldı, kendine gelince tebessüm ederek
"istiyorum rabia, sidradan daha fazla istiyorum hemde" dedi gülerek sonra önüne döndü.
Daha fazla saklayamazdı Yusuf, bu zamana kadar sakladıda ne olmuştu boşuna geçen zaman ama bu saatten sonra öyle olmayacaktı, bırakmayacaktı rabiayı ailesi işi parası umurumda değildi,zamanı geldiğin de de rızasını alıp nikahına alacaktı rabia yı, severken neden acı çektireceklerdi ki birbirlerine
Mutlulukla gülümsüyordu rabia, ev bulduğuna yada arkadaşının yanında da kalacağına değil sevdiği adamın onunda sevdiğini anladığı için.
"peki o halde kabul" dedi yine en çok sevinen sidra gözükse de Yusuf ondan daha fazlaydı ama belli edemiyordu.
Sonrası çok güzel geçen bir akşam yemeğiydi, birlikte sohbet edip yemek yemişlerdi.
Gerçi doruk yemek boyunca sidraya yürümüş, ve sürekli Yusuf tan azar işitmişti ama yinede keyifleri yerindeydi.
Gerçi doruk hala sidraya yarın yemeğe gidelim nasıl diyeceğim diye düşünüyordu, çünkü sürekli 4 lü olarak takılıyorlardı.
EN sonunda aklına gelen bir fikirle Yusufa bakıp;
"Yusuf sen rabia ya ya kalacağı odayı gezdirsene" dedi bir anda
Rabia ve Yusuf şaşkın şaşkın doruğa baksada sidra aslında olanı anlamıştı ve gülmeden edemiyordu.
Yusuf "sidra ile yemekten sonra bakarlar, acelesi yokki doruk" dedi Anlamaz bir şekilde
Rabia sidraya baktığında, yüzündeki ifade den az çok ne olduğunu anlamıştı oda daha fazla dayanamayarak gülümse di, ve biliyordu ki Yusuf konuyu anlamadığı için kalkmazdı masadan, doruğa baktığında ise kendine yavru köpek gibi baktığını gördü, onaylarcasına başını salladı.
"Yusuf aslında şimdi baksak iyi olur hem bende bi evi gezmiş olurum, yemekten sonra da farklı şeyler yaparız" dedi gülümseyerek
Yusuf zaten rabia nın sesini duyunca eriyordu bide gülümsüyordu, aklı başından gidiyordu o öyle bakarken
"peki o halde bakalım" dedi ayağa kalkarak
Aslında doruğun ilk dediğin de anlamıştı Yusuf, doruk un ne istediğini ama yokuşa sürmek hoşuma gidiyordu.
Masadan kalkıp rabianın yanına gelmesini bekledi ve yanına gelince kendi odasının yanında olan odaya doğru ilerlediler.
Doruk yalnız kalmamın verdiği mutlulukla "işte bu" diye hafif bağırdı sidra ise biraz utanmıştı.
Doruk sidraya baktığın da sustu ve bir kaç dakika bir şey demeden öylece izledi sidrayı, onu izlemeyi çok seviyordu, yanaklarının al al oluşunu çok seviyordu.
"sidra, güzelim" dedi heyacanla
Sidra zaten ona bakıyordu, gülümsedi ve ortalığın heyacınım dağılması için "güzelin miyim gerçekten" dedi bir çocuk edasıyla.
İkisi de birbirine bakıp gülümsedi
"güzelimsin gerçekten" dedi doruk ona aşkla bakarken
Sidra utanarak kafasını eğdi, doruk ise heyacanını bastırarak konuşamaya başladı.
"yarın akşam benimle dışarıda yemek yer misin"
Dedi, umutla bekliyordu, sidra ise kafasın da ki sorularla öylece baka kalmıştı.
Çünkü sabah kırdıkça affetmem zor oluyor diyorsu öğlen elimi tutuyordu akşam ise yemeğe gidelim diyordu, kafası allak bullak olmuştu, öylece kafası eğik yüzü asık bir şekilde düşünüyordu.
Doruk sidranın bu hallerini anlamış olacak ki kendini açıklamak için kıpırdandı;
"farkındayım sidra kafan karıştı, sabah dediklerim,öğlen yaptıklarım bide şimdi, ama sana kendimi açıklayayım aslında sana gerçekten kırgındım kırılmıştım ama öğlen rabia yla karşılaşınca bana bir şey söyledi ve haklıydı, sen beni bilmiyorsun sidra beni tanımıyorsun, bu zamana kadar sana hep başka bir doruk lanse ettim,ve üstelik seni sevmediğimi düşünüyordun bunun tam tersi olunca ne yapacağını bilememen ve hata yapman çok normal, seninle yemeğe çıkmak istiyorum çünkü sana kendimi anlatmak istemiyorum abinin bildiği gördüğü doruğu anlatmak istiyorum sana, abine söyledim ilk çünkü senin abin onay vermeyince gelmeyeceğini biliyorum, ama Yusuf ta benim gibi düşünüyor ve kabul etti şimdi sıra sende eğer istersen biz yarın akşam bir kez daha konuşalım olur mu "
Dedi heyacandan elleri titreyerek, merakla bekliyordu sidradan gelecek haberi kalbi heyacandan yerinden çıkacak gibi atıyordu.
Sidra ise doruğun bu ince davranışı karşısında ayağa kalkıp ona sarılmamak için zor tutuyordu kendimi, şuan evlenelim dese asla hayır demezdi sidra çünkü artık ayrı kalmak istemiyordu.
Masanın üstünde eliyle oynayan doruğa bakıp gülümsede di
"Olur gelirim doruk" dedi gülerek
Doruk aşırı mutlu olmuştu, o kadar mutlu olmuştu ki bunun belli olmaması imkansız bir şeydi
"seni çok seviyorum sidra hem de çok" dedi içine sığmayan mutlulukla
Gözlerinin içi parlıyordu sidranın, aşkla bakıyordu doruğa, yıllarca için de tutmuştu ona olan sevgisini, şimdi ona söylememek için hiçbir sebep yoktu.
Masanın üzerinde duran doruğun elini tuttu önce sonra gözlerinin içine baktı
"ben de doruk, bende çok seviyorum seni" dedi
Birbirlerinin elini sıkıca tuttular sonsuza kadar ayırmamak için
♥️
Sidra ve doruk yalnız kalmanı verdiği heyacanla bir şeyler konuşup Az da olsa vakit geçirdiler.
Rabia ve Yusuf ise gerginlikten neredeyse öleceklerdi.
Odaya bakmak için masadan kalkmışlardı, rabia altta yusufun yanın da ki oda da kalacaktı, aslında yukarıda sidra nın yanında ki oda da kalabilirdi ama Yusuf Rabia kendisine yakın olsun istiyordu, o yüzden bu kattaki odaya götürmüştü onu.
Odanın kapısısının önüne geldiklerin de Yusuf kapının önünde durup rabianın yanına gelmesini bekledi.
Durup arkasına bakacağı sırada rabia zaten yanına gelmişti.
Yusuf rabianın kokusunu içine çekerken, rabia ise sadece Yusufa bakıyordu, çünkü Yusuf o kadar çok rabianın kokusuna dalmıştı ki gözlerini kapattığını bile anlamamıştı.
Gülümsedi rabia, sevdiği adamın kokusunu içine çekmesi ve şuan yanında oluyor oluşu onu çok mutlu ediyordu.
"vanilya, kokunun adı yani, seninle tanıştığım günden beri aynı kokuyu kullanıyorum, senin en çok sevdiğin koku olduğunu biliyorum" dedi Yusufa bakarken
Yusuf çoktan gözlerini açmış rabia ya ya bakıyordu, gülümsedi ve aynı zamanda utandı,, kafasını çevirip kendine gelmeye çalıştı, çünkü rabia ya ya kötü yakalanmıştı ama bozuktaya vermeden konuşmaya devam etti.
"yanlış biliyorsun" dedi kafasını çevirip rabia ya ya bakarak
"nasıl yani, sen sevmiyor musun vanilya kokusunu" dedi rabia şaşırarak
Yusuf, rabianın omuzundan düşen şalını düzelterek;
"vanilya kokusunu sevdiğim doğru evet ama ben o kokuyu ilk sende duymuştum, yani aslında senin sayende seviyorum o kokuyu" dedi göz kırparak
Bu sefer utanma sırası rabia daydı, başını eğerek gözlerini kaçırdı, ama Yusuf tekrar gülerek konuşmaya başladı;
"ama bu kokuyu bir daha kullanma" dedi yumuşak ama ciddi bir yüz ifadesiyle
Rabia başını kaldırıp baktı Yusufa bir kaç saniye "neden" diye sordu.
Derin bir iç çekti Yusuf, yarım yamalak gülerek;
"ben kıskanç bir adamım rabia, bu kokuyu benden başkası duysun istemem" dedi gülerek
Rabia nın yanakları değil artık tüm vücudu yanıyordu, ama aynı zaman da şaşırıyordu da.
"sana ne oldu Yusuf, yemekten önceye kadar yüzüme zar zor bakıyordun ama şimdi, anlamıyorum, yani onca uzak durdun konuşmadın, bilmiyorum şuan kafam karıştı" dedi rabia alına takılan soruyla
"aptallık etmişim, kusuruma bakma, şimdi izin verde onca yılı telafi edeyim"
Dedi ciddi bir şekilde, rabia nın yüzünde olduğu gibi gönlünde de çiçekler açmıştı.
"tamam" diyebildi sadece ondan sonra odanın kapısını açıp içeri girdiler.
Rabia ve Yusuf sidra ve doruk
Şuan mutlu olan çiftlerdi ama her şey bir anda belkide 1 saatte bozulabilirdi. Ya yusuf gerçekten de Yusuf (a. s) 'mın imtihan olduğuyla imtihan olsaydı, o zaman rabia ne tepki verecekti.
Peki ya doruk H.z Eyüp gibi sabırlı olabilecekmiydi, çocuk gibiydi sidra aynı h.z ali gibi, peki ya onun gibi sadık ve güvenilir kalabilecek miydi.
Her şey zamanla belli olacak, zamanla yıkılıp tekrardan inşa edilecekti önemli olan bu sürede yılmamaktı.
DORUK 'TAN ??
Mükemmel bir sabaha uyanmıştım, yatağın içinde sırt üstü uzanmış dışarıdan sızan güneşin tatlı ışınlarıyla hayallere dalmıştım, yüzümde yine o Aptal sırıtış, ne zaman aklıma sidra gelse böyle oluyordu.
Derin bir iç çektim, mutluydum ben emindim ki akşam çok güzel geçicekti, sidra beni anlayacaktı, bide teklifime evet derse değme keyfime 1 sene sonra belkide karım olurdu rabia belkide bu yatakta yanımda o sırma saçlarıyla sidram olurdu.
Ben öyle güzel güzel hayaller kurarken kapım çalındı kafamı hafif kaldırarak, kapıya doğru bakıp 'gell' dedim.
Yavaş yavaş açıldı kapıldı, sonra o aşık olduğum gülüşüyle sidram girdi içeri, sırıtarak doğruldum yatakta;
"Günaydın doruk bey" dedi imalı imalı gülerek
"günaydın güzelim" dedim bende göz kırparak
Yanıma kadar gelip yatağın ucuna oturdu gözlerimin içine bakarak;
'' ne çok uyuyorsunuz siz böyle, öğlen oldu sen kalkana kadar"
Dedi gülerek:
"Uyku güzel şey hem gece uyuyamadım uykuya dalmam zor oldu biraz" dedim göz kırparak
"niye, neden uykuya dalamadın ağrın mı vardı" diye sordu sidra telaşla
"yok, seni düşündüm, nedense seni düşününce uykuya dalmam zor oluyor hayalinden bile ayrılmak zor gelir bana artık, evlensek mi ya sürekli yanımda kal" dedim imayla
Sidra gözlerini açarak bana baktı;
"ne evlenmesi doruk saçmalama, daha yan yana kavga etmeden 1 saat duramıyoruz evlilik nasıl olcak" dedi ciddi bir şekilde
Oysa ben sadece şaka olsun diye yapmıştım ama galiba Yusuf haklıydı baksana sidra bile öyle düşünüyordu, ben ise sadece yuvamı kurmak istiyordum,kendi babam gibi olmayacaktım asla hem eşime hemde evlatlarıma sevgi dolu olacaktım, ama sanırım bunun için sabretmem gerekiyordu, neysi benim imtihanım sabır etmekmiydi.
İster istemez yüzüm düşmüştü, düşüncelere dalmıştım, sidra anlamış olacak ki;
"doruk, asma ama yüzünü, elbette seninle evlenmek istiyorum seninle aile olmak istiyorum ama daha çok erken, bak daha yeni yeni kendimizi tanıyoruz sadece sevmek yetmez ki, düşünsene birbirimizi çok seviyoruz ama anlaşamıyoruz yada birbirimizi iyi tanımıyoruz o zaman nasıl ilerleteceğiz evliliğimizi, hem daha senin askerlik var, babam sen askere gitmeden vermez beni sana " dedi göz kırparak
Derin bir nefes alarak;
" haklısın evet, sadece artık daha yakınım da ol sarılayım doya doya öpeyim seni yanımdan hiç ayırmayım istiyorum, yanımdayken bile özlüyorum seni, hem askerlik işini de düşünme bedelli yapmayı düşünüyorum okul bitsin de işe başlamadan gitmeyi düşünüyorum" dedim morelsiz bir şekilde
Sidra utanmışa benziyordu, yanakları yine al al olmuştu, onun bu haline ister istemez gülümsemiştim.
Kendini toparlayarak, tekrar bana baktı;
"Hadi hadi, kalk artık kahvaltı hazır, abimle rabia da gelmiştir, gidelim biz de" dedi heyacanla
İç çekerek kalktım yataktan, ona bakarak;
"bekle beni güzelim yüzümü yıkayım öyle gideriz" dedim terliklerimi ayağıma giyerken, sidra yavaş yavaş ayağa kalkarak
"doruk"
"Efendim güzelim" dedim üstümü düzeltirken
"acaba diyorum üstünde ki tişörtü değiştirsen mi" dedi biraz utanarak
Tek kaşımı kaldırıp üstüm de ki tişörte baktım, gayet iyiydi aslında beyaz ince genelikle gece yatarken giydiğim tişörtlerimden biriydi.
"Neden ki" diye sordum merakla
"ya çok ince için gözüküyor, atlette giymiyorsun, baklavalarını sayabiliyorum resmen" dedi hafif kızarak
"Sen baklavalarıma mı baktın kız, ayıp ayıp" dedim gülerek ve yanından geçip giyinme odasına doğru gittim
"sevdiğim kız beni kıskanmışta üstünü değiştir demiş, bu benim için emirdir elbette değiştirim" dedim arkamı dönüp sidraya göz kırparak ve odaya girdim.
İnce Sweehtlerimden birini üzerime giyip dışarı çıktım.
Sidra ile göz göze gelince ona gülerek göz kırpıp banyoya girdim.
İşlerimi hallettikten sonra kapının önün de beni bekleyen sidranın yanına geldim, bana o kafar güzel bakıyorsu alıp içime sokasım geliyordu sıkı sıkı sarılmak istiyordum.
Derin bir iç çekerek baktım yüzüne, sidra ise hala bana bakıp gülüyordu, "çok güzel gülüyorsun" dedim yüzüne bakarak sonra elimi kaldırıp yanağını sevdim.
Utanarak başını öne eğdi, sonra boğazını temizleyerek;
"teşekkür ederim, ama çok fazla oyalandık, hadi gidelim" dedi kapıdan çıktıktan sonra, gülerek arkasından gittim yavaş yavaş utanınca hali tavırı değişiyordu ve bu halini çok seviyordum.
Fazla oyalanmadan aşağı kahvaltıya indik, yusuf masada durmuş telefonla bir şeylere bakıyordu, rabia ise tezgahta hala bir kaç parça malzemeyi sofraya götürüyordu.
"günaydın" diyerek girdim içeri, kızlar söylediğime tepki verirken Yusuf hala sıkıntılı bir şekilde telefona bakıyordu.
Yanına giderek omuzuna dokundum, bana bakıp tekrar telefonuna döndü.
"hayırdır yusuf bir sorun mu var" diye sordum.
Derin bir iç çekerek elinde ki telefonu masaya fırlatıp elleriyle yüzünü kapattı ve ofladı.
"sorun var evet,ve bende sinirden çatlamak üzereyim" dedi sinirli bir şekilde
"ne oldu ya anlat hallederiz" dedim yanında ki Sandelye ye otururken kızlarda masaya geçmişti. Göz ucuyla baktığım da kızların yer değişikliği yaptığını farkına vardım.
Sidra benim yanıma rabia ise yusufun diğer tarafına oturmuştu, herkes beyinin yanındaydı yani ?
Gülümsedim ama gülümsemin solması fazla uzun sürmedi, yusuf sıkıntılı bir şekilde konuşmaya başladı.
"ya bu staja gittiniz yerle alakalı, potranun kızı mı kuzeni mi neyse işte, takık bir kız ya, benden küçük olduğu çok belli yabancı birine de benziyor,bir türlü anlaşamıyoruz, sabahın köründe bana msj atmış şirkete gelmen lazım diye niye diyorum, seni özledim belki olamaz mı diyo, haspinallah" dedi gözlerini kapatıp yana doğru başını eğip burnundan soluyarak.
Son söylediği cümle ile rabia gözlerini kocaman açıp Yusufa baktı, yusuf ise hala sinirliydi.
"ya tamam Yusuf sinirlenme belliki manyağın biri salla boşver zaten haftada 3 gün bir kaç saatliğine gideceğiz oraya, takılma bu kadar" dedim sakinlikle
"elbette takmıyorum ve tınlamıyorum ama attığın msjlar bir görsen en az benim kadar senin de sinirleneceğine eminim"
Dedi sinirle, dirseğini masaya koyup anını ovalarken.
"ver bakayım msjlara" dedim elimi uzatarak, eline telefonu alıp açtıktan sonra msjlaşma uygulamasını açıp bana verdi, tam elinden alacakken Bi anda geri çekip sidraya baktı;
"önüne dön kardeşim, gözlerine hakim ol" dedi hafif sinirle
"bağırma lan kıza, sinirini başka bir şeyden çıkar" dedim elinden telefonu sertçe alarak
"aman aman toz kondurma zaten, kardeşim o benim istediğim gibi davranırım" dedi yine aynı ses tonunda
"Yusuf sus kardeşim" dedim sert şekilde ve msjları okumaya başladım.
Her bir msjı kaydırdığım da kaşlarım daha da çatışıyor, ağzım her seferinde daha da açık kalıyordu, resmen Yusufa göz koymuş gibiydi,hatta gibisi fazla resmen koymuştu.
Msjları okuduktan sonra telefonu yandan kapatıp Yusufa verdim, dediği gibi gerçekten sinirlenmiştim.
"dediğim kadar var dimi" dedi Yusuf
Kafa sallamakla yetindim sadece, göz ucuyla rabia ya ya baktığım da masum masum Yusufa bakıyordu ama bakışları biraz farklı idi sanki bir şeyden korkuyor gibiydi.
"bence olan biteni rabia anlat" dedim bir anda iksii de bana baktı sonra Yusuf rabia döndü biraz ikisi birbirine bakıp durdu.
Sonra Yusuf tan hiç beklemediğim bir şey yaptı, rabianın masanın üstünde ki elini tutup gözlerinin içine baktı;
"gel sana olan biteni anlatayım, sonra kahvaltı yapar eşyalarını almaya gideriz" dedi hala elini tutarken
Sadece rabia deği Yusuf dışında herkes şaşkındı, bir anda ayaklanıp rabia yı da yanına çekip mutfaktan çıktı.
Biz sidra ile göz göze geldiğimiz de bir anda gülmeye başladık
"abim az önce rabianın elini mi tuttu" diye şaşırarak sordu
Gülerek kafa salladım ve bende sidranın eline uzandım,
"evet, bak bende senin elini tutuyorum şimdi" dedim gülerek
Utanarak başını eğdi, ben ise narin ve yumuşak ellerine bakıyor onları seviyordum, aldığım yüzüğün sidranın parmağında nasıl duracağını hayal edip duruyordum.
"doruk elimi bırakta kahvaltı yapalım hadi" dedi utangaç bir şekilde
Gözlerine bakıp elini yuları kaldırıp öptüm, bu yaptığımla sidra nın yüzün deki gülüş biraz solsa da heyacanla nefes alıp verdi,
"bırakasım yok" dedim hala eli dudaklarımın üstün de iken
Yumuşacık ellerini tutuyor bir yanda da kokluyordum,
"doruk ama lütfen bak şimdi abim gelecek bırak hadi" dedi tedirginlikle.
'offf' diyerek elini yavaşça bıraktım
. Sidra gülerek önüne döndü
"adam kızı elinden tuttu gitti biz burda beyefendi gelince kızar diye adam akıllı sevgilimin elini bile tutamıyorum ya, işe bak" diye sitem ettim
Sidra gülerek önümüz de ki bardakları alıp tezgaha geçip çayları doldurdu, ben arkam dönük onun gelmesini beklerken,
Bir anda arkadamdan boynuma sarılıp, Derince nefesini içine çekti ve "çok güzel kokuyorsun" dedi hala yüzü boyun girintimde dururken, şaşkınlığımı atıp yüzümü ondan tarafa döndüm gülerek "sidra çok fazla yakınsın bana, kendime engel olmakta zorlanıyorum" dedim dudaklarına bakarak, sonra gözlerine baktım bana bakıyordu ışıl ışıl, biraz daha bana yakışıp yanağımdan öptü ve başını kaldırarak ellerini boynumdan çözdü tam bıraktı derken tekrar bana yaklaşıp, yanaklarımı sıkmaya başladı "canım sevgilim" diye gülerek çocuklar gibi sıktı yanağımı ve tekrar diğer tarafa öpücük kondurup ayrıldı benden, ben ise hala şaşkın bakıyordum etrafa yüzümde ki Aptal sırıtışla.
Bardaklar beraber masaya gelen sidra yanıma oturdu ve bana bakarak
"senin aksine ben kendime hakim olamıyorum" dedi göz kırparak
Uzun uzun baktım yüzüne sonra "seni çok seviyorum" dedim tekrar elini alıp öperken
Biraz daha bana yaklaşıp o da baktı gözlerime, sonra elini tuttuğum elimi ters çevirip o da benim elimden öptü
"bende seni çok seviyorum" dedi aşkla bakarak yüzüme
Gülümsedim, kalbim deli gibi atarken, karnımda kelebekler adeta dans ederken ben Aptal bir sırıtışla aşk dolu baktım sidraya, sonra bir cesaret edip ona yavaş yavaş yaklaştım, sidra gözlerini kapatmıştı ve dudakları Aralanmıştı, sanırım onu dudağından öpeceğim sandı ama daha değil yani en azında burada bu şekilde mutfakta olmazdı, biraz daha yaklaşıp dudak ve yanak arasında ki o yerden öptüm, dudakları anında yana kıvrıldı.
Hala dudaklarım yüzünde ki iken konuşmaya başladım;
"senin şimdi şu şekilde bile öpmem aslında yanlış ama bende senin aksine her zaman kendime hakim olamıyorum, ama dudaklarının ben den kaçışı yok, eninde sonunda benimkilerke buluşmak zorunda" dedim fısıldayarak
Kokusunu Derince içime çekip, geri çekildim ve yüzüne gülümseyerek baktım.
Utançla başını öne eğdi, bende daha fazla utandırmamak adına önüme dönüp önümde ki kahvaltıdan yemeğe başladım, sidra da gülerek önüne bir şeyler alıyordu, tam o sırada içeri rabia ve yusuf girdi, onları öyle görünce sidra ile Bi anda kahkaha atmaya başladık, çünkü ikisi de Aptal gibi sırıtıyordu,ama aynı benim gibi Aptal aşık gibi yani. ?
"niye gülüyorsunuz be" diyerek girdi içeri Yusuf
Elimi omuzuna atıp, hala gülerken;
"yüzüne deki Aptal aşık sırıtışına gülüyoruz, kardeşim" dedim hala gülerek
Rabia ise gülerek başını eğdi ve yerine oturdu.
"abi seni şöyle göreceğimi hiç düşünmezdim, Allahım bu gözler daha neler görecek" diye benim başlattığım dalgayı devam ettirdi
Yusuf yerine geçerek;
"tabi düştük Bi kere elinize, geçin dalganızı, gördüm mü rabia beni düşürdüğün durumu" dedi rabia yaya dönüp göz kırparak
"ben bir şey yapmadım canım, o senin kendine hakim olamayışın" dedi omuz silkerek
Sidra ben şaşırarak;
"CANIM MI ?" diye tepki verdik.
Yusuf gülerek;
"He canım, bu kadar şaşırmayın ya alt tarafı sevgilim, güzel iki cümle söyledi o kadar" dedi rabia yaya bakıp göz kırparak
Biz yine aynı şekilde;
"SEVGİLİM Mİ ?" diye yine bağırdık, sonra kendime gelerek
"lan sen bana demiyormuydun yok sevgili olayı ters, olmaz falan fistan ne demek şimdi sevgilim"
Dedim hafid sinirle, yusuf benim aksime daha sakin bir şekilde;
"o sana öyle paşam" dedi gülerek
"lan" deyip Sandelye de oturan yusufun üstüne atladım ve Biraz cebelleştik
"lan, demek öyle, deme bana yasak, bundan sonra sidrayı yanımdan ayırına si.. (devamını getirmedim durdum çünkü Yusuf gözlerini kocaman açarak bana öldürecek gibi bakıyordu bende kendimi toplayarak) yani bu dünyadan silsinler" diye Yusufa vurmaya devam ettim.
Kızlar ise bize bakıp sadece gülüyordu, ben ise hala konuşarak Yusufa vurmaya çalışıyordum oda aynı şekilde bana karşılık vermeye çalışıyordu;
"bundan sonra sidra da benim sevgilim lan eli bana yapışık gezicez anladın mı alıp sevgilimi gidicem bu evden bu diyardan" diye hem gülüyor hemde Yusufa karşılık vermeye çalışıyordum
Bir süre yerde debelendikten sonra beraber ayağa kalktık, nefes nefese kalmıştık, birbirimize bakıp gülümsedik ve bir anda bir birimize sarıldık, kızlar şok olmuş bir şekilde bize bakıyordu.
'hayırlı olsun kardeşim, mutlu olmana çok sevindim " dedim kollarımı ona sararak
" eyvallah" dedi gülerek
Ayrılıp masaya geçtik
Rabia Yusufa bakıp "iyi misin Yusuf" dedi
Yusuf hala nefes nefeseydi, rabia ya yı kendine çekip omuzundan sarıldı ve şalının üzerinden öpüp "iyiyim güzelim" dedi sırıtarak sonra onu bıtakıp sandalyesine oturdu "bu eşek ile her zaman ki halimiz" diye devam etti.
Bende kendi yerime Gerçerken, bana endişe içinde bakan sidraya kaydı gözlerim, sidra yanıma yaklaşıp Sweeht imin altından kaldırdı ve yarama baktı, eliyle kontrol ettikten sonra Bira geri çekilip "hiç dikkat etmiyorsun kendine, yarana bir şey olsa ne yapıcan" dedi tek kaşını kaldırıp kızarak, bende yusufun yaptığı gibi yapıp kendime çekip şalının üzerinden öptüm, "iyiyim yavrum ya bir şey olmadı, hem ciddi değildik biliyorsun" dedim yerime geçerken.
YAZARDAN ?
Elini tuttuğu gibi çekiştirerek götürdü Yusuf rabia yayı odasına, içeri girer girmez telaşla baktı yüzüne "ne oluyor Yusuf" dedi rabia endişe ile yusuf derin bir nefes alarak başladı konuşamaya "rabiam seni bulmuşken kaybetmek istemiyorum, bilirsin beni yalan söylemem ben, staj için ayarladığımız şirkette bir kız var, dediğim gibi patronun bir akrabası ama beni pek ilgilendirmez, oraya başvurduğumuzdan beri bana karşı farklı davranışları var, şey anlamında işte sen anladın " deyip telefondaki msjları rabia yada gösterdi, ağzı açık okudu rabia msjları ne tepki vereceğini şaşırmıştı, aynı zaman da sinirlenmişti de, ama yusufu kıza hiçbir şekilse pas vermemişti bile, bunu düşününce içi rahatladı rabianın çünkü güveniyordu Yusufa
"bu nasıl bir kız ya gurursuz neler yazmış sana" dedi sinirle
Yusuf elimden telefonu alıp "beni çok ilgilendirmiyor rabiam ben sen beni yanlış anlama diye sana bunu açıklıyorum, haberin olsun diye" dedi rabia gülerek baktı Yusufa
"yusuf hala aklım almıyor bana karşı bir anda çok değiştin" dedi yine için deki merak duygusuyla Yusuf derin bir nefes alarak anlatmaya başladı her şeyi.
"dün sen annenle konuşmak için mutfağa gittiğin zaman anlattı her şeyi bana sidra, ben kendimi hep ailen bize karşı diye geri çekmiştim ama şimdi aramızda çok da bir engel yok bende kendimi geri çekmiyorum artık, dilediğimce seviyorum seni" dedi gülerek rabia şok olmuştu.