Kayra yine erkenden uyanmıştı. Güneş henüz dağların ardından doğmamış, gökyüzü morla lacivert arasında bocalarken dünya loş bir uykudaydı. Ama onun için her gün bir öncekinin devamıydı; disiplinin, kontrolün ve tetikte olmanın günü. Odanın penceresini araladı. Hava serindi, dağların esintisi geceyi hâlâ içinde taşıyordu. Derin bir nefes aldı, sonra hiç zaman kaybetmeden sporunu yapmak üzere matını yere serdi. Birkaç esneme hareketiyle başladı. Nefesini tutarak yaptığı şınavların her birinde sabahın sessizliğini yalnızca kendi nefes sesi deldi. Arada bir kuş ötüşü, belki rüzgârın evin çatısına çarpan uğultusu… Ama o an için dünya yalnızca onun gücünü sınayan bir oyun alanıydı. Banyodan çıktığında üstü başı çoktan hazırdı. Islak saçlarını hızlıca geriye doğru taradı, çantasını omzuna aldı

