Damla’nın ağzından: SABAH SAATLERİ- ERTESİ GÜN. Mutfağa indiğimde konakta garip bir sessizlik vardı. Sabah kalabalığından sonra bu sessizlik bana hep ağır geliyordu. Tezgâhın başına geçtim. Dolaptan yoğurdu çıkardım. Zeynep için hazırlayacağım meyveli yoğurdu düşünerek muzları ve çilekleri tezgâha koydum. Elim bıçakta, aklım başka yerdeydi. Yoğurdu kaseye boşalttım. Kaşığı aldım. Karıştırmaya başladım. Karıştırdıkça içimdeki düğüm de dönüp duruyordu. Düşüncelerim birbirine dolanıyordu. Asalet Hanım’ın sözleri kulağımda yankılanıyordu. Tarık Ağa’nın yüzü gözümün önünden gitmiyordu. Yoğurdu biraz sert karıştırdığımı fark etmedim. O sırada mutfak kapısı açıldı. Leman içeri girdi. Üzerindeki önlüğüyle bana baktı. “İyi misin Damla,” diye sordu. “Bir tuhaf görünüyorsun.” Başımı kaldırdım.

