Çiftlikten erken dönmeye karar vermiştik zira Zeynep hastalanmıştı hafif. Ateşi çıktığı için Tarık ağa endişelendi ve yola erken çıkmaya karar verdik. Yol uzadıkça akşam daha belirgin hâle geliyordu. Arabanın içi ağır bir sessizliğe bürünüyordu. Zeynep kucağımda yatıyordu. Küçük bedeni bana yaslanmış duruyordu. Nefesi düzenli bir şekilde çıkıyordu. Saçları koluma dökülüyordu. Cam kenarında oturuyordum. Gözlerimi dışarıya sabitlemiştim. Güneş yavaş yavaş kayboluyordu. Gökyüzü turuncu ve mor tonlara bürünüyordu. Yol kenarındaki ağaçlar karanlıkta uzayıp gidiyordu. Zeynep’in başını biraz daha göğsüme çektim. Üşümesin diye üzerini düzelttim. O an içimde garip bir huzur oluştu. Bu küçük çocuğun bana bu kadar güvenmesi beni yumuşatıyordu. Camdan dışarı bakmaya devam ettim. Düşüncelerim yavaşla

