Bölüm 13 🦋

4645 Words
Rabia şok olmuştu, ne demişti yusuf öyle 'seviyorum' mu demişti, kalbi her zamankinden hızlı atıyordu atık şimdi, yusuf elini rabianın yüzüne yaklaştırıp baş parmağı ile okşadı. "sana bu zamana kadar bir kere yalan söyledim rabia oda seni kardeşim olarak görüyorum dediğim andı başkada yalan demedim, senin dinlemek istemedim sidra dan çünkü kalbime söz geçiremem yanına gelirim ailen ve benim aramda kalırsın üzülürsün diye dinlemedim, hata etmişim, şimdi onca yıla yanıyorum ve tekrar zaman kaybetmemek adına bu kadar içten davranıyorum sana olduğum gibi, ben seni seviyorum rabia hemde o 14 yaşında yanıma gelip ürkek ürkek bana baktığın ilk günden beri, bıkmadan usanmadan sevdim ve bekledim seni şimdi beklemek istemiyorum, iznin olursa, eğer sende istersen ömrümün sonuna kadar seninle olmak istiyorum " dedi Yusuf hala eliyle rabia nın yüzünü okşarken Rabianın gözünden yaş aktı, ama üzüldüğü için değil mutluluktan, bu anı yıllardır beklemişti ve şuan hayellerinden bile güzeldi. " neden ağlıyorsun "diye sordu Yusuf tedirgin olarak aynı zamanda gözünden akan yaşları siliyordu. " mutluluktan "diyebildi rabia sadece sonra iç çekerek konuşmaya başladı. " bu anı yıllarca bekledim Yusuf, hiç bu kadar güzel olacağını hayal etmemiştim, elbette izinim var elbette istiyorum, ben de seni çok seviyorum Yusuf " dedi rabia göz yaşlarını silerek Gülerek karşılık verdi Yusuf, kalbi aynı rabianın kalbi gibiydi hızlı hızlı atıyordu, daha fazla dayanamadı yusuf yılların özlemiydi kendini çekti ve sarıldı rabiaya ya sıkı sıkı. Şaşırmıştı rabia ama çok ta uzun sürmedi oda sarıldı Yusufa, yılların özlemini bu şekilde gidermeye çalışıyorlardı. Uzun süre kaldılar öyle sadece yüzlerini kendilerin den ayırıp gülerek baktılar birbirlerine, yusuf derin bir nefes alarak yine rabianın yüzünü sevdi bir eli ise rabianın belindeydi, bırakmıyordu daha çok kendine çekip sıkıca sarılıyordu. "bilirsin bana sevgili olayları ters ve doğruda bulmam, iznin olursa annenler buraya gelsinler yada gelince biz onlara gidelim ve niyetimin ciddi olduğunu söyleyeyim, okul bitene kadar Bi söz nişan yada nikah yapalım iste birşeyler benimde okulum bitince düğün yaparız olmaz mı " diye sordu merakla Rabia gülerek" bu nasıl evlenme teklifi Yusuf hani yüzüğüm nerede " dedi alayla Yusuf gülerek " Sen hele Bi şimdi evet de anneler de rıza göstersin sen o zaman gör teklifi"dedi çapkınca Rabia da elini kaldırıp yusufun yüzünü okşamaya başladı; "etmesen de olur yusufum, beni sevdiğini biliyorum ya gerisi önemli değil" dedi aşk dolu bir şekilde İki side birbirine aşk dolu bakıyordu birbirlerine uzun süre baktılar sonra Yusuf rabianın alnından öperek; "hep hafız bir eşim olsun isterdim, hayırlısıyla nasip oluyor inşallah" dedi gülerek Rabia utanarak başını eğdi sonra aklına annesinin ona söylediği şey geldi ve ciddi bir şekilde başını kaldırıp Yusufa baktı; "Yusuf" dedi gözlerini içine bakarak Yusuf rabiayı kendine biraz daha çekerek, aynı zaman da da eliyle yüzünü okşayarak " söyle güzelim" dedi tebessümle Rabia nın içi gidiyordu bu hallerine tekrar durup durup aşık oluyordu,daha fazla fazla oyalanmadan konuya girdi rabia "annemler seninle zaten konuşmak istiyor Yusuf, umre dönüşü direkt buraya gelecekler eğer senin de içinde bir sakıncası yoksa tabi" dedi tedirgin bir şekilde Yusuf, rabianın yüzünü sanki ezberler gibi hem seviyor hemde her bir ayrıntısına bakıyordu "ne için konuşmak istiyorlar ki" diye sordu Rabia biraz utanarak "geçmişte yaşanan olaylar için, annem ve babam sizinkilerden helallik almak için çok çaba sarf etti, yanlış anlama sizinkiler zorlamadı elbette ama annem ve babam vicdanen çok rahatsız oldular kendi içlerinde yani sonra da işte bir gün cesaretlerini toplayıp gittiler, şimdide senden helallik almak istiyorlar hemde kızlarının evleneceği adamla daha iyi tanışmak için " dedi gülerek Yusufun kalbi yine hızlı hızlı atıyordu heyacandan dili damağı kurumuştu" ağzın ne güzel laf yapıyor öyle, evleneceği Adam He, hem gelsinler elbette başımızın üstünde yerleri var, konuşalım burada kalsınlar gezelim vakit geçirelim hak ettik bence bunları, bide şey dicem biliyorlar dimi senin burada kalacağını " diye sordu Yusuf, bu zamana kadar hiç bu kadar uzun ve çok soru sormamıştı üstelik heyecanı her yerinden belli oluyordu, Kafasını salladı rabia" elbette var ve çok sevindiler o yurtta kalmamı istemiyorlardı pek " dedi gözlerini kaçırarak " bende istemiyordum ki sidra erkek kız karışık deyince kafam attı ne diyeceğimi bilemedim, yıkıp yakasım geldi ortalığı " dedi hafif sinirle rabia gülerek " fark ettim zaten ama dediğim gibi bilmiyordum, hem vardır her şerde bir hayır bak biz yine yan yana geldik seninle "dedi tebessümle Sonra yüzünü biraz asarak " ama o kız dann uzak dur Yusuf baksana sana neler demiş, güvenemiyorum zaten yabancı bir de utanmadan nelere kalkışmış ne yapsak bende mi gelsem seninle işe beni yanında bir görseler belki kız uzak durur senden olmaz mı" dedi merakla Yusuf gülerek "kıskanç hatunum benim, ama korkma bir şey olmaz biliyorsun beni pek yüz vermem öyle insanlara ama senide yanım da götüremem ya bir başkası senin güzelliğine vurulursa işte o zaman ben kafayı yerim, 2 hafta idare edelim sonra beraber yüzük alırız olmaz mı" " elbette olur yusufum, yeter ki sen iste ben seninle her şeye varım " Rabia ve Yusuf uzun zamandır görüşmemiş oldukları için bu anların tadını çıkarıyordu, yusuf her zaman harama günaha bulaşmamak için özen gösteren biriyken şuan rabia ya ya karşı koyamıyordu. Arada kendine çekiyor kokusunu içine çekiyordu, sarılmadan öpmeden duramıyordu. Farkındalardı aslında yaptıklarının günah olduğunu ama anın büyüsüne kapılıp kendilerinden geçmişlerdi, yinede fazla uzatmadan ayrıldılar birbirlernden ve kahvaltı etmek için mutfağa doğru geçtiler. DORUK 'TAN ?‍? Şuanlık her şey o kadar güzel görünüyordu ki, ben sidram ile Yusuf ise rabiası ile gayet mutlu birer çift olarak gözüküyorduk, öyledikte zaten, Kahvaltıdan sonra kızlara yardım edip salona oturmak için geçtik, öyle hep beraber oturmuş havadan sudan sohbet muhabbet ediyorduk ama onların yanı sıra benim ayrı bir heyacanım vardı çünkü akşam sidra ile tek başımıza yemek yiyecektik. Çok güzel bie restorantta bizim için mükemmel bir yer ayarlamıştım, sidranın seveceğine emindim, özellikle alkolsüz bir yer olmasına özen göstermiştim, bende zaten kazadan sonra hiç içmedim ve içmeyi de düşünmüyordum,hatta sigarayı bile neredeyse bırakmıştım, günde 1 paket içen ben bir buluş hafta olacaktı neredeyse daha samsunda iken aldığım paketim bitmemişti, bu durum dan şikayetçi değildim aksine aldığım en güzel karar olabilirdi, demekki haram olması boşuna değildi. Rabia ve Yusuf bir koltukta sidra ile ben bir koltukta oturuyorduk, yusuf ve rabia yaya baktığımda nasılda mutlu olduklarını gördüm, bu zamana kadar kaybettiği zamanlardan konuşuyorlardı, sidra ile bende İnternetten kendimize kıyafet bakıyorduk, aklıma gelen soruyla birlikte sidraya biraz daha yaklaşıp; "akşam için heyacanlı mısın" diye sordum gülerek Kafasını sallayıp, gülümsedi; "hem de çok, heyacanım böyle şeylele batırıyorum baksana" dedi elinde ki telefonu göstererek Bende onun bu dediğine gülerek "belli olıyor güzelim" dedim ikimiz de birbirimize bakıyorduk, sessizliği bozan sidra oldu; "saat kaç ta gideceğiz peki" diye sordu "saat 6 ya rezerve oluşturdum, trafiği falan hesaba katarsak 5 gibi evden çıkmamız lazım" dedim normal Bir şekilde Yaslandığı yerden doğrularak bana baktı; "neee" diye ufak bir şaşırma yaşadı "noldu ki" dedim merakla, saat daha 3 tü 2 saat vardı gitmemize, acaba o saatte başka bir işi mi vardı. "ya doruk bu şimdi mi söylenir" diye ayağa kalkarak çıkıştı. Ben ise olduğum yerden ona şaşkın şaşkın bakıyordum: "ya noldu ki ben hiçbir şey anlamadım" Sinirle baktı yüzüme; "ya 2 saatte ben nasıl hazırlanacağım, daha ne giyeceğime bile karar verememiştim, Ah doruk ya bunu neden sabah söylemedin bende kendimi ona göre ayarladım ben sanıyorum ki saat 8 de gidicez" Dedi üzgün bir ifade takılırken. Anlık gelen gerilme hisseyle kavrulan bedenim, şuan rahatlamıştı, çünkü kızdığı şey çok saçmaydı bir insan neden 2 saatte hazırlanamasın ki? " ya yavrum bende gerçekten bir şey oldu sandım, 2 saat var daha ben 2 saat te 10 defa giyinirim, sen zaten güzelsin o kadar abartmana gerek yok ki, çek Bi elbise gidelim işte" dedim,onu rahatlatmak için ama sanırım daha çok kızdırmıştım. Gözlerimi kocaman açıp sinirle baktı ve; "sus doruk sus, konuştukça batıyorsun" dedi ve rabia yaya döndü "Hadi gel gidelim benim odaya ya bir şeyler bakalım, 2 sattte nasıl hazırlanacaksam" dedi sonlara doğru sinirle bastırarak Rabia sakinlikle yerimden kalktı ve bana bakıp; "Sen ne giyeceksin" diye sorsu Dudaklarımı kıvırıp, rahat bir şekilde; "siyah pantolon ve siyah gömlek, klasik yani" dedim Rabia 'tamam' deyip sidranın yanına geldi "sende siyah elbise giy hem Beraber uyumlu olmuş olursunuz" dedi göz kırparak Sidra buna sevinerek "ay evet çok mantıklı" dedi ve ikiside yavaş yavaş yürümeye başladılar Yusufun aklına bir şey gelmiş gibi oturduğun yerden doğrulup kızlara dönerek; "rabia sen de hazırlanda yurttan eşyalarını alırız" diye bağırdı. "taaamaammm" diye bağırarak cevap verdi rabia sonrası sessizlik, yusuf ve ben salonda tek kalmıştık. Yusuf biraz daha rahat oturarak "2 hafta sonra misafirlerimiz var doruk" dedi ciddiyetle "kim, Hatice sultan ve Ali amca mı geliyor" Yusuf "yok rabia nın annesi ile babası" Şaşırarak "oha neden geliyorlar, ne için" Yusuf "benimle konuşmak istiyorlarmış, helallik almak istiyorlarmış, bende tamam dedim gerçi sana sormadım ama kusura bakma" Benn "ya oğlum saçmalama ne kusuru burası senin de evin elbette gelsinler tabi bende böyle bir şeye hayır demezdim" Yusuf "eyvallah, aslında biraz heyacanlıyım" Benn "ne için, annesi babası gelecek diye mi" Yusuf "hem öyle hemde onlara rabia ile evlenmek istediğimi söyleyeceğim" "neeeee" dedim olduğum yerden kalkarak "bismillah lan daha yeni yeni konuşmaya başladınız" Yusuf "biliyorsun doruk bana sevgili olayları ters, sanada dedim hatta, o yüzden uzatmaya gerek yok, ailesi kabul ederse annemlere söylerim gider isteriz sonra söz nişan nikah yaparız ben staj bitince de düğün yaparız uzatmaya gerek yok" Benn "lan ben aynısını deyince bana bir ton laf ettin benim neyim eksik senden ben niye böyle yapamıyorum" Yusuf "neyin eksik olduğunu ikimiz de biliyoruz doruk, başlamayalım yine" Ben "tamam tamam aman başlama, bu arada bir kaç gündür sen çalıştırmıyorsun ama ben bakıyorum YouTube den videolar falan izledim, sözler köşkü diye bir kanala denk geldim baya bir kaç video izledim, baya beğendim He" Yusuf yanıma yaklaşıp elini dizime koyarak; "aferin lan sana her şeyi kolay kavrıyorsun, ne yapsak senide hafızlığa mı versek" dedi gülerek Kaşlarımı çatarak kaç gündür merak ettiğim o soruyu sordum; "hafız ne demek, rabia yada hafız diyorsunuz, tam olarak ne anlama geliyor" Yusuf derin bir nefes alarak; "sana gösterdiğim kur'an-l kerim var ya, onu baştan sona ezberleyene hafız diyorlar" Şaşırarak yerimden doğruldum; "ne yani şimdi rabia, o kitabı baştan sona ezberledi mi" Yusuf başını sallayarak "evet" dedi gururla Ben ise hala şaşkın bir şekilde; "vay be akla bak aşırı zeki olması lazım" Yusuf "zaten hafız olanlar, normal insanlardan daha zekidir, çünkü beyin yapıları çok farklı çalışır, üzerlik hafız olan insanla 7 üniversite bitirmiş insan neredeyse aynı düzeyde" Ben "ben o kadarr zeki değilim,yusuf yapamam ki" dedim umutsuzlukla Gülerek baktı bana; "öyle deme doruk Allah nasip ederse her şey olur" Derin bir iç çekip arkama yaslandım, dalgın dalgın düşünmeye başladım, nasıl oluyordu acaba hafızlık yada onu ezberleyince ne oluyordu bunları düşünüp duruyordum. Gözüm duvardaki saatte değince çıkmamıza 45 dakika kaldığını gördüm. Sidradan hala ses soluk yoktu Yine içimi heyacan kaplamıştı, üstümü giyinmek için artık yukarı çıkmam gerekiyordu. Yaslandığım yerden doğrularak Yusufa baktım; "ben artık yukarı çıkayım üstümü falan giyineyim, anca çıkarız herhalde" Yusuf "senden yana şüphem yokta, sidra belki hazır bile değildir ben sana söyleyim" dedi gülerek Şaşırarak "yuh Yusuf ne diyorsun sen ya gideli 2 saat oldu, 2 saatte hazırlanmıştır herhalde" Yusuf gülerek; "hiç sanmıyorum,sidra özel günlerde hazırlanma konusunda gerçekten yavaş hareket ediyor ve seçemiyor içine kolay kolay hiçbir şey sinmez" İki elimi birbirine vurarak; "yandık o zaman ya, neyse en azına ben hazır olayım" dedim ve yavaş yavaş harekete ederek yukarı çıktım. Odalarımızın önüne geldiğim de, sidra ve rabia nın sesleri dışarı geliyordu; "ya rabia sanki bu çok yakışmadı gibi, acaba aynı renk mi taksam" "ya sidra saçmalama yas tutar gibi komple mi simsiyah Olcan" Diye kendi aralarında konuşuyorlardı, gülerek kafamı salladım ve odama girdim. Giyeceklerimi zaten önceden ayarlamıştım, giyinme odasına gidip giyeceğim siyah gömlek ve siyah kumaş pantolonu çıkardım ve yavaş yavaş giymeye başladım. Giyinme işlemim bitince saçıma şekil verip parfümü sıkıp içeri geçtim, bir kez daha aynada kendime baktıktan sonra koluma saatimi takıp kombinimi tamamladım. Saate baktığım da 5 e 15 dakika vardı, "umarım sidra hazırdır" diyerek odadan çıktım,hala odadan aynı konu hakkında sesler geliyordu, geç kalacağımıza şuan emin olmuştum. Sidra nın odasının kapısına gelip hafif kapıyı tıklattım ve kapıyı açmadan; "sidra ben hazırım aşağıda seni bekliyorum, geç kalma olur mu" "tamaammm" diye bağırdı içeriden. Gülerek aşağa indim. Yusuf hala bıraktığım gibiydi telefonun dan bişiler okuyup not alıyordu önünde ki deftere, merdivenleri inip hızla geldim yanına ve karşına geçtim; "şişt nasıl olmuşum yakışıklı" diyerek takıldım Yusuf baştan aşağa beni süzdü sonra çapkınca bakıp ıslık çaldı; "offf bu ne yakışıklılık doruk bey, gözlerim kamaştı" dedi gözlerini kısırak, aklınca dalga geçiyordu puşt. Gülerek karşından çıkıp yerime oturdum; "ne itlik yapıyorsun ya, adam akıllı bir soru sordum" dedim gülerek "yanında dura dura kaptım senden bişiler" dedi gülerek İkimiz de gülüşüp havadan sudan konuşamaya başladık, saate baktığım da saat çoktan 5 olmuştu ama hala sidra yoktu, gideceğimiz yer uzak değildi ama yinede trafikle falan geç kalma ihtimalimiz çok yüksekti. Sidra gelene kadar yanıma aldığım siyah ceketin ceplerini kontrol ettim, hediyeyi sabah hemen yerleştirmiştim ama ne olur ne olmaz diye bakmakta fayda vardı. Ben öyle ceplerini kontrol ederken ayakkabı sesi duydum, zaten yüzük te koyduğum yerdeydi. Ceketi kenara koyup merdivenlere doğru baktım, ve bakmamla ağzımın açık kalması bir oldu. Sidra gerçekten çok güzel olmuştu, üstüne giydiği elbise şalı makyajı gerçekten bir melek gibiydi, bir kez daha aşık olmuştum onun o haline. Merdivenlerden inip yanıma gelene kadar gözlerimle takıp ettim onu yüzünde aşk dolu bir sırıtma, öylece baktım ona, kendimi kaybetmiş gibiydim, sanki dilim tutulmuştu. Gözlerimi içine bakarak yanıma geldi, ilk bir kaç saniye birbirimize gülerek baktık, o kadar kaptırmıştım ki sidraya kendimi, ne söyleniyor onu bile anlayamıyordum. "heyyyy doruk efendi, uyan hadi geldik" dedi Yusuf omuzu dürterek "He" dedim irkilerek yüzümü ona döndüğüm de Bir anda herkes gülmeye başladı "ne oluyor ya" diye şaşkınca bakmaya başladım onlara, ama hala gülüyordu. Sonunda rabia gülmesini bastırarak; "doruk gerçekten çok komiksin, kız yanına geleli Bi 5 dakika olmuştur, sadece komik bir şekilde sırıtıyorsun, cidden aşırı komiksin" dedi yine gülmeye devam ederken. Bende gülüp başımı öne eğdim biraz öyle durduktan sonra, kafamı kaldırıp sidraya baktım, hala bana ışıl ışıl bakıyordu; "karşımda ki güzellik aklımı aldı ne yapayım, çok ama çok güzel olmuşsun sidra yeniden aşık olmuş gibiyim, büyülendim resmen" dedim hala sidraya aşkla bakarken Sidra utanarak başını eğdi, sonra tekrar bana bakarken; "sende çok yakışıklı olmuşsun, seni ilk defa böyle görüyorum" dedi o naif sesiyle Ben ise cevap vermek yerine sadece sidraya bakıyordum, biraz öyle durduktan sonra Yusuf araya girerek; "sabaha kadar birbirinize bu şekilde bakmaya devam mı edeceksiniz" dedi imayla Yine anlık irkilme ile dönüp ona baktım ve güldüm, sonra sidraya biraz daha yaklaşıp kolumu uzattım; "artık gidelim mi" dedim gülerek, Sidra koluma girerek kafasını salladı, ve yavaş yavaş yürütmeye başladık, yürürken bile sidraya bakıyordum, sanki gözlerimi olan alırsam kaybolacakmış gibi hissediyordum. Kapıya geldiğimiz de tam kapıdan çıkacakken Yusuf seslendi, yani daha doğru böğürdü desem daha yerinde bir kavram olurdu. "doruk ceketin" Aklıma bir şeylerin dank etmesiyle, sidraya bir şey demeden koşup hemen ceketimi almaya gittim. "lan yavaş yavaş kaçmıyor ya" dedi Yusuf alayla Ona bakıp gülerek; "belki kaçıyordur, hadi görüşürüz" deyip hızla çıktım yanların dan "iyi eğlenceler" diye bağırdılar arkamız dan. Sidra nın yanına geldiğim de, aynı zamanda ceketimi de giyiyordum "aklımı aldın kızım, ne yapacağımı şaşırdım valla bu kadar güzel olunur mu" dedim göz kırparak Sidra gülerek; "eh ikimizin de aklı 5 karış havadayken gidelim mi artık" dedi Bende kafamı sallayıp kapıyı açtım ve sidranın geçmesi için yana kaydım boşta kalan elimi ileriye doğru uzatarak; "buyurun matmazel" dedim gülerek Gülerek yürümeye başladı sidra, bende kapıyı kapatıp yanına gittim ve elini tutarak arabaya kadara yürüdük. Bundan sonrasında pek bir şey olmadı, şansımıza trafik fazla yoktu ve hızlıca ayarladığım yere gelmiştik, arabadan inip sidranın yanına gidip kapısını açtım ve elimi uzatarak, elimi tutmasını bekledim. Sidra da elini tuttuktan sonra ikimizin de yüzünde memnun bir ifadeyle mekana doğru ilerdik, sidranın mekanı beğendiğini anlamıştım çünkü etrafa Hayran hayran bakıyordu. Rezerve ettiğim masaya gelince yine centilmenlik yapıp sidranın oturacağı sandalyeyi çektim, oda bana gülümseyerek yerine oturdu. Bende yerime geçtikten sonra dirseklerini masaya koyup ellerini çenesinin altında birleşrirdi,bana gülümseyerek; "doruk burası çok güzel, bayıldım" dedi Hayran hayran etrafa bakarken Bende aynı şeklide ona bakarak; "beğenmene sevindim" dedim tebessüm ederek Biz öyle birbirimize bakarken yanımıza garson geldi ve bir şey isteyip istemediğimizi sordu, biz de menüye bakıp siparişlerimizi oluşturduk, garson yanımızdan ayrıldıktan sonra siparişler gelinceye kadar havadan sudan konuştuk, çünkü konuyu açıp bölünsün istemiyordum. Bir kaç dakika bekledikten sonra sipariş ettiğimiz yemekler de gelmişti, biz yine gülerek ve şakalaşarak yemeklerimizi yedik, ortama biraz sessizlik çöktüğün de, sessizliği bozan ilk sidra oldu; "evet doruk, artık konuşamaya başlayacak mısın" diye sordu Ben de duruşumu dikleştirerek, konuşmaya başladım; "evet başlayalım konuşmaya ama sözümü kesmeden beni dinle olur mu?" "tamam" dedi sidra aynı zaman da başıylada onaylarken. Derin bir nefes aldıktan sonra konuşmaya başladım; "Babam karayel soyunun tek varisi, bilirsin soy ilerletme olaylarını dedem sürekli babama evlen evlen diye baskı yapmış, babamın da o zamanlar sevdiği bir kız varmış tamam demiş babam evlenirim bana bu kızı iste kabul etmemiş dedem o kız bizim ailemize uygun değil falan demiş, aslında hikayemin başı klasik kavuşamama hikayesi işte tek farkla babam annemle evlendikten sonra o sevdiği kız bu durumu kaldıramıyor ve intihar ediyor karnın da bebekle " dedim " ayy ya ciddi misin " diye üzülerek sordu sidra, ben durup ona baktığım için konuşma gereği duymuştu, ama üzüldüğü her halinden belli idi, gözleri dolu dolu bana bakıyordu. " evet maalesef ki evet, tabi sonra babam bunu öğreniyor, bir nevi sinir krizleri hastanelik olma durumları falan yaşanıyor, dedemle kavga ediyor, konuşmuyor falan öyle öyle geçiyor yıllar, tabi dedem için önemsiz böyle şeyler o hep başka şeylerle doldurur kafasını, bu seferde babama torun istiyorum diye tutturmuş, tabi babam istememiş zaten annemle evlendikleri günden itibaren babam anneme elini bile sürmemiş, sevmemiş hiç, dedem de böyle isteyince yine olmaz demiş, istememiş falan hatta anneme git başkasıyla ol falan da demiş, yani babam o kadar istememiş annemi, tabi bu durum annemin zoruna gidiyor ve babama ufak çaplı bir oyun oynuyor, sonrasında ben olmuşum işte, dedem çok sevmiş beni sahiplenmiş korumuş kollamış, yani kollamış diyorum neden çünkü babam beni öldürmek istemiş annem ise kabullenememiş beni alışamamış, hala da öyle der, ama dedem hepsini inat büyütmüş işte beni aklım bir şeylere ermeğe başladığı zaman hep sorgulamaya çalışırdım, annem neden bana sarılmıyor yada babam neden benimle oyun oynamıyor diye düşünürdüm hep, çok sonra anladım tabi orası ayrı, sonra zamanla babam ve annem değişti bana karşı yumuşak oldular beni anladılar ne istersem yaptılar iyi bir aile olmuştuk, diyordum hep içimden, annem ve babam beni çok seviyor " dedim burukça gülerek, Sesimin titrememesine özen gösteriyordum ama pek olmuyordu, ister istemez gözlerim dolmuştu, tekrar derin bir nefes alarak konuşmaya başladım; " bu böyle biraz gitti, mutlu aile tablosu yani, sonra bir anda yine eskisi gibi olduk, beni sevmediklerini o kadar çok belli ediyorlardı ki anlamamak için Aptal olmak gerekirdi, ve ben o zamanlar Aptal olmayı tercih etmiştim, yapabildiğim kadar yaptım Aptal rolünü, inandım hep onlara beni sevdiklerine, olabileğimize inandım, çünkü inandırdılar ve bir zaman sonra yine aynı anne baba oldular, o zaman anlamıştım, umut etmenin aslında bana göre olmadığını, şimdi sen diyeceksin madem bu kadar sevmiyorlardı neden boşanmadılar, boşanmak istemişler elbet hemde milyon kez ama dedem her seferinde olmaz demiş, oğlunuza bakın aile olun demiş, ama bizimkiler olamadılar işte, hep merak etmiştim annem ve babam neden bana bir gün iyi bir gün kötü davranıyor diye, bunda yusufun kaza geçirdiği gün öğrenmiştim" İç çekerek doğruldum ve önümde duran Sudan bir yudum aldım, eskileri hatırlamak bana iyi gelmemişti, ama söz vermiştim sevdiğim kıza hepsini anlatacaktım, ben öyle dalgın dalgın düşünüp kendimi toparlamaya çalışırken, sidra masanın üzerin deki elimi tutu sıkıca bana bakıp; "anlatmak zorunda değilsin doruk, gerçekten bak, başka şeyler konuşabiliriz" dedi sevecan bir şekilde Kafamı iki yana sallayıp; "hayır anlatmak zorundayım" dedim burukça gülerek Rabia başını öne eğerek; "sana kendini anlatmak zorunda hissettirdiğim için özür dilerim ben bilemedim, özür dilerim" dedi gözünden yaş akarken Elimi tuttuğu elini sıkıca kavradım ve kaldırıp öptüm "ağlama güzelim, başta benim anlatmam lazımdı sen kendini zorunlu hissetme hem seninle bir ilişki yaşayacaksak aramız da sır olmamalı, ben annem ve babam gibi olmamalıyım" Dedim üzgünce, sidra ise dolu dolu gözlerle bana bakıyordu. Yine derin bir nefes alarak konuşmaya devam ettim. "neyse işte, o gün ben evden çıkarken annemle babam kavga ediyordu, benim evden çıktığımı bile görmediler, yine kendimi ve ailemi sorgulayarak çıktım evden o gün, liseye başlamışım hemde çok iyi bir okul bir kere bile tebrik etmediler, neyse dedim çıktım evden sonra işte yusuf kaza geçirdi hastaneye gittik, Hatice sultanla ilk o zaman konuşmuştum, üzüldüm o an çaresiz oluşuna samsun İstanbul arası nerden baksan 11 saat üstelik kendi arabanla bile bu kadar uzun sürüyorken onun o acaba evladıma bir şey oldu mu yada öldü mü düşüncesi ile yolculuk yapmasını istemedim ve ilk defa o gün babamdan bir şey istedim, sorguladı elbette ama fazla uzun sürmedi emin ol, sonra işte siz geldiğiniz sizi o şekilde görünce kendi kendime dedim ki aile dediğin tam olarak böyle bir şey, Hatice teyzeyle ali amcanın sizi ne kafar sevdiğini gördüm,o zaman işte kalbim acıdı bu gerçekle çünkü annem ve babam bana bu şekilde hiç davranmadılar dedim, hastaneden eve geçtiğim de annemle babam yine ve yine kavga ediyorlardı, dayamadım artık ve o gün ilk defa bağırdım onlara, siz neden böylesiniz diye hesap sordum onlara o zaman öğrendim gerçeği, babam tiksinircesine yüzüme baka baka anlattı her şeyi, üstelik annemde babama destek çıktı, o gün o evde tek başımaydım, kimsem yoktu, yalnızdım ama yine de hiç ağlamadım biliyor musun bir damla yaş akmadı gözümden, sonra madem öyle neden bana umut verdiniz dedim neden bana iyi davrandınız dedim, o zaman da diğer bir gerçekle yüzleştim." Burukça gülerek; " dedem, meğerse bütün mirasını bana bırakmış, üstelik annem ve babam boşanırsa mirastan hiçbir pay alamayacaklar, yani babam artık bir karayel olmayacak, tabi babam zaten hayatında bir kez kaybetmişti, bir daha kaybetmek istemediği için bunu kabullendi, ama yine de annemi hiç sevmedi ben babamın yanında çok kadın gördüm sidra ama annemi hiç görmedim, annemi de kendi yanımda hiç göremedim, o hep babam onu sevsin diye uğraştı ama yok sevmedi babam, bana iyi davrandıkları zaman dedem bizde kalmaya gelirdi 3 gün 5 gün kalır giderdi dedem biz de kaldığı zaman bana bu sebebten dolayı iyi davranıyorlardı, kullanıyorlardı yani beni, ben o gün o evden çıktım bir daha geri dönmemek üzere bana verilen tüm imkanları kullandım, tek arkadaşım Yusuftu ve ben ona bütün servetimi harcardım, ama yusuf elbette öyle yapmadı, şu zamana kadar benden para istediğini hiç görmedim, adama evde para vermeden kalması için kaç gün yalvardım bilmiyorum "dedim gülerek Sidra da gözündeki yaşları silerek güldü, sonra konuşmaya başladı. "abim öyledir, kendini yalvalrılmasını pek sever" dedi burukça gülerek "evet öyle ama benim hayatım da beni koşulsuz ve karşılık beklemeden seven tek kişiydi, ta ki ailesiyle tanışana kadar, annen baban beni hiç yadırgamadı sarıp sarmaladılar sizden ayırmadılar beni, ben sizin sayenizde kendime gelebildim sidra eğer siz olmasaydınız ben o gün o evden çıkar, kaybolur giderdim,gerçi kendimi kaza geçirdiğim güne kadar kaybolmuş sanıyordum hala, kazadan sonra tüm hayatım değişti, beni sevdiğini öğrendim, duygularımın karşılıklı olması hayatta yaşama sebebim olduğunu hatırlattı bana, sonra iste o gün sen öyle deyince ister istemez yıkıldım, hele seni kandırıyor olmamı düşünmüş olman beni biraz yaraladı, o gün rabia bana sidra seni tanımıyor neyi nasıl yapması veya sana nasıl davranması gerektiğini bilmiyor anlatmassan bu şekilde bocalaması çok normal demişti, eğer bu düşünce aklıma girmemiş olsaydı emin ol seni affetmem bu kadar kolay olmazdı" dedim tebessüm ederek Sidra başını öne eğerek masanın altında elleriyle oynamaya başladı, sonra derin bir iç çekerek kafasını kaldırıp bana baktı; " özür dilerim doruk, bilmiyordum, gerçi bilsem de bilmesem de abimin dediğini doğruydu, her ne olursa olsun birine umut verip yarı yolda bırakmak çok doğru bir şey değildi, hata ettim, zaten amacım seni de üzmek değildi ama neden böyle bir şeye kalkıştığımı bende anlamıyorum, sanırım işin sonunda üzülmek istemedim " dedi üzgünce " seni suçlamıyorum sidra yanlış anlama durup düşündüğün zaman senin yerinde ben olsam bana güvenmekte zorluk çekerdim, ama bana inan sidra beni seni çok seviyorum, ben bu değişimi senin için yapmıyorum sidra, size söylemedim ama ben o hastane de gördüğüm rüyadan bir kez daha gördüm, ve kendimi o kadar mutlu ve huzurlu hissettim ki hep bu şekilde olmak istedim mutlu ve huzurlu, bunun da yolun dini tam anlamıyla öğrenmekten geçtiğini anladım, kendim deki bu isteme azmi üzgünüm ama seninle alakalı değil " dedim tebessüm ederek Sidra da aynı şekilde gülerek; " iyi ki benim için değil doruk, zaten öyle olsaydı emin ol bu kadar istemezdin, Bi yerden sonra sıkalabilirdin, üstelik çok şanşlısın " dedi gülerek " ne için " diye sordum merakla Gülerek oturduğu yerde doğruldu ve bana baktı; "hayatını Allah yoluna adamış, alimler, zaatlar bile senin gördüğün rüyaları görmemiştir, ne şanslısın ki sen 2 kez gördün, ne gördüğünü o kadar çok merak ediyorum ki ama anlatma, anlatma ki sen hep gör ve hep mutlu ol" dedi gülerek Aşkla bakıyorduk bir birimize, bir süre öyle bakıştık ve şu anın tam zamanı olduğunu anladım ve ayağa kalkarak sidranın yanına gittim ona doğru dönerek diz çöktüm, ellerini tutup bana bakmasını sağladım, sonra konuşmaya başladım; "ister inan ister inanma ama benim hayatıma giren tek kadın sensin, bana demiştin ya benim ilklerim sana ait ama seninkiler kime ait bilmiyorsun bile demiştin ya, biliyorum sidra benim de ilklerim hep sana çıkıyor, maksat dokunmak değil ki maksat dokunsuğun da hissettiğin o duygu, ve ben sana her dokunduğum da kalbim titriyor, heyacanlanıyorum, elim ayağım dolaşıyor, konu hissetmekse eğer ben bütün hisleri ilk sende yaşadım ve bunun sonsuza kadar sürsün istiyorum " dedim Elimin birinin bırakıp cebimden yüzüğü çıkardım, sidra şaşkın şaşkın bana bakıp " doruk saçmalama ciddi olamazsın, daha bu sabah... " diyemeden sözünü kestim " biliyorum sidra, bu bir evlilik teklifi değil, tamam yani teklif ama evlilik teklifi değil, sakin ol ve beni dinle" dedim gülerek Elleri titriyordu, heyacanlamdığı çok belli oluyordu, kendine gelerek bana baktı; "tamam dinliyorum" dedi gülerek Bende yüzüğü çıkarıp kutunun kapağını açtım ve sidraya uzatarak; "Bu yüzük bir evlilik teklifi yüzüğü değil belki ama eğer bunu kabul edersen, hayatım boyunca benim yanımda kalacağını, ağlasakta gülsekte kavga bile etsek hep yan yana olacağımızı, birbirimiz den hiç kopmayacağımızı anlayacağım, yani bir nevi sözlenmişiz gibi düşün sonra yeri ve zamanı gelince sana çok güzel bir evlilik teklifi ederek seninle bir aile kurmaya hazır olacağım ama şimdilik sen sidra karasu benimle şu ölümlü dünya da elimi Hep tutacağına söz verir misin " Diye sordum, heyacanla bekliyordum vereceği cevabı, bir süre yüzük ve benim aramda gitti gözleri ve en sonunda bana bakarak; " evet söz, Allah nasip ederse ben senin hayatının her anında olmaya varım, sana söz doruk " dedi gözünden yaş akarken. Çok mutluydum, hayatım da hiç bu kadar mutlu olmamıştım, ellerim titriyor kalbim çok hızlı atıyordu, heyacandan nefes almak bile zor oluyordu bana. Kendime gelmeye çalışarak yüzüğü kutudan çıkardım ve parmağına taktım, sonra ayağa kalktım, sidra parmağında ki yüzüğü incelerken ışıl ışıl gözlerle bana baktı; "doruk bu yüzük çok güzel" dedi Hayran hayran Kafamı sallayıp; "hiçbir şey sen kadar güzel olamaz sidram, senin güzelliğin bu dünyada ki her şeye bedel" dedim ona bakarken. Sidra gülerek ayağa kalktı tam karşım da durup kollarını bana sardı benimde kollarım anında beline gitmişti, ve sıkı sıkı sarılmıştık. Bir süre öyle kaldıktan sonra sadece yüzlerimizi ayırırarak bana baktı, ellerim hala belindeydi, sidra bana bakarak tek elini kaldırıp yanağıma koydu ve okşama başladı, dudaklarını aralayarak; "seni çok seviyorum doruk hemde çok, seni hayatım boyunca o kadar çok sevicem ki hiçbir şeyin eksikliğini yaşayamayacaksın, bütün yaralarını sevgimle sarmaya hazırım ben" dedi gülerek ve biraz daha bana yaklaşıp dudağım ve yanağım arasında ki o yerden öptü. Evet hatada olsa bir çok kadınla öpüşmüş olabilirdim ama hiçbir zaman hissettiğim şu duyguyu hissetmemiştim, o yüzden sidra da benim her şeyde ilkim di. Kafasını benden uzakkaştırarak bana baktı, ağzım açık öyle şaşkınca ona bakıyordum, ama kalbim adeta yerinden çıkacak gibi atıyordu. Gülerek çenemi oynattı ve; '' kendine gel doruk " dedi Kafamı sallayarak toparladım kendimi ve gülerek; " doruk değil aşkım yada hayatım yada bebeğim de olur ama fovorim tabiki kocam demen ama zamanla oda " dedim gülerek ve uzanıp yanağından öptüm sonra sarıldım. Hala ona sarılırken" bende seni çok seviyorum güzelim, bitanem, her şeyim, iyi ki benim hayatımdasın " dedim sıkıca ona sarılırken. Hayatın bana ne getireceğini bilmiyordum, yada bundan sonra ne yaşayacağımı, ama ne olursa olsun hayatımda hep sidra olacaktı ve ben onunla yeniden doğmuş olacaktım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD