Yağmur kasabadan çekilmiş, gökyüzü gri bulutlarını ardında bırakmıştı. Tarık derin bir nefes aldı; uzun süredir kapalı ve boğucu olan havanın üzerindeki ağırlığı biraz olsun azalmış gibiydi. Karakolun sessiz odasında masanın başına oturmuş, dosyaları gözden geçiriyordu. Ancak içindeki huzursuzluk, dosyaların resmi cümleleriyle dağılıp gitmiyordu. O sırada memur, dosyalardan birini eline alarak Tarık’a yaklaştı. “Komiserim, birkaç hafta önce evde yarısı parçalanmış halde bulunan kadının katilini tespit ettik,” dedi, sesi düşük ama ciddi bir ton taşıyordu. Tarık gözlerini kısıp memura baktı. “Evet? Kimmiş?” diye sordu. “Ölen kocasının yeğeni çıktı. Kadına evi boşaltmasını söylemiş, kadın karşı gelince onu öldürmüş. Ama parçalamadığını iddia ediyor. Kadın da kurşunlanarak öldürülmüş,” memu

